Tavukçulara operasyonun izleri: Sektörde kim söz sahibi?-Havva Gümüşkaya-
Beyaz et sektörüne soruşturmanın yankıları sürüyor. Damızlık materyallerden yeme uzanan zincirde kimin söz sahibi olduğu ve operasyonun neyi hedeflediği tartışılıyor.
Beyaz et sektöründe piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına yol açtıkları iddiasıyla yürütülen soruşturma, sektörün üretim ve tedarik yapısını yeniden gündeme taşıdı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sekiz ilde gerçekleştirilen operasyonda 32 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken soruşturma kapsamındaki 13 şirkete denetim kayyumu atandı. Soruşturmada “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma” suçlaması da yer alıyor. Operasyon kapsamındaki 13 şirket, Türkiye beyaz et üretiminin yüzde 80’nini gerçekleştiriyor.
Operasyonun ardından kamuoyunda tavuk eti fiyatlarındaki artışların nedenleri ve sektörün yapısal sorunları yeniden tartışılmaya başlandı. Son yıllarda kırmızı et fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle tüketicinin önemli ölçüde beyaz ete yöneldiği, buna karşın tavuk fiyatlarında da dikkat çekici artışlar yaşandığı belirtiliyor. Ancak yapılan hesaplamalarda son yıllarda tavuk eti fiyatlarında ciddi fiyat artışı yaşansa da birçok üründeki fiyat artışının yanında ‘fahiş’ olarak nitelendirilemiyor.
CİVCİV VE YUMURTA İTHAL
Beyaz et sektöründe üretimin başlangıç noktası olan damızlık civciv ve kuluçkalık yumurta alanında da Türkiye'nin büyük ölçüde dışa bağımlı olduğu biliniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2025 yılı sonunda yayımladığı Kümes Hayvancılığı Durum ve Tahmin Raporu da sektörün en temel kırılganlığının ithal damızlık materyallere bağımlılık olduğunu ortaya koyuyor.
Özellikle etlik piliç sektöründe kullanılan ebeveyn materyalinin neredeyse tamamı yurt dışından temin ediliyor. Son yıllarda yapılan bazı yatırımlarla yerli üretimde artış yaşansa da dışa bağımlılık hâlâ sektörün temel özelliklerinden biri.
HALKANIN BAŞI TEKELDE
Küresel pazarda damızlık hatlarını kontrol eden başlıca şirketler ise Aviagen, Cobb-Vantress ve Hendrix Genetics olarak öne çıkıyor. Sektöre ilişkin değerlendirmelerde özellikle Aviagen'in Türkiye'deki iştiraki olan Aviagen Anadolu’nun önemli bir konuma sahip olduğuna dikkat çekiliyor.
Aviagen Anadolu, yakın zamanda Beypiliç ortaklığındaki Ross Ankara Ana Damızlık Tavukçuluk Sanayi ve Ticaret AŞ’nin de tek patronu oldu. 2025 sonunda Rekabet Kurulu’nun yayımladığı kararda etlik piliç üretiminin ilk halkasının genetik materyal ve damızlık üretimi olduğu ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Kurul, bu alanda küresel ölçekte Aviagen'in tek rakibinin Cobb-Vantress bulunduğu açıkça belirtiyor. Aviagen Anadolu'nun ithal ettiği ebeveyn sürülerden damızlık civciv üreterek beyaz et şirketlerine satış yaptığı ifade ediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre etlik piliç üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 68'i yem giderlerinden kaynaklanıyor. Civciv maliyetleri yüzde 14 seviyesinde bulunurken enerji, işçilik, bakım, amortisman ve diğer giderler kalan kısmı oluşturuyor.
ABCD’NİN ELİNDE
Kanatlı hayvancılıkta kullanılan yem hammaddelerinin başında mısır ve soya geliyor. Bu ürünlerin önemli bölümünün ithalat yoluyla karşılanması, döviz kurundaki hareketlerin doğrudan üretim maliyetlerine yansımasına neden oluyor. Dünya mısır ticaretinin yüzde 70’ini Amerikan menşeili 4 şirket üstleniyor. Bu şirketler, Archer Daniel Midland, Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus. Baş harflerinden yola çıkarak bu şirketlere ABCD grubu deniyor.
Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu verileri, soruşturmanın merkezindeki sektörün ulaştığı ekonomik büyüklüğü de ortaya koyuyor. Türkiye'de tavuk eti üretimi 2025 yılında 2 milyon 797 bin tona ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 11,3 arttı. Aynı dönemde kesilen tavuk sayısı yüzde 9,8 yükselişle 1 milyar 502 milyon adedi geçti. 2026 yılının ilk dört ayında ise tavuk eti üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 artarak 934 bin 960 tona yükseldi. Sadece nisan ayında 236 bin tonun üzerinde tavuk eti üretildi.
Fiyatların hangi mekanizmalarla oluştuğu, maliyet baskılarının ne kadarının üreticilerden, ne kadarının dışa bağımlı tedarik zincirinden kaynaklandığı konusunda kapsamlı bir açıklama ise yok.
***
CHP’de kıyım Meclis’e uzandı: Komisyon üyelikleri sonlandı -Mustafa Bildircin-
Kemal Kılıçdaroğlu'nun topladığı 10 Haziran tarihli MYK’de ihracı istenen isimlerin, TBMM komisyonlarındaki görevleri de düşürüldü. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda CHP Grup Sözcüsü olan Veli Ağbaba’nın yanı sıra Anayasa, Dilekçe, KİT ve Adalet komisyonlarında görevli beş CHP’linin isimleri de komisyon listelerinden çıkarıldı.
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında 10 Haziran’da gerçekleştirilen MYK toplantısında, ihraç düğmesine basıldı.
Mahkeme kararıyla atanan yeni CHP yönetimi, partiden ihraçlar için aradığı formülü, “İvedi hallerde” buldu. CHP lideri Özgür Özel’e yakın çok sayıda isim, kesin çıkarma istemiyle tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edildi.
Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP MYK’nin, “Tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle” Yüksek Disiplin Kurulu’na sevkini onayladığı isimler, Ensar Aytekin, Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Özgür Karabat, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba, Turan Taşkın Özer ve Burhanettin Bulut olarak sıralandı.
Temmuz 2020’de gerçekleştirilen 37’inci Olağan Kurultay’da PM’ye seçilen ve mahkeme kararıyla göreve çağrılan Altaca, Karabat, Akdoğan ve Ağbaba’nın 11 Haziran 2026 tarihli Parti Meclisi’ne katılmalarının da önü kapatıldı.
MECLİS’E UZANAN KIYIM
Parti Meclisi’ndeki dengeleri bozan ihraçların, TBMM’ye de uzandığı ortaya çıktı. İsmi ihraç listesinde yer alan ve TBMM komisyonlarında görevli olan CHP’lilerin isimlerini komisyon listelerinden çıkarıldığı görüldü. CHP Milletvekili ve Plan ve Bütçe Komisyonu CHP Sözcüsü Veli Ağbaba’nın adının da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri listesinden çıkarıldığı belirtildi.
KRİTİK KOMİSYONLAR
Ağbaba’nın yanı sıra komisyon görevleri sonlandırılan diğer isimler ve görev aldıkları komisyonlar da şöyle kaydedildi:
- Umut Akdoğan – Anayasa Komisyonu
- Nurhayat Altaca Kayışoğlu – Dilekçe Komisyonu
- Özgür Karabat – Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu
- Turan Taşkın Özer – Adalet Komisyonu
“İhbarcıya” ödül verildi!-Mustafa Bildircin-
Diyanet'in kura sistemi dışında hacta bulunan vatandaşları ihbar ettiği ortaya çıkan Diyanet yöneticisine, “En Başarılı Koordinasyon Ödülü” verildi. Kaynaklar, “İhbarcı kişi ne amaçla ödüllendirildi?” diye sordu.
Arpaguş İstanbul müftüsüyken bir dönem yardımcısı olan Hüseyin Demirhan'ı (solda) genel müdür olarak atadı.Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2024 yılında seyahat vizesi, işçi vizesi ve ticari vizeyle Suudi Arabistan'a giden hacı adayı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını Suudi Arabistan yönetimine şikâyet ettiği belirtildi.
Suudiler, şikâyet edilenleri otel otel arayıp bularak ve 10 bin riyal para cezası keserek sınır dışı etti.
Şikâyetçinin, Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Hizmetleri Daire Başkanı Hüseyin Demirhan olduğu, kendi itirafıyla ortaya çıktı.
Demirhan, bir grupla yaptığı sohbette, kendi kotaları dışında hacca giden Türkleri şikayet ettiğini, “Ticari vize ile seyahat vizesiyle plansız, programsız gelen hacılarımız var. Önceden gidip orada kamufle olan, Arafat'a gitmek için otelde bekleyenler geçen sene çok fazlaydı. Bu sene biz onları şikâyet ettik, ‘Bunlar bizim organizasyonumuzu baltalıyor’ dedik” ifadeleriyle açıkladı.
‘NE AMAÇLA?’
Demirhan'a, 2026 yılında Suudi Arabistan Hac Bakanlığı’nca, “En Başarılı İletişim ve Koordinasyon Ödülü” verildiği öğrenildi. İhbar skandalının kamuoyuna yansımasının ardından Hüseyin Demirhan’ın görevden alındığını anımsatan Diyanet kaynakları, “Demirhan, Safi Arpaguş başkan olunca İstanbul’a genel müdür olarak atandı. Fahiş ücret ödemek ya da beklemek istemeyen insanları ihbar eden kişi ne amaçla ödüllendirildi?” sorusunu yöneltti.
***

.webp)


