TKP'den Öcalan değerlendirmesi: 'Silahlar sussun ama sürecin hedefi, zemini ve araçları sorgulanmalı' + Okuyan: Çatışmanın bitmesine itiraz edilmez ama sundukları çerçevede bir tuhaflık var -soL

TKP'den Öcalan değerlendirmesi: 'Silahlar sussun ama sürecin hedefi, zemini ve araçları sorgulanmalı' 

TKP açıklamasında, çatışmaların sona ermesine yönelik çağrılara olumlu bir anlam yüklendiği ancak asıl üzerinde durulması gerekenin, işlemekte olan sürecin hedefleri, zemini ve araçları olduğuna dikkat çekildi.

DEM Parti'nin İmralı Heyeti, PKK lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleştirilen görüşme sonrasında düzenlenen basın toplantısında Öcalan’ın mesajını açıkladı. Öcalan PKK'ye kongreyi toplama, silah bırakma ve kendisini feshetme kararı alma çağrısında bulundu.

Türkiye Komünist Partisi, Öcalan'ın çağrısına ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada, çatışmaların sona ermesinin karşı çıkılması mümkün olmayan bir gelişme olduğu vurgulandı ve "TKP bu doğrultuda yapılan çağrılara, varılan ya da varılacak anlaşmalara olumlu bir anlam yüklemektedir" denildi.

Öte yandan açıklamada, asıl üzerinde durulması gerekenin, işlemekte olan sürecin hedefleri, zemini ve araçları olduğuna dikkat çekildi.

Süreçte söz sahiplerinin Cumhur İttifakı ile PKK ve ona bağlı oluşumlar olduğu, bu nedenle “Türk-Kürt kardeşliği” ifadesinin gerçeği yansıtmadığının altı çizildi. Sürecin muhatapları tarafından yeniden gündeme getirilen "Türkler ve Kürtler ittifak yaparsa Türkiye bölgenin en önemli gücü olur” tezine atıfla "Yeni Osmanlıcı" perspektife karşı uyarıda bulunuldu.

'Süreç bütün boyutlarıyla değerlendirilmekte'

Türkiye Komünist Partisi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla ivme kazanan, Suriye’de bir dizi ülke tarafından desteklenen cihatçı HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesiyle boyutlanan ve Öcalan’ın yolladığı yazılı çağrı ile yeni bir aşamaya geçen sürecin yakından takip edilmekte olduğunu ve yetkili kurulların konuyu bütün boyutlarıyla değerlendirmekte olduğunu açıkladı.

TKP tarafından yapılan açıklamada, "Bugün gelinen aşamada bu değerlendirmelerin bir bölümünü kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı duyuyoruz" denildi ve şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"1. Türkiye’de yurttaşlarımızın etnik kökenleri üzerinden birbirinden uzaklaşmasına, kanlı bir hesaplaşmanın içine sürüklenmesine, emekçi halkın bölünmesine, sorunların gerçek çözümünden uzaklaşmasına neden olan çatışmaların sona ermesi, kullanılan ifadeyle “silahların susması” karşı çıkılması mümkün olmayan bir gelişmedir. TKP bu doğrultuda yapılan çağrılara, varılan ya da varılacak anlaşmalara olumlu bir anlam yüklemektedir.

2. Bununla birlikte, asıl üzerinde durulması gereken, işlemekte olan sürecin hedefleri, zemini ve araçlarıdır. Bugüne kadar süreçle ilgili tarafların açıklamaları, aldıkları tutum ve sahadaki gözlemlerimizden çıkardığımız sonuç kimi çevrelerin iyimserliğini paylaşmamızı engellemektedir.

3. Her şeyden önce, bu sürecin öznesinin Türkler ve Kürtler olduğu iddiası doğru değildir. Süreçte söz sahibi olan, siyasi iktidar ya da Cumhur İttifakı ile feshedilmesi için çağrı yapılan PKK ve bağlı oluşumlardır. Sınıfsal, ideolojik ve siyasal tercihlerle yürütülmekte olan bir süreç bütün Türkleri ve Kürtleri içine alamaz. Bu bağlamda özellikle iktidar çevrelerinde dile getirilen “Türk-Kürt kardeşliği” ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır.

4. Bundan on yıl kadar önce de dillendirilen “Türkler ve Kürtler ittifak yaparsa Türkiye bölgenin en önemli gücü olur” tezi bugün sürecin muhatabı olan taraflarca yine gündeme getiriliyor. Türkiye’nin sorunları, bölgesel rekabet ve çatışmalarda hamle yaparak çözülmez, tersine yeni sorunlar üretilir. TKP geçmişte olduğu gibi bugün de Yeni Osmanlıcı bir perspektifle Türkiye’nin bölgesel iddialarını artırmaya çalışmasının büyük maliyetleri olacağı konusunda halkımızı uyarmaktadır. Aylardır, kimi yayın organlarında açık bir biçimde savunulan yayılmacı, fetihçi stratejilerin ülkemiz ve halkımız için yıkımdan başka sonuç vermeyeceği ortadadır. Sınırlarının ötesinde hak iddia etmek yerine kendi topraklarımızda bağımsız, egemen, refah içinde bir ülke yaratmalı, yurttaşlarımızın eşitlik içinde özgürce yaşamasını sağlamalıyız. 

5. Bağlantılı olarak Türkiye’de “demokrasi ve kardeşliği” dinsel bir zeminde tesis etme arayışları da son derece tehlikelidir. Kamusal alanda hiçbir sorun dinsel referanslarla çözülemez. Tersine bugün Türkiye’de sorunların bir bölümü laikliğin ayaklar altına alınmasından ve tarikatların tıpkı holdingler gibi memleketin kanını emmesinden kaynaklanmaktadır. Partimiz inanç ve ibadet özgürlüğünün dokunulmaz bir insan hakkı olduğunu vurgularken dinin siyaset ve devlet işlerinin dışına çıkarılması gerektiğini tekrar belirtme ihtiyacı duymaktadır.

6. Sürecin Türkiye’de demokrasinin büyük bir kazanımı olduğuna ilişkin iktidar çevrelerinin iddialarını da şaşkınlıkla izliyoruz. Bugün Türkiye’ye baktığımızda gördüğümüz, derin bir yoksulluk ve muazzam bir toplumsal eşitsizliğin hüküm sürdüğü, adalet duygusunun tamamen yok olduğu, zorbalığın ve kuralsızlığın kural haline geldiği bir ülkedir.

7. Öcalan’ın açıklamasında ima edildiğinin ve yine iktidara yakın çevrelerin sık sık ileri sürdüğünün tersine, PKK Marksist bir örgüt değildir. Milliyetçi temellerde şekillenen bu örgütün kendini feshetmesinin gündemde olduğu bir sırada iktidarın geçmişin sorumluluğunu devrimcilere ve sosyalizme atma uyanıklığına kayıtsız kalmayacağız. Liberalizmle iç içe geçmiş bir milliyetçilikle ve ABD ya da İsrail ile müttefiklikle Marksizm hiçbir biçimde bağdaşmaz.

8. Türkiye Komünist Partisi, bu ülkede ezilenlerin, yoksulların, emekçilerin kardeşliğini emperyalizme, sömürüye, holding ve tarikat düzenine karşı mücadeleyle sağlamak konusunda kararlıdır. Türk, Kürt, hangi kökenden olursa olsun, bu ülkenin zenginliklerinden mahrum bırakılmış büyük çoğunluğunun birliğine bin yıl öncesine dönük hamasi atıflarla değil, bugünün gerçekleriyle ulaşacağız."

                                                    ***

Okuyan: Çatışmanın bitmesine itiraz edilmez ama sundukları çerçevede bir tuhaflık var

Yurttaşları karşı karşıya getiren bir çatışmanın bitmesine kimsenin itiraz edemeyeceğini belirten Okuyan "Türkiye'nin dış politikasına sıkıştırılan bir çerçevede bu meselenin ele alınmasında bir tuhaflık var" dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan, PKK'ye silah bırakma ve kendini feshetme çağrısında bulundu.

Öcalan'ın çağrısını değerlendiren Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, “Türkiye'de insanları ikiye bölen, yurttaşlarımızı etnik kökenleri itibariyle karşı karşıya getiren çatışmanın bitmesine kimse itiraz edemez” dedi.

Öte yandan Okuyan, Öcalan'ın çağrısında ve iktidarın daha öncesinde yaptığı açıklamalarda yer alan "bölgede iddia taşımaya" ilişkin vurgulara dikkat çekti. 

'Yurttaşları karşı karşıya getiren çatışmanın bitmesine kimse itiraz edemez'

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Öcalan'ın çağrısını değerlendirmek üzere CGTN Türk Radyo'nun canlı yayınına bağlandı.

Açıklamada şaşırtıcı bir taraf olmadığını, çünkü açıklamanın varılan anlaşma doğrultusunda yapıldığını belirten Okuyan, “Dolayısıyla bunun dışında herhangi bir şey olamazdı. Zaten izin verilmezdi” dedi. Okuyan, çağrıyla birlikte yeni bir sürecin başladığını ifade etti ve “Bundan sonra ne tür gelişmeler yaşanacağını hep beraber göreceğiz” dedi.

“Türkiye'de insanları ikiye bölen, yurttaşlarımızı etnik kökenleri itibariyle karşı karşıya getiren çatışmanın bitmesine kimse itiraz edemez” değerlendirmesinde bulunan Okuyan, “Biz Kürt siyasi hareketleri ile mesafeyi açan, AKP'ye de zaten karşı bir partiyiz. Buna rağmen diyoruz ki işin bu kısmı kesinlikle olumludur” ifadelerini kullandı.

Öte yandan sürecin arka planına bakmak gerektiğini vurgulayan Okuyan, sözlerine şöyle devam etti:

“İşte 1000 yıl öncesine referanslar veriliyor. Bu tür açıklamalarda tarihsel referanslara yer verilebilir ama bugünün gerçekliğinde bir karşılığı olduğunu düşünmüyoruz. Yani eğer 1000 yıllık bir kardeşlik varsa son 50 yılda, 100 yılda ya da 200 yılda yaşadığımız neydi?”

'Türkiye Kürtlerle anlaşırsa bölge gücü olur' dendi'

Dünyada ve bölgede önemli gelişmeler yaşandığına ve bu doğrultuda da haritaların değiştiğine dikkat çeken Okuyan, şu ifadeleri kullandı:

“İktidar diyor ki, "Uluslararası alanda son derece önemli gelişmeler olurken ve Türkiye'nin güvenliği tehlikedeyken Kürt halkını, İsrail ve ABD'ye teslim etmeyeceğim. Kürt-Türk kardeşliğini öreceğiz ve bir bölge gücü olacağız". Şimdi bu defalarca tekrar edildi iktidar partisi tarafından.

Aslında Öcalan'ın yaptığı açıklamada da bu doğrultuya uygun bir içerik var. Dendi ki, ‘Türkiye Kürtlerle anlaşırsa bölge gücü olur. Kürtlerle anlaşmazsa Türkiye'nin varlığı tehlikeye girer’.”

Okuyan, söz konusu açıklamaların, “Biz Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanlar olarak bu ülkede eşitlik, özgürlük, kardeşlik tesis edemedik ama bölgede bir iddia taşıyacağız” anlamına geldiğini vurguladı.

'Bu mesele bölgesel bir projeyle çözülemez'

Bölgesel bir gerekçeyle Türkiye’deki Kürt sorununun çözülemeyeceğini belirten Okuyan, “Bu mesele bölgesel bir projeyle çözülemez. Güvenlik meselesine ve Türkiye'nin dış politikasına sıkıştırılan bir çerçevede bu meselenin ele alınmasında bir tuhaflık var. Zaten Türkiye tarihinde siyaset alanının ve özgürlüklerin belki de en fazla daraltıldığı bir dönemde ‘Artık Türkiye’de demokrasi var’ denebilecek bir süreç gerçekçi ve dürüst olmaz” dedi.

Sürecin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başladığını ve ardından Türkiye’nin katkılarıyla Suriye’de Beşar Esat yönetiminin devrildiğini hatırlatan Okuyan, “Şimdi bu rejim değişikliğinin ardından İsrail Suriye'ye yerleşiyor. Buna karşı kimsenin doğru düzgün sesi çıkmıyor. Deniyordu ki ‘İsrail bölgeyi tehdit ediyor, biz önlem almalıyız’. O önlemlerden bir tanesi Suriye'de rejim değişikliğiydi ama tam tersi sonuç verdi” dedi.

Okuyan, sözlerine “Dolayısıyla atılmakta olan adımların Türkiye'nin güvenliğine hizmet mi ediyor? Yoksa adım adım belki de bir Amerika Birleşik Devletleri İsrail planına doğru mu çekiliyoruz?” sorularını yönelterek devam etti ve “Bunu zaman içerisinde göreceğiz. Yani dolayısıyla böyle bugün yapılan açıklamayla Türk-Kürt kardeşliği tespit edildi, Türkiye bölge gücü oldu… Bunlar için çok erken” değerlendirmesinde bulundu.

‘PKK hiçbir zaman sosyalist bir örgüt olmadı’

Öcalan’ın çağrısında “PKK’nin Soğuk Savaş etkisinde kurulduğuna ve reel sosyalizmle ilişkisine” dair atıflar hakkında da konuşan Okuyan, PKK’nin hiçbir zaman sosyalist, Marksist bir örgüt olmadığını ifade etti.

Okuyan, PKK’nin her zaman milliyetçi bir örgüt olduğunu belirtti ve şöyle konuştu:

"Öcalan, eski Marksist kökenlerinden arındığına dair bir değerlendirme yaptı. Gerçeklerle bağdaşmıyor, çünkü bu örgüt başından ulusalcı çizgide bir örgüttü, Marksist bir örgüt değildi, sosyalist bir örgüt değildi. Dönemin ruhu nedeniyle bir etkileşim içerisine girdi ama Sovyetler Birliği'nin var olduğu dönemde dünyadaki aslında birçok örgüt sol jargon kullandı ve etkileşim içerisine girdi.

Türkiye'de de Kürt sorunun tartışılması sol tarafından, özellikle 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi tarafından gündeme getirilen bir olguydu. Tabii ki bir etkileşim vardı ama bu örgütün Marksist bir örgüt olduğunu söylemek yanlış olur. Biz bunu yıllarca söyledik. Marksist örgüt sınıfsal bakar meselelere, oysa onlar milliyetçi, ulusal pencereden bakan bir örgüttür."

‘Halkların kardeşliği iyi bir şeydir’

Okuyan, çağrının olumlu sonuçlanıp sonuçlanmayacağına ilişkin soruya da cevap verdi.

“Halkların kardeşliği iyi bir şeydir. Etnik temellerde bir düşmanlığın kimseye faydası yoktur” diyen Okuyan, sözlerini şöyle noktaladı:

“Türk-Kürt kardeşliğini İslam temelinde tesis edeceğiz’ diyenler de var. Bu Türkiye'nin daha da dincileşmesi anlamına gelir. Yeni Osmanlıcı hayaller ya da bu stratejinin bir parçası olarak gündeme gelebilir.

Türkiye, ‘Biz Kürtlerle ittifak halindeyiz’ deyip bölgede başka hedefler yani bugünkü sınırların değişmesine ya da Türkiye'nin bazı ülkelerle karşı karşıya gelmesine hizmet edecek bir şeye de biz ‘Ne güzel anlaştılar’ diye alkış tutmayız.”

soL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Oscar ödüllü Amerikalı aktör Gene Hackman ve eşinin ölümü: Polise göre ölümler "soruşturulacak kadar şüpheli" -T24-

ABD'de New Mexico eyaleti polisi, Oscar ödüllü aktör Gene Hackman ve eşinin, çift ve köpekleri ölü bulunduğunda "bir süredir" ...