Ülke 20 yıldır talan ediliyor
CHP Lideri Özel, Cumhurbaşkanlığı’na verilen acele kamulaştırma yetkisine ilişkin konuştu. Özel, “80 yılda bin 360 maden ruhsatı verilmişken son 20 yılda 365 bin, yani 365 katı maden ruhsatı vermişler” dedi.
Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP lideri Özel, kendisini hedef alan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yanıt verdi. İnşa edilen konutların ödeme planına ilişkin depremzedelere imzalatılan senetleri paylaşan Özel, Burada iftira varsa Murat Kurum’dadır. Burada hezeyan varsa ‘ittifak ortağıyım’ diyen şahsiyetinizin siyasetinin adıdır. Ya o senetleri size yaktıracağım ya da iktidar olup ben yakacağım" dedi. Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e de mal varlığını açıklama çağrısını yineledi.
Özel konuşmasına Akbelen’deki direnişe ilişkin mesajlarla başladı. CHP lideri Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hukuka, akla, vicdana uygun bir karar vermesini beklediklerini söyledi. Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği heyelana ilişkin davanın devam ettiğine dikkati çeken Özel, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a tepki gösterdi. Özel, "İliç’in kanı Murat Kurum’un üzerindedir" ifadesini kullandı.
O SENETLERİ YAKTIRACAĞIM
Devamla, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisini deprem bölgesine yönelik açıklamaları üzerinden hedef aldığını anımsatan Özel, "Sayın Bahçeli; bununla ilgili verilecek çok sert cevaplar var. Bir kelime edemeyeceğim. (Depremzedelere imzalatılan afet borçlandırma senedini gösterdi) Burada iftira varsa Murat Kurum’dadır. Burada hezeyan varsa ‘ittifak ortağıyım’ diyen şahsiyetinizin siyasetinin adıdır" dedi. Özel, şöyle devam etti: "Ya o senetleri size yaktıracağım ya da iktidar olup ben yakacağım!"
ERDOĞAN’I HALKA ŞİKÂYET EDİYORUM
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akbelen köylüler elinde bastonlu 90 yaşındaki dedeler, nineler, gencecik torunlarıyla birlikte direniyorlar. Sebebi dünyanın en güzel coğrafyasına verilen maden ruhsatı verilmesi ve o ruhsatın genişletilmesi, milyonlarca ağacın yeniden kesilmesi. Zeytin ağaçlarını kanun koruyordu gelip kanun çıkardı. Akbelen ormanlarındaki 100’ün üzerindeki farklı bitki, 200’ün üzerindeki hayvan ve kuş türü kulağını kabartmış; Anayasa Mahkemesi’nin hukuka, akla, vicdana uygun bir karar vermesini bekliyor. Bizde bunu Anayasa Mahkemesine götürdük, mahkeme önünde bekliyor. Biz de Anayasa Mahkemesi’nden bir an önce bunu görüşmesini ve durdurmasını bekliyoruz. Yapacak mı? ” dedi.
Cumhurbaşkanlığına verilen acele kamulaştırma yetkisine ilişkin konuşan Özel, şunları söyledi; “Duymayan kalmasın, bilmeyen kalmasın ki Erdoğan verilen bu yetkiyi bir şirket AYM kararı çıkmadan bütün zeytinleri kessin, ortaklık bitsin diye kullandı. Bunun için buradan hem milletimize Recep Tayyip Erdoğan’ı şikayet ediyorum hem de Anayasa Mahkemesi’ne; geciktiğiniz her gün ölen hayvanlar, kesilen ağaçlar, ortadan kalkan bitki örtüsü ve talan edilen doğa demektir, lütfen elinizi çabuk tutun diyorum. 80 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca 1360 maden ruhsatı verilmişken, son 20 yılda 365 bin; yani 365 katı maden ruhsatı vermişler dörtte biri zamanda. Bir gözü dönmüşlükle karşı karşıyayız. Ordu’nun, Giresun’un yüzde 70’ini, 80’ini, Muğla’nın yüzde 65’ini maden ruhsatına açmış, en güzel yerleri maden ruhsatına açmış bir talan girişimiyle karşı karşıyayız.”
BİLAL’E SERBEST CHP’YE YASAK
İstanbul’da köprülerin özelleştirilmesine karşı CHP’nin yapmak istediği yürüyüşe polis engel oldu. Ortaköy’den Arnavutköy’e karşı yürümek isteyen CHP’liler toplandı. Valiliğin yasakladığı yürüyüş öncesi Ortaköy polis ablukasına alındı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik valiliğin kararını kabul etmediklerini belirterek yürüyüşün planlandığı şekilde yapılacağını bildirdi. CHP İl Başkanı Çelik Ortaköy’de basın açıklamasını okudu. Çelik, "Güvenlik güçleriyle maksatlı bir biçimde karşı karşıya getiriliyoruz. Bizim güvenlik güçleriyle derdimiz yok ama milli iradeye darbe yapanlarla bir derdimiz var. Biz basın açıklamamızı burada gerçekleştireceğiz. Emniyet güçlerine sesleniyorum; bu barikatları kaldırın" dedi. İktidarın bugüne kadar yaptığı özelleştirmelerden örnekler veren Çelik, “Soygun garantisi olan bir sistem kurdular. Gitmediğimiz yolların faturasını bize kesiyorlar” diye konuştu.
SEÇİM YATIRIMI
Köprü ve otoyolların vergilerinin yurttaşlar tarafından ödendiğini vurgulayan Çelik, Siz kimin malının kime satmaya çalışıyorsunuz” şeklinde konuştu. Kuzey Amerikalı şirkete fizibilite çalışması yaptırmışlar. AKP’nin kamu varlıklarını satarak seçim yatırımı yapmak istediğini söyleyen Çelik, “Milletin malını yandaş şirketlere peşkeş çekmek istiyorlar” dedi. Çelik, "İki köprünün yıllık kârı 112 milyon dolar. Otoyolların kârı 179 milyon dolar. Bir yılda toplam kâr 288 milyon dolar. Köprülerin 25 yıllık kârı 15 milyar dolar yapıyor. İstanbul’daki köprülerin tüm gelirlerinin yüzde 96’sı devlete kalıyor. Altın yumurtlayan tavuklar neden özelleştirilmek isteniyor? Bu bir seçim yatırımıdır. Köprüleri özelleştirilerek seçime kaynak yaratmak istiyorlar" diye konuştu. Çelik’in konuşmasının ardından CHP’liler Arnavutköy’e yürümek üzere harekete geçti. Ancak polis CHP’lilerin yürüyüşüne izin vermedi.
BAHÇELİ CHP’Yİ HEDEF ALDI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, "Muhalefetin sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis’i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz?" dedi.
***
Diyanet’in ‘FETÖ’ dosyaları: Erbaş’ın kızına işlem yapılmadı -Mustafa Bildircin-
Eski Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın kızı Merve Likoğlu'nun, “Elimizden Zaman Gazetesi düşmezdi” ve “Her şeyi çok açık söylüyor hocaefendi” paylaşımlarıyla ilgili şikayetlerin sümen altı edildiği öne sürüldü. Şikayetlerle ilgili işlem yapmayan birimin başındaki ismin Erbaş’ın özel kalemi olarak görev yaptığı belirtildi.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kızı Merve Safa Erbaş Likoğlu’nun 17-25 Aralık sürecinin öncesinde ve sonrasında yaptığı paylaşımlar açığa çıktı. Likoğlu’nun 3 Ocak 2013 tarihli paylaşımında, “Elimizden Zaman Gazetesi düşmezdi. Teşekkürler Zaman Gazetesi, Teşekkürler Yeni Bahar” ifadelerini kullandığı görüldü. Merve Safa Erbaş Likoğlu’nun öte yandan, 17-25 Aralık 2013 operasyonlarından yalnızca beş gün önce, “Kimse Yok Mu Derneği” ile ilgili paylaşım yaptığı da öğrenildi. Likoğlu’nun paylaşımında, “Kimse Yok Mu Derneği Suriye'de, Filipin’de, Van’da. Ben ulaşamadım, oralara gidemedim diyemeyiz. Hepsi bizim insanımız” diye yazdığı belirlendi.
DİKKATİ ÇEKEN PAYLAŞIMLAR
Likoğlu’nun, “FETÖ paylaşımları” bunlarla da sınırlı kalmadı. Bir başka paylaşımında Likoğlu, “FETÖ iltisaklı” olduğu için erişim engeli getirilen, “Herkül” için “Abi Herkül Nağme’yi takip etmiyor musun? Her şeyi çok açık söylüyor hocaefendi. Hatta bu kadar açık konuştuğunu görmemiştim” ifadelerini kullandı. Paylaşımların sosyal medyada gündem olmasının ardından Likoğlu, sosyal medya hesabının kullanıcı adını değiştirdi, bazı paylaşımlarını sildi.
SORUŞTURMA SÜMEN ALTI
Diyanet kaynakları, Merve Safa Likoğlu’nun 17-25 Aralık öncesinde Konya’da görevli olduğu dönemde, “FETÖ lehine propaganda yaptığını” iddia etti. Likoğlu’na yönelik şikayetlerin Diyanet İşleri Başkanlığı’na iletildiği ancak şikayetlerin dikkate alınmayarak sümen altı edildiği savunuldu. Paylaşımlarla ilgili şikayetlerin yapıldığı ve şikayetlerin sümen altı edildiği dönemde, soruşturmaları yapan birimin başında Hasan Güçlü’nün bulunduğu bildirildi. Güçlü’nün Erbaş döneminde Teftiş Başkanlığı ve Özel Kalem olarak görev yapması dikkati çekti.
“ADALET TECELLİ ETMELİ”
Başkanlık kaynakları, "Soruşturma yapılmaması görevi kötüye kullanmak olduğu için büyük suç" diyerek Safi Arpaguş döneminde üzerine gidilmesi gereken konuların başında, “FETÖ dosyaları” olduğunu kaydetti. Bazı paylaşımların halen internet ortamında durduğunun altını çizen başkanlık kaynakları, “Umarım adalet tecelli eder. Babasının kanatları altındaydı. Şimdi ise koruma kalkanı yok. Adalet artık tecelli etmeli. Diyanet o zaman güvenilen kurumlar arasına girecektir. Diyanet'te FETÖ ile ciddi mücadele edilmedi. Üst düzey göreve getirilenlerin kendileri ya da en yakınlarında FETÖ bağlantılarının olması normal değil" diye konuştu.
***
İtirafçı ortağının otelinde çalıştay: MEB’den 24,1 milyon TL’lik organizasyon -Mustafa Bildircin-
MEB, bünyesindeki tesislere karşın lüks otellerde gerçekleştirdiği organizasyonlara bir yenisini daha ekledi. MEB’in, “Eğitim Altyapısının Güçlendirilmesi” başlıklı çalıştay için “AKP’nin kamp oteli” olarak nitelendirilen ve Aziz İhsan Aktaş’ın ortağına ait olan Eliz Otel ile 24,1 milyon TL’lik anlaşma yaptığı ortaya çıktı.
Mülkiyetindeki onlarca tesise karşın hemen her yıl beş yıldızlı otellerde organizasyonlar gerçekleştiren Milli Eğitim Bakanlığı’nın lüks otel toplantılarına bir yenisi daha eklendi. AKP ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın defalarca tercih ettiği Kızılcahamam Eliz Otel’in misafiri bu kez MEB kafilesi oldu. Bakanlığın, “ Eğitim Altyapısının Güçlendirilmesine Yönelik Değerlendirme ve Planlama Çalıştayı” için beş yıldızlı Eliz Otel ile anlaşıldığı öğrenildi. MEB 12 Şubat’ta, “Eğitim Altyapısının Güçlendirilmesine Yönelik Değerlendirme ve Planlama Çalıştayı Organizasyonu” ihalesi düzenledi. İhale kapsamında organizasyon için Solid İletişim Anonim Şirketi ile sözleşme imzalandı.
İHSAN AKTAŞ DETAYI
Bakanlık ile şirket arasında imzalanan sözleşmenin bedelinin, 24 milyon 198 bin 800 bin TL olduğu bildirildi. Organizasyon için tercih edilen otel ise kamuoyunda, “AKP’nin kamp oteli” olarak nitelendirilen Eliz Otel oldu. CHP’li belediyelere yönelik operasyonlardaki kilit isim ve itirafçı Aziz İhsan Aktaş’ın ortağı Gürkan Dölekli’ye ait olan oteldeki organizasyonun dört gün süreceği belirtildi.
MİSAFİRLER AYNI
AKP’nin kamplarına ev sahipliği yapan otelde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da çok sayıda toplantı yaptığı kaydedildi. 2023 yılında Hac kafilesi yöneticileri ile gerçekleştirilen ve 2025 yılında Diyanet Vakfı’ndaki burslu öğrencilere yönelik gerçekleştirilen toplantıların da Eliz Otel’de düzenlendiği dile getirildi.
***
Başarısızlığın resmi itirafı: Yoksulluk, kadına şiddet, işsizlik -Mustafa Bildircin-
Aile Bakanlığı’nın raporlarında, “AKP’nin başarısızlığının itirafı” niteliğindeki tespitlere yer verildi. Bakanlığın, “Türkiye fotoğrafı” olarak nitelendirilen raporlarında, dar gelirli ailelerin kreş ücretlerini karşılayamadığı, kadına şiddetin sorun olmaya devam ettiği ve işsizlik nedeniyle yardıma muhtaçlığın arttığı belirtildi.
AKP hükümetleri döneminde Türkiye, en temel alanlarda geriye gitti. Eğitimden yargıya, sağlıktan kültür sanata kadar çok sayıda alanda büyük tahribatlar yaşandı. Siyasi iktidarın ekonomi politikası ise Türkiye’deki on milyonlarca yurttaşı adeta yoksulluk sarmalına hapsetti. Saray ve kabinesi, geriye giden tüm göstergelere karşın yurttaşlara pembe tablolar çizdi. Bakanlıkların faaliyet raporlarında, yurttaşın Anayasal hakkı olan hizmetler dahi, “Başarı” olarak anlatıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026, 2027 ve 2028 yıllarına yönelik stratejik planları ise gerçek tabloyu açığa çıkardı.
DAR GELİRLİLER
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026-2028 dönemine yönelik hedefleri ile 2024-205 dönemi tespitlerini içeren Stratejik Plan raporunda, yurttaşların şikâyetlerinin haklılığı ortaya konuldu. Tespitler itibarıyla “İtiraf” niteliği taşıyan raporda, “Dar gelirli aileler mevcut kreş ve gündüz bakımevlerinin ücretlerini karşılamada zorluk yaşamaktadırlar” denildi. Öte yandan bakanlık, özel kreş ve gündüz bakımevlerinin ücretsiz hizmet sunan kontenjanlarının yetersiz olduğunu da kabul etti.
KADINA YÖNELİK ŞİDDET
Raporda, Türkiye’nin kanayan yarası olan kadına yönelik erkek şiddeti ile ilgili tespitlere de sıralandı. Kadına yönelik şiddetin, “Tüm dünyada olduğu gibi” Türkiye’de de sorun olmaya devam ettiğini belirten bakanlığın raporunda, “Kadına yönelik şiddet yalnızca şiddet mağduru olan kadınları değil çocukları da olumsuz etkilemektedir” ifadesi kullanıldı. Kadınların karar alma mekanizmalarında temsilinin düşük kalması da bakanlığın raporuna yazıldı.
İŞSİZLİK
Türkiye’nin en önemli sorunları arasında yer alan işsizlik de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın raporuna girdi. Raporda, işsizlikteki artış nedeniyle sosyal yardım gereksiniminin de arttığı ve “Sosyal yardım-istihdam ilişkisinin yeterince güçlü olmadığı” kaydedildi.
***















