Özgür Özel, CHP'den istifa etti: Yeni Parti ve logosu resmen duyuruldu -Mustafa Bildircin-
Mutlak butlan kararından 2 ay sonra CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinden istifa etti. Özgür Özel liderliğinde kurulan partinin adı 'YENİ Parti' oldu ve logosu da açıklandı. Özel ile birlikte toplam 91 milletvekili Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ederek YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.

İSMİ VE LOGOSU BELLİ OLDU
Özgür Özel liderliğinde kurulan partinin adı 'YENİ Parti' oldu. Partinin logosu da açıklandı.

91 VEKİL CHP'DEN İSTİFA ETTİ
Özel ile birlikte toplam 91 milletvekili Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ederek YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.
VEKİLLER İLE HATIRA FOTOĞRAFI ÇEKİLECEK
Özgür Özel, cuma namazının ardından CHP'den istifa eden ve YENİ Parti Kurucular Kurulu’nda yer alan milletvekilleri ile Birinci TBMM Binası önünde hatıra fotoğrafı çektirecek.
YENİ PARTİ'NİN SOSYAL MEDYA HESABI DUYURULDU
Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'nin sosyal medya hesabı da duyuruldu. Hesapta yapılan son paylaşımda, "Liderimiz Özgür Özel, ‘YENİ Parti’mizin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. 91 milletvekilimiz YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı. Başlıyoruz!" denildi. https://x.com/yenipartiyiz/status/2080563681906016293
***
Yeni partinin kuruluş dilekçesi İçişleri Bakanlığı'na götürülüyor
Özgür Özel liderliğindeki yeni partinin kuruluş dilekçesi, Meclis görevlileri tarafından İçişleri Bakanlığı'na götürülüyor.
Mahkemenin mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel liderliğinde yeni bir parti kuruluyor. Yeni partinin kuruluş dilekçesi bugün İçişleri Bakanlığı'na teslim edilecek. Dilekçe, İçişleri Bakanlığı’na Meclis görevlileri tarafından götürülüyor.
VEKİLLERİN İSTİFASI
Gece yarısı e-Devlet üzerinden CHP’den istifa etmeye başlayan ve yeni partide yer alacak milletvekillerinin istifası, bugün tamamlanacak. Yeni partinin kuruluş dilekçesinin İçişleri Bakanlığı'na verilmesinin ardından kurucu genel başkan Özgür Özel olacak. Yeni partiye kurucular kurulu üyesi olması beklenen 90’dan fazla milletvekili katılacak.
***
Yeni Parti’de ilk toplantı: Parti yönetimi belirleniyor -Mustafa Bildircin-
CHP’den istifa eden 90’ın üzerinde milletvekilinin kurucusu olacağı Yeni Parti için ilk toplantı saat 14.00’te gerçekleştirilecek. Özel’in genel başkan seçileceği toplantıda Yeni Parti’nin kurucuları ilk olarak PM ve YDK üyelerini belirleyecek, ardından ise Özel, MYK’sini oluşturacak.
CHP’de 23 Temmuz, kurulacağı resmen ilan edilen Yeni Parti için gerçekleştirilen toplantılarla geride kaldı. Saat 11.00’de Meclis’te gerçekleştirilen kapalı grup toplantısı 15 dakika sürdü. Özgür Özel’in katılmadığı toplantıya CHP Grup Başkanvekili Murat Emir başkanlık etti. Toplantıda, CHP TBMM Grup Hesabı okunarak oylamaya sunuldu. Toplantıya 80’e yakın milletvekilinin katıldığı belirtildi. CHP kaynakları, kurulacak Yeni Parti’nin saat 11.00’deki kapalı grup toplantısının gündem başlıklarından biri olmadığını söyledi. Kapalı grup toplantısına katılan bazı milletvekilleri, yeni parti çalışmalarıyla ilgili kısa bir sunum yapıldığını bildirdi.
SON KAPALI GRUP
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 15 dakika süren kapalı grup toplantısının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Toplantıyı, “Son kapalı grup toplantısı” olarak nitelendiren Emir, “Önemli kararların alınması gerekiyordu, o kararlarımızı oy birliğiyle aldık” dedi.
KRİTİK TOPLANTI
Yeni Parti için kritik toplantı ise bugün saat 14.00’te yapılacak. Özel, Hacı Bayram Veli Camii’nde kılacağı Cuma namazının ardından saat 14.00’te milletvekilleriyle bir araya gelecek. Anadolu Kulübü’nde gerçekleştirilecek toplantıya, Yeni Parti’nin kurucular kurulu üyesi olması beklenen 90’dan fazla milletvekili katılacak. Toplantıda, Yeni Parti’nin yönetimi de belirlenecek. Toplantının ardından parti, resmen kamuoyuna ilan edilecek. Özgür Özel’in CHP’den istifasına yönelik video da kamuoyu ile paylaşılacak. 24 Temmuz gece yarısı e-Devlet üzerinden CHP’den istifa etmeye başlayan ve yeni partide yer alacak milletvekillerinin istifası, bugün tamamlanacak.
PARTİ YÖNETİMİ
Yeni Parti’nin kuruluş dilekçesinin İçişleri Bakanlığı'na verilmesinin ardından kurucu genel başkan Özgür Özel olacak. Milletvekillerinden oluşan yeni partinin kurucular kurulu önce genel başkanı seçecek, ardından Parti Meclisi (PM) ile Yüksek Disiplin Kurulu'nu (YDK) oylayacak. Genel Başkan da daha sonra Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) belirleyecek. Yeni Parti’nin isim hakkı alınamaması halinde, Değişim Partisi ismi kullanılacak. Yeni Parti kurulsa dahi, seçime girme yeterliliği bulunan Değişim Partisi de hazırda tutulacak.
***
‘İşgal Yasası’nın 1. yılı: Sermayeye sınırsız talan izni -İlayda Sorku-
'İşgal yasası' olarak anılan maden yasasının üzerinden bir yıl geçti. 'Yatırımları hızlandırma' bahanesiyle yapılan düzenleme sermayenin önündeki engelleri kaldırdı. Son bir yılda maden, petrol-doğalgaz, enerji projeleri için 1.200'ü aşkın onay verildi. Tek seferde İstanbul'un yüzölçümünü aşan 485 maden sahası ihaleye çıkarıldı.
Muhalefetin, meslek odalarının, bilim insanlarınca ve yaşam savunucularının tüm itirazlarına karşın AKP iktidarının Meclis’ten geçirdiği maden yasası bugün bir yılını doldurdu. Görüşmeleri sırasında "doğayı değil şirketleri koruyan düzenleme" eleştirileriyle karşılanan yasa, geçen bir yılda bu uyarıları doğrulayan bir bilanço ortaya çıkardı. Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini işlevsizleştiren düzenlemeyle birlikte maden ve enerji şirketlerinin yatırım süreçleri hızlandırıldı, peş peşe ÇED olumlu kararları verildi, yeni ruhsat ihaleleri açıldı. Ormanlardan meralara, tarım alanlarından su havzalarına kadar ülkenin dört bir yanında yaşam alanları sermayenin kullanımına açılırken yurttaşlar ise birçok kentte talan projelerine karşı mücadele etti.
ÇED YAĞMURU
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre yasanın yürürlüğe girdiği 24 Temmuz 2025’ten bu yana madencilik ve enerji yatırımlarına verilen izinlerde dikkat çekici bir artış yaşandı. ÇED süreçlerini evrak prosedürüne dönüştüren ve doğayı koruyucu tüm yasal düzenlemelerin bypass edildiği düzenlemenin ilk yılında maden, petrol ve doğalgaz projeleri için toplam 1063 ÇED onayı verildi. Aynı dönemde 193 enerji projesi için de onay çıktı. Böylece yalnızca bir yılda maden, petrol-doğalgaz ve enerji yatırımlarına verilen ÇED onayı sayısı bin 256’ya ulaştı.
Her ÇED kararı yeni bir maden ocağı, kapasite artışı, cevher zenginleştirme tesisi, kırma-eleme tesisi, rüzgâr enerji santralı, güneş enerji santralı ya da enerji depolama projesi anlamına gelirken Bakanlık neredeyse her gün yeni bir proje için ÇED olumlu ya da ÇED gerekli değildir kararı verdi.
İSTANBUL’DAN BÜYÜK
ÇED kararlarının yanı sıra aynı süreçte yeni ruhsat ve ihale süreçleri de hız kazandı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), yalnızca 2026 yılının başında gerçekleştirdiği duyuru ile 485 maden sahasını daha ihaleye çıkardı. İhaleye açılan sahaların toplam büyüklüğü 508 bin 696 hektara ulaştı. Başka bir ifadeyle, İstanbul’un yüzölçümünden daha büyük bir alan madencilik faaliyetlerine açılmak üzere şirketlerin kullanımına sunuldu.
Bu alanların 166 bin 329 hektarı ise ormanlar, meralar, tarım alanları ve su havzaları gibi izin süreçlerine tabi, ekolojik açıdan kritik bölgelerden oluştu.
MAPEG’in ihale listeleri, madencilik baskısının yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmadığını da ortaya koydu. Kazdağları, Muğla, Ordu, Artvin, Rize, Bergama, Hatay ve Demre başta olmak üzere birçok kentte yeni ruhsat sahaları açıldı. Yıllardır madencilik faaliyetlerinin hedefinde olan bölgeler yeni ihalelerle yeniden şirketlerin radarına girdi.
Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından ruhsat dağıtımında da dikkat çekici bir hareketlilik yaşandı. Düzenlemenin hemen ardından ilk aylarda 40 ilde 104 maden arama ruhsatı verildi. Bunların 15’i altın madeni arama ruhsatı oldu. Sonraki aylarda ise MAPEG, 28 yeni maden sahasını daha ihaleye çıkardı. 40 bin 144 hektarlık alanı kapsayan bu ihalelerle, yaklaşık 57 bin futbol sahası büyüklüğündeki yeni bir coğrafya daha vahşi madenciliğe açıldı.
YAĞMANIN YENİ ADRESLERİ
Projeler, madencilik faaliyetlerinin ülkenin dört bir yanına yayıldığını da ortaya koydu.
Fındık üretiminin merkezlerinden Ordu Perşembe, altın madenciliğinin yeni hedeflerinden biri haline geldi. Proje için yapılan sondaj çalışmalarına yurttaşlar tepki gösterdi.
Son bir yılda harlanan direnişlerden bir başkası Giresun oldu. Tirebolu’ya bağlı Sekü köyünde AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün patronu olduğu Alagöz Madencilik’in yarattığı tahribata karşı köylüler nöbete başladı, haftalarca şirketin faaliyetlerine geçit vermedi.
Muş Varto’da 16 köyü etkileyecek jeotermal kaynak arama projesine karşı nöbette ise 83’üncü gün geride kaldı.
Madencilik baskısının en yoğun hissedildiği bölgelerden Kazdağları ise yeni projelerle bir kez daha gündemde. Maden tekellerinin ağzını sulandıran bölgede son olarak Fatsa’yı zehirleyen Bahar Madencilik’in kapasite artışı projesi için onay verildi.
DİRENİŞ DE BÜYÜDÜ
Yasanın ilk yılı yalnızca şirketlere verilen izinlerle değil, yükselen toplumsal itirazlarla da kayda geçti. Muğla Akbelen’den Kazdağlarına, Giresun’dan Ordu Perşembe’ye, Muş Varto’dan Kırşehir’e kadar birçok kentte köylüler, üreticiler, yaşam savunucuları, ekoloji örgütleri ve meslek odaları talan projelerine karşı bir araya geldi. Eylemler yapıldı, nöbetler tutuldu, davalar yürütüldü, bilirkişi keşifleri takip edildi.
***
Meclis'te kabul edildi: Cumhurbaşkanına bir yetki daha verildi
Meclis'te kabul edilen kanun teklifiyle KDV Kanunu'na geçici madde eklendi. Geçici maddeyle vergi istisnası getirilirken Cumhurbaşkanına da süreyi uzatma yetkisi verildi.
TBMM Genel Kurulunda, Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 6 maddesi daha kabul edildi.
Kabul edilen maddeler arasında yer alan maddelerden biriyle Cumhurbaşkanı'na bir yetki daha verildi.
KDV KANUNU'NA GEÇİCİ MADDE
Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu'na eklenen geçici madde ile 31 Aralık 2045'e kadar uygulanmak üzere, nükleer enerji santrallerinden elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için ön lisans ve/veya lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin inşaat işleri nedeniyle, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüklenilen ve takvim yılının 6 aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi, 6 aylık dönemleri izleyen 1 yıl içerisinde talep edilmesi halinde mükellefe iade edilecek.
31 Aralık 2045'e kadar uygulanmak üzere, nükleer enerji santrallerinden elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için ön lisans ve/veya lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında nükleer enerji santralleri yatırımlarına ilişkin yapılacak makine ve teçhizat teslimleri katma değer vergisinden müstesna olacak. Bu kapsamda yapılan teslimler nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilecek, indirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edilecek.
Yatırımın tamamlanmaması halinde zamanında alınmayan veya iade edilen vergiler yatırımcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecek. Bu vergiler ile vergi cezalarında zaman aşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlayacak.
SÜREYİ UZATABİLECEK
Cumhurbaşkanı, söz konusu süreleri 31 Aralık 2050'ye kadar uzatmaya, Hazine ve Maliye Bakanlığı da bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.
***
Yargıtay'dan emlak komisyonu kararı
İzmir'de emlak komisyonunu tahsil edemeyen bir emlakçı, önce Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurdu, başvurusu reddedilince icra takibi başlattı. Yargıtay, icra takibi yapılmış olmasının hakem heyeti başvurusuna engel oluşturmayacağına hükmederek ilk derece mahkemesinin kararını kanun yararına bozdu.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, emlak komisyonu alacağına ilişkin uyuşmazlıkta emsal niteliğinde bir karara imza attı. Daire, icra takibi başlatılmış olmasının Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuruya engel oluşturmayacağını belirterek ilk derece mahkemesinin kararını kanun yararına bozdu.
Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre uyuşmazlık, 2025 yılında İzmir'de satılan bir konut nedeniyle talep edilen 104 bin 250 liralık emlak komisyonundan kaynaklandı.
Komisyon ücretinin ödenmediğini ileri süren emlakçı, alacağını tahsil etmek amacıyla önce icra takibi başlattı. Borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine takip durdu. Emlakçı, itirazın iptali davası açmak yerine, talep ettiği bedelin 2025 yılı için Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru sınırının altında kalması nedeniyle bu kez hakem heyetine başvurdu.
Tüketici Hakem Heyeti başvuruyu reddetti. Bunun üzerine emlakçı, hakem heyeti kararının iptali istemiyle Tüketici Mahkemesi'ne başvurdu.
Konutu satın alan davalı ise emlakçının satışta herhangi bir aracılık hizmeti sunmadığını, hakem heyeti kararının hukuka uygun olduğunu ve satış sözleşmesinde satıcı olarak görünen kişinin taşınmazın maliki olmadığını belirterek sözleşmenin geçersiz olduğunu savundu.
ADALET BAKANLIĞI KANUN YARARINA TEMYİZE GİTTİ
İlk derece mahkemesinin kararının ardından Adalet Bakanlığı, kanun yararına temyiz yoluna başvurdu. Bakanlık, davacının hem İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki haklarını kullanabileceğini hem de Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabileceğini, bu iki hukuki yolun birbirine derdestlik oluşturmayacağını belirterek mahkemenin davanın esasını incelemesi gerektiğini savundu.
YARGITAY: DERDESTLİK OLUŞMAZ
Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, icra takibine yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali davası açılmadığını ve hakem heyetine başvurulduğu sırada aynı alacağa ilişkin görülmekte olan bir davanın bulunmadığını tespit etti. Kararda, icra takibi yapılmasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/4. maddesi uyarınca alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği, bu nedenle icra takibi ile Tüketici Hakem Heyeti başvurusunun birbirine derdestlik oluşturmayacağı vurgulandı. Yargıtay ayrıca, 2025 yılı itibarıyla 149 bin liranın altındaki uyuşmazlıklarda tüketicilerin hem İcra ve İflas Kanunu'ndan doğan haklarını kullanabileceklerini hem de Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabileceklerini belirtti. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davayı usulden reddetmek yerine işin esasını inceleyerek karar vermesi gerektiğine hükmeden Yargıtay, kararı kanun yararına bozdu.
***
Şimdi de savcıyı şikâyet ettiler -İsmail Arı-
Ezgi Apartmanı’nda 35 kişinin ölüme neden olmakla suçlanan Kervancıoğlu ve Pekel, davanın savcısını HSK’ye şikâyet etti. Haklarında 876’şar yıla kadar hapis cezası isteyen savcı için “Sosyal medya etkisinde” dediler.
Depremde yıkılan Ezgi Apartmanı’nda 35 kişinin ölümüne neden oldukları gerekçesiyle 876’şar yıla kadar hapisleri istenen tutuklu iş insanları Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel, davanın savcısını Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyet etti.
Kervancıoğlu ve Pekel, avukatları Ali Uçkaç aracılığıyla yaptığı şikâyette Kahramanmaraş 4.Ağır Ceza Mahkemesi’nin savcısı A.H.S.’ye yönelik “Cumhuriyet Savcısı tamamen sosyal medya etkisi ile hareket etmekte ve maddi hakikatları görmezden gelmektedir. Cumhuriyet Savcısı'nın üst hadden cezalandırma (müvekkiller hakkında olası kastla adam öldürme suçlaması ile ayrı ayrı 876 yıl mahkumiyet) talebiyle mütalaa verilmesinin hukuki taban ve dayanağının bulunamaması savcılık makamının kamuoyu baskısı altında kalarak hukuku ve dosyanın gerçekliğini gözardı ettiğini göstermektedir. Şikâyet olunan Kahramanmaraş Cumhuriyet Savcısı A.H.S. hakkında inceleme başlatılmasını talep ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.
700 GÜN SONRA YAKALANMIŞLARDI
Depremle yıkılan ve 35 kişiye mezar olan Ezgi Apartmanı’nda Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından bilirkişi raporu hazırlanmıştı. Raporda, binayı inşa eden müteahhit ve binanın giriş katında bulunan Kervan Pastanesi’ndeki tadilatı gerçekleştirenlerin yıkımda asli kusurlu oldukları belirtilmişti. Raporda Kervan Pastanesi perde duvarında havalandırma için delikler açıldığı, zemin kat ile asma kat arasında kolonun kesildiği, pastanenin servis asansörü için tabliyede statik ve mimari projede bulunmayan bir boşluk açıldığı anlatılmıştı.
KTÜ’nün raporu üzerine Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Alpedo Dondurma ile Kervan Pastanesi’nin sahipleri Kervancıoğlu ve Pekel’in, mevcutlu olarak savcılığa getirilmesi talimatı vermişti. Ancak haklarında “olası kastla öldürme ve yaralama” suçlarından 876 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle iddianame düzenlenen Kervancıoğlu ve Pekel kayıtlı adreslerinde bulunamamıştı. Kervancıoğlu ve Pekel, 700 gün sonra 14 Ağustos 2025’te Ankara’daki bir villada yakalanarak tutuklanmıştı.
***
Kıyafeti nedeniyle görevinden alınan valinin eşine sürpriz görev
Giydiği bisiklet taytı nedeniyle eleştirilen ve ardından Erdoğan görevden alınan eski Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli'nin eşi Esengül Korkmaz Çiçekli'nin İstanbul Vali Yardımcılığı'na getirildiği öne sürüldü.
Ardahan Valisi'yken giydiği bisiklet taytıyla gündem olan ve 18 Temmuz'da görevden alınan Mehmet Fatih Çiçekli'nin eşinin İstanbul'a atandığı iddia edildi.
İçişleri Bakanlığı, Vali Çiçekli'nin eşi olan ve Ardahan Vali Yardımcılığı görevinde bulunan Esengül Korkmaz Çiçekli için de harekete geçti.
VALİNİN EŞİNE İSTANBUL'DA YENİ GÖREV
Bürokrat eşlerin aynı şehirde görevlendirilmesine yönelik İçişleri Bakanlığı mevzuatına göre Mehmet Fatih Çiçekli'nin merkez teşkilatına çekilmesi, eşinin de görev yerinin değiştirilmesine neden oldu.
Sözcü'de yer alan habere göre eşi merkeze çekilen Ardahan Vali Yardımcısı Esengül Korkmaz Çiçekli'in bu durumun ardından İstanbul Vali Yardımcısı görevine atanmasına karar verildiği öne sürüldü. Çiçekli'nin atama kararının bu hafta içinde Resmi Gazete'de yayımlanacağı iddia edildi.
NE OLMUŞTU?
Profesyonel bisiklet kıyafeti giydiği görüntüleri nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) tartışmalara neden olmuştu.
Vali Çiçekli'nin giydiği bisiklet kıyafeti, CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp tarafından 'tayt' olarak tanımlanmış, bu kıyafetin bir valiye yakışmadığı iddia edilerek Çiçekli'nin görevinden alınması talep edilmişti.
***
Genelge kalktı harcama şahlandı: 438,6 milyon TL’lik etkinlik -Mustafa Bildircin-
Organizasyonlara kısıtlama getiren genelgenin yürürlükten kalkmasının ardından kamu adına gerçekleştirilen etkinliklere para saçıldığı tespit edildi. Genelgenin yürürlükte olduğu Ocak-Nisan 2026 döneminde 113 milyon TL olan kamunun organizasyon giderinin Mayıs-Haziran döneminde ise 438,6 milyon TL’ye fırladığı ortaya çıktı.
Kamuya AKP ile yerleşen, “İtibardan tasarruf olmaz” anlayışı kapsamındaki harcamaları frenlemek için yürürlüğe konulan genelgenin geçerlilik süresi doldu. Mayıs 2024’te yürürlüğe giren genelge, Mayıs 2026 itibarıyla rafa kaldırıldı. Genelgenin rafa kaldırılmasıyla kamu harcamalarının yeniden fahiş seviyelere tırmanmaması dikkati çekti.
17 Mayıs 2024 tarihinde yürürlüğe giren Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nde, kamu adına gerçekleştirilen toplantı ve organizasyonlara yönelik uyarılar da yer aldı. Genelgede, kamu kurum ve kuruluşlarının toplantı ve organizasyonlarının uzaktan erişim yöntemleriyle yapılması gerektiği kaydedildi. Genelgede ayrıca, yüz yüze yapılması zorunlu olan faaliyetler için ise kamu tesislerinin kullanılması gerektiği de vurgulandı.
FIRSAT BU FIRSAT
Genelgeye karşın kamunun toplantı ve organizasyon giderleri, Mayıs 2024 itibarıyla hemen her ay yüz milyonlarca lira seviyesinde gerçekleşti. Kamu, genelgenin yürürlükte olduğu Ocak-Nisan 2026 döneminde dahi 113 milyon 29 bin TL’lik toplantı ve organizasyon giderine imza attı. Ancak kamunun toplantı ve organizasyon giderinin, genelgenin yürürlük tarihinin dolması itibarıyla tırmanarak katlandığı görüldü. Veriler, “Genelgenin kalkmasını fırsat bildiler” yorumlarına yol açtı.
DÖRDE KATLANAN HARCAMA
Kamu harcamalarına yönelik mali verilere göre, kamu toplantı ve organizasyonlar için Mayıs ve Haziran aylarında, 438 milyon 634 bin TL’lik kaynak kullanıldı. Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nin yürürlükte olmadığı Mayıs ve Haziran aylarında kullanılan toplam kaynak, Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında kullanılan 113 milyon TL’lik kaynağı neredeyse dörde katladı.
***
BİRGÜN










Hiç yorum yok:
Yorum Gönder