CUMHURİYET "Köşebaşı + Gündem" -21 Temmuz 2026-


Oğuzhan Uğur ifadesinde neler söyledi -Murat Ağırel- 

Ahbap davasının yankıları sürüyor.

Oğuzhan Uğur ile ilgili yurtdışından kaynağı belirsiz para girişi, hesaplarda kaynağı belirsiz para giriş çıkışları ve alınan lüks evler gibi iddialar servis edildi. Oğuzhan Uğur’a kişisel husumet besleyen kim varsa adeta kustu.

Emniyet sorgusunda ise sorulan sorular ve verilen cevaplar oldukça netti.

Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınan Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur, 18 sayfalık Emniyet ifadesinde hem deprem dönemindeki faaliyetlerine hem de MASAK raporunda yer alan para hareketlerine ilişkin ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Uğur, kendisine gösterilen fotoğraflardaki isimlerden yalnızca Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’i tanıdığını, diğer isimlerle herhangi bir tanışıklığının bulunmadığını söyledi. Haluk Levent ile ilk kez 2018 yılında programına konuk olduğunda tanıştığını, daha sonra 2022 yılında yeniden bir araya geldiklerini, deprem sırasında Hatay’da görüştüklerini, bunun dışında aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığını ifade etti.

Oğuzhan Uğur, Ahbap’ın herhangi bir faaliyetinde görev almadığını, yalnızca 2018 yılında İzmir’deki orman yangınları için düzenlenen ve birçok sanatçının katıldığı yardım organizasyonunda ücretsiz sahne aldığını anlattı.

Uğur, 6 Şubat akşamı Haluk Levent’in kendisini arayarak Hatay’a davet ettiğini, ertesi gün ambulans uçakla Adana’ya gittiklerini ve Hatay’da AFAD Koordinasyon Merkezi’ne geçtiklerini anlattı.

Hatay’da yardım organizasyonunu yönetmediğini belirten Uğur, bölgede röportajlar yaptığını, telefon ve internet altyapısının yetersiz olması nedeniyle İstanbul’a döndüğünü, sonrasında ise yardım yayınlarına başladığını söyledi.

İfadesinde en dikkat çeken başlıklardan biri ise deprem bağışları oldu.

Oğuzhan Uğur, kamuoyunda “Bağış topluyoruz” şeklinde algılanan ifadelerinin yanlış anlaşıldığını savundu.

Kendilerinin hiçbir zaman bağış toplamadığını, herhangi bir sivil toplum kuruluşu olmadıklarını, kendi hesaplarına deprem bağışı olarak tek kuruş girmediğini, sadece AFAD ve Ahbap’ın doğrulanmış IBAN bilgilerini paylaştıklarını, kendilerine “Nereye bağış yapalım?” diye ulaşan kişileri ilgili kurumlara yönlendirdiklerini ifade etti.

Savcılığın, Ahbap’ın mali yapısı ve bağışlar hakkında bilgi sahibi olup olmadığını sorması üzerine Uğur, derneğin mali yapısına ilişkin bilgisinin bulunmadığını söyledi.

Deprem döneminde kendilerini arayan kişilerin beyanlarını not aldıklarını anlatan Uğur, bu kayıtlar üzerinden AFAD, Ahbap ve Kızılay’a yaklaşık 60 milyon TL bağış yapıldığını tahmin ettiklerini, ancak bunun yalnızca arayanların beyanlarına dayanan bir tahmin olduğunu, bağışların gerçekten yapılıp yapılmadığını bilmediklerini ifade etti.

Savcılığın, Ahbap bağışlarının amacı dışında kullanıldığına yönelik herhangi bir şüphesi olup olmadığı yönündeki sorusuna ise Uğur, derneğin mali işleyişi hakkında bilgi sahibi olmadığını belirterek herhangi bir usulsüzlüğe tanık olmadığını ve bu yönde bir şüphesinin bulunmadığını söyledi.

Savcılık, Gain Medya’dan Babala TV hesaplarına gönderilen 13 milyon 275 bin TL, Focus İstanbul’dan gelen ödemeler, nakit para yatırmaları, “avans” açıklamalı transferler ve Çekmeköy’deki River Oak villanın satın alınmasını tek tek sordu.

Uğur, Gain Medya (RAMS Grup) ile 2023 yılında yaklaşık 30 milyon TL tutarında program anlaşması yaptıklarını, normalde ilk ödemenin 10 milyon TL olması gerekirken ev almak istedikleri için ilk taksidin 13 milyon 275 bin TL olarak ödendiğini söyledi.

Bu paranın bir kısmıyla ev için peşinat ödendiğini, banka kredisi kullanılarak Çekmeköy’deki River Oak villanın satın alındığını, kredi borcunun ise hâlen devam ettiğini ifade etti.

Focus İstanbul’dan gelen ödemelerin “Saygı” programının ortak yapımı kapsamında yapıldığını belirten Uğur, tüm ticari işlemlere ilişkin sözleşme ve faturaların bulunduğunu, bunların savcılığa sunulacağını söyledi.

Şahsi hesabına gelen 20 bin 193 TL ile yurtdışından gelen 14 bin 962,56 TL tutarındaki transferlerin YouTube gelirleri olduğunu belirten Uğur, bu ödemelerin platformun standart ödeme sistemi kapsamında yapıldığını ve gerekli görülmesi halinde faturalarının ibraz edilebileceğini ifade etti.

Yani ortada ne milyonlarca liralık kaynağı belirsiz para var ne de yurtdışından gelen kaynağı belirsiz büyük tutarlı bir ödeme bulunuyor.

Bugün Oğuzhan Uğur adliyeye sevk edildi.

Bu satırlar yazılırken henüz bir karar çıkmamıştı.

Şimdi bir bilirkişi raporu hazırlanmış. Raporda Oğuzhan Uğur’un ve ailesinin doğrudan Ahbap ile bağı tespit edilememiş.

Ancak Oğuzhan Uğur’un ve şirketlerinin ödeme yaptığı bazı kişilerin, Ahbap soruşturmasındaki bazı isimlerle bağlantısı olduğu belirtilmiş.

Bilirkişi raporunda “Doğrudan bağlantı yok” tespiti, ardından “dolaylı mali ilişki ağı” yorumu var.

Raporun ilgili bölümünde açık bir tespit yapılıyor:

“Şüpheli ile dosya kapsamındaki diğer şüpheliler ile doğrudan bağlantısı tespit edilememiştir.”

Yani bilirkişi, Oğuzhan Uğur ile soruşturmadaki diğer şüpheliler arasında doğrudan bir para transferi ya da mali bağ ortaya koyamıyor.

Ancak rapor bununla yetinmiyor.

Savcılığın Oğuzhan Uğur hakkındaki suçlaması, “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”.

Peki, bunu nasıl yapmış?

Nasıl tespit edilmiş?

Bilirkişi raporu, bir yandan Oğuzhan Uğur ile dosyanın diğer şüphelileri arasında doğrudan mali bağ tespit edemediğini kayda geçirirken diğer yandan üçüncü kişiler üzerinden oluşturduğu para hareketi zincirini “dolaylı mali ilişki ağı” olarak yorumluyor.

Oğuzhan Uğur’un para transferi yaptığı veya para aldığı Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş’ın hesap hareketleri inceleniyor. Uğur’un menajerliğini de yapan bu isimlerle arasında 2017- 2026 yılları arasında toplam 802 bin TL’lik para hareketi bulunduğu belirtiliyor.

Rapora göre, Serhat Aydın’ın Mehmet Sait Köse’ye 1.000 TL, Barış Zümrüt’ün 10.000 TL, Ercüment Karataş’ın ise 14.000 TL gönderdiği ifade ediliyor.

Mehmet Sait Köse’nin de Yeliz Kaya ile 550 bin TL’lik hesap hareketi bulunduğu belirtiliyor.

Yani, Oğuzhan Uğur ile Yeliz Kaya arasında doğrudan bir para transferi veya mali ilişki tespit edilmiyor.

Oğuzhan Uğur’un para alışverişi yaptığı kişilerden bazılarının başka bir kişiyle, o kişinin de Yeliz Kaya ile para hareketi bulunduğu belirtiliyor.

İşte bu zincir esas alınarak şu değerlendirme yapılıyor:

“...çok katmanlı ve tekrar eden bir dolaylı mali ilişki ağına işaret etmektedir.”

Başka bir ifadeyle bilirkişi, Oğuzhan Uğur ile Yeliz Kaya arasında doğrudan bir mali ilişki tespit etmiyor; buna rağmen çelişkili bir şekilde ortak para trafiği bulunan üçüncü şahıs.

/././

Kültür ve iktidar -Özdemir İnce- 

Gazetede yazma serüvenim Ertuğrul Özkök’ün daveti üzerine 14 Ocak 2001 günü ilk yazımla Hürriyet gazetesinde başladı. Hürriyet gazetesinde son yazım 1 Nisan 2012 tarihlidir. AKP’nin yoğun baskısıyla gazete beni göndermek zorunda kalmıştı. Boşta kalınca kendime bir “site” kurup orada yazmaya başladım. Aydınlık’ta yazmaya (23.4.2012 -2.6.2014) başlayıncaya kadar sürdü bu site.

Bugün okumanıza sunduğum “Kültür ve iktidar” başlıklı yazı, 1 Ocak 2016 günü işte bu sitede yayımlanmıştı.

***

Beni ürküten mafya programını ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği’nin hazırladığı broşürde okuyoruz (6 Ağustos 2012 tarihli Cumhuriyet gazetesinden aktarıyorum):

“İmam hatip liselerinin önündeki engeller kalkmıştır. İHL’den mezun olunca hem dininizi üst düzeyde öğrenecek hem de tıp, hukuk, siyasal, mühendislik gibi her çeşit üniversiteye girebileceksiniz. Hem halkın önüne geçip imam hatip olabilecek hem de öğretmen, doktor, avukat, hâkim, kaymakam, müfettiş, mimar olabileceksiniz.”

Yeryüzünde bunun benzeri bir öğretim sistemi yoktur, ilkel ve bayağı bir köle yetiştirme sistemi. İlkin ilk ve ortaöğretimde beyinleri yıkayıp ütüleyecekler; bilim karşıtı dogmalarla tıka basa dolduracaklar ve düşünen insan yerine uzaktan yönetilen kalas robotlar yetiştirecekler ve ülke yüzeyini bu türden piranalarla işgal edecekler.

Bu düşmanca bir programdır. Başbakanın “İmam hatipler milletin gözbebeği olacaktır” yobaz talimatına gönderme yapılan broşürde “Yeni dönemde Türkiye’nin gözbebeği olacak olan imam hatip liselerine kayıtta geç kalmayın” uyarısı yapılıyor.

Sonra sıra velilere geliyor: “Çocuklarımız imam hatip ortaokullarını bitirdiğinde; hem yüce kitabımız Kuranıkerim’i öğrenecek hem de Anadolu veya öğretmen lisesine gidebilecek, hem Hz. peygamberin hayatını öğrenebilecek hem de fen lisesi veya imam hatip lisesine gidebilecek.”

Çocuklar kesinlikle gerçek Kuranıkerim’i öğrenemeyecekler, çünkü Yaşar Nuri Öztürk’ün de iddia ettiği gibi öğretmenleri de Kuranıkerim Arapçasını bilmezler. Çocuklar laik okullarda öğrendikleri İngilizce ve Fransızca kadar Arapça öğrenemeyecekleri için Kuran’ı anlamalarına olanak yoktur. Ancak onu ezberleyecekler ve saptırılmış Türkçe mealini okuyacaklar. Ama buna karşın tamamı softa ve yobaz olacak. Sait Nursi ve Fethullah Gülen türü meczupların kölesi olacaklar; kafa ve ruh sağlıklarını yitirecekler. Dahası, ana babalarından nefret edecekler, kadını ve erkeği anlama yeteneğinden yoksun olacakları için de sağlıklı bir yuva kuramayacaklar. Şaşı bakacaklar.

İmam hatip okullarının “Sosyal, beşeri ve fen bilimleri ile birlikte İslami ilimleri aynı müfredat altında göstermesi bakımından Türkiye’ye özgü bir tecrübe” olarak tanıtıldığı bilgi notunda ise “Gençlerimize bu okullarda değerler eğitimi verildiği için kötü alışkanlıklar yok denecek kadar azdır” görüşü dikkat çekiyor.

Bu cümle, laik okulların bile isteye AKP hükümeti tarafından sabote edildiğinin itirafıdır.

Broşürün sözünü ettiği “Türkiye’ye özgü tecrübe” Sait Nursi’nin Van’da kurmayı hayal ettiği “Medresetü’z-Zehra” ucubesini örnek almaktadır.

Sonuç olarak: AKP hükümeti pedagoji bilimine aykırı, altı kaval üstü şeşhane bir öğretim sistemi içinde Türk gençliğini özgür ve bilimsel düşünceden uzak, kumanda aletiyle güdülebilir insan sürüsü haline getirmek istemektedir. ÖNDER’in broşüründe de itiraf edildiği gibi, uygar dünyada böylesine kaçık ve budala bir okul ve öğretim sistemi bulunmamaktadır.

Düşünsenize, gerçek beden eğitimi, müzik, resim derslerinden yoksun bırakılan çocuklarımız “din dersi” adı altında haftada sekiz saat irtica, hurafe ve üfürükçülük dersi alacaklar. Ağustos ayında yapılacak atamalar sonunda 8 bin başlık din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni açığı kapatılmaz ise müftülük, imamlık ve Kuran kursu öğreticiliği yapan (ama pedagoji sertifikası bulunmayan) ilahiyat fakültesi mezunları ders verecek. Ve bu yetkisiz ve yeteneksiz kimselerin mezun ettiği zavallı çocuklar dünya ile yarışacaklar (!).

Böyle bir uygulama karşısında bütün aklı başında Türkiye’nin ayağa kalkması, isyan etmesi, uygulamayı yargıya götürmesi gerekmektedir. Ama tıpkı Osmanlı gibi Türkiye de uyuyor. Bütün dikkatini 2. ve 3. sayfalara vermiş olan basın çürümeye devam etmektedir.

Tektanrılı dinler tarihini okuyacak olursanız; Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam, yoksulu ve mazlumu savunmak için ortaya çıkmıştır. Başlangıçta, sırasıyla Musevilik, Hıristiyanlık ve İslama karşı olan eski düzenin siyasal erki (aristokrasi), ekonomik gücü (aristokrasi ve burjuvazi) ve ruhban sınıfı yeni dinleri kabul ederek, konumlarını koruyarak yeni statükoyu yapılandırmışlardır. Mazlum gene mazlum, yoksul gene yoksul olarak kalmıştır. Oysa Museviliği, Hıristiyanlığı, İslamı ilk kabul edenler yoksullar ve mazlumlardır.

İslamda ilk dört halife döneminden sonra gelen iktidarlar (günümüze kadar) Arap aristokrasisinin müstebit yönetimi olmuştur. Bizim ülkede de Diyanet İşleri Başkanlığı, cami ve ruhban sınıfı her zaman halka karşı, masa ve kasadan yana olmuştur.

Masa ve kasa, iktidarın simgesi, silahları ve bizzat kendisidir.

/././

Silivri Belediyesi soruşturması: CHP Silivri İlçe Başkanı Doruk Bulut gözaltına alındı. 

CHP'li Silivri Belediyesi'ne yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "örgüte üye olma", "rüşvet alma-verme", "irtikâp", "ihaleye fesat karıştırma", "nüfus ticareti" ve "suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama" iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında yeni bir operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında, Silivri CHP İlçe Başkanı Doruk Bulut sabah saatlerinde gözaltına alındı. https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/son-dakika-silivri-belediyesi-sorusturmasi-chp-silivri-ilce-baskani-doruk-bulut-gozaltina-alindi-2522513

***

Cumhuriyet




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

T-24 "Köşebaşı + Gündem" -21 Temmuz 2026-

Özgür Özel, 34 yıllık partisi CHP'den ayrıldı: Veda vakti geldi; milletvekillerimizle yeni partimizi kuruyoruz, açık ara ana muhalefet p...