T-24 "Köşebaşı + Gündem" -9 Ocak 2026-

Valiler kararnamesiyle skandal ortaya çıktı: Silah ruhsatı almak isteyen Vali Konağı’nı ikametgah adresi göstermiş!-Tolga Şardan- 

Iğdır Valisi Ercan Turan’ın, görevi sırasında verdiği silah ruhsatları sebebiyle merkeze çekildiği iddiası gündeme geldi. İddiaya göre, başka kentlerde ikamet etmelerine karşın Iğdır’a gelen ruhsat talep sahipleri, kentteki ikamet adresi olarak Vali Ercan Turan’ın evini yani resmi vali konağını gösterdi!

İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın 2026’daki ilk kararnamesi olan vali atamaları Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girdi.

Kararnameyle aralarında Adana, Eskişehir, Denizli ve Trabzon gibi büyük şehir statüsündeki kentlerin valilerinin de yer aldığı 19 kente yeni vali ataması yapıldı.

Eskişehir, Denizli ve Trabzon’la birlikte yedi kentin valisi merkeze çekildi. Kararnamede beş mülki idare amiri ilk kez vali olurken, iki merkez valisi yeniden aktif göreve getirildi.

Her kararnamede olduğu gibi önceki gece yayımlanan 26 kişilik atama listesinin de kendi içinde anlamı ve dinamiği vardı kuşkusuz.

Kararnameyle ilgili edindiğim ve öne çıkan kulis bilgilerini aktarayım sırasıyla.

Öncelikle, söz konusu kararnamede kısmen de olsa MHP’nin etkinliği görünüyor.

Bilhassa İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın atamasını gerçekleştirdiği son il emniyet müdürleri kararnamesinde dönen “MHP’li emniyet müdürlerinin tasfiye edildiği” kulisi sonrasındaki bu “küçük” valiler kararnamesinde MHP’den gelen listenin eksiksiz yerine getirildiğini söylemek yanlış olmaz.

Hatırlanacağı üzere; Bakan Yerlikaya’ya yönelik hem kendi partisinden hem de Cumhur İttifakı’nın ortağından tepkiler mevcut. Hatta MHP lideri Devlet Bahçeli, salı günü TBMM’deki grup toplantısında Yerlikaya’yı açıkça eleştirdi.

MHP’den altı kişilik liste

Bu eleştirinin akabinde yayımlanan valiler kararnamesi için MHP Genel Merkezi’nden altı kişilik listenin Yerlikaya’ya ulaştırıldığı bakanlık kulislerine yansıdı.

Kararnamenin en şaşırtan ve dikkat çeken atamalarından birisi Eskişehir’deki görev değişikliği oldu. Bu değişiklik MHP’nin verdiği ifade edilen listedeki atama taleplerinden birisiyle örtüştü.

Listenin önemli isimlerinden birisi Osmaniye’den Eskişehir’e atanan Vali Erdinç Yılmaz. Vali Yılmaz’ın son görev yeri MHP Lideri’nin memleketi. Osmaniye’de 5,5 yıldır valilik yapan Yılmaz, aynı zamanda MHP Genel Başkanı Bahçeli ile yakın görüşen bürokratlardan. Yılmaz, Osmaniye’den önce altı yıla yakın süreyle Eskişehir’de kaymakamlık ve vali yardımcılığını yürüttü.

Yılmaz’ın ailesi halen Eskişehir’de yaşıyor. Aile bütünlüğünün sağlanması çerçevesinde Yılmaz, bizzat Bahçeli’nin talebiyle Eskişehir Valisi yapıldı. Mevcut Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy ise Yılmaz’a yer açılması amacıyla merkeze alındı.

Benzer bir durum Adana’da yaşandı. Mevcut Vali Yavuz Selim Köşker, Denizli’ye kaydırılırken, daha önce kentin Seyhan ilçesi kaymakamlığını yaparken Karabük’e atanan Mustafa Yavuz, yeniden Adana’ya döndü.

Kulislere yansıyan bilgilere göre; Adana’nın kent güvenliği çerçevesinde Köşker, istenilen performansı gösterememesi nedeniyle Denizli’ye gönderildi. Yavuz’un da MHP listesinde olduğu bakanlık kulislerine yansıdı.

IŞİD’in üç polisi şehit ettiği Yalova’nın Valisi Hülya Kaya, kararnameye son anda alındı. Salı gecesi yayımlanan kararname taslağı daha önce birkaç kez Cumhurbaşkanlığı’na gönderildiği sırada Kaya’nın listede bulunmadığı ancak son olayın ardından kararnameye alındığı belirtildi. Böylece kamuoyunda IŞİD saldırısının tansiyonunun düşürülmeye çalışıldığını söylemek yanlış olmaz.

Kaya’nın merkeze alınmasından sonra gözler Yalova Emniyeti’ne çevrildi. Bilindiği üzere, müfettişler kentte çalışmaya başladı. Hazırlanacak rapor sonrasında emniyette nasıl süreç işleyeceği anlaşılacak.

MHP Genel Merkezi’nin listesinde yer alan isimlerden Kilis Valisi Tahir Şahin, Trabzon’a atandı. Bu atamayla kent yönetiminde ilginç bir tablo oluştu. Şöyle ki Vali Şahin 49 yaşındayken, emrinde çalışacak Trabzon Emniyet Müdürü ise Ali Loğoğlu 54 yaşında! Yani Vali, emrindeki polis müdüründen yaşça küçük. Ancak Loğoğlu’nun da Bahçeli’nin hemşerisi olması nedeniyle çok sorun çıkacak gibi gözükmüyor.

Trabzon Valisi Aziz Yıldırım’ın görevden alınmasının gerekçesi kentin AKP’li milletvekilleri ile anlaşamaması. Özellikle Adil Karaismailoğlu ile yıldızı barışmayan Yıldırım’ın merkeze alınmasıyla sorun çözülmüş gibi. Buna karşın yeni valinin MHP’nin listesinde yer almasının, AKP üzerindeki etkisinin nasıl olacağı yakında anlaşılır.

Listedeki üçüncü Trabzonlu, Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun görevden alınmasının sebebi de Yıldırım’a benzer. Kumbuzoğlu hakkında gerek yerel yöneticilerle gerekse Ankara ile uyumlu çalışamadığı iddiası mevcut.

Bu arada Kumbuzoğlu, 2016-2023 yılları arasında yedi yıl TBMM Genel Sekreteri’ydi. 2012 – 2016 yılları arasında Devlet Personel Başkanı olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda görev yaptı. AKP’li Süleyman Soylu’nun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı döneminde sadece Kasım 2015 – Ağustos 2016 arasında çalıştı. Bu tarihte Soylu bakanken TBMM’ye geçti.

Merkeze çekilenler arasında yer alan Düzce Valisi Selçuk Aslan, yılbaşı günü İstanbul’da gerçekleştirilen Gazze mitingine katılmış ve sosyal medya hesabından “sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz. Gazze’nin sesi olmak için Galata Köprüsü’ndeyiz” mesajını vermişti.

Soylu’nun ekibi görev başında!

Tabloya bakıldığında merkeze çekilen Trabzonlu üç valinin görevden alınmalarının Soylu’nun ekibinde olmalarıyla ilgisinin bulunmadığını söylemek yanlış olmaz.

Tam tersine Soylu’nun ekibinde yer alan valilerden yerini koruyanlar var. Mesela Soylu döneminin İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürü’yken Kayseri Valisi yapılan Gökmen Çiçek yerinde kaldı.

Yine Soylu döneminde iki yıl Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı yapan ve Soylu’nun bakanlık Personel Genel Müdürü olan Mehmet Fatih Serdengeçti’nin Giresun’dan Devlet Bahçeli’nin memleketi Osmaniye’ye geçiş yapması dikkat çekici. Soylu’nun ekibinde kritik görevlerde yer alan Serdengeçti’nin Bahçeli’nin bilgisi olmaksızın Osmaniye’ye atanması deyim yerindeyse hayatın olağan akışına aykırı!

Bir örnek daha vereyim; Soylu döneminde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü iken vali yapılan ancak Yerlikaya döneminde merkeze çekilen Hüseyin Engin Sarıibrahim, bir kez daha aktif valiliğe döndü. Sarıibrahim, MHP’nin kalesi olarak bilinen Kırıkkale’ye atandı.

İlk valilikleri Soylu döneminde gerçekleşen Muğla Valisi İdris Akbıyık ile Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun yanı sıra bizzat Soylu tarafından memleketi Trabzon’a atanan ve beş yıl görev yapan mevcut Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu yerlerini korudu.

Soylu’nun ekibinde olup yerini koruyanlar arasında Hakkari Valisi Ali Çelik de yer aldı. Çelik, Soylu döneminde önce Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, ardından İller idaresi Genel Müdürü yapıldı.

Ayrıca yine MHP’ye yakınlığıyla bilinen Kırıkkale Valisi Mehmet Makas’ın Düzce’ye kaydırılmasını unutmamak gerekir.

İçişleri Bakanlığı kulislerine göre, yine merkez valisiyken Karabük Valiliği’ne atanan Oktay Çağatay da MHP referansıyla görevlendirildi.

Aksaray Valisi olan Çankaya Kaymakamı Murat Duru ise 15 Temmuz sürecinde Kahramankazan kaymakamıydı.

Yanı sıra Kırklareli’nde görevi sırasında yaşanan Sisli Vadi faciası sonrasında hakkında soruşturma izni verilen ve Şırnak Valiliği’ne atanan Birol Ekici’nin, geçen aralıkta Şırnak’ta yaşanan “Barzani krizi” sonrasında yerinde kalması dikkat çekti.

Bu arada İstanbul’da görev yaparken bizzat İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından İçişleri Bakanlığı’na getirilen ve ilk önce bakan özel kalem müdürü, ardından da bakanlık genel sekreterliği yapan Mehmet Fatih Çiçekli, Karaman Valisi olmuştu. Çiçekli geçen haziranda Karaman’daki halk oyunları yarışmasında eşiyle beraber yerel kıyafetler giyerek gündem olmuştu. Çiçekli, son kararnameyle Ardahan’a gönderildi.

Kararnameye genel olarak bakıldığında MHP’yi tatmin etme ve MHP Genel Merkezi’nin İçişleri Bakanlığı’na yönelik olumsuz bakışını yumuşatmak, sert eleştirilerin ateşini düşürmek amaçlı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kulislerde Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş’ın değişeceği, yerine başka bir valinin geleceği; Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç ile Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan ve İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın vali olacağı bilgisi yayılmıştı. Bu bilgi iktidara yakın kimi gazete ve internet sitelerinde haber yapıldı. Ancak liste yayımlandığında herkesin yerinde kaldığı görüldü.

Bu kararname emniyet kadrolarını etkilemediğine göre teşkilatta şimdi kartlar yeniden karılacak demektir.

İçişleri Bakanlığı’nın yazılı olmayan teamülü vardır, bir kararname çıktığı gün yeni bir kararname hazırlığı başlar!

Yaz aylarına kalmadan yeni bir valiler kararnamesinin daha yayımlanacağı bilgisi kulislerde.

Kararnameye damga vuran skandal

İçişleri Bakanlığı’nın son kararnamesinin perde arkasını araştırırken hayli ilginç bir bilgiye ulaştım.

Aslına bakarsanız tam skandal!

İddiaya göre, yaşanan skandalın merkezindeki isim, Iğdır’da görev yaparken merkeze çekilen Vali Ercan Turan.

Bakanlık kulislerinden edindiğim bilgiye göre, bir süre önce Iğdır’da denetim yapan müfettişler, kentte “can güvenliği” gerekçesiyle istek sahiplerine dikkat çekici sayıda “vali” talimatıyla taşıma silah ruhsatları verildiğini tespit etti.

Skandal ise başka kentlerde ikamet etmelerine rağmen Iğdır’a gelen kişilere taşıma silah ruhsatı verilmesi.

Yürürlükteki mevzuata göre, valiliklerden silah ruhsatı talebinde bulunan kişilerin ikametlerinin bulunduğu kentin valiliklerine başvuru yapmaları zorunlu.

Ayrıca can güvenliğinden taşıma veya bulundurma silah ruhsatı talebinde bulunan başvurucular hakkında talep gerekçelerinin doğru olup olmadığını tespit etmek için yerel polis veya jandarma tarafından ön araştırma yapılması gerekiyor.

Peki Iğdır’da işler nasıl yürümüş?

Şöyle yürümüş; başka kentlerde ikamet etmelerine karşın Iğdır’a gelen ruhsat talep sahipleri, kentteki ikamet adresi olarak Vali Ercan Turan’ın evini yani resmi vali konağını gösterdi!

Üstelik, ruhsat talebinde bulunan başvurucuların bazıları hakkında mevzuata göre yapılması gereken ön inceleme yapılmadığı, doğrudan Vali Turan’ın talimatıyla “can güvenliğinden taşıma silah ruhsatı” verildiği belirlendi!

Başvuru sahiplerinden bazılarının, can güvenliklerinin tehlikede olduğunu kanıtlayan evrakı vermedikleri görüldü!

Ayrıca, yürürlükteki uygulamaya göre, isteyen ve şartları uygun olan herkesin silah taşıma veya bulundurma ruhsatı alabilmek amacıyla valiliklere başvurma hakkı varken Iğdır’da sadece Vali Turan’ın verdiği isimlerin başvuru yaparak ruhsat sahibi olduğu ortaya çıkarıldı.

Söz konusu yöntemle silah ruhsatı alanlar arasında AKP’li siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların yakınlarının bulunduğu öne sürülüyor.

Bu konuda daha önce yapılan teftişlerde valilik iş ve işlemleri ile Vali Turan hakkında özel teftiş yapılması talebiyle rapor hazırlanmasına karşın Vali Turan’ın söz konusu uygulamaya devam ettiği emniyet kayıtlarından anlaşıldı.

Vali Turan ve Iğdır Valiliği hakkında hazırlanan rapor bir süredir İçişleri Bakanı Yerlikaya’nın masasındaydı. Vali Turan kararnameyle merkeze çekildi.

Şimdi yeni atanan vali döneminde, silah ruhsatlarının incelenmesi amacıyla kente müfettiş gönderilip gönderilmeyeceği merak konusu.

/././

En düşük emekli aylığı belli oldu: Kanun teklifini Meclis'e sunan AKP'den "Yeterli değil ama bütçeyi zorladık" açıklaması 

AKP'li Güler, emekli aylığındaki artışı, "Yeterli midir? Elbette yeterli değildir ama ekonomimizin ve bütçemizin imkanları sonuna kadar burada zorlanmıştır. Kaynak üretimi noktasında çok ciddi uğraşlar verilmiştir" diyerek savundu.

emekli aylığı zam enflasyon

AKP, en düşük emekli aylığının yükseltilmesine ilişkin düzenlemeyi de içeren kanun teklifi Meclis'e sundu. Buna göre, 2026 yılında en düşük emekli aylığı belli oldu. Yeni en düşük emekli aylığı Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak. Aylıkların yatma süresine kadar kanunun onaylanması yetişmezse, fark olarak belirlenen tarihte 3 bin 119 lira hesaplara yansıyacak. Teklifi Meclis'e sunan AKP Grup Başkanı Abdullah Güler"16 bin 881 lira olarak uygulanmakta olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin kişiydi. 20 bin liraya artınca bu rakamdan yararlanacak olan emekli sayısı 4,9 milyon kişiye çıkmaktadır" dedi.

Türkiye'de yaklaşık 5 milyon emekliyi ilgilendiren en düşük emekli aylığına yapılacak zam oranı belli oldu.

2026 yılı itibarıyla SSK ve BAĞ-KUR aylıkları yüzde 12,19 oranında, memur emekli aylıkları ise yüzde 6,85 oranındaki enflasyon farkı dahil olmak üzere yüzde 18,60 oranında artırıldı.

Taban aylık katsayısına da taban aylıklar artırıldı. Buna göre,  en düşük emekli aylığı 20 bin lira oldu.

Milyonlarca emekliyi ilgilendiren artış önce komisyonda görüşülecek, ardından Meclis Genel Kurulu'na gelerek oylanacak.

Meclis'ten geçmesi halinde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla birlikte Resmi Gazete'de yayımlanıp resmen yürürlüğe girecek.

AKP: Bütçeden 69,5 milyar lira aktaracağız

En düşük emekli aylığına ilişkin kanun teklifini Meclis'e sunan TBMM AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, açıklama yaptı.

Güler, “En düşük emeklilerimize vereceğimiz maaşın da yer aldığı toplam 13 maddeden oluşan sosyal ve ekonomi politikalarının desteklenmesine yönelik bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifimizi Meclis Başkanı'mıza teslim ettik" dedi.

Güler "2026 yılı itibarıyla SSK ve BAĞ-KUR aylıkları yüzde 12,19 oranında, memur emekli aylıkları ise yüzde 6,85 oranındaki enflasyon farkı dahil olmak üzere yüzde 18,60 oranında artırılmaktadır. Taban aylık katsayısına da taban aylıklar artacak. Halen 16 bin 881 lira olarak ödenen en düşük emekli aylığı yüzde 18,47 oranında artırılarak 20 bin lira olarak uygulanacaktır" ifadelerini kullandı.

Güler yaptığı açıklamada, "16 bin 881 lira olarak uygulanmakta olan en düşük emekli aylığının karşılığı 4 milyon 11 bin kişiydi. 20 bin liraya artınca bu rakamdan yararlanacak olan emekli sayısı 4,9 milyon kişiye çıkmaktadır. Bütçeden 69,5 milyar lira aktaracağız. Enflasyonla mücadelemizde herhangi bir olumsuzluğa sebebiyet vermeden, bütçe disiplinini koruyarak bu imkanı geliştirmeye çalıştık" diye konuştu.

Güler, emekli aylığındaki yeni düzenlemeyi savunarak, "Yeterli midir? Elbette yeterli değildir ama ekonomimizin ve bütçemizin imkanları sonuna kadar burada zorlanmıştır. Kaynak üretimi noktasında çok ciddi uğraşlar verilmiştir. Bu konuda ben hem Çalışma Bakanımız Vedat Işıkan Bey'e hem Mali Hazine Bakanımız Mehmet Şimşek Bey'e ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz Bey'e de bu desteklerinden dolayı teşekkürlerimi arz ediyorum" dedi.

***

AKP'li Usta'dan Meclis'te tepki çeken sözler: Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar, Aleviler öldürülüyor diye ortalığı ayağa kaldırıyor 

leyla şahin usta

AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Meclis kürsüsünde Suriye'deki olaylara ilişkin yaptığı konuşmada skandal ifadelere imza attı. Şahin Usta, "Yıllarca Suriye'de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün 'Aleviler öldürülüyor' diye ortalığı ayağa kaldırıyor" dedi. Şahin'in bu söylerine CHP'li Günaydın'dan tepki geldi.

Siyasi partilerin Grup Başkanvekilleri, TBMM Genel Kurulu'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Suriye'nin Halep kentinde Suriye geçici hükümeti ile SDG arasında yaşanan çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AKP'li Usta, "13 yıldır savaşın bedelini ağır ödemiş, savaştan kaçarak ülkemize sığınmış Suriyelilerin artık barış ve huzur içinde yaşamaları hepimizin en önemli önceliğidir" dedi. Türkiye'nin bölgede barışın teminatı olduğunu söyleyen Usta, Türk askerinin Suriye’de hiçbir zaman bir savaşın tarafı olmadığını ve olmayacağını söyledi.

Usta, "Bizim görevimiz, hepimizin görevi, barışın temini, sivillerin korunması, Suriye'nin bir kaosa ve iç savaşa gitmemesidir. Çünkü Suriye’deki kaos ve iç savaş en çok ülkemize ve bölgemize zarar vermektedir" dedi.

"Suriye'de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar"

10 Mart Mutabakatı’nın "acilen uyulması" çağrısında bulunan Şahin Usta, Türkiye’nin savaş sürecinde Suriyelilere dil, din, ırk ve köken ayrımı yapmaksızın kapılarını açtığını vurguladı. Bölgede terörle mücadelenin Türkiye tarafından kararlılıkla yürütüldüğünü kaydeden Usta, "Bugün bölgede PKK’yla da IŞİD’le de DAEŞ’le de her türlü terör örgütüyle mücadele eden biziz, bunu karıştırmamak gerekiyor" dedi.

Konuşmasının devamında, "Yıllarca, on üç yıl boyunca Suriye'de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün 'Aleviler öldürülüyor' diye ortalığı ayağa kaldırıyor. İnsanca olun, insanca, insanca konuşalım; dili, dini, ırkı ve kimlik siyaseti üzerinden konuşmayalım" ifadelerini kullandı.

AKP'li Leyla Şahin Usta’nın sözleri Meclis'te tepki çekti. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Eğer bu söz gerçek fikrinizse, 'Ben böyle düşünüyorum' deyin. Gerçek fikriniz değilse –ben öyle olmadığını umuyorum– 'Bu benim ağzımdan irademin dışında, kastımın dışında çıkmış bir laftır' diye düzeltin" dedi.

***

“Su fakiri ülke” olmak üzereyiz -Mehmet Y. Yılmaz-

Erdoğan, yaşanan kuraklığın sorumlusunun CHP olduğunu söyleyerek “vaat yağmurları”nı yağdırdı. Kişi başına düşen yıllık su miktarı bugün 1300 metreküp. Bu miktar 1000 metreküpe düştüğünde ise resmen “su fakiri” olacağız. Umalım ki Saray’dan bu konuyla ilgilenen biri çıksın da Reis’e bu durumu anlatsın.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyaseti yeni bir zirveye taşıdı ve iklim değişikliği kaynaklı gelişmelerden “CHP zihniyetini” sorumlu tuttu.Bunun bir adım ilerisinin buzulların eriyerek, kutup ayılarının yuvasız kalmalarının sorumluluğunu Özgür Özel’e yıkmak olacağını da bugünden söyleyebilirim.Sadece kutup ayıları değil tabii, penguenler de var!

Cumhurbaşkanı, “seçim zamanı meydanlarda vatandaşı vaat yağmuruna tutup bugün başkent Ankara’ya haftalardır su bile veremeyen beceriksizlerin insafına bu milleti bırakmamak için çalışıyoruz” diye konuştu.

Bu konuşma metinlerini kim yazıyor bilemiyorum tabii ama ben olsaydım “Aman Reis, bu seçim zamanı vaat yağmurları meselesini hiç hatırlatmayalım” derdim.

Seçim zamanı yapılan ama sonra unutulan vaatlerin listesi meselesi iktidar partileri açısından her zaman daha can sıkıcı olmuştur. Sadece bizde değil, düzgün seçimlerin yapıldığı her ülkede böyledir.

Su meselesi ise seçim vaatlerinin çok ötesinde bir konu.

Hele Türkiye gibi büyük alt yapı yatırımları için yerel yönetimlerin merkezi idarenin iki dudağının arasına bakmak zorunda olduğu bir ülkede.

Cumhurbaşkanı’na yeteri kadar bilgi veriliyor mu, emin değilim.

Türkiye’de 1950’lerde kişi başına düşen yıllık su miktarı 4 bin metreküptü.

Bugün 1300 metreküpe kadar inmiş bulunuyor.

Bu miktar 1000 metreküpe düştüğünde ise resmen “su fakiri” olacağız.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. İrem Daloğlu Çetinkaya’nın T24 Yıllık – 2026’daki makalesinde aktardığı kuraklık analizlerine göre, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da daha sık ve daha uzun kuraklık dönemleri yaşayacağız.

2040’ta itibaren de çok ciddi buharlaşma artışı ile çok ciddi yağış azalışı bekleniyor.

Çok fazla suya gereksinim duyan tarım ürünleri nedeniyle yer altı sularında da ciddi azalma yaşanıyor ve şu anda Koya Ovası’nı bir boydan diğerine kat etmeye başlayan obruklar, gelecek için bir fotoğraf sunuyor.

Artan kentsel su talebi nedeniyle havzalar arasında yapılan su transferi de ayrı bir sorun.

Dr. İrem Daloğlu Çetinkaya’nın T24 Yıllık’taki yazısı sorunu son derece net tarif ediyor ve yenilikçi çözümler de öneriyor.

Cumhurbaşkanı’nın okuma eylemiyle başının hoş olmadığını biliyoruz ama belki Saray’da bu konuyu merak eden birisi çıkar diye hatırlatayım dedim.

Yeni anayasa neden yapılıyor?

TBMM Başkanı sürekli “Yeni bir Anayasa çalışması şarttır” deyip duruyor. Uygulanmadıktan sonra eski Anayasa kalsa ne olur, yeni Anayasa yapılsa ne olur? Yoksa yeni Anayasa da “fiili olanı Anayasal hale getirelim” diye mi yapılacak?


TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş takılmış plak gibi hep aynı şeyi söylüyor.

Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti, yine aynı şeyleri söyledi.

Gerçi dün ayın 8’iydi, belki de 10 Ocak günü başka bir işi vardır, erken bir kutlama yapayım diye düşündü.

Kurtulmuş şöyle konuştu:

“Yeni bir Anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin anayasa teklifleri vardır. Sivil, demokratik, katılımcı, özgürlükçü Türkiye’nin 21’inci yüzyıl hedeflerini yakalayacak bir Anayasa’ya ihtiyaç var. Türkiye’nin önünde ödev olarak yeni Anayasa duruyor.”

Bu kez bir tek yeni Anayasa’nın “milli” olmasından söz etmemiş, niye bilmiyorum.

Kurtulmuş bu sözleri sıkça söylüyor ama bugünkü Anayasa’nın nasıl olup da uygulanamadığından hiç bahsetmiyor.

Anayasa’ya açıkça yazılmış, “Anayasa Mahkemesi kararı yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar” diye ama alt derece mahkemelerinin umurunda bile değil bu durum.

Can Atalay milletvekili seçildi, Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen hala yemin edip, görevine başlayabilmiş değil.

TBMM Başkanı olarak Kurtulmuş’un bu konuda bir fikri olduğunu duydunuz mu?

Kurtulmuş’un bu konuda ne düşündüğünü kimse bilmiyor.

Niye acaba?

Bu konuda bir fikri mi yok, Cumhurbaşkanı’nı kızdırmaktan mı korkuyor?

Halkın seçtiği bir milletvekili hapishanede ve Anayasa’ya aykırı olarak hapishanede tutulmaya devam ediliyor ve TBMM Başkanı “yeni; sivil demokratik, katılımcı Anayasa yapmaktan” söz ediyor.

Uygulanmadıktan sonra eski Anayasa kalsa ne olur, yeni Anayasa yapılsa ne olur?

Yoksa yeni Anayasa da “fiili olanı Anayasal hale getirelim” diye mi yapılacak?

/././

21 soruda ücretlilerin beyan rehberi -Murat Batı 

2025 yılında elde ettiğiniz ücretten dolayı durumunuz vereceğim örneklerin birine giriyorsa 2026 Mart ayı sonuna kadar beyan etmeniz gerekecektir. Yazıdaki tüm beyan sınırları 2025 yılı için geçerlidir. Peki ücret geliri hangi durumda çalışan tarafından ayrıca beyan edilmek zorundadır?

Bir işverene emeğini vererek bir menfaat elde edene ücretli denir. Ücrete, verilen para dışında ayrıca yemek, lojman, ulaşım bedeli gibi menfaatler de dahildir. Normal koşullarda çalışanların ücretlerinden stopaj yoluyla vergileme yapılır, kesilen bu vergiler işveren tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilir ve ödenir. Çalışan ayrıca bunu -aşağıda belirtilen hususlar haricinde- beyan etmez. Stopaj yani kaynakta kesme yoluyla vergilendirme ücretlerin vergilendirmesinde temel usuldür.

Ancak alınan ücret aşağıda örnekleyerek detaylı şekilde açıkladığım durumların birine giriyorsa çalışan da aldığı bu ücreti vergi idaresine beyan edip ekstra bir vergi daha ödemek zorunda kalabilmektedir.

Şayet beyan etmeniz gerektiği halde bunu beyan etmezseniz, bunu vergi idaresi cezalı olarak tahsil eder. Hala ödemezseniz konu hacze kadar gider. O yüzden dikkatli okuyup 2025 yılında elde ettiğiniz ücretten dolayı durumunuz aşağıdaki örneklerin birine giriyorsa 2026 Mart ayı sonuna kadar beyan etmeniz gerekecektir.

İlaveten bu yazı 2025 yılında ücret geliri elde edip de 2026 Mart’ta beyan vermek zorunda olanlar için hazırlandı. Bu nedenle aşağıdaki tüm beyan sınırları 2025 yılı için geçerlidir.

Soru 1) Ücret geliri hangi durumda çalışan tarafından ayrıca beyan edilmek zorundadır?

İlki tek işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, ücret gelirleri toplamı GVK m.103’de yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL) aşarsa ayrıca beyan edilmesi zorunludur.

Örneğin İstanbul’da büyük bir lokantada garsonluk yapan Ahmet Bey, 2025 yılında aylık 30 bin TL ücret geliri almaktaydı. Ahmet Bey’in yıllık (30 bin TLx12 ay) 360 bin TL’lik geliri 4 milyon 300 bin TL’yi geçmediğinden ayrıca beyanname vermesine gerek yoktur.  

İkincisi birden fazla işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, birinci işverenden aldıkları ücret gelirleri de dâhil olmak üzere ücretleri toplamının gelir vergisi tarifesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL) aşarsa ayrıca beyan edilmesi zorunludur.

Örneğin İstanbul’da büyük bir ofiste çalışan Kemal Bey, bu ofisten 2025 yılında aylık 30 bin TL (yıllık 360 bin TL) ücret almaktaydı. Aynı zamanda bir eğitim kurumunda kısmi çalışma karşılığında yıllık 120 bin TL ücret almaktaydı. Buna göre Kemal Bey’in aldığı toplam yıllık ücret (360 bin +120 bin TL) 480 bin TL’lik geliri 4 milyon 300 bin TL’yi geçmediğinden ayrıca beyanname vermesine gerek yoktur.   

Üçüncüsü birden fazla işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, birden sonraki işverenden alınan ücretleri toplamının gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2025 yılı için 330 bin TL) aşarsa ayrıca beyan edilmesi zorunludur.

Örneğin İstanbul’da büyük bir ofiste çalışan Erdal Bey, bu ofisten 2025 yılında aylık 30 bin TL (yıllık 360 bin TL) ücret almaktaydı. Aynı zamanda bir eğitim kurumunda kısmi çalışma karşılığında yıllık 120 bin TL ücret almaktaydı. Buna göre Erdal Bey’in birinci ofisten aldığı ücret (360 bin TL) dışındaki diğer yerden aldığı ücret tutarı (120 bin TL) 330 bin TL’lik beyan sınırını geçmediğinden ayrıca beyanname vermesine gerek yoktur.

Dördüncüsü yıl içinde iş değiştirenlerin durumu; Yıl içinde iş değiştirenler de birden fazla işverenden ücret engeline takılmaktadırlar. Ücretli bu durumda ikinci işverenden alacağı ücret tutarının GVK’nın 103’üncü maddesinde belirtilen tarifenin ikinci dilimindeki tutarı aşması durumunda (2025 yılı için 330 bin lira) ayrıca beyan etmesi gerekmektedir.

Örneğin ücretli çalışan Sertuğ Bey 1 Ocak - 30 Temmuz 2025 tarihleri arasında aylık 100 bin liradan (Ocak Temmuz yani 7 aylık 700 bin lira) çalışmış ve 30 Temmuz itibariyle istifa edip 1 Ağustostan itibaren de başka bir işe geçmiş ve oradan da aylık 120 bin lira (Ağustos-Aralık yani 5 aylık 600 bin lira) maaş almıştır. İkinci işveren 1 Ağustos’tan itibaren Sertuğ Bey’in maaş ödemesini yaparken daha önce hiç gelir elde etmemiş ilk geliri kendilerinden elde etmiş kabul edip GVK m.103’teki vergi tarifesini ilk dilimden işleterek yani yüzde 15 ile başlayıp gelir vergisini hesaplayacaktır.

Bu durumda Sertuğ Bey’in, birinci ve ikinci işverenden elde etmiş olduğu ücretleri toplamı, 700.000 TL + 600.000 TL = 1.300.000 TL olup, 193 sayılı GVK’nın 103’üncü maddesinde yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL) aşmamakla birlikte birden sonraki işverenden elde ettiği ücret geliri olan 600.000 TL, GVK’nın 103’üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan (2025 yılı için 330.000 TL) tutarı aştığından iki işverenden elde ettiği toplam ücret (1.300.000 lira) beyan edilecektir. Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden yıl içinde -iki işveren tarafından- kesilen vergiler mahsup edilebilecektir.

Sonuncusu ise stopaj yani vergi kesintisi yapılmadan ücret alanlar her koşulda bu tutarı vergi dairesine beyan etmek zorundadırlar.

Aşağıda daha basit ve spesifik örnekler bulunmaktadır.

Soru 2) A bankasında uzman olarak görev yapıyorum. 2025 yılında aylık maaşım 70 bin TL idi (yıllık 840 bin TL). Aynı anda başka bir iş yerinde çalışmadım. Bunu, beyan edecek miyim?

Hayır beyan etmenize gerek yoktur. Tek işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, ücret gelirleri toplamı 2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL’yi aşarsa ayrıca beyan edilmesi zorunludur. Sizin yıllık tutarınız 840 bin TL olduğu ve 4 milyon 300 bin TL’lik beyan sınırını aşmadığı için ayrıca beyan etmenize gerek yoktur.  

Soru 3) Batı Bank A.Ş.’de üst düzey yönetici olarak görev yapıyorum. 2025 yılında aylık maaşım 500 bin TL idi (yıllık 6 milyon TL).  Aynı anda başka bir iş yerinde çalışmadım. Bunu, beyan edecek miyim?

Bir işverenden ücret geliri elde eden mükelleflerin, ücret gelirleri toplamı 2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL’yi aşarsa ayrıca beyan edilmesi zorunludur. Sizin yıllık ücret tutarınız 6 milyon TL olduğu ve 4 milyon 300 bin TL’lik beyan sınırını aştığı için 2026 Mart’ta ayrıca beyan etmeniz gerekecektir. Beyan edeceğiniz 6 milyon TL’lik ücret gelirinizden dolayı hesaplanan gelir vergisinden ayrıca bu maaşı alırken kesilen gelir vergisi düşülecektir.   

Soru 4) Bu hesaplamalarda SGK ve vergiler dahil ücretim mi dikkate alınıyor yoksa hesabıma yatan net maaşım mı?

Şu ana kadar bahsi geçen ücret kavramı SGK ve işsizlik kesintisinden sonraki tutardır. Yani vergi kesilmemiş tutardır. Bu yazıdaki tüm örneklerde geçen ücret kavramından bunu yani vergi kesilmemiş halini anlamamız gerekiyor.

Soru 5) Lig usulüne tabi spor dallarında en üst ligde faaliyet gösteren Batı Spor Kulübünde futbolcuyum. 1 Eylül 2019 tarihinde 6 yıllık sözleşme yaptım. Sözleşme gereğince 2025 yılında 4 milyon TL ödeme aldım. Bunu, beyan edecek miyim?

Sporcuların aldıkları paralar da ücrettir. Sporculara verilen ödemeler stopaja tabidir. 1 Kasım 2019 tarihinden önce akdedilerek geçerlilik kazanan ve yine bu tarihten sonra süre uzatımı veya ücreti etkileyen bir değişiklik yapılmayan sözleşmeler sona erinceye kadar, bu sözleşmeler kapsamında elde edilen ücret gelirleri için tutarı ne olursa olsun beyanname verilmeyecek ve diğer gelirler dolayısıyla beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.

Soruda sözleşmenin imza tarihi 1 Kasım 2019 tarihinden önce olduğu için ve bu sözleşmeye binaen 2025 yılında ne kadar ödeme alırsa alsın bunu beyan etmeyecektir. Stopaj nihai vergisi olacaktır.

Soru 6) Lig usulüne tabi spor dallarında en üst ligde faaliyet gösteren Balcı Spor Kulübünde futbolcuyum. 1 Şubat 2025 tarihinde 5 yıllık sözleşme yaptım. Sözleşme gereğince 2025 yılında 5 milyon TL ödeme aldım. Bunu, beyan edecek miyim?

1 Kasım 2019 tarihinden sonra akdedilerek geçerlilik kazanan veya 1 Kasım 2019 tarihinden önce imzalanmakla birlikte bu tarihten sonra (süre uzatımı veya ücreti etkileyen değişiklikler gibi nedenlerle) yenilenen sporcu sözleşmelerine istinaden 2025’te elde edilen ücret gelirleri toplamı 4 milyon 300 bin TL’lik beyan sınırını aşarsa yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Soruda sözleşme yapılma tarihi 1 Kasım 2019’dan sonra olması münasebetiyle alınan ücret tutarınız 2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL’yi aştığından bunu 2026 Mart’ta beyan etmeniz gerekmektedir.

Futbolcuların vergi durumuna ilişkin detaylı bir rehberi önümüzdeki günlerde yazıp yine buradan yayımlayacağım.

Soru 7) 2025 yılında aldığımız ücretlerden “asgari ücrete” isabet eden kısmı (istisna ederek mi) düşerek mi beyan edeceğiz?

Asgari ücret, 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren gelir vergisinden istisna edildi. Hizmet erbabının ücret gelirlerinin GVK m.86/1.fk-b bendine göre yıllık beyanname ile beyan edilmesinin gerekmesi durumunda, yıl içinde istisna uygulamasından faydalanıldığı için yıllık beyannamede söz konusu istisna uygulamasına yer verilmeyecek ve yıllık beyannamede ücret gelirlerinin toplamı üzerinden hesaplanan vergiden, yıl içinde istisna öncesi hesaplanan vergiler mahsup edilecektir.

Stopaj suretiyle vergilendirilmemiş ücret gelirlerinin yıllık gelir vergisi matrahının, asgari ücretin yıllık gelir vergisi matrahını aşmaması halinde, bu gelirler beyan edilmeyecektir. Söz konusu, gelirlerin asgari ücretin yıllık gelir vergisi matrahını aşması halinde ise bu gelirlerin tamamı beyan edilecek ve hesaplanan gelir vergisinden asgari ücretin yıllık matrahı üzerinden hesaplanan vergi indirim konusu yapılacaktır.

Özetle, asgari ücret kadar olan kısmı düşmeden beyan edeceksiniz.

Soru 8) X Holdingde üst düzey yönetici olarak görev yapıyorum. 2025 yılında aylık maaşım 40 bin TL idi (yıllık 480 bin TL). Aynı holdingin başka bir iştirakinde de görev yapıyorum ve 2025 yılında aylık 30 bin TL (yıllık 360 bin TL) ücret aldım. Bunu, beyan edecek miyim?

Birden fazla işverenden ücret alındığında bunun beyanı üç koşula bağlanmıştır.

İlki stopajsız ücret aldıysanız,

Ya da (ikincisi) aldığınız toplam ücret tutarı (tek işveren de olsa iki ya da fazla işveren de olsa fark etmez) 2025 yılında 4 milyon 300 bin TL’yi aştıysa,  

Ya da (üçüncüsü) birden fazla ücret aldıysanız bir işverenden aldığınız ücret dışında kalan ücret tutarınızın toplamı 2025 yılında 330 bin TL’yi aşarsa,

2026 Mart’ta beyan etmeniz gerekmektedir.

Soruda kişinin maaşından stopaj yapılmış. Bu nedenle stopajsız tutar şartını geçiyoruz.

Soruda diğer koşul, alınan tüm ücretin toplamı (480+360) 840 bin TL 2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL olan beyan sınırını aşmadığından bu koşula göre de beyan edilmeyecek.  

Ancak soruda son koşul; birden fazla işverenden alınan ücretlerde herhangi birini (size kalmış) birinci işveren kabul edip diğerinin ise 330 bin TL’yi (GVK m.103’teki ikinci dilimin üst sınırı) aşıp aşmadığına bakacağız. Soruda birinci işvereni 480 bin TL veren işveren kabul edelim; diğerini yani 360 bin TL ücret vereni de ikinci işveren kabul edelim. İkinci işverenden alınan 360 bin TL, 2025 yılı için 330 bin TL’lik beyan sınırını aştığından 2026 Mart sonuna kadar 840 bin TL’nin tamamını beyan etmeniz gerekecektir. 840 bin TL ücret GVK m.103’teki tarife uygulanarak gelir verginiz hesaplanacak ancak 2025’te hem 480 bin hem de 360 bin TL ücretinizden kesilen gelir vergileriniz 2026 Mart’ta hesaplanan gelir vergisinden düşülecek (mahsup) ve kalan tutarı ödeyeceksiniz.

Soru 9) İstanbul’da ikamet ediyorum ve 2025 yılında aşağıda gördüğünüz gibi gelirlerim oldu. Beyana tabi bir durumum var mı?

Ücret toplamınız (360+140) 500 bin TL ve 2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL’yi aşmadığı için bu koşula göre beyan etmenize gerek yok.

Ücrette ikinci koşulumuz ikinci işverenden alınan ücret 2025 yılında 330 bin TL’yi aşıp aşmamasıdır. Sizin ikinci işverenden aldığınız ücret 140 bin TL ve bu da 330 bin TL’yi aşmadığından bu koşula göre de beyan etmenize gerek yok.

Ancak iş yeri kira geliriniz 400 bin TL ve iş yeri kira gelirleri için 330 bin TL’lik beyan sınırını aştığı için yalnızca iş yeri kira gelirinizi yani sadece 400 bin TL’yi beyan etmeniz gerekecek.

Soru 10) İstanbul Barosuna kayıtlı kendi ofisi olan bir avukatım ve 2025 yılında aşağıda gördüğünüz gibi gelirlerim oldu. Beyana tabi bir durumum var mı ya da hangilerini beyan etmem gerekiyor?

Sorudaki kişi, avukatlık faaliyetinden dolayı elde ettiği 600 bin TL’yi tutarı ne olursa olsun beyan edecek.

Ücret gelirlerinde ise; toplam ücreti 550 bin TL (500 bin +50 bin TL) 2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL’yi aşmadığından bu koşula göre ücret gelirini beyan etmeyecek. Ayrıca ikinci işverenden dolayı elde edilen ücret tutarı 50 bin TL ve 2025 yılı için 330 bin TL’yi aşmadığından ücret gelirlerini beyannameye eklemeyecektir.   

İşyeri brüt kira toplamı ise 2025 yılı için 330 bin TL’yi aştığından 400 bin TL’yi beyannameye dahil etmesi gerekecektir.

Soru 11) Samsun’da ikamet ediyorum ve 2025 yılında aşağıda gördüğünüz gibi gelirlerim oldu. Beyan etmem gerekir mi?

Üç işverenden alınan ücret toplamınız 4 milyon 400 bin TL’dir. 2025 yılı için ücret toplamınız (4 milyon 400 bin TL) 4 milyon 300 bin TL’lik beyan sınırını aştığından 2026 Mart sonuna kadar 4 milyon 400 bin TL’yi beyan etmeniz gerekmektedir.   

Soru 12) Diyarbakır’da ikamet ediyorum ve 2025 yılında aşağıda gördüğünüz gibi gelirlerim oldu. Beyan etmem gerekir mi?


Öncelikle ücretlere bakmamız gerekiyor. Toplam ücret (500+200) 700 bin TL ve 4 milyon 300 bin TL beyan sınırını aşmadığı gibi ikinci işverenden elde edilen ücret de (200 bin TL) 330 bin TL beyan sınırını aşmadığından ücrete ilişkin beyanname vermeyeceksiniz.  

Ancak kira geliriniz 2025 yılı için 47 bin TL’lik istisna tutarını aştığından sadece 100 bin TL’lik kira gelirinizi 2026 Mart’ta beyan etmeniz gerekecek.  

Soru 13) X Bakanlığında görevliyim ve 2025 yılı içerisinde Y Bakanlığının bir komisyonunda görevlendirilip ücret elde ettim. Bunu beyan edecek miyim?

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca hüküm altına alınan “Genel bütçe Kapsamında” (I sayılı Cetvel) bulunan kamu idareleri ile bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarda çalışan personelin genel bütçe kapsamındaki diğer kurumlardan ücret alması durumunda bu ayrı kuruluşlar birden fazla işveren kabul edilmeyecek ve aldıkları tutar ne olursa olsun ayrıca beyan edilmeyecektir. Buna göre genel bütçe kapsamında bulunan bir idarede görev alan bir kişi aynı anda ya da yıl içinde tayin vs gibi nedenlerle yine genel bütçe kapsamındaki başka bir kuruluşa ücret karşılığı geçse aldığı ücret tutarı ne olursa olsun ayrıca beyan etmeyecektir.

Soruda, İki Bakanlık da genel bütçe kapsamında olduğundan bu iki kurumdan aldığı ücret ödemeleri, tek işverenden elde edilen ücret olarak kümülatif matrah yani toplam esas alınmak suretiyle vergilendirilecektir. Kendisi ayrıca bu gelirlerinin toplamı ne kadar olursa olsun beyanname vermeyecektir.

Kamuda ve özel sektörde tek işveren/birden fazla işveren tespitinin yapılmasına ilişkin düzenlemeler 311 ve 321 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Bu kapsamda; genel bütçe kapsamında bulunan kamu idarelerinde çalışan personelin, yıl içerisinde bu kapsamdaki diğer kurum ve kuruluşlardan da ücret alması veya bu kapsamdaki diğer bir kurum ve kuruluşa nakil olması durumunda, elde ettikleri ücretler tek işverenden alınan ücret olarak değerlendirilecektir.

Genel bütçe kapsamında bulunan kamu idarelerinde çalışan personelin; aynı yıl içerisinde, bunlar dışında bir işverenden de ücret geliri elde etmesi veya görevinden ayrılarak bu kapsamda olmayan bir işveren nezdinde çalışmaya başlaması durumunda, söz konusu personelin ücret matrahları birbiri ile ilişkilendirilmeksizin her bir işverenden elde edilen ücret ayrı ayrı gelir vergisi tevkifatına tabi tutulacaktır. Bu durumda, birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamının, vergi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2025 yılı için 330 bin TL) aşması veya bu tutarı aşmamakla birlikte her iki işverenden aldığı ücret geliri toplamının vergi tarifesinin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2025 yılı için 4 milyon 300 bin TL) aşması halinde, ücret gelirlerinin tamamının beyan edilmesi gerekmektedir.

Soru 14) X Bakanlığında görevliyim ve 2025 yılı içerisinde Ondokuz Mayıs Üniversitesinde ders görevlendirmesi yoluyla derse girip ücret geliri elde ettim.  Bunu beyan edecek miyim?

X Bakanlığındaki ücret gelirlerine ait gelir vergisi matrahı ile Ondokuz Mayıs Üniversitesindeki ücret gelirlerine ait gelir vergisi matrahı birbiriyle ilişkilendirilmeyecek ve ayrı ayrı vergilendirilecektir. İkinci işverenden alınan ücret GVK m.103 ikinci dilim üst sınırı olan 330 bin TL’yi aşarsa ya da elde ettiği tüm ücret toplamı 4 milyon 300 bin TL’yi aşarsa beyan edilmesi gerekecek.

Soru 15) X şirketinde aylık 60 bin TL maaşla çalışırken 30 Haziran 2025 günü ayrıldım ve 1 Temmuz 2025’te aylık 80 bin TL ile başka bir işe başladım. Aynı anda iki işte çalışmadığım halde bunu beyan edecek miyim?

Yıl içinde iş değiştirenler de birden fazla işverenden ücret engeline takılmaktadırlar. 160 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca kişinin aynı takvim yılı içinde iş değiştirmesi durumunda her yeni işveren ücret toplamını kümülatif değil de daha önce maaş almamış gibi ilk dilimden başlanarak GVK madde 103’te belirtilen tarifeye göre hesaplanmaktadır.

Gelir İdaresi Başkanlığının verdiği 23.05.2017 tarih ve 38418978-120[61-2017/13]-160324 sayılı özelgesinde ise; yeni işe başlayan personelin çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret gelirinin vergilendirilmesi aşamasında daha önce çalışmış olduğu işverenden elde ettiği kümülatif ücret matrahının yeni iş yerinde çalışacağı süre içerisinde elde edeceği ücret matrahı ile ilişkilendirilmemesi, yeni iş yerinde söz konusu personelin elde edeceği ücretlerin tevkif suretiyle vergilendirilmesine esas olarak başlangıçta "sıfır" matrahın dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle bu kişi, istediği işvereni birinci işveren kabul edecek ve ikinci işverenden aldığı ücret toplamı GVK m.103 ikinci dilim üst sınırı olan 330 bin TL’yi aşarsa ya da elde ettiği tüm ücret 4 milyon 300 bin TL’yi aşarsa beyan etmesi gerekecek.

Örneğimize göre ilk altı ayda 360 bin TL (6 ay x 60 bin TL) ve ikinci altı ayda ise 480 bin TL (6 ay x 80 bin TL) toplamda 840 bin TL ücret geliri elde etmiştir.

İlk koşulumuz olan toplam tutarın yani 840 bin TL’nin GVK m.103’teki son dilimde olan tutarı yani 4 milyon 300 bin TL’yi aşması gerekir ki örneğimize göre aşmamış.  

Diğer koşulumuz ise işverenlerden birini (tercihen yüksek olanı seçelim) birinci işveren kabul edelim ki örneğimize göre 480 bin TL’yi vereni birinci işveren kabul edip diğerini ikinci işveren kabul edip ikinci işverenin verdiği ücretin (360 bin TL) GVK m.103 ikinci dilim üst sınırı olan 330 bin TL’yi aşması halinde beyan edilmesi gerekmektedir ki örneğimize aştığı için bu kişi 840 bin TL’nin tamamını 2026 Mart’ta beyan etmek zorundadır.

Soru 16) Kanunî ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi B Firmasının İstanbul’daki irtibat bürosunda ücretli olarak çalışmaktayım. Firma, Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden 2025 yılında 100 bin dolar stopaja tabi tutmadan ücret olarak ödedi. Beyan edecek miyim?

GVK m.23/14 uyarınca döviz olarak ödenen ücretler gelir vergisinden istisna olduğundan yıllık beyanname verilmeyecektir.

Bu istisnanın uygulanabilmesi için;

* İşveren sıfatıyla ücret ödemesinde bulunan kurumların, Türkiye’de kanuni ve iş merkezinin bulunmaması,

* Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbabı (ücretli) ve yapılan ödemenin ücret olması,

*Dar mükellef kurumun ücret ödemesi yaptığı hizmet erbabının Ticaret Bakanlığından alınan izne istinaden kurulan bölgesel yönetim merkezlerinde faaliyet izni kapsamında istihdam edilmesi,

*Dar mükellef kurumun Türkiye’deki personeline yapılacak ödemenin bu kurumun yurt dışı kazançlarından karşılanması,

* Ücretlerin döviz olarak ödenmesi,

Şartlarının tümünün sağlanması gerekmektedir.

Buna göre bu şartların tümünü sağladıysanız ne güzel…

Soru 17) Beyannameyi nereye vereceğim?

Beyanname, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir. Mükellefler normal olarak ikametgâhlarının bulunduğu yerin vergi dairesine bağlıdır. Ama ticari kazanç sahibiyseniz ya da avukat, doktor gibi serbest meslek erbabı iseniz o zaman ikamet ettiğiniz yer değil ofisinizin/dükkanınızın bulunduğu yer vergi dairesine beyan etmeniz gerekmektedir.

Soru 18) Elektronik ortamda beyanname verebilir miyim?

Evet verebilirsiniz. 2025 yılında yukarıda sayılan koşullarda ücret geliri elde edenler bunu 2026 Mart ayı içinde vergi idaresine beyan etmeleri gerekmektedir. Ancak Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), fiziken vergi dairesine gelinmeden de beyanname verilmesini sağladı. Elektronik ortamda beyanname verme yöntemi, hazır beyan sistemi diye bilinir ve bu linkten ulaşılabilir.  Herkesin kolayca girip işlem yapacağı bir site hazırlanmış.

Ancak bu uygulamadan sadece kira, ücret, menkul sermaye iradı veya diğer kazanç ve iratları ayrı veya birlikte elde edenler yararlanabilecektir. Kira, ücret, menkul sermaye iradı veya diğer kazanç ve iradın yanı sıra ticari, zirai veya serbest meslek kazancı elde edenler sistem üzerinden beyanname veremeyeceklerdir.

Soru 19) İkinci derecede engelliyim ve aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere birden fazla ücret geliri elde ettim. Beyan verecek miyim?

Mükellefin birinci işveren olarak 500 bin TL ücret aldığı işvereni seçmesi durumunda, diğer işverenlerden aldığı ücret toplamının 2025 yılı beyanname verme sınırı olan 330 bin TL ile kıyaslamasında; gayrisafi ücret tutarlarından GVK m.63/2 uyarınca yüzde 14 sigorta primi ve yüzde 1 işsizlik sigortası primi (işçi payı) toplamı olan yüzde 15 oranı uygulanarak sigorta kesintisi yapılacaktır. Ayrıca, GVK m.31’e göre de gayrisafi ücret tutarından yıllık engellilik indirimi tutarının da düşülmesi gerekmektedir.

İkinci işverenden alınan gayrisafi ücretten yüzde 15 SGK ve işsizlik fonu kesintisini yapalım yani (400.000 – 60.000) 340.000 TL

Üçüncü işverenden de alınan gayrisafi ücretten yüzde 15 SGK ve işsizlik fonu kesintisini yapalım yani (200.000 – 30.000) 170.000 TL

Engellilik indirimi tutarı (5.700 x 12) 68.400 TL

Toplam: (340.000 + 170.000) = 510.000 TL

Böylece 510.000 – 68.400 = 441.600 TL

Buna göre, birden sonraki işverenlerden alınan ücret toplamı olan 441 bin 600 TL, 2025 yılı için beyan sınırı olan 330 bin TL’yi aştığı için birinci işverenden elde ettiği ücret de dahil olmak üzere tümü beyan edilecektir.

Soru 20) Eşimle ben asgari ücretli çalışıyoruz, bizim beyan etmemiz gerekir mi?

Hayır, asgari ücretli çalışanların elde ettiği asgari ücret gelirinden dolayı herhangi bir beyanname vermelerine gerek yoktur. Allah yardımcınız olsun.

Ancak ayrıca konut kira gelirleri varsa ve konut kira geliri 2025 yılında 47 bin lirayı aşmışsa konut kirasının beyan edilmesi gerekmektedir. Kira gelirine ilişkin önümüzdeki günlerde bir rehber yayımlayacağım, oradan takip edebilirsiniz.

Soru 21) Hazine ve Maliye Bakanlığı geçmişe yönelik işlem yapabilir mi?

Evet yapabilir. Hazine ve Maliye Bakanlığı geriye yönelik 5 yıl içinde yapacağı denetimlerde bu şekilde bir gelir elde ettiğinizi tespit eder ve sizin bunu beyan etmeyip ve dolayısıyla da verginizi ödemediğinizi fark ederse ortaya çıkan bu vergiye ek olarak para cezası ile hesaplanan bu vergi üzerinden o dönemden bu zamana kadar da aylık yüzde 3,7 oranında gecikme faizi alacaktır.

/././

T-24


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

soL "Köşebaşı + Gündem" -10 Ocak 2026-

Sağlıkta çeteleşmenin sonu yok: Radyoloji skandalları arka arkaya patladı -Aslı İnanmışık-  Kamu hastanelerinde radyoloji hizmetlerinin taşe...