Kapitalizmin emperyalist çağında dev şirketler, kendi iç pazarlarını ele geçirirken rakiplerini boğdu ve dünya pazarına açıldı. İnsan ve doğa boyunduruk altına alındı. Hükümetler, ücretler, emeğin niteliği ve denetimi, eğitimi, sendikalar, siyasal rejimler dev şirketlerin ilgi alanına girdi. Tıpkı İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü soykırım gibi.
Türkiye emperyalist ağların bir parçası. Ve günümüzde bu ağların yaşadığımız ülkede ‘soykırım istasyonları’ kurduğunu göreceksiniz.
Esasında dev şirketler dünyayı adımlıyor. Değer biriktiriyor ve ‘ufku’ soykırımı da içerecek şekilde açık. Kapitalizm geliştikçe ham madde ihtiyacı artıyor ve rekabet daha can alıcı hale geliyor.
İsrail ve ABD’nin Gazze başta olmak üzere Filistin’in tamamında uyguladığı ‘soykırım’ bir siyasal rejimdir ve hedefi elbette ‘ham madde’ ya da savaş gelirini aşıyor. Ancak soykırım yıllarında Türkiye’de siyasal iktidarın iç siyasete odaklı hamaseti de, emperyalist güçlerle koruduğu ilişkileri de daha görünür kılıyor.
Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasından 6 ay 26 gün sonra, “Başta Amerika olmak üzere bunlar hep İsrail’e çalışıyorlar. Ne yazık ki Filistin’in o garip gureba, fakir, yoksul insanları İsrail’in bu bombaları karşısında ölüme mahkum edildiler. Bunun karşısında artık biz daha sabredemezdik. Adımlarımızı attık. Aramızda 9.5 milyar dolarlık bir ticaret hacmi vardı. Bu ticaret hacmini de biz yok farz ederek bu kapıyı kapattık. Bundan sonrası hayırlı olsun” diyordu. Bundan sonrası ne oldu?
İki küresel tüccar: Vitol ve Heritage Petroleum
Oil Change International (OCI) ve SOMO iki gizli petrol tüccarının İsrail’in Filistin’e yönelik devam eden askeri saldırganlığını besleyen ham petrolü sağlamaya nasıl yardımcı olduğunu kazıyarak ortaya koydu. Vitol ve Heritage Petroleum adlı iki şirket soykırımın başladığı 2023 sonlarından bu yana İsrail’e ham petrol sevkiyatında ana oyuncular olarak ortaya çıktı.
İthal ham petrole bağımlı İsrail örneğin 2024 yılında ham petrolünün yüzde 97’sini ithal etti. Bunlar İsrail rafinerilerinde işlendi ve İsrail ordusuna sağlanan yakıt da dahil olmak üzere farklı ürünlere dönüştürüldü.
Vitol ve Heritage Petroleum işte bu ham petrol ticaretinde büyük rol oynadı. Ham petrolü “düşükten alıp yüksekten” satmayı hedeflediler ve bu fiyat farkından yararlanmak için ham petrolü taşıdılar. Tam da Balzac’ın insanların çaresizliğinden beslenen, insanların üzerine acımasızca basan, duygusuz, mekanik Gobseck’i gibi! Çünkü yaşam denilen şey onlar için paranın çalıştırdığı bir makinedir.
İki şirket Shell, Chevron, BP, Total vb. şirketler gibi ifşa olmamıştı. Vitol ve Heritage bundan yararlandı. Vitol 2023’te soykırıma ham petrol taşımaya başlarken, Heritage kasım 2024’te başladı. İki şirket 2023’ten bu yana İsrail’e en az 22 milyon varil ham petrol taşıdı. Bu İsrail’in aynı dönemde ham petrol ithalatının yüzde 11’i demek. Ancak bu oranın daha yüksek olması oldukça olası. Çünkü OCI ve SOMO gemileri kiralayan şirketlerin yaklaşık yarısına ulaşamadı. Bu gizlilik şüphe yaratıyor. Sevkiyatlar yaklaşık 20 ülkeden geldi.
Peki bu iki ‘acımasız’ soykırım şirketinin Türkiye ile ilgisi ne?
Tekrar edelim. Vitol ve Heritage, ekim 2023-haziran 2026 arasında İsrail’e toplam 22 milyon varil sevk etti. İki şirketin sadece Türkiye/Ceyhan üzerinden taşıdığı ham petrol miktarı 15.89 milyon varil! İsrail’in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 7-8’ine denk geliyor.
Raporda, incelenen sevkiyatların yaklaşık yüzde 40’ında charterer bilgisi yer almadığı belirtiliyor, dolayısıyla Türkiye kaynaklı gerçek toplam muhtemelen daha yüksek olabilir.
Türkiye (Ceyhan) sevkiyatları — Vitol + Heritage | |||
Yıl | Vitol (bin varil) | Heritage (bin varil) | Toplam (bin varil) |
2023 | 674,2 | – | 674,2 |
2024 | 982,4 | 589,4 | 1.571,9 |
2025 | 5.894,5 | 3.536,7 | 9.431,1 |
2026 (Haziran’a kadar) | – | 4.216,0 | 4.216,0 |
Toplam | 7.551,1 | 8.342,2 | 15,89 milyon varil |
Özelleştirme ile kurulan soykırım istasyonları
“Bundan sonrası hayırlı oldu” mu? Bundan sonrasına gitmeden, ‘bundan öncesi’ne bakalım. İnsanların çaresizliğinden beslenen, acımasız, mekanik Vitol zaten Türkiye’ye girmişti.
Petrol Ofisinin 2000’de özelleştirilmesini ANAP’lı Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan “Burada, devletin zarara uğratılması değil, tam aksine ilave bir gelire kavuşturulması söz konusudur” sözleriyle, Dönemin Devlet Bakanı Işın Çelebi ise “Sermayenin tabana yayılması” sözleriyle savunuyordu. 2000’de Doğan Holding-İş Bankası ortaklığınca alınan Petrol Ofisini sadece 7 yıl sonra Vitol ele geçirdi.
“Bundan sonrası”nda ne oldu? 2022’den 2024’e kadar yıllık ortalama 12 milyar ABD dolarından fazla net kâr elde eden Vitol mart 2025’te BP Petrolleri AŞ’nin (BP) sahibi oldu. BP’nin yıllık ciro hacmi 1.5 milyar dolar ve 770 akaryakıt istasyonu ile lisansı bulunuyor. Petrol Ofisinin istasyon sayısı ise 2 bin 700. Böylece soykırımın ham madde taşıyıcısı Vitol, Türkiye’de yaklaşık 3 bin 500 istasyonuyla petrol satıyor ve ülkenin en büyük perakende akaryakıt ağını ele geçirmiş durumda. Böylece Türkiye tarihinin birikimi Petrol Ofisi bugün acımasız emperyalistlerin eline geçmiş bir tekele dönüştü. Bu bile başlı başına ders konusudur.
Bakanın dediği doğru değildi. “Sermaye tabana” yayılmadı, tavanda birikti. Şimdi sermayenin biriktiği yerde melekler yok, Anadolu’nun lojistik altyapısını kullanarak İsrail savaş makinesini besleyen Vitol ve Heritage gibi dev sermaye birimleri var. Ülkenin kılcal damarlarına sızan yaratıklar da, bu yaratıkların bunu hangi yöntemle yaptığı da ortada. Tüm bunlar halktan gizliden gizliye sürdürülen faaliyeti de hamaset ile gerçek arasındaki farkı da gösteriyor. Emperyalizmle ekonomik bağları koparmadan ve bu kanlı sermaye ağlarını dağıtmadan, ne Filistin için dökülen gözyaşları sahicidir ne de gerçek bir bağımsızlıktan söz edilebilir.
Uğur Zengin / EVRENSEL

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder