YENİ Parti yönetimine iki soru -Zülal Kalkandelen-
Doruk Madencilik işçilerine verilen sözler tutulmadı, işçiler haklarını almak için yine eylemde.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yalnızca PKK terör örgütüne özel olarak af paketinin yolda olduğunu açıkladı.
Eski AKP milletvekili Mehmet Metiner, Rudaw TV’ye çıkıp, “Devletimiz ile Öcalan arasında süreçle alakalı bir sorun yok. Meclis’e sunulacak ilk yasa tasarısı, Öcalan’ın da onayladığı bir yasa tasarısıdır. Devamı gelecek” dedi.
İstanbul Valiliği, 39 ilçe kaymakamlığına gönderdiği yazıyla okullarda mescit açılması talimatını verdi.
Böylesine can yakıcı sorunlarla boğuşuyor ülke. Ama neredeyse medyanın tümü günlerdir sabah akşam konuyu iyice magazinleştirerek CHP üyelik törenindeki figüran rezaletini konuşuyor.
Şansa inansam bu kadar şanslı bir iktidar bulunmaz diyeceğim... Düşünsenize yıllardır mitinglerine, etkinliklerine parayla insan taşıyan iktidar nasıl eğleniyordur şimdi!
HALKIN NET OLARAK BİLMESİ GEREKEN KONULAR
Özgür Özel ve ekibinin kurduğu YENİ Parti’nin programında federalizmin yolunu açacak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın TAM OLARAK uygulanacağı açıklandı. Yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğinin güçlendirileceği belirtilerek özerkliğin diğer adı olan “yerinden yönetim” ifadesi yer aldı. Etnik kimliklerin anayasaya sokulması için Öcalan tarafından yıllar önce gündeme getirilen “eşit yurttaşlık” ifadesi kullanıldı.
Özel genel başkan olduktan sonra konuşmalarında “eşit yurttaşlık” çok sık geçtiği için, 26 Kasım 2023’te bu köşede bir soru sormuştum:
“Eşit yurttaşlık” ile hedeflenen, bazılarının iddia ettiği gibi, anayasada vatandaşlığı “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” şeklinde tanımlayan 66. madde midir?
Bu soruya üç yıldır yanıt gelmedi.
‘EŞİT YURTTAŞLIK’ İLE YARATILAN ALGI OYUNU
Sakın yanlış anlaşılmasın; ben sosyalist bir dünya görüşünü desteklediğim için sınıfsal temeldeki eşitsizliğe karşıyım. Fakat kapitalist siyasette sürekli kullanılan “eşit yurttaşlık” ifadesi onu kastetmiyor; çünkü emekçilerin sömürüldüğü kapitalist sistem tamamen eşitsizlik üzerine kuruludur zaten...
Yurttaşlık eşitlik üzerine kurulu bir kavramken “eşit yurttaşlık” ile kastedilen, yurttaşlığı kimlikçi bir temelde etnik köken ve mezhep özelinde tanımlamaktır. “Eşitlik” sözcüğü ile bir algı oyunu yapılıyor.
2023’teki soruyu sormamın nedeni, anayasanın 10. maddesinde açıkça “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” yazması...
Yurttaşların kimlik temelinde eşitliği hukuken kabul edilmiştir ama uygulamada bazı sorunlar yaşandığı da doğrudur. Yasa özüne uygun olarak uygulanırsa, o sorunların olmaması gerekir. Yasa değişikliğiyle vatandaşlık tanımının etnik kökene dayandırılması ise bambaşka bir konudur.
Halkın YENİ Parti’nin bu konudaki tavrını şimdiden bilmesi gerekir.
YEREL YÖNETİM VE ÖZERKLİK MESELESİ
Üzerinde durulması gereken bir diğer konu, YENİ Parti programında Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın tam olarak uygulanacağının belirtilmesidir.
Türkiye’de o şart, 1988’de imzaladı, 9 Aralık 1992’de TBMM’de kabul edildi. Fakat Türkiye, bu şartla ilgili olarak “ulusal bütünlüğün zedelenmesi konusundaki hassasiyetler” nedeniyle idari yapılanma, yetki devri, merkezi idare denetimi ve mali kaynaklara ilişkin bazı maddelerin fıkralarına çekince (şerh) koydu.
Bu çekincelerin kaldırılmasını, 2011’de Hakkâri mitinginde Kılıçdaroğlu dile getirmiş ve 2014 CHP kurultayında tekrarlamıştı. Şimdi YENİ Parti kuruluşunun başında açıkça sormamız gerekiyor ki seçmen doğru bilgilensin:
YENİ Parti’nin programında Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın tam olarak uygulanacağının belirtilmesi, bu çekincelerin kaldırılması anlamına mı geliyor?
Ayrıca 26 Kasım 2023’te sorduğum “eşit yurttaşlık” ile ilgili soruya da yanıt bekliyorum.
/././
YENİ Parti ve CHP -Öztin Akgüç-
YENİ Parti, CHP’de kalıp butlancı, işgalci, fırsatçı -nasıl tanımlarsanız tanımlayın grupla mücadele etmenin alternatifi olmazlığı değil mücadelenin tamamlayıcısıdır.
Anketlerde, tartışmalarda YENİ Parti ve CHP içinde mücadele ayrı seçenekler olarak yer alıyor. Ancak birbirini dışlayan, istatiksel olarak (mutually exclusive) alternatifler değildir.
CHP içinde mücadelenin başarılı olabilmesi, CHP’nin Kılıçdaroğlu ve yandaşlarından arınması için YENİ Parti vazgeçilmez önkoşuldur. YENİ Parti’nin başarısı, sonuçta CHP’yi arınmış olarak canlandıracaktır.
CHP içinde kalıp yarışmak ilk bakışta yerinde gibi görülebilir. Butlancı yönetim sinsi, ikiyüzlüdür. Daha şimdiden 52 il başkanını değiştirmiş, sayısız ihraç yapmıştır. Olağan bir kurultaya kadar merkez gereken sayıda delege ayarlaması da yapacaktır.
Tüm başarısızlığına karşın CHP’ye katkısı olmayan fırsatçı Kılıçdaroğlu, 13 yıl parti başkanı olarak nasıl kalmış, kendini cumhurbaşkanı adayı gösterilmesini sağlamıştır? Özür dilerim; ayak oyunlarıyla, ödün vererek karşılıkçı çıkar, aldatıcı davranışlarla... Kılıçdaroğlu yönetiminde partinin seçimde başarı olasılığı yoktur. Zaten amaç da CHP’nin başarılı olması değil, Erdoğan’ın seçimi kazanması, Cumhur İttifakı düzeninin sürmesidir. Kılıçdaroğlu araçtır.
Seçimin YENİ Parti tarafından kazanılmasıyla CHP içindeki mücadele de kazanılacaktır. Butlan ekibi halkoyuyla tasfiye edilmiş olacaktır. CHP içindeki mücadele ancak bu yolla kazanılabileceğinden YENİ Parti, CHP içinde kalıp mücadele etmenin alternatif değil, CHP içindeki mücadelenin de kazanılması aracıdır. Başarıyla parti, Kılıçdaroğlu ve butlan ekibinden arınarak CHP’nin varlığını sürdürmesini sağlayacaktır.
CHP tabanı seçici, irdeleyicidir. Dededen babadan deyip oya damga basmaz, oy vermez. Nitekim CHP’nin oyu, 1957 ve 1977 seçimlerinde yüzde 40’ı aşarken Baykal döneminde 1999 genel seçiminde baraj altı kalmış; Kılıçdaroğlu döneminde de yüzde 25 tavanını aşmamıştır. CHP’nin 1950-80 dönemi oy ortalaması yüzde 35’tir. Kılıçdaroğlu’ndan kurtulduğunda oy oranı 2024 yerel seçiminde de hemen bu düzeyi bulmuştur. Geçmişte Kılıçdaroğlu’na alternatifsizlikten oy verilmiştir.
Yeni diye nitelendirilen bence gerçek CHP’yi temsil edecek olan partinin oy oranı muhalefet anlayışıyla yüzde 35’i aşabilir. Partinin omurgasını CHP oluşturacaktır. Ayrıca Kılıçdaroğlu nedeniyle CHP’ye oy vermeyen bir kitle, Cumhur İttifakı’ndan kopmuş, arayış içinde olan seçmenlerin, kararsız, beklentisi olanların da katkısıyla oy oranı anketlerin gösterdiği yüzde 35 düzeyini de aşabilir.
Kılıçdaroğlu, butlancı grubun oy oranı anketlerde yüzde 5 dolayında görülmektedir. Seçim sürecine girildikçe bu oranın yüzde bir buçuğa düşeceği beklenebilir.
Genelleme yapmadan ailem; dededen, babadan CHP’li çevrem kısmi örnek olarak verilebilir. CHP mecazi anlamda değil, gerçekten baba ocağımızdır. Dayım Saffet Arıkan partinin kurucularından ve ilk genel sekreterlerindendir. Babam Prof. Dr. Atıf Akgüç de dönem dönem partinin yönetiminde görev almış, Atatürk ve İnönü dönemlerinde vekillik yapmıştır. 1980 öncesi aileden belediye başkanı, kurucu meclis üyesi olarak partinin kurullarında görev yapmış kişiler bulunmaktadır. Ben, 1957 yılından beri CHP’ye oy veririm ve CHP üyesiyim. İnönü ve Ecevit dönemlerinde CHP’nin arka mutfağında diyelim, akademisyen ve bürokratların da katıldığı çalışma gruplarında zaman zaman görev aldım. Ancak partide aktif bir görevim olmadı. “Kişi noksanı bilmek gibi irfan olmaz.” CHP’den ayrılmam söz konusu olamaz. CHP’nin butlancı, işgalci gruptan arınmasını bekler, kurtuluşu savunurum.
Yandaş medyada butlancıların iftiralarını dinleyip izledikçe Köroğlu çağrışım yapıyor: “‘Muhannet (korkak) başına dar ola/ Bir adamda namus gayret ola.”
/././
Bir ‘müstehcen’ tutuklama -Barış Pehlivan-
Tarih: 20 Temmuz.
Akit gazetesinin birinci sayfasında “Tesettür etkileşim saldırısı altında” başlıklı bir içerik vardı. Spotunda şöyle yazıyordu: “Son dönemde sosyal medya platformlarında sayıları artan ve kendilerine ‘fenomen’ diyen sözde başörtülüler, etkileşim uğruna yaptıkları paylaşımlarla İslamın emri tesettüre zarar vermeye başladı.”
İçerikte isim yoktu ama kullanılan fotoğrafta hedef belliydi: Fatma Soydaş.
22 yaşındaki Soydaş, sosyal medya için ürettiği içeriklerden dolayı “tesettürlü fenomen” olarak adlandırılıyordu. Gördüğü ilginin sonunda Akit’in yaptığı bu “haber”, yargının işleyişini bilenler için “Buraya kadar” demekti. Öyle de oldu.
Bir gün sonra, İstanbul’da yaşayan Fatma Soydaş için nedense Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Açılan soruşturmada yöneltilen suç “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama” iddiasıydı. Aynı gün Fatma Soydaş için gözaltı, evinde arama, sosyal medya hesaplarına erişim engeli kararları verildi. Akit bu kez “son dakika” diyerek haberi duyurdu: “Akit yazdı, başsavcılık hareket geçti!” Yargı mekanizması işliyordu.
Tahmin ediyorum, yapılan suçlamanın üst sınırının bile bir yıl hapis olmasının tutuklama için yetersiz kalacağı düşünüldü ki ek bir suçlama daha getirildi: “Müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek!”
Peki, neydi o öne sürülen müstehcen yayınlar? Fatma Soydaş ne yapmıştı da böyle bir suçlama ile karşı karşıya kalmıştı?
Yanıt için dosyaya bakıyorum. Savcılık, Fatma Soydaş’ın “İslam dinini temsil eden yaşam tarzını benimsediği yönünde algı oluşturmasına karşı”, “cinsel çağrışım yapan videolar çektiği ve İslam dinine ait sembolleri, toplumun hassasiyetlerine aykırı biçimde kullandığı” iddiasındaydı.
Fatma Soydaş ise şöyle diyordu: “Benim yüzüm kullanılarak yapay zekâ ile videolar üretiliyor ve bu videolardan para kazanılıyor. Bu konuyla ilgili birçok kez Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunduk. Ben sosyal medya hesaplarımda herhangi bir müstehcen yayın yapmadım.”
Tam da burada savcılığın tutuklamaya sevk yazısındaki şu satırlar geliyor karşıma:
“(Fatma Soydaş’ın) yine sosyal medyada ‘Zebani’ olarak tanınan kişi ile öpüşürken fotoğraflarının yayınlandığı, her ne kadar şüpheli savunmasında bunların yapay zekâ ile üretildiği yönünde beyanda bulunmuş ise de söz konusu tarafların buluşmalarına dair video içeriklerinin de sosyal medyaya yansıdığı, şüphelinin vücudunu teşhir ettiği havuzdan çıkışına ilişkin sahnelerin de sosyal medyaya yansıdığı...”
Garipliğin farkında mısınız?
Savcı demek istiyordu ki... Ey Fatma Soydaş, öpüşme yapay zekâ olsa da sen o erkekle buluşmuşsun! Hem ayrıca tesettürlü olmana rağmen, elbisenle havuzdan çıkış anını yayınlamışsın! Tamam, üstün tamamen kapalı olabilir ama vücuduna yapışmış o kumaş!
Sahi, neyi konuştuğumuzun farkında mısınız?
Sonuç malum; soruşturmanın başındaki “dini değerleri aşağılama” suçu düştü ve 22 yaşındaki kadın “müstehcen yayınlardan” tutuklandı. Şimdi Silivri’de.
‘BEN MAĞDURUM’ DİYEN SUÇ DUYURUSU
Ve daha da çarpıcısı ne biliyor musunuz?
Gerçekten de Fatma Soydaş’ın yüzünü kullanarak, onu dekolteli ve aslında yapmadığı erotik dansları yapay zekâ aracılığıyla yayınlayıp para kazanan sosyal medya hesapları var. Ve gerçekten de Soydaş gözaltına alınmadan çok önce bu hesaplar hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Daha da ilginci... Avukatlar, 15 Haziran tarihli bir suç duyurusunda, Soydaş’ın yüzünü yapay zekâ videolarında kullandığını öne sürdükleri bir hesap hakkında şikâyette bulunurken bakın ne diyorlar:
“Müvekkilin kendi iradesi dışında cinsel bir nesne gibi sunulması ve bu şekilde kamuoyu nezdinde teşhir edilmesi, yalnızca özel hayatın ve kişilik haklarının ihlali sonucunu doğurmamakta; aynı zamanda müstehcenlik kapsamında değerlendirilmesi gereken bir fiil olarak da karşımıza çıkmaktadır. Nitekim yapılan paylaşımlar, müvekkilin dini ve manevi değerleriyle bağdaşmayan bir algı yaratmayı amaçlamış, müvekkili toplum nazarında küçük düşürücü ve itibarsızlaştırıcı sonuçlar doğurmuştur.”
Evet, Fatma Soydaş suçlandığı maddelerin birebir aynısını, aslında tutuklanmadan yaklaşık bir ay önce kendisine ait olmayan yapay zekâ videoları üreten hesap için yöneltmiş. Bugün bakıyorum, o hesap da o videolar da açık, yeni içerikler üretmeye de devam ediyor. Ancak Fatma Soydaş o videolar gerekçe gösterilerek bugün tutuklu ve aslında müstehcen olmayan içeriklerin yer aldığı sosyal medyası erişime kapalı.
Şu soru ise uzak diyarlardan yanıt bekliyor: Tüm videolar gerçek ve Fatma Soydaş’a ait olsaydı dahi, tutuklanması hukukla açıklanabilir miydi?
Sözün özü; Akit “haberlerinin” ihbar, dijital kurguların ise mutlak delil sayıldığı bu süreçte Fatma Soydaş, sadece bir itibar suikastının değil, aynı zamanda bu suikastı görmezden gelip yönünü mağdura çeviren bir yargı pratiğinin de bedelini ödüyor.
Son dakika... Üsküdar Belediyesi'ne operasyon: Başkan Sinem Dedetaş gözaltına alındı
Son dakika haberi... Üsküdar Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyonda aralarında Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın da yer aldığı 6 kişi gözaltına alındı.
Üsküdar Belediyesi'ne sabah saatlerinde düzenlenen operasyonda, Başkan Sinem Dedetaş'ın da aralarında bulunduğu 6 isim gözaltına alındı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimlere, "rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" suçlamaları yöneltildi. Üsküdar Belediyesi'nde ve gözaltına alınan isimlerin evlerinde arama çalışmalarının sürdüğü kaydedildi. GÖZALTINA ALINAN İSİMLER Operasyonda gözaltına alınan isimler ise, şöyle: 1 - Sinem Dedetaş (Belediye Başkanı), 2 - Ceyhun Ünlü (Belediye Başkan Yardımcısı), 3 - Alihan Koçoğlu (Belediye Başkan Yardımcısı) , 4 - Burçin Çevik (Mimar), 5 - Adem Altıntaş (İş Takipçisi), 6 - Bülent Orhan Tozkoparan (Müteahhit)
***
Cumhuriyet


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder