30 milyon dolarlık fakir
Merter’de 30 milyon dolarlık vurgun yapan döviz bürosunun sahibi icra takiplerine karşı dava açtığı mahkemeye ‘Fakirlik Kâğıdı’ sundu. Lüks otomobilleri, evleri, koruması, şoförü olan vurguncu, 4 bin TL’lik yargılama masrafının devlet tarafından karşılanmasını istedi.
Yasin Kapıyoldaş’ın gerçek evi ve ikametgah olarak gösterdiği evÜlkede milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken milyonlarca doların havada uçuştuğu vurgunların sonu gelmiyor. İstanbul’un tekstil merkezlerinden Merter’de 30 milyon dolarlık vurgunun mağdurları paralarını kurtarmaya çalışıyor.
Halk TV’den Dinçer Gökçe haberinde detaylı bir şekilde anlattı. Çoğunluğu Merter’deki tekstil şirketlerinin sahibi 30 kişi, Altınkemer Döviz’e toplam 30 milyon dolar değerinde döviz ve altın verdi. Bu parayı vermelerinin nedeni; yüksek kâr vaadiydi. Altınkemer Döviz’in ortaklarından Yasin Kapıyoldaş, 1.5 milyon dolara ayda 100 bin dolar kâr vaadinde bulunuyordu. Elbette akla yatkın değildi ama memlekette alengirli işlerle paradan para kazanılacağına inanmışlardı.
SİYASİ GÜÇ İDDİASIYasin Kapıyoldaş
Yasin Kapıyoldaş arkasında siyasi destek olduğunu, Merkez Bankası ve Darphane ile çalıştığını da söylüyordu. İddiaya göre; eski AKP Milletvekili Mehmet Metiner ile yakınlığı vardı, hatta Metiner defalarca ziyaretine gelmiş, kendisi de para yatırmıştı. Üstelik Metiner’in akrabası Mustafa Akel, Yasin Kapıyoldaş’ın şoförlüğünü yapıyordu. Özel Harekat’tan emekli korumasıyla gezen Kapıyoldaş’ın kullandığı lüks otomobiller çakarlıydı ve bu çakarların Mehmet Metiner’e ait olduğu konuşuluyordu. Metiner bunu ‘‘Ben izin vermedim, benden habersiz kullandıysalar bilmiyorum’’ diyerek çekingen yalanladı. Ancak Mehmet Metiner’in kurduğu haber sitesinin toplantısından paylaştığı bir fotoğrafta hemen sağında akrabası Mustafa Akel ve onun yanında Yasin Kapıyoldaş vardı.
KİLOLARCA ALTIN TOPLADIMehmet Metiner’in sağında Mustafa Akel ve onun yanında Yasin Kapıyoldaş var.
Yasin Kapıyoldaş’a kısa sürede para yağdı. Jandarmaya giderek şikâyetçi olan tekstilciler Kapıyoldaş’a şunları verdiklerini söyledi:
Tekstilci Tarık Öztürk: 25 kilo altın.
Tekstilci Seçkin Vural: 421 bin dolar ve 214 kilo gümüş.
Alp Ailesi: 21 kilo altın, 275 kilo gümüş, 4 milyon dolar.
Şenol Çıtlak: 2.5 milyon dolar.
Celal Kalkan: 2.5 milyon dolar.
Bekir Dölek: 25 kilo altın.
Mağdurlardan biri; Yasin Kapıyoldaş tarafından “Bu ülkede adliye de, emniyet de maliye de milletvekili de devlet de biziz” diye tehdit edildiğini öne sürdü. Bazı mağdurlar, Altınkemer Döviz’in ortağı Bülent Özbek’i de suçladı. Bülent Özbek ise Yasin Kapıyoldaş’ın şirketin içini boşaltarak kendisinden 1.5 milyon dolar çaldığını iddia ederek şikayetçi oldu.
Mağdurların kapısına dayanması üzerine borçlu olduğuna dair kağıtlar ve senetler imzalayan Yasin Kapıyoldaş’ın Üsküdar Kanlıca’daki lüks evini, İstanbul Çekmeköy, Burhaniye ve Sakarya’daki gayrimenkulleri başkalarının üzerine geçirerek mallarını kaçırdığı öne sürüldü. Eski ortağı Bülent Özbek’in açtığı davada bu gayrimenkullere tedbir konuldu. İcra takibi talep edildi.
Yasin Kapıyoldaş, ‘icra takibine itiraz’ için İstanbul Anadolu 25. İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu. 3 bin TL dosya, tebligat masrafı, 335 TL başvurma harcı, 732 TL peşin harcını ödememek için mahkemeye ‘Fakir Kağıdı’ sundu ve Adli Yardım talebinde bulundu. Yani hiç parasının olmadığını öne sürerek devletin yargılama masraflarını üstlenmesini istedi.
Fakir Kağıdı’nı Üsküdar Kandilli Mahallesi Muhtarlığı’ndan almıştı. Muhtar’ın imzaladığı Fakir Kağıdı’nda şöyle yazıyordu:
“Kandilli Mah. Derman Sok. No:1 Üsküdar İstanbul adresinde oturan Yasin Kapıyoldaş mahallemizde olduğu ve mahallemizde menkul, gayrimenkul malı olmadığını ve bir taraftan bağlı maaşı olmadığını, ancak YARDIM SURETİ ile geçindiğini, aynı zamanda fakir ve yardıma muhtaç bulunduğunu kurumlar tarafından tespit edilmiş ve bildirmek üzere işbu ilmühaber kendi isteği üzerine verilmiştir.”
Fakir Kağıdı üzerindeki adres Kandilli’de kimsenin oturmadığı harabe haldeki eski ahşap yapıydı. Oysa yine Kandilli’de çok lüks sitedeki villasını başkasının üzerine devrettiği öne sürülüyordu. Yasin Kapıyoldaş ‘Kendi isteğimle aldım’ diyerek Fakir Kağıdı’nı imzaladı. Belgenin altında şu uyarı da vardı:
“Yukarıdaki bilgilerin doğru olduğunu aksi takdirde sorumluluğun tarafıma ait olduğunu beyan ve taahhüt ederim. Bir resmi belgeyi düzenleme yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır.”
‘SU SATIYORUM’ DEDİ
Fakir Kağıdı’nı veren Kandilli Muhtarı Vildan Özbörü, Kapıyoldaş ile görüşmesini şöyle anlattı: “Çok ağlıyordu. İflas ettiğini, su sattığını söyledi. İcralar geldiğini yargı masraflarını bile karşılayacak parası olmadığını anlattı. İkametgah adresi o harabe bina görünüyordu. Kayıtlara baktık. Üzerinde hiçbir mal ve gelir görünmüyordu. Tüm evrakı alıp fakir kağıdını verdik.”
İddiaya göre; bu fakir adamın başkalarının üzerine geçirdiği mal varlıklarından bazıları şöyleydi:
Audi A6, BMW marka çakarlı otomobiller, Range Rover cip, Kandilli’de lüks konut, Çekmeköy, Burhaniye, Sakarya’da gayri menkuller.
Üstelik izi bulunamayan kayıp 30 milyon dolar…
Çocuğunu pahalı bir özel okula gönderen, şoförü olan ve korumayla gezen Yasin Kapıyoldaş’ın, ‘Fakirlik Kağıdı’na mahkeme de inanmadı. 16 Ocak 2026 tarihli celsede adli yardım talebi reddedildi.
/././
Baron’un masal güzergahı
İspanya polisinin Karayip Adaları açıklarındaki United S isimli gemide yakaladığı 10 tonluk rekor kokain sevkiyatının ana aktörünün Türkiye Cumhuriyeti ve Hollanda vatandaşı, Gaziantepli Çetin Gören olduğu iddia edildi. İstanbul Beşiktaş’ta yakalanan Çetin Gören’in yanı sıra yine Avrupa uyuşturucu ticaretinin büyük isimlerinden Mehmet Murat Buldanlıoğlu gözaltına alındı.
Çetin Gören uyuşturucu ticaretinden Hollanda’da 26 yıl hapis cezasına çarptırıldı ama 10 yıldır Türkiye’de büyük servetiyle gösterişli bir hayat sürüyor. Yatında asılı tablosunun altında kendine verdiği ‘İmparator’ lakabı yazıyor.
Mehmet Murat Buldanlıoğlu ise Fransa’da 2015 yılında yakalanan 2.3 ton kokain nedeniyle gıyabında 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. O da hep Türkiye’de, genellikle İstanbul’daydı. İddiaya göre; uyuşturucu taşıyan gemilerin organizasyonunu yapan Buldanlıoğlu bir apartman dairesinde yaşıyor ve kazandığı büyük paraları, gösterişsiz, sıradan bir hayat tarzıyla saklıyordu. İlgi çekmemeye özen gösteriyordu. Ama Tuzla, Yalova ve İzmir’deki tersanelerde derin bağlantıları vardı.
İki isim de 2020 yılında dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu’ dediği Bataklık Operasyonu sonrasında tutuklanmışlardı. 2 yıl sonra serbest bırakıldılar. Nejat Daş’ın da arasında olduğu 73 sanığın tümü bu davada beraat etti. El konulan malvarlıkları iade edildi. Gerekçe kara paranın suçtan elde edildiğinin ispat edilememesiydi. Oysa Hollanda ve Fransa’da uyuşturucu kaçakçılığından yargılanıp hüküm giydiler. Buna karşın Bataklık Davası’ndan çıktıktan sonra uyuşturucu trafiğini Türkiye’den yönettikleri 10 tonluk yakalama ile ortaya çıktı. İddiaya göre; Sırp ve İngiliz ortaklarıyla bu sevkiyatı organize ettiler.
Çetin Gören ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. United S isimli gemi ve 10 ton kokain hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını söyledi. Gözaltına alındığında bir telefonunun şifresini verdi, diğer telefonun kendisine ait olmadığını ve şifresini bilmediğini savundu. Bu telefonda yapılan incelemede Çetin Gören’in çok ilginç bir videosu bulundu. Çetin Gören anlam bozukluklarıyla dolu konuşmasında şunları söylüyordu:
“Babalar çocuklarına bebelerine güzel hikayeler anlatır. Kitapta çıkan senin baban da sana olan hikaye anlatıyor. Öncelikle gemilerimiz Kolombiya’ya doğru gidiyor. Yol açılmış Kolombiya’ya vardığında Karteller orda paketleri alıp gemilerin içine koyacaklar. Biz onları getirip suda teslim edeceğiz. Evet suda balıklar gelip paketleri alıp karaya getirecek. Orada Engin gibi Metin gibi kişiler alıp bunları evlere dağıtacak. Evlere dağıttıklarında baban parasını alacak. Parayı alıp gazel şeyler, elbiseler, sana her şey, teyzene arabalar, her şeyi alacak ve anlatığın kadar bu silah kaçakçılığı ondan sonra işte gördüğün baban ticaret adamı… Evet Kolombiya, Brezilya, Peru bundan alacaz götürecez tamam mı?”
Çetin Gören’in masal gibi anlattığı bu video aslında yakalanan 10 ton kokainin güzergahıydı.
Kolombiya’da üretilen 10 tonluk kokainin yolculuğu Çetin Gören’in yıllar önce hapisten kaçtığı Brezilya’da başladı. Forteleza Limanı’nda 51 yaşında, hurdaya çıkmak üzere olan ‘United S’ isimli gemi vardı. Uyuşturucu kaçakçıları sevkiyatları yaptıktan sonra batırmak için bu tür eski gemileri kullanıyordu. Geminin ambarını dolduran tuzun içine 294 paket halinde 10 ton kokain gömülmüştü. Piyasa değeri 100 milyon euroydu. Uyuşturucu sevkiyatını tespit eden Brezilya polisi, gemi limandan ayrıldıktan sonra ABD ve Avrupa uyuşturucu ile mücadele birimlerine haber verdi. Aynı Çetin Gören’in videoda anlattığı gibi gemideki kokainin Karayip Adaları açıklarında küçük teknelere aktarılıp Avrupa’ya sokulması planlanmıştı. İspanyol polisi, 7 Ocak 2026’da Karayip Adaları açıklarına gelen gemiye operasyon düzenledi ve uyuşturucu ele geçirildi. 4’ü Türk, biri Sırp, biri Macar, 7’si Hint uyruklu 13 mürettebat gözaltına alındı.
Çetin Gören ise güzergah ile örtüşen videosu için şu yanıtı verdi:
“Instagram’da bir adamın çocuğuna buna benzer hikayeler anlattığı mizah amaçlı videolar görmüştüm. Ben de şaka anlamında kendi kızıma böyle bir video çektim. Yakalanan gemi ile alakası yoktur.”
United S gemisinin geçmişi de karanlıktı. Türkiye merkezli Kamer Shipping Tranding Co isimli şirkete ait gemi çok sık isim değiştirmişti. 2013 yılında Moon Light, 2015 yılında Moni K, 2018 yılında Joud S, 2021 yılında Alkaraeem, 2023 yılında Amna Star ve 2024 yılında United S adını almıştı.
Tanık ifadesi alınan Abdulrahman isimli bir kişi ifadesinde Çetin Gören’in gemi alışverişi ile ilgili şu bilgileri verdi:
“Bir avukatın ofisinde ve Zorlu Center’da Çetin Gören ile Engin Çavuş ile toplantıda karşılaştım. Çetin Gören kendini ‘Paşa’ olarak Engin Çavuş ise ‘Osman’ olarak tanıttı. Toplantıda Azra C isimli geminin takas edilmesi konuşuldu.”
Bu ifade üzerine inceleme yapan polis, Azra C isimli geminin arızalanması ve seferden men edilmesi nedeniyle United S isimli gemiyle takas edildiğini belirledi. United S gemisi Capo Maritime Co isimli Honduras ülkesinde kurulu şirketin üzerine tescil edilmişti. Üstelik bu işlemleri Mehmet Murat Buldanlıoğlu gerçekleştirmişti. İşlemler sırasında armatör Hasan Can, Abdurrahman Khaleefah Sulayman Madi ve Ahmet Almassri isimli şahıslar aktif rol almıştı.
Çetin Gören bu olaylarla hiçbir bağlantısının olmadığını anlattı. Zorlu Center’da Abdurrahman Madi ve Ahmet Almassri ile bir araya geldiklerini kabul eden Çetin Gören, “Bu şahıslar arasında gemi alışverişine dayalı bir anlaşmazlık vardı. Konuşmalarına şahit oldum. Benim United S ve uyuşturucu ile hiçbir alakam yoktur” dedi. Kendisine sorulan denizcilik şirketlerinin sahibi olmadığını anlatan Çetin Gören sadece bir otomobil şirketinin olduğunu ve aylık gelirinin 200-250 bin TL olduğunu iddia etti.
TÜRKİYE’DEKİ BARON İKLİMİ
Çetin Gören ve Mehmet Murat Buldanlıoğlu gibi baronların Türkiye’de yaşayıp uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerine devam etmesinin tek nedeni kırmızı bültenle dünyada aranmaları değildi. Burayı onlar için çok elverişli kılan üç ana neden var.
1.NEDEN: YARGIDAKİ ÇÜRÜME
Birincisi; yargının elinden kolayca kurtulmaları. 5 yıl önce dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu’ dediği Bataklık Operasyonu’nda tutuklandılar. Uyuşturucu baronu Nejat Daş’ın da arasında olduğu 73 sanıktılar. 2 yıl sonra serbest bırakıldılar. 2024 yılında beraat ettiler ve el konulan tüm mal varlıklarını geri aldılar. Gerekçe kara paranın suçtan elde edildiğinin kanıtlanmamasıydı. Oysa Hollanda ve Fransa’da uyuşturucu suçundan hüküm giymişlerdi.
2. NEDEN: KARA PARA CENNETİ
Baronların Türkiye aşkının ikinci nedeni ise; kara paralarını kolayca aklamaları. AKP iktidarının varlık barışı uygulamaları sayesinde kirli servetlerini kolayca sisteme soktular. ‘Nereden buldun’ sorusu sorulmadığı için uyuşturucu parasıyla büyük yatırımları kolayca yaptılar. Bataklık Davası iddianamesinde Çetin Gören’in büyük serveti gözler önüne serildi. Dava sonunda el konulan tüm malvarlığını geri aldı.
3. NEDEN: DEVLETTEKİ ÇÜRÜME
Üçüncü neden ise; devletteki çürüme. Uyuşturucu kaçakçıları, devlet içindeki kirli unsurları satın alabiliyor. Bu sayede hem işlerini kolaylaştırıyor hem de bir koruma zırhı oluşturuyorlar. Sadece Bataklık Operasyonu’nda bile bunun çarpıcı örnekleri var. Nejat Daş, pandemide Kapıkule’den ülkeye giren kurye TIR şoförlerindeki parasını, Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürü Necmettin Yüksek’in makam aracıyla topladı. Üstelik otomobili de bir polis kullanıyordu. Hatta bu paralara yönelik bir soygun girişiminden sonra Nejat Daş’ın iki adamı jandarmaya sığındı. Buraya gelen Nejat Daş, jandarmalarla görüştükten sonra parayı, silahları ve adamlarını alarak gitti. Polisler, Nejat Daş için çalışıp mafya ile birlikte soygun girişiminde bulunanları yakalamayı hedefledi. Nejat Daş’ın Zorlu Center’da Sultanbeyli Emniyet Müdürü Necmettin Yüksek, AKP Ankara Altındağ İlçe Teşkilat Yönetim Kurulu üyesi Sadık Karayel, görevdeki bir savcı ve emekli bir vali ile buluştuğu ortaya çıktı.
Çetin Gören, 1990’lardan beri Avrupa’daki uyuşturucu trafiğindeki önemli isimlerden. Latin Amerika’daki bağlantıları sayesinde Hollanda limanlarına tonlarca kokain getirdiği için yargılanıyordu. Brezilya’da yakalanmış ve cezaevinden kaçmıştı. Hollanda’da büyük bir uyuşturucu sevkiyatı davasında yargılanırken ev hapsindeydi. 10 yıl önce elektronik kelepçesini kırarak firar etti ve Türkiye’ye geldi. Tüm dünyada Kırmızı Bülten ile aranıyordu. Ama Türkiye’de yıllarca servetiyle rahat bir hayat sürdü.
Mehmet Murat Buldanlıoğlu ise Fransa’da 2015 yılında yakalanan 2.3 ton kokain nedeniyle gıyabında yargılandı ve 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. O da hep Türkiye’de, İstanbul’daydı. Mehmet Murat Buldanlıoğlu ise Breaking Bad dizisinde tavuk restoranının müdürü görünen ama büyük bir uyuşturucu kaçakçısı olan ‘Gus’ karakterini akla getiriyor. Gus büyük uyuşturucu kaçakçısı olmasına karşın sıradan ve orta gelirli bir kişilik arkasında gizleniyordu. Mehmet Murat Buldanlıoğlu da yeraltı dünyasında bu özelliğiyle biliniyordu. İddiaya göre; uyuşturucu taşıyan gemilerin organizasyonunu yapan Buldanlıoğlu bir apartman dairesinde yaşıyor ve kazandığı büyük paraları, gösterişsiz, sıradan bir hayat tarzıyla saklıyordu. İlgi çekmemeye özen gösteriyordu. Ama Tuzla, Yalova ve İzmir’deki tersanelerde derin bağlantıları vardı.
Peki uyuşturucu suçundan tüm dünyada bilinmelerine karşın neden Türkiye’deydiler? Türkiye’den uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerini nasıl sürdürebildiler?
Sorunun yanıtı için 5 yıl öncesine dönelim…
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bataklık Operasyonunu “Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonu” diyerek duyurmuştu. İçişleri Bakanlığı açıklamasında 500 milyon TL’lik suç gelirinin tespit edildiği ifade edilmişti. Çetin Gören ve Mehmet Murat Buldanlıoğlu, 30 Haziran 2020’de bu operasyonda yakalanıp tutuklandılar. Nejat Daş’ın da arasında olduğu toplam 71 kişi ile birlikte suç işlemek için örgüt kurmak ve kara para aklamak suçlarından yargılandılar. 2 yıl sonra adli kontrol kararıyla serbest bırakıldılar. Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sonucunda 24 Mayıs 2024’te beraat ettiler. El konulan mal varlıkları da iade edildi.
Uyuşturucu baronlarının neden Türkiye’de olduğuna daha iyi bir yanıt bulunamaz. Hollanda’da, Fransa’da uyuşturucu suçundan hüküm giyen kişiler, ‘Paranın kaynağı tespit edilemedi’ denilerek aklanabildi. Elbette bu beraat kararlarını alabildikleri bir ülkede yaşamak onlar için güvenliydi. Üstelik akladıkları paralar da ceplerinde kalmıştı. Türkiye; varlık barışı uygulaması, ‘Nereden buldun’ diye sorulmayan milyonlarca dolarlık yatırım fırsatları sayesinde kara para sahipleri için bir cennetti.
Üstelik devlet içinde kirli bürokratlarla bağlantıları vardı. Bataklık İddianamesi’ne göre; Nejat Daş, pandemi döneminde Kapıkule’den ülkeye giren kurye TIR şoförlerindeki parasını, Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürü Necmettin Yüksek’in makam aracıyla topladı. Üstelik otomobili de bir polis kullanıyordu. Nejat Daş’ın iki adamı Kurye TIR şoförlerinden kara para toplarken soyulmak istendi. Ateş açılan bu kişiler, para ve silahlarla jandarmaya sığındı. Nejat Daş buraya gelip jandarma aracına girdi ve olayın kapandığını söyledi. Kara para ve silahlarıyla ellerini kollarını sallayarak gittiler. Polisler, mafya mensuplarıyla beraber soygun girişiminde bulunanları bulmak için kayıt dışı soruşturma yürüttü. Yani polisler, Nejat Daş için çalışıyor, kamera kayıtları topluyordu. Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürü Necmettin Yüksek, kendisini Nejat Daş ile AKP Ankara Altındağ İlçe Teşkilat Yönetim Kurulu üyesi Sadık Karayel’in Zorlu Center’da tanıştırdığını söyledi. Sadık Karayel ise “Necmettin Yüksek o gün beni kahve içmeye çağırdı. Masada Nejat Daş’ın yanı sıra bir savcı ile emekli vali vardı” dedi.
İşte bu kirli iklim de baronlar için paha biçilmezdi.
ÇETİN GÖREN GÖZALTINA ALINDIĞINDA 10 TON KOKAİN TAŞIYAN UNİTED S, BREZİLYA’NIN ACİL KODLU UYARISIYLA BEYAZ DALGA’YA YAKALANMIŞ
Kanarya Adaları açıklarında taşıdığı tuzun arasına 10 ton kokain ele geçen İstanbul merkezli şirkete ait United S gemisine yapılan operasyonun fitilini Brezilya güvenlik güçlerinin ateşlediği ortaya çıktı. Brezilya polisinin acil kodlu uyarısıyla verdiği bilginin ardından başta ABD olmak üzere 6 ülke güvenlik gücü harekete geçti ve ‘Beyaz Dalga’ adı verilen operasyonla İspanyol polisi ve donanması gemiye çıktı. Polisler ve donanma askerleri gemiye çıktığında gemini yakıtı bitti ve gemi okyanusta 12 saat boyunca sürüklendi. Daha sonra çekiceler aracılığıyla Tenerife Limanı’na çekilerek 100 milyon euro değerindeki kokain paketleri tuz yükünün altından küreklerle çıkarıldı. Uzmanlar, 51 yaşındaki iyice paslanmış eski geminin ‘kullan at’ profiline uygun olduğunu, kokainlerin teslim edilmesinin ardından da ya terk edileceğini ya da batırılabileceğini değerlendiriyor. Gemide görevli aralarında Türklerin de bulunduğu 13 kişi İspanya’da tutuklanırken, operasyonun Türkiye ayağında gözaltına alınan 7 kişinin sorguları sürüyor.
Brezilya Ulusal Polisi, bu yılın ilk günlerinde, uluslar arası bir suç örgütünün gemiyle Avrupa’ya yüklü miktarda uyuşturucu sevk edeceği bilgisini aldı. Brezilya Forteleza limanından ayrılan gemi ile ilgili bu kritik bilgi ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA), İngiltere Ulusal Suç Ajansı (NCA) ile İspanyol, Fransız ve Portekizli yetkililerle paylaşıldı ve ‘Beyaz Dalga’ adı verilen uluslar arası operasyonun startı verildi. Forteleza Limanı’ndan ayrılan geminin İspanya Kanarya Adaları açıklarında olduğu belirlendi. İspanyol polisi ve donanma askerleri, 7 Ocak 2026 günü tatil cenneti olarak bilinen adaların 535 kilometre açığında gemiye çıktı. Gemide arama yapılırken geminin yakıtı bitti ve gemi okyanusta sürüklenmeye başladı. Okyanusta 12 saat boyunca sürüklenen gemi olumsuz hava şartları nedeniyle uzun uğraşlar sonunda çekicilere bağlanarak Santa Cruz de Tenerife Limanı’na çekildi. Burada polisler ellerine kürekleri alarak geminin tuz yükünün arasında 294 paket halinde 9.994 kg kokaini buldu.
Kokain paketleri limana dizilirken İspanyol polisleri paketlerin önünde hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmedi. Operasyonda 4 Türk, bir Sırp, bir Macar ve 7 Hint uyruklu olmak üzere toplam 13 mürettebat yakalandı. Uyuşturucu kaçakçılarının gemideki kokainin bir kısmını İspanya’nın güneybatısındaki Huelva’ya, bir kısmının da Kanarya Adaları’nda gemiye yanaşan küçük tekneler aracılığıyla teslim etmeyi planladıkları anlaşıldı.
Ele geçen kokain İspanya’nın açık denizlerde ele geçirdiği en yüksek miktardı ve İspanyol polisi bunun bir rekor olduğunu, daha önceki rekorunsa 1999 yılında bir balıkçı teknesinde ele geçen 7.5 ton kokain olduğunu açıkladı.
TÜRKİYE HAREKETE GEÇTİ
United S gemisinin İstanbul merkezli sahipli bir gemi olduğunun açıklanmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hemen re’sen soruşturma başlattı. Başsavcılığın verdiği talimat doğrultusunda EGM Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Şube Müdürlüğünce İstanbul’da 11, Mersin’de 3, Tekirdağ’da 2, Kocaeli, Sakarya ve Hatay’da 1’er olmak üzere toplam 19 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Çetin Gören, Engin Çavuş, Mesut Yalçın, Ahmad Almassri, Semra Almassri, Mehmet Bülent Aymen ve Fares Diab’ın “örgüt kurma”, “uyuşturucu ticareti” ve “suçtan elde edilen malvarlığını aklama” suçlarından gözaltına alındı. Yurt dışında firari olduğu tespit edilen 3 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve kırmızı bülten çalışmaları başlatıldı. Geminin mürettebatından Kubilay Yalçın, Ali Osman Amanet, Remzi Karakaya ve Atanur Ateş İspanya’da tutuklanırken, kokainin sahibi olduğu belirtilen Çetin Gören ile Ahmad Almassri ve United Shipping Gemi Acentalığı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin (Kamer Shipping) taşınır ve taşınmaz tüm malvarlıklarına, şirket ve ortaklık paylarına, banka ve finans kuruluşlarında bulunan mevduat ve yatırım hesaplarına, kripto para piyasa ve borsasında bulunan varlıklarına Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından el konuldu.
Operasyonda yakalanan Çetin Gören Türkiye’nin yakından tanıdığı bir isimdi. Türkiye’nin en büyük uyuşturucu operasyonlarından biri olarak gösterilen Bataklık operasyonunda yakalanmış, yapılan yargılamanın ardından beraat etmişti. Operasyondaki diğer önemli isim ise Kamer Shipping’in kurucu ortağı Ahmad Almassri’ydi. Geminin İspanya polisi tarafından yakalanmasının ardından yazılı bir açıklamada bulunmuş ve geminin 9 Ekim 2025 tarihinde Honduras merkezli CAPO MARİTİME CO. Şirketi’ne satıldığını, 27 Ekim tarihinde de geminin fiilen bu şirkete teslim edildiğini, gemiyle bir bağlantılarının kalmadığını öne sürse de gözaltına alınmaktan kurtulamadı. Bir başka önemli isim ise Mehmet Bülent Aymen’di. Aymen’in 40 yıllık Sabay Lojistik’in sahibi ve Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin de başkan yardımcısı olduğu ortağıydı.
UNİTED S ‘KULLAN AT’ PROFİLİNDE BİR GEMİYDİ
Bundan 51 yıl önce inşa edilen United S gemisi, uluslar arası uzmanlara göre; kartellerin yakalanma riskinin fiyata dahil olduğu ‘kullan at’ profiline uygun bir gemiydi. Paslı ve neredeyse hurdaya çıkarılacak geminin güvenlik sınıflandırması 2013 yılında iptal edilmişti. Bu da meşru ve sigortalı ticaret dünyasında bu geminin on yıldan fazla bir süredir ‘ölü’ olduğu anlamına geliyordu. Gemi yıllarca Akdeniz kıyılarında faaliyet yürütmüştü. Gemi, 12 Haziran 2024’te İstanbul merkezli Kamer Shipping & Trading Co. şirketi tarafından satın alındı ve 11 yıl içinde altıncı adı olan United S olarak yeniden adlandırıldı.Bu satın alma, geminin Akdeniz’de faaliyet gösteren bir gemiden transatlantik kaçakçılık gemisine dönüşümünün başlangıcıydı. Uyuşturucu sevkiyatına başlamadan önce, geminin yasal izleri silinmeye çalışıldı. Daha önce Belize, Sierra Leone ve Togo bayraklı olan gemi baskından sadece birkaç ay önce bayrağı ’bilinmiyor’ olarak değiştirilmişti. Baskın sırasında ise Kamerun bayrağını taşıyordu.
Kimliği gizlenen United S, Kasım 2025’te Akdeniz’den ayrılarak önce Batı Afrika’ya, ardından da yasadışı yükünü yüklemek üzere Brezilya’nın Fortaleza limanına gitmişti. Denizcilik takip verilerinde varış noktası olarak yer belirtilmiyor, sadece ‘sipariş üzerine’ yazısı bulunuyordu. Bu deniz yoluyla kaçakçılıkta yaygın bir taktikti ve uluslar arası sularda bekleyerek daha küçük teknelerin yasadışı maddeleri parça parça küçük teknelere aktarılmasına olanak sağlıyordu. Kokainin teslim edilmesinin ardından da gemi terkedilecek ya da batırılacaktı. Geminin operasyon sırasında yakıtının bitmesine ise geçen hafta Atlantik’te yaşanan Goretti Fırtınasının neden olabileceği değerlendiriliyor. Fırtına nedeniyle gemiye yakıt için küçük tekneler yanaşamamış ve yakıtı tükenmişti. Bu nedenle gemi hareket kabiliyetini kaybetmişti.
496 kişilik baron listesi
Mafyanın şifreli haberleşme sistemi SKY-ECC’ye sızan Avrupa polisi, Türkiye’deki kullanıcıların listesini gönderdi. 496 kişilik listede bilinen uyuşturucu kaçakçılarının yanı sıra daha önce hiç deşifre olmayanlar var. Bu listenin yeraltı dünyasına da sızdırıldığı iddia ediliyor.
Fotoğraf: AAİspanya polisinin 7 Ocak 2026 günü Kanarya Adaları açıklarında yakaladığı 10 ton kokain, Türk baronların Avrupa’daki hakimiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Belki daha önemlisi baronların güvenli liman olarak Türkiye’den bu faaliyetlerini yürüttüklerini ortaya koydu. 10 tonluk uyuşturucunun sahibi olduğu iddiasıyla İstanbul’da Çetin Gören ve uyuşturucu trafiğinin önemli isimlerinden Mehmet Murat Buldanlıoğlu gözaltına alındı. Toplam 12 kişi bu operasyonda yakalandı.
SKY-ECC’DEN ÇIKTILAR
Ancak Latin Amerika’dan ve Afganistan’dan Avrupa’ya uzanan uyuşturucu trafiğindeki Türk aktörler onlarla sınırlı değil. Mafyanın şifreli haberleşme sistemi SKY-ECC isimli programın verileri bunu çok net ortaya koymuştu. Avrupa polisinin eline geçen mesaj ve konuşma kayıtlarına göre; Türkiye’de yaşayan 4 bin 500 kişi bu uygulamayı kullanıyordu. Avrupa polisi SKY-ECC’deki kayıtları, Türkiye’ye gönderdi. Bu sayede Ürfi Çetinkaya, Naci Yılmaz-Abdullah Alp Üstün, Mehmet Ünal, Orhan Ünğan, Recep Özyıldız’ın arasında bulunduğu isimlere operasyonlar yapıldı. Ancak 4 bin 500 kişinin büyük kısmının kimliğinin tespit edilememişti.
LİSTEDE BİRLERCE KAYIT VAR
Şimdi yeraltı dünyasında 496 kişinin isminin bulunduğu bir liste dolaşıyor. İddiaya göre; devletin içindeki bazı kirli unsurlar, listeyi suç örgütlerinin liderlerine sızdırdı. Bu listeyi göstererek operasyon yapılacağını söylüyorlar. Operasyonu durdurmak ya da onları kurtarmak için rüşvet istiyorlar. Listenin tepesinde Haluk Şahin Çoruh yer alıyor. SKY-ECC ile 127 sohbeti 211 bin 757 mesajı tespit edilmiş. Hollanda, Almanya, Belçika ve İspanya polisi ile birlikte Haluk Şahin Çoruh’a yönelik soruşturma başlatılmıştı. Şebekenin İstanbul merkezli hareket ettiği belirlenmişti.
ZİNDAŞTİ’NİN ORTAĞI DA LİSTEDE
Baronlar listesinin ikinci sırasında ise Sebahattin Sonğan yer alıyor. 59 sohbeti, 131 bin 279 mesajı belirlendi. 2018 yılında bir ülkenin İstanbul Başkonsolosluğunun diplomatik plakalı araçları ile uyuşturucu kaçakçılığı yapan şebekenin içinde Sebahattin Sonğan da vardı. Listenin üçüncü sırasındaki Deniz Çiftçioğlu’nun ise 230 sohbete katıldığı ve 104 bin 377 mesaj gönderdiği tespit edildi. Dördüncü sırada Türkiye’de yaşayan Leonard Sterkaj var. 237 sohbet ve 103 bin 91 mesajı belirlendi. 5. sıradaki Çapan Bilgiç 45 sohbete katılmış ve 99 bin 970 mesaj göndermiş. 6. Sıradaki Metin Yer ise İranlı uyuşturucu baronunun Hollanda’daki ortağı olarak gündeme gelmişti. Hatta kırmızı bülten ile aranırken Türkiye’de silah ruhsatı aldığı iddia edilmişti. Metin Yer’in 365 sohbeti, 98 bin 719 mesajı var.
OPERASYONLAR YAPILACAK MI?
496 kişilik listede adı daha önce uyuşturucu operasyonlarında gündeme gelen İslam Yakut, Devrim Dereli, Ahmet Münir Güverte, Naci Yılmaz, Rojdi Tekin gibi çok sayıda uyuşturucu kaçakçısı var. Ancak listenin büyük kısmı daha önce deşifre olmamış ve henüz operasyon yapılmamış kişilerden oluşuyor. Bu kişilere operasyon yapılacak mı? SKY ECC’de ele geçirilen verilerle büyük operasyonlar planlanıyor mu? Göreceğiz. Uyuşturucu ile mücadele için bu listedeki isimleri yakalamanın magazin figürlerini gözaltına almaktan çok daha önemli olduğuna şüphe yok.
/././
BİRGÜN



.webp)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder