(I)
Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü geçmiş ve gelecek şimdinin içindedir. “Geçmiş”i şimdi anlayıp değerlendiririz, “Gelecek”i şimdi tasarlayıp planlayabiliriz. Geçmiş ve gelecek, “şimdi”nin içindedir.
Şimdi, şu anda, şu günde, şu haftada, şu ay ve yılda, olayları anlamak, olguları kavramak için, hayal dünyasından çıkıp gerçeklerle yüzleşmek için Türkiye’nin üzerine oturduğu Anadolu’yu bilmek zorundayız. O halde Google’da bulunan ansiklopedik kaynaktan öğrenelim:
Anadolu, Anadolu Yarımadası veya coğrafi olarak Asya Kıtası’nın tüm özelliklerini içerdiğinden Küçük Asya, Asya kıtasının en batısında Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi arasında kalan yaklaşık 537 bin kilometrekarelik bir alanı kaplayan dağlık bir yarımadadır.
Batıdan doğuya olan uzunluk 1000 km’den fazla, genişlik ise 400 km’den 600 km’ye kadardır. Osmanlı döneminde “Anadolu”nun geleneksel doğu sınırı olarak Fırat Nehri kabul edilirken Cumhuriyetle birlikte Birinci Türk Coğrafya Kongresi’nden sonra Türkiye’nin Asya’da kalan kısmının tümü aynı coğrafi terime dahil edilmiştir. Günümüzde yaygın olarak Türkiye’nin Asya kıtasında kalan topraklarının adı olarak kullanılır.
Anadolu, Asya ve Avrupa’nın birleşim noktasındaki stratejik konumu nedeniyle tarih öncesi çağlardan beri birçok uygarlığın beşiği olmuştur. Yeryüzünün en eski yerleşkelerinden bazıları Cilalı Taş Devri’nde Anadolu’da kurulmuştur. Çatalhöyük, Çayönü, Nevali Çori, Hacılar, Göbekli Tepe ve Mersin (Yumuktepe) yerleşkeleri Cilalı Taş Devri’nden kalmadır. Truva yerleşkesi de Cilalı Taş Devri’nde kurulmuş ve Demir Çağı’na doğru uzanmıştır. Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Pers, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu, Moğol ve Osmanlı gibi onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yüzlerce dil ve lehçeyi barındırır.
Anadolu, Hıristiyanlığın ilk doğduğu ve geliştiği topraklardan biridir. Uzun yıllar bu topraklar Doğu Roma olarak anılmaktadır. 11. yüzyıldan itibaren Türkler tarafından iskân edilmiş ve yönetilmiştir. Özellikle 1071 yılındaki Malazgirt Meydan Muharebesi’nden itibaren Müslüman Oğuz Türkleri Anadolu’ya akın etmiştir.
Etimoloji: Anadolu sözcüğü Yunanca doğu veya gündoğumu anlamındaki sözcükten türemiştir. Bizans İmparatorluğu döneminde orta Anadolu’nun bir kısmı imparatorluğun merkezine doğuda olmasından kaynaklı doğu askeri idari birimi ya da Anatolikon Themas olarak adlandırılmaktaydı. Anatolikon Theması Afyon, Isparta, Konya, Kayseri ve Mersin yörelerini kapsamaktaydı.
Osmanlı döneminde ise Anatoli, merkezi önce Ankara (1393-1451), sonra Kütahya (1451-1827) olan kuruluş tarihi ve protokol olarak ikinci beylerbeyliğinin adıdır. Beylerbeyliği’nin (daha sonraki ismiyle eyalet) doğu sınırlarını Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Ankara, Çankırı ve Sinop oluşturmaktaydı. Beylerbeyliği’nin komşuları (kuzeyden güneye) Rum Eyaleti, Karaman Eyaleti, Adana Eyaleti’dir.
19. yüzyılda genel anlamda imparatorluğun Asya Kıtası’nda kalan ve Türklerle meskûn olan bölgesini tanımlamak için kullanılmıştır.
Coğrafya: Yarımada hâkim dağlık arazidedir. Büyük kısmı, doğuda yarı çöl Anadolu Yaylaları ve Ermeni Yaylası tarafından işgal edilmiştir. Anadolu Platosu’nun içi, marjinal Kuzey Anadolu Dağları (kuzeyde) ve Toros Dağları (güneyde) ile sınırlanan Anadolu Yaylası tarafından işgal edilmiştir. Ege, Akdeniz ve Marmara Denizi kıyıları boyunca Akdeniz bitki örtüsü ile dar ovalar vardır.
Tanımlama: Anadolu; kuzeyde Karadeniz, güneyde Akdeniz, batıda Ege denizi, kuzeybatıda Marmara Denizi ile sınırlanmış bölgedir. Doğuda ise tarihsel olarak İskenderun Körfezi’nin güneyindeki Akdeniz kıyılarından sonra 40. meridyen ile Van Gölü arasında bir çizgi olarak kabul edilir ve kuzeyde sınır, Çoruh Nehri’nin alçak seyri ile kabaca çakışır. Cumhuriyetin ilanından itibaren ise Anadolu Türkiye’nin Asya’da kalan kısmıyla eşanlamlı olarak kullanılmıştır. Yarımada, Asya’nın diğer tüm bölgelerine kıyasla batıdadır.
Anadolu coğrafi olarak daha çok Avrupa’ya benzemektedir. Çünkü bütün Akdeniz’in kuzeyi Avrupa kabul edilmektedir. Anadolu da coğrafi olarak kendisinden çok farklı özellikler barındıran Asya ülkelerinden (Çin, Hindistan, İran vb.) çok, Akdeniz’in kuzeyindeki Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi Avrupa ülkelerine benzemektedir. Doğal sebepler siyasi olayları da etkilediği için Anadolu’nun, tarihte Asya’dan çok Avrupa ile münasebetleri olmuştur. Bütün bunlara rağmen Anadolu’nun Asya içinde düşünülmesi, onun güçlü bir Asya kültürüne sahip olmasındandır. Tarih boyunca Asya kültürü, kendisinin batısındaki Anadolu’ya akmıştır. Asya kökenli Türklerin, eski Yunan-Roma coğrafyası olan Anadolu’daki (ki Diyarı Rum tabiri tam da bunu anlatır) varlığı bunun maddi bir göstergesidir.
(II)
Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.
Neolitik çağ: Asya ve Avrupa’nın stratejik kesişme bölgesinde olmasından dolayı Anadolu, tarih öncesi çağlardan beri pek çok uygarlık için beşik olmuştur.
Neolitik yerleşim olarak Taşhöyük (Pottery Neolithic), Çayönü (Pre-Pottery Neolithic A to Pottery Neolithic), Nevali Çori (Pre-Pottery Neolithic B, Hacılar Pottery Neolithic) (Türkiye’de şimdiki Burdur ilinin 25 km güneybatısında), Göbeklitepe (Pre-Pottery Neolithic A) ve Mersin ile Truva yerleşimi Neolitik çağ ile başlar ve Demir çağı içinde devam ederek ilerler.
Bronz çağı (Hattiler ve Hurriler): Hattiler, MÖ 2300 ile 2000 yıllarında Orta Anadolu’da yaşamış ve Hattice isimli yalıtık bir dil konuşmuş uygarlıktır. Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi’dir ve kendilerinden sonra gelen Hititler gibi halklar da yaşadıkları bölgeye bu adı vermiştir. Hattilere ait ilk kaynaklar Akad İmparatorluğu tarafından MÖ 24. yüzyılda yazılmıştır.
Hurriler ise Anadolu’nun güneydoğusunda yaşamış Urartular ile ilişkili bir halktır. Tarihsel açıdan Hurricenin varlığı MÖ 20. yüzyıldan eskiye dayanmaktır. MÖ 16. yüzyılda Mitanni gibi HintAryanlar tarafından yönetilmiş Hurri devletleri Anadolu’da önemli ölçüde toprağa sahip olmuştur.
Asur İmparatorluğu (Asur ticaret kolonileri çağı): MÖ 21. ve 18. yüzyıllar arasında Hurri ve Hatti bölgeleri Asurlular tarafından kolonize edilmeye başlanmıştır. Akadların kuzey kolu olan Asurlular Anadolu’da özellikle gümüş çıkarmıştır. Kaneş antik kentinde bulunmuş MÖ 20. yüzyıl tarihli Asur tabletleri, gelişmiş bir ticaret sisteminin Anadolu’da yer aldığını ortaya koymaktadır.
Hititler: Hititler, MÖ 1600 civarında İç Anadolu’daki Hatti beyliklerini ele geçirerek Hattuşaş merkezli bir devlet kurmuştur. Halk, HintAvrupa dillerinin bilinen ilk örneği olan ve Anadolu dilleri sınıfına ait Hititçe, Luvice ve Palaca dillerini konuşmuştur. Hitit kültürü, bölgede yer alan yerli halklar ile Hint-Avrupa kültüründen etkilenmiştir. Kurgan hipotezine göre Hititçenin Anadolu’ya MÖ 2500 civarında geldiği düşünülmektedir.
MÖ 14. yüzyıl ortalarında I. Şuppiluliuma yönetimi altındaki krallık, Levant ve Yukarı Mezopotamya’ya değin genişleyerek bir süper güç halini almıştır. Eski Hitit Krallığı olarak anılan bu dönemde sanat, başta Boğazköy olmak üzere Alacahöyük, Bitik, Alişar, Eskiyapar, İnandık, Maşat Höyük, Hüseyindede ve İmikuşağı kazılarının ortaya koyduğu gibi büyük ölçüde Anadolu geleneğine bağlıdır. Ülke içindeki politik çekişmeler nedeniyle zayıflayan Eski Hitit Krallığı MÖ 2. binin ikinci yarısında, II. Tuthaliya devrinde yeniden kuvvetlenmiş ve bir imparatorluk haline gelmiştir. Mısır ile Babil’in yanında Tunç çağı Ortadoğu’sunun üçüncü büyük politik gücünü oluşturmuştur. Bu yeni evreye Yeni Hitit Devleti ya da Hitit İmparatorluk çağı denir.
MÖ 2. bin yılın son yüzyılları, Bronz çağı çöküşü olarak adlandırılan ve tüm Yakındoğu için kaos ve sıkıntıların doruk noktasına ulaştığı bir dönemdir. Çeşitli yönlerden kopup gelen istilacılar ve göçmenlerin yarattığı bunalımlar sonucunda Hattuşaş’ın son hükümdarı II. Şuppiluliuma’dan sonra Hitit devleti son bulmuştur. Hitit İmparatorluğu’na son veren etkenler arasında Kaşkaların MÖ 2. binyılın son yüzyılları içinde Palaca konuşan bölgelere yaptıkları göçler de vardır. Eski Hitit (ve Hurri) bölgelerinin büyük bir kısmı Asur kontrolüne girmiştir.
DEMİR ÇAĞI-GEÇ HİTİT DEVLETLERİ
Geç Hitit dönemi, Bronz çağı çöküşü sonrasında dağılan Hitit bölgelerinde kurulmuş küçük devletlerin tarihini kapsar. Devletler, Anadolu Demir çağındaki Luvice, Aramice ve Fenikece konuşan siyasi varlıklarıdır. MÖ 1200’lerde batıdan gelen Ege göçlerinin saldırılarından kurtulabilen Hititler güney ve güneydoğu Toroslar’ın dağlık bölgelerine çekilmeleri ile kurmuşlardır. Devletler, Urartu ve Asurlulara bağımlı olarak hüküm sürmüş, MÖ 7. yüzyılda ise Asurlular tarafından bu devletlerin siyasal varlığına son verilmiştir.
(III)
Luvi bölgeleri: Devletleşmeye başlayan tarihi Karya, Likya, Pamfilya.
Hitit İmparatorluğu’nun son döneminde Luvice, Hititçeyi geçerek imparatorluğun baskın dili haline geldi. Dil, Hititlerin yıkılmasından sonra da Anadolu’da varlığını sürdürmüştür. Özellikle Ege ve Batı Akdeniz’de yer alan ve MÖ 9. yüzyılda devletleşmeye başlayan tarihi Karya, Likya, Pamfilya ve Side bölgeleri, Yunan etkileri ile bu dilleri konuşanların egemenliği altında kalmıştır. Pelasgların ve Truvalıların da bu dili konuştuğu düşünülmektedir. Bu bölgeler daha sonra Yunanca konuşanları egemenlik altına almışlardır.
YENİ ASUR İMPARATORLUĞU KİMMER VE İSKİT İSTİLALARI, GREK BÖLGELERİ
Diğer: Hititler, Luviler, Palalar, Kaşkalar, Arzavalılar, Urartular, Frigyalılar, Kimmerler, Kassitler, Kolhisliler, Karyalılar, Assuvalılar, Lidyalılar Misyalılar, Likyalılar, Kilikyalılar, Pamfilyalılar, Kapadokyalılar, Pelasglar, Keltler, Muşkiler, Fenikeliler, Ermeniler, Medler, Persler, Taballar, Antik Yunanlar, Asurlular, Yahudiler, Ahameniş İmparatorluğu.
Helenistik dönem: Selevkos, Asya Eyaleti, Lazika, Roma Yunanistanı, Galatya, Ermeni Krallığı, Britinya.
Ortaçağ: Roma İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans), Kilikya Ermeni Krallığı, Sasani İmparatorluğu, Bizans-Arap Savaşları, Selçuklu Hanedanı, Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu Beylikleri, Moğollar, İlhanlılar, Safeviler.
HAÇLI SEFERLERİ
Anadolu beylikleri (Beylikler döneminde Anadolu’da yerleşmiş devletler): Ahlatşahlar Beyliği, Alaiye, Artuklu Beyliği, Aydınoğlu Beyliği, Candaroğulları Beyliği, Çaka Bey, Çobanoğulları Beyliği, Danişmendliler, Dulkadiroğulları Beyliği, Eretna Beyliği, Eşrefoğulları Beyliği, Germiyanoğulları Beyliği, Hamidoğulları Beyliği, İnaloğulları Beyliği, Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti, Karamanoğlu Beyliği, Karesi Beyliği, İnançoğulları Beyliği, Mengüçlü Beyliği, Menteşe Beyliği, Pervaneoğulları Beyliği, Ramazanoğulları Beyliği, Sahipataoğulları Beyliği, Saltuklu Beyliği, Saruhanoğulları Beyliği, Tekeoğulları Beyliği.
OSMANLI İMPARATORLUĞU
Anadolu dilleri: Anadolu’da MÖ 2. ve 1. binyıllarda kullanılan bir grup Hint-Avrupa diline Anadolu dilleri adı verilir. Bu diller arasında en önemlisi ve en iyi tanınanı, MÖ 1600- 1100 yılları arasında yazılı belge bırakmış olan Hititçedir (nesili). Hitit İmparatorluğu döneminde, Hititçe ile akraba diller olan Luvice (Luwili) ve Palaca da konuşulmuştur. Luvicenin yayılım alanı Güney ve Batı Anadolu, Palacanınki ise Kuzeybatı Anadolu’dur.
Erken antik çağda, Luviceden türemiş olduğu tahmin edilen Likya dili, Lisya dili, Karya dili, Pisidia dili, Side dili ve kökenleri yeterince bilinmeyen Paphlagonia dili ile Kappadokia dili kullanılmıştır. Bu dillerin tümü MÖ 1. yüzyıla doğru Yunancanın egemen dil olması üzerine tarih sahnesinden çekilmişlerdir.
21. yüzyılda ise AnadoluMezopotamya bölgesinde Ural-Altay dil ailesine bağlı Anadolu lehçesi kullanılır.
Günümüzde Anadolu: Anadolu’da çokuluslu yapı 20. yüzyıla kadar sürmüştür. 1923 yılında üzerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte Anadolu topraklarının büyük bir kısmı Türkiye’nin denetimine girmiştir. Şu anda Türkiye halkının demografik yapısının büyük bir kesimini Türkler oluşturmaktadır.
Günümüzde Anadolu’da yaşayan halkın büyük bir kısmı Türkçe konuşmaktadır. Anadolu Türkçe ile 11. yüzyılda Selçuklu hanedanının fethi ile tanışmıştır. Buna rağmen çok kültürlü yapısını Selçuklular ve Osmanlılar döneminde devam ettirmiştir. Ayrıca Kuzeybatı Anadolu’da Manav, Kuzeydoğu Anadolu’da Laz, Gürcü ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da (Kuzey Mezopotamya’nın bir kısmı) Kürtlerin, Zazaların ve Arapların yanı sıra az sayıda Süryani de bulunur. Ayrıca özellikle 19. ve 20. yüzyılda çeşitli göç hareketleriyle gelerek Anadolu’ya yerleşen Çerkesler ve Boşnaklar da bulunmaktadır. Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yayılmış Rumların çoğu Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki mübadelede, Yunanistan’daki Müslüman olan halkla değiş tokuş edilmişlerdir. Bugün Anadolu’da yaşayan halkın çoğunluğu Müslümandır.
Özdemir İnce / Cumhuriyet
Not: Okuduğunuz üç yazı, Anadolu’nun sadece Türklerin yurdu olduğunu sananları uykularından uyandırmak amacıyla yazıldı. Anadolu ilk insandan milyarlarca yıl daha yaşlıdır!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder