EKONOMİ -12 Şubat 2026-

 

Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor: Trafik sigortası fiyatları belli oldu -T24- 

trafik sigortası

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Şubat ayında geçerli olacak azami trafik sigortası prim tutarlarını açıkladı. Prim tutarlarına yüzde 12,5 oranında zam geldi. 

Araç sahiplerinin her yıl yenilemesi zorunlu olan trafik sigortasında Şubat ayına ait azami prim tutarları açıklandı. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) tarafından yayımlanan güncel listeye göre, sürücülerin kaza geçmişine göre belirlenen basamak sisteminde prim tutarlarının rekor seviyelere çıktığı görüldü.

Özellikle İstanbul’da, en riskli sürücü grubu ile en düşük riskli sürücü grubu arasındaki fiyat farkının oldukça yüksek seviyelere ulaştığı dikkat çekti.

Risk profili değiştikçe tutar artıyor

Türkiye’nin en kalabalık araç trafiğine sahip İstanbul’da, standart bir otomobil sahibi (4. basamak) aracını trafiğe çıkarabilmek için en az 17 bin 59 TL ödemek zorunda. Ancak sürücünün risk profili değiştikçe bu rakam katlanıyor:

En Riskli Sürücü (0. Basamak): 51.177 TL

En Güvenli Sürücü (8. Basamak): 8.530 TL

Ankara ve İzmir'de de benzer artışlar gözlenirken, Ankara’da en düşük prim 8.288 TL, İzmir’de ise 8.047 TL olarak belirlendi.

Ticari taşımacılık yapan araçlar 

NTV'nin haberine göre, ticari taşımacılık yapan araçlar için sigorta yükü çok daha ağır bir tablo çiziyor. Özellikle toplu taşıma ve taksi esnafı, yeni tarifeyle birlikte yüksek maliyetlerle karşı karşıya:

Otobüsler (31+ Koltuk): İstanbul’da 0. basamaktaki bir otobüsün sigorta primi 337 bin 829 TL’ye fırlayarak listenin zirvesine yerleşti.

Taksiler: İstanbul’da en riskli taksi primi 137 bin 510 TL olurken, en düşük taksi primi 22 bin 918 TL seviyesinde kaldı.

Yaptırmaya ağır yaptırım

2026 yılı itibarıyla zorunlu trafik sigortasını yaptırmayan ya da poliçe süresi dolduğu halde yenilemeyen sürücüler için ciddi yaptırımlar uygulanıyor. Denetimlerde sigortasız olduğu belirlenen araç sahiplerine 1.246 TL tutarında para cezası kesiliyor. Ayrıca araç, sigorta eksikliği giderilene kadar trafikten men edilerek otoparka çekiliyor.

Saha denetimlerinde trafik polisleri, bazı durumlarda sürücülere dijital kanallar üzerinden anında sigorta poliçesi yaptırma imkânı sunabiliyor. Ancak poliçenin düzenlenmemesi halinde aracın trafikte ilerlemesine izin verilmiyor.

***

Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini yükseltti! 

Yılın ilk enflasyon raporu açıklandı. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, 2026 sonu enflasyon tahmininin yüzde 13-19'dan yüzde 15-21 aralığına yükseltildiğini açıkladı. Ara hedeflerde ise değişiklik yapılmadı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ilk enflasyon raporunu açıkladı. Buna göre Merkez Bankası, yüzde 13-19 aralığında olan yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 15-21 aralığına yükseltti.

Gıda enflasyonunun oynak bir seyir izlediğini kaydeden Karahan, sıkı para politikasına ilişkin duruşun devam etmesi gerektiğinin görüldüğünü vurguladı. Kira enflasyonuna yönelik tahminlerini aktaran Karahan, "Çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor" ifadelerini kullandı.

YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜZDE 15-21 ARALIĞINDA

Karahan, dezenflasyon sürecinin hedeflerle uyumlu şekilde devamını sağlamak için, sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceklerini kaydetti.

Konuşmasının son bölümünde enflasyon tahminlerini açıklayan Karahan, "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi ise, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik" dedi.

2025 yılının son enflasyon raporu sunumunda 2026 yılı için ara hedefin yüzde 16 olarak korunduğunu, tahmin aralığının ise yüzde 13–19 seviyesinde sabit kaldığı belirtilmişti.

Karahan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: 

"Fiyat istikrarının sağlanması doğrultusunda geçen yıl enflasyonda sağlanan gelişmeyi kıymetli buluyoruz. Sıkı para politikamızın enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek için. önümüzdeki dönemde tüm para politikası araçlarını kullanmaya devam edeceğiz.

Enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli buluyoruz. Nitekim bu gelişme, dezenflasyon sürecinin bundan sonraki seyrinde anahtar unsurlardan biri olacak.

Sıkı para politikamızın sonucu olarak talep kompozisyonunda dengelenme devam ediyor.

"MANŞET İŞSİZLİK ORANI GERİLEDİ"

Son çeyrekte sanayi üretimi yatay seyretti; hizmet sektörü de 2. çeyrekte başlayan yatay seyrini son çeyrekte de sürdürdü. Manşet işsizlik oranının dördüncü çeyrekte gerilediğini görüyoruz.

Çıktı açığı göstergelerinin ortalaması, önceki Rapor dönemine kıyasla bir miktar yukarı kaymakla birlikte, son çeyrekte halen negatif düzeye işaret ediyor.

2026 yılında, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz.

"ENFLASYONA GIDA ETKİSİ, ŞUBATA DA SARKACAK"

Bir önceki Rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7’ye geriledi.

Gıda enflasyonu oynak bir seyir izleniyor. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, ocak ayında olumsuza dönen hava koşulları sonucunda belirgin biçimde yükseldi.

Ocak ayında enflasyonun üst banda yaklaştığı, bunda gıda fiyatlarının etkili olduğu görüldü. Şubat ayına da bir miktar sarkma olacak.

"KİRA ENFLASYONUNDA ANA EĞİLİM AŞAĞI YÖNLÜ"

2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu. Çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor.

Eğitimde fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz.

"SIKI PARA POLİTİKASI DURUŞUMUZU KARARLILIKLA SÜRDÜRÜYORUZ"

Dezenflasyon sürecinin hedeflerle uyumlu şekilde devamını sağlamak için, sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.

Türk lirası likidite yönetiminde operasyonel esnekliğin korunabilmesi için APİ portföy büyüklüğünün desteklenmesi önem arz ediyor. Yıl içinde kademeli alımlarımızla APİ portföyünü desteklemeye devam edeceğiz. Veriler, politika faizi adımlarımızın, mevduat ve kredi fiyatlamalarına önemli ölçüde yansıdığını gösteriyor.

Kredi büyümesini dezenflasyon süreciyle uyumlu tutmak ve parasal aktarımı güçlendirmek amacıyla son dönemde ilave adımlar attık.

TL mevduat payının yaklaşık yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seyrettiğini görüyoruz.

ENFLASYON BEKLENTİLERİ

İyileşen enflasyon görünümü ve artan yatırımcı ilgisi ile tahvil faizleri tüm vadelerde aşağıya geldi. Dezenflasyon süreci ile birlikte, önümüzdeki dönemde tahvil piyasasındaki bu performansın sürmesini bekliyoruz. Türkiye’ye yönelik sermaye akımlarının ocak ayı ile birlikte diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla güç kazandığını görüyoruz.

Enflasyon düştükçe ve enflasyona dair belirsizlikler azaldıkça risk göstergelerindeki olumlu seyrin devam edeceğini düşünüyoruz.

2025 yıl sonunda enflasyon, ara hedefimiz olan yüzde 24'ün 6,9 puan üzerinde gerçekleşti. 2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi ise, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik.

Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdüreceğimiz temkinli sıkı para politikası duruşumuz; talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecek.

Her zaman altını çizdiğim gibi, fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul niteliğinde. Bu bağlamda, enflasyonu belirlediğimiz ara hedeflerle uyumlu olacak şekilde düşürmek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz."

***

Sürücüler dikkat: Benzin fiyatlarına büyük zam geldi!-Cumhuriyet- 

Akaryakıt fiyatları, küresel piyasalardaki gelişmeler ve döviz kurundaki hareketlilikle yeniden gündemde. Benzin ve motorin fiyatlarına yansıyan zam sonrası İstanbul, Ankara ve İzmir’de güncel tarifeler merak ediliyor. Peki benzin fiyatları neden yükseldi? Benzin fiyatlarına ne kadar zam yapıldı mı? İstanbul, Ankara ve İzmir’de güncel akaryakıt fiyatları ne kadar? İşte tüm ayrıntılar...

Küresel piyasalardaki dalgalanmalar, döviz kurundaki hareketlilik ve art arda gelen ÖTV zamları akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisini sürdürüyor. Yurttaşlar ise güncel benzin ve motorin fiyatlarını yakından takip ediyor.

BENZİNE ZAM YANSITILDI

Akaryakıt fiyatlarında son gelişmeler doğrultusunda benzinin litre fiyatına 1 lira 56 kuruş zam yapıldı.

Sürücüler, “Bugün benzin ne kadar?”, “Motorin fiyatı kaç TL?” ve “Akaryakıt fiyatlarında son durum ne?” sorularına yanıt arıyor.

Peki, 12 Şubat 2026 Perşembe günü itibarıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de benzin ve motorin fiyatları kaç TL?

İSTANBUL AVRUPA YAKASI AKARYAKIT FİYATLARI

  • Benzin litre fiyatı: 57.03 TL
  • Motorin litre fiyatı: 57.76 TL
  • LPG litre fiyatı: 30.29 TL

İSTANBUL ANADOLU YAKASI AKARYAKIT FİYATLARI

  • Benzin litre fiyatı: 56.86 TL
  • Motorin litre fiyatı: 57.58 TL
  • LPG litre fiyatı: 29.69 TL

ANKARA AKARYAKIT FİYATLARI

  • Benzin litre fiyatı: 57.96 TL
  • Motorin litre fiyatı: 58.87 TL
  • LPG litre fiyatı: 30.17 TL

İZMİR AKARYAKIT FİYATLARI

  • Benzin litre fiyatı: 58.24 TL
  • Motorin litre fiyatı: 59.15 TL
  • LPG litre fiyatı: 30.09 TL
***
Emekli maaşı zammında yargı süreci başladı: Anayasa Mahkemesi CHP’nin başvurusunu kabul etti!-Cumhuriyet-

Anayasa Mahkemesi, en düşük emekli maaşına ilişkin düzenlemeyle ilgili CHP’nin yaptığı iptal başvurusunu esastan inceleme kararı aldı. Yüksek Mahkeme’nin vereceği karar milyonlarca emekliyi doğrudan etkileyecek. Süreç, emekli maaşı düzenlemesi açısından kritik önem taşıyor.

Anayasa Mahkemesi (AYM), en düşük emekli maaşının 20 bin TL’ye yükseltilmesini içeren düzenlemeye karşı CHP tarafından yapılan iptal ve yürürlüğün durdurulması başvurusunu gündemine aldı. Yüksek Mahkeme, dosyada eksiklik bulunmadığına hükmederek başvurunun esastan incelenmesine karar verdi.

İLK İNCELEME SÜRECİ TAMAMLANDI

CHP’nin başvurusu, AYM Genel Kurulu’nun bugünkü toplantısında değerlendirildi. İlk incelemede başvurunun şekil şartlarını taşıdığı tespit edilirken, iptal talebinin esastan görüşülmesi için ilerleyen bir tarihte ele alınmasına hükmedildi. Böylece düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu konusunda nihai karar daha sonra verilecek.

CHP’DEN İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA TALEBİ

CHP, 23 Ocak 2026 tarihli ve 7573 sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7. maddesinin iptali ile yürürlüğünün durdurulması istemiyle AYM’ye başvurmuştu. Düzenleme kapsamında, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ek 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “16.881” ibaresi “20.000” şeklinde değiştirilmişti.

“EŞİTLİK VE İNSANCA YAŞAM HAKKINA AYKIRI” İDDİASI

Başvuru dilekçesinde, düzenlemenin milyonlarca emekliyi kapsadığı belirtilerek yapılan artışın yeterli olmadığı savunuldu. CHP, tüm emekliler için insan onuruna yaraşır bir gelir düzeyinin sağlanması gerektiğini ifade etti.

Dilekçede ayrıca söz konusu değişikliğin Anayasa’da yer alan “insanca yaşam hakkı”, “eşitlik ilkesi” ve “hukuk devleti” ilkeleriyle çeliştiği ileri sürüldü. Anayasa Mahkemesi’nin esasa ilişkin değerlendirmesi sonucunda düzenlemenin iptal edilip edilmeyeceği netleşecek.

***

TÜPRAŞ özelleşti Koç’a güzelleşti - Uğur Zengin / Evrensel-


 İşçiler birkaç asır önce uzun çalışma günleri ve sıkı çalışma rejimi gerçeğiyle yüzleşti ve işçi sınıfı zamanı bir mücadele alanı haline getirdi. Sermaye için ise zaman, daha fazla kâr etmenin yollarından biriydi. Uzun çalışma sürelerinin kaybedilmesi, kâr elde etmelerinin başlıca yollarından birini kaybetmek anlamına geliyordu. Bu yüzden hem işçiler, hem de patronlar esasen zaman ile düşünüldüğünden çok daha fazla ilgilenir.

İşçiler için zaman geçim ve yaşam arasında sıkışmış bir zorunlulukken; sermaye için zaman, özelleştirmelerle, yüksek kâr marjlarıyla ve mevduat faizleriyle katlanan bir birikim zemini.

Bu tarihsel gerilim sürüyor.

2005: Atılım senesi

Öyle ki Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşunu 2005’te ele geçiren Koç Holdingin patronu Rahmi Koç, “2005 senesi, topluluğumuz tarihinde yaptığımız en büyük atılımlara sahne oldu. Bir taraftan mevcut faaliyetlerimizi genişletirken, diğer taraftan Yapı Kredi Bankası, TÜPRAŞ ve Tansaş şirketlerini bünyemize kattık. Uzun yıllar çok partili iktidarların ve buna bağlı çalkantıların yarattığı olumsuzluklar bu devrede tek parti iktidarının kararlı ve disiplinli tutumu ile ortadan kalktı” diyordu.

Aslında başta TÜPRAŞ ve Yapı Kredi’nin ele geçirilmesiyle Türkiye’nin en büyük sermaye grubu, strateji değiştirdi ve birikim zeminini genişletmiş oldu. 2010 yılı için hedeflenen 18.7 milyar dolarlık ciro hedefine 2005 yılında ulaşıldı. 2010 yılında ise 35.8 milyar dolar ciro elde edildi. 2010 için hedeflenen ciroya 5 yıl erken ulaşılırken, 2005-2010 arasında grup cirosu dolar bazında yüzde 91 artarak yıllık ortalama yüzde 14 bileşik büyüme kaydetti. Bu oran, bu büyüklükte bir sermaye için artık “hayal” değil, olağanüstü bir sıçrama anlamına geliyor.

TÜPRAŞ’ın yüzde 51’i için 4.1 milyar dolar (bugünkü parasal değeri 6.8 milyar dolar) ödeyen Koç, özelleştirmenin ardından TÜPRAŞ ile 19.5 milyar dolar net kâr etti. Şirketin varlıklarının değeri bugün en az 15 milyar dolar. 2004’te şirketin yarısından fazlası satıldı; bugün şirketin varlıklarının tamamı, o satışın bugünkü değerinin 2.2 katı büyüklükte. Dolayısıyla çarpıcı bir gerçek var. 85 yıllık devlet şirketinin peşkeşine yalnızca buradan baksak bile, asgari kamu zararı 850 milyon dolar.

Bu büyümenin arkasında biriken artı değer ve devlet stratejisi var. Şirketin yatırımlarının önemli kısmı da yine devletin vergi indirimleriyle şirkete geri döndü. Öyle ki, 2021’de şirketin vergi öncesi kârı 678.2 milyon TL iken, vergi sonrası net kâr 3.3 milyar TL oldu. Ya da 2020’de zarar vergi yoluyla azaldı. Ya da 2015’te ‘vergisizlik’ etkisiyle kârı 1.9 milyar TL’den 2.5 milyar TL’ye çıktı… Son 20 yıla ilişkin bu örnekler artırılabilir.

Bir yıllık kâr, beş yıllık ücret

2025 verileri, sermaye birikiminin niteliğini daha da netleştiriyor. TÜPRAŞ’ın 2025 hasılatı 830.3 milyar TL, dönem net kârı 29.9 milyar TL. Bu kâr şirket bünyesinde çalışan 6 bin 200 işçinin brüt ücretini (Ancak, alınan teşvikle zaten TÜPRAŞ işçilerinin primleri için kasadan bedel çıkmadığını da kaydetmek gerekli. Dolayısıyla esasen bu süre 5 yıldan daha fazla) karşılayabilir.

Çarpıcı bir şey daha var. Aynı yıl elde edilen mevduat faiz geliri 20.3 milyar TL. Üretimden elde edilen kârla finansal gelirlerin neredeyse aynı düzeye gelmesi, sanayi sermayesinin nasıl giderek finansal pay ile iç içe geçtiğini gösteriyor.

Bu tabloda emeğin payı ise -tahmin edileceği gibi- oldukça sınırlı. Buna karşılık yalnızca 33 üst düzey yöneticiye ödenen yıllık toplam maaş-prim vs. tutarı 1.12 milyar TL. Yönetim içindeki maaş hiyerarşisi, hisse senedi ve diğer şirketlerden elde edilen gelir vb. göz ardı edildiğinde dahi işçi ücreti ile yönetici maaşı arasında 40 kat fark var.

Şimdi küresel rüzgar TÜPRAŞ’ın arkasında.

Kâr marjı beş yıllık ortalamanın üzerinde

Rafine ürün marjları son beş yılın ortalamalarının üzerinde seyrediyor. Küresel stokların düşük olması, Rusya’nın ihracat kısıtları ve jeopolitik belirsizlikler, marjların “canlı” kalmasını sağlıyor.

Bu tabloda özellikle dizel, jet yakıtı ve benzin marjları dikkat çekici. Dizel marjı yıllık bazda yüzde 22 artarken, jet yakıtı marjı yüzde 53’lük artışla 21.1 dolar/varil seviyesine çıktı. Benzin marjı da yüzde 7 artışla 12.4 dolar/varil oldu. Üstelik bu ürünlerin toplam satışlar içindeki payı düşünüldüğünde -dizelde yaklaşık yüzde 40, jet yakıtında yüzde 20, benzinde yüzde 25- ortaya çıkan resim açık: Yüksek marjlı üretim, yüksek ve kalıcı kârlılık.

Marjların gücü, işçinin zamanı üzerinde kurulan denetimle, kamunun elinden çıkan mülkiyetle ve devlet destekleriyle birleşerek sermaye için güvenli bir birikim hattı yaratıyor. Zaman burada bir kez daha ikiye bölünüyor. İşçi için zaman hâlâ geçimle ölçülürken, sermaye için zaman; yüksek rafineri marjları, finansal gelirler ve özelleştirmeler sayesinde kendini durmaksızın çoğaltan bir kâr makinesi olarak işlemeye devam ediyor.

Özelleştirilmesinin Ardından Tüpraş’ın Net Kârı 

Yıl

Net Kâr (TL)

Ortalama $ Kuru

Net Kâr (USD)

Bugünkü Parasal Değerle (USD)

2006

822.400.000

1.4

587.4 milyon $

938.000.000

2007

1.298.000.000

1.29

1.006.2 milyon $

1.562.031.127

2008

717.900.000

1.26

569.8 milyon $

852.023.062

2009

811.000.000

1.55

523.2 milyon $

785.135.326

2010

737.324.000

1.5

491.5 milyon $

725.662.144

2011

1.200.000.000

1.63

736.2 milyon $

1.053.683.161

2012

962.300.000

1.78

540.6 milyon $

758.044.137

2013

1.197.000.000

1.87

640.1 milyon $

884.608.379

2014

1.459.000.000

2.18

669.3 milyon $

910.197.223

2015

2.550.000.000

2.72

937.5 milyon $

1.273.417.360

2016

1.790.000.000

3.02

592.7 milyon $

795.041.878

2017

3.800.000.000

3.64

1.043.9 milyon $

1.369.886.378

2018

3.761.000.000

4.81

781.9 milyon $

1.002.469.989

2019

525.800.000

5.67

92.7 milyon $

116.734.985

2020

-2.493.511.000

7.01

-355.8 milyon $

442.590.614

2021

3.319.000.000

8.91

372.6 milyon $

442.690.931

2022

41.044.621.000

16.57

2.478.0 milyon $

2.725.990.514

2023

53.600.000.000

23.79

2.252.2 milyon $

2.379.636.578

2024

18.300.000.000

32.81

558.0 milyon $

572.682.478

2025

29.872.672.000

39.49

756.5 milyon $

756.500.000

     
   

Toplam

19.461.800.000

Uğur Zengin / Evrensel

Öne Çıkan Yayın

EKONOMİ -12 Şubat 2026-

  Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor: Trafik sigortası fiyatları belli oldu -T24-  Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Şubat ayında geçe...