CUMHURİYET "Köşebaşı + Gündem" -21 Temmuz 2026-


Oğuzhan Uğur ifadesinde neler söyledi -Murat Ağırel- 

Ahbap davasının yankıları sürüyor.

Oğuzhan Uğur ile ilgili yurtdışından kaynağı belirsiz para girişi, hesaplarda kaynağı belirsiz para giriş çıkışları ve alınan lüks evler gibi iddialar servis edildi. Oğuzhan Uğur’a kişisel husumet besleyen kim varsa adeta kustu.

Emniyet sorgusunda ise sorulan sorular ve verilen cevaplar oldukça netti.

Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınan Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur, 18 sayfalık Emniyet ifadesinde hem deprem dönemindeki faaliyetlerine hem de MASAK raporunda yer alan para hareketlerine ilişkin ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Uğur, kendisine gösterilen fotoğraflardaki isimlerden yalnızca Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’i tanıdığını, diğer isimlerle herhangi bir tanışıklığının bulunmadığını söyledi. Haluk Levent ile ilk kez 2018 yılında programına konuk olduğunda tanıştığını, daha sonra 2022 yılında yeniden bir araya geldiklerini, deprem sırasında Hatay’da görüştüklerini, bunun dışında aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığını ifade etti.

Oğuzhan Uğur, Ahbap’ın herhangi bir faaliyetinde görev almadığını, yalnızca 2018 yılında İzmir’deki orman yangınları için düzenlenen ve birçok sanatçının katıldığı yardım organizasyonunda ücretsiz sahne aldığını anlattı.

Uğur, 6 Şubat akşamı Haluk Levent’in kendisini arayarak Hatay’a davet ettiğini, ertesi gün ambulans uçakla Adana’ya gittiklerini ve Hatay’da AFAD Koordinasyon Merkezi’ne geçtiklerini anlattı.

Hatay’da yardım organizasyonunu yönetmediğini belirten Uğur, bölgede röportajlar yaptığını, telefon ve internet altyapısının yetersiz olması nedeniyle İstanbul’a döndüğünü, sonrasında ise yardım yayınlarına başladığını söyledi.

İfadesinde en dikkat çeken başlıklardan biri ise deprem bağışları oldu.

Oğuzhan Uğur, kamuoyunda “Bağış topluyoruz” şeklinde algılanan ifadelerinin yanlış anlaşıldığını savundu.

Kendilerinin hiçbir zaman bağış toplamadığını, herhangi bir sivil toplum kuruluşu olmadıklarını, kendi hesaplarına deprem bağışı olarak tek kuruş girmediğini, sadece AFAD ve Ahbap’ın doğrulanmış IBAN bilgilerini paylaştıklarını, kendilerine “Nereye bağış yapalım?” diye ulaşan kişileri ilgili kurumlara yönlendirdiklerini ifade etti.

Savcılığın, Ahbap’ın mali yapısı ve bağışlar hakkında bilgi sahibi olup olmadığını sorması üzerine Uğur, derneğin mali yapısına ilişkin bilgisinin bulunmadığını söyledi.

Deprem döneminde kendilerini arayan kişilerin beyanlarını not aldıklarını anlatan Uğur, bu kayıtlar üzerinden AFAD, Ahbap ve Kızılay’a yaklaşık 60 milyon TL bağış yapıldığını tahmin ettiklerini, ancak bunun yalnızca arayanların beyanlarına dayanan bir tahmin olduğunu, bağışların gerçekten yapılıp yapılmadığını bilmediklerini ifade etti.

Savcılığın, Ahbap bağışlarının amacı dışında kullanıldığına yönelik herhangi bir şüphesi olup olmadığı yönündeki sorusuna ise Uğur, derneğin mali işleyişi hakkında bilgi sahibi olmadığını belirterek herhangi bir usulsüzlüğe tanık olmadığını ve bu yönde bir şüphesinin bulunmadığını söyledi.

Savcılık, Gain Medya’dan Babala TV hesaplarına gönderilen 13 milyon 275 bin TL, Focus İstanbul’dan gelen ödemeler, nakit para yatırmaları, “avans” açıklamalı transferler ve Çekmeköy’deki River Oak villanın satın alınmasını tek tek sordu.

Uğur, Gain Medya (RAMS Grup) ile 2023 yılında yaklaşık 30 milyon TL tutarında program anlaşması yaptıklarını, normalde ilk ödemenin 10 milyon TL olması gerekirken ev almak istedikleri için ilk taksidin 13 milyon 275 bin TL olarak ödendiğini söyledi.

Bu paranın bir kısmıyla ev için peşinat ödendiğini, banka kredisi kullanılarak Çekmeköy’deki River Oak villanın satın alındığını, kredi borcunun ise hâlen devam ettiğini ifade etti.

Focus İstanbul’dan gelen ödemelerin “Saygı” programının ortak yapımı kapsamında yapıldığını belirten Uğur, tüm ticari işlemlere ilişkin sözleşme ve faturaların bulunduğunu, bunların savcılığa sunulacağını söyledi.

Şahsi hesabına gelen 20 bin 193 TL ile yurtdışından gelen 14 bin 962,56 TL tutarındaki transferlerin YouTube gelirleri olduğunu belirten Uğur, bu ödemelerin platformun standart ödeme sistemi kapsamında yapıldığını ve gerekli görülmesi halinde faturalarının ibraz edilebileceğini ifade etti.

Yani ortada ne milyonlarca liralık kaynağı belirsiz para var ne de yurtdışından gelen kaynağı belirsiz büyük tutarlı bir ödeme bulunuyor.

Bugün Oğuzhan Uğur adliyeye sevk edildi.

Bu satırlar yazılırken henüz bir karar çıkmamıştı.

Şimdi bir bilirkişi raporu hazırlanmış. Raporda Oğuzhan Uğur’un ve ailesinin doğrudan Ahbap ile bağı tespit edilememiş.

Ancak Oğuzhan Uğur’un ve şirketlerinin ödeme yaptığı bazı kişilerin, Ahbap soruşturmasındaki bazı isimlerle bağlantısı olduğu belirtilmiş.

Bilirkişi raporunda “Doğrudan bağlantı yok” tespiti, ardından “dolaylı mali ilişki ağı” yorumu var.

Raporun ilgili bölümünde açık bir tespit yapılıyor:

“Şüpheli ile dosya kapsamındaki diğer şüpheliler ile doğrudan bağlantısı tespit edilememiştir.”

Yani bilirkişi, Oğuzhan Uğur ile soruşturmadaki diğer şüpheliler arasında doğrudan bir para transferi ya da mali bağ ortaya koyamıyor.

Ancak rapor bununla yetinmiyor.

Savcılığın Oğuzhan Uğur hakkındaki suçlaması, “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”.

Peki, bunu nasıl yapmış?

Nasıl tespit edilmiş?

Bilirkişi raporu, bir yandan Oğuzhan Uğur ile dosyanın diğer şüphelileri arasında doğrudan mali bağ tespit edemediğini kayda geçirirken diğer yandan üçüncü kişiler üzerinden oluşturduğu para hareketi zincirini “dolaylı mali ilişki ağı” olarak yorumluyor.

Oğuzhan Uğur’un para transferi yaptığı veya para aldığı Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş’ın hesap hareketleri inceleniyor. Uğur’un menajerliğini de yapan bu isimlerle arasında 2017- 2026 yılları arasında toplam 802 bin TL’lik para hareketi bulunduğu belirtiliyor.

Rapora göre, Serhat Aydın’ın Mehmet Sait Köse’ye 1.000 TL, Barış Zümrüt’ün 10.000 TL, Ercüment Karataş’ın ise 14.000 TL gönderdiği ifade ediliyor.

Mehmet Sait Köse’nin de Yeliz Kaya ile 550 bin TL’lik hesap hareketi bulunduğu belirtiliyor.

Yani, Oğuzhan Uğur ile Yeliz Kaya arasında doğrudan bir para transferi veya mali ilişki tespit edilmiyor.

Oğuzhan Uğur’un para alışverişi yaptığı kişilerden bazılarının başka bir kişiyle, o kişinin de Yeliz Kaya ile para hareketi bulunduğu belirtiliyor.

İşte bu zincir esas alınarak şu değerlendirme yapılıyor:

“...çok katmanlı ve tekrar eden bir dolaylı mali ilişki ağına işaret etmektedir.”

Başka bir ifadeyle bilirkişi, Oğuzhan Uğur ile Yeliz Kaya arasında doğrudan bir mali ilişki tespit etmiyor; buna rağmen çelişkili bir şekilde ortak para trafiği bulunan üçüncü şahıs.

/././

Kültür ve iktidar -Özdemir İnce- 

Gazetede yazma serüvenim Ertuğrul Özkök’ün daveti üzerine 14 Ocak 2001 günü ilk yazımla Hürriyet gazetesinde başladı. Hürriyet gazetesinde son yazım 1 Nisan 2012 tarihlidir. AKP’nin yoğun baskısıyla gazete beni göndermek zorunda kalmıştı. Boşta kalınca kendime bir “site” kurup orada yazmaya başladım. Aydınlık’ta yazmaya (23.4.2012 -2.6.2014) başlayıncaya kadar sürdü bu site.

Bugün okumanıza sunduğum “Kültür ve iktidar” başlıklı yazı, 1 Ocak 2016 günü işte bu sitede yayımlanmıştı.

***

Beni ürküten mafya programını ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği’nin hazırladığı broşürde okuyoruz (6 Ağustos 2012 tarihli Cumhuriyet gazetesinden aktarıyorum):

“İmam hatip liselerinin önündeki engeller kalkmıştır. İHL’den mezun olunca hem dininizi üst düzeyde öğrenecek hem de tıp, hukuk, siyasal, mühendislik gibi her çeşit üniversiteye girebileceksiniz. Hem halkın önüne geçip imam hatip olabilecek hem de öğretmen, doktor, avukat, hâkim, kaymakam, müfettiş, mimar olabileceksiniz.”

Yeryüzünde bunun benzeri bir öğretim sistemi yoktur, ilkel ve bayağı bir köle yetiştirme sistemi. İlkin ilk ve ortaöğretimde beyinleri yıkayıp ütüleyecekler; bilim karşıtı dogmalarla tıka basa dolduracaklar ve düşünen insan yerine uzaktan yönetilen kalas robotlar yetiştirecekler ve ülke yüzeyini bu türden piranalarla işgal edecekler.

Bu düşmanca bir programdır. Başbakanın “İmam hatipler milletin gözbebeği olacaktır” yobaz talimatına gönderme yapılan broşürde “Yeni dönemde Türkiye’nin gözbebeği olacak olan imam hatip liselerine kayıtta geç kalmayın” uyarısı yapılıyor.

Sonra sıra velilere geliyor: “Çocuklarımız imam hatip ortaokullarını bitirdiğinde; hem yüce kitabımız Kuranıkerim’i öğrenecek hem de Anadolu veya öğretmen lisesine gidebilecek, hem Hz. peygamberin hayatını öğrenebilecek hem de fen lisesi veya imam hatip lisesine gidebilecek.”

Çocuklar kesinlikle gerçek Kuranıkerim’i öğrenemeyecekler, çünkü Yaşar Nuri Öztürk’ün de iddia ettiği gibi öğretmenleri de Kuranıkerim Arapçasını bilmezler. Çocuklar laik okullarda öğrendikleri İngilizce ve Fransızca kadar Arapça öğrenemeyecekleri için Kuran’ı anlamalarına olanak yoktur. Ancak onu ezberleyecekler ve saptırılmış Türkçe mealini okuyacaklar. Ama buna karşın tamamı softa ve yobaz olacak. Sait Nursi ve Fethullah Gülen türü meczupların kölesi olacaklar; kafa ve ruh sağlıklarını yitirecekler. Dahası, ana babalarından nefret edecekler, kadını ve erkeği anlama yeteneğinden yoksun olacakları için de sağlıklı bir yuva kuramayacaklar. Şaşı bakacaklar.

İmam hatip okullarının “Sosyal, beşeri ve fen bilimleri ile birlikte İslami ilimleri aynı müfredat altında göstermesi bakımından Türkiye’ye özgü bir tecrübe” olarak tanıtıldığı bilgi notunda ise “Gençlerimize bu okullarda değerler eğitimi verildiği için kötü alışkanlıklar yok denecek kadar azdır” görüşü dikkat çekiyor.

Bu cümle, laik okulların bile isteye AKP hükümeti tarafından sabote edildiğinin itirafıdır.

Broşürün sözünü ettiği “Türkiye’ye özgü tecrübe” Sait Nursi’nin Van’da kurmayı hayal ettiği “Medresetü’z-Zehra” ucubesini örnek almaktadır.

Sonuç olarak: AKP hükümeti pedagoji bilimine aykırı, altı kaval üstü şeşhane bir öğretim sistemi içinde Türk gençliğini özgür ve bilimsel düşünceden uzak, kumanda aletiyle güdülebilir insan sürüsü haline getirmek istemektedir. ÖNDER’in broşüründe de itiraf edildiği gibi, uygar dünyada böylesine kaçık ve budala bir okul ve öğretim sistemi bulunmamaktadır.

Düşünsenize, gerçek beden eğitimi, müzik, resim derslerinden yoksun bırakılan çocuklarımız “din dersi” adı altında haftada sekiz saat irtica, hurafe ve üfürükçülük dersi alacaklar. Ağustos ayında yapılacak atamalar sonunda 8 bin başlık din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni açığı kapatılmaz ise müftülük, imamlık ve Kuran kursu öğreticiliği yapan (ama pedagoji sertifikası bulunmayan) ilahiyat fakültesi mezunları ders verecek. Ve bu yetkisiz ve yeteneksiz kimselerin mezun ettiği zavallı çocuklar dünya ile yarışacaklar (!).

Böyle bir uygulama karşısında bütün aklı başında Türkiye’nin ayağa kalkması, isyan etmesi, uygulamayı yargıya götürmesi gerekmektedir. Ama tıpkı Osmanlı gibi Türkiye de uyuyor. Bütün dikkatini 2. ve 3. sayfalara vermiş olan basın çürümeye devam etmektedir.

Tektanrılı dinler tarihini okuyacak olursanız; Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam, yoksulu ve mazlumu savunmak için ortaya çıkmıştır. Başlangıçta, sırasıyla Musevilik, Hıristiyanlık ve İslama karşı olan eski düzenin siyasal erki (aristokrasi), ekonomik gücü (aristokrasi ve burjuvazi) ve ruhban sınıfı yeni dinleri kabul ederek, konumlarını koruyarak yeni statükoyu yapılandırmışlardır. Mazlum gene mazlum, yoksul gene yoksul olarak kalmıştır. Oysa Museviliği, Hıristiyanlığı, İslamı ilk kabul edenler yoksullar ve mazlumlardır.

İslamda ilk dört halife döneminden sonra gelen iktidarlar (günümüze kadar) Arap aristokrasisinin müstebit yönetimi olmuştur. Bizim ülkede de Diyanet İşleri Başkanlığı, cami ve ruhban sınıfı her zaman halka karşı, masa ve kasadan yana olmuştur.

Masa ve kasa, iktidarın simgesi, silahları ve bizzat kendisidir.

/././

Silivri Belediyesi soruşturması: CHP Silivri İlçe Başkanı Doruk Bulut gözaltına alındı. 

CHP'li Silivri Belediyesi'ne yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "örgüte üye olma", "rüşvet alma-verme", "irtikâp", "ihaleye fesat karıştırma", "nüfus ticareti" ve "suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama" iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında, Silivri CHP İlçe Başkanı Doruk Bulut sabah saatlerinde gözaltına alındı. https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/son-dakika-silivri-belediyesi-sorusturmasi-chp-silivri-ilce-baskani-doruk-bulut-gozaltina-alindi-2522513

***

Cumhuriyet




Kamu zararını bile kamuya ödetmişler! - Yusuf Yavuz / soL -

Siyaset, futbol, bürokrasi ve hafriyat: Antalya’da 2017’den bu yana süren, bir yandan Sayıştay, bir yandan da Savcılık soruşturmalarına konu olan hafriyat krizinde çarpıcı detaylar…

Bir yıldır belediyelere yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları ile gündeme gelen Antalya’da futbol, siyaset ve bürokrasi bu kez de usulsüz hafriyat protokolü sonucu oluşan kamu zararıyla gündemde. 

Antalya Kepez’deki Kızıllı Mahallesinde Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilen 1 milyon metrekareden büyük orman arazisi, il genelindeki hafriyatın depolama alanı olarak belirlenmişti. Belediye, 29 yıllığına tahsis edilen bu araziyi 2017’de protokolle Antalyaspor Derneği’ne devretti.

Sayıştay, 2018’de protokolün mevzuata aykırı olduğunu ve derneğin belediyeye hiç ödeme yapmadığını tespit ederek kamu zararı oluştuğunu belirledi. Derinleştirilen inceleme ve hazırlanan raporlar kapsamında Sayıştay 6. Dairesi’nde yapılan yargılama sonucu, oluşan 13,5 milyondan fazla kamu zararının Muhittin Böcek, Cansel Tuncer ve Mustafa Gürbüz gibi üst yöneticilerden tahsil edilmesine karar verildi.

Belediyenin sunduğu savunmada ise hafriyat protokolü kapsamında oluşan kamu zararının 12,2 milyonluk kısmının zaman içinde tahsil edildiğine ilişkin belgeler sunuldu. Yargılama, geriye kalan 1 milyon 178 bin TL’lik kamu zararı üzerinden karara bağlandı. Ancak tahsil edildiği öne sürülen kamu zararının 12 milyonluk kısmının, belediyeden derneğe, dernekten de belediyeye aktarıldığı iddia edildi. Böylece kamu zararına yol açan yöneticiler, bu zararı da kamuya ödetmiş oldu.

Antalya Büyükşehir Belediyesi, il genelinde oluşan inşaat ve yıkıntı atıklarının depolanması amacıyla Kepez Kızıllı Mahallesi’ndeki orman arazisini 3 Ağustos 2017’de Orman İdaresinden devraldı. Mevzuat, tahrip edilmiş orman arazilerinin rehabilitasyonu için belediyelere bu tür alanların tahsis edilmesine olanak sağlıyor.

1 milyon metrekare arazi: Orman belediyeye, belediye derneğe verdi

Orman Genel Müdürlüğü’nün Olur’u ile yapılan bu devir kapsamında Kızıllı’daki 1 milyon 14 bin 574 m2’lik orman arazisi, yıllık 366 bin 289,72 TL bedel ile katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi olarak kullanılmak üzere 2046 yılına kadar Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne verildi. Bu işlemin ardından yaklaşık bir ay sonra ise belediye orman arazisinin 40 bin m2’lik kısmını, yine aynı amaçla işletilmesi koşuluyla Antalyaspor Derneği’ne tahsis etti. Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 15 Eylül 2017 tarih, 770 nolu kararı ile söz konusu alanın ilçelerde oluşacak atıkların bertarafı ve geri kazanımı yapılabilecek şekilde işletilmesi için Antalyaspor Derneği’ne devredilmesi gündeme geldi. Meclis kararında, hafriyat alanının 20 Mart 2046 tarihine kadar Antalyaspor Derneğine verilmesi amacıyla imzalanacak protokolde, Genel Sekreter yetkili kılındı.

Kira ile hafriyat gelirinin yüzde 10'u belediyeye ödenecekti

Büyükşehir Belediyesi ile Antalyaspor Derneği arasında yapılan protokolde, orman arazisinin kira ve bedeli ile her yıl orman idaresinde belirlenecek arazi izin bedellerinin yüzde 10 fazlasıyla dernek tarafından belediyeye ödenmesi maddesi yer aldı. Protokolde ayrıca hafriyat alanında derneğin elde edeceği gelirin yüzde 10’luk kısmının da her yıl Şubat ayı sonuna kadar belediyeye ödenmesi yönünde bir madde eklendi. Derneğin 5 yıl içinde projesine uygun olarak 3. Sınıf Düzenli Depolama ve Geri Kazanım Tesisini tamamlayarak işletmeye açacağı da protokol ile hüküm altına alındı.

Sayıştay denetiminde ortaya çıktı: Dernek hiç ödeme yapmamış

Söz konusu protokolden bir yıl sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde denetim yapan Sayıştay, 2018 yılı denetim raporunda, geri kazanım tesisinin henüz proje hazırlık aşamasında olduğunu tespit etti. Belediye ile dernek arasında imzalanan protokolün üzerinden bir yıl geçmesine rağmen tesisle ilgili herhangi bir gelir tahsilatının yapılmadığını da tespit eden Sayıştay’ın hazırladığı raporda ayrıca 2017 yılı kira bedelinin ödenmediği bulgusuna da yer verildi.

Ödeme yapmayan dernek 2018'de hafriyattan 2,6 milyon toplamış

Belediyenin söz konusu hafriyat sahasını ihalesiz olarak Antalyaspor Derneği'ne vermesinin mevzuata aykırı olduğu belirtilen Sayıştay raporunda, dernekten kira ödemesi almayan Büyükşehir Belediyesi'nin, 2017 ve 2018 yılları için Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’ne toplam 2 milyon 96 bin 402 TL ödeme yaptığı kaydediliyor. Hafriyat sahasıyla ilgili 1 Mart 2018 tarihinden itibaren belediye tarafından atık taşıma izin belgelerinin düzenlendiği, bu kapsamda Antalyaspor Derneği'nin ise 9 Mart 2018’den itibaren hafriyat kamyonlarından tahsilat yapmaya başladığı, 2018 yılı içerisinde derneğin toplam 2 milyon 666 bin 997 TL ciro elde ettiği de Sayıştay raporunda yer verilen bulgular arasında yer aldı.

Sayıştay: Her türlü yasal ve cezai girişimde bulunulmalı

Mevzuata aykırı olarak düzenlendiği tespit edilen protokolle ilgili Büyükşehir Belediyesi’nin açıklamalarını yeterli görmeyen Sayıştay, Antalyaspor Derneği'nden de herhangi bir cevap alınamadığını belirttiği raporunda, “Antalyaspor Kulübü Derneği ile yapılan protokollerle belirlenen ücretlerin tahsili takip edilmeli, her türlü yasal ve cezai girişimde bulunulmalıdır” ifadelerine yer veriliyor.

Derneğin eksikliğini dönemin valisinin imzasıyla aşmışlar

Sayıştay raporunda konuyla ilgili cezai yasal ve girişimde bulunulması önerilen protokolün bir başka tartışmalı yanı da, Antalyaspor Derneği'nin "kamu yararı" kapsamında bir dernek olmaması. İlgili mevzuat gereği bu durumda mülki amirin onayı gerekirken, dernek yönetimi ile dönemin Genel Sekreteri Birol Ekici arasında imzalanan bu protokolü, dönemin Valisi Münir Karaloğlu’nun imzalayarak onayladığı ve bu sorunun da böylece aşıldığı belirtiliyor.

Kriz derinleşti, 2022'de 13 milyonluk kamu zararı tespit edildi

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde 2019 yılında yönetim değişirken, mevzuata aykırı olarak imzalanan protokolün yarattığı hafriyat krizi derinleşerek sürdü. 

Sayıştay, konuyla ilgili büyükşehir yöneticileri ve genel sekretere protokol yapma yetkisi veren kararda imzası bulunan meclis üyelerinin de sorgulanmasını istedi. Büyükşehir Belediyesi’nin 2022 yılı hesabı ile ilgili Sayıştay’ın düzenlediği raporda, söz konusu protokolün yargılama konusu edildiği görülüyor. Büyükşehir Belediyesi ile Antalyaspor Derneği arasında imzalanan ancak mevzuata aykırı bulunan hafriyat protokolü kapsamında 13 milyon TL’yi aşan kamu zararının oluştuğunu tespit eden Sayıştay, konuyla ilgili belediye üst yönetiminin savunmasını istedi.

'Kamu zararı belediye yönetiminden tahsil edilsin'

Dosyanın görüşüldüğü Sayıştay 6. Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararında, hafriyat protokolü kapsamında oluşan kamu zararının, üst yönetici pozisyonunda bulunan tutuklu Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Genel Sekreter Cansel Tuncer (tutuklu), Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gürbüz (görevden uzaklaştırıldı), Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı M. İnanç Argun ve ilgili Şube Müdürü Hasan Okudan’a zincirleme olarak ödettirilmesinin uygun olacağı belirtildi.

Kamu zararının 12 milyonluk kısmı dernekten tahsil edilmiş

Sayıştay savcısının da aralarında bulunduğu yargılama heyetinin oy çokluğuyla aldığı kararda, anılan protokol nedeniyle 13.583.691,72 TL kamu zararına neden olunduğu kaydedildi. Büyükşehir yetkililerinin sunduğu savunmada, söz konusu kamu zararının 12.225.322,54 TL’lik kısmının 2023 ve 2024 yıllarında 4 farklı işlemde belediye tarafından tahsil edildiğinin anlaşıldığı vurgulanan Sayıştay 6. Dairesi’nin kararında, geriye kalan 1.178.242,16 TL’lik kısmının yasal faiziyle birlikte ilgili yöneticilerden tahsil edilmesi istendi. Kararda ayrıca Sayıştay Temyiz Kurulu’nda temyiz yolunun açık olduğu da belirtildi.

'Belediye derneğe, dernek belediyeye verdi' iddiası

2018’de Sayıştay raporuna yansıyan, ardından kamu zararına yol açıldığı belirtilen ilgili protokolle ilgili yapılan yargılama sürecinde 13,5 milyon TL’yi aşan kamu zararının bir kısmının ilgili dernekten tahsil edildiği yönündeki belgeler Sayıştay’a sunulmuştu. Ancak iddiaya göre söz konusu ödemelerin, Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Antalyaspor Derneği'ne yapıldığı, daha sonra da dernek tarafından belediyeye ödendiği öne sürüldü. Kalan 1 milyon 178 bin TL’lik kamu zararının ise 11 Haziran 2025 tarih, 89 sayılı Sayıştay’ın ek ilamının ardından yaklaşık 6 ay sonra 25 Aralık 2025 tarihinde faiziyle birlikte Antalyaspor Derneği tarafından Büyükşehir Belediyesi’ne ödendiği belirtiliyor.

Büyükşehir Belediyesinden Antalyaspor'a 7 ayda 52 milyon

Antalya’da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen hafriyat soruşturmasının dışında Sayıştay tarafından 2018 yılından bu yana yürütülen inceleme ve yargılama sürecinde tespit edilen kamu zararının birkaç katı tutarın, yine büyükşehir yönetimi tarafından Meclis kararı ile Antalyaspor’a aktarılması dikkat çekti. Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Temmuz ayı devam oturumunda, Antalyaspor’a 20 milyon TL’lik destek yardımı sağlanması yönünde karar alındı. 17 Temmuz 2026 tarihinde yapılan devam oturumda alınan bu karar ile Büyükşehir Belediyesinin Antalyaspor’a 2026 yılı içinde sağladığı maddi destek toplam 52 milyona ulaştı.

Başkan vekili Büşra Özdemir: Taraftara kayıtsız kalmadık

Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, kanunun verdiği izinler sınırında Antalyaspor’a destekleri sürdürdüklerini belirterek, “Antalyaspor’a bu yıl içinde 32 milyonluk bir destekte bulunmuştuk. 20 milyon TL daha bu mecliste karara bağlanacak. Bu desteği 52 milyona çıkarmış olacağız. Büyük Antalyaspor taraftarlarının çağrısına da kayıtsız kalmayarak, şehrimizin takımına desteği sürdürüyoruz” dedi.

Hafriyat, futbol ve siyaset yargının radarına da girdi

Antalyaspor Derneği ile Büyükşehir Belediyesi arasındaki hafriyat protokolü, kent gündeminde yıllardır tartışma konusuydu. Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 5 Temmuz 2025 tarihinde başlayan yolsuzluk operasyonları ve soruşturmaların ardından hazırlanan konu yargının da radarına girdi. Siyaset, spor ve iş dünyası arasındaki ilişkilerin bir kez daha gündeme geldiği hafriyat soruşturmalarında ifade veren isimler arasında, Sayıştay kararında da adı geçen Mustafa Gürbüz de var. Eski Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gürbüz, belediyeye yönelik operasyonların ardından gözaltına alınarak tutuklanmış, daha sonra da görevinden uzaklaştırılmıştı. Etkin pişmanlıktan yararlanarak 3 Ekim 2025’de tahliye edilen Gürbüz’ün özellikle hafriyat konusunda Savcılığa verdiği bilgilerin detayları, soruşturmanın farklı adreslere uzanması konusunda değerlendirilecek işaretler olarak değerlendirilmişti.

Hafriyat rantı iddialarına Gökhan Böcek'in de adı karıştı

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların ardından hazırlanan Savcılık iddianamesinde, bir dönem Muhittin Böcek’in yakınındaki isimlerden biri olan eski Genel Sekreter Yardımcısı Tuncay Saruhan’ın, hafriyat konusundaki beyanlarına da yer verilmişti.

Saruhan, Mustafa Gürbüz’ün Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi bünyesindeki hafriyat biriminden bizzat sorumlu olduğunu belirterek, “Gökhan Böcek, çevrede hafriyat konusundaki işleri takip ettiğini devamlı söylerdi. Gökhan Böcek ile Mustafa Gürbüz çok samimilerdir. Hafriyat gelirleri normal şartlarda Antalyaspor tarafından yönetilir bu gelirler genelde hafriyat işi yapan müteahhitlerden temin edilir. Paraların yattığı Antalyaspor derneğinin başkanı, hatırladığım kadarıyla A.Ç.’dir. Bu arada A.Ç., Böcek ailesinin avukatıdır. Derneğe yatan veya yatırtılmayan paraların takibini Gökhan Böcek yapar. Gökhan Böcek’in bu hafriyat gelirlerinden menfaat temin ettiğini duydum. Bu menfaatten babası Muhittin Böcek’in bilgisinin olmama ihtimali yoktur” iddialarını dile getirmiş, hafriyat işinde çok ciddi usulsüzlüklerin olduğunu basından ve Antalyaspor camiasından duyduğunu öne sürmüştü.

Hafriyatla yol açılan kamu zararı 3 milyarı bulabilir

Savcılığın başlattığı soruşturmada, temeli 2017 yılına dayanan hafriyat konusunda, Sayıştay’ın yaptığı tespitler dışında toplamda 200 milyon TL’ye yakın kamu zararının oluştuğu öne sürülmüştü. Ancak bu konudaki incelemenin derinleştirilmesi durumunda, oluşan kamu zararının 1 ila 3 milyar TL arasında öngörüldüğü Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamanın satır aralarında yer almıştı.

Protokolün mimarı Türel: Verdiğime pişman oldum

Hafriyat gelirlerinin Antalyaspor’a bırakılmasıyla ilgili protokolün imzalandığı dönemde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olan Menderes Türel, geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir açıklamasında, özetle, “Hafriyat gelirlerin Antalyaspor’a verdim. Verdiğime, vereceğime pişman ettiler. Konuyu adliye koridorlarında üzüntüyle takip ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Futbol ve siyasetin hafriyat düğümü nasıl çözülecek?

Futbolun gölgesinde, siyaset, bürokrasi ve iş dünyasının iç içe geçtiği hafriyat düğümünün nasıl çözüleceği, son dönemde kent kamuoyunu meşgul eden soruların başında geliyor. Bu soruların yanıtları, konuyla ilgili yargılamaların sonucunda belli olacak.

Yusuf Yavuz / soL

Öne Çıkan Yayın

soL "Köşebaşı +Gündem" -21 Temmuz 2026-

Bir infaz yöntemi olarak operasyonlar ve gözaltılar: Zekeriya Öz’den Akın Gürlek’e uzanan yollar - Ali Ufuk Arikan - Öyle bir yargı ortamı k...