Cumhuriyet 103 yaşında: Yeniden kazanmak için…
Bundan 103 yıl önce bugün Osmanoğullarının köhnemiş saltanatı yerine Cumhuriyet ilan edildi bu topraklarda. Savaşarak, kavgayla kazanılmıştı. Holdinglerin, tarikatların düzeni eliyle, Yeni Osmanlı hayalleriyle, emperyalistlerin desteğiyle, karşı devrimle yıktılar. 103. yılında cumhuriyeti emekçilerin elinde yeniden ayağa kaldırmak için, “Kahrolsun saltanat, yaşasın Cumhuriyet” sloganları yükselmek zorunda, bir kez daha.
Efendiler, hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye, müzakere ile, münakaşa ile verilmez. Hâkimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milletinin hâkimiyet ve saltanatına, vâzıü’l-yed olmuşlardı ve bu tasallutlarını altı asırdan beri idâme eylemişlerdi. Şimdi de Türk milleti bu mütecâvizlerin hadlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline, bi’l-fiil almış bulunuyor. Bu bir emr-i vâkidir. Mevzu-i bahis olan, millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emr-i vâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada ictimâ edenler, meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvâfık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.
Mustafa Kemal Atatürk bu sözleri Cumhuriyet’in yolu savaşarak açıldığı sırada, Osmanoğlularının saltanatını tarihe gömerken söylüyordu, 30 Ekim 1922’de, TBMM’de.
Bu sözlerden sadece bir yıl sonra, bu toprakların tarihinde o güne kadar atılmış en ilerici adım atıldı ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi.
Halkımızı Osmanlı tebalığından yurttaşlığa geçiren tarihi bir adım atıldı o gün.
Şimdi aynı Meclis’te, aradan 103 yıl geçtikten sonra, tarihin bir cilvesi olarak yine Osmanlı hayalleri baş göstermiş durumda. Yemen’e, Suudiler ve emperyalizmin çıkarları için asker göndermemiz konuşuluyor, Osmanlıya atıfla, öykünerek.
Peki, nasıl oldu bu?
Cumhuriyet, 103 yıl sonra kendi kurduğu Meclis’te, Yeni Osmanlı hayranlarına nasıl yenildi?
Bu topraklarda işgalciler hüküm sürerken de keyfi kaçmayan, kazanmaya devam eden ağalar ve patronlar, kuruluşun hemen ardından Cumhuriyet’in direksiyonunu eline geçirip, ilk günden itibaren bu tarihsel adımın altını oydular, sınıfsal çıkarlarının gereği olarak.
Holdinglerin, tarikatların düzeni adım adım ilerledi, yıllara yayılmış bir saldırıyla sonuç aldı.
2002 yılında AKP iktidara geldiğinde patronlar, cemaatler, liberaller ve emperyalistler, tarihsel bir arıza olarak gördükleri Cumhuriyet’ten kurtulmanın yolunu aradılar.
Zaten epey yol almışlardı, son adımları atmak kalmıştı onlara.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Cumhuriyet’in yıkıntılarının üzerinden “bu topraklarda en iyi yol monarşi” diye bu nedenle sayıklıyordu.
Şimdi 103 yıl sonra kazandıklarını düşünüyorlar, yeniden.
Konserler mi, reklamlar mı, mücadele mi?
Mücadele tam da bu noktada başlıyor.
103 yıl önce “Hâkimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milletinin hâkimiyet ve saltanatına, vâzıü’l-yed olmuşlardı ve bu tasallutlarını altı asırdan beri idâme eylemişlerdi” diyordu Mustafa Kemal.
103 yıl sonra geride kalan yıkıntıya bakıp bir yandan belediye konserlerinde meşale taşımak, eğlenmek görevi konuluyor halkın önüne ya da Cumhuriyet’le hesaplaşan düzenin esas sahipleri Koçların, Sabancıların reklamlarını izleyip hüzünlenmek...
Ancak başta aktardık, bu Cumhuriyet işgale karşı halkımızın mücadelesiyle kazanıldı.
Şimdi, 103 yıl sonra Yeni Osmanlıcıların zafer nidaları her yanı kaplamışken, tek çıkar yol var, mücadele etmek.
Bugün o mücadele için sokağa yapılan çağrıya, Cumhuriyet’i yeniden kazanma mücadelesine yapılan çağrıya kulak verme zamanı.
***
TKP: Cumhuriyet ancak emekçilerin iktidarında yeniden mümkün olacak
Türkiye Komünist Partisi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı "Çalınan cumhuriyeti geri almak zorundayız!" başlıklı açıklamada, Cumhuriyet’in yeniden inşasının sermaye sınıfıyla hesaplaşmaktan geçtiğini hatırlattı. TKP, “Cumhuriyet, sermaye düzeni sürdüğü müddetçe yenilmeye mahkûmdur” dedi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP), 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla “Çalınan Cumhuriyeti Geri Almak Zorundayız!” başlıklı bir açıklama yayımladı. Açıklamada Cumhuriyet’in halkın refahı, emekçilerin hakları ve eşitlik temelinde yeniden kurulması gerektiği vurgulandı.
Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi olarak değil, halkın yaşam koşullarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten TKP, “Cumhuriyet; halkımız alın teri ile evine ekmek götürebilirse, hakkını alabilirse, kendisine ve ailesine mutlu bir yaşam inşa edebilirse, çocuklarımızın ve yaşlılarımızın yüzleri gülerse var olacak” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, holdinglerin bayramlarda yayımladığı reklamlarla Cumhuriyet’e övgüler yağdırırken halkın yaşadığı sorunların üzerini örttüğü kaydedildi. TKP, “Gerçek şu ki onlar Cumhuriyet’i çaldılar” diyerek sermaye sınıfına işaret etti.
'Cumhuriyet, emekçilerin Cumhuriyet’i olmalı'
Cumhuriyet’in yeniden inşasının emekçilerin talepleri etrafında şekillenmesi gerektiğini belirten TKP, işçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, çiftçilerin ve esnafın ortak bir siyasi program etrafında birleşmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, “Haramilerin saltanatı yerine halkın iktidarının kurulduğu bir siyasi programa” ihtiyaç olduğu ifade edildi.
TKP, Cumhuriyet’in tasfiyesinden büyük sermayenin yarar sağladığına dikkat çekerek, Cumhuriyet’i savunmanın yolunun sermaye sınıfıyla hesaplaşmaktan geçtiğini hatırlattı.
Açıklamada, “Makul burjuvazi ya da ‘ehlileştirilmiş’ kapitalizm yalanını bütünüyle mahkûm etmek zorundayız” denildi.

'Sınıf mücadelesi belirleyiciydi; bu yalın gerçek ıskalandı'
AKP iktidarı döneminde Cumhuriyetçi direncin bastırıldığını ve Cumhuriyet değerlerinin tasfiyesine karşı güçlü bir toplumsal direniş kurulamadığını kaydeden TKP, bu başarısızlığı sınıfsal bir perspektifin eksikliğine bağladı.
Cumhuriyet devrimini koruma görevinin ordu, yargı ve bürokrasi gibi sınıflar üstü olduğu varsayılan kurumlara bırakılamayacağını ifade eden TKP, karşı devrimin ancak toplumsal alanda ve sınıf mücadelesi içinde durdurulabileceğini belirtti.
Açıklamada, AKP’ye alternatif arayışında olan Cumhuriyetçi kesimlerin kaygılarının anlaşıldığı belirtilirken, sermaye düzeninin sınırları içinde Türkiye’yi kurtaracak yeni bir kurucu iradenin bulunmadığına işaret edildi. TKP, “Cumhuriyet, sermaye düzeni sürdüğü müddetçe yenilmeye mahkûmdur” ifadelerini kullandı.
'Halk için bir Cumhuriyet inşa edebiliriz'
TKP, açıklamasının devamında gerici karanlığın ve toplumsal çürümenin durdurulabileceğini, emekçilerin sırtından geçinen sermaye sınıfının iktidarına son verilerek halk için yeni bir Cumhuriyet kurulabileceğini söyledi.
Cumhuriyet’in emekçilerin ortak mücadelesiyle yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirten parti, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: Ülkemiz için, işçi sınıfımız için, davamız için sonuna kadar Cumhuriyet istiyoruz ve biliyoruz, siz de bilin: Cumhuriyet ancak ve ancak emekçilerin iktidarında yeniden mümkün olacak.
TKP, 29 Ekim’in yarattığı umutsuzluk duygusuna karşın Cumhuriyetçi bir program etrafında mücadele için güç biriktirmeye devam ettiklerini belirterek, Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in kuruluşunun kahramanlarını, yoksul Anadolu köylüsünü, yurtsever aydın ve subayları ve Mustafa Kemal Atatürk’ü selamladı.
https://x.com/tkpninsesi/status/2114979168324551108
Açıklamanın tamamı şöyle:
"Çalınan Cumhuriyeti Geri Almak Zorundayız!
Cumhuriyet; halkımız alın teri ile evine ekmek götürebilirse, hakkını alabilirse, kendisine ve ailesine mutlu bir yaşam inşa edebilirse, çocuklarımızın ve yaşlılarımızın yüzleri gülerse var olacak.
Yaşadığımız hayat, holdinglerin bayramlarda yayımladığı yaldızlı reklam filmlerine benzemiyor. Bu reklamlarda bir grup para babası ve vurguncu; halkımızın acıları üzerine inşa ettikleri dünyaları göze batmasın diye büyük fedakârlıklarla kurulan Cumhuriyet’e arkası boş övgüler yağdırıyor. Gerçek şu ki onlar Cumhuriyet’i çaldılar.
Yeniden Cumhuriyet diyenler, bugün en başta bu hırsızlarla mücadele etmeli. Yeniden Cumhuriyet, emekçilerin Cumhuriyet’i olmalı. Cumhuriyet; artık lokma hesabına başlayan işçi sınıfımızın, emeklimizin, öğrencimizin, çiftçimizin, esnafımızın etrafında kenetlendiği, haramilerin saltanatı yerine halkın iktidarının kurulduğu bir siyasi programa dönüşmeli. Bu program, yurttaşlarımızın huzurunu ve refahını doğar doğmaz mutlak olarak garanti altına almalı.
Elden kaybettiğimiz güvenliğimizi, güvencemizi ve yarınlarımızı ancak Cumhuriyet’i yeniden inşa ederek geri alabiliriz.
Büyük bir silkiniş yaşamak, gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.
'Makul' burjuvazi ya da 'ehlileştirilmiş' kapitalizm yalanını bütünüyle mahkûm etmek zorundayız.
Üzerinde yaşadığımız dünya; alın teri dökenler, emekçiler için büsbütün bir cehenneme dönüştürülüyor.
Emperyalist Batı’dan medet umarak, patron sınıfıyla köprüleri atmadan Cumhuriyet’in yıkımı durdurulamaz.
AKP, iktidarı boyunca cumhuriyetçi direnci bastırmak ve sindirmek için çok ağır darbeler indirdi; ne yazık ki bu saldırılardan sonuç da aldı. Cumhuriyet değerlerinin asıl kaynaklarına, halkın kazanımlarına, eşitlik fikrine yaslanan güçlü bir direnç kurulamadı. Cumhuriyetçiler, AKP’nin yarattığı suni taraflaşmalara sıkıştı; kavgayı onların belirlediği eksenlerde vermeyi kabullendi.
Biz ise Cumhuriyeti savunmanın tek yolunun; cumhuriyet kazanımlarının tasfiyesinden fayda sağlayan büyük sermaye ile hesaplaşmaktan geçtiği gerçeğini ne yazık ki geniş toplumsal kesimlere benimsetemedik.
Bu geriye gidiş yaşandı; çünkü kurulan bu direnç, sınıfsal bir bakış açısından yoksundu.
Karşı devrim ancak toplumsal alanda, sınıf mücadelesinin içinde durdurulabilirdi. Cumhuriyet devrimini koruma görevi; sınıflar üstü olduğu varsayılan kurumlara, sözgelimi orduya, yargıya, bürokrasiye teslim edilemezdi.
Sınıf mücadelesi belirleyiciydi; bu yalın gerçek ıskalandı.
Bugün de bu yalın gerçek ıskalandığı, iktidarın ve karşı devrimin sınıf karakteri görmezden gelindiği için çaresizlik içinde düzen siyasetinden medet uman cumhuriyetçi yurttaşlarımızın kaygı ve öfkelerini anlıyoruz. Ancak birbirimize doğruları söylemek zorundayız: Sermaye düzeninin sınırları içinde Türkiye'yi kurtaracak bir yeni kurucu irade veya AKP'ye gerçekten alternatif olabilecek bir siyasi çizgi bulunmamaktadır. Cumhuriyet, sermaye düzeni sürdüğü müddetçe yenilmeye mahkumdur.
Oysa biz bu yenilgiyi durdurabiliriz. Geriye gidişi sonlandırabiliriz.
Toplumu bütün katmanlarıyla içine alan çürümeyi, gerici karanlığı ve yozlaşmayı durdurabiliriz. Hep birlikte, halk için bir cumhuriyet inşa edebiliriz.
Emekçilerin sırtından geçinen ve halkın büyük çoğunluğu ile en ufak bir ortak duygusu kalmamış, çıkarları bütünüyle ayrışmış sermaye sınıfını başımızdan defedebiliriz.
Bir ülke inşa ederiz; o ülkede yaşayanlar bir bütün olarak aynı mücadelenin parçası olur ve hep birlikte kurtulurlar. Kardeşliğin mayası bu ortak kurtuluşta yeniden karılır. Barış bir daha bozulmayacak şekilde kurulur.
Ülkemiz için, işçi sınıfımız için, davamız için sonuna kadar Cumhuriyet istiyoruz ve biliyoruz, siz de bilin: Cumhuriyet ancak ve ancak emekçilerin iktidarında yeniden mümkün olacak.
Bu 29 Ekim hepimizi biraz öksüz hissettirebilir.
Ancak cumhuriyetçi program etrafında her gün daha fazla enerji biriktirmeye devam ediyoruz. Birlik olup mücadeleye atıldığımızda; cumhuriyetimizi, onun yegâne muhafızı olan emekçi halkımızın ellerinde yeniden inşa etmeye başlayacağız.
Bu kararlılıkla, Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in kuruluşunun bütün kahramanlarına, yoksul Anadolu köylüsüne, yurtsever aydın ve subaylara ve bu kavganın önderi Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun!"
***
TKP Ankara, İstanbul ve İzmir'de Cumhuriyet için yürüyecek: 'Çalınan Cumhuriyeti geri alacağız'
Türkiye Komünist Partisi, bugün "Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız" sloganıyla üç büyükşehirde yürüyüş düzenleyecek. Sermaye ve sömürü düzenine karşı yapılan çağrıda, yurttaşlar eşitlik ve emekçi iktidarı için sokağa davet edildi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP), "Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız" sloganıyla bugün Ankara, İstanbul ve İzmir'de yürüyüşler düzenleyecek.
TKP'den yapılan çağrıda, ülkeyi felakete sürükleyen sermaye sınıfına işaret edilerek, yurttaşlar eşitlik ve emekçi iktidarı için omuz omuza vermeye davet edildi.
'Benim ülkem neden bu halde?'
TKP, yoksullaşma ve sömürü düzenine karşı tüm yurttaşları 29 Ekim'de sokağa çağırdı. Yapılan açıklamada, yaşanan krizlere ve Cumhuriyet'in halktan koparılmasına dikkat çekilerek, şu ifadelere yer verildi:"'Benim ülkem neden bu halde?' diye soran, halkımızın daha iyisini hak ettiğine inanan herkesi Cumhuriyet için yürümeye çağırıyoruz."
Ülkeyi felakete sürükleyenlerin, emekçilerin cebine ve geleceğine el uzatanlarla aynı odaklar olduğu vurgulanan açıklamada, sorumlunun sermaye düzeni olduğu belirtildi: "Ülkemizin başına gelen her felaketin sorumlusu sermaye sahibi sınıf ve onun siyasi temsilcileri yoksul Anadolu halkının büyük emek ve özverisiyle kazanılan Cumhuriyet’i halkın elinden aldı. Yıllardır emekçinin cebine, evlatlarımızın geleceğine ve Cumhuriyet’e uzanan eller aynı eller."
'Çalınan Cumhuriyeti eşitlikle ve emekçi halkın iktidarıyla buluşturmak zorundayız'
Halkın emeğini çalan sermaye düzeninin Cumhuriyet'i de gasp ettiği belirtilen çağrı metni şöyle devam etti: "Halkın emeğini sömüren bu vurgun düzeni, Cumhuriyet’i de halktan çaldı. Çalınan Cumhuriyeti geri almak için onu eşitlikle ve emekçi halkın iktidarıyla buluşturmak zorundayız. Bu 29 Ekim’de emekçinin alın terinin karşılığını alabildiği, çocukların ve yaşlıların güvenle yüzünün güldüğü, herkesin insanca yaşayabildiği bir Cumhuriyet için yürüyoruz. Tüm yurttaşları Cumhuriyet yürüyüşlerinde omuz omuza vermeye davet ediyoruz."
Ankara, İstanbul, İzmir
TKP'nin yayınladığı "29 Ekim'de yürüyoruz: Çalınan Cumhuriyeti geri alacağız" başlıklı afişte, üç büyükşehirdeki buluşma noktaları da ilan edildi.
Buna göre 29 Ekim Cumhuriyet yürüyüşlerinin adres ve saatleri şu şekilde duyuruldu:
*Ankara: Saat 17.30 - Kolej
* İstanbul: Saat 19.30 - Kadıköy Söğütlüçeşme Metrobüs Durağı
* İzmir: Saat 19.00 - Karşıyaka İzban önü
***












