NATO 3.0. mı; Trump: 3 NATO: 0 mı?-Stelyo Berberakis-
NATO zirve toplantısında kimin ne dediğini bilemiyoruz tabi. Ancak Trump’ın “çok güzel bir zirveydi, herkes birbirine ne kadar sevdiğini gösterdi, çok memnun kaldım” demekle özellikle Avrupa ülkelerini “hizaya getirdiğini” göstermek istedi. Tabiri caizse bir tür ‘Silah tüccarlığı’nın ön plana çıktığı Ankara zirvesi, NATO ülkelerinin, Trump karşısında “Yes Man” konumuna getirdiği izlenimini de bıraktı. “ABD’den gelişmiş silahlar satın alın, Ukrayna’ya vereceğiniz silahları benden satın alın, yoksa kendi göbeğinizi kendiniz kesin” şeklindeki patronlara özgün tavrıyla, NATO 3.0’ın Trump karşısında 3 sıfır yenildiğini gösteriyor.
Bu yıl Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin adına NATO 3.0 konuldu. Yani NATO’nun yeni bir evreye geçtiğini belirten bir dönemin başlatıldığının “kod” numarası olmuş.
Ama gerçekten böyle mi?
Yaklaşık 30 yıldan bu yana düzenlenen hemen hemen bütün NATO zirvelerine katılan bir gazeteci olarak, bu yıl Ankara’daki zirveyi “olay yerinde” izlemediğim halde, yapılan açıklamalardan zirvenin tek galibi olarak ABD Başkanı Donald Trump olduğu kanaatine vardım.
Trump sanki misafirliğe geldiği Ankara’da değil de Washinton’daki Beyaz Saray’ındaki rahatlığı ile adeta NATO’nun patronu gibi konuştu, NATO’nun bazı üyelerini azarladı.
Hiç yeri yokken, adeta bir ilkokul öğretmeninin okula yeni başlamış öğrencilerine ders verir gibi “komünizmin ne kadar kötü bir şey olduğunu” tekrarladı durdu.
Aynı söylemlerinde tüm üyelere silah satın almalarını, silah üretmelerini; “hatta üretmeseniz de biz size satarız” demekle temsil ettiği kapitalizmin ne denli vahşi boyutlara ulaştığını göstermekten geri kalmadı.
Zaten kendisi de ifşa etti, ikide bir ABD’nin 19 trilyon 200 milyar dolar kazandığını söylerken geri kalan NATO üyelerini adeta “kıskandırmak” istedi.
NATO’nun Ankara bildirgesinde, “NATO’nun Ukrayna’ya 70 milyar dolarlık askeri ekipmanın satılacağı; hatta gelecek yıl da aynı meblağın Ukrayna’ya verileceğine” atıfta bulunuldu.
Başta ABD olmak üzere ve “8 savaşı sona erdirdiği” (?) iddiasıyla sürekli hayıflanan Donald Trump ve NATO ülkeleri, Ukrayna’daki savaş alevini söndürmeye uğraşmak yerine, Ukrayna’ya daha fazla silah, mühimmat, füze vs. vermek için “görüş birliği” sağlamakla -Trump’ın da acıklı bir sesle dile getirdiği gibi- on binlerce genç insanın hayatını kaybettiği Rusya- Ukrayna savaşına körükle gidercesine ortak bir tavır aldılar.
Trump geçmişteki açıklamalarında da Avrupa ülkelerine Ukrayna’ya silah satmalarına yeşil ışık yakmış, “yeter ki silahları benden satın alın” demişti. Yani işin ucunda yine para kazanması vardı.
Mark Rutte
NATO genel sekreteri Mark Rutte de bunu kanıtlayan açıklamalarda bulundu.
Ankara’da “NATO ülkelerinin NATO’ya daha fazla bütçe (ilk aşamada yüzde 3.5 ve gelecek yıl yüzde 5) ayırmalarını” öngören Trump’ın dayatmalarının sonuç verdiğini söyledi.
Rutte, bütçe harcamalarının silahlanma yerine kendi halklarını ferahlatmasına ayrılmasını isteyen ancak Trump tarafından adeta “isyankarlıkla” suçlanan bazı Avrupa ülkelerinin “Trump sayesinde hizaya getirildiğini” büyük bir entuziazm ile müjdeler gibi konuştu.! Müjdeler gibi konuştu çünkü Avrupa ülkelerinin de kabul ettiği bu anlaşmaya göre Avrupa ülkeleri kendi bütçelerinden silahlanmalar için toplam 1 trilyon, 800 milyar Dolar para ayırmayı kabul etmek zorunda kaldılar.
Trump, savaşları kendi ifadesiyle “sonlandırma” yerine, süregelen çatışmalar sayesinde petrol fiyatlarının iniş çıkışlarıyla dünya ülkelerini alt üst etmesini “merak etmeyin düzelir” demekte; ABD’nin zaten savaş bölgelerinden “aramızda koca bir okyanus var” ifadesiyle uzakta bulunduğunu hatırlatmakta, kaldı ki ABD’nin petrole ihtiyacı olmadığını, Venezuela’dan da kapılan petrolle birlikte “ABD’nin hiçbir sorun yaşamadığını” da söylemekle NATO ülkelerinin kendisine “gıpta” ile bakmasını bekledi.
NATO zirve toplantısında kimin ne dediğini bilemiyoruz tabi.
Ancak Trump’ın “çok güzel bir zirveydi, herkes birbirine ne kadar sevdiğini gösterdi, çok memnun kaldım” demekle özellikle Avrupa ülkelerini “hizaya getirdiğini” göstermek istedi.
Tabiri caizse bir tür ‘Silah tüccarlığı’nın ön plana çıktığı Ankara zirvesi, NATO ülkelerinin, Trump karşısında “Yes Man” konumuna getirdiği izlenimini de bıraktı.
“ABD’den gelişmiş silahlar satın alın, Ukrayna’ya vereceğiniz silahları benden satın alın, yoksa kendi göbeğinizi kendiniz kesin” şeklindeki patronlara özgün tavrıyla, NATO 3.0’ın Trump karşısında 3 sıfır yenildiğini gösteriyor.
Biraz da Yunanistan
Trump’ın NATO ülkelerinin silahlanma harcamalarını artırması yolundaki “talimatlarından” en çok Yunanistan sevindi denilebilir.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in büyük bir gururla “biz zaten bütçemizin yüzde 3,5 ayırıyorduk, yüzde 5’i mutlaka tutturacağız” şeklindeki açıklaması bunu gösterdi.
Yunanistan ekonomik krizden dolayı 10 yıldan bu yana silahlanmalar için para harcayamıyordu.
Ancak Ekonomi düzlüğe çıkar çıkmaz ve Yunan silahlı kuvvetlerinin “savunmadaki açıklarını kapatmak” gerekçesiyle 28 milyar dolar harcanacağını açıklayan Miçotakis “biliyorum bu büyük bir meblağ, ama güvenliğimiz için caydırıcı olmamız lazım” diyerek, hayat pahalılığından şikayetçi olan Yunan halkını teskin etmeye çalışıyor.
Recep Tayyip Erdoğan ve Trump
Yunan basını ise Ankara zirvesinde Cumhurbaşkanı RT Erdoğan’ın Türk-Yunan ilişkileri için yaptığı açıklamasını “ılımlı ve uzlaşıcı” karşıladı.
Miçotakis ise F35’lerin Türkiye’ye verilmesiyle ilgili yaptığı açıklamasının Erdoğan tarafından “belki de yanlış anlaşıldığını” ima eden yorumlara da yer verildi.
Miçotakis’in “hangi müttefikin hangi silahı kimden alacağını; ya da ABD’nin kime ne silah satacağını sorgulamak benim işim değil” demesine rağmen F-35 konusunu “casus belli” ile bağdaştırırken “bu konuyu da iki komşu ülke olarak iyi niyetle görüşüp çözebiliriz” demişti.
Miçotakis’in “sahte kabadayı” yürüyüşü ile sosyal medyada çıkan komik görüntülere Yunan basınında da yer verildi. Ancak Miçotakis yalnız Ankara’da değil, Yunanistan’da da aynı stilde yürüyüşü ile dikkati çeken bir lider.
Türkiye’nin F-35’leri alıp almayacağı konusu Yunan basınında da geniş ayrıldı.
Kimi yorumcular “Türkiye F35’leri alırsa Ege’deki Yunanistan’ın havadaki üstünlüğü eşitlenir” derken; kimisi de Trump’ın Ankara’ya önemli bir hediye ile gelmesi beklenirken Ankara’da yaptığı ve biri biriyle çelişen açıklamalarına anlam verilemediğine dikkat çekti.
Trump’ın Erdoğan karşısında “F-35’leri vereceğiz” dedikten sonra zirvenin kapanışında “F35’ler için bir karar vermemiz lazım” diyerek uçağına binip gitmesinde “belki de İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ‘parmağı’ olabileceği” şeklindeki yorumlara yol açtı.
Ama yine de Türkiye ile ABD arasında gerek S-400 lerin ne olacağı; gerekse F-35’lerin verilmesi ile ilgili müzakerelerin Türkiye için ümit verici olduğuna dikkat çekiliyor.
/././
Varlık barışı nedeniyle özel fon hesabına kaydedilen tutarlar ortaklara dağıtıldığında vergilendirilecek mi?-Erdoğan Sağlam-
Son varlık barışı uygulamasında, pasifte özel fon hesabı açılmazsa (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmezse), bu fon hesabı ve varlıklar 2 yıl geçmeden işletmeden çekilirse ve fon hesabı sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılırsa vergi korumasından yararlanılmaz. ANCAK, 2 yıl geçtikten sonra fonun dağıtılması vergi korumasını engellemez!
Değerli okurlar, varlık barışı ile ilgili yazılarıma devam ediyorum.
Bugün bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin Varlık Barışı kapsamında bildirimde bulundukları varlıklar için yasal defterlerine kaydettikleri özel fon hesabını ortaklarına dağıtmaları konusunu ele alacağım.
Yasal düzenlemeye göre, bildirilen varlıklar Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilir.
Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu kapsamda yasal defterlerine kaydettikleri varlıklar için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez (7852 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 19 uncu maddenin 4 üncü fıkrası).
Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu varlıkları defterlerinde ayrıca gösterirler.
Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.
Bu yasal düzenleme (7582 sayılı Kanun), bir önceki varlık barışına ilişkin düzenleme (7417 sayılı Kanun) ile aynı olduğu gibi, her iki düzenlemeye ilişkin tebliğlerdeki açıklamalar da aynıdır.
Son iki düzenlemeye ilişkin tebliğde özel fonların dağıtılması halinde vergilendirme durumuna yer verilmemiştir.
Oysa son iki düzenlemeden önceki yasal düzenlemeye (7256 sayılı Kanun) ilişkin tebliğde, bu konuda açıklama yapılarak; varlık barışına konu varlıklara ilişkin tutarların (özel fonların), kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ortaklara dağıtılması halinde kar dağıtımına bağlı stopajın yapılmayacağı, gerçek kişi ortaklar ile kurumlar vergisi mükellefi olan ortaklar tarafından elde edilen tutarların da vergilendirilmeyeceği belirtilmişti.7256 sayılı Kanunun ilgili bölümü de 7582 ve 7417 sayılı Kanunların metni ile fonların 2 yıl geçmeden çekilemeyeceği hükmü hariç aynıdır.
Bu nedenle yeni varlık barışında da iki düzenleme öncesi tebliğde yapılan açıklamaların geçerli olduğunu düşünüyorum.
1- Fonun iki yıl geçtikten sonra işletmeden çekilmesi halinde vergilendirme durumu
Yasal düzenlemede yer alan, varlıkların dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacağına ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebileceğine ilişkin hüküm, fonların gelir veya kurumlar vergisi bakımından dönem kazancının tespitinde dikkate alınmamasını (yani işletme bünyesinde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulmamasını) hem de bunların kurumlarca ortaklara dağıtılması halinde kar dağıtımı vergilemesi yapılmamasını (yani dağıtım nedeniyle kar dağıtım stopajı yapılmayacağı gibi kar payının gerektirdiği gelir veya kurumlar vergisi ödenmemesini) ifade eder.
Nitekim 7256 sayılı Kanuna ilişkin tebliğde, bildirilen varlıklara ilişkin fonların kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ortaklara dağıtılması halinde kar dağıtımına bağlı stopaj yapılmayacağı ve gerçek kişi ortaklar ile kurumlar vergisi mükellefi olan ortaklar tarafından elde edilen bu tutarların vergilendirilmeyeceği açıklanmıştı.
7256 sayılı Kanunun ilgili bölümü de 7582 sayılı Kanun metni ile fonların 2 yıl geçmeden çekilemeyeceği hariç aynı olduğundan, yeni varlık barışında da özel fonların 2 yıl geçtikten sonra çekilmesi halinde vergileme (stopaj ve ortak nezdinde gelir veya kurumlar vergisi açısından vergileme) yapılamayacağını düşünüyorum.
2- Fonun iki yıl içinde işletmeden çekilmesi halinde vergilendirme durumu
Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, varlık barışı kapsamında kanuni defterlerine kaydettikleri varlıkları için pasifte özel bir fon hesabına kaydettikleri tutarlar, bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz.
Bu yasak pasifteki fonlara ilişkin olup, aktife alınan varlıkların işletme faaliyetleri için serbestçe tasarrufuna engel değildir.
Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerde fonun iki yıl içinde ortaklarca çekilmesi, yani fonun nakden ortaklara dağıtılması veya kayda alınan varlıkların fona mahsup edilmek suretiyle ortaklara verilmesi; serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerde ise varlıkların bu mükelleflerce işletmeden çekilmesi halinde fon dönem kazancına dahil edilecektir.
Kurumlarda ayrıca bu tutarlar kar dağıtım stopajına tabi tutulacak (tam mükellef kurum ortaklara dağıtılan tutarlar hariç) ve gerçek kişilerde gelir vergisine, kurum ortaklarda ise iştirak kazancı istisnasının uygulanmadığı durumlarda kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.
3- Fonun işletmeden çekişi halinde vergi korumasından yararlanılamaz mı?
Vergi korumasından yararlanabilmek için aşağıdaki şartlara uyulması gerekir:
1- a) Yurt dışında bulunan bildirime konu varlıkların;
* Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 2 ay içinde Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,
* Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına uyulması,
* Bildirime konu edilen varlıkların Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması.
1-b) Türkiye’de bulunan ve bildirime konu edilen varlıkların;
* Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,
* Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar tarafından banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırıldığını gösterir belgelerle tevsik edilmesi,
* Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına riayet edilmesi.
Buna göre, son varlık barışı uygulamasında, pasifte özel fon hesabı açılmazsa (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmezse), bu fon hesabı ve varlıklar 2 yıl geçmeden işletmeden çekilirse ve fon hesabı sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılırsa vergi korumasından yararlanılmaz.
Önceki bölümde ifade ettiğim üzere, varlıklar işletmeden çekilmeyip işletme faaliyetleri gereği kullanılabilir, hatta elden çıkarılabilir. Bu durum vergi korumasından yararlanmayı engellemez.
ANCAK, 2 yıl geçtikten sonra fonun dağıtılması vergi korumasını engellemez!
4- Karşılaştırma tablosu
Son üç düzenlemeye ilişkin yasal düzenleme ve tebliğlerin ilgili bölümlerinin karşılaştırılmasına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:



/././
Varlık barışından vergi mükellefi olmayanlar da yararlanabilir -Murat Batı-
Varlık barışının yalnızca şirketlere veya vergi mükelleflerine yönelik bir düzenleme olduğu yönündeki yaygın kanaat hukuken doğru değildir. Kanunun öngördüğü şartları taşıyan vergi mükellefi olmayan gerçek kişiler de bu düzenlemeden yararlanabilmektedir.
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7582 sayılı Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.
Varlık barışına ilişkin hükümler, 7582 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 19'uncu maddede düzenlenmiştir. Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) ile belirlenmiştir.
Tebliğ; yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye'ye getirilmesine, bunların gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilmesine ilişkin usul ve esasları ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.
Bununla birlikte düzenleme yalnızca yurt dışındaki varlıklarla sınırlı değildir. Türkiye'de bulunmasına rağmen gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin kanuni defterlerinde yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bildirilerek kayıt altına alınmasına ilişkin kurallar da Tebliğ'de ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Ayrıca, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayan gerçek kişilerin yurt içinde bulunan bu nitelikteki varlıklarını hangi usulle bildirecekleri ve Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer ayrıntılar da Tebliğ'de düzenlenmiştir.
Bunun yanında, herhangi bir vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler de Türkiye'de bulunan ve hâlen banka veya aracı kurumlarda yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Kanun kapsamında bildirebilmektedir. Aynı imkân, yurt dışında bulunan bu nitelikteki varlıklar bakımından da geçerlidir.
Tam da bu noktada bana en çok yöneltilen sorulardan biri şu oluyor:
"Herhangi bir ticari, zirai veya serbest meslek faaliyetim yok. Vergi mükellefi de değilim. Yastık altında tuttuğum altın veya döviz var. Hatta geçmişte kazandığım bir parayla altın veya döviz satın aldım. Bu varlıkları varlık barışından yararlanarak sisteme dahil edebilir miyim?"
Kanun ve Tebliğ birlikte değerlendirildiğinde bu sorunun cevabı açıktır: Evet.
Çünkü düzenleme yalnızca gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamamaktadır. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, yurt içinde veya yurt dışında bulunan ve kanuni defterlerinde yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını varlık barışı kapsamında bildirebilmektedir.
Varlık barışı düzenlemesinin en önemli sonucu, Kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde bildirilen varlıklara ilişkin önemli bir vergi güvencesi sağlamasıdır. Başka bir ifadeyle, Kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde bildirilen varlıklar ile bu varlıklardan elde edildiği kabul edilen gelirler nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.
Bunun için bildirime konu edilen varlıkların, Tebliğde öngörülen süre içinde banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara yatırılması ve bu durumun tevsik edici belgelerle ispatlanması zorunludur.
Varlık barışından yararlanmak isteyenlerin ayrıca vergi dairesine herhangi bir beyanda bulunmalarına gerek yoktur. Bildirim, banka veya aracı kurum aracılığıyla yapılmaktadır. Banka ve aracı kurumlar ise bildirilen varlıkların değeri üzerinden Kanunda öngörülen oranda hesaplanan vergiyi peşin olarak tahsil ederek bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edip ödemekle yükümlüdür.
Bununla birlikte Kanun ve Tebliğ, varlıkların belirli yatırım araçlarında tutulmasını teşvik eden indirimli bir vergileme sistemi de öngörmektedir.
Bildirilen varlıkların en az bir yıl süreyle Kanunda sayılan yatırım araçlarında (örneğin devlet iç borçlanma senetleri, katılım fonları vb.) değerlendirilmesi taahhüt edilirse vergi oranı düşüyor:
Ancak 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan ilave edilecektir.
Buna göre;
* En az 5 yıl tutulması halinde yüzde 0,
* En az 4 yıl tutulması halinde yüzde 1,
* En az 3 yıl tutulması halinde yüzde 2,
* En az 2 yıl tutulması halinde yüzde 3,
* En az 1 yıl tutulması halinde yüzde 4 oranında vergi uygulanacak.
Vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin bu kapsamda bildirdikleri varlıklar bakımından herhangi bir defter tutma veya muhasebe kaydı yapma yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri bakımından ise farklı bir kural söz konusudur. Varlık barışı kapsamında kanuni defterlere kaydedilen tutarlar, özel bir fon hesabında izlenmek zorundadır. Bu fon hesabındaki tutarlar iki yıl geçmeden işletmeden çekilemez ve ortaklara aktarılamaz.
Buna karşılık, vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler bakımından böyle bir fon hesabı oluşturma veya iki yıl boyunca işletmede tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu kişiler, bildirimde bulundukları varlıklar üzerinde serbestçe tasarruf edebilirler.
Sonuç olarak
7582 sayılı Kanun ve bu Kanuna ilişkin Tebliğ birlikte değerlendirildiğinde, varlık barışından yararlanma imkânının yalnızca gelir veya kurumlar vergisi mükellefleriyle sınırlı olmadığı açıkça görülmektedir. Vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler de Kanunda öngörülen şartları yerine getirmeleri hâlinde yurt içinde veya yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını varlık barışı kapsamında bildirebilecek, bu varlıklar bakımından Kanunun sağladığı vergi güvencelerinden yararlanabilecektir.
Bu yönüyle düzenleme, yalnızca işletmelerin kayıt dışı varlıklarını ekonomiye kazandırmayı değil, vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin kayıt dışında kalan varlıklarını da finansal sisteme dâhil etmeyi amaçlamaktadır. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için Kanun ve Tebliğde öngörülen bildirim usulüne, sürelere ve diğer şartlara eksiksiz uyulması gerekmektedir.
Dolayısıyla varlık barışının yalnızca şirketlere veya vergi mükelleflerine yönelik bir düzenleme olduğu yönündeki yaygın kanaat hukuken doğru değildir. Kanunun öngördüğü şartları taşıyan vergi mükellefi olmayan gerçek kişiler de bu düzenlemeden yararlanabilmektedir.
/././









