'Dostluk şarkıları' eşliğinde sömürü tartışmaları: Enerjide aslan payı Türk patronlara, kırıntılar Somali halkına -Yalçın Çuğ-
Önemli işletmeleri Türk patronlara devredilen, ordusu Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından eğitilen, doğal kaynakları Ankara'ya emanet edilen, dört bir yanı AKP destekli gerici vakıflarla sarılan Somali'de, Ankara'yla imzalanan enerji anlaşmasına yönelik tartışma devam ediyor: Sömürü, egemenlik ihlali, imtiyazlar...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar ve Somali Cumhurbaşkanıı Mahmud, Çağrı Bey derin deniz sondaj gemisini karşılama töreninde. (Foto: AA)Somali'nin AKP iktidarı, Türkiye sermayesi ve tarikat/cemaat bağlantılı gerici kurumlar tarafından nasıl kuşatma altına alındığını, 2011 yılından beri devam eden ilişkinin "yardım" boyutunu aşarak bir tür vesayete dönüştüğünü daha önce soL'da detaylarıyla anlatmıştık.
Türk patronların artık Somali'nin "sahibi" gibi davrandığına yönelik eleştiriler her geçen gün artarken, iki ülke arasında 2024 yılında imzalanan enerji anlaşması yeniden tartışmalara neden oldu.
Çünkü Türkiye'nin Somali karasularında petrol ve doğalgaz aramasını, geliştirmesini ve üretimini içeren anlaşma kapsamında, Çağrı Bey isimli derin deniz sondaj gemisi Mogadişu'ya ulaştı.
Türk patronların elde edilecek gelirden aslan payını alacağına yönelik eleştiri sıkça dillendirilirken; sömürü, egemenlik ihlali, şeffaflık gibi başlıklar da tartışmanın öne çıkan boyutları arasında.
2024 yılında enerji anlaşmasına varıldı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Abdürezak Ömer Muhammed, 2024 yılının Mart ayında İstanbul'da bir araya geldi.
Yapılan görüşmenin ardından iki ülke arasında enerji alanına dair bir anlaşmaya varıldığı duyuruldu.

Anlaşmanın Somali’nin kara veya deniz bloklarından petrol arama, değerlendirme, geliştirme ve üretimini içerdiği; bunun yanı sıra bu projelerle ilgili taşıma, dağıtım, rafineri, petrol ve ürünlerinin satışı ve hizmet operasyonlarının da anlaşma kapsamında yer aldığı aktarıldı.
Ayrıca anlaşmanın petrol projeleri alanında ikili bilimsel, teknik, teknolojik, hukuki, idari ve ticari işbirliğinin geliştirilmesini de teşvik etmeyi amaçladığı bildirildi.
Erdoğan tarafından Somali'ye uğurlandı
İmzalanan anlaşmadan yedi ay sonra Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi için İstanbul'da tören düzenlendi.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bakan Bayraktar'ın katıldığı tören kapsamında, Oruç Reis Dolmabahçe'den Somali'ye uğurlandı.

Mogadişu'ya varış ve 'Dostluk Şarkısı'
Oruç Reis; Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz rotası üzerinden yaklaşık 20 günde Somali’nin Mogadişu Limanı’na ulaştı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’ın başkanlığındaki heyet tarafından limanda karşılanan Oruç Reis'e yolculuk boyunca donanma gemilerinin yanı sıra Zağanos Paşa Destek Gemisi, Sancar Platform Destek Gemisi ve Ataman Takip Gemisi refakat etti.
