Anthropic ve OpenAI, dini liderlerle görüştü ama Müslümanlarla değil: İslam tartışmalardan dışlanıyor mu?
Etkinlikle ilgili haberler ağırlıklı olarak Hindu, Sikh, Yahudi, Hristiyan ve Yunan Ortodoks gruplarına odaklandı. Bu da İslam'ın tartışmalardan dışlanıp dışlanmadığının sorgulanmasına yol açtı.
Anthropic ve OpenAI dahil Amerikalı büyük yapay zekâ şirketlerinin temsilcileri, gelişmiş yapay zekâ sistemlerine etik ve ahlak katma çabalarının bir parçası olarak Hindu, Sih, Yahudi, Mormon, Bahai ve Yunan Ortodoks dini liderleriyle bir araya geldi.
“İnanç-Yapay Zekâ Anlaşması” yuvarlak masa toplantısı olarak adlandırılan bu buluşma, New York'ta gerçekleşti ve Cenevre merkezli "Daha Güvenli Topluluklar için Dinlerarası İttifak" inisiyatifi tarafından organize edildi. Organizatörler, yapay zekâ şirketlerinin gelecekteki modelleri tasarlarken kullanabileceği ortak bir etik ilkeler kümesi oluşturmaya çalıştıklarını belirtiyor.
Katılımcılar arasında şunlar yer aldı:
- Kuzey Amerika Hindu Tapınak Topluluğu,
- Sih Koalisyonu,
- Amerika Yunan Ortodoks Başpiskoposluğu,
- New York Hahamlar Kurulu,
- İsa Mesih'in Son Gün Azizleri Kilisesi,
- Bahai temsilcileri.
Bu girişim, tarihsel olarak organize dinden uzak duran ve yapay zekâ gelişimini genellikle tamamen teknik veya bilimsel bir çerçevede oluşturan Silikon Vadisi için dikkat çekici bir değişim anlamına geliyor.
Yapay zekâ şirketleri neden birdenbire ahlaktan bahsediyor?
Yapay zekâ sistemleri eğitim, siyaset, ruh sağlığı, savaş, istihdam ve kişisel ilişkilerde giderek daha etkili hale geldikçe, teknoloji şirketleri zor bir soruya cevap verme konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya kalıyor: "Yapay zekâ nasıl bir ahlaki çerçevede yönetilmelidir?"
Yapay zekâ şirketlerinin yöneticileri ve araştırmacılar yasaların yavaş ilerlediğini ve düzenlemelerin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlandığını belirtiyor. Dolayısıyla, “teknik gelişmeler” daha derin etik soruları yanıtlayamıyor.
Toplantının kilit organizatörlerinden Barones Joanna Shields, “dini kurumların” insan ahlaki davranışını yönlendirmede yüzlerce yıllık deneyime sahip olduğunu ve bu nedenle yapay zekâ yönetimini şekillendirmede bir rolü hak ettiğini söyledi.
Anthropic özellikle aktif
Toplantıya katılan büyük yapay zekâ firmalarında Anthropic, zaten dini ve felsefi girdileri araştırma konusunda en agresif olanı gibi görünüyor. Bu yılın başlarında, şirketin San Francisco'daki genel merkezinde, Hristiyan liderlerle özel bir zirve düzenlediği ve ahlak, yas, kendine zarar verme, bilinç ve yapay zekâ sistemlerinin ahlaki statüye sahip olup olamayacağı konularının tartışıldığı bildiriliyor.
Anthropic, zaten chatbot'u Claude'un davranışlarını yönlendirmek için tasarlanmış büyük bir dahili etik çerçeve olan "Claude Anayasası" olarak bilinen bir sistemi kullanıyor. Şirket, bu toplantıda anayasal yapay zekâ, yerleşik etik koruma mekanizmaları ve makine ahlaki oluşumu konularını ortaya attı.
Peki Müslüman liderler neredeydi?
Toplantılarla ilgili haberler ortaya çıkınca, internette herkes, "Peki, Müslüman liderler neden yoktu?" diye sordular. Etkinlikle ilgili haberler ağırlıklı olarak Hindu, Sikh, Yahudi, Hristiyan ve Yunan Ortodoks gruplarına odaklandı. Bu da İslam'ın tartışmalardan dışlanıp dışlanmadığının sorgulanmasına yol açtı.
Gazze ve İran'da yapay zeka kullanımının tartışıldığı ve kısa bir süre önce OpenAI Donanım Şefi'nin, Otonom silahlar ve gözetim konusundaki endişeleri nedeniyle istifa ettiği düşünülürse, Palantir'in CEO'sunun, yapay zekayı batı dünyasının üstünlük aracı olarak tanımlaması göz önüne alınırsa, üstüne Trump'ın yapay zeka konusundaki baskısı kaydedilirse, bu önemli bir sorudur. Özellikle de "21.yüzyılın petrolü, veridir" denildiğinde.
Ama Associated Press'in haberine bakılırsa, başka toplantılar da düşünülüyor: "Müslümanların katılımı, daha geniş kapsamlı girişimin tamamen dışında değildi ve Abu Dabi, Nairobi ve Pekin dahil olmak üzere çeşitli yerlerde gelecekteki toplantılar planlanıyor. New York oturumunda ise, kamuoyuna açıklanan katılımcılar arasında büyük Müslüman teoloji kurumları veya önde gelen İslam alimleri yer almıyordu. Bu eksiklik dikkat çekti çünkü, İslam, dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insanı temsil ediyor. İslam etiği, adalet, insan onuru, gözetim, savaş ve ahlaki sorumluluk konularında kapsamlı geleneklere sahip olan Müslüman çoğunluklu toplumlar ise yapay zekayı hızla benimsiyor.”
Yapay zekâ etiğinde Müslüman katılımının önemi
Uzmanlar, İslam hukuku ve felsefesinin yüzyıllardır, özerklik, hesap verebilirlik, niyet, bilgi etiği ve gücün sınırları konularını tartışıyor. Bu temalar, modern yapay zekâ yönetimi sorularıyla büyük ölçüde örtüşüyor.
Birçok analist, erken dönem yapay zekâ etiği tartışmalarından büyük Müslüman ilim kurumlarının dışlanmasının, meşruiyet sorunlarına yol açacağını belirtiyor ve batı merkezli etiğin dayatıldığı suçlamaları ve yapay zekâ ahlak çerçevelerinin yalnızca seçici kültürel gelenekleri yansıttığına dair endişeleri ortaya koyacağını düşünüyorlar.
Ama, birçok Körfez ülkesinin aynı anda büyük yapay zekâ yatırımcıları ve altyapı merkezleri haline geldiğini ve bu durumun gelecekte yapay zekâ etiği tartışmalarına İslam'ın katılımını giderek daha olası hale getireceğini düşünen analistler de var.
Acaba etik yapay zekâ toplantıları, bir çeşit "yapay zekâ aklama” mıdır?
Bu toplantıların anlamlı güvenceler üreteceği konusunda şüpheler var. Yapay zekâ şirketlerinin, etik tartışmaları halkla ilişkiler aracı olarak kullanmaya çalışabileceğini düşünen uzmanlar da var. Yani, bu hengamede, "yapay zekâ ile ilgili ahlaki tartışmalar", konuyla ilgili yeni düzenlemeleri ve şirket gücüyle ilgili daha zor soruları göz ardı etmemize neden olabilir.
Ayrıca, dev haline gelen özel yapay zekâ şirketlerinin, dini girdilerle bile olsa, makine ahlakını tanımlamasına izin vermenin, ideolojik önyargı, sansür, siyasi etki ve kültürel kayırmacılık oluşturabileceği gibi yeni riskler de ortada duruyor.
Yapay zekâ değerleri üzerine daha geniş bir mücadele
Toplantının yarattığı tartışma, küresel olarak ortaya çıkan daha derin bir sorunu gösteriyor. Yapay zekâ sistemleri artık sadece teknik ürünler değil, giderek "değer sistemlerini oluşturan" yeni çerçeveler yaratıyor. Yani, yapay zekanın kullanıcılara, neleri reddetmesi gerektiği ya da din, şiddet, cinsellik, siyaset ve acıyla nasıl başa çıkılması konularında tavsiye vermesi doğru mudur? Ya da nasıl tavsiyeler vermelidir? Bunlar yapay zekâ yönetiminin geleceği için merkezi bir önem kazanıyor.
Ve teknoloji şirketleri şimdilerde, mühendisliğin tek başına bu soruları cevaplamak için yeterli olmayabileceğini fark etmiş olabilirler.
Sosyal medyadan kripto paraya: İnternet nasıl küresel bir kumarhaneye dönüştü?
Endişe artık sadece kumar bağımlılığıyla ilgili değil. Endişe, modern internetin mimarisinin kendisinin kumarhane psikolojisi etrafında yeniden tasarlanıp tasarlanmadığıyla ilgili.
Giderek artan sayıda araştırmacı ve teknoloji analisti, modern internetin, kumarhaneler ve slot makineleri tarafından kullanılan aynı psikolojik prensiplere göre işlemeye başladığı uyarısı yapıyor. Bu da bazı uzmanların, dijital yaşamı "küresel davranışsal kumarhane" olarak tanımladığı bir şeye dönüştürüyor.
Antropolog Natasha Dow Schüll'ün çalışmalarına ve 404 Media tarafından yayınlanan "Dünya Nasıl Bir Kumarhane Oldu?" başlıklı son araştırmaya yeniden dikkat çekilmesinin, ardından bu konudaki tartışma yoğunlaştı.
Rapor, internetin baskın iş modellerinin, kullanıcıları doğrudan kumar oynamaya teşvik etmediğini ama dikkati, duygusal aktivasyonu ve sürekli davranışsal katılımı yani bağımlılığı en üst düzeye çıkarmak için, kumarhanelerin içinde on yıllardır mükemmelleştirilmiş aynı etkileşim mekanizmalarının kademeli olarak benimsendiğini iddia ediyor. Rapor, belirsizliğin kendisinin paraya dönüştürüldüğünü öne sürüyor.
Slot makinesi psikolojisi, Las Vegas'tan internete kaçtı
Schüll'ün araştırması, başlangıçta Las Vegas kumarhanelerindeki makine kumarına odaklanmıştı. Çalışması, birçok kumarbazın öncelikle para kazanma motivasyonuyla hareket etmediğini ortaya koydu. Bunun yerine, aralıklı ödüller, belirsizlik ve dopamin takviyesiyle yönlendirilen sürekli bir etkileşim hali olan psikolojik bir "bölge" yaratmak üzere tasarlandıkları ortaya çıktı.
Araştırmacılara göre, birçok modern dijital platform artık aynı psikolojik ortamı yeniden ve yeniden üretiyor. Kullanıcılar, slot makinesi kolunu çekmek yerine, sosyal medya akışlarını yeniliyor, bildirimleri kontrol ediyor, kripto para fiyatlarını izliyor, meme hisselerini takip ediyor, kısa videoları kaydırıyor veya beğeni ve yorumları bekliyor.
Her etkileşim, öngörülemeyen ödüller sunuyor; davranışsal psikologların "değişken ödül pekiştirmesi" olarak adlandırdığı bir mekanizma.
Dikkat ekonomisi interneti değiştirdi
Uzmanlar internet iş modellerinin, reklam gelirlerine, kullanıcıyı elinde tutmaya, etkileşim süresine ve davranışsal veri toplamaya gider ek daha fazla bağımlı hale gelmesiyle, dönüşümün hızlandığını söylüyor.
Kullanıcı dikkati, dijital ekonominin temel ekonomik varlığı haline geldiğinden, platformlar fayda veya bilgi kalitesini maksimize etmek yerine maksimum etkileşimi optimize etmeye başladı.
Bu durum, sonsuz kaydırma, otomatik oynatma sistemleri, bildirimler, seri mekanikleri, kişiselleştirilmiş öneri algoritmaları ve gerçek zamanlı etkileşimin ölçülmesinin yükselmesine neden oldu.
Eleştirmenler, bu sistemlerin tesadüfi tasarım seçimleri değil, kullanıcı bağımlılığını ve çevrimiçi geçirilen zamanı artırmak için bilinçli tasarlanmış ekonomik olarak rasyonel stratejiler olduğunu savunuyor.
Sosyal medya ve finans birleşmeye başlıyor
Rapor ayrıca eğlence, kumar ve finansal spekülasyon arasındaki artan örtüşmeyi de vurguluyor. Las Vegas'tan kaçtığı yorumu yapılan kumar bağımlılığı felsefesi şimdi aşağıdaki uygulamaların temelinde yer alıyor.
- Kripto para alım satım uygulamaları,
- Robinhood gibi perakende yatırım platformları,
- Polymarket ve Kalshi gibi tahmin piyasaları,
- Spor bahis uygulamaları,
- Sosyal medya bildirimleri,
- Algoritmik öneri sistemleri,
- Ve hatta çevrimiçi içerik akışları.
Kullanıcılar artık slot makinelerinde fiziksel bir kolu çekmek yerine, zaman çizelgelerini yeniliyor, alım satım yapıyor, meme hisseleri satın alıyor veya jeopolitik krizlere ve seçimlere bahis oynuyor. Yani yatırım ve kumar arasındaki çizginin bulanıklaştığı iddia ediliyor. Perakende alım satım uygulamaları giderek artan bir şekilde oyun benzeri arayüzler, anlık geri bildirim döngüleri ve kumarhanelerde kullanılanlara benzer sosyal rekabet mekanikleri kullanıyor.
Meme hisselerinin, spekülatif kripto paraların ve yüksek kaldıraçlı perakende alım satımının yükselişi bu trendi hızlandırdı. “Meme hisseleri”, fiyatları şirketin gerçek finansal performansından ziyade internet çılgınlığı ve sosyal medya toplulukları nedeniyle yükselen hisselerdir. Örnek olarak, GameStop ve AMC Entertainment sayılabilir. Bu tür hisseler genellikle Reddit grupları, TikTok, X.com, bireysel yatırımcılar, viral memler veya “kısa pozisyon sıkıştırma” kampanyaları ile yükseltilir. Fiyatları son derece hızlı bir şekilde yükselebilir veya düşebilir. Bu tahmin piyasaları yeni "oyunlaştırılmış finans" kültürünün sembolü haline geldi.
Yeni bir ekonomik model: Sürekli etkileşim
Analistler, genç nesillerin giderek risk almanın normalleştiği ve dalgalanmanın eğlence haline geldiği bir ortama sosyal olarak alıştırıldığını belirtiyor. Spekülatif davranış çevrimiçi kimliğin bir parçası haline geliyor.
Birçok modern sistem artık sadece ürün veya reklam satmak yerine beklentilerden, duygusal gerilimden, dalgalanmadan, davranışsal zorunluluktan ve tekrarlanan kontrol davranışlarından para kazanıyor. Mesela viral bir gönderi beklemek, hisse senedi fiyatlarının dalgalanmasını izlemek, içeriğin görüntülenme sayısını kontrol etmek, kripto para birimlerinin yükselişini izlemek veya beğeniler ve paylaşımlar yoluyla sosyal onay beklemek bunlara örnek olarak veriliyor.
Savaşlara, siyasete ve felaketlere bahis oynamak
Tahmin piyasaları, bu dönüşümün en açık örneklerinden biridir. Polymarket gibi platformlar, kullanıcıların seçimlerden ve ünlü haberlerinden, askeri çatışmalara ve ekonomik krizlere kadar her şey hakkında spekülasyon yapmalarına olanak tanıyor. Son olarak şu konularda bahisler yer aldı:
- ABD'nin İran'a saldırıp saldırmayacağı,
- Seçim sonuçları,
- Faiz oranı kararları,
- Ve Jeopolitik istikrarsızlık.
Eleştirmenler, bunun küresel krizlerin spekülatif bir eğlenceye dönüştüğü tehlikeli bir geri bildirim döngüsü yarattığını savunuyor. Destekçiler ise tahmin piyasalarının kolektif zekâ ve finansal teşvikler yoluyla daha doğru tahminler ürettiğini söyleyerek cevap veriyor.
“Kumarhane kapitalizmi” yapay zekâ çağına giriyor
Üstelik analistlere göre, yapay zekâ "kumarhane mantıklı interneti" yoğunlaştırabilir. Yani yapay zekânın bu dönüşümü önemli ölçüde hızlandırabileceği uyarısı yapılıyor. Çünkü yapay zekâ sistemleri, dikkat çeken ya da kullanıcıları duygusal olarak harekete geçiren unsurlar ve kullanıcıların ne zaman savunmasız olduğu, hangi belirsizlik türlerinin etkileşimi en üst düzeye çıkardığı gibi konularda giderek daha fazla tahmin yeteneğine sahip.
Eleştirmenler, bunun, dijital platformların kullanıcı tutma oranını en üst düzeye çıkarmak için gerçek zamanlı olarak sürekli uyum sağladığı, son derece kişiselleştirilmiş davranışsal optimizasyon sistemlerine dönüşebileceğinden endişe ediyor. Gelecekteki platformlar, genelleştirilmiş bir "kumarhane modeli" yerine, her kullanıcı için ayrı ayrı optimize edilmiş bireyselleştirilmiş etkileşim mimarileri oluşturabilir.
Tartışmanın zamanlaması önemli. Yapay zekâ sistemleri giderek daha fazla kişiselleştirilmiş içerik sunarken, kullanıcı davranışlarını tahmin ederken ve gerçek zamanlı olarak etkileşimi optimize ederken, eleştirmenler internetin bir sonraki aşamasının daha da psikolojik olarak manipülatif hale gelebileceğini savunuyor.
Algoritmik ticaret, sentetik etkileyiciler, deepfake'ler ve gerçek zamanlı tahmin piyasalarıyla birleştiğinde, uzmanlar dijital platformların sürekli uyarım ve spekülatif katılım etrafında inşa edilmiş, son derece otomatikleştirilmiş davranışsal ekonomilere dönüşebileceği konusunda uyarıyor.
Endişe artık sadece kumar bağımlılığıyla ilgili değil. Endişe, modern internetin mimarisinin kendisinin kumarhane psikolojisi etrafında yeniden tasarlanıp tasarlanmadığıyla ilgili.
Kumarhane kapitalizmi, bir manipülasyon sistemi haline geliyor
Anlatmaya çalıştığımız gibi, tartışma artık kumar bağımlılığı veya sosyal medya aşırı kullanımıyla sınırlı değil. Araştırmacılar kumarhane tarzı etkileşim mekanizmalarının dijital kapitalizm, çevrimiçi finans, siyasi medya, eğlence ve hatta yapay zekâ destekli öneri sistemleri için temel oluşturduğuna dikkat çekmeye başladılar.
Tahmin piyasalarının genişlemesi, yeni etik ve ulusal güvenlik endişelerini de beraberinde getirdi. Bazı gözlemciler, savaşlar, darbeler, yaptırımlar veya siyasi istikrarsızlıkla bağlantılı piyasaların manipülasyonu teşvik edeceğini düşünüyor. Bu durumda, dezenformasyonun artacağı uyarısı var.
Eleştirmenler için asıl endişe, internetin insan dikkatini, duygusal değişkenliği ve davranışsal belirsizliği sürekli olarak endüstriyel ölçekte mühendislik ve ticarileştirme yoluyla manipüle eden bir sisteme dönüşüyor olması. Bu anlamda uzmanlar, herkes kumar oynamaya başladığı için değil ama dijital ekonominin, kumarın operasyonel mantığını benimmesi nedeniyle, dünyanın artık kumarhane haline geldiğini iddia ediyorlar.
Aynı zamanda, dünya genelindeki hükümetler bu platformların kumar şirketi gibi mi, finansal türevler şeklinde mi, ya da tamamen yeni dijital spekülasyon kategorileri gibi mi düzenlenmesi gerektiği konusunda çelişkiye düşmüş durumdalar. Düzenleme her zamanki gibi çok geriden geliyor.
Füsun Sarp Nebil / T24
















