‘Milli eğitim’in iflası -EVRENSEL MANŞET-

2026 yılı LGS sınavı ile YKS sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo, yıllardır başta sermayenin ihtiyaçları olmak üzere dini ve siyasi saiklerle de yazboz tahtasına çevrilen ‘milli eğitim’in çöküşünü gözler önüne seriyor. Hem orta okulda hem de lisede yüz binlerce çocuk eğitimden kopmuş durumda. Ezici çoğunluk ise soruların yarısını bile yanıtlayamıyor.

/././
* LGS’ye girmeyen öğrenci sayısı: 342 bin 123 iken Oranı: Yüzde 25.6
* YKS’ye girmeyen öğrenci sayısı: 524 bin 145 Oranı: Yüzde 39.9
* Ne eğitimde ne de istihdamda olan genç sayısı: 6 milyon 762 bin

/././
Kant ve Canetti: LGS, YKS, sınavlarda kayıp ve sınavların kaybettirdikleri -Adnan Gümüş-

Tüm toplum, butlana/AKP’nin CHP’ye yaptıklarına, paranın parasızlığın ne yaptığına kilitlenmiş durumda da sınavlar çocuklara ne yapıyor acaba, dahası bu yaşananlarla da arasındaki bağlar nedir acaba, tüm bunlar anne babanın ve ilgili çocuğun sorunuymuş gibi arada kaynayıp gidiyor.

Burada çocukların akademik başarı başarısızlıklarından önce bu geçiş sınavlarının, “munerus clauses”ın ne anlam geldiği çok daha önemli bir konudur. Önce LGS ve YKS sonuçlarımdan kısa bir bilgi verelim, sonra sınavın anlamına geçelim.

LGS’de çağ nüfusunun 342 bini yok, kayıp

2026 yılı liselere geçiş sistemi (LGS) kapsamında gerçekleştirilen “sınavla öğrenci alacak ortaöğretim kurumlarına ilişkin merkezi sınava bu yıl 8’inci sınıf düzeyinde toplam 1 milyon 22 bin 658 öğrenci başvurmuş, bunlardan da 994 bin 358’i sınava girmiş. Türkiye’de ikamet eden çağ nüfus (13 yaş nüfusu) 1 milyon 293 bin 209. Geçici koruma nüfustan gösterilmiyor, 5-17 yaş grubunda 779 bin 897 çocuk var, 13 yaş grubuna 43 bin 272 kişi düşüyor. Böylece çağ nüfusu toplamı 1 milyon 336 bin 481 kişi olarak öngörülebilir.

LGS’ye 342 bin 123 çocuk girmemiş, bu çocukların bir kısmı tümden okuldan kopmuş bir kısmı da sınava girmemiş bulunuyor. Her iki sonuç da çağ nüfusunun yüzde 25.6’sının eğitim öğretimle bağının zayıfladığını veya tümden koptuğunu gösteriyor. Bakanlığın hem sınav ayrıntılarını hem de daha önemlisi sınava girmeyen bu çocukların nerede olduğunu açıklaması gerekiyor.

YKS’de hem 524 bin kayıp hem büyük başarısızlık

Yükseköğretim kurumları sınavında (YKS) durum daha vahimleşiyor. 17 yaş çağ nüfusunun 524 bin 145’i sınava girmemiş bulunuyor. Geçici korumalı olanlar da buna dahil değil.

Akademik başarısızlık: Lise sonda yüzde 82, çağ nüfusunda yüzde 88

YKS ayrıca çok büyük bir başarısızlığı gösteriyor. TYT tüm alanlar için ortak ve zorunlu. TYT sonuçlarını dikkate alırsak; sınava giren 788 bin öğrencinin doğru yanıt ortalamaları Türkçe ve sosyal bilimlerde yarı yarıya, matematikte yüzde 17, fen bilimlerinde yüzde 21.5 oranında yanıtlanabilmiş.

TYT’de toplam sorunun yüzde 35’i yanıtlanabilmiş.

Ancak daha önemli bir veri olarak, bu ortalamanın da sınava giren büyük grup tarafından tutturulamadığı görülüyor.

Sınava girenlerin 67 bin 87’si ekside kalmış, puanları bile hesaplanamamış.

Puanlar 100 ile 500 arası değişiyor. Kabaca soruların yüzde 75’ini yanıtlayabilmek TYT’de 400 ham puana, yüzde 50’sini yanıtlayabilmek 300 puana karşılık gelmektedir.

Eğer ortaöğretimden iyi bir başarı bekleniyorsa mezunlarının yüzde 75’ini yanıtlaması bir ölçü olabilir, asgari olarak da en azından yarsısını yanıtlayabilmek bir ölçü olabilir.

Sınava girenlerin ancak yüzde 2.99’u soruların yüzde 75’ini yanıtlayabilmiş bulunuyor. Yarısını yanıtlayabilenler de yüzde 18.54.

Bunlar da sınava girenler.

Sınava girmeyenlerle toplam çağ nüfusu üzerinden düşünülerse çağ nüfusunun yüzde 12-13’ü sınav sorularının yarısını yanıtlayabiliyor demektir.

MEB’in başarısı: Yüzde 12-18 Arası
Bu sınav sonuçlarını farklı bir şekilde yorumlarsak MEB amaçladığı başarıyı sadece toplam nüfusun yüzde 12-18’i için sağlayabiliyor demektir.

Kant ve Canetti: Ahlaken, kişilik ve toplum oluşumu bakımından sınav ne anlama geliyor
Sınavlarda çocuklar ne hissediyor dersiniz? Hemen hepsi büyük bir burukluk, öz saygı kaybı, küçülme, ezim hissediyor maalesef.

En büyük sorun akademik başarının da ötesinde böyle bir sınav sisteminin olmasında bulunuyor. Bu durum çocuğun ve toplumun gelişimini dışsal ölçülere, akademik başarıya, heteromiye indirgiyor, yani kim ne olduğun önemli değil, kaç soru çözebildiğin ve alacağın diplomanın piyasadaki fiyatı önemli.

Kişiliğin, iyi bir insan olmanın karşılığı yok maalesef. Ölçüsü de birilerinin belirlediği yarıştaki rekabetteki derecen. Derecenin de ilk birkaç sıraya girememişsen hiçbir anlamı yok.

Kant’ın diliyle otonomi/özgürlük/kişilik/ahlak değil heteronomi, bir şeye göre değerin neyse osun.

Canetti, bir şeyin kurumsallaşması ile bir karşıtına dönüşme, saflık kaybı başladığı iddiasında.

Doğayı, canlıyı, bireyi, toplumu insanın insanlığı ezmeyecek eğitim, böyle bir toplum olabilme dileğiyle.

İlk adımı bu tür sınavları kaldırmakla başlayacak.

/././

Evrensel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

EVRENSEL "Köşebaşı + Gündem" -24 Temmuz 2026-

  Ünlü peynir markasında bakteri alarmı: Ürünler toplatıldı. Tahsildaroğlu’nun 400 gramlık Klasik Kırık Beyaz Peynir ürününde listeria bakte...