EKONOMİ, POLİTİKA, ÇEVRE, SANAT, TARİH ve İSTANBUL
Başkentte zehir dağı -Uğur Zengin /Evrensel-
Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Erkunt Sanayi’ye ait fabrikalarda döküm işleme üretiminden çıkan atıklar hiçbir koruyucu önlem alınmadan fabrika arsasının ortasında bulunan açık alana döküldü. Yapılan bilimsel analizler, bu atıkların içerisinde arsenik, antimon, kadmiyum, cıva ve kurşun gibi insan ve canlı sağlığını son derece olumsuz etkileyen tehlikeli ağır metaller bulunduğunu ortaya koydu. Uzmanlara göre söz konusu metaller, başta akciğerler ve kalp olmak üzere neredeyse insan vücudunda tüm hayati organları tehdit ediyor.Konuya ilişkin aradığımız şirket ise telefonlarımızı açmadı.
Sahadan alınan örnek numunelerde yapılan bilimsel analizler fabrikanın tam ortasında kamyonlarla oluşturulan atık yığınları, mevzuata tamamen aykırı biçimde açıkta tutuluyor. İşçiler vardiya arasında mola verirken, yemekhaneye giderken ya da servis saatini beklerken bu atıkların arasında bulunuyor. Rüzgarla havaya karışan, yağmurla toprağa ve suya yayılan zehirli partiküller yalnızca işçileri değil, çevredeki fabrikaları ve Sincan’da yaşayan binlerce kişiyi de etkiliyor.
Atıklardan alınan örnekler üzerinde XRF cihazı ile yapılan elementel analizlerde, insan sağlığını doğrudan etkileyebilecek düzeyde ağır metallere rastlandı. Uzmanlar, detaylı çevresel ve biyolojik analizlerin acilen kamu kurumları tarafından yapılması gerektiği uyarısında bulundu.
Laboratuvar sonuçları, şirket eliyle yaratılan kirliliğin dehşet verici boyutlara ulaştığını kanıtladı. Rehber limitlerin yüzlerce kat üzerine çıkan antimon ve krom değerleri halk sağlığını da doğrudan tehdit ediyor.
Üç farklı numune üzerinde yapılan karşılaştırmalı ağır metal analizi, topraktaki zehirli elementlerin “temiz toprak” sınırlarını sadece aşmakla kalmadığını, bazı kalemlerde katbekat üzerine çıktığını gösterdi.
Grafik: Evrensel
Arsenik, antimon, krom…
Raporda en dikkat çekici ve endişe verici veri, antimon (Sb) değerlerinde görüldü. Normal şartlarda 1 ppm (milyonda bir birim) sınırında olması gereken antimon miktarı, numunelerde 212.7 ppm olarak ölçüldü. Bu, yasal sınırın tam 212 katı bir kirlilik anlamına geliyor.
Benzer şekilde, krom (Cr) değerleri de alarm veriyor. Üst sınırı 100 ppm olması gereken krom, analiz sonuçlarında 5.530 ppm seviyesine ulaşarak rehber limitin 55 katı kadar oldu.
Tehlike saçan diğer elementler
Sadece krom ve antimon değil; arsenik, baryum ve bakır gibi diğer kritik elementler de güvenli bölgenin çok dışında:
* Arsenik (As): 10 ppm olan sınır değerin iki katından fazla (22.9 ppm) ölçüldü.
* Baryum (Ba): 200 ppm olması gereken limit, 737 ppm ile üç katı aşmış durumda.
ERKUNT SANAYİ A.Ş.
Ölçüm değerleri ve sınır değerler Karşılaştırmalı Tablo
Element
1.Analiz
2.Analiz
Temiz Toprak / Rehber Limit değerle
Değerlendirme
Cr (Krom)
5.530 ppm
4.750 ppm
≤ 100 ppm
Çok yüksek – ciddi kirlilik
Ni (Nikel)
–
36.5 ppm
≤ 30 ppm
Sınır üstü
Cu (Bakır)
80.9 ppm
81.2 ppm
≤ 50 ppm
Yüksek
Zn (Çinko)
155.0 ppm
127.1 ppm
≤ 150 ppm
Sınır / üstü
Pb (Kurşun)
51.8 ppm
49.3 ppm
≤ 20–50 ppm
Riskli
As (Arsenik)
22.9 ppm
19.6 ppm
≤ 10 ppm
Yüksek
Sb (Antimon)
212.7 ppm
163.6 ppm
≤ 1 ppm
Aşırı yüksek
Ba (Baryum)
737.0 ppm
–
≤ 200 ppm
Yüksek
Zehir eve taşınıyor
Erkunt işçileri, bu metallere yalnızca fabrikada maruz kalmıyor. Kıyafetlerine ve vücutlarına yapışan zehirli maddeler, servislerle evlerine taşınıyor. Böylece risk, işçilerin ailelerini, çocukları ve yaşlıları da kapsayan bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca bir işçi sağlığı ihlali değil, toplumsal ölçekte bir çevre suçuna işaret ediyor.
Bilimsel çalışmalar alarm veriyor
Dökümhaneler üzerine yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, erimiş metal ve döküm atıklarının işçiler açısından ciddi bir sağlık tehdidi oluşturduğunu gösteriyor. Araştırmalara göre döküm işçileri; alüminyum, arsenik, kadmiyum, kurşun, nikel ve cıva gibi canlı yaşamını olumsuz etkileyen metallerle sürekli temas halinde. Bu metallerin uzun süreli maruziyetinin; astım, bronşit, pnömokonyoz, hipertansiyon, kalp kası hastalıkları, böbrek yetmezliği, sinir sistemi bozuklukları, kısırlık ve bazı kanser türleriyle ilişkili olduğu biliniyor.
Önceki çalışmalarda, dökümhanelerde çalışan işçilerin idari personellere kıyasla idrar ve vücut sıvılarında çok daha yüksek düzeyde ağır metal birikimi olduğu tespit edildi. Çalışma süresi uzadıkça bu birikimin arttığı da bilimsel olarak ortaya konmuş durumda. Uzmanlar, yalnızca kan testlerinin çoğu zaman yeterli olmadığını, idrar, saç ve tırnak analizlerini de içeren kapsamlı taramaların yapılması gerektiğini vurguluyor.
İşçi başına 3.7 milyon TL ciro, sıfır önlem
Erkunt’un, arkasındaki Hint sermayeli Mahindra grubuyla birlikte 2024 yılında işçi başına 3.7 milyon TL ciro elde etti. Şirketin 2024 yılındaki işçi başı cirosu bugün 5.6 milyon TL.
Bir işçinin tek yılda milyonlarca lira şirket, işçilerin sağlığını koruyacak bir döküm atığı sahası kurmaktan kaçınıyor. İşçiler, yoğun iş yükü ve fazla mesai baskısı altında çalıştırılırken, sağlığın göz göre göre riske atıldığına dikkat çekiyor.
Bakanlıklar sessiz
Tüm bu tabloya rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının şimdiye kadar etkili bir denetim ve müdahalede bulunmaması tepkilere yol açıyor. İşçiler, maruziyetin ancak tam teşekküllü hastanelerde yapılacak ayrıntılı taramalarla ortaya çıkarılabileceğini, bunun da ancak kamunun devreye girmesiyle mümkün olacağını söylüyor.
İşçiler mücadeleyi hatırlatıyor
Erkunt işçileri, 2025 yılında yürüttükleri toplu iş sözleşmesi sürecini hatırlatarak, birlik olduklarında sonuç alabildiklerini vurguluyor. Fabrikanın dört bir yanına asılan pankartlar, sosyal medya kampanyaları ve grev sandığıyla yürütülen bu mücadele, Ankara’daki birçok işçiye de örnek olmuştu. İşçiler şimdi aynı birliği, “zehir skandalını” ortadan kaldırmak için çağırıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder