EKONOMİ, POLİTİKA, ÇEVRE, SANAT, TARİH ve İSTANBUL
Türkiye’nin holdingleşen özel sağlık sektörü: Sağlık sisteminin yüzde 35.3’ü özel sektörün kontrolünde!-Kansu Yıldırım/EVRENSEL-
Türkiye’de artık “özel hastane” adıyla tanımlamanın yetersiz kaldığı devasa holdingleşmiş zincir hastaneler yükseliyor. Bu sermaye grupları sağlık pazarında hakimiyet kurmakla kalmıyor, sağlığı ihracat malzemesi haline getirerek sektörden çok yüksek kazançlar elde ediyor. Holding hastaneler, iç pazarın yanında uluslararası pazarda boy gösterdiği gibi sağlık politikalarının oluşturulma ve karar alma süreçlerinde de söz sahibi oluyor. Özel sağlık sermayesinin bu ölçekte merkezileşmesi ve yoğunlaşması tekelleşmeyi de beraberinde getiriyor. Bu süreci hem tarihsel hem de olgusal olarak inceleyebiliriz.
Özel sağlık sektörü nasıl büyüdü?
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin özel sektörün ihtiyaçlarına ve dinamiklerine göre yapılanması yaygın kanının aksine sağlıkta dönüşüm projesinden (SDP) önceye uzanıyor. 1990’larda Türkiye’nin de taraf olduğu GATS/Hizmet Ticareti Genel Anlaşması ile birlikte kamu hizmetlerinin küresel sisteme entegrasyonu başladı. Bu kapsamda Dünya Bankasının finansörlüğünde 1990 ve 1994 yıllarında iki adet “sağlık projesi” yürürlüğe kondu.
Neoliberal politikaların uygulanmaya başladığı dönemlerde koalisyon hükümetlerinin siyasi ahenksizliğinden kaynaklı sorunlar, yetersiz fon miktarları, kurumsal altyapı yetersizlikleri ve güçlü bir sağlık emek hareketinin varlığı arzu edilen “reform” dalgasını akamete uğrattı.
Sağlık sistemindeki kökten dönüşüm temel olarak AKP’li yıllarda başlamıştır. Dünya Bankası projesi olarak 2003 yılında yürürlüğe konulan SDP ile birlikte sağlık hizmet sunumunun ve finansmanının tüm bileşenleri sermaye mantığına göre şekillendi. Sağlık hizmetlerinin metalaşması için kapsamlı bir program devreye alınmıştır. 1990’lardan bugüne Dünya Bankası kredileri ve çeşitli uluslararası hibelerle birlikte sağlıkta dönüşüm programı için oluşturulan fon havuzunun tahmini büyüklüğü900 milyon dolar olarak tahmin ediliyor.
SDP’yi önceki projelerden ve girişimlerden farklı kılan bir dizi avantaja sahip olmasıydı: Tek parti iktidarının karar alma aşamalarındaki merkeziyetçi yapısı; 2003-2012 yılları arasında sıcak para girişinin etkisiyle sermaye kompozisyonunun çeşitlenmesi; sağlık sistemin altyapısının küresel piyasalara ve yabancı yatırım girişine uyumlu hale getirilişi; teşvik mekanizmalarındaki iyileştirmeler; emek rejiminin sermaye lehine yeniden düzenlenmesi; medya ve kültür endüstrisi aracılığıyla sağlığın siyasi popülizmin nesnesine dönüştürülmesi ve tüketici kitlesinin oluşturulması gibi geniş bir seferberlik ortamı hazırlandı. Bu doğrultuda eski sistem tasfiye edilirken, özel sektörle eş güdümlü “yeni sağlık eko-sistemi” olarak adlandırdıkları piyasalaşma evresine geçildi.
AKP’li yıllarda özel sağlık sektörünün durumu
Özel sağlık sektöründe en belirgin değişim 2000’li yılların başından bugüne özel hastane sayısında gözlemleniyor. Sağlık Bakanlığının en son yayımladığı 2024 verilerine göre, Türkiye’de sağlık hizmet sunumunun üçte birinden fazlası (kamu ve özel toplam 1562 hastanenin) yüzde 35. 3’ü doğrudan sağlık sermayesinin kontrolünde. Hastane sayısı ve yatak sayısı arasında korelasyon kurarak inceleyebiliriz.
2002 yılında 271 olan özel hastane sayısı yüzde 103.6’lık artışla 2024 yılında 552’ye yükseldi. Yine aynı yıllarda 774 olan Sağlık Bakanlığına bağlı hastane sayısındaki artış yüzde 21.5’te kalarak 941 oldu.
Hastane yatağı sayısında da benzer bir trend söz konusu. Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yatak sayısı 107 bin 394’ten yüzde 58’lik artışla 169 bin 834’e yükselirken, özel hastanelerdeki yatak sayısı 12 bin 387’den yüzde 339’luk artışla 54 bin 394’e çıktı.
Sağlık Bakanlığı verileri kullanılarak yazar tarafından oluşturulmuştur.Özel hastane sayısı pandemi döneminden bu yana 2021’den itibaren gerileme gösterirken, özel hastanelerde yatak sayısı artıyor. 2021 yılında 571 olan hastane sayısı, 2023’te 565’e, 2024’te 552’ye geriledi. Ancak hastane yatağı sayısı 2021’de 53 bin 805’ten 2024’te 54 bin 394’e yükseldi. Nitelikli yatakların toplam yataklar içerisindeki oranına baktığımızda 2024 yılı itibarıyla bu oran Sağlık Bakanlığı hastanelerinde yüzde 82.8 iken, özel sektörde yüzde 96.8’dir. Yenidoğan çetesi skandalında gördüğümüz üzere yenidoğan yoğun bakım yataklarında en fazla yatak (toplam yatak içerisindeki pay itibarıyla) yüzde 41.4 özel sektörde.
Zincir hastaneler
Özel hastanelerin sayısı son yıllarda azalırken, bazıları kapanmaktadır ancak sağlık sermayesi buharlaşmadı, sağlık pazarı içerisinde el değiştirdi. Orta ölçekli özel hastaneler kapanırken veya bulunduğu lokasyonlarda pazar payları daralırken, büyük sermayeli holding hastanelerin hem yatırım portföyü hem de pazar hacmi büyüdü. Bugün bir elin beş parmağını geçmeyecek sayıdaki zincir hastaneler sağlık piyasasını domine ediyor.
Medicana Sağlık Grubu, Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Konya, Samsun, Sivas, Bursa ve yurt dışında Saraybosna ve İngiltere’de olmak üzere toplam 16 hastane ve 3 tıp merkezine sahiptir. Ankara’da 207, Bursa’da 235, Konya’da 223, İzmir’de 214 yatak kapasiteli hastaneleri bulunmaktadır.
Medipol Sağlık Grubunun İstanbul ve Ankara’da toplam 11 hastanesi bulunmaktadır. Gruba bağlı İstanbul’da faaliyet gösteren Medipol Mega Üniversite Hastanesinin yatak sayısı 810’dur. Kurucularından Fahrettin Koca’nın 6 yıl Sağlık Bakanlığı görevini de yürüttüğü süre zarfında grubun büyümesi hızlanmıştır. Emlak değeri açısından kıymetli Ankara TCDD Garı ve Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin bir bölümü Medipol Üniversitesine tahsis edilmiştir.
Memorial Sağlık Grubunun Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Muğla, Kayseri’de 10 ve Romanya’da 1 tane olmak üzere toplamda 12 hastanesi ve 1 tıp merkezi bulunmaktadır. Ankara’da 169, Antalya’da 114, Kayseri’de 119, Romanya’da 106 yatak kapasiteli hastaneleri bulunmaktadır.
Acıbadem Sağlık Grubunun Türkiye, Makedonya, Bulgaristan, Hollanda ve Sırbistan olmak üzere 5 ülkede 29 hastanesi ve 16 tıp merkezi bulunmaktadır. 2012’de Uzakdoğu’nun en büyük gruplarından biri olan IHH Healthcare Berhad ile yapılan anlaşmayladünyanın 2. büyük sağlık zincirinin bir parçası olmuştur. Türkiye’nin en büyük sağlık ihracatçısı sermaye grubudur.
MLP Care Grubunun çatısı altında hizmet veren Medical Park Sağlık Grubunun Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa ve yurt dışında Kosova ve Dubai’de toplam 35 hastanesi bulunmaktadır.
Büyük balık küçük balığı yutuyor!
Holding hastanelerin pazarda söz sahipliğini sağlayan en önemli faktör tekelleşme trendine ivme kazandırmaları. Son yıllarda özel sağlık sektöründe satın alma ve birleşme işlemlerinde gözle görülür artış söz konusu. Bunlardan bazıları şunlar:
İş Bankası iştiraklerinden Bayındır Sağlık Grubunun yüzde 80 hissesi 55 milyon dolara Acıbadem Grubu tarafından satın alındı. Acıbadem Grubu daha önce de Adana’daki Özel Ortopedia Hastanesini satın almıştı.
Bünyesinde Medical Park ve Liv Hospital’ı bulunduran MLP Sağlık Hizmetleri (MLP Care) İstanbul’da Sultangazi ilçesinde hizmet veren Özel Medistanbul Hastanesini bünyesine kattı. Yakın tarihte İzmir’de bulunan 143 yatak kapasiteli Özel Su Hastanesini satın alarak adını Özel Medical Park İzmir Hastanesi olarak değiştirdi. Yine grup 2025 yılında Türkiye’de 403 yatak kapasitesi ile ilk beş özel hastane arasında yer alan Özel Gaziosmanpaşa Hastanesini satın aldı.
“Yenidoğan Çetesi” soruşturmasında kapatılan hastanelerden eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun sahibi olduğu Avcılar Hospital 600 milyon TL’ye Daviva Grup Diyaliz Hizmetleri AŞ’ye satıldı.
Koç Holding, Anatolia Hospital markasıyla Antalya’da özel hastane işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren Kemer Medical Center Özel Sağlık Grubunu satın aldı. Alım bedeli 82 milyon 776 bin 249 avro olarak açıklandı.
Deloitte Danışmanlık Şirketinin 2024 ve 2023 yılına dair satın alma birleşme raporlarına göre sağlık alanında toplam 56 satın alma işlemi yapılmıştır.
Sağlık turizmi pastası ve teşvikler
Holdingleşen hastanelerin faaliyet alanını genişleten bir diğer alan sağlık ‘turizmi’. ‘Sağlık turizmi’, Türkiye’nin sağlık ihracatının temel kolonlarından birini oluşturmakta. 5548 sayılı “Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Desteklenmesi Hakkında Karar” ile Ticaret Bakanlığı tarafından verilen desteklerin kapsamı genişletildi. Bunlardan bazıları bir kez verilirken, bazıları etkinlik başına sürekli verilen destekler.
* Reklam, Tanıtım ve Pazarlama Desteği: 27 milyon 357bin TL / Yıllık
* Hasta Yol Desteği: 27 milyon 357 bin TL / Yıllık
*Acente Komisyon Desteği: 5 milyon 470 bin TL / Yıllık
* Yurt Dışı Ofis Kira Desteği: 6 milyon 564 bin TL / Birim + Yıllık
* Pazara Giriş Belgeleri (Akreditasyon ve Belgelendirme) Desteği: 8 milyon 206 bin TL
* Komplikasyon ve Seyahat Sağlık Sigortası Desteği:10 milyon 942 bin TL / Yıllık * Yabancı Dil ve Sağlık Turizmi Eğitimi Desteği: 4 milyon 375 bin TL / Yıllık
* Ürün Yerleştirme Desteği: 5 milyon 470 bin TL / Yıllık
* Yurt Dışı ve İçi Fuar, Konferans vb. Etkinlik Katılım Desteği: 1 milyon 367 bin TL / Etkinlik başına
* İstihdam Desteği: 10 milyon 942 bin TL / Yıllık
Ortalama bir hesapla özel hastane sahipleri -bölgesel teşvikler- haricinde sağlık ‘turizmi’ alanında her yıl en az 110 milyon TL destek alabilme imkanına sahip.
Teşvik ve desteklerle birlikte büyüyen sağlık turizminden elde edilen gelirler ise 2015 yılında 745 bin 916 dolardan yüzde 405 artışla 2024 yılında 3 milyar 22 milyar 957 bin dolara ulaştı. Sağlık turizmi pastasının büyümesi holding hastanelerin hizmet ve yatırım politikalarını bu alana göre biçimlendiriyor.
Kaynak: Sağlık Bakanlığı
Sağlık sermayesi politikaları
Özel sağlık sektöründeki holdingleşme süreci sermayenin merkezileşmesi aşamasına denk düşmektedir. Sermayenin merkezileşmesi, farklı alanlardaki sermaye öbeklerinin iç içe geçmesi ve üretim araçları üzerindeki kontrolün az sayıdaki sermaye elinde merkezileşmesi, yani tekelleşme anlamına gelir. Ancak tekelleşmenin gerçekleşmesi mevzuatın sektörün ihtiyaçlarına ve sermaye birikim dinamiklerine uyumla hele getirilmesiyle mümkündür.
Bu doğrultuda 2025 yılında yürürlüğe konan “Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği” ile sağlık hizmetleri lisanslarının açık artırma ile satışının önü açılmıştır. Bakanlık 2025 yılının sonunda “2026 özel hastane açılması, uzmanlık branşlarında kadro ve ilave yatak lisansı ile açık artırma işi” adıyla duyurduğu ihale ile 2 bin 157 hekim kadrosu lisansı, 19 yeni özel hastane lisansı ve 126 ilave yatak lisansını açık artırma ile satışa çıkarmıştır. İhale usulüyle özel sağlık sektörünün yapılandırılması, büyük sermayeli holding hastanelerin faaliyet alanını büyütmelerine kolaylık sağlayan en büyük teşvik olarak okunabilir.
Sağlık politikaları; özel sektörün birikim, büyüme ve tekelleşme ihtiyaçları doğrultusunda piyasayı az sayıdaki aktörün kontrolüne bırakan, bu sırada halkı müşteri olarak gören bir anlayışla kâr odaklı oluşturulmaya devam etmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder