Afganistan'da Taliban zulmünün beşinci yılı: Dünya uzlaşıyor, kadınlar direniyor -Sarya Toprak-
Taliban’ın Afganistan’da yeniden iktidara gelişinin üzerinden beş yıl geçti. Yirmi yıllık ABD/NATO işgalinin ardından Taliban’a bırakılan ülkede kadınlar kamusal yaşamdan sistematik biçimde silinirken dünya devletleri Taliban’la ilişkilerini giderek normalleştiriyor. Afgan insan hakları savunucusu Shaharzad Akbar, “Afganistan dünyadaki en ağır kadın hakları krizinin yaşandığı ülke. Hukuki hesap verebilirlik tek başına Afganistan’daki durumu değiştiremez. Ancak Taliban üzerinde önemli bir baskı aracı yaratabilir” dedi.
Afganistan’da Taliban’ın yeniden iktidarı ele geçirmesinin üzerinden beş yıl geçti. Ancak ülkenin bugün içine sürüklendiği karanlık,15 Ağustos 2021’de başlamadı. Afganistan’ın son yarım yüzyılı emperyalist müdahalelerin, işgallerin, vekâlet savaşlarının ve büyük güçlerin bölgesel çıkar hesaplarının şekillendirdiği bir tarih oldu. ABD’nin Sovyetler Birliği’ne karşı mücahitleri desteklediği döneme, 11 Eylül’ün ardından başlayan 20 yıllık ABD/NATO işgalinden Washington’ın 2021’deki çekilmesine kadar Afganistan halkı, küresel ve bölgesel güç mücadelelerinin ağır bedelini ödedi. ABD, “terörle mücadele”, “demokrasi” ve kadın hakları söylemleri eşliğinde yürüttüğü yirmi yıllık savaşın ardından ülkeyi, Doha’da yıllarca müzakere ettiği Taliban’a bırakarak çekildi. Aradan geçen beş yılda ise Taliban kadınları eğitimden, çalışma yaşamından ve kamusal alandan sistematik biçimde tasfiye ederken, bir dönem Afgan kadınlarının özgürlüğünü askeri müdahalenin gerekçelerinden biri haline getiren Batılı devletler giderek Taliban yönetimiyle pragmatik ilişkiler kurmaya yöneldi. Bölge ülkelerinin de dahil olduğu bu normalleşme sürecinde kadınların hakları bir kez daha devletlerin jeopolitik ve ekonomik çıkarlarının gerisine itiliyor.
Taliban’ın dönüşünün beşinci yılında Afganistan’daki tabloyu, kadınların sürdürdüğü direnişi ve uluslararası toplumun sorumluluğunu Afgan insan hakları savunucusu ve Rawadari Direktörü Shaharzad Akbar ile konuştuk.
Taliban’ın Afganistan’da yeniden iktidarı ele geçirmesinin yıldönümünde yaşanan dönüşümü nasıl tanımlarsınız? 5 yıllık Taliban iktidarı kadınlar ve kız çocukları açısından ne anlama geldi?
Taliban’ın yeniden iktidara gelmesi, kadınları ve kız çocuklarını tüm temel haklarından mahrum bıraktı ve onları evlerine hapsetti. Kız çocuklarının ilkokuldan sonra eğitim görmesi yasaklandı. Kadınlar pek çok sektörde işlerinden uzaklaştırılarak evlerine gönderildi. Kadınların ne giyecekleri ve nasıl hareket edecekleri kısıtlandı. Ev içi şiddet normalleştirildi ve artık suç olarak görülmüyor. Kadınların yükseköğrenime erişimi engellendi, hemşire yada doktor olmalarının önü kapatıldı.
Bunun yanı sıra Taliban, baskıcı kurallarını büyük bir şiddetle uyguluyor. Seçimler yok, parlamento yok, siyasi partiler yok, bağımsız medya yok. Taliban’ın politikalarına karşı çıkmak hapis, işkence ve hatta zorla kaybedilme anlamına gelebiliyor. Sivil ve siyasi değişimin önünü açabilecek bütün kanallar Taliban tarafından acımasızca bastırılmış durumda.

Taliban’ın nihai amacı kadınları kamusal ve siyasi yaşamdan tamamen dışlamak mı?
Taliban’ın kadınlara ilişkin tek bir tahayyülü var: Kadınlar eve aittir ve tek sorumlulukları kocalarına hizmet etmek ve çocuk yetiştirmektir. Onlara göre kadınların kamusal yaşamda hiçbir rolü yok. Kadınları hem kırılgan hem de toplumsal huzursuzluğun kaynağı olarak görüyorlar. Bu nedenle kadınların kamusal alandaki varlığının denetlenmesi ve sınırlandırılması gerektiğine inanıyorlar.
Taliban’ın kadınların yanlarında erkek bir akrabaları olmadan acil sağlık hizmetlerine erişmesine dahi izin vermemesinin arkasında bu ideoloji var. Bir kadının yanında erkek akrabası olmadan dışarı çıkmasındansa hastalıktan ölmesini tercih ediyorlar. Kadınların hemşirelik ve tıp eğitimi almasını engelleyerek kadın sağlık çalışanlarına ihtiyaç duyulan ülkede kadın sağlık çalışanlarının yetişmesinin de önünü kesiyorlar.
Bu politika, kadınların nitelikli kadın doktor ve hemşirelere erişemedikleri için doğum sırasında hayatlarını kaybetmeleriyle birlikte, zaman içerisinde kademeli bir kadın kırımına yol açabilir. Afganistan’da kız çocuğu olarak doğmak adeta bir suç. Bu, bir erkekten daha aşağı görülmeniz, daha az hakka ve varsa bile çok daha az özgürlüğe sahip olmanız; tecavüze, ev içi şiddete ve çocuk yaşta dahi zorla evlendirilmeye karşı korunmamanız anlamına geliyor. Taliban rejiminde kadınların hak, onur ve adalet sahibi bireyler olduğu kabul edilmiyor.
Afganistan’da toplumsal cinsiyete dayalı zulüm ve diğer insan hakları ihlalleri konusunda uluslararası düzeyde hesap verebilirliği sağlamaya yönelik girişimler görüyoruz. Uluslararası adalet mekanizmaları bugün Afgan kadınları açısından ne kadar önemli? Taliban iktidarda kalmaya devam ederken hukuki hesap verebilirliğin sahada somut bir etkisi olabilir mi?
Hukuki hesap verebilirlik tek başına Afganistan’daki durumu değiştiremez. Ancak Taliban üzerinde önemli bir baskı aracı yaratabilir, Afganistanlı kadınlar için adaletin sağlanmasına katkıda bulunabilir ve Taliban’ın baskıcı politikalarının normalleştirilmesine karşı koyabilir.
Önemli ve acil girişimlerden biri, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında yürütülen hukuki süreçtir. Bu girişim Eylül 2024’te Almanya, Avustralya, Kanada ve Hollanda tarafından duyuruldu. Aradan yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen henüz ilerleme göremedik. Artık bu girişimi ileriye taşımanın ve Taliban’ı Uluslararası Adalet Divanı (UAD) aracılığıyla hesap vermeye zorlamanın zamanı geldi. Böyle bir adım, Afganistanlı kadınlara güçlü bir dayanışma mesajı verecek ve Taliban’ın normalleştirilmesi ve tanınması yönündeki süreci yavaşlatacaktır.
Taliban’la diplomatik ve pratik ilişkilerin giderek arttığını da görüyoruz. Pek çok ülke Taliban’la farklı düzeylerde ilişkilerini sürdürüyor. Sizce uluslararası toplum giderek Taliban yönetimini normalleştirmeye mi yöneliyor?
Hükümetlerin sınır dışı etme politikaları gibi kısa vadeli iç siyasi çıkarlarını ilerletmek uğruna Taliban’la ilişkilerini utanmazca normalleştirdiğini görüyoruz. Almanya ve Avrupa’daki başka bazı ülkeler bunu yapıyor. Bunun yanı sıra Çin, Hindistan ve Türkiye dahil bölge ülkelerinin hükümetleri tarafından da Taliban’ın giderek normalleştirildiğini görüyoruz.
Bu durum Afganistanlı kadınlara ürpertici bir mesaj veriyor: Hayatlarınızın ve haklarınızın hiçbir önemi yok ve dünyanın dört bir yanındaki siyasi liderler kısa vadeli çıkarları uğruna toplumsal cinsiyet apartheid’ına göz yumabilir. Bu ülkelerdeki kadınlar ve feministler de kaygı duymalı Çünkü hükümetlerinin tutumu, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadın haklarına yönelik açık bir saygı eksikliğini ortaya koyuyor.
Olağanüstü boyutlardaki baskıya rağmen Afgan kadınlar hem ülke içinde hem de sürgünde direnmeye devam ediyor. Bu direniş bugün hangi biçimlerde sürüyor? Afgan kadınların neye ihtiyacı var?
Afgan kadınlar eğitim almanın yollarını aramaya, sanat, müzik ve edebiyat üretmeye, kendi evlerinin içinden dahi protesto etmeye ve insan hakları örgütleriyle uluslararası yargı mercilerine tanıklıklarını aktarmaya devam ediyor. Gizli okullar ve spor salonları işletiyorlar. Kadınlar sanatlarını ve şiirlerini paylaşmak için sosyal medyayı kullanıyor. Evlerinde toplantılar ve protestolar düzenliyor, yüzlerini gizleyerek bu buluşmaların videolarını yayınlıyorlar. Arkadaşlarının evlerinde bir araya gelerek egzersiz yapıyor, kitap kulüpleri oluşturuyor veya yazdıkları metinleri birbirleriyle paylaşıyorlar. Gelir elde edebilmek, ailelerine ve topluluklarına katkıda bulunabilmek için küçük işletmeler kuruyorlar. Uzaktan eğitim için radyo ve internetten yararlanıyorlar.
Diasporadaki Afgan kadınlar, Afganistan’daki kadın gruplarıyla yakın biçimde çalışarak onların seslerini ve taleplerini duyuruyor; tanıklıklarını belgeliyor ve yayımlıyor. Sürgündeki Afgan kadınlar kadınlara yönelik medya kuruluşları işletiyor, filmler yapıp yönetiyor, konserler ve müzik etkinlikleri düzenliyor; BM Güvenlik Konseyi, BM İnsan Hakları Konseyi ve bölgesel platformlar gibi en üst düzey mercilerde savunuculuk faaliyetleri yürütüyor. Afganistan’daki kız kardeşleri için destek oluşturabilmek amacıyla dünyanın dört bir yanındaki siyasetçiler, akademisyenler ve dini liderlerle temas kuruyorlar.
Diğer ülkelerdeki feminist hareketlerin, sivil toplum örgütlerinin ve gazetecilerin Afganistan’daki durumu öğrenerek ve görünür kılarak, Taliban’ın normalleştirilmesini engellemek için kendi hükümetlerinden hesap sorarak ve Afganistan’daki koşulların iyileştirilmesine yönelik girişimleri destekleyerek Afgan kadınlarla dayanışma göstermeleri gerekiyor.
Türkiye’dekiler için yapılabilecek basit şeylerden biri, #Power2AfghanWomen gibi kampanyalara katılmak; Afganistanlı kadınlarla dayanışma amacıyla bir şarkı söyleyip ya da şiir okuyup bunu sosyal medyada paylaşmak veya İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi’nin Afganistanlı kadınlara ilişkin sergisine katılmak olabilir.
Bunun yanı sıra yurttaşlar, ilgili milletvekillerinden Afganistan’daki kadın haklarının durumunu Meclis gündemine taşımalarını ve hükümeti Afganistan konusunda ilkeli bir politika izlemeye çağırmalarını isteyebilir. Türkiye hükümeti en azından Afganistan’da eğitim görmeleri yasaklanan kadınlar ve kız çocukları için burs programlarını yeniden başlatabilir.

Sizce uluslararası toplum Afgan kadınları yüzüstü bıraktı mı?
Evet. Afganistan, dünyadaki en ağır kadın hakları krizinin yaşandığı ülke ve uluslararası toplumun verdiği karşılık yetersiz; durumun vahametiyle kesinlikle orantılı değil. Erkekler yalnızca cinsiyetleri nedeniyle evlerine hapsedilip haklarından mahrum bırakılsaydı, hükümetlerin yine bu kadar zayıf bir tepki verip vermeyeceğini merak ediyorum.

∗∗∗
KAMUSAL HAYATTAN SİLİNMENİN KRONOLOJİSİ
2021: Taliban 15 Ağustos'ta Kabil'i ele geçirdi. Kız çocuklarının ortaöğretime dönüşü engellendi. Kadın İşleri Bakanlığı kapatılarak yerine Erdemi Teşvik ve Ahlaksızlığı Önleme Bakanlığı getirildi. Kadın kamu çalışanlarının önemli bir bölümü evde kalmaya zorlandı. Yıl sonunda kadınların uzun mesafeli yolculuklarında yanlarında erkek bir mahrem bulunması şartı getirildi.
2022: Mart ayında kız çocuklarının ortaokul ve liselere dönüşü son anda engellendi ve yasak süresiz hale geldi. Mayısta kadınların kamusal alanda yüzlerini de örtecek şekilde giyinmeleri emredildi. Kasımda kadınların park ve spor salonlarına girmesi yasaklandı. Aralıkta kadınların üniversite eğitimi askıya alındı; birkaç gün sonra yerli ve uluslararası STK'larda çalışmalarına da yasak getirildi.
2023: Nisan ayında Afgan kadınların Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışması yasaklandı; böylece daha önce STK'lara getirilen çalışma yasağı BM'ye kadar genişletildi. Temmuzda ülke genelindeki kadın güzellik salonlarının kapatılması emredildi; on binlerce kadının geçim kaynağı ortadan kalktı.
2024: Ağustosta 35 maddelik Erdemi Teşvik ve Ahlaksızlığı Önleme Yasası yürürlüğe girdi. Kadınların bedenlerini ve yüzlerini kamusal alanda örtmesi öngörülürken, kadın sesinin yabancı erkekler tarafından duyulmasına da kısıtlamalar getirildi. Ahlak görevlilerine geniş denetim ve yaptırım yetkileri verildi. Aralıkta kadın ve kız çocuklarının tıp enstitülerinde eğitim görmesinin engellenmesi, gelecekte kadın hemşire ve ebelerin yetişmesini de tehdit eder hale geldi.
2025: Kadınların çalışma hayatına yönelik denetim yerelde daha da sertleşti; örneğin Kandahar'da kadın sağlık çalışanlarının işe giderken yanlarında kimlik kartına sahip bir erkek mahrem bulundurmaları istendi. Eylül ayında üniversitelerde kadınlar tarafından yazılmış kitapların okutulmasına yönelik yeni kısıtlamalar getirildi.
2026: Taliban yeni ceza düzenlemeleriyle kadınların hukuki statüsünü daha da zayıflattı. Kadınların evlilikten ayrılmasını zorlaştırırken çocuk yaşta kararlaştırılan evliliklere hukuki koruma sağladı. Haziranda Herat'ta zorunlu hicap uygulamalarına karşı düzenlenen protestolar güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırıldı.
∗∗∗
Taliban’ın Afganistan’da yeniden iktidara gelmesinin beşinci yılında UN Women, Afgan kadınların yaşam koşullarına ilişkin yeni değerlendirmesini yayımladı. Rapora göre Taliban’ın kadınları kamusal yaşamdan dışlayan politikaları artık gündelik hayatın neredeyse her alanına nüfuz etmiş durumda.
• Kadınların istihdam oranı: %7
• Erkeklerin istihdam oranı: %84
• Ayda yalnızca 1-2 kez evden çıkabilen kadınların oranı: %50
• Ruh sağlığını "kötü" veya "çok kötü" olarak tanımlayan kadınların oranı: %70
• Gelecekleri konusunda umutsuz olduğunu belirten kadınların oranı: %75
• Kadın haklarına ilişkin koşulların önümüzdeki dönemde daha da kötüleşeceğini düşünenlerin oranı: %40
• Taliban’ın Ağustos 2021’den bu yana kadınların ve kız çocuklarının haklarını kısıtlayan karar ve düzenleme sayısı: 100+
∗∗∗
TALİBANLA İLİŞKİLER GELİŞİYOR
Taliban'ın Ağustos 2021'de Kabil'i ele geçirmesinin ardından hiçbir devlet yeni yönetimi resmen tanımadı. Ancak beş yıl içinde bu diplomatik tecrit aşınmaya başladı. Kadınların ve kız çocuklarının temel haklarına yönelik yasaklar sürerken büyük ve bölgesel güçler güvenlik, ticaret, enerji ve nüfuz hesapları üzerinden Taliban'la ilişkilerini geliştirdi.
RUSYA: İLK TANIYAN ÜLKE
Rusya, 3 Temmuz 2025'te Taliban yönetimini Afganistan'ın meşru hükümeti olarak resmen tanıyan ilk ülke oldu. Moskova, Taliban'la ilişkilerinde güvenlik, IŞİD-Horasan'la mücadele, uyuşturucu kaçakçılığı ve ekonomik işbirliğini öne çıkarıyor. Rusya, resmi tanımadan önce Taliban'ı yasaklı örgütler listesinden çıkarmış ve Taliban'ın atadığı büyükelçiyi kabul etmişti.
ÇİN: TANIMA YOK, DİPLOMATİK İLİŞKİ VAR
Çin Taliban yönetimini resmen tanımadı ancak ilişkilerini önemli ölçüde geliştirdi. Pekin 2023'te Taliban yönetimindeki Kabil'e büyükelçi gönderen ilk ülke olurken, 2024'te Devlet Başkanı Şi Cinping Taliban'ın Pekin'e gönderdiği büyükelçinin güven mektubunu kabul etti. Çin'in Afganistan politikasında güvenliğin yanı sıra madenler, ekonomik yatırımlar ve bölgesel bağlantı projeleri öne çıkıyor. ABD'nin çekilmesi sonrası bölge ülkeleriyle ilişkilerini geliştiren Pekin yönetimi, Afganistan ve Pakistan arasında bu yılın başlarında tekrar alevlenen çatışmalarda da arabuluculuk rolünü üstlenmişti.
HİNDİSTAN: KABİL'E YAKLAŞTI
Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinin ardından Kabil'deki büyükelçiliğini kapatan Hindistan, 2022'de teknik misyonla geri döndü. Ekim 2025'te ise Kabil'deki temsilciliğini yeniden büyükelçilik statüsüne yükseltti. Hindistan Taliban'ı resmen tanımasa da bu yakınlaşma, Pakistan'la rekabet ve Çin'in Afganistan'daki artan etkisiyle birlikte değerlendiriliyor.
ABD: MÜZAKERE YENİ DEĞİL
ABD'nin Taliban'la doğrudan ilişkisindeki kritik dönüm noktalarından biri Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde yaşandı. Şubat 2020'de imzalanan Doha Anlaşması'nda Washington, dönemin Afgan hükümetini müzakerelerin dışında bırakarak Taliban'la doğrudan anlaşmaya vardı ve Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmesinin yolunu açtı. Taliban böylece iktidarı ele geçirmeden önce uluslararası bir müzakere tarafı olarak kabul edilmiş oldu. Trump, ikinci başkanlık döneminde de Afganistan'dan çekilmenin bir hata olduğunu dile getirirken Güney Kafkaslar ve Batı Asya'daki jeopolitik hesapları kapsamında birçok kez bölgeye geri dönme isteğinin sinyallerini verdi.
AFGANİSTAN NEDEN ÖNEMLİ?
Afganistan; Çin, İran, Pakistan ve Orta Asya'nın kesişimindeki konumu, zengin maden kaynakları, bölgesel ticaret yolları, IŞİD-Horasan tehdidi ve Hindistan-Pakistan rekabeti nedeniyle yeniden büyük güçlerin nüfuz mücadelesinin alanlarından biri haline geliyor. Taliban ise bu rekabetten diplomatik tecridini kırmak, yatırım çekmek ve uluslararası meşruiyet kazanmak için yararlanıyor.
***
Logo parlak rejim karanlık -Birgün-
Çeyrek asır önce adalet ve kalkınma iddiasıyla başlayan süreç emeğin ucuzladığı, yoksulluğun derinleştiği ve devlet kurumlarının Saray'a bağlandığı bir rejime dönüştü. AKP'nin 25. yılı için hazırlanan parlak logosunun arkasında yoksulluk, ticarileşen kamusal hizmetler ve hukuksuzluk var. Logo çeyrek asırlık yıkımı gizleyemiyor. https://www.birgun.net/haber/logo-parlak-rejim-karanlik-729347
***
Cemaatin "bereket" tablosu: Bin katlık sermaye artışı -Mustafa Bildircin-
Süleymancılar Cemaati’ne yönelik operasyon kapsamında dosyaya giren şirketlerin sermaye yapısındaki büyük değişimler dikkati çekiyor. Sağlıktan turizme, inşaattan gıdaya kadar çok sayıda alanda faaliyet gösteren cemaat şirketlerinden bazılarının sermayesinde kısa süre içinde bin katlık artışlar yapıldığı görülüyor. https://www.birgun.net/haber/cemaatin-bereket-tablosu-bin-katlik-sermaye-artisi-729340
***
Çocuklar yoksulluk sarmalında: İstismar, ihmal, yoksunluk -Mustafa Bildircin-
Sokakta çalıştırılan, dilendirilen, okula devamsızlığı olan ve istismara uğrama riski bulunan çocuk sayısının 55 bin 711’e ulaştığı belirlendi. Okullara yapılan ziyaretlerde ise 68 bin 854 çocuğun, “Risk altında” olarak sınıflandırıldığı öğrenildi. https://www.birgun.net/haber/cocuklar-yoksulluk-sarmalinda-istismar-ihmal-yoksunluk-729330
***
