Oruç Reis'i karşılama töreninde Somali tarafından bestelenen "Gerçek Dostluk" isimli şarkı da seslendirildi: "Gerçek dostluk gizlenemez. Türkler bize açıkça destek veren bir millettir. Allah'ım onların düşmanlarını bertaraf et. Bize de gücümüzü artırmayı nasip et. Akrabamız olan Türkler ülkemizin zenginliklerini çıkarmamız için nasıl kazanacağımızı gösteren donanımı getirdiler. Ülkemiz artık zengin olacak ve petrol çıkarılacak. Uzmanlıkları ve işte Türkiye'nin gücü, büyük bir onur ve heyecanla donanımı bize getirdi ve şimdi petrol çıkarılacak."
https://haber.sol.org.tr/sites/default/files/2026-04/ssstwitter.com_1775822683940.mp4
Oruç Reis'in 234 gün süren görevi 2025 yılının Haziran ayında sona erdi. Bu süreçte üç ayrı deniz blokunda 4 bin 464 kilometrekarelik alanda sismik veri toplandı.
Verilerin incelenmesi ve yorumlanmasının ardından belirlenen bir lokasyonda sondaj çalışması yapılmasına karar verildi.
Sondaj çalışmasına karar verildi, Çağrı Bey Somali'ye ulaştı
Sondaj çalışması kararının ardından Çağrı Bey derin deniz sondaj gemisinin bölgeye gönderilmesi kararlaştırıldı.
İnşası 2024'te Güney Kore'de tamamlanan 228 metre uzunluğundaki gemi, Türkiye'nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını gerçekleştirmek üzere 15 Şubat'ta Mersin Taşucu Limanı'ndan yola çıktı.
Gemi, Akdeniz'i baştan sona geçerek Cebelitarık Boğazı üzerinden Atlas Okyanusu'na açıldı. Ardından Batı Afrika kıyılarını takip ederek Ümit Burnu'nu geçerek planlanan 53 günlük seyir süresi sonunda geçtiğimiz perşembe günü Somali'ye ulaştı.

Çağrı Bey, ismini Somali'de ailede doğan ilk bebek anlamına gelen "Curad"dan alan ve Mogadişu'dan 372 kilometre açıkta bulunan CURAD-1 kuyusunda çalışacak.
Gemi, 3 bin 495 metre su derinliğine sahip noktada, deniz tabanından itibaren de 4 bin 5 metre kazılmasının ardından toplam 7 bin 500 metreye inerek sondaj yapacak. CURAD-1 kuyusunun söz konusu 7 bin 500 metre derinlikle dünyanın en derin ikinci deniz kuyusu olması hedefleniyor.
Sondaj çalışmalarının toplam 288 gün sürmesi planlanıyor. Çağrı Bey'in görevinde enerji filosundan Altan, Korkut ve Sancar destek gemileri de yanında bulunacak. Öte yandan güvenli bir şekilde çalışabilmesi için TCG Sancaktar, TCG Gökova ve TCG Bafra'dan oluşan donanma unsurları da Çağrı Bey'e destek verecek.
Ayrıca sondaj çalışmalarında, Çağrı Bey'de 180, destek gemilerinde 60 ve kara hizmetlerinde 10 personel olmak üzere, toplam 500 saha personeli dönüşümlü görev alacak.
İnfografik: AASomali gerçekten zengin olacak mı?
Çağrı Bey de Mogadişu'ya ulaştığına göre "Gerçek Dostluk" şarkısındaki gibi Somali kısa sürede "zengin" mi olacak?
Somali ve Türkiye hükümetlerine göre cevap, evet. Ancak basına yansıyan kimi haberler, Somali'nin pek de zengin olmayacağına işaret ediyor.
Anlaşmaya göre hidrokarbonların mülkiyeti Somali halkına ve devletine ait. Ancak yine aynı anlaşmaya göre Somali hükümeti, üretilen tüm petrolün sadece yüzde 5'ine kadar ayni veya nakdi imtiyaz ücreti alma hakkına sahip.
Öte yandan Somali'nin kara ve deniz bloklarında operasyonlar yürütmek üzere Türkiye tarafından görevlendirilen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), tek ve münhasır hakka sahip. Ayrıca TPAO'nun, standart petrol anlaşmalarından alınan imza ve üretim ikramiyelerini ödeme zorunluluğu da yok.
Türk tarafı, üretimden elde ettiği geliri ve satış fonlarını yurt dışında tutma hakkına sahipken; Somali'de kanunların Türk tarafının maliyetlerini artıracak şekilde değişmesi durumunda, Somali hükümeti bu zararı "Kâr Petrolü" payından tazmin edecek.
Anlaşmanın en dikkat çeken "Maliyet geri kazanımı ve üretim paylaşımı"na dair maddesi ise şöyle: "Yüklenici tarafından maruz kalınan ve ödenen petrol maliyetlerini; hükümete ödenecek imtiyaz ücreti ödendikten sonra, cari yılda kontrat alanında üretilen ve petrol operasyonlarında kullanılmayan ham petrolün, azami yüzde 90'ına ve doğal gazın azami yüzde 90'ına eşit olacak tutarından münferit olarak geri kazanma hakkına sahip olacaktır."
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Somali Cumhurbaşkanıı Hasan Şeyh Mahmud'un da katılımıyla, Çağrı Bey derin deniz sondaj gemisi için karşılama töreni düzenlendi.Somali'de tepkiler: 'Kimin çıkarlarına hizmet ediyor?'
Ankara ve Mogadişu hükümetlerince imzalanan bu anlaşma Somali'de tartışmalara neden oldu.
Başta Somali Parlamentosu'nun Doğal Kaynaklar Komisyonu tarafından eleştirilen anlaşma sonucunda, elde edilen gelirin yüzde 90'ının Türkiye'ye, yalnızca yüzde 5'inin Somali'ye aktarılacağı belirtildi.
Anlaşmanın Somali Parlamentosu'na danışılmadan imzalanması da tartışmalara konu olurken, Komisyon, milletvekillerinin anlaşma hakkında bilgilendirilmediğini ve bunun Somali'nin yasal ve anayasal çerçevelerini ihlal ettiğini savundu.
Somali merkezli Garowe Online'ın aktardığına göre bir komisyon üyesi, "Türkiye'nin aslan payını alırken Somali'nin sadece yüzde 5 alması kabul edilemez ve şok edici. Bu durum, bu anlaşmanın gerçekte kimin çıkarlarına hizmet ettiğine dair soru işaretleri uyandırıyor" diyerek anlaşmaya tepki gösterdi.
Somali vatandaşları ve sivil kurumlarının da anlaşmaya yönelik şeffaflık talep ettiği aktarılırken; "yabancı etkisi, kaynak kontrolü ve hükümetin hesap verebilirliği üzerine ulusal bir tartışmanın" yaşandığı belirtildi.
Anlaşmanın tartışılan başlıklarından bir diğeri de oluşabilecek anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin. Olası anlaşmazlıklar Somali yasalarına göre değil, Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi tarafından İstanbul'da çözülecek. Somalili uzmanlar anlaşmazlıkların çözümüne dair maddeyi şöyle eleştiriyor: "Mahkemelerinizi dışarıya devrettiğiniz sürece egemenlik iddiasında bulunamazsınız. Bu, Somali'yi kendi kaynak yönetimi mekanizmasından fiilen uzaklaştırıyor."
'Türkiye'nin Afrika'ya açılım stratejisi'
Anlaşmaya yönelik tepkiler Somali'yle de sınırlı kalmadı.
Bölgedeki ülkelerin ve Somali'den tek taraflı şekilde bağımsızlığını ilan eden Somaliland'in basınına yansıyan haberlerde de çeşitli itirazlar gündeme geldi.
Türk patronlara olağanüstü ayrıcalıklar tanındığı belirtilen anlaşmanın, Afrika Boynuzu'nda endişeye neden olduğu belirtiliyor. Gerekçe ise anlaşmanın egemenlik ve bölgesel istikrara yönelik ciddi soruları gündeme getirmesi.
Türkiye'nin Somali'nin enerji sektöründe geniş bir kontrol yetkisine sahip olacağına dikkat çekilirken, Somali ve bölgenin sömürüye açılacağına dair tartışmalar da devam ediyor.
"Somali'nin modern tarihindeki en asimetrik kaynak sözleşmelerinden biri" olarak tanımlanan anlaşmanın, Türkiye'nin Afrika'ya açılım stratejisinin önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor.
/././
Emekli yurttaş: Ömrümde hiç tatile gitmedim, hiçbir yere gidemiyoruz
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yoksulluğa mecbur bırakılan emekli yurttaşlar konuştu: "Maalesef tatile hiç gitmedim. Rüyamda gidebilirsem yine zor", "Tatile gidemiyoruz, para yok. Hiçbir yere gidemiyoruz evden çıkıp çarşıya geliyoruz, geri dönüyoruz."
Fotoğraf: ANKA Haber Ajansı
İktidar milyonlarca emekçiyi ve emekliyi açlık sınırında yaşamaya mecbur bırakırken, yoksulluk yurttaşlara insanca bir yaşamın çok uzağında koşulları dayatıyor.
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde maaşları yetmediği için hiç tatile gidemediklerini anlatan emekliler ANKA Haber Ajansı'na konuştu. Bir emekli yurttaş "Tatile nasıl gideyim? Ne ile gideyim? Kaç lira para alıyorum ki" dedi.
Bir emekli vatandaş, "Çarşıya çıkamıyoruz siz ne diyorsunuz. Maalesef tatile hiç gitmedim. Gelip buralarda bir ay geziyor Avrupalılar... Rüyamda gidebilirsem yine zor" derken, bir başka emekli, "Mümkün değil, daha ömrümde hiç gitmedim ki" diye konuştu.
Bir emekli ise "Tatil planım da yok, aldığım maaşla tatile de gidemem. Ancak zar zor bana yetiyor. Hiç gitmedim bu zamana kadar tatile. Avrupa'daki emekliler gidiyor ama biz gidemiyoruz işte" dedi.
Başka bir emekli ise "Tatile gidemiyoruz efendim, yok para yok. Hiçbir yere gidemiyoruz evden çıkıp çarşıya geliyoruz, geri dönüyoruz" ifadesini kullandı.
Maaşları kiralık ev tutmaya yetmeyen emeklilerin çözümü tuvalet ve banyonun olmadığı otel odalarında kalmakta bulduğu geçtiğimiz aylarda gündem olmuştu. Emekliler barınmakta bile zorlandıkları yaşam koşullarını anlatmıştı.
İsrail’i korkutan 5 savaş dersi
İsrail basını açık yenilgileriyle sonuçlanan savaşın ardından maliyet hesabına girişirken, çok açık itiraflarda bulundu. soL, soykırımcı İsrail’in savaş sonrası listelediği hezimet başlıklarını aktarıyor.
İran'ın İsrail kenti Hayfa'ya düzenlediği füze saldırısında vurulan binaİran ile süren beş buçuk haftalık savaş, İsrail'e kendi kapasitesinin sınırları konusunda önemli dersler verdi. İran zayıflatıldı, ancak aynı zamanda yeni bir ekonomik caydırıcılık dengesi kurmayı da başardı. İsrail hükümeti sonucun böyle olacağını bilseydi, savaş için bu kadar bastırıp bastırmayacağı şüpheli.
İsrail basını, soykırımcı İsrail Başbakanı Netanyahu ve ABD işbirliğiyle İran’a haftalarca süren saldırının ardından, ateşkes görüşmelerinin yapılacağı güne bu satırlarla başladı.
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz’de yer alan “İsrail'in İran Savaşı'ndan Çıkardığı 5 Ders” başlıklı analiz, İsrail’in bu saldırganlığın kaybedeni olduğunu kabul ediyor.
Savaşın İsrail ekonomisine vurduğu ağır darbenin sadece askeri boyutuna işaret eden analiz, bu bedelin tam 50 milyar şekel, yani 15,9 milyar dolar olduğuna değiniyor.
Bu bedel; İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran'a yönelik saldırılarını, hava savunma sistemlerinin sürekli çalıştırılmasını ve İran füzelerinin verdiği hasarı kapsıyor.
İsrail ekonomisinin bu süreçte ciddi oranda durmasının maliyeti olan on milyarlarca şekel bu hesaba dahil değil.
Analiz tam da bu noktada şu soruyla devam ediyor: “İsrail bu kadar büyük bir bedel karşılığında ne kazandı? Bu 50 ila 100 milyar şekeli aslında neye harcadık?”
İran'ın başkent Tahran'da saldırılar sırasında sergilediği yerli üretim füzeleri.'İran’da hedeflere ulaşılamadı'
İran rejimini devirme ve nükleer kapasitesini etkisiz hale getirme hedeflerine ulaşılmış gibi görünmediğine işaret edilen yazıda, İran’ın füze kapasitesinin zayıflatıldığı ancak bunun kolaylıkla yeniden inşa edilebileceğine vurgu yapıldı.
“Son birkaç hafta içinde İsrail, kendi yetenekleri hakkında ilk elden birkaç şey öğrendi; eğer bu gerçekler savaştan önce bilinseydi, hükümet ABD'yi savaşa girmeye teşvik etmeyebilirdi” denilen analizde, şu 5 başlığa işaret edildi:
"1. Savaş, En Optimal Koşullarda Bile Zordur
…İran şunu gösterdi: İsrail için en uygun koşullarda ve ABD'nin tam desteğiyle bile, İsrail ekonomisini belirsiz bir süre boyunca sadece kısmi kapasiteyle çalışır hale getirebiliyor.
2. Savunma Katmanı – Ama Delikli
Savaştan önce savunma yetkilileri, balistik füze saldırıları nedeniyle haftada iki veya üç bölgenin tahrip olacağını tahmin ediyordu. Uygulamada, savaşın son iki haftasında bu rakamlar çok daha yüksekti.
Öte yandan İranlılar, süreç içinde öğrenme yeteneği göstererek İsrail savunmasındaki zayıf noktaları tespit ettiler; salkım füzelerinin kullanımını artırarak, hava koşullarından yararlanarak veya füze atışlarının sıklığı ve gruplandırılmasıyla oynayarak bunu başardılar.
İran misilleme kapasitesi sarsılmadı. İnfografik haberimizi buradan okuyabilirsiniz.3. Küçük Bir Zorluk ve Gökyüzü Kapanıyor
Beş hafta boyunca, İsrail'in dünyaya açılan neredeyse tek kapısı olan Ben-Gurion Uluslararası Havalimanı neredeyse tamamen atıl kaldı. İsrailliler ülkede mahsur kaldı ya da Mısır'ın Taba kentindeki küçük havalimanından uçuş yakalamak için Eilat'a otobüsle gitmek zorunda kaldı. Savaş, balistik füzelerin sivil havacılığı ne kadar kolay durdurabileceğini gösterdi.
4. Küresel Enerji Krizi ve Uluslararası Müdahale
İran, ağır şekilde zayıflatıldığında bile Hürmüz Boğazı'nı kapatarak ve Körfez ülkelerini tehdit ederek küresel bir enerji krizini tetikleyebileceğini açıkça ortaya koydu. Petrol fiyatlarındaki artış tüm dünyada ekonomik zarara yol açtı.
1970'lerdeki enerji krizinden bu yana, İsrail'in çatışmalarının küresel enerji sektörü üzerinde bir etkisi kalmamış gibi görünüyordu; bu anlamda mevcut savaş bizi 50 yıl geriye götürdü.
5. ABD-İsrail İlişkilerine Etkisi
İsrail'in ABD ile ilişkilerinin de sınırları var. Trump, büyük ölçüde Netanyahu'nun baskısı nedeniyle bu savaşa girdi. Sonuç olarak, mevcut ateşkesin savaşın hedeflerine ulaşılmadan ilan edilmiş olması İsrail'in aleyhine yazılabilir. Savaşın ABD'ye doğrudan maliyeti İsrail'inkine benzer, hatta belki daha yüksek oldu.
Trump'ın bu harcamayı Amerikan halkına açıklaması gerekecek. Son beş haftanın dersleri, Amerika'nın gelecekte İsrail ile benzer maceralara atılma isteği üzerinde uzun vadeli bir etki yaratacaktır."
***












