Kendi mabedinde bir figüran: Dünya Kupası’nın finali nasıl gasp edildi?
Satılığa çıkarılan stadyum çimleri, vize duvarına çarpan oyuncular, şampiyonluk karesini gasp eden Trump ve 27 dakikalık bir devre arası kabusu... İspanya'nın Arjantin'i uzatmalarda devirdiği 2026 Dünya Kupası finali, ABD-FIFA ortaklığıyla nasıl gasp edildi?
MetLife Stadyumu, 2026 Dünya Kupası finalinde futbol tutkusunu değil reklamın, ünlülerin, siyasilerin yüksek güvenlikli kibrini ağırladı.
FIFA o meşhur "kapsayıcılık" masallarını anlatırken; bizzat kendi hakemleri ve oyuncuları ABD sınırından geri çevriliyor, bir devlet başkanının tek telefonuyla yeşil sahadaki kırmızı kartlar siliniyordu. Ne var ki, örülen onca vize duvarına ve kısıtlamaya rağmen Lumumba’nın hatırası veya Filistin'in isyanı defalarca bu steril panayıra sızmayı başardı.
İspanya'nın Arjantin'i uzatmalarda devirdiği o ruhsuz gece; salt reklam satmak için uydurulan molalarla parçalanan futbolun, ABD hegemonyasında nasıl pespaye bir şova dönüştüğünün kanıtıydı. Tüm dünyanın parçası olduğu bu final nasıl gasp edildi?
Trump için ‘önlem’ eziyeti
ABD Başkanı Donald Trump'ın Dünya Kupası finali için tribünde yerini alması nedeniyle stadyum ve çevresinde güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.
Trump'ın maçı tribünden izleme kararı, Amerikan Ulaşım Güvenliği İdaresi (TSA) ve Gizli Servis'in stadyumun kontrolünü tamamen ele almasına neden olmuştu. Biletlerine küçük bir servet ödeyen on binlerce taraftar, köpekli arama noktalarında ve çifte güvenlik bariyerlerinde saatlerce bekletildi.

Kapanış seremonisini başlattı: Cruise ne dedi kimse anlamadı
Ruhsuz konuşmasıyla kupanın kapanış seremonisinde sahne alan oyuncu Tom Cruise, ayrımcılık ve kısıtlamalarla gündemden düşmeyen organizasyonun “kapsayıcılığını" övgü.

Çim tüccarlığı
Öyle bir noktaya gelinmiş durumda ki kupa finalinin oynandığı zemin bile artık FIFA için satılacak bir ürün olarak değerlendiriliyor. Yalnızca ABD, Birleşik Krallık ile Avrupa'daki alıcılara gönderilebilecek çimlerin 900, 1200 ve 3000 dolarlık farklı fiyatlardaki seçenekleri olacağı duyuruldu.
Dört kategorideki ürünlerin her birinden 2.026 adet üretilecek ve tüm ürünlerin satılması durumunda 11,2 milyon dolardan fazla gelir elde edilecek. 3000 dolarlık paketin içinde altın işlemeli metal hatıra bilet, mini bir Dünya Kupası final topu replikası ve kristal kesim cam bir Dünya Kupası da yer alacak. Zeminin satılacağı stadyumun yenilenmesi için 13 milyon dolar harcanmıştı.
Futbolun duraklatıldığı 27 dakika: Super Bowl özentisi bir kabus
Futbolun kurallarını belirleyen IFAB'ın tüzüğüne göre bir devre arası 15 dakikayı aşamaz. Ancak kurallar, isteyen kişilere göre istenildiği şekilde esnetildi. "FIFA Global Citizen Eğitim Fonu" gibi bir kılıfa sarılarak meşrulaştırılmaya çalışılan devre arası gösterisi, tam 27 dakikalık bir Super Bowl özentisi bir kabus olarak sahnelendi.

Madonna, Justin Bieber, Shakira, BTS, Coldplay ve Post Malone gibi pop endüstrisinin devleri, devasa bir sahnenin lojistik zorunlulukları nedeniyle oyuncuların soyunma odalarında soğumasına, hatta ikinci yarı öncesi tekrar ısınmak zorunda kalmasına neden oldu.
Eski İngiliz futbolcu Wayne Rooney'nin isyanı, aslında oyunun gerçek sevdalılarının hislerine tercüman oluyordu: "Dürüst olacağım, benim için en güzel an gösterinin bittiği andı... Bu gösteri çok sönük geçti ve sadece futbolun yeniden başlamasını istedim."
Bu durum basit ve zararsız bir trend değil, futbolun içini boşaltan, sahayı, taraftarı ve oyuncuyu 27 dakikalık pespaye bir playback gösterisine dekor yapan sistemli bir çürümeydi.
TRT şovları göstermedi: ‘Renkler LGBT renkleri olarak değerlendirildi’
Şarkıcıların sahne aldığı 27 dakikalık organizasyonu TRT yayınlamadı. Onun yerine reklam ve maç yorumunu ekranlara getirdi.
Odatv'nin edindiği bilgiye göre, başta gösterinin yayınlanması kararı alındı ancak TRT Genel Müdürlüğü bu kararı sonra değişti. Düzenlenen gösteriler arasında yalnızca Shakira'nın maç öncesi sergilediği performans izleyiciyle buluşturuldu.
Edinilen bilgiye göre karar, devre arasında sahaya serilen örtünün renklerinden dolayı değişti. TRT, örtüdeki renklerin çeşitliliğini, LGBT renkleri olarak değerlendirdi. Bu sebeple, kararda değişikliğe gidildi.

Kupayı Trump’ın oyuncağı ettiler
Eğer FIFA’nın ticari hırsları gecenin bir yarısıysa, diğer yarısı Trump'ın gövde gösterisiydi.
Resmi protokol tamamen altüst edilerek, Dünya Kupası tribünlerdeki Donald Trump'a sunuldu. Geleneksel olarak yalnızca turnuvanın kazananlarının dokunabildiği kupayı eline alan Trump, altın kupayı birkaç kez okşadıktan sonra yetkililere geri verdi.
Infantino ve eşi Melania ile birlikte maçı izleyen Trump'ın kupayla verdiği pozlar, FIFA'nın kurallarına aykırıydı.
Kupa, tam anlamıyla Trump’ın oyuncağına dönüştü.

VIP locasında Sánchez ile ısınma turları
NATO savunma harcamalarındaki artışı reddettiği için Washington ile yaşadığı gerilimi son dönemde verdiği askeri tavizlerle aşan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, başlangıçtaki belirsizliğe rağmen Dünya Kupası finalinde tribündeki yerini aldı.
Trump ile Sánchez'in yanı sıra VIP locasında Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum ile Kanada Başbakanı Mark Carney de yer aldı.
VIP locasında Brezilyalı futbol efsanesi Ronaldo ile New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de yer aldı. İspanya Kralı VI. Felipe ile Kraliçe Letizia'nın da karşılaşmayı tribünden takip etti.
Tribünde kendisi için hazırlanan kurşun geçirmez camın arkasından karşılaşmayı eşiyle birlikte takip eden Trump'ın karşılaşma sırasında futbola çok fazla ilgi göstermediği görüldü.
Kupanın yakasından düşmeyecek: Trump, ‘Bunu tekrar yapmalıyız ve ben hayattayken yapmalıyız’ dedi
Kazandıkları paradan memnun olan Trump FOX Sports'a verdiği röportajda Dünya Kupası'nı yeniden düzenlemek istediklerini söyledi. Açıklamasında, "Rakamlara bakılırsa, bunu hemen tekrar talep edeceğiz. Ama şoku önlemek için, önce bizi duyurabilirsiniz, belki sonrakiler için de hatta bir sonrakiler için de. Ama bunu tekrar yapmalıyız ve ben hayattayken yapmalıyız" ifadelerini kullandı.
2026 Dünya Kupası için Trump ayrıca, "Dünya Kupası'nda yaşananlara benzer bir şeyin daha önce hiç yaşandığını sanmıyorum. Muhteşemdi. İzlemesi çok güzeldi ve bu konuda Gianni'ye gerçekten büyük övgülerimi sunuyorum" dedi.
Messi üçüncü finalini oynadı
Uzatma bölümünün 106. dakikasında sağ kanattan gelişen İspanya atağında arka direğe yapılan ortayı Nico Williams kafayla Ferran Torres'in önüne bıraktı. Ferran Torres'in sert şutunda topun ağlara gitmesiyle skor belli oldu. Kalan bölümde başka gol olmadı ve İspanya Dünya Kupasını kazanan taraf oldu.
Futbol o kadar önemsizleştirilmişti ki, Messi'nin Brezilyalı Cafu'nun ardından üç farklı Dünya Kupası finalinde oynayan ikinci futbolcu olarak tarihe geçmesi veya Mbappe'nin gol krallığı sadece satır arasında kalan birer detaya dönüştü.
Arjantinli Romero Trump’ın elini sıkmadı
Arjantin savunmacısı Cristian Romero, madalya töreninde Infantino ve Meksika'nın yeni lideri Claudia Sheinbaum'un arasında duran Trump'ı yok saydı.
Romero, göz teması bile kurmadan Trump'ın yanından geçip gitti.

Şampiyonluk anını da gasp etti
Kapanış karesi ise skandalın zirve noktasıydı.
Tören protokolü gereği kupanın kaptan tarafından kaldırıldığı anlarda sahnede olmaması gereken ABD Başkanı Donald Trump, ısrarla futbolcuların ve kupanın yanında durmaya devam etti.
İspanya milli takım kaptanı Rodri, zaferin ardından çekilecek resmi şampiyonluk fotoğrafına kendini dahil etmeye çalışan Trump'ın kareden çıkarılmasını Infantino'dan açıkça talep etti.

Ancak Infantino'nun yönlendirmelerine rağmen Trump'ın yerinden kımıldamadığı görüldü.
Sonuç olarak köşeye geçse de karede kaldı ve takımın tarihi anını gasp etti.
2026 Dünya Kupası paranın, gösterinin ve kibrin futbolu nasıl rehin aldığı gerçeğini yüzümüze çarptı.
Futbol, MetLife Stadyumu'nun o milyonlarca dolarlık reklam panoları arasında bir yerlerde ruhunu teslim etti.
***
Sahadaki skorlardan fazlası: 2026 Dünya Kupası’ndan geriye kalan hikâyeler
FIFA tarafından “tarihin en kapsayıcı Dünya Kupası” olarak sunulan turnuva sona erdi. Kupayı İspanya kaldırdı ancak 2026 Dünya Kupası’na damgasını vuranlar yalnızca şampiyonlar, yıldız futbolcular ve atılan goller değildi. Savaşın içinden gelen futbolcular, ABD sınırında bırakılan taraftarlar, göçmen işçiler, kayıp yakınlarını arayan kadınlar ve sömürgeciliğe karşı mücadeleyi tribüne taşıyanlar turnuvanın başka bir hikâyesini yazdı.
İspanya’nın Arjantin’i uzatmalarda 1-0 yenerek şampiyon olduğu 2026 Dünya Kupası, 48 takımlı yeni formatıyla futbol tarihinin en büyük turnuvası olarak düzenlendi.
FIFA’nın “kapsayıcılık” ve “futbolu yeni ülkelere ulaştırma” söylemi, ilk kez Dünya Kupası’na katılan küçük ülkelerin hikâyelerinde karşılığını buldu. Ancak turnuvanın ağırlıklı bölümüne ev sahipliği yapan ABD’nin vize ve göçmenlik politikaları, siyasi müdahaleler ve işçi eylemleri bu anlatının emperyalist sistem içerisindeki sınırlarını da ortaya koydu.
Turnuvadan geriye kalan bazı hikâyeler şöyle:
ABD sınırında yedi saat tutulan Iraklı oyuncu golünü attı
Irak Milli Takımı’nın kaptanı Aymen Hüseyin, ülkesinin 40 yıl sonra katıldığı Dünya Kupası’ndaki ilk maçından kısa süre önce ABD’ye girişte yaklaşık yedi saat boyunca sorgulandı.
Hüseyin, Irak’ın Norveç’e 4-1 yenildiği karşılaşmada takımının golünü attı. Bu, Irak’ın 1986’dan beri Dünya Kupası’nda bulduğu ilk goldü. Ancak Hüseyin’in hikâyesi, sınır kapısında yaşananlardan çok daha öncesine uzanıyordu.
Iraklı futbolcunun babası, Hüseyin henüz çocukken El Kaide tarafından öldürüldü. Ağabeyi ise yıllar sonra kaçırıldı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Savaş, işgal ve silahlı örgütlerin şiddeti içinde büyüyen Hüseyin, ülkesini Dünya Kupası’na taşıyan başlıca isimlerden biri oldu. Buna karşın turnuvaya gelirken ABD makamları tarafından saatlerce “güvenlik kontrolüne” tabi tutuldu.
Hüseyin’in golü böylece sıradan bir sportif başarıdan fazlasını ifade etti. ABD’nin Irak işgalinin ardından parçalanmış bir kuşağın temsilcisi, ABD’de düzenlenen turnuvada önce şüpheli muamelesi gördü, ardından sahaya çıkıp ülkesinin 40 yıllık Dünya Kupası hasretine son veren golü attı.
Hüseyin'in Norveç'e attığı gol sonrası sevinci.Lumumba’nın canlı heykeli ABD sınırını aşamadı
Demokratik Kongo Cumhuriyeti taraftarı Michel Kuka Mboladinga, ülkesinin maçlarında 90 dakika boyunca hareketsiz durmasıyla tanınıyor.
“Lumumba Vea” adıyla bilinen Mboladinga, sağ kolunu havaya kaldırarak Kinşasa’daki Patrice Lumumba heykelinin duruşunu taklit ediyor. Renkli takım elbisesi, saç biçimi ve gözlükleriyle 1960’ların bağımsızlık liderini canlandıran taraftar, bu gösteriyi 2013’ten beri sürdürüyor.
Belçika sömürgeciliğine karşı mücadele eden, bağımsız Kongo’nun ilk başbakanı olan ve 1961’de öldürülen Lumumba’nın figürü, Mboladinga’nın sessiz gösterisi aracılığıyla futbol tribünlerine taşındı.
Mboladinga Dünya Kupası sırasında Meksika’daki Demokratik Kongo–Kolombiya maçını izleyebildi. Ancak ABD vizesi alamadığı için takımının ABD’de oynadığı karşılaşmalara, aralarında İngiltere’yle yapılan eleme maçı da olmak üzere, katılamadı.
Böylece turnuvanın en güçlü politik figürlerinden biri ABD’deki tribünlerde görünür olmak yerine, yokluğuyla simgeleşti. Sömürgeciliğe karşı mücadelenin simgesi Lumumba’yı canlandıran Kongolu taraftarın ABD sınırında bırakılması, FIFA’nın kapsayıcılık iddiasının en çarpıcı görüntülerinden biri oldu.
Tribünlerde Lumumba'yı canlandıran Mboladinga.Yeşil Burun Adaları: Küçük ada ülkesinden dünya sahnesine
Yaklaşık yarım milyon nüfusa sahip Yeşil Burun Adaları, katıldığı ilk Dünya Kupası’nda grup aşamasını geçerek son 32 takım arasına kaldı.
Ada ülkesi, Arjantin karşısında iki kez geriye düşmesine rağmen maçı uzatmalara taşıdı ve turnuvanın favorilerinden birine 3-2 mağlup oldu. Yeşil Burun Adaları, böylece Dünya Kupası’nın eleme aşamasına ulaşan nüfus bakımından en küçük ülke olarak tarihe geçti.
Takımın 40 yaşındaki kalecisi Vozinha, kurtarışları ve oyun tarzıyla turnuvanın simge isimlerinden birine dönüştü.
Yeşil Burun Adaları'nın başarısının arkasında yalnızca “küçük ülkenin büyük rüyası” bulunmuyordu. Portekiz’in eski sömürgesi olan ülkenin milli takımı, önemli ölçüde Avrupa’da büyüyen Yeşil Burun Adaları diasporasından oluşturuldu.
Göç yolları ve sömürgecilik tarihi nedeniyle dünyanın farklı ülkelerine dağılan Yeşil Burun Adalılar, ilk kez Dünya Kupası sahnesinde ortak bir takım etrafında buluştu. Yeşil Burun Adaları'nın Arjantin karşısındaki direnişi, bir ada ülkesinin futboldaki eşitsizliklere ve büyük ülkelerin ekonomik üstünlüğüne karşı meydan okuması olarak hafızalara kazındı.
Arjantin'e karşı turnuvanın en güzel gollerinden birini atan Lopes Cabral, gol sonrası tribünlere çıkıp kız arkadaşına sarıldı. Lopes Cabral, yeni sezonda Trabzonspor forması giyecek.İran savaşın ve engellemelerin ortasında yenilmeden elendi
İran’ın turnuvadaki yolculuğu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile ABD makamlarının uyguladığı kısıtlamaların gölgesinde geçti.
İran başlangıçta kampını ABD’nin Arizona eyaletindeki Tucson kentinde yapmayı planladı. Ancak savaş ve giriş kısıtlamaları nedeniyle takımın hazırlık merkezi son anda Meksika’ya taşındı.
İran gruptaki üç maçını da kaybetmeden tamamladı. Buna rağmen diğer gruplardaki sonuçların da etkisiyle eleme aşamasına kalamadı. İran’ın Mısır’la oynadığı son maçta uzatma dakikalarında bulduğu gol, VAR incelemesinin ardından tartışmalı bir ofsayt kararıyla iptal edildi. Karşılaşma 1-1 sona erdi. Ertesi gün Avusturya’nın maçın son anlarında bulduğu beraberlik golü İran’ın turnuvaya veda etmesine yol açtı.
İran böylece hiçbir karşılaşmasını kaybetmeden elenen takımlardan biri oldu.
Meksika’da kalan ve maçlarını burada oynayan İran heyeti, elenişinin ardından kendilerini ağırlayan Meksika halkına teşekkür etti. Takımın yolculuğu, savaş sürerken futbol oynamaya çalışan bir ülkenin hikâyesi kadar, ev sahibi ABD’nin engellemelerine rağmen turnuvaya katılabilmenin de hikâyesiydi.
İranlı futbolcu Şoca Halilzade, Mısır'a karşı son dakikalarda attığı golün ardından dikkat çeken bir gol sevinci yaşamıştı. Gol tartışmalı bir kararla iptal edilmişti.Trump aradı, FIFA kırmızı kart cezasını kaldırdı
Turnuvanın en büyük yönetim skandallarından biri ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan müdahalesiyle yaşandı.
ABD’li futbolcu Folarin Balogun, Bosna Hersek karşılaşmasında kırmızı kart görmüş ve Belçika’ya karşı oynanacak son 16 turu maçında cezalı duruma düşmüştü.
Trump, FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu arayarak kararın yeniden incelenmesini istedi. FIFA daha sonra Balogun’un cezasını askıya aldı ve futbolcunun Belçika maçında oynamasına izin verdi. Trump, kararın değiştirilmesi için Infantino’yu birden fazla kez aradı.
Karar, FIFA’nın disiplin mekanizmasının bağımsızlığına ilişkin büyük bir tartışma yarattı. Eski FIFA Başkanı Sepp Blatter dahil birçok isim, kırmızı kart cezalarının siyasi telefon görüşmeleriyle kaldırılamayacağını belirtti.
ABD, Balogun’un da forma giydiği maçta Belçika’ya 4-1 yenilerek elendi.
Final öncesinde protestocu bir grup, Trump ve Infantino’nun müdahalesini protesto etmek amacıyla binlerce kırmızı kart dağıtmayı planladı. Ancak yaklaşık 10 bin protesto kartına stadyum güvenliği tarafından el konuldu. Buna rağmen Trump ile Infantino kupa töreni için sahaya çıktıklarında tribünlerden yoğun biçimde yuhalandı.
ABD'ye karşı Belçika'nın son golünü atan Romelu Lukaku, golü atmasının ardından ABD tribünlerine "Sizi duyamıyorum" işareti yaptı ve takım arkadaşlarıyla birlikte "Trump dansı" yaptı.'En kapsayıcı Dünya Kupası'na giremeyenler
FIFA Başkanı Infantino, 48 takımlı turnuvayı Dünya Kupası tarihinin en kapsayıcı organizasyonu olarak sundu.
Ancak ABD’nin vize ve seyahat politikaları nedeniyle Irak, Ürdün, Mısır, Fas, Özbekistan, Haiti ve çeşitli Afrika ülkelerinden çok sayıda taraftar maçlara gidemedi. Bazı taraftarların başvuruları reddedilirken bazı başvurular turnuva sona erene kadar sonuçlandırılmadı.
Bu çelişkinin en dikkat çekici örneklerinden biri Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan oldu.
FIFA tarafından Dünya Kupası’nda görev yapmak üzere belirlenen Artan, geçerli ABD vizesi bulunmasına rağmen ülkeye alınmadı. ABD’li yetkililer Artan’ın “güvenlik tehdidi” oluşturduğunu öne sürerken Somali Futbol Federasyonu karara tepki gösterdi. FIFA ise göçmenlik kararlarının ulusal makamların yetkisinde olduğunu belirterek sorumluluk üstlenmedi.
Artan böylece Dünya Kupası’nda maç yöneten ilk Somalili hakem olma fırsatını kaybetti.
FIFA takımların sayısını 32’den 48’e çıkarmıştı; fakat turnuvaya katılan ülkelerin yurttaşlarının maçları izleyebilmesi için özel bir vize sistemi oluşturulmamıştı. Futbol sahası genişlerken tribünlerin kimlere açık olduğu ev sahibi devletlerin siyasi tercihlerine bağlı kaldı.
Omar Abdulkadir Artan, Afrika'nın en iyi hakemi seçilmişti.Haiti 52 yıl sonra döndü, ülkesinde tek maç oynayamadan
Haiti, 1974’ten sonra ilk kez Dünya Kupası’na katıldı.
Ancak takım turnuvaya hazırlanırken Haiti’de silahlı gruplar ülkenin önemli bölümünü kontrol ediyor, siyasi ve insani kriz derinleşiyordu. Milli takım güvenlik krizi nedeniyle Dünya Kupası elemelerindeki hiçbir iç saha maçını Haiti’de oynayamadı. Takımın teknik direktörü Sébastien Migné de görev süresi boyunca ülkeye gidemedi.
Kadronun büyük bölümü Avrupa ve Kuzey Amerika’da yetişen diaspora oyuncularından oluşuyordu. Haiti’de yaşayan tek milli futbolcu Woodensky Pierre’in ABD vizesi ise turnuvadan hemen önce hâlâ sonuçlanmamıştı.
Haiti’nin 52 yıl sonra Dünya Kupası’na dönüşü, ülkedeki şiddet ve siyasal çöküş nedeniyle yalnızca sportif bir başarı değildi. Fakat ABD’nin Haiti’ye yönelik seyahat kısıtlamaları, ulaşım giderleri ve yüksek bilet fiyatları nedeniyle ülkedeki taraftarların önemli bölümü bu tarihi dönüşü tribünden izleyemedi.
Haiti’nin Dünya Kupası macerası böylece FIFA’nın kapsayıcılık anlatısının hem en güçlü örneklerinden birini hem de en açık çelişkilerinden birini oluşturdu.
Haiti takımının Fas'a karşı attığı gol sonrası sevinci.Turnuva tarihinin en küçük ülkesi: Curaçao
Yaklaşık 156 bin nüfuslu Curaçao, Dünya Kupası’na katılan nüfus ve yüzölçümü bakımından en küçük ülke oldu.
Karayipler’de bulunan ve Hollanda Krallığı’nı oluşturan ülkelerden biri olan Curaçao’nun kadrosunun büyük bölümü Hollanda’da yetişmiş Curaçao kökenli futbolculardan oluşuyordu.
Takımın teknik direktörü Dick Advocaat ise 78 yaşında Dünya Kupası tarihinin en yaşlı teknik direktörü unvanını kazandı.
Curacao, Dünya Kupası tarihindeki ilk golünü Almanya'ya karşı attı. İlk puanını ise Ekvador'a karşı aldı.Ürdün’ün ilk golü iki bin yıllık tiyatroda kutlandı
Dünya Kupası’na ilk kez katılan Ürdün’ün turnuva tarihindeki ilk golünü Ali Olvan attı.
Ürdün’ün Avusturya’yla oynadığı karşılaşmayı binlerce kişi, Amman’daki yaklaşık iki bin yıllık Roma Tiyatrosu’na kurulan dev ekrandan izledi. Olvan’ın golüyle birlikte antik tiyatronun tribünlerinde büyük bir kutlama yaşandı.
Tarihsel mekân ile ülkenin ilk Dünya Kupası deneyimini buluşturan görüntüler turnuvanın en dikkat çekici fotoğraf karelerinden biri oldu.
Ürdün turnuvadan grup aşamasında elendi. Ancak ülkenin Dünya Kupası’ndaki ilk golü, sonuçlardan bağımsız biçimde Amman’ın kamusal hafızasına yerleşti.

Yamal'ın mahallesinde şampiyonluk kutlaması
İspanya Dünya Kupası’nı kazandığında kutlamaların merkezlerinden biri, Madrid’in meydanlarının yanı sıra Lamine Yamal’ın büyüdüğü Rocafonda mahallesi oldu.
Barcelona yakınlarındaki Mataró kentinde bulunan Rocafonda, işçi sınıfının ve göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerden biri. Faslı bir baba ile Ekvator Gineli bir annenin çocuğu olan Yamal, burada büyüdü.
Yamal’ın attığı gollerin ardından elleriyle yaptığı “304” işareti, Rocafonda’nın posta kodunun son üç rakamına gönderme yapıyor. Turnuva boyunca mahallede futbol oynayan çocuklar da aynı işareti kullanarak Yamal’ın gol sevincini taklit etti.
İspanya’da göçmen karşıtı söylemlerin güçlendiği bir dönemde, milli takımın ve dünya şampiyonluğunun sembol isimlerinden birinin bir göçmen mahallesinden çıkması ayrı bir anlam kazandı.
Yamal'ın "304" işareti.Dünya Kupası’nı mümkün kılan göçmen işçiler
Turnuva başlamadan önce Los Angeles’taki SoFi Stadyumu’nda çalışan yaklaşık 2 bin işçi greve çıkma yetkisi verdi.
Kasiyerler, aşçılar, bulaşıkçılar, barmenler ve diğer hizmet çalışanlarının yüzde 96’sı grev yetkisine destek verdi. İşçiler ücret artışı ve taşeronlaştırmaya karşı iş güvencesinin yanı sıra, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi ICE’ın stadyumlara alınmamasını talep etti.
İşçilerin önemli bir bölümü göçmendi. FIFA’nın akreditasyon için çalışanlardan kapsamlı kişisel bilgiler istemesi, bu bilgilerin göçmenlik makamlarıyla paylaşılabileceği endişesine yol açtı.
Grev tehdidi, turnuvanın başlamasına kısa süre kala yapılan anlaşmayla geçici olarak ortadan kalktı. Ancak işçiler, göçmenlik baskınları veya hak ihlalleri yaşanması durumunda iş bırakma haklarını korudu.
Sahada milyonlarca dolarlık futbolcular oynarken, karşılaşmaların yapılmasını sağlayan göçmen işçiler sınır dışı edilme korkusuyla çalışıyordu.
Stadyum işçilerinin eylemlerinden bir kareFilistin bayrakları ikiyüzlü FIFA’nın yasaklarını aştı
Filistin’le dayanışma eylemleri turnuvanın en görünür siyasi unsurlarından biri oldu.
Dünya Kupası’nın Meksiko’daki açılışı sırasında Filistin destekçileri bir araya gelerek insanlardan oluşan dev bir Filistin bayrağı meydana getirdi. Eylemciler, dünyanın en fazla izlenen spor organizasyonlarından biri sürerken Filistin’de yaşananların gündemden düşürülmemesini amaçladıklarını açıkladı.
Turnuva boyunca çeşitli maçlarda, taraftar bölgelerinde ve kent merkezlerinde Filistin bayrakları taşındı; “İsrail’e kırmızı kart” çağrıları yapıldı. Taraftarların dayanışma mesajları, FIFA’nın futbol alanlarında “siyasi ifade” kullanılmasına yönelik yasak ve yaptırım tehditlerine rağmen görünürlük kazandı.
FIFA uzun yıllardır futbolcuların ve taraftarların siyasi mesajlarını “sporun tarafsızlığı” gerekçesiyle sınırlıyor. Ancak kurumun kendisi, ev sahibi devletlerin yöneticileriyle kurduğu yakın ilişkilerden turnuvaların hangi ülkelere verileceğine, bazı savaşlara ve devlet politikalarına karşı aldığı farklı tutumlardan protokol törenlerine kadar siyasetin doğrudan içinde yer alıyor.
2026 Dünya Kupası’nda ABD Başkanı Donald Trump’ın FIFA Başkanı Gianni Infantino’yla kurduğu yakın ilişki ve bir futbolcunun kırmızı kart cezasına kadar uzanan siyasi müdahale, bu çifte standardın en açık örneklerinden biri oldu. FIFA, devlet başkanlarının ve iktidarların müdahalelerini futbolun doğal bir parçası gibi kabul ederken, tribünlerden yükselen Filistin dayanışmasını “siyasi mesaj” olarak sınırlamaya çalıştı.
Bu nedenle Filistin bayraklarının tribünlerdeki varlığı yalnızca futbolun savaşlardan ve siyasal mücadelelerden ayrı tutulamayacağını göstermedi. Aynı zamanda FIFA’nın “siyasetsiz futbol” söyleminin, siyaseti dışlamaktan çok hangi siyasetin görünür olacağına karar veren seçici bir denetim mekanizması olduğunu da ortaya koydu.
Faslı taraftarlar Filistin bayrağıyla.Kayıplarını arayan Meksikalı kadınlar açılışın karşısındaydı
Dünya Kupası’nın açılış töreni için Meksiko'da hazırlıklar sürerken, Meksika’da kaybedilen kişilerin yakınlarını arayan kadınlar da eylem hazırlığı yaptı.
“Arama anneleri” olarak bilinen kadınlar, 11 Haziran’daki açılış maçına denk gelecek şekilde barışçıl bir gösteri düzenlemek ve kayıp yakınlarının fotoğraflarını dünya kamuoyuna göstermek istedi.
Uluslararası Af Örgütü, Meksika makamlarına eylemcilerin güvenliğini sağlama ve seslerini duyurmalarına izin verme çağrısında bulundu.
Meksika’da on binlerce kişi kayıp durumda. Devlet kurumlarının yetersiz kaldığı koşullarda çok sayıda kadın, yakınlarının izini kendi imkânlarıyla sürüyor; toplu mezarları ve insan kalıntılarını arıyor.
Dünya Kupası açılışındaki ışık gösterilerinin karşısında kayıp çocuklarının, eşlerinin ve kardeşlerinin fotoğraflarını taşıyan kadınlar vardı.

Turnuvanın başka tablosu
2026 Dünya Kupası futbolun coğrafyasını genişletti. Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Ürdün ve Haiti gibi ülkeler ilk kez ya da onlarca yıl sonra dünyanın en büyük futbol sahnesine çıktı.
Ancak turnuva aynı zamanda bu genişlemenin emperyalist düzen içerisindeki sınırlarını gösterdi.
Takımlar davet edilirken taraftarlar sınırda bırakıldı. FIFA kapsayıcılıktan söz ederken, kendi seçtiği bir hakem ABD’ye alınmadı. Bir devlet başkanının telefonuyla kırmızı kart cezası değiştirildi. Dünya Kupası’nı mümkün kılan işçiler göçmenlik baskınlarına karşı grev tehdidinde bulundu. Tribünlerde ise Lumumba’nın hatırası, Filistin bayrakları ve kayıp yakınlarının fotoğrafları yer aldı.
Kupayı İspanya kazandı. Fakat turnuvanın hikâyesini yalnızca final maçının skoru anlatmadı.
***










