Şara ve Fidan Washington’da -Serra Karaçam-
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, bu hafta Washington’u ziyaret ederek ABD’li milletvekilleri ve yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi.
Ziyaretin ana gündemi, yıllardır devam eden ekonomik izolasyonun sona erdirilmesi ve 2019 tarihli Caesar yaptırımlarının kaldırılması üzerineydi.
Ziyaret sırasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye heyetiyle birlikte toplantılara katıldı ve Ankara’nın Şam ve Washington ile bölgesel güvenlik ve ekonomik istikrar konularında artan koordinasyonunu gösterdi.
Fidan Şara ile ziyaretinin “aynı güne denk gelmesi tesadüf” dedi.
Fidan ayrıca Beyaz Saray'da Steven Witkoff ve Senatör Marco Rubio ile yaptırımlar, yeniden inşa ve bölgesel güvenlik konularını görüştüğü bildirildi.
ABD Dışişleri Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott; Rubio ve Fidan’ın, Gazze’deki ateşkes ve bölgedeki istikrarın sağlanmasına yönelik sonraki adımları görüştüğünü duyurdu.
Rubio’nun ayrıca, Başkan Trump’ın Ukrayna’daki devam eden savaşı sona erdirmek amacıyla tüm NATO müttefiklerinin Rusya’dan enerji alımını durdurması çağrısını vurguladığı aktarıldı.
KONGRE GÖRÜŞMELERİ VE YAPTIRIMLAR
El-Şaraa’nın heyeti, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı ve İsrail yanlısı Cumhuriyetçi Temsilci Brian Mast ve Temsilciler Joe Wilson ve Marlin Stutzman ile bir dizi görüştü.
St. Regis Hotel görüşmeye ev sahipliği yaptı.
Suriye heyeti ayrıca Senato Dış İlişkiler Komitesi üyeleriyle de bir araya geldi.
Görüşmelerin ana ekseni Kongre’de Caesar Suriye Sivil Koruma Yasası’nın (2019) kaldırılması veya değiştirilmesi.
Senato, 2026 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın geçişinde, Caesar yaptırımlarının kaldırılmasını öngören değişiklikleri yasaya ekledi.
Ancak yasaların tam olarak yürürlükten kaldırılması için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve uzlaşma gerekmekte.
Temsilciler Meclisi’nde, Joe Wilson tarafından12 Haziran 2025’te yaptırımları kaldırmak için bağımsız bir yasa tasarısı sunulmuş ve ilgili komitelere sevk edilmişti. Ancak henüz Meclis’ten geçmedi.
Bu arada Trump yönetimi ve ABD Hazine Bakanlığı, bazı yaptırımların uygulamasını geçici olarak hafifletme yönünde sınırlı idari adımlar atarak 180 günlük bir askıya alma duyurdu.
Caesar Yasası hâlâ yürürlükte ve Kongre tarafından resmen kaldırılana kadar geçerli.
SDG ENTEGRASYONU VE SİYASAL DİNAMİKLER
Sharaa-Trump görüşmeleri ve ilgili takip oturumlarının ardından, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) devlet kurumlarına entegrasyonu konusundaki müzakereler görüntüde hız kazandı.
Ama sonuç yok.
Yani hangi somut adımların kararlaştırıldığı net değil.
Mart ayında Şam ile SDG arasında varılan ve SDG’nin yeni Suriye ordusuna entegrasyonunu öngören anlaşmanın uygulanmasına devam edilecek...
Kaynaklar “ön taslaklar” veya yol haritalarının oluştuğunu aktarıyor.
Şam için “entegrasyon”, merkezi komuta altında SDF güçlerinin tam denetimi ve kuzey bölgelerde devletin egemenliğinin yeniden tesisi demek…
SDF ve Kürt liderleri için ise bu kavram, güvenlik entegrasyonu ama yerel yönetişim ve azınlık haklarının güvence altına alınması anlamına geliyor.
Uygulama hâlâ koşullu ve müzakere aşamasında.
İSRAİL İLE FARKLI AMAÇLARLA ORTAK ÇIKARLAR
Uzun süredir devam eden rekabete rağmen, Türkiye ve İsrail, kuzey Suriye’deki SDF hakimiyetini azaltmak ve Şam yönetimini güçlendirmek konusunda geçici de olsa ortak çıkarlara sahip.
Türkiye, PKK bağlantılı isimleri ve sınırını kontrol altına almak istiyor.
İsrail, kuzeyde merkezi yönetimi destekleyerek İran ve Hizbullah’ın bölgede güçlenmesini sınırlamak ve bölgesel istikrarı korumak istiyor.
Her iki ülke de, merkezi, Şam liderliğinde bir kontrol yönünde adım atılmasını destekliyor.
Washington ise bunu temkinli şekilde kabul ediyor gibi görünüyor.
Kimilerine göre İsrail kaostan besleniyor. Oysa bu riski göze almamak için zaten Esad'ın düşmesi ardından ülkede kalan önemli askeri kapasiteleri yok etmişti.
ABD’NİN TUTUMU KOŞULLU ENTEGRASYON VE KONTROLÜN DEVAMI
ABD, Suriye’de yaklaşık 900 asker konuşlandırmış durumda ve Hasakah ile Deyrizor’da SDF güçleriyle birlikte IŞİD’e karşı operasyonlar ve istihbarat koordinