Büyük savaş için toplanıyorlar -EVRENSEL MANŞET-

Bugün Ankara’da başlayacak NATO 36. Liderler Zirvesi öncesinde gerek yurt içinde adeta sıkıyönetime gidilmesi ve yüzlerce kişinin evleri basılarak tutuklanması, gerekse emperyalist sözcülerin açıklamaları, örgütün daha büyük bir savaş konseptine hazırlandığını gösteriyor. Saray iktidarı ayrıca Trump’la bugünkü görüşmeye büyük siyasal yatırım yapıyor.

***
NATO: Güvenlik değil saldırı örgütü -Mustafa Yalçıner-

Sonunda başladı! Başta Trump olmak üzere bir ikisi dışında dünyanın tüm iri kıyım emperyalist şefleri Ankara’da toplandı.

Alınan “güvenlik” önlemleri üzerine konuşmayan kalmadı. Önlemler sadece Ankaralının olsa neyse, Urfa’ya varıncaya kadar tabii ki tüm ülkede emekçilerle aydınların yaşamını karartıcı içerikli. Yol kapatmalar, duvar ve ev boyamalar, dikilen görüntü engelleyici pano duvarlar, “Kaşının üstünde gözün var” yaklaşımıyla “önleyici” gözaltı ve üstüne tutuklamalar… Evet, tümü güç gösterisi niyetine ve hoş görünme beklentisiyle.

Ancak, emperyalist zirveye ilişkin eleştiriler çoğu durumda ve ortalamasıyla önlem eleştirisi kolaycılığıyla sınırlandı. Gerçekte NATO’ya yönelik eleştirileri olmayıp tersine onu gerekli görenler “zirve”yi sadece bir iç politika sorununa dönüştürüp abartılı önlemleri eleştirme yolunu tuttu. NATO ve zirvesinin şüphe yok ki -silahlanma harcamalarında artış ve kontrgerilla türünden- iç politikayla ilgisi küçümsenir türden değil. Ancak bu ilginin alınan önlemleri abartılı bulmaya indirgenmesi yasak savma ve NATO yandaşlığını gizlemeye yönelik.

Üstelik çoğu durumda “Tabii ki önlem gerek”, “Kaç ülkenin başkan ve başbakanı geliyor, güvenlik önlemleri doğal” denerek önlemler, abartılması bir yana, olumlandı da. Oysa Trump’tan başlayarak, gelenlerin bizzat kendileri güvensizlik yayıcıları. “Güvenlik önlemleri” gerçekte onlardan gelecek saldırılara karşı gerekli.

Trump örneğin en azından bin kişilik bir ekiple geliyor. Haydi yüzü, toplantılarda Trump’ı bilgilendirip destekleyerek sufle edecekler olsun. Haydi iki yüzü bu nitelikli olsun. Geri kalan 800-900’ü zaten CIA, FBI, özel kuvvetler vb. mensubu “güvenlikçiler”! Havayı, karayı, suları “güvenliğe” boğacaklar! Öyle “güvenlikçiler” ki, vurdular mı deviren cinsinden. Aksiyon filmlerindeki gibi “dünyayı kurtarma” peşinde olanlar değil, ama ateşe verenlerden!

Sorun, gerçekte, “güvenlik” tartışmasının derinleştirilmesinden de anlaşılacağı gibi, NATO ve zirvesinin “güvensizliği” örgütlemesi ve bunu ilerletecek oluşu.

NATO ve toplanmakta olan zirvesini olumlamak amacıyla ileri sürülen bir argüman “Türkiye’nin güvenliği”ne katkısı. Türkiye’nin güvenliği NATO’ya kaldıysa vay halimize!

NATO’nun bugüne kadarki icraatları bundan sonrakiler hakkında ipucu vermekle kalmıyor, görmek isteyenleri yüksek sesle uyarıcı nitelikte. NATO Yugoslavya’yı bombalayarak yaktı yıktı ve geriye parça parça olmuş 7-8 ülke bıraktı. Afganistan’da sözde başta kadınlar olmak üzere ülkeyi Taliban’dan kurtaracaktı, yine yaktı yıktı ve ülkeyi yine Taliban’a terk edip çekip gitti. Libya’da bombalarıyla Kaddafi iktidarını devirdi, gözünü ülkenin petrollerine dikmişti, geride bölünmüş bir ülke ve hâlâ süren bir iç savaş bıraktı. En son İran’a saldırıya çağırdı Trump NATO’yu, ortakları bu saldırıya bulaşmada kendi açılarından yarar görmediklerinden gerçekleşmedi. Yoksa NATO İran üzerine de çullanacaktı!

Hangi “güvenlik”ten söz ediliyor?! NATO gezegene güvenlik değil saldırganlık ve yıkım götüren cehennem ateşinin örgütlenmesidir!

“Ama İran savaşı sürerken örneğin NATO Türkiye’ye yerden havaya savunma sistemi olarak Patriotları göndererek ülke savunmasına katkıda bulundu” deniyor. Suriye iç savaşı döneminde de göndermişti. Üstelik Trump F35’lerle Kaan’lara motor ithalatını serbest bırakacağını müjdelemedi mi, “yurt savunmasına katkı”nın bundan alası mı olur- deniyor!

Patriotlar, ülke savunması için değil, tersine Türkiye’yi savaşa bulaştırmak içindi!

Her ülkenin, şüphesiz Türkiye’nin de savunulması ihmal edilir gibi değildir. Ancak sorun, Türkiye’nin başına belaların nerelerden açıldığı ve kendisini kime/kimlere karşı savunma ihtiyacında olduğudur. Ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerini yağmalayan işbirlikçilerinin suç ortaklığıyla emperyalistlerdir. Türkiye halkının değerlerini ne Suriye ne de İran talan ediyor! Türkiye’yi örneğin Ortadoğu’ya egemen olmak için kendi saldırganlık ve savaşlarına alet etmeye çalışan ve emekçilerle emeklilere “Kaynak yok” derken ülke egemenlerini silahlanmaya devasa kaynaklar ayırmaya yönelten de en başta Trump ve ABD olmak üzere emperyalistler. Ülkenin tabii ki en başta onlara karşı savunulması gerek!

/././

NATO Zirvesi’yle açılan tehlikeli kapı: Suç yok, tutuklama var -Eylem Nazlıer-


NATO Zirvesi düzenlenen operasyonlarda işlenmiş bir suç değil, “ileride eylem yapılabileceği” varsayımıyla çok sayıda kişi tutuklandı. Hukukçular, "Bu anlayış kişi özgürlüğünü, kanunilik ilkesini ve hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırır" dedi.

***
NATO Zirvesi öncesi ev baskınlarıyla aralarında akademisyenlerin, gazetecilerin, siyasi parti temsilcileri ve sendikacıların da olduğu çok sayıda kişi tutuklandı. Tutuklamalar, işlenmiş bir suç değil, “ileride eylem yapılabileceği” varsayımıyla yapıldı. Bu durumu ceza hukukunda kişiyi değil, fiili cezalandırma anlayışının ters yüz edilmesi olarak değerlendiren hukukçular, bu anlayışın “önleyici tutuklama” adı altında iktidarın tehlikeli gördüğü kişileri hiçbir delile dayandırmadan tutuklayabilmesi anlamına geldiğini ifade etti.

"Çok tehlikeli bir eşik"
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Ömer Faruk Yazmacı, operasyonların toplumsal muhalefeti sindirmeyi hedeflediğini, gözaltı ve tutuklama süreçlerinde ağır hak ihlalleri yaşandığını dile getirdi. Tutuklamaların işlenmiş suça dayanmadığını, “önleyici” ya da “proaktif tutuklama” olarak yapıldığını dile getiren Yazmacı, şunları dile getirdi:

“Ceza hukuku kişiyi değil, fiili cezalandırır. Tutuklamayı ceza muhakemesi tedbiri olmaktan çıkarıp varsayıma dayalı bir özgürlükten yoksun bırakma aracına dönüştürür. Anayasa’nın güvence altına aldığı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından da son derece ağır bir sorundur. Bu dosyada karşımıza çıkan anlayış, hukuk devleti bakımından çok tehlikeli bir eşiğe işaret etmektedir. Eğer gerçekleşmemiş eylemler, belirsiz istihbari notlar ve geleceğe dönük varsayımlar tutuklama gerekçesi yapılırsa, artık ceza hukuku fiili değil kişiyi hedef almaya başlar. Bu da klasik anlamda ceza hukukundan uzaklaşıp, ‘tehlikeli görülen kişilerin’ özgürlüğünün peşinen kısıtlandığı bir anlayışa kapı aralar. Bizim 'proaktif' ya da 'önleyici tutuklama' dediğimiz şey tam olarak budur. Devletin, kişileri fiillerinden dolayı değil, potansiyel tehdit olarak gördüğü için özgürlüklerinden yoksun bırakmasıdır. Bu anlayış, masumiyet karinesini, kişi özgürlüğünü, kanunilik ilkesini ve hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırır. Bu yaklaşım toplumsal muhalefeti, gençleri, hak savunucularını ve politik kimliği olan insanları daha eylem gerçekleşmeden kriminalize etme tehlikesi taşımaktadır.”

"Dosyada gizlilik kararı var, dosya içeriğini bilmiyoruz"
5 Temmuz’da gözaltına alındı Akademisyen ve Yazar Doç. Dr. Sibel Özbudun ile Akademisyen Temel Demirer’in Avukatı Çağdaş Sezer, suçlamaların henüz kendilerine bildirilmediğini, soruşturmaya ilişkin kamuoyuna servis edilen bilgilerin “itibarsızlaştırma amacı taşıdığını” söyledi.

Henüz ifade işlemlerinin başlamadığını aktaran Sezer, “İfadeleri henüz alınmadığı için şu aşamada ancak tahminde bulunabiliyoruz. Ancak bir örgüt suçlaması yöneltileceğini tahmin ediyoruz” diye konuştu. Müvekkilleriyle görüştüğünü belirten Sezer, Özbudun ve Demirer’in sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi.

Hem hukuki hem de siyasi açıdan gözaltıların NATO süreciyle bağlantılı olduğunu dile getiren Sezer, “Dosyada gizlilik kararı olduğu için avukatlar olarak dosyaya erişemiyoruz. Buna rağmen dosyanın içeriğine ilişkin bazı bilgilerin basına servis edilmesi kabul edilemez. Avukatların dahi ulaşamadığı bilgilerin kamuoyuna sızdırılması, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine hizmet etmediği gibi, gözaltındaki kişiler hakkında bir itibarsızlaştırma amacı taşıdığı izlenimini yaratıyor” dedi.

"Amaç olası NATO protestolarını engellemek"

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Üyesi Çiğdem Akbulut, İstanbul’da gözaltında bulunan kişi sayısının 40 olduğunu, toplam dosya kapsamında ise 42 kişi hakkında işlem yapıldığını söyledi.

Türkiye genelindeki gözaltı sayısına ilişkin henüz net bir tablo oluşmadığını ifade eden Akbulut, gözaltıların tamamının “örgüt üyeliği” iddiasıyla gerekçelendirildiğini belirtti.

Savcılığın kamuoyuna yaptığı açıklamalarda "çeşitli materyallerin ele geçirildiğini" duyurduğunu hatırlatan Akbulut, “Bugüne kadar katıldığımız ifadelerin hiçbirinde buna ilişkin somut bir delil görmedik” dedi.

Operasyonların NATO Zirvesi öncesine denk gelmesinin tesadüf olmadığını dile getiren Akbulut, soruşturmalarda müvekkillerine NATO karşıtı yayınlar ve açıklamalarla ilgili sorular yöneltildiğini söyledi.


***
Meşruiyet ithalatında ikinci perde: Trump’lı NATO zirvesinin gündeminde neler var? -Okan Evrim-

Emperyalist savaş örgütü NATO’nun, Saray iktidarının ev sahipliğinde 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek 36’ncı zirvesi, ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘meşruiyet verme’ sürecinde de yeni bir evreye işaret ediyor.
***
Siyasi iktidarın yurt genelinde adeta olağanüstü hal ilan edip eylem yasakları, operasyonlar, gözaltılar ve tutuklamalar sonucu ‘dikensiz gül bahçesi’ oluşturma çabasıyla hazırlandığı NATO Zirvesi başlıyor.

‘Zengin görücü geliyor’ telaşıyla başkente pahalı bir makyaj yapan, ABD Başkanı Donald Trump’ın uçağı inecek diye pist genişleten, sokak köpeklerini toplatıp polislerin atlarına ‘fön çektiren’, taksicinin kıyafetinden esnafın vitrinine kadar en küçük ayrıntıya dahi önem veren iktidar, emperyalistlerin ayaklarına kırmızı halı sermek için yoğun çaba ve en az 11,5 milyar lira harcadı.

Zirvenin ‘yıldızı’ Trump
Yeni paylaşım pazarlıklarının ve savaş planlarının yapıldığı NATO zirvelerinin 36'ncısına 32 ülkenin devlet başkanı, dışişleri ve savunma bakanları katılacak. Hem Saray iktidarı hem de dönem dönem eleştirdiği İttifakın diğer üyeleri açısından bunlardan en önemlisi ABD Başkanı Trump.

Tepkilere rağmen NATO humması: Trump'ın konvoyu Ankara sokaklarına askeri sevkiyatla getirildi

Ziyaret öncesi ABD’nin bağımsızlığının 250’nci yılı olan 4 Temmuz dolayısıyla İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Ankara’da ise Türk Telekom binası ABD bayrağı renkleriyle aydınlatılarak Trump'a bir ‘jest’ de yapılmıştı. Trump’ın bugün Türkiye'ye gelen makam arabaları ise medyaya “canavar” olarak reklam edildi. Zirve şerefine üzerinde NATO amblemi yer alan madeni 5 liralar basıldı.

Zirve öncesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Trump ile defalarca telefonda görüşmüş ve kendisini ısrarla zirveye davet etmişti. Trump da zirve öncesi ‘Erdoğan istediği için’ geleceğini belirterek, Türkiye’nin İran savaşına dahil olmamasından memnuniyetini dile getirmişti: “Erdoğan benim dostum ve savaşın dışında kaldı. Dahil olabilecek en güçlü adaylardan biriydi. Hatta belki de İran'ın tarafında yer alabilirdi. Bildiğiniz gibi İsrail’in hayranı değil.”

Son görüşmede ‘meşruiyet’ pahalıya patlamıştı

Trump, 17 yıl aradan sonra Türkiye’ye gelen ilk ABD Başkanı olacak. Ankara’da son olarak nisan 2009’da Barrack Obama ağırlanmıştı. Erdoğan ve Trump ise en son 25 Eylül 2025’te Beyaz Saray’da yüz yüze görüşmüştü.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve ‘Ortadoğu Valisi’ Tom Barrack, bu görüşmeye dair “Trump, Erdoğan’a ihtiyacı olan meşruiyeti verecek” demişti.

2 saat 20 dakikalık görüşmede Erdoğan’ı sandalyesini çekerek nezaketle masaya oturtan Trump, Türkiye’ye fahiş fiyata sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve 225 adet Boeing yolcu uçağı satmıştı. Öte yandan Erdoğan, prototip yerli savaş uçağı KAAN için ihtiyaç duyulan motorları, F-35 ve F-16’ları çok istemesine rağmen alamamıştı.

BOTAŞ’ın Mercuria şirketi aracılığıyla 20 yıl boyunca yaklaşık ABD’den 70 milyar metreküp LNG tedarik etmesini öngören anlaşma kapsamında Türkiye mayısa kadar 5 ayda ABD’den 305,5 milyar fit küp gaz ithal etti. Buna 2 milyar 667 milyon dolar ödeme yapıldı. Aynı miktardaki LNG, örneğin Katar’dan alsaydı 1,2 milyar dolar daha az ödeme yapılacaktı.

Devlet töreniyle karşılanacak
Trump salı günü öğleden sonra Ankara’ya gelecek ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından devlet töreniyle karşılanacak. Saraydaki karşılama ve Şeref Kıtası geçit töreninin ardından saat 15.00’te ikili görüşmeye geçilecek. Görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılması bekleniyor.

Trump'ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye’deki cihatçı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) yönetiminin lideri Ebu Muhammed el Colani (Ahmed Şara) ile de bir araya geleceği bildirildi.

Masadaki başlıklar
Trump görüşmesi, ana muhalefet partisi CHP'nin yönetiminin operasyonlar ve yargı kararlarıyla değiştirildiği, muhalif belediye başkanlarının ve seçilmişlerin cezaevinde tutulduğu, rakip cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun hapsedildiği cezaevinin kampüsünde bir davadan diğerine koştuğu bir dönemde gerçekleşecek. Basın toplantısında Trump’a bu konuda soru yöneltmesi muhtemel gazeteciler, zirveye akredite edilmedi, bazıları operasyonlarda gözaltına alındı. Yabancı basın ise zirve öncesi İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile ziyafette buluştu.

Trump, ziyareti öncesi “Muhtemelen Türkiye’yi mutlu edecek bir şey yapacağım” diyerek, 700 milyon dolarlık jet motoru satışını Kongreye bildirmişti. Bu kapsamda görüşmede CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, Türkiye’nin F-35 programına yeniden alınması, KAAN için motor satışı ve yeni silah projeleri gündeme gelecek.

Görüşmenin diğer başlığı ise iki ülke arasında 100 milyar dolar ticaret hedefi doğrultusunda yeni iş birliği adımlarının atılması olacak. Zirvede enerji alanında da yeni anlaşmaların görüşülmesi bekleniyor. Suriye ve Gazze’nin inşasında ve yeni yönetiminde iş birliği, Rusya-Ukrayna müzakereleri, İran-ABD görüşmeleri ve Gülen Cemaatinin ABD’deki faaliyetleri de gündemdeki başlıklar arasında. İktidara yakın medya, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ‘FETÖ mensuplarının Türkiye’ye iade dosyalarını yeniden hazırladığını’ aktardı.

Savunma sanayisi vitrinde
NATO’nun açıkladığı zirve programına göre, ATO Congresium’da salı günü saat 10.00’da Savunma Sanayii Forumu düzenlenecek. Zirvenin ana gündemlerinden birisi üyelerin savaş harcamalarını ‘yüzde 5’ hedefine yükseltmesi. Bu konuda NATO’nun askeri şefi Cavo Dragone tarafından örnek gösterilen Saray iktidarı da zirveyi, savunma sanayisini pazarlamak ve Avrupa silah pazarından pay almak için fırsat olarak görüyor. Erdoğan, Avrupa’daki ortak silah projelerinde yer alma hedefini geçen hafta NATO parlamenterlerini ağırladığı Dolmabahçe’de “Türkiye’nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin desteğini bekliyoruz” sözleriyle açıklamıştı.

Zirve programı

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, saat 12.45’te zirvenin açılış konuşmalarını yapacak. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy de forum kapsamında saat 14.00’te kısa bir konuşma yapacak.

Aralarında Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin bulunduğu ‘İstanbul İşbirliği Girişimi’ ortaklarıyla Dışişleri Bakanlarının görüşmeleri saat 17.00'de yapılacak. Milli Savunma Bakanlığının Ay Yıldız Karargahı’nda saat 17.30’da Savunma Bakanları onuruna resepsiyon verilecek.

Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Sarayda saat 18.30’da ülkelerin liderleri ve eşlerinin katılacağı resmi akşam yemeği düzenlenecek. NATO-Ukrayna Dışişleri Bakanları düzeyinde saat 19.45'te düzenlenecek çalışma yemeğine Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas da katılacak. Gün, saat 20.15'te NATO'nun Asya-Pasifik ortaklarından Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore Savunma Bakanlarının davet edildiği Savunma Bakanları düzeyindeki çalışma yemeği ile sona erecek.

Çarşamba günü program, saat 08.00’de Rutte ve 08.15’te Devlet ve Hükümet Başkanlarının ayaküstü gazetecilere yapacağı açıklamalarla başlayacak. Liderler için Rutte ve Erdoğan tarafından resmi karşılama töreni saat 10.45’te düzenlenecek. Saat 11.00’deki aile fotoğrafı çekiminin ardından, saat 11.15’te ana toplantı başlayacak. Saat 15.00’te Rutte’nin düzenleyeceği basın toplantısının ardından liderlerin de basın toplantıları düzenlemesi bekleniyor.


https://www.evrensel.net/haber/5991262/ankara-daki-zirve-oncesi-nato-ve-ab-liderlerinden-savas-hazirligi-itirafi-silah-tekellerine-daha-fazla-kaynak-aktarilmali
***
EVRENSEL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

T-24 "Köşebaşı + Gündem" -7 Temmuz 2026-

AKP’ye geçen Özlem Çerçioğlu nasıl korumaya alındı?-Tolga Şardan-  CHP’liyken hakkında adli süreç başlatılan Çerçioğlu’nun akabinde AKP’ye g...