Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan: Profesyonel çalışmam, ustalarla çay içerim, sohbet ederim; amacım insanların görünmesini sağlamak
Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan, "İstanbul'un Hanları" projesinde Eminönü Hanlar Bölgesi’ni ve orada çalışan ustaları 10 yıla yayılan bir süreçte belgeledi. Gümüş kakmacılardan cilacılara uzanan bu görünmez emek zinciri, Onan’ın siyah-beyaz karelerinde kayıt altına alındı. “İnsanların görünmesini istedim” diyen Onan’ın fotoğrafları, İstanbul’un son ustalarının bir envanteri.
Eminönü’nde bazı hanlar hâlâ ses verir. Yüzlerce yıllık taş duvarların arasından yükselen o ritmik çekiç sesi, oradan geçenler için bir gürültü belki. Oysa o seslerin değerini bilenler için hayatın akışının nabzı. İçeride, ışığın dar aralıklardan süzülerek vurduğu tozlu tezgâhlarda ustalar çalışır. Metal eğilir, parlatılır, sabırla yeniden doğar. Dışarıda ise şehir çoktan hızlanmıştır.
Timurtaş Onan, yaklaşık on yıl boyunca bu hanlarda dolaştı. Kapı kapı gezdi, çay içti, bekledi, gitti ve geri döndü. Fotoğraf çekmeden önce insanları ve mekanları gözledi. Sevdiği hikayeleri fark ettiğinde ölümsüzleştirmek için deklanşörüne bastı. Onun kadrajına mekânlar ve o mekânları ayakta tutan son ustalar girdi. Bugün o ustaların bazıları artık yok. Evet, hanlar duruyor, ama sesleri azalıyor.
Profesyonel fotoğrafçılığın ticari kaygılarından yıllar önce sıyrılan ve kendini İstanbul’un görsel arşivine adayan Timurtaş Onan ile hanları konuştuk.
Timurtaş Onan
- “Tarihi Yarımada / Yansımalar” isimli projenizi hazırlamaya nasıl karar verdiniz?
Ben 80’li yıllardan beri Tarihi Yarımada’da çalışıyorum. Bu bölge üzerine hazırladığım kitaplarım var. Tarihi Yarımada’nın içini, Çakmakçı Yokuşu'nu, Mahmutpaşa'yı, Kurşunlu Han'ı ve ticaret hanlarını çok severim. Aslında önceleri hanları, Tarihi Yarımada’nın bir parçası gibi çekmeye başlamıştım. Sonra oradaki ustalar, özellikle Ermeni ustalar dikkatimi çekti.
- Uzun soluklu olan bu projenin ilk çekimleri ne zaman başladı?
İlk olarak 2012-2013 gibiydi sanırım çekmeye başladım. Oraya tam olarak uyum sağladım. Bölgede hanları hanlara gezerek ustaları tanıdım. Gümüş kakmacı, sıvacı, cilacı gibi birçok farklı iş kollarında çalışan ustalarla tanıştım. Bir ürünün tüm ustaların elinden sırayla geçip, size gelene kadar olan süreçte şekil almasını gözlemledim. Bir çekiçle vura vura metali incelikle işleyen ya da başka alanlarda çalışan değerli ustalar var. İşlerini yapan çok iyi ustalar var, hepsi kitapta yer alıyor.
- İlk neler gözlemlediniz?
Gezdikçe oradaki farklı kollarda çalışan mesela gümüş kakmacı, sıvamacı, cilacı ustalarını çektim. Bir gümüş obje size gelene kadar bir işleyişi var. Örneğin düz gümüş plaka önce sıvamacıya gider, o şekil verir. Bu ustaların hepsi isimleri ve meslekleri ile kitapta var. Sonra öğrencilerimle bir sosyal sorumluluk projesi yaptım. Bu üç projelerden birini öğrencilerime diğerini İFSAK ile yaptım.
Kakmacı ve rölyef ustası Aydın Karaman
- Projelerinizi hazırlarken heyecanınız neydi?
O insanların görünmesini sağlamak. Evet, insanların görünmesini sağlamak istiyorum. Projelerimde insan ağırlıklı çalışıyorum elbette mekânı da kullanıyorum. Profesyonel olarak bana hanları çekin diye bir iş gelse, bir haftada işi size teslim ederim. Ama burada öyle değil. Hepsi hesaplanarak çalışılmış fotoğraflar. Siyah beyaz, sanatsal ve tonlar açısından çalışılmış. Her fotoğrafın bir özelliği var. Böyle çalışıyorum. Zamanında dergiler için de çektim. Şirince ilk açıldığı zaman bir dergi için çekmiştim. Orada gidiyorsun bir genel görünüm, birkaç kişi mesela bir teyze tığ örüyor onu çekiyorsun. Bu kitap ise dergi çekimi gibi yapılmadı. Tamamen işi ruhunu vermek için çektim.
- Aslında geze geze çektiniz değil mi? Bir yerde bir şey keşfettiniz sonra oradan aldığınız bilgiyle başka bir yere gidip oralara defalarca çektiniz sanırım?
Evet. Çok gezdim. Tarihi dokuyu ve insanları iyice tanıdım. Mesela usta 10 yaşında gelmiş ve hala orada. Emekli olmuş ama hala her gün hana gider. Onun için tutkudur kendi mesleği. Bunu gördüm.
- Çalışma biçiminizi öğrenebilir miyim?
Profesyonel gibi çalışmam. Gidiyorum iletişim kuruyorum. Onlarla oturuyorum çay, kahve içiyorum. Mesela kahvelere, sokaklara defalarca giderim. Belki bir günde sadece bir tane fotoğraf için “oldu” diyebilirim. Ama bir fotoğrafın iyi olması için bütün elemanların birbirini desteklemesi lazım. Ön arka planın birbiri ile olan ilişkisi sonra hikâyeyi anlarım. Hikâye çok önemlidir. İyi bir fotoğrafın çıkması zor. O insanlar anlamaya çalışırım. Orada ne oluyor diye bakarım. Bazen fotoğraf grupları gidiyor bir tane teyze buluyorlar. Kadının suratını bin kare çekiyorlar. Ne o? Portre çektim, portre o değil.
Kayıkçı sıvamacı Kevork
- Olmayan nedir peki?
Çeken kişi orada ne olduğunu bile bilmiyor. Oraya o kişiyi av gibi alıyor, çekiyor sonra da o fotoğrafı bir yarışmaya yolluyor. O insanı hiç anlamadan öyle küçük burjuva hayatlarımızda yapılan bir iş oluyor.
- Siz nasıl yapıyorsunuz? Çektiğiniz insanlar konuşup iletişim mi kuruyorsunuz?
Çektiğim her fotoğraf da oraya defalarca gitmişimdir. Sokaktaki insanları tanırım. Mesela sokakta dilenciyi de tanırım. Yıllardır konuşuruz, selamlaşırız. Anlayarak çekerim.
- Çekim öncesi hangi hanlara gideceğinizi kafanızda tasarladınız mı?
Hayır. Öyle olduğu zaman bu iş gazetecilik oluyor. Jurnalist değilim. Mesela ustayla tanıştım onları çektim, onun tanıdığı başka ustayı çektim. Diyelim ki Büyük Yeni Han’dan birini tanıyorum, başka bir yerde amcası çalışıyor. Bir şekilde o kadar öyle kanallara girdim ki artık birçok insanı tanıyorum. O hikâyeler beni besliyor.
- Kaç hanla çalıştınız?
Sayısını bilmiyorum ama burada önemli olan bütün hanlar var. Bir tanesini çekemedim çünkü sahibi ticari bir iş yaptığımı düşünerek para istedi. Bu çalışmanın sanat için yapıldığını anlatamadım.
Polisajcı Murat Gur
- O kişi sanayide çalışsa başka birisi olacakken o tarihi dokuda başka birisi ve başka türlü üretimler yapıyor. Siz ne gördünüz ve bu durumun sizde hissettirdiği duygular ne oldu?
Saygı. Handaki dostluklar, birbirleriyle olan arkadaşlıkları çok anlamlı. Anadolu'nun her yerinden gelmiş ustalar var. Özellikle hani Bitlis, Sason civarından gelenler çok. Onlar gümüş ustasıdır. Kimisi gümüş, altın ve mücevher üzerine çalışır. Tüm tanışıklıklarım doğal şekilde gelişti.
- Teknik olarak nasıl çalışıyorsunuz?
Tamamen ortam ışığı kullanıyorum. Işığı ve kompozisyonu çok iyi bilirim. Doğal ışıkla çalışıyorum. Her ışığın özelliği var. Işık, güneşin doğuşun batışına dek bir hanın farklı yerlerine vura vura geçer. Kapalı havaların da ayrı bir özelliği olur.
- Fotoğraflarda çektiğiniz kişileri yönlendiriyor musunuz yoksa spontane mi gelişiyor?
Tamamen spontane ama mesela bazı fotoğraflarda şöyle dur diyorum. Portre çekiyorum ve özellikle portre çekerken iletişim lazım. Biraz müdahale oluyor tabii. Çektiğim ustalar bana teslim oluyor.
- Hiç kadın usta yok galiba değil mi?
Bir kişiye rastladım. Giritli Mustafa Paşa Han’da Necla Hanım.
- Buradaki fotoğrafları neye göre seçtiniz?
Kitapta yer alan yaklaşık 10 sene süren bu çalışmada çektiğim ustaların en iyi portresini seçtim. Mekân olarak gösterenleri seçtim.
Kum döküm ustası Zare Benlioğlu
- Ustaların tepkileri nasıl oldu?
Bazı ustalar bizim farkımıza vardılar, diye sevindiler. Çok hoşlarına gitti. Sergiye çağırıyorum, geliyorlar. Hepsine kitaplarını veriyorum.
- Bu fotoğrafların sergisi olacak mı?
Çok yakın zamanda Büyük Yeni Han’da orada çalışan gümüş ustalarının fotoğraflarını duvarlara asacağız. Fotoğraflar sürekli kalacak. Proje Gümüş Eşya El Sanatkarları Derneği Başkanı Şahin Karaman’ın aklına geldi. Kendisi de aynı zamanda gümüş ustasıdır. Zorlanıyor musunuz?
Sanatçı fotoğrafa kendini adar. Baştan ne kadar kazanacağım diye başlamaz. Ben çok iyi paralar kazanırken profesyonel fotoğraf işini 20 sene önce bırakıp kalıcı eserler bırakmak için çekmeye başladım.
Timurtaş Onan kimdir?
Timurtaş Onan İstanbul’da doğdu. Fotoğraf çalışmalarına 1980 yılında başladı. Bu süre zarfında yurt içinde ve yurt dışında birçok fotoğraf etkinliğine katıldı, sergiler açtı, fotoğraf projeleri gerçekleştirdi. Ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarında jüri üyeliği yaptı. Sosyal açıdan önemli konular üzerine belgesel filmler çekti. Özellikle İstanbul üzerine yaptığı özgün projeler ile tanınan Onan’ın eserleri, yurtiçinde ve yurtdışında kamuya ait ve özel birçok koleksiyona dahil edildi. Bir yandan fotoğraf atölyeleri gerçekleştiren ve çeşitli sergilerin küratörlüğünü üstlenen Onan, bir yandan da kentin farklı yüzlerine odaklanan, beş kitaptan oluşacak “İstanbul Antolojisi”ne yeni halkalar eklemeye devam ediyor.
Filmografisi:
Sokak Çocukları - 2007 (Beylikdüzü Kısa Film Festivali - en iyi belgesel, Akbank Kısa Film Festivali - mansiyon ve PAM Kısa Film Festivali-en iyi 2. belgesel ödüllerini kazanmıştır),
Tarlabaşı’nda Neler Oluyor? - 2008
Hayali Tacettin Diker - 2009
Kramp - 2010
Tarihi Yarımada/Yansımalar – 2010 (İFSAK Kısa Film Yarışması Mansiyon ödülü)
Geziyi hatırlamak -2014 –VIII. İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali" birincilik Ödülü
İstanbul Antolojisi:
İstanbul'un Hanları, 20242
İstanbul Zamansız, 2022
İstanbul Bir Garip Şehir, 2021
İstanbul Her Şeye Rağmen, 2018
Kitapları
Tarihi Yarımada/Yansımalar, 2010
İstanbul Blues, 2009
Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi No: 30, 2006
Beyoğlu Geceleri, 2005
/././










