Kabine'de değişiklik: Akın Gürlek Adalet Bakanı, Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu + Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek: AKP için neleri başardı? + Yeni Osmanlıcı Bakan... İçişleri Bakanı yapılan Mustafa Çiftçi kimdir? -soL-

Kabine'de değişiklik: Akın Gürlek Adalet Bakanı, Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya görevlerinden alınırken, yerlerine AKP iktidarı için kritik davaların yürütücüsü Akın Gürlek ve Yeni Osmanlıcı Mustafa Çiftçi atandı.


AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan yeni atama kararlarıyla birlikte kabinede iki önemli isim değişti.

11 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yer alan karara göre, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç görevlerinden alındı.

Yılmaz Tunç'tan boşalan Adalet Bakanlığı'na Akın Gürlek, Ali Yerlikaya'dan boşalan İçişleri Bakanlığı'na Mustafa Çiftçi atandı.

İçişleri Bakanlığı görevine getirilen Mustafa Çiftçi, Erzurum Valisi olarak görev yapıyordu. 

Akın Gürlek, Haziran 2022'den Ekim 2024'e kadar Adalet Bakan Yardımcılığı görevinde bulunmuş, ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atanmıştı.

Erdoğan'a teşekkür ettiler

Koltuğunu bırakan Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında "Bakanlığım süresince verdiği büyük desteklerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum" dedi.

Adalet Bakanlığı görevi sona eren Yılmaz Tunç ise halefine başarılar dilediği mesajında "Ülkemizin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması ve Hukuk Devleti ilkesinin tahkimi yolunda gerçekleştirilen reformlara omuz vermenin onurunu yaşadık. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle Adalet Bakanı olarak atanan Sayın Akın Gürlek’e görevinde üstün muvaffakiyetler diliyorum" ifadelerini kullandı.

İçişleri'ne Yeni Osmanlıcı bakan...

Adalet Bakanı yapılan Akın Gürlek'in aksine pek fazla tanınmayan Çiftçi, bundan iki yıl önce ilginç bir habere konu olmuştu.

"Yeni Osmanlıcı Vali kutlama tarihi uydurup, sömürgeleşmeyi övdü" haberiyle andığımız dönemin Erzurum Valisi Çiftçi, Abdülhamid'in tahta çıkışının 148'inci yıldönümünü kutlamıştı.

Daha önce de Çorum Valiliği döneminde makam odasından Erdoğan'ın fotoğrafını kaldırdığı şeklinde haberlere konu olan Çiftçi, bu iddiaları yayımladığı fotoğrafla yalanlamıştı.

Daha önce kaymakamlık görevlerinde bulunan, TBMM’de Özel Kalem Müdürlüğü ve Başkan Başmüşavirliği yapan Çiftçi, ilk olarak 2018'de Erdoğan tarafından Çorum valisi yapılmış, üç yıl önce ise Erzurum Valiliği görevine getirilmişti.

Bu açıdan Çiftçi'nin Bakanlık koltuğuna yükselişi hayli hızlı ve beklenmedik oldu.

Kulislerde bugüne kadar İçişleri Bakanlığı için en büyük "favori" İstanbul Valisi Davut Gül'dü.

Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek: AKP için neleri başardı?

AKP iktidarı için oldukça kritik olan siyasi davaların yürütücüsü oldu. Bunun dışında yine AKP içi kavgada buz kıran gibi kullanılan "planlı" davaların da öne çıkan ismiydi. Şimdi buraki "başarılarının" mükafatı olarak Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu. Gürlek'in yükseliş öyküsünü bir kez daha hatırlatıyoruz.

Gürlek, daha önce Bakan Yardımcılığı görevinde bulunduğu Adalet Bakanlığı'nın bugün itibariyle bir numaralı koltuğuna yerleşti.

Kimse de bu adıma şaşırmadı. Gürlek'i bir numaralı koltuğa taşıyan o davaları soL tek tek hatırlatıyor.

2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına özel bir görevle geldi. Göreve geldiği ilk günlere üst üste CHP'li belediyelere yönelik operasyonları sığdırdı. İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'nu ve ilçe belediyelerini hedef alan tüm operasyonlar onun imzasını taşıyordu.

Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere birçok CHP'li belediye başkanının tutuklanması da, kayyımlar da onun eseriydi. soL'un tüm ayrıntılarıyla ifşa ettiği birçok iddianameye imza koydu.

Gürlek'in tek işi CHP'ye yönelik operasyonlar değildi. Can Holding, Rezan Epözdemir operasyonu, Ciner ve Paramount adımı, bahis ve ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonları da en az CHP operasyonları kadar gündem oldu.

Bu operasyonların ortak noktası, AKP içinde devam eden krizde bir yere oturmasıydı. Bu sürecin de ayrıntılarına uzun uzun soL'da yer vermiştik. 

***

Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek: AKP için neleri başardı? 

AKP iktidarı için oldukça kritik olan siyasi davaların yürütücüsü oldu. Bunun dışında yine AKP içi kavgada buz kıran gibi kullanılan "planlı" davaların da öne çıkan ismiydi. Şimdi buradaki "başarılarının" mükafatı olarak Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu. Gürlek'in yükseliş öyküsünü bir kez daha hatırlatıyoruz.

AKP iktidarının ilk dönemine Cemaat ortaklığı ve siyasi operasyonlar damga vurmuş, en öne çıkan figür ise Zekeriya Öz olmuştu.

Ortalık bitti, köprünün altından çok sular aktı.

Ancak siyasi operasyonlar kesintisiz olarak sürdü, yine bir sembol isim eliyle.

Türkiye'de özellikle son süreçteki tüm siyasi davaların merkezinde tartışmasız bir şekilde onun imzası vardı, Akın Gürlek'in.

O Gürlek, daha önce Bakan Yardımcılığı görevinde bulunduğu Adalet Bakanlığı'nın bugün itibariyle bir numaralı koltuğuna yerleşti.

Kimse de bu adıma şaşırmadı.

Gürlek'i bir numaralı koltuğa taşıyan o davaları bir kez daha hatırlayalım.

AKP'nin birçok siyasi davasında imzası var

AKP iktidarının birçok siyasi davasını gören Akın Gürlek'i adım adım önce Başsavcılığa sonra da Adalet Bakanlığı'na getiren davaların kısa özeti şöyle:

*Demirtaş'a hapis cezası

Akın Gürlek'in başkanı olduğu İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder'i "terör örgütü propagandası yapmak” suçuyla yargıladı.

Gerekçe, 2013'teki İstanbul Newroz’unda konuşan Demirtaş'ın Öcalan hakkındaki sözleriydi.

Karar 5 yıl sonra verildi. Demirtaş 4 yıl 8 ay, Önder ise 3 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar, Demirtaş'a siyaset yasağı getirilmesine neden oldu. Demirtaş, Gürlek’in baktığı davadan tahliye edildiğindeyse Kobani soruşturmasında yeniden tutuklandı.

*Dink davasında karar

Akın Gürlek, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada da kararı açıklayan isimdi. Dört kişiye müebbet, 22 kişiye hapis cezası; 28 sanığa da tüm suçlardan beraat verdi.

*Kaftancıoğlu'na siyasi yasak, 'barış bildirisi'ne ceza

Eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu 2019'da sosyal medya paylaşımları nedeniyle 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme Başkanı yine Akın Gürlek’ti. Yargıtay'ın da onadığı karar sonrası, Kaftancıoğlu siyasi yasaklı hale geldi.

*Fincancı hakkındaki karar da onun

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini imzaladığı için "terör örgütü propagandası" suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezası aldı. 2018’deki bu kararın altında Akın Gürlek’in imzası vardı.

*Kozağaçlı'yı tutukladı

Çağdaş Hukukçular Derneği'nin (ÇHD) eski genel başkanı Selçuk Kozağaçlı'nın arasında bulunduğu 20 avukatın yargılandığı davanın başkanı da Akın Gürlek’ti. Kozağaçlı ve arkadaşları onun kararıyla tutuklandı.

Akın Gürlek’in baktığı bir diğer dosya Sözcü Gazetesi yazarları hakkında açılan “örgüte yardım davası” oldu. Emin Çölaşan ve Necati Doğru, "Gülen yapılanmasına bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçundan 3'er yıl 6'şar ay hapis cezası aldı.

AYM kararını tanımadı, terfi aldı

Akın Gürlek'in adını duyuran bir diğer dosya yüksek yargı kararını hiçe saydığı Enis Berberoğlu davası oldu. MİT tırları görüntülerini gazeteci Can Dündar'a verdiği iddiasıyla suçlanan ve milletvekilliği düşürülen Berberoğlu için 2020 yılında Anayasa Mahkemesi “ihlal” kararı verdi. Ancak Gürlek başkanlığındaki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM'yi yerindelik denetimi yapmakla suçlayarak karara direndi.

Tüm bu tartışmalı kararlara rağmen HSK, 2021’de Akın Gürlek'i birinci sınıf hakimliğe yükseltti. 2022 tarihinde Adalet Bakan Yardımcısı yapılan Gürlek, 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına getirildi.

Görevli geldi, görevli gidiyor

Gürlek, 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına özel bir görevle geldi.

Göreve geldiği ilk günlere üst üste CHP'li belediyelere yönelik operasyonları sığdırdı.

İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'nu ve ilçe belediyelerini hedef alan tüm operasyonlar onun imzasını taşıyordu.

Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere birçok CHP'li belediye başkanının tutuklanması da, kayyımlar da onun eseriydi.

soL'un tüm ayrıntılarıyla ifşa ettiği birçok iddianameye imza koydu.

Tüm bu operasyonlarla kendisine verilen görevi yerine getirdi.

Ancak Gürlek'in tek işi CHP'ye yönelik operasyonlar değildi.

Can Holding, Rezan Epözdemir operasyonu, Ciner ve Paramount adımı, bahis ve ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonları da en az CHP operasyonları kadar gündem oldu.

Bu operasyonların ortak noktası, AKP içinde devam eden krizde bir yere oturmasıydı. Bu sürecin de ayrıntılarına uzun uzun soL'da yer vermiştik. 

Gürlek tüm bu süreçte AKP için oldukça parlak işlere imza attı.

Şimdi bunun ödülü olarak Adalet Bakanlığı koltuğunu kaptı.

Bu ödül sonrası ülkede genel olarak adalet başlığının ve özel olarak da siyasi davaların nasıl bir seyirle devam edeceği merak konusu. Gürlek'in burada da özel bir rol oynayacağı kesin...

***

Yeni Osmanlıcı Bakan... İçişleri Bakanı yapılan Mustafa Çiftçi kimdir? 

Cumhuriyet'in valisi olarak padişahın tahta çıkış gününü kutlayan bir isim olarak haberlere konu olmuştu. Şimdi Ali Yerlikaya'nın yerine İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturacak.

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İçişleri Bakanlığı koltuğuna getirilen Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi'nin kim olduğu merak konusu oldu.

Adalet Bakanı yapılan Akın Gürlek'in aksine pek fazla tanınmayan Çiftçi, bundan iki yıl önce ilginç bir habere konu olmuştu.

"Yeni Osmanlıcı Vali kutlama tarihi uydurup, sömürgeleşmeyi övdü" haberiyle andığımız dönemin Erzurum Valisi Çiftçi, Abdülhamid'in tahta çıkışının 148'inci yıldönümünü kutlamıştı.

Daha önce kaymakamlık görevlerinde bulunan, TBMM’de Özel Kalem Müdürlüğü ve Başkan Başmüşavirliği yapan Çiftçi, ilk olarak 2018'de Erdoğan tarafından Çorum valisi yapılmış, üç yıl önce ise Erzurum Valiliği görevine getirilmişti.

Bu açıdan Çiftçi'nin Bakanlık koltuğuna yükselişi hayli hızlı ve beklenmedik oldu. 

Kulislerde bugüne kadar İçişleri Bakanlığı için en büyük "favori" İstanbul Valisi Davut Gül'dü.

TÜGVA'nın gediklisi 

Mustafa Çiftçi'nin valilik mesaisinin önemli bir bölümünü AKP içerisindeki taht kavgasının öne çıkan ismi Bilal Erdoğan'a yakın TÜGVA'nın etkinlikleri oluşturuyordu.

Sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarda Çiftçi'nin sıkça TÜGVA'da konuşmacı olduğu görülüyor.  

Eleştiriye yanıtı soruşturma olmuştu

Mustafa Çiftçi Çorum Valisi olduğu pandemi günlerinde de tartışmalı bir "anma"ya imza atmıştı. 1926 yılında idam edilen gerici Teali İslam Cemiyeti’nin yöneticisi İskilipli Atıf'ı mezarı başında anmıştı.

Bir yurttaşın “Atatürk’e isyan eden o yobaza ziyarette bulunan valiye saygı duymuyorum” sözlerine alınan Çiftçi, suç duyurusunda bulunmuş ve yurttaş hakkında soruşturma başlatılmıştı ama savcılık “kovuşturmaya yer olmadığına” karar vermişti.

Kararlı bir gerici ve devrim düşmanı olan İskilipli Atıf'ı hakkında bilinmesi gerekenleri soL yazarı Orhan Gökdemir kaleme almıştı.

Milli Mücadelenin simgesini yıktırmaya çalışmıştı

Milli Mücadelenin simgesi Erzurum Kongre Binası için “ağır hasarlı” raporunu işleme koyan Mustafa Çiftçi, "Osmanlı yapıları genelde sağlam ama kongre binası Ermenilerin. Ermeni yapılarının mutlaka incelenmesi gerekiyor" diyerek binanın yıkılması gerektiğini savunmuştu. Kültür Bakanlığı binanın yıkılmayacağını bildirmişti. Ancak Çiftçi'nin müdahalesi nedeniyle binaya toplu ziyaretler yasaklı.

Daha önce de Çorum Valiliği döneminde makam odasından Erdoğan'ın fotoğrafını kaldırdığı şeklinde haberlere konu olan Çiftçi, bu iddiaları yayımladığı fotoğrafla yalanlamıştı.

Mustafa Çiftçi kimdir?

Bu haberlerin ve notların dışında Erzurum Valiliği'nin resmi sitesinde Çiftçi'nin kariyeri şu şekilde özetleniyor:

"1970 yılında Konya'nın Çumra İlçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Çumra'da, Lise öğrenimini Konya'da bitirdi. 1995 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldu. 1996 yılında İçişleri Bakanlığının açmış olduğu Kaymakam Adaylığı sınavını kazanarak 85. Dönem Konya Kaymakam Adayı olarak göreve başladı. 1998 yılında 8 ay süreyle İngiltere'ye gitti. 1999 yılında Milli Güvenlik Akademisi’nden mezun oldu. Aksaray-Gülağaç, Erzurum-Tekman, Nevşehir-Derinkuyu, Bitlis-Adilcevaz ve Kırşehir-Kaman İlçelerinde Kaymakamlık, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nde Daire Başkanlığı yaptı. TBMM’de Özel Kalem Müdürlüğü ve Başkan Başmüşavirliği görevlerinde bulundu. 2007 Yılında Selçuk Üniversitesi SBE Kamu Yönetimi ABD Kamu Yönetimi Bölümünde Yüksek Lisans çalışmasını tamamladı, 2011 yılında da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi”ni bitirdi. 2012 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi SBE Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalında başka bir yüksek lisans çalışmasını tamamlayan Mustafa ÇİFTÇİ, A.Ü. Adalet Bölümü’nü ve İktisat Fakültesi”ni bitirdi. Halen Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ve Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Tarih Bölümünde öğrenim hayatını devam ettiriyor. "İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır; öğrenmeyi terk eden kişi yirmisinde de olsa, sekseninde de olsa yaşlıdır” felsefesini benimseyen Vali Çiftçi, İngilizce ve Arapça bilmektedir. 2018/202 sayılı Cumhurbaşkanlığı atama kararı ile Çorum Valisi olarak atanan Sayın Valimiz, Çorum’da 4 yıl 9 ay görev yapmıştır. 9 Ağustos 2023 tarih ve 2023/376 sayılı Cumhurbaşkanlığı atama kararı ile ilimize atanan ve 18.08.2023 tarihinde Erzurum Valiliği görevine başlayan Vali Çiftçi, evli ve üç çocuk babasıdır."

*** 

Erdoğan, "aflarını isteyen" iki bakanı görevden aldı: Akın Gürlek Adalet Bakanı, Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu + Akın Gürlek kimdir: Hâkimlikten Bakan Yardımcılığı'na, İstanbul Başsavcılığı'ndan Adalet Bakanlığı’na; soruşturmalarıyla bir döneme damga vurdu + Hafızlıkta Türkiye birincisi; yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi kimdir? + CHP'den Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na atanmasına ilk tepki: Partimize yönelik giriştiği operasyonların mükâfatı! -T24-

Erdoğan, "aflarını isteyen" iki bakanı görevden aldı: Akın Gürlek Adalet Bakanı, Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu. 

akın gürlek mustafa çiftçiAkın Gürlek ve Mustafa Çiftçi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir kabinede beklenen değişikliği gerçekleştirerek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yerine İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek'i, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın yerine Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi'yi atadı. Resmi Gazete'de yayımlanan Erdoğan imzalı kararnamenin başında, Tunç ve Yerlikaya'nın görevden aflarını istedikleri ve görevden af taleplerinin kabul edildiği vurgulandı. Buna karşılık, sosyal medyadan Erdoğan'a teşekkür eden Tunç ve Yerlikaya'nın görevden aflarını istediklerine yönelik bir ifadeye mesajlarında yer vermemeleri dikkati çekti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde başta İBB soruşturması olmak üzere Türkiye gündemine damga vuran çok sayıda soruşturmaya imza atan Akın Gürlek'in bir süredir bakanlık görevini istediği, emniyet ve İçişleri Bakanlığı'nın kimi uygulamalarından da rahatsızlık duyduğu kulislerde konuşuluyordu. Kabinede mini revizyon yapması uzun süredir beklenen Erdoğan'ın, ismi geçen diğer bakanları değiştirmemesi, yargı ve güvenlik alanındaki en kritik iki bakanlıkla sınırlı değişikliğe imza atması da dikkati çekti. 

İstanbul'da mahkeme başkanlığı yaptığı dönemdeki kararlarıyla kamuoyunun gündemine gelen, bu görevlerinden sonra Adalet Bakan Yardımcılığı'na atanan, buradan da Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevine getirilen Gürlek, Ankara'ya Adalet Bakanı olarak döndü.

Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Adalet Bakanlığı'na atanmasının ardından ise kulislerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı için Anadolu Başsavcısı Fatih Dönmez ile Bakırköy Savcısı Barış Duman’ın adının geçtiği iddia edildi.

Süleyman Soylu'dan sonra İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturan ve bir süredir görevden alınacağı konuşulan Yerlikaya da koltuğunu 2021'de İskilipli Atıf Hoca anmasına katılması kamuoyunda tartışılan Erzurum Valisi Çiftçi'ye devredecek. Yerlikaya'nın bir süredir bakan yardımcıları ile de sorun yaşadığı konuşuluyordu.

Tunç ve Yerlikaya'dan açıklama; af talebinde bulunduklarını yazmadılar

Görevden alınan Ali Yerlikaya, karardan hemen sonra yaptığı ilk açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti. Karardaki ifadelerin aksine affını isrediğine ilişkin herhangi bri bilgi vermeyen Yerlikaya, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın tensip ve takdirleriyle 4 Haziran 2023 tarihinde başladığım İçişleri Bakanlığı görevimi kıymetli kardeşim Mustafa Çiftçi’ye devrediyorum. Kendisini tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyorum. Allah hayırlı uğurlu etsin. Bakanlığım süresince verdiği büyük desteklerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Ülkemizin huzur ve güvenliği için canla başla görev yapan İçişleri Ailemizin her bir ferdine ayrı ayrı yürekten teşekkür ediyorum. Allah’a emanet olun."


Görevden alınan Yılmaz Tunç da ilk açıklamasında, Yerlikaya gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti, af talebiyle ilgili bir bilgi vermeyerek şunları kaydetti:

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olmak, davamıza gönül vermek bizler için her zaman gurur vesilesi olmuştur. 2001 yılında başlayan kutlu yolcuğumuzda AK Parti Kurucu İlçe Başkanlığı, Milletvekilliği, TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı, AK Parti Meclis Grup Başkanvekilliği görevlerimizin ardından Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 4 Haziran 2023 tarihinde Adalet Bakanlığı görevinin tarafıma tevdi edilmesi milletimize ve devletimize hizmet etme sorumluluğumuzu daha da artırmıştır.

23 yıllık hükümetlerimiz döneminde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması ve Hukuk Devleti ilkesinin tahkimi yolunda gerçekleştirilen reformlara omuz vermenin onurunu yaşadık.  Bundan sonra da ülkemiz ve milletimiz için ter dökmeye, Türkiye Yüzyılı için ilk günkü heyecanla çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle Adalet Bakanı olarak atanan Sayın Akın Gürlek’e görevinde üstün muvaffakiyetler diliyorum."

Akın Gürlek

***

Akın Gürlek kimdir: Hâkimlikten Bakan Yardımcılığı'na, İstanbul Başsavcılığı'ndan Adalet Bakanlığı’na; soruşturmalarıyla bir döneme damga vurdu 

İstanbul Adliyesi’nde hâkimlik yaptığı dönemde verdiği kararlar nedeniyle dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından sert biçimde eleştirilen, bu görevi sürdürürken önce Adalet Bakan Yardımcılığı’na buradan da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanan Akın Gürlek, Adalet Bakanı oldu. Son dönemde kulislerde Gürlek’in Adalet Bakanı olmayı çok istediği ve bu beklentisini Erdoğan’a da ilettiği konuşuluyordu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir süre çift maaş almakla suçladığı Gürlek, başsavcılığı döneminde yürüttüğü soruşturmalarla tarihe geçti. Gürlek, başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı dosya olmak üzere CHP’li belediyeler, menajer Ayşe Barım, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın dosyasının da aralarında olduğu soruşturmalarıyla Türkiye gündemine damgasını vurdu. Son dönemde Gürlek’in İstanbul Emniyeti ve İçişleri Bakanlığı’nın kimi uygulamalarından rahatsızlık duyduğu konuşuluyordu.

Nevşehir’de, 1982’de doğan Gürlek, 2005'te Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Farklı il ve ilçelerde görev yaptıktan sonra İstanbul’a atandı ve sırasıyla İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi üyeliği, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yaptı. 2022'de Adalet Bakan Yardımcısı olarak atandı. Bu dönemde Hakimler Savcılar Kurulu’ndan sorumlu oldu. Gürlek, 2 Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandı.

Başsavcılığı döneminde yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle sıkça eleştirilen Gürlek’e Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimse yargı camiamıza parmak sallayamaz” sözleri ile isim vermeden destek çıktı. MHP’nin de Gürlek’e destek verdiği biliniyor.

Akın GürlekAkın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Adalet Bakanlığı'na atandı

Gürlek, mahkeme başkanı olduğu dönemde, Barış Akademisyenleri’nin bazı dosyalarına da baktı. Bir akademisyene, “PKK tarafından öldürülen bir komiserin eşi ve ailesini ziyaret etmesi” cezasının verilmesi çok tartışıldı. Bu karar daha sonra kaldırıldı.

Yine aynı heyet, eski Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı'ya "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini imzaladığı için "terör örgütü propagandası" suçundan 2,5 yıl hapis cezası verdi.

Özgür Özel Akın GürlekCHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Akın Gürlek

Kılıçdaroğlu’nun hedefindeydi

Gürlek’in başkanı olduğu mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında verdiği hak ihlali kararını da uygulamadı ve yargılamanın durdurulması talebini geri çevirdi. Bu sürecin sonunda Berberoğlu, cezaevine girdi.

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gürlek için "Adaleti katleden adamın adı Akın Gürlek'tir, yeni Zekeriya Öz'dür" dedi. Gürlek, Kılıçdaroğlu hakkında tazminat davası açtı ancak kazanamadı.

Özer ve İmamoğlu soruşturmaları

Gürlek, Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandıktan kısa sonra dönemin Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında soruşturma başlatıldı. Özer, 30 Ekim 2024'te "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklandı, belediyeye kayyım atandı.

CHP lideri Özgür Özel, bu olaydan sonra "Akın Gürlek, seyyar giyotin, adaletin boynunu kesendir" dedi.

Özel, tazminata mahkûm oldu

Gürlek, açıklamalarını sürdüren Özel hakkında manevi tazminat davası açtı. Özel, bu davada tazminata mahkûm oldu.

Beşiktaş operasyonu

17 Ocak'ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da bulunduğu 23 kişi tutuklandı.

İmamoğlu’na tehdit soruşturması

İBB Başkanı İmamoğlu, "Senin amacın milletin gözünü korkutmak. Başsavcı sana söylüyorum. Senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına kimse dayanmasın" dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu sözler üzerine Ekrem İmamoğlu hakkında Gürlek ve ailesini tehdit ettiği iddiasıyla soruşturma başlattı.

Özdağ’a tutuklama

İstanbul Başsavcılığı, Antalya’da yaptığı bir konuşmada Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddiasıyla Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ hakkında da soruşturma başlattı. Bu soruşturma kapsamında Ankara’da gözaltına alınan Özdağ, İstanbul’da 21 Ocak 2025’te tutuklandı. Bu dosya, “İstanbul Başsavcılığı, Türkiye Başsavcılığı gibi hareket ediyor, yetkisiz işlem yapıyor” eleştirilerine yol açtı.

Barım’a tutuklama

İstanbul Başsavcılığı’nın menajer Ayşe Barım soruşturması da çok konuşuldu. Gezi eylemlerini organize ettiği, sanatçıları eyleme yönlendirdiği iddia edilen Barım, 27 Ocak 2025’te tutuklandı. Aylar sonra tahliye edilen Barım hakkındaki dava sürüyor.

imamoğlu ibbİBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB soruşturması kapsamında 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alındı, 23 Mart 2025 tarihinde tutuklandı

İmamoğlu’na operasyon

Başsavcılığın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında başlattığı soruşturma, gündeme damgasını vurdu. İmamoğlu hakkında önce “sahte diploma” soruşturması başlatıldı ve bu dosyaya paralel ilerleyen süreçte diploması iptal edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 100'den fazla isim hakkında çeşitli suçlardan gözaltı kararı verildiğini açıkladı. İmamoğlu, gözaltına alındı ve “suç örgütü kurmak, dolandırıcılık, rüşvet” suçlarından tutuklandı. İmamoğlu hakkında terör suçundan da ayrıca soruşturma başlatıldı.

Bu dosyaya paralel olarak belediyelere yönelik bir dizi operasyon yapıldı. Bu operasyonlar sonunda Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer tutuklandı. Daha sonra Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin de bu listeye eklendi.

Mabel Matiz, LeMan, Manifest

İstanbul Başsavcılığı, bu operasyonlar dışında sanatçı Mabel Matiz, Manifest müzik grubu, Leman Dergisi ile ilgili başlattığı soruşturmalarla da gündeme geldi.

Özel’in suçlamaları

CHP lideri Özel, bu dönemde de Akın Gürlek’i sert biçimde eleştirdi. Özel, Gürlek’e, İstanbul boğazı manzaralı villa tahsis edildiğini ve sadece tadilatına 40 milyon lira harcandığını öne sürdü. Özel, Gürlek’in İstanbul Başsavcılığı’na atandıktan sonra hem savcı maaşı aldığını hem de Eti Maden’in Lüksemburg’taki şirketinin yönetim kurulu üyeliği maaşını almaya devam ettiğini öne sürdü.

Özel, hakkında bu iddialar nedeniyle suç duyurusunda bulunuldu ve soruşturma başlatıldı. 

CHP hakkında Yargıtay Başsavcılığı'na bildirim

İstanbul Başsavcılığı, İBB iddianamesini tamamlamasıyla birlikte, Yargıtay Başsavcılığı'na CHP ile ilgili olarak "kapatma ihbarı"nda da bulundu. 11 Kasım'da başsavcılıktan yapılan açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak Yargıtay Başsavcılığı'na bildirimde bulunulduğu kaydedilerek, "Soruşturma dosyamız kapsamında yapılan tespitler ışığında, Cumhuriyet Halk Partisinin ülke genelinde ve yerelde gerçekleşen seçimlerin güvenilirliğine ve seçmenin iradesini etkilemeye, demokratik düzeni etkilemeye yönelik, sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde müdahalede bulunduğu anlaşılmakla, Cumhuriyet Halk Partisi hakkında Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet Başsavcılığımızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmuştur" denildi.

Hep gündemdeydi

Gürlek, İstanbul’da göreve başladıktan sonra kararlarıyla sürekli gündeme geldi. 2018’de Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatların tahliyesine karar veren heyet görevden alındı. Yerine Gürlek’in de yer aldığı heyet atandı. Bu heyet tahliye kararlarını kaldırdı ve dava sonunda avukatları cezalandırdı.

Eski HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın tahliyesini engelleyen, propaganda suçundan açılan davada çıkan hapis cezası kararını da yine Gürlek’in yer aldığı heyet verdi.

Gürlek, daha sonra İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı oldu. Bu dönemde, mahkeme, dönemin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nu sosyal medya paylaşımları nedeniyle hapse mahkum etti.  Sözcü gazetesi yazarları ve yöneticileri hakkında "FETÖ'ye bilerek ve isteyerek yardım" suçundan açılan davada da aynı heyet mahkumiyet kararı verdi.

***

Hafızlıkta Türkiye birincisi; yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi kimdir? 

Ali Yerlikaya ve Mustafa Çiftçi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ali Yerlikaya'yı görevden alarak İçişleri Bakanlığı'na Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi'yi atadı. Erzurum'dan önce Çorum'da vali olarak görev yapan Çiftçi, 2021 yılında İskilipli Atıf anmasına katılması tartışma yaratmıştı. Çiftçi'nin anmaya katılması yargıya taşınmış ancak soruşturma izni verilmemişti. Çiftçi'nin küçük oğlunun babasının makam arabasıyla yaptığı çakarlı araç paylaşımı da tepki çekmişti. Yeni İçişleri Bakanı'nın büyük oğluysa Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Başkanlığında polis memuru olarak görev yapıyor. Çiftçi'nin Erzurum Valiliği döneminde, Erzurum Kongresi binasının yıkılması gerektiği yönündeki açıklaması da tepki çeken bir başka açıklaması olmuştu. Aynı zamanda hafız olan yeni İçişleri Bakanı'nın Diyanet İşleri Başkanlığının Hafız Ol Hafız Kal Yarışması'nda Türkiye birinciliği bulunuyor. Eski AKP'li Şamil Tayyar, Çiftçi için "Kabinenin ilk hafız bakanı" ifadesini kullandı. 

Ali Yerlikaya’dan boşalan İçişleri Bakanlığına atanan Mustafa Çiftçi, Erzurum Valisi olarak görev yapıyordu. 1970 yılında Konya'nın Çumra İlçesinde doğan Çiftçi 1995 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden, 1999 yılında Milli Güvenlik Akademisi’nden mezun oldu. Aksaray-Gülağaç, Erzurum-Tekman, Nevşehir-Derinkuyu, Bitlis-Adilcevaz ve Kırşehir-Kaman İlçelerinde Kaymakamlık, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nde Daire Başkanlığı yapan Çiftçi, TBMM’de Özel Kalem Müdürlüğü ve Başkan Başmüşavirliği görevlerinde de bulundu. 2011 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni de bitiren Çiftçi, 2018’de Çorum Valisi olarak atandı ve 4 yıl bu görevi sürdürdü. Çiftçi 2023’ten bu yana Erzurum Valisi olarak görev yapıyordu.

Çiftçi, İskilipli Atıf anmasına katılmış, soruşturma izni verilmemişti

Çiftçi, Çorum Valisi olduğu dönemde Milli Mücadele döneminde İngilizlerin desteği ile gerici isyanlara destek veren, İskilipli Atıf’ı anma törenlerine katılmıştı. Çorum Valiliği, anmayı, sosyal medyadan “İskilipli Mehmet Atıf Hoca şehadetinin 95. yıldönümünde mezarı başında dualarla anıldı” sözleri ile paylaşmıştı.

Anmaya katılımına gelen tepkiler üzerine Çiftçi, Atıf’ı “ilim, aksiyon ve dava adamı” olarak nitelendirerek “Ben İskilip’te yaptığımız anmanın doğru olduğunu, haklı olduğunu, yapılması gerektiğini düşünüyorum” demişti.


Çiftçi’nin anmaya katılımının yargıya taşınması üzerine Çorum Cumhuriyet Savcılığı, “eylemlerin kişisel nitelikte olduğunu”, Samsun Cumhuriyet Savcılığı ise “soruşturulması gereken suç unsuru bulunmadığını” savunarak soruşturmaya izin vermemişti.

İskilipli Atıf anmasına katılan Çorum Valisi Çiftçi ve Kaymakam Eligül için soruşturma izni verilmedi

Valiler kararnamesi: Soylu'ya "gönülden bağlı olanlar" merkeze alındı, Erzurum Valisi Memiş AFAD'ın başına geliyor, bakanlık boşaltıldı

Oğlunun çakarlı araç paylaşımı tepki çekmişti

Mustafa Çiftçi’nin oğlu Tarık Çiftçi'nin babasının makam araçlarının fotoğrafını paylaşarak, "Dedenize sorun bakayım akşam hangisiyle konvoya çıkalım" ifadelerini kullandığı bir sosyal medya paylaşımı yapması da kamuoyunun tepkisini çekmişti. 

Çiftçi, oğlunun paylaşımının ardından oğlunun 18 yaşından küçük olduğunu, kurgusal bir paylaşım yaptığını belirtmiş, Erzurum halkından özür dilemişti. Kendisine yönelik eleştiriler için de itibar suikasti değerlendirmesini yapmıştı. 

TIKLAYIN - Valinin oğlundan polislere gözdağı: Sicil numaranı alayım!

Büyük oğlu Özel Harekat Dairesi'nde polis memuru 

Çiftçi'nin büyük oğlu ise Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Hareket Dairesi'nde polis memuru. 

Erzurum Kongresi binasının yıkılmasına dair açıklaması MHP'nin tepkisini çekti

Çiftçi'nin Erzurum Valisi olduğu dönemde, Erzurum Kongresi binasını ziyarete kapatması da tartışma yaratmıştı.Binanın “ağır hasarlı” ilan edilerek valiliğin bilgisi çerçevesinde ziyarete kapatılması sonrası Çiftçi, kongre binasının Osmanlı döneminde Ermeni Sanasaryan Okulu olarak kullanıldığını söyleyip  yıkılabileceğini belirtmişti. MHP’nin Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, “Milli Mücadele’nin başlangıç karargâhı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yol haritasının hazırlandığı Erzurum Kongre Binası’nın yıkılması kabul edilemez” diyerek Vali Çiftçi’ye tepki göstermişti.

TIKLAYIN -Vali, "Yıkılabilir" demişti: Milli Mücadele'nin karargâhı Erzurum Kongre Binası'nın geleceği belli oldu

TIKLAYIN - İki validen tepki çeken iki eylem

"İlk hafız bakan"

Çiftçi, 2024 yılında Diyanet İşleri Başkanlığının düzenlediği Hafız ol Hafız Kal yarışmasında Türkiye birincisi oldu. Kur’an-ı Kerim’i baştan sona ezbere bilmesi sebebiyle Çiftçi'nin "Hafız Vali" olarak anıldığı kaydedildi. Eski AKP'li Şamil Tayyar, sosyal medya paylaşımında "Bildiğim kadarıyla ilk kez bir hafız bakanımız oldu" ifadesini kullandı. 

https://www.dailymotion.com/video/x9zofyw

***

CHP'den Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na atanmasına ilk tepki: Partimize yönelik giriştiği operasyonların mükâfatı! 

Akın Gürlek

CHP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasına, Bu bir kişi meselesi değildir. Yargı eliyle kurulan bir siyasal rejim meselesidir. Halk iradesine karşı kurulan yargı rejiminin karşısında, hakikati de mücadeleyi de büyütmeye devam edeceğiz“ ifadeleriyle tepki gösterdi. 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'yı görevden aldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı. Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi ise İçişleri Bakanı oldu.

Çiftçi: Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanması, giriştiği operasyonlarının açık bir mükafatıdır

Çiftçi, paylaşımında şöyle dedi:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının Adalet Bakanı olarak atanması, 8 Ekim 2024 tarihinden bu yana partimize yönelik giriştiği operasyonlarının açık bir mükafatıdır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Aziz İhsan Aktaş iddianameleriyle; partimize, seçilmiş belediye başkanlarımıza ve demokratik siyasete karşı kurulan yargı kuşatması anlayışı bugün Adalet Bakanı koltuğuna oturtulmuştur.

Bu süreçte:

İftiracı beyanları dosyanın omurgasına dönüştüren,

Tutukluluğu bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanan,

Masumiyet karinesini, savunma hakkını sistematik biçimde aşındıran ve aileleri hedef alacak kadar gözünü karartan,

Yargıyı siyasetin aparatı haline getiren uygulamaların altına imza atan bir anlayış vardı.

Bugün yapılan atama, bu pratiğin iktidar tarafından taltif edildiğini bir kez daha gösteriyor. Anayasayı, yasaları, insan haklarını ters yüz eden anlayışın sırtı sıvazlanıyor.

“İktidar ortağı değil ittifak ortağıyız” diyen ve Meclis kürsüsünde uzun tutukluluk süresini eleştirip "rahatsızlığını" dile getirenlerin de bugünkü atamaya dikkatle bakması gerekiyor.

Bu bir kişi meselesi değildir.

Yargı eliyle kurulan bir siyasal rejim meselesidir.

Halk iradesine karşı kurulan yargı rejiminin karşısında, hakikati de mücadeleyi de büyütmeye devam edeceğiz.“

Emir: Yok öyle yağma!

CHP'li Murat Emir, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Milli iradeye yargı eliyle darbe yapmaya kalkışıp dokunulmazlık zırhının arkasına saklanacaksınız ve kendinizi kurtaracağınızı sanacaksınız. Yok öyle yağma!“

Karasu: Belediye Başkanlarımızı, yol arkadaşlarımızı siyasi tutsak haline getiren 'seyyar giyotin', adaletin tabutuna son çiviyi çakacaktır

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanması hakkındaki paylaşımında şöyle dedi:

"Belediye Başkanlarımızı, yol arkadaşlarımızı siyasi tutsak haline getiren 'seyyar giyotin', adaletin tabutuna son çiviyi çakacaktır. Bu karanlık düzene boyun eğmeyecek, hukuku ve demokrasiyi mutlaka yeniden ayağa kaldıracağız"

***

T-24



soL "Köşebaşı +Gündem" -10 Şubat 2026-

Bunun arkasında da rant var: Kandilli Rasathanesi gözlemevi neden İznik’e taşınmak zorunda kaldı?-Burcu Günüşen- 

Konu ABD’li bir akademisyenin "Marmara Depremi" paylaşımıyla gündeme geldi oysa Kandilli’nin jeomanyetik gözlemevi verileri 22 yıldır uluslararası standartları karşılamıyor. Rasathane gözlemevini çevresel gürültü yüzünden İznik'e taşıdı, 17 yıldır sadece buradan veriler paylaşıyor. Jeoloji mühendisi Doç. Dr. Savaş Karabulut bu tartışmada asıl önemli olanın bilimsel bir merkezin rant hırsı yüzünden atıl kalması olduğuna, aynı şeyin İznik'te de yaşanabileceğine dikkat çekti.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün İstanbul'daki jeomanyetik gözlemevindeki ölçümlerin yapılaşma ve gürültü gibi nedenlerle İznik'e taşınması 17 yılın ardından ABD'li bir araştırmacının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla gündem oldu.

Arizona Üniversitesi’nden jeofizik doktoru Richard Cordaro önceki gün X hesabından yaptığı paylaşımda, bir kullanıcının Marmara Denizi’nde deprem olup olmayacağına dair sorusuna verdiği yanıtta, fay hattının kuzey ve güneyinde iki istasyon bulunduğunu, bunlardan birinin İstanbul’da diğerinin İznik’te olduğunu belirterek “Talihsiz bir kararla, Kandilli Gözlemevi İstanbul istasyonunu kapatmaya karar verdi” yazmıştı.

“Şimdi sadece bir istasyonla, sinyallerin Marmara Denizi içinden gelip gelmediğini bilemiyoruz. Umarım yetkili birileri Kandilli’yi İstanbul İstasyonunu yeniden açmaya ikna edebilir” diye yazan Cordaro’nun paylaşımı sonrası, Kandilli’deki istasyonda ölçüm yapılmamasının depremin önceden kestiriminde engel oluşturduğuna dair bilimsel dayanağı olmayan iddialar ortaya atıldı.

Kandilli'den açıklama: Yapılaşma ve gürültü nedeniyle İznik'e taşındı

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü de bir açıklama yaparak mevcut bilimsel bilgi birikimi ve teknoloji düzeyi çerçevesinde, yalnızca jeomanyetik veriler kullanılarak yer, zaman ve büyüklük bilgilerini içeren güvenilir bir deprem tahmini yapılmasının mümkün olmadığını, bu yöndeki spekülatif iddiaların bilimsel bir dayanak taşımadığını bildirdi.

Açıklamada İstanbul’daki gözlemevinin “sistemlerinin kapatılmadığı”, ölçümlerin yapılaşma ve gürültü gibi çevresel manyetik kirliliğe bağlı nedenlerle İznik’e taşındığını ifade edildi.

Rasathanenin açıklamasına göre 1947’de kurulan İstanbul–Kandilli (ISK) Jeomanyetik Gözlemevi, 1997 yılında Uluslararası Gerçek Zamanlı Manyetik Gözlemevleri Ağı’na (INTERMAGNET) dahil edildi.

Ancak İstanbul’da zamanla artan yapılaşma, yoğun araç trafiği ve çevresel metalik unsurların oluşturduğu yapay manyetik gürültü, gözlemevinde yürütülen ölçümlerin uluslararası hassasiyet standartlarını karşılamasını sürdürülemez hale getirdi.

Bu nedenle ISK istasyonunun INTERMAGNET üyeliği 2004 yılında zorunlu olarak sonlandı.

Enstitü tarafından manyetik kirlilikten uzak ve daha izole bir bölgede, İznik’te (IZN) Jeomanyetik Gözlemevi kuruldu.

İstanbul'daki gözlemevinden son veri 2009'da paylaşıldı

Geçiş sürecinde her iki istasyon (ISK ve IZN) bir süre paralel çalıştı, ISK verileri de 2009 yılı sonuna kadar uluslararası veri merkeziyle paylaşılmaya devam etti.

Yani Cordaro’nun talihsiz bir kararla kapatıldığını söylediği ISK verilerinin uluslararası veri merkezi ile paylaşılmamasının 17 yıllık bir geçmişi var.

Kandilli İznik’teki gözlemevinin 2007 yılından beri INTERMAGNET üyesi olduğunu belirtirken, taşınma sürecinin bir kapatma değil, bilimsel gereklilikler doğrultusunda gerçekleştirilen bir modernizasyon ve yer değişikliği çalışması olduğunu aktarıyor.

Konuyla ilgili soL’un edindiği bilgiye göre her iki istasyonun da çalışır durumda olması bir zorunluluk değil. Zira INTERMAGNET’in internet sitesindeki Asya haritasına bakıldığında tek bir gözlemevinin bulunmadığı Uzak Asya’ya uzanan geniş bir coğrafya görülüyor.

Karabulut: Bu istasyonların amacı sadece deprem kestirimi değil

soL’a konuşan jeoloji mühendisi Doç. Dr. Savaş Karabulut da dünyadaki manyetik istasyonların standartları olduğunu ve buralarda yerin manyetik alanının değişimlerinin, iç ve dış kaynaklarının incelendiğini, bunların mühendislik alanında, eğitimlerde kullanıldığını, bu istasyonların amacının sadece deprem kestirimi olmadığını dile getirdi.

Arizona Üniversitesi’nden söz konusu paylaşımı yapan araştırmacının manyetik alandaki değişimlere bakarak depremlerin kestirimleriyle ilgili kendi görüşleri olduğunu ifade eden Karabulut ancak yer manyetik alanındaki parametrelerin tek başına kullanımının deprem kestirimi için yeterli olmadığını kaydetti.

Deprem öncesinde yeraltı sularında değişim, gaz çıkışı veya küçük depremler gibi birçok farklı parametreye bakıldığını ancak bunlara bakarak da tek başına depremlerin olacağının söylenemeyeceğini ifade eden Karabulut, yer manyetik alanındaki ani değişimlerin iç ya da dış kaynaklı pek çok nedeni olabileceğini belirtti.

'Çevresinde manyetik bir çivinin bile olmaması gerekiyor'

Karabulut burada önemli olanın şehirdeki rant yüzünden bir istasyonun atıl kalması olduğunu dile getirdi.

Kandilli’deki rasathane ilk kurulduğunda burasının yerleşimin olmadığı çok ıssız bir yer olduğunu dile getiren Karabulut, manyometrelerin çalıştığı yerlerde manyetik kalkan olması gerektiğini ifade etti: Mesela orada kullanılan çiviler bile pirinç çiviler, metal çiviler kullanılmaz. Yani manyetik alan ölçümlerinin yapıldığı yerde kesinlikle bir manyetik elektrik alanının, bir manyetik çivinin bile olmaması gerekiyor.

Yurtdışındaki laboratuvarların yüzde 99'unun manyetik kalkanla korunduğu söyleyen Karabulut “İçinde metal hiçbir şey bulamazsınız. Ve genellikle bunlar orman alanları içerisinde ıssız yerlere kurulur ki çevresel gürültülerden etkilenmesin” diye konuştu.

'Aynı şey İznik'in başına de gelecek'

Gürültüden kastedilenin burada elektrik alanlar, kablolar, binalar, her türlü metalik, elektrik ve manyetik alan olduğunu dile getiren Karabulut “Onun için ben rantsal bir dönüşümden dolayı böyle olduğunu söyledim. Zamanında orasını açmasalardı yerleşime. Fakat İznik'te bulunan rasathane etrafında şu an böyle bir gürültü yok. O yüzden de orası şu anda kullanılıyor. Fakat gelecekte aynı şey İznik’in başına da gelecek. Çünkü yine yapılaşmaya açılacak. Bu böyle gidecek” dedi.

Rasathaneyi kullanılamaz hale getiren rant hırsı

Aynı şeyin deprem kayıt istasyonları için de geçerli olduğunu dile getiren Karabulut bilim insanlarının bu “sessizlik isteyen ortamları”na kimsenin gürültü yaparak engel olmaması gerektiğini ifade ederek “Gürültü de rant hırsı oluyor. Bu işi buradan okumak gerekiyor” dedi.

Uluslararası bir kuruma veri sağlayan Kandilli Rasathanesi’nin atıl kalmasının nedeninin oradaki bilim insanları ya da cihaz değil çevresine yapılan yerleşim olduğunu vurgulayan Karabulut “Keşke zamanında buralar yerleşime, imara açılmasaydı. Durum bundan ibaret. Oraya yapılan yoğun yerleşimle rasathaneyi kullanılamaz hale getirdiler” diye belirtti.

ABD'li araştırmacıya tavsiye: Fay bölgelerine geçici istasyon kurabilir

Karabulut, Arizona Üniversitesi’nden konuyu gündeme getiren araştırmacıya dairse şunları söyledi: Bu kişinin verilere ihtiyacı var galiba. Amerikalı arkadaş bir çalışma yapmak istiyorsa yapacağı şu olmalı. Normalde deprem beklenen fayların olduğu bölgeye geçici istasyon kurması gerekiyor. Faya dik şekilde. Örneğin şu anda Marmara Denizi'de kırılma olacak. Kendisinin o zaman adalara, Marmara'nın güneyine, kuzeyine ve hatta daha fazla deniz dibine gerekirse, istasyonlar kurup yer manyetik alanında değişimin anomalisini yakalaması gerekiyor. Yani sadece Kandilli Rasathanesi’ndeki bir istasyonla bunu başaramaz.

/././ 

Sandık iradesi pazar tezgahına çıkarsa: Milyonlarca yurttaşın oyu çöpe gitti -Özkan Öztaş- 

2024 yerel seçimlerinden bu yana parti değiştiren ya da AKP iktidarı tarafından kayyım atanan belediye sayısı 80'e dayandı. Siyasetin ilkesiz bir matematik hesabına ya da pazarlıklara teslim edildiği düzende, 2,5 milyonu aşkın seçmenin oyu transfer borsasında harcandı.

2024 yerel seçimlerini kazanan, sonrasında ise AKP'ye ya da farklı bir partiye geçen veya kayyım atanan belediyelerin sayısı 80'e dayandı. 

Bu durum Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın CHP'den istifa etmesi sonrası yeniden tartışma konusu oldu.

soL, belediye geçişlerinin, "boşa giden oyların" ve seçim darbelerinin listesini çıkardı.

Kimler yok ki aralarında...

CHP, Yeniden Refah Partisi, DEVA Partisi, İYİP, DEM Parti ve bağımsız adaylar... 

Her birinden seçim sonrası AKP'ye transferler oldu. 

Bu transfer haberlerinin yanına iktidarın seçim darbeleri de eklenince 80'e yakın örnekte "oyu boşa düşen" seçmen sayısı 2 milyon 551 bin 453'e ulaştı. 

2,5 milyondan fazla oy, siyasetin matematik hesabına ya da AKP darbesine kurban gitti. 

İhtimaldir ki listeye alınmayan örnekler de vardır, zira sayı o kadar fazla ki hem listesini tutmak hem de takibini yapmak imkansızlaşıyor artık.

Hizmet bahanesi, milli hassasiyet kılıfı ve feodal baskılar...

Parti değiştirenlerin gerekçeleri birbirinin kopyası. Burada sıklıkla karşılaşılan birkaç doğrultuyu hatırlatalım.

Örneğin Erzurum Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, "Belediye hizmetleri aksamasın" diye açıklama yapanlar arasında. Akpunar, merkezi hükümetin yatırım imkanlarından daha fazla faydalanmak için bu adımı attığını belirtiyor.

DEM Parti'den istifa eden Urfa Birecik Belediye Başkanı ise yaşadığı görüş ayrılıklarını ve yerel halkın "milli hassasiyetlerini" gerekçe göstererek istifa etmişti. Ağrı Taşlıçay Belediye Başkanı da yine DEM Parti'den istifasını parti içindeki "feodal yapıların ve baskıların" sonucu diye tarif etmişti.

Tüm bu isimlerin ötesinde yankı uyandıran kişi ise "topuklu efe" yani Özlem Çerçioğlu'ydu. Çerçioğlu istifa ederken, "Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ben ve üç belediye başkanımız; Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşadığımız sorunlar konusunda defalarca partinin yetkili makamlarında çözüm aramamıza rağmen maalesef bir sonuca ulaşamadık" diyordu.

Siyaset meydanı sirke dönüşürse

Bu çürümüşlükte kabahat, sadece "hain" damgası yiyerek gidenlerde değil; siyaseti ilke ve program temelinde değil, "kahramalarla" yapan düzen siyasetinde. Zira adı geçen her örnekteki belediye başkanı parti değiştirene kadar "makbul", değiştirdikten sonra suçlu olmuş oldu.

Tarihsel bir ders olarak önümüzde duruyor: Programa ve ilkeye dayanmayan her oy, gün gelir sahibine karşı silaha dönüşür. Bugün yaşanan tam da bu.

Tarihsel hatırlatma: Kanla kazanılan hak ucuza satılırken

İngiliz işçileri oy hakkı için barikatlarda can verdi, Fransız emekçiler burjuvazinin top ateşine tutuldu. Tarihin en kanlı kazanımlarından biri olan "genel oy hakkı", bugünün Türkiyesi'nde milletvekili pazarında bir takas aracına dönüşmüş durumda.

Siyasetin bir "matematik hesabı"na indirgendiği, ilkelerin yerini koltuk sayılarının aldığı bir düzeni normalleştirmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki bu hesabın faturası, sandığa giden yurttaşa kesiliyor. 

Halka sürekli olarak "oylar boşa gitmesin" deniliyor ancak halkın oylarının götürülüp teslim edildiği adaylar, çıkarları gereği bir anda parti değiştirip, iktidar partisine kapağı atıyor. Bu dönemde tam 65 belediye başkanı AKP'ye geçti.

Halkın oyu işte böyle çöpe atılıyor.

İşte saf değiştiren ve kayyım atanan belediyelerin listesi

  • Cömert Özen - Adana / Feke (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Mahmut Dal - Adana / Saimbeyli (Eski: Bağımsız - Yeni: AKP)
  • Haydar Sert - Adıyaman / Besni Suvarlı Belde (Eski: DEVA Partisi - Yeni: AKP)
  • İsmet Aslan - Ağrı / Hamur (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Mehmet Ali Budak - Ağrı / Taşlıçay (Eski: DEM Parti - Yeni: AKP)
  • Selahattin Aysu - Ağrı / Eleşkirt Yayladüzü Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • İlhami Zeyrek - Ağrı / Eleşkirt Yücekapı Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • İsmail Akpınar - Aksaray / Merkez Yeşiltepe Belde (Eski: İYİP - Yeni: AKP)
  • Mesut Özarslan - Ankara / Keçiören (Eski: CHP - Yeni: Bağımsız)
  • İsa Yıldırım - Antalya / Aksu (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Gökhan Budak - Ardahan / Göle (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Özlem Çerçioğlu - Aydın / Büyükşehir (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Mustafa İberya Arıkan - Aydın / Söke (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Osman Yıldırımkaya - Aydın / Sultanhisar (Eski: CHP - Yeni: AKPi)
  • Malik Ercan - Aydın / Yenipazar (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Alpaslan Karabulut - Batman / Beşiri (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Halil İbrahim Karabulut - Batman / Beşiri İkiköprü Belde (Eski: DEM Parti - Yeni: AKP)
  • Hamit Tutuş - Batman / Hasankeyf (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Gülistan Sönük - Batman / Merkez (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • İmadeddin Ekmiş - Batman / Merkez Balpınar Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Eşref Varol - Bingöl / Ilıcalar Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Hayrettin Çiçek - Bingöl / Sancak Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Sedat Uçar - Bingöl / Yedisu (Eski: İYİP - Yeni: AKP)
  • İbrahim Ergün - Bitlis / Adilcevaz Aydınlar Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Ayhan Çavuş - Çankırı / Orta Yaylakent Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Şenol Öncül - Çorum / Ortaköy Aşdağul Belde (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Ali Açmaz - Elazığ / Arıcak Bükardı Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Ramazan Aydın - Elazığ / Karakoçan Sarıcan Belde (Eski: Saadet Partisi - Yeni: AKP)
  • Bayram Öztürk - Elazığ / Palu Beyhan Belde (Eski: Bağımsız - Yeni: AKP)
  • Ebubekir Irmak - Elazığ / Sivrice (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Adem Gümüş - Erzincan / Tercan Kargın Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Emrullah Akpunar - Erzurum / Aziziye (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Hayrettin Özdemir - Erzurum / Horasan (Eski: İYİP - Yeni: AKP)
  • Nevzat Karasu - Erzurum / Köprüköy (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Mustafa Güzel - Gaziantep / Karkamış (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Umut Yılmaz - Gaziantep / Şehitkamil (Eski: CHP - Yeni: Bağımsız)
  • Soner Erkan - Giresun / Eynesil Ören Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Abdulbaki Kara - Gümüşhane / Şiran (Eski: Demokrat Parti - Yeni: AKP)
  • Mehmet Sıddık Akış - Hakkari / Merkez (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Mustafa Kodal - Isparta / Yalvaç (Eski: İYİP - Yeni: AKP)
  • Özlem Vural Gürzel - İstanbul / Beykoz (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Ahmet Özer - İstanbul / Esenyurt (Eski: CHP - Yeni: Kayyım atandı)
  • Şükrü Genç - İstanbul / Sarıyer (Eski: CHP - Yeni: Bağımsız)
  • Resul Emrah Şahan - İstanbul / Şişli (Eski: CHP - Yeni: Kayyım atandı)
  • Mehmet Alkan - Kars / Kağızman (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Muammer Yanık - Kastamonu / Bozkurt (Eski: Bağımsız - Yeni: AKP)
  • Ahmet Sungur - Kırıkkale / Yahşihan (Eski: AKP- Yeni: Bağımsız)
  • Mustafa Duran - Kırşehir / Çiçekdağı Köseli Belde (Eski: Demokrat Parti - Yeni: AKP)
  • Ali Üzlük - Konya / Ahırlı (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Fatih Recep Orhan - Konya / Altınekin (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Mehmet Aydın - Konya / Çumra (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Ali Öztoklu - Konya / Doğanhisar (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Mesut Mertcan - Konya / Emirgazi (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Sadık Sefer - Konya / Hüyük (Eski: Bağımsız - Yeni: AKP)
  • Necati Koç - Konya / Sarayönü (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Hasan Ustaoğlu - Konya / Seydişehir (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Mehmet Ali Yılmaz - Konya / Yalıhüyük (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Cumali Öztürk - Kütahya / Gediz Yenikent Belde (Eski: İYİP - Yeni: AKP)
  • Ahmet Türk - Mardin / Büyükşehir (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Hoşyar Sarıyıldız - Mersin / Akdeniz (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Abit Özdemir - Muş / Bulanık Rüstemgedik Belde (Eski: DEVA Partisi - Yeni: AKP)
  • Maşuk Ataş - Muş / Bulanık Sarıpınar Belde (Eski: DEVA Partisi - Yeni: AKP)
  • Fehim Kaya - Muş / Bulanık Yoncalı Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Ömer Faruk Yenilmez - Muş / Merkez Yeşilova Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Mesut Karayiğit - Ordu / Çaybaşı (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Refahattin Şencan - Samsun / Ayvacık (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Adnan Topal - Samsun / Ladik (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Sofya Alağaş - Siirt / Merkez (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Sezai Çelikten - Sivas / Gemerek (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Ali Aydemir - Sivas / Merkez Yıldız Belde (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Mehmet Begit - Şanlıurfa / Birecik (Eski: DEM Parti - Yeni: AKP)
  • Mehmet Kasım Gülpınar - Şanlıurfa / Büyükşehir (Eski: Yeniden Refah - Yeni: Bağımsız)
  • Mehmet Karayılan - Şanlıurfa / Halfeti (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Hasan Turgut - Şırnak / İdil Karalar Belde (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Hamza Bilgin - Trabzon / Arsin (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
  • Fuat Koçal - Trabzon / Vakfıkebir (Eski: Bağımsız - Yeni: AKP)
  • Mustafa Bıyık - Trabzon / Yomra (Eski: İYİP - Yeni: CHP)
  • Cevdet Konak - Tunceli / Merkez (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Mustafa Sarıgül - Tunceli / Ovacık (Eski: CHP - Yeni: Kayyım atandı)
  • Zafer Arpacı - Uşak / Banaz (Eski: Bağımsız - Yeni: AKP)
  • Ayvaz Hazır - Van / Bahçesaray (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Abdullah Zeydan - Van / Büyükşehir (Eski: DEM Parti - Yeni: Kayyım atandı)
  • Yasemin Fazlaca - Yalova / Altınova (Eski: CHP - Yeni: AKP)
  • Davut Karadavut - Yozgat / Kadışehri (Eski: Yeniden Refah - Yeni: AKP)
/././
Şeyhlere va ağalara karşı aydınlanmanın safındaydı: Mehmet Emin Bozarslan'ın ardından -Özkan Öztaş- 

Kürt kültür tarihinin önemli isimlerinden biri, bir aydınlanma neferi olan Mehmet Emin Bozarslan 90 yaşında hayata gözlerini yumdu. 9 Şubat günü aramızdan ayrılan Bozarslan, ardında sadece kitaplar değil, feodalizmin karanlığına ve düzenin baskına karşı geri adım atmayan bir miras bıraktı.

1934 yılında Diyarbakır'ın Lice ilçesinde, yoksulluğun ve geri kalmışlığın tam ortasında doğan Mehmet Emin Bozarslan, medrese eğitiminden gelmesine rağmen yüzünü aydınlığa ve halkın gerçek sorunlarına döndü. 1956'da başladığı müftülük görevinde alışılagelmiş bir din memuru gibi değil, bir aydın olarak hareket etti.

Bozarslan'ın entelektüel üretimi, sadece bir dilbilimcinin ya da çevirmenin teknik uğraşlarından ibaret değildi. Onun çalışmaları, özellikle 1960'lı yılların Türkiyesi'nde yükselen sınıf mücadelesinin ve toplumcu gerçekçi dalganın Kürt coğrafyasındaki sınıfsal karşılığını arayan devrimci bir çabanın ürünüydü. Bozarslan, medrese kökenli biri olmasına karşın, dinsel kurumların ve feodal ilişkilerin halkın üzerindeki sömürücü niteliğini sınıf analiziyle deşifre etmişti.

Bozarslan'ın 1964 yılında yayımlanan İslamiyet açısından şeyhlik-ağalık kitabı, bölgedeki üretim ilişkilerini anlamak bakımından önemlidir. Kitapta ele alınan temel mesele, şeyhlik kurumunun sadece inançsal bir otorite değil, ağalık sistemiyle iç içe geçmiş bir mülkiyet ve sömürü aygıtı olduğudur. Bozarslan'a göre şeyh, manevi bir önderden ziyade köylünün emeğine el koyan, ağa ile ortaklaşa çalışan bir feodal mülk sahibidir.

Bu eserinde Bozarslan, dinin mülk sahibi sınıflar tarafından nasıl bir ideolojik baskı aracına dönüştürüldüğünü anlatır. Kürt köylüsünün yoksulluğunun kader olmadığını, bu yoksulluğun temelinde yatanın toprak mülkiyeti ve bu mülkiyeti kutsallaştıran dinsel gericilik olduğunu açıkça ifade eder. Müftülük görevinden bu kitap nedeniyle uzaklaştırılması, çalışmasının bir sınıfsal teşhir olarak düzenin tekerine soktuğu çomağın etkisinden kaynaklanmaktadır.

Bozarslan’ın görevden alınma gerekçelerinin "Kürtçülük ve solculuk" olarak bir arada sunulması tesadüf değildir.

Düzen, onun şahsında emekçilerin sınıfsal uyanışından korkmuştur. Müftü Bozarslan, cami kürsüsünden veya yazdığı kitaplardan köylüye kaderine razı olmasını değil, toprak ağalarına ve dinsel sömürüye karşı aklını kullanmasını öğütlediği için hedef olur.

Diyarbakır Doğu Devrimci Kültür Ocakları davasından (1971-72) bir kare; açık renk hırkalı Faruk Aras, yanındaki kravatlı Ankara DDKO Başkanı Yümnü Budak, Budak’ın yanında İbrahim Güçlü, Aras’ın arkasındaki Hasan Acar, solunda Ferit Uzun, İsa Geçit, Uzun ile Acar arasında Mehmet Emin Bozaslan, Bozaslan’ın arkasında Musa Anter. Kaynak: Saradistribution

Sovyetler Birliği'nden Türkiye'ye uzanan alfabetik devrim

Bozarslan'ın mücadelesi sadece politik düzlemde değil aynı zamanda dilbilimsel ve kültürel alanda da arayışı somutluyordu. 

Sovyetler Birliği'nde 1917 Ekim Devrimi'yle birlikte ezilen halklar için açılan o eşit ve özgür sayfanın, Kürt alfabesi konusundaki kazanımlarını Türkiye'ye taşıyan isim oldu.

Erebê Şemo ve İsahak Maragulov'un Sovyet Ermenistanı'nda hazırladığı Latin grafikli alfabenin izinden giderek, 15 Mayıs 1935'te Şam'da tamamı Latin harflerinden oluşan ilk dergi olan Hawar'ın devamında, 1968'de Türkiye'nin ilk Latin harfli Kürtçe alfabesini yayımladı.

Bu, bir halkın modern dünyayla bağ kurma çabasıydı ve bedeli ağır oldu. Kitabı yayımlandığı gün toplatıldı, kendisi ise "bölücülük" suçlamasıyla Diyarbakır Cezaevi'nin karanlık koğuşlarına gönderildi. 12 Mart karanlığının ardından gelen baskılar, onu 1978'de zorunlu bir sürgün hayatına itti.

Bozarslan'ın kaleme aldığı eserlerden biri olan Alfabe kitabı, Türkiye'de Latin harfleri ile üretilen ilk Kürtçe metin olmuştu. 1968

Sürgünde kesintisiz üretim

Bozarslan'ın Ahmed-i Hanî'nin Mem û Zîn eserini Türkçeye çevirmesi ya da Jîn dergisini Latinize etmesi, sadece bir arşivcilik faaliyeti olmanın ötesinde çalışmalardı. Bu çalışmaların sınıfsal bir amacı vardı: Kültürel mirası dar ve zengin bir zümrenin ve ulemanın elinden alıp, onu halkın, emekçilerin ve gençlerin erişebileceği bir alana taşımak. Bozarslan için dil ve alfabe mücadelesi, halkın aydınlanması için zorunlu bir araçtı. Alfabê çalışması, okuma yazmanın önündeki engelleri kaldırarak Kürt emekçilerinin modern dünya ile bağ kurmasını sağlamayı amaçladı.

Bozarslan bilginin zengin bir elitin değil, emekçi halkın ulaşabileceği bir düzlemde olmasını savunmuştur. 

Klasiklerin halk diline yaklaştırılması ve herkesçe anlaşılabilir kılınması, Arap harflerinin Latinize edilmesi, sınıfsal bir bilinç inşasının temelini oluşturur. Bozarslan'ın çevirileri sayesinde Kürt klasikleri, "arkaik" anlatılar olmaktan çıkıp, bir halkın ortak estetik ve politik değerleri haline gelmiştir.

İsveç'e yerleşen Bozarslan, sürgün yıllarını bir duraklama değil, üretimin daha da kitleselleştiği bir döneme evrildi. Burada gerçekleştirdiği çalışmalar, Kürt kültürünün yok sayan yaklaşımlara karşı bir kültürel inşa örneğidir. 

Bozarslan Ahmed-î Xanî'nin ölümsüz eseri Mem û Zîn'i Türkçeye kazandırarak halklar arasında kültürel bir köprü kurdu. 1900'lerin başında çıkan Jîn dergisi ve Kurdistan gazetesi koleksiyonlarını Arap harflerinden Latin harflerine aktararak tarihin tozlu raflarından indirdi. Hazırladığı Kürtçe-Türkçe sözlük ve çocuk masalları derlemeleriyle dilin savunuculuğunu üstlendi.

Bozarslan'ın beslediği o ilerici damar, kitaplarında ve çalışmalarında vücut bulur. Aynı zamanda Kürt aydınlanma tarihinin kıymetli örneklerinden biri olan Sovyetler Birliği'ndeki Celil ailesi gibi Bozarslan ailesi de Mehmet Emin Bozarslan'ın açtığı bu yolda üretimler yaptı ve Türkiye'de Kürt emekçilerinin aydınlanma, eşitlik ve özgürlük mücadelesine katkı yapan üretimler yaptı, çeviriler kazandırdı. 

O, medresenin içinden çıkıp gericiliğe karşı bilimi, laikliği ve sanatı savunan bir kültür emekçisiydi. 9 Şubat 2026 tarihinde, doğduğu topraklardan uzakta, sürgünde hayata veda eden Mehmet Emin Bozarslan'ı uğurlarken, onun şeyhlerle ve ağalarla olan hesabının, yani aydınlanma mücadelesinin hala güncelliğini koruduğunu bir kez daha görüyoruz.

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/molla-halid-bulvarinin-kadersizleri-387843

/././

Öne Çıkan Yayın

Kabine'de değişiklik: Akın Gürlek Adalet Bakanı, Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu + Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek: AKP için neleri başardı? + Yeni Osmanlıcı Bakan... İçişleri Bakanı yapılan Mustafa Çiftçi kimdir? -soL-

Kabine'de değişiklik: Akın Gürlek Adalet Bakanı, Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Y...