Türkiye’nin en köklü tıp eğitimi kurumlarından Çapa Tıp Fakültesi, sağlık hizmeti verme biçiminden, işçilerin çalışma koşullarına kadar sağlık şirketine dönüştürüldü. Başhekimlikten kliniklere gönderilen yazıda ‘sağlık turizmi’ adı altında döviz getiren ithal hastalara öncelik verilmesi, randevu sırası bekletilmemesi istendi. ‘Daha ucuza sağlık hizmeti’ pazarlamasının arkasında yer alan taşeron çalışma düzeni ise 100 işçiyi bir günde işsiz bıraktı.
/././Kamu hastanesinde yeni öncelik: Sağlık turizmi hastaları
(Eylem Nazlıer - EVRENSEL)
Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği kliniklere gönderdiği yazı ile sağlık turizmi kapsamında gelen hastalara öncelik verilmesini istedi. Sağlık emekçileri bunun “parası olana öncelik” anlayışının yazılı hali olduğunu söylüyor.
***
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Hastanesi Başhekimliğinin sağlık turizmi kapsamında başvuran hastalara ilişkin kliniklere gönderdiği resmi yazı, kamu hastanelerinde sağlık hizmetlerinin hangi önceliklere göre sunulduğu tartışmasını yeniden alevlendirdi. Başhekimlik, sağlık turizmi hastalarının muayene, tetkik ve tedavi süreçlerinin geciktirilmemesini, randevuların ileri tarihlere verilmemesini isterken, sağlık emekçileri bunun kamu hastanelerinde “parası olana öncelik” anlayışının yazılı talimata dönüştürülmesi anlamına geldiğini belirtti.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği Uluslararası Sağlık Turizmi Birimi tarafından hastanedeki klinik ve birimlere gönderilen “sağlık turizmi hastalarına yönelik randevu planlamaları hakkında” başlıklı yazıda, sağlık turizmi faaliyetlerinin “etkin, verimli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesinin büyük önem taşıdığı” ifade edildi.
Yazıda, Uluslararası Sağlık Turizmi Biriminin sağlık turizmi kapsamında başvuran hastaların muayene, tetkik ve tedavi süreçlerinin planlanabilmesi için kliniklerle koordinasyon sağladığı belirtilerek, son dönemde bazı hastalara ileri tarihlere randevu verilmesinin tedavi süreçlerini geciktirdiği, hasta memnuniyetini olumsuz etkilediği ve sağlık turizmi faaliyetlerinde aksamalara neden olduğu öne sürüldü.
Bu gerekçelerle kliniklerden, Uluslararası Sağlık Turizmi Birimi tarafından iletilen randevu taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi, tıbbi zorunluluk bulunmadıkça sağlık turizmi hastalarına ileri tarihe randevu verilmemesi ve gerekli koordinasyonun sağlanması istendi. Yazıda ayrıca hastanenin uluslararası alandaki hizmet kalitesinin korunması, hasta memnuniyetinin artırılması ve sağlık turizmi faaliyetlerinin etkin biçimde sürdürülmesi için konuya gerekli özenin gösterilmesi talep edildi.
65 yaş üstü ve kanser hastalarından da öncelikliler
-------------------------------------------------------------------
Yazının gönderilmesiyle beraber sağlık turizmi ile gelen hastalar; kanser, böbrek yetmezliği ya da uzuv kaybı gibi hastalıkları olan engelli kişiler, 65 yaş ve üzeri kişiler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri, malul ve gaziler ile aileleri gibi Türkiye’de öncelikli hasta olarak tanımlanan kişilerin de önünde yer alabilecek.
T.C. vatandaşlarından 4 kat daha fazla ödeme.
---------------------------------------------------------------
Çapada Uluslararası Sağlık Birimi diye bir birim kurulmuş olsa da buna uygun özel bir poliklinik bulunmuyor. Yurt dışından gelen bir hasta Çapa’da tedavi olmak istiyorsa, Sağlık Bakanlığı'nın uluslararası hastalar için oluşturduğu HealthTürkiye sistemi üzerinden başvuru yapabiliyor. Ya da Sağlık Biriminde kayıt sekreteri olarak görevlendirilen 2 kişi hastaların işlemlerini gerçekleştirdikten sonra hastalığın durumuna göre ilgili kliniği arayarak randevu alıyor ve hasta direk doktora yönlendiriliyor.
Bir diğer seçenek de sağlık turizmi acentelerine başvurmak. Bu durumda ise acenteler yurt dışındaki hastayla ilk iletişimi kuruyor, doktor veya klinik seçimini gerçekleştiriyor, tedavi planını hazırlıyor ve hasta için diğer organizasyonları tamamlıyor.
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün “Sağlık Turizmi Daire Başkanlığı” internet sitesinde ücret tarifesi bölümü ise “Web sayfası kısa bir süre için hizmet verememektedir” ifadesiyle açılıyor. Ancak sağlık turizmi ile polikliniğe gelen hastaların sadece muayene ücretinin 1700 lira olduğu, eğer öğretim üyesi muayenesi istenirse de hastalığın kliniğine göre 10-15 bin TL aralığında değiştiği biliniyor. Bu T.C. vatandaşının ücretli sağlık hizmetinin yaklaşık 3 katı civarında. Üstelik sağlık turizminde yapılan tüm laboratuvar, görüntüleme, ameliyat hizmetleri de yine T.C. vatandaşlarından 3 kat daha fazla.
Başhekimlik tarafından gönderilen yazının, hastanedeki öğretim üyeleri üzerinde baskı oluşturacağı ve doktorların hasta inisiyatifi almasının önüne geçebileceği aktarılıyor.
‘Kamu hastaneleri gelir odaklı işletmelere dönüştürülüyor’
------------------------------------------------------------------------------
Yazıyı Evrensel’e değerlendiren Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Erol, söz konusu uygulamanın sağlıkta uzun yıllardır sürdürülen piyasacı politikaların yeni bir halkası olduğunu söyledi.
İstanbul Tıp Fakültesinin tarihsel olarak ülkenin dört bir yanından gelen yurttaşlara kamusal sağlık hizmeti sunan üçüncü basamak bir üniversite hastanesi olduğuna dikkat çeken Erol, kamu hastanesinin ücret karşılığında sunulan sağlık turizmi hizmetleri için öncelik talep etmesinin yalnızca idari bir karar olarak görülemeyeceğini belirtti.
“Bu hastaneye gelen yurttaşlar zaman kaybedecek, tedavileri ötelenecek hastalar değildir” diyen Erol, “Bir kamu üniversitesi hastanesinin ücret karşılığında sunulan sağlık turizmi hizmetleri için öncelik talep etmesi, sağlık hizmetinin kamusal niteliğinin hangi anlayışla yönetildiğini de göstermektedir” ifadelerini kullandı.
‘Yurttaş aylarca bekliyor’
---------------------------------
Türkiye’de milyonlarca yurttaşın aylar sonrasına poliklinik randevusu alabildiğini, MR, tomografi, ameliyat ve ileri tetkikler için uzun bekleme sürelerinin olağan hale geldiğini söyleyen Erol, sağlık emekçilerinin de ağır iş yükü altında çalıştığını vurguladı.
“Kamu hastaneleri personel yetersizliği nedeniyle hizmet üretmekte zorlanırken, böyle bir tabloda önceliğin daha yüksek ücretlerle sunulan sağlık turizmi hizmetlerine verilmesi sağlık hakkı açısından ciddi bir sorundur” diyen Erol, kamu kaynaklarıyla hizmet veren bir üniversite hastanesinde sağlık turizmi hastalarının idari yazıyla öncelikli hale getirilmesinin Türkiye’deki yurttaşların sağlık hizmetine erişimi bakımından ayrımcı bir uygulama olduğunu dile getirdi.
‘Sağlık hakkı ödeme gücüne göre belirlenemez’
----------------------------------------------------------------
Sağlık turizmi kapsamında Türkiye’ye gelen hastalara sağlık hizmeti sunulmasına karşı olmadıklarını ifade eden Erol, bunun kamu hastanelerinde yurttaşların sağlık hizmetine erişiminin önüne geçirilmesini kabul etmediklerini söyledi. “Sağlık bir insan hakkıdır; ticari bir faaliyet alanı değildir” diyen Erol, kamu hastanelerinin gelir elde eden işletmeler değil, toplumun sağlık hakkını güvence altına alan kurumlar olduğunu vurguladı.
Sağlık hizmetlerinde önceliğin yalnızca tıbbi gereklilik ve aciliyet ölçütlerine göre belirlenmesi gerektiğini belirten Erol, ödeme gücüne göre farklılaştırılmış bir sağlık hizmeti anlayışının kamu sağlık sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
‘Bu yazı piyasacı dönüşümün yeni örneği’
--------------------------------------------------------
Son yıllarda sağlıkta dönüşüm politikalarıyla birlikte kamu hastanelerinin giderek daha fazla gelir üretme baskısıyla karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Erol, performans sistemi, şehir hastaneleri modeli, katkı payları ve sağlık turizmi uygulamalarının kamusal sağlık hizmetini piyasa koşullarına göre şekillendirdiğini dile getirdi.
İstanbul Tıp Fakültesi Başhekimliğinin yayımladığı yazının da bu dönüşümün yeni bir örneği olduğunu belirten Erol, “Yazıda açıkça ‘parası olan önce muayene olsun’ denilmese de ücretli sağlık turizmi hastalarının randevularının öncelikli planlanmasının istenmesi fiilen bu anlama gelmektedir” dedi.
Erol, söz konusu yazının geri çekilmesini, kamu hastanelerinde sağlık hizmetinde önceliğin yalnızca tıbbi gereklilik ve aciliyet esasına göre belirleneceğinin kamuoyuna açıklanmasını ve ilgili idari süreçlerin başlatılmasını istedi.
“Kamusal sağlık hizmeti, parası olanın daha hızlı ulaştığı bir ayrıcalık değil; herkes için eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli biçimde sunulması gereken temel bir insan hakkıdır” diyen Erol, kamu hastanelerinin ticari rekabetin değil, toplumun sağlık hakkının gerekliliklerine göre yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Bakanlığın sağlıkta ticari şirketi: USHAŞ
------------------------------------------------------
Sağlık turizmi için Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan USHAŞ (Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ) 4 Şubat 2019 tarihinde faaliyetlerine başladı. USHAŞ, uluslararası sağlık hizmetleri alanında Türkiye’de sunulan hizmetlerin tanıtımını yapmak, kamu ve özel sektörün sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemek ve koordine etmek amacıyla kuruldu.
USHAŞ, aynı zamanda uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler ile hizmet sunum standartları ve akreditasyon kriterleri konusunda Bakanlığa önerilerde bulunuyor. USHAŞ tam manasıyla sağlığı bir ticaret aracı olarak görerek buna uygun planları hayata geçiriyor. USHAŞ, faaliyetini Türkiye’nin sağlık hizmetleri ihracatında (dış satım) varlığını küresel ölçekte güçlendirmek olarak tanımlıyor.
/././
Çapa yemekhane işçilerinin direnişi 7'nci gününde sürüyor: 'Burada tam bir sömürü şebekesi kurulmuş'
(Barış Salık - Evrensel)
***
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Hastanesi Başhekimliğinin sağlık turizmi kapsamında başvuran hastalara ilişkin kliniklere gönderdiği resmi yazı, kamu hastanelerinde sağlık hizmetlerinin hangi önceliklere göre sunulduğu tartışmasını yeniden alevlendirdi. Başhekimlik, sağlık turizmi hastalarının muayene, tetkik ve tedavi süreçlerinin geciktirilmemesini, randevuların ileri tarihlere verilmemesini isterken, sağlık emekçileri bunun kamu hastanelerinde “parası olana öncelik” anlayışının yazılı talimata dönüştürülmesi anlamına geldiğini belirtti.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği Uluslararası Sağlık Turizmi Birimi tarafından hastanedeki klinik ve birimlere gönderilen “sağlık turizmi hastalarına yönelik randevu planlamaları hakkında” başlıklı yazıda, sağlık turizmi faaliyetlerinin “etkin, verimli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesinin büyük önem taşıdığı” ifade edildi.
Yazıda, Uluslararası Sağlık Turizmi Biriminin sağlık turizmi kapsamında başvuran hastaların muayene, tetkik ve tedavi süreçlerinin planlanabilmesi için kliniklerle koordinasyon sağladığı belirtilerek, son dönemde bazı hastalara ileri tarihlere randevu verilmesinin tedavi süreçlerini geciktirdiği, hasta memnuniyetini olumsuz etkilediği ve sağlık turizmi faaliyetlerinde aksamalara neden olduğu öne sürüldü.
Bu gerekçelerle kliniklerden, Uluslararası Sağlık Turizmi Birimi tarafından iletilen randevu taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi, tıbbi zorunluluk bulunmadıkça sağlık turizmi hastalarına ileri tarihe randevu verilmemesi ve gerekli koordinasyonun sağlanması istendi. Yazıda ayrıca hastanenin uluslararası alandaki hizmet kalitesinin korunması, hasta memnuniyetinin artırılması ve sağlık turizmi faaliyetlerinin etkin biçimde sürdürülmesi için konuya gerekli özenin gösterilmesi talep edildi.
65 yaş üstü ve kanser hastalarından da öncelikliler
-------------------------------------------------------------------
Yazının gönderilmesiyle beraber sağlık turizmi ile gelen hastalar; kanser, böbrek yetmezliği ya da uzuv kaybı gibi hastalıkları olan engelli kişiler, 65 yaş ve üzeri kişiler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri, malul ve gaziler ile aileleri gibi Türkiye’de öncelikli hasta olarak tanımlanan kişilerin de önünde yer alabilecek.
T.C. vatandaşlarından 4 kat daha fazla ödeme.
---------------------------------------------------------------
Çapada Uluslararası Sağlık Birimi diye bir birim kurulmuş olsa da buna uygun özel bir poliklinik bulunmuyor. Yurt dışından gelen bir hasta Çapa’da tedavi olmak istiyorsa, Sağlık Bakanlığı'nın uluslararası hastalar için oluşturduğu HealthTürkiye sistemi üzerinden başvuru yapabiliyor. Ya da Sağlık Biriminde kayıt sekreteri olarak görevlendirilen 2 kişi hastaların işlemlerini gerçekleştirdikten sonra hastalığın durumuna göre ilgili kliniği arayarak randevu alıyor ve hasta direk doktora yönlendiriliyor.
Bir diğer seçenek de sağlık turizmi acentelerine başvurmak. Bu durumda ise acenteler yurt dışındaki hastayla ilk iletişimi kuruyor, doktor veya klinik seçimini gerçekleştiriyor, tedavi planını hazırlıyor ve hasta için diğer organizasyonları tamamlıyor.
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün “Sağlık Turizmi Daire Başkanlığı” internet sitesinde ücret tarifesi bölümü ise “Web sayfası kısa bir süre için hizmet verememektedir” ifadesiyle açılıyor. Ancak sağlık turizmi ile polikliniğe gelen hastaların sadece muayene ücretinin 1700 lira olduğu, eğer öğretim üyesi muayenesi istenirse de hastalığın kliniğine göre 10-15 bin TL aralığında değiştiği biliniyor. Bu T.C. vatandaşının ücretli sağlık hizmetinin yaklaşık 3 katı civarında. Üstelik sağlık turizminde yapılan tüm laboratuvar, görüntüleme, ameliyat hizmetleri de yine T.C. vatandaşlarından 3 kat daha fazla.
Başhekimlik tarafından gönderilen yazının, hastanedeki öğretim üyeleri üzerinde baskı oluşturacağı ve doktorların hasta inisiyatifi almasının önüne geçebileceği aktarılıyor.
‘Kamu hastaneleri gelir odaklı işletmelere dönüştürülüyor’
------------------------------------------------------------------------------
Yazıyı Evrensel’e değerlendiren Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şube Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Erol, söz konusu uygulamanın sağlıkta uzun yıllardır sürdürülen piyasacı politikaların yeni bir halkası olduğunu söyledi.
İstanbul Tıp Fakültesinin tarihsel olarak ülkenin dört bir yanından gelen yurttaşlara kamusal sağlık hizmeti sunan üçüncü basamak bir üniversite hastanesi olduğuna dikkat çeken Erol, kamu hastanesinin ücret karşılığında sunulan sağlık turizmi hizmetleri için öncelik talep etmesinin yalnızca idari bir karar olarak görülemeyeceğini belirtti.
“Bu hastaneye gelen yurttaşlar zaman kaybedecek, tedavileri ötelenecek hastalar değildir” diyen Erol, “Bir kamu üniversitesi hastanesinin ücret karşılığında sunulan sağlık turizmi hizmetleri için öncelik talep etmesi, sağlık hizmetinin kamusal niteliğinin hangi anlayışla yönetildiğini de göstermektedir” ifadelerini kullandı.
‘Yurttaş aylarca bekliyor’
---------------------------------
Türkiye’de milyonlarca yurttaşın aylar sonrasına poliklinik randevusu alabildiğini, MR, tomografi, ameliyat ve ileri tetkikler için uzun bekleme sürelerinin olağan hale geldiğini söyleyen Erol, sağlık emekçilerinin de ağır iş yükü altında çalıştığını vurguladı.
“Kamu hastaneleri personel yetersizliği nedeniyle hizmet üretmekte zorlanırken, böyle bir tabloda önceliğin daha yüksek ücretlerle sunulan sağlık turizmi hizmetlerine verilmesi sağlık hakkı açısından ciddi bir sorundur” diyen Erol, kamu kaynaklarıyla hizmet veren bir üniversite hastanesinde sağlık turizmi hastalarının idari yazıyla öncelikli hale getirilmesinin Türkiye’deki yurttaşların sağlık hizmetine erişimi bakımından ayrımcı bir uygulama olduğunu dile getirdi.
‘Sağlık hakkı ödeme gücüne göre belirlenemez’
----------------------------------------------------------------
Sağlık turizmi kapsamında Türkiye’ye gelen hastalara sağlık hizmeti sunulmasına karşı olmadıklarını ifade eden Erol, bunun kamu hastanelerinde yurttaşların sağlık hizmetine erişiminin önüne geçirilmesini kabul etmediklerini söyledi. “Sağlık bir insan hakkıdır; ticari bir faaliyet alanı değildir” diyen Erol, kamu hastanelerinin gelir elde eden işletmeler değil, toplumun sağlık hakkını güvence altına alan kurumlar olduğunu vurguladı.
Sağlık hizmetlerinde önceliğin yalnızca tıbbi gereklilik ve aciliyet ölçütlerine göre belirlenmesi gerektiğini belirten Erol, ödeme gücüne göre farklılaştırılmış bir sağlık hizmeti anlayışının kamu sağlık sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
‘Bu yazı piyasacı dönüşümün yeni örneği’
--------------------------------------------------------
Son yıllarda sağlıkta dönüşüm politikalarıyla birlikte kamu hastanelerinin giderek daha fazla gelir üretme baskısıyla karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Erol, performans sistemi, şehir hastaneleri modeli, katkı payları ve sağlık turizmi uygulamalarının kamusal sağlık hizmetini piyasa koşullarına göre şekillendirdiğini dile getirdi.
İstanbul Tıp Fakültesi Başhekimliğinin yayımladığı yazının da bu dönüşümün yeni bir örneği olduğunu belirten Erol, “Yazıda açıkça ‘parası olan önce muayene olsun’ denilmese de ücretli sağlık turizmi hastalarının randevularının öncelikli planlanmasının istenmesi fiilen bu anlama gelmektedir” dedi.
Erol, söz konusu yazının geri çekilmesini, kamu hastanelerinde sağlık hizmetinde önceliğin yalnızca tıbbi gereklilik ve aciliyet esasına göre belirleneceğinin kamuoyuna açıklanmasını ve ilgili idari süreçlerin başlatılmasını istedi.
“Kamusal sağlık hizmeti, parası olanın daha hızlı ulaştığı bir ayrıcalık değil; herkes için eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli biçimde sunulması gereken temel bir insan hakkıdır” diyen Erol, kamu hastanelerinin ticari rekabetin değil, toplumun sağlık hakkının gerekliliklerine göre yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Bakanlığın sağlıkta ticari şirketi: USHAŞ
------------------------------------------------------
Sağlık turizmi için Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan USHAŞ (Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ) 4 Şubat 2019 tarihinde faaliyetlerine başladı. USHAŞ, uluslararası sağlık hizmetleri alanında Türkiye’de sunulan hizmetlerin tanıtımını yapmak, kamu ve özel sektörün sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemek ve koordine etmek amacıyla kuruldu.
USHAŞ, aynı zamanda uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler ile hizmet sunum standartları ve akreditasyon kriterleri konusunda Bakanlığa önerilerde bulunuyor. USHAŞ tam manasıyla sağlığı bir ticaret aracı olarak görerek buna uygun planları hayata geçiriyor. USHAŞ, faaliyetini Türkiye’nin sağlık hizmetleri ihracatında (dış satım) varlığını küresel ölçekte güçlendirmek olarak tanımlıyor.
/././
Çapa yemekhane işçilerinin direnişi 7'nci gününde sürüyor: 'Burada tam bir sömürü şebekesi kurulmuş'
(Barış Salık - Evrensel)
Çapa Tıp Fakültesi'nde mesajla işten atılan yaklaşık 100 yemekhane işçisinin kadrolu işe iade direnişi sürüyor. İşçileri ziyaret eden EMEP Milletvekili İskender Bayhan, rektörlüğü göreve çağırdı.Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
***
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Hastanesi'nde taşeron yemekhane firmasında çalışırken işten çıkarılan yaklaşık 100 işçinin 10 Temmuz'da başlattığı işe iade direnişi sürüyor. Hastane bahçesinde dekanlık binası önündeki nöbetlerini sürdüren işçileri Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ziyaret ederek destek verirken, KESK'e bağlı Eğitim Sen üyeleri de Göğüs Hastalıkları Hastanesi önündeki parkta işçilere dayanışma amacıyla yemek dağıttı.
Bayhan: 3 ayda bir şirket değiştirip hakları gaspediyorlar
----------------------------------------------------------------------------
Direniş alanında işçilere seslenen Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, hastanede yıllardır taşeron sistemi üzerinden sürdürülen çalışma düzeninin işçilerin haklarının gasp edilmesine dayandığını söyledi.
İşçilerin yıllardır aynı işi yapmalarına rağmen firma isimlerinin sık sık değiştirilerek yeni ihalelere çıkıldığını belirten Bayhan, "Firma iş güvencesini ve hukuki hakları çiğnemek için 3 ayda veya 6 ayda bir isim değiştirerek yeni ihaleler açıyor. Yıllarca emek veren 10-20 yıllık işçilerin kıdem, ihbar ve sendikal tazminatları dahil hiçbir yasal hakkı verilmeden tek bir mesajla işten çıkarılıyor. Yaşanan emek sömürüsünün birinci derecede sorumluları dekanlık, rektörlük ve taşeron firma" dedi.
İşçilerin birliklerini koruması gerektiğini vurgulayan Bayhan, baskılara ve işçileri bölmeye yönelik girişimlere karşı dayanışmanın sürdürülmesi çağrısı yaptı. Çapa yemekhane işçilerinin mücadelesinin yalnızca hastanedeki işçiler açısından değil, tüm işçi sınıfı açısından önemli olduğunu söyleyen Bayhan, işçilerin kazanmasının diğer işyerlerindeki emek mücadelesine de güç vereceğini ifade etti.
"Burada tam bir sömürü şebekesi kurulmuş"
-----------------------------------------------------------
Bayhan, Evrensel'e yaptığı değerlendirmede ise hastanedeki taşeron sistemini "tam bir sömürü şebekesi" olarak nitelendirdi.
"Burada öyle bir çark dönüyor ki her türlü rezillik var; tam bir sömürü şebekesi haline gelmiş" diyen Bayhan, rektörlükten taşeron firmaya kadar tüm sorumluların bu düzenin parçası olduğunu söyledi.
Yaklaşık 100 yemekhane işçisinin düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşulları üzerinden şirketlerin kâr elde ettiğini belirten Bayhan, yıllardır süren günlük sigorta ve düzensiz çalışma uygulamalarına rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının gerekli denetimleri yapmadığını ifade etti. İşçilerin en büyük gücünün birlikleri olduğunu dile getiren Bayhan, direnişte kararlı gördüğü işçilerin haklarını alma ihtimalinin bu birlik sayesinde güçleneceğini söyledi.
Rektörlüğe çağrı: Çözüm sizin elinizde
----------------------------------------------------
Hastane yönetimine de seslenen Bayhan, meselenin bir lütuf değil işçilerin yasal hakkı olduğunu belirterek, yılların deneyimine sahip işçilerin işten çıkarılmasının hastanedeki hizmeti de olumsuz etkileyeceğini söyledi.
"Bu hastanede hastalar yemek yiyecek ve sağlıklı yemek yiyecekler. Yılların tecrübeli işçilerini kapının önüne koyanlarla bu hastanede hizmet veremezsiniz" diyen Bayhan, üniversite yönetimini sorunu çözmeye çağırdı.
KESK'ten direniş alanına dayanışma yemeği
-------------------------------------------------------------
Direnişe destek veren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (KESK) bağlı Eğitim Sen 6 No'lu Üniversiteler Şubesi üyeleri de Göğüs Hastalıkları Hastanesi önündeki parkta direnişteki işçilere dayanışma amacıyla yemek dağıttı.
Eğitim Sen 6 No'lu Üniversiteler Şubesi Eğitim Sekreteri Arif Ekinci, SES'in çağrısıyla dayanışmaya katıldıklarını belirterek, "Sınıf kardeşlerimizi yalnız bırakmamak için bugün öğlen yemeklerine dahil olmuş olduk, katkı sunmuş olduk" dedi.
Çapa'da taşeron çalışmanın geçmişte güvenlik, hasta bakıcı ve servis katlarında da uygulandığını hatırlatan Ekinci, verilen mücadeleler sonucunda bu alanlarda kadrolu istihdama geçildiğini söyledi.
Şimdi benzer mücadelenin yemekhane işçileri tarafından yürütüldüğünü ifade eden Ekinci, "Taşeron köleliğine karşı mücadele ediyorlar. Bu direnişleri önemli, saygıyla karşılıyoruz. Örgütlenmeleri çok çok daha önemli. Sendikal mücadele bu konuda çok önemli. Kararlı durmaları gerekiyor. Çünkü bir bardak temiz su için bile mücadele etmekten başka bir yol yok" diye konuştu.Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
Bayhan: 3 ayda bir şirket değiştirip hakları gaspediyorlar
----------------------------------------------------------------------------
Direniş alanında işçilere seslenen Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, hastanede yıllardır taşeron sistemi üzerinden sürdürülen çalışma düzeninin işçilerin haklarının gasp edilmesine dayandığını söyledi.
İşçilerin yıllardır aynı işi yapmalarına rağmen firma isimlerinin sık sık değiştirilerek yeni ihalelere çıkıldığını belirten Bayhan, "Firma iş güvencesini ve hukuki hakları çiğnemek için 3 ayda veya 6 ayda bir isim değiştirerek yeni ihaleler açıyor. Yıllarca emek veren 10-20 yıllık işçilerin kıdem, ihbar ve sendikal tazminatları dahil hiçbir yasal hakkı verilmeden tek bir mesajla işten çıkarılıyor. Yaşanan emek sömürüsünün birinci derecede sorumluları dekanlık, rektörlük ve taşeron firma" dedi.
İşçilerin birliklerini koruması gerektiğini vurgulayan Bayhan, baskılara ve işçileri bölmeye yönelik girişimlere karşı dayanışmanın sürdürülmesi çağrısı yaptı. Çapa yemekhane işçilerinin mücadelesinin yalnızca hastanedeki işçiler açısından değil, tüm işçi sınıfı açısından önemli olduğunu söyleyen Bayhan, işçilerin kazanmasının diğer işyerlerindeki emek mücadelesine de güç vereceğini ifade etti.
"Burada tam bir sömürü şebekesi kurulmuş"
-----------------------------------------------------------
Bayhan, Evrensel'e yaptığı değerlendirmede ise hastanedeki taşeron sistemini "tam bir sömürü şebekesi" olarak nitelendirdi.
"Burada öyle bir çark dönüyor ki her türlü rezillik var; tam bir sömürü şebekesi haline gelmiş" diyen Bayhan, rektörlükten taşeron firmaya kadar tüm sorumluların bu düzenin parçası olduğunu söyledi.
Yaklaşık 100 yemekhane işçisinin düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşulları üzerinden şirketlerin kâr elde ettiğini belirten Bayhan, yıllardır süren günlük sigorta ve düzensiz çalışma uygulamalarına rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının gerekli denetimleri yapmadığını ifade etti. İşçilerin en büyük gücünün birlikleri olduğunu dile getiren Bayhan, direnişte kararlı gördüğü işçilerin haklarını alma ihtimalinin bu birlik sayesinde güçleneceğini söyledi.
Rektörlüğe çağrı: Çözüm sizin elinizde
----------------------------------------------------
Hastane yönetimine de seslenen Bayhan, meselenin bir lütuf değil işçilerin yasal hakkı olduğunu belirterek, yılların deneyimine sahip işçilerin işten çıkarılmasının hastanedeki hizmeti de olumsuz etkileyeceğini söyledi.
"Bu hastanede hastalar yemek yiyecek ve sağlıklı yemek yiyecekler. Yılların tecrübeli işçilerini kapının önüne koyanlarla bu hastanede hizmet veremezsiniz" diyen Bayhan, üniversite yönetimini sorunu çözmeye çağırdı.
KESK'ten direniş alanına dayanışma yemeği
-------------------------------------------------------------
Direnişe destek veren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (KESK) bağlı Eğitim Sen 6 No'lu Üniversiteler Şubesi üyeleri de Göğüs Hastalıkları Hastanesi önündeki parkta direnişteki işçilere dayanışma amacıyla yemek dağıttı.
Eğitim Sen 6 No'lu Üniversiteler Şubesi Eğitim Sekreteri Arif Ekinci, SES'in çağrısıyla dayanışmaya katıldıklarını belirterek, "Sınıf kardeşlerimizi yalnız bırakmamak için bugün öğlen yemeklerine dahil olmuş olduk, katkı sunmuş olduk" dedi.
Çapa'da taşeron çalışmanın geçmişte güvenlik, hasta bakıcı ve servis katlarında da uygulandığını hatırlatan Ekinci, verilen mücadeleler sonucunda bu alanlarda kadrolu istihdama geçildiğini söyledi.
Şimdi benzer mücadelenin yemekhane işçileri tarafından yürütüldüğünü ifade eden Ekinci, "Taşeron köleliğine karşı mücadele ediyorlar. Bu direnişleri önemli, saygıyla karşılıyoruz. Örgütlenmeleri çok çok daha önemli. Sendikal mücadele bu konuda çok önemli. Kararlı durmaları gerekiyor. Çünkü bir bardak temiz su için bile mücadele etmekten başka bir yol yok" diye konuştu.Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
-------------------------------------------------
DİSK Gıda-İş Genel Başkanı Olcay Ozak da Evrensel'e yaptığı değerlendirmede, direnişin geçen hafta cuma gününden bu yana sürdüğünü hatırlattı.
Şirket yönetiminin bazı işçileri yeniden işe alma vaadinde bulunduğunu ancak tüm işçiler için bir güvence vermediğini aktaran Ozak, işçileri bölmeye dönük girişimlerin de sürdüğünü söyledi.
Mevcut ihalenin 21 Temmuz'a kadar devam edeceğini belirten Ozak, asıl tablonun yeni ihale sürecinin netleşmesiyle ortaya çıkacağını ifade etti.
"21'inden sonra ihale netleşecek. Kaç işçi çalışacak, kaç işçi alınacak, iş arkadaşlarımız işe geri alınacaklar mı, hepsini mi çıkaracaklar; bunlar o zaman belli olacak" diyen Ozak, İstanbul Üniversitesi yönetiminden gelen bilgiler doğrultusunda ihale sürecinin henüz kesinleşmediğini, şartların değişebileceğini aktardı.
İşçilerin hem işe geri dönmekte hem de içeride kalan tüm haklarını hastanenin güvencesi altında almakta kararlı olduğunu söyleyen Ozak, sendika olarak direniş boyunca işçilerle omuz omuza mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
/././
EVRENSEL.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder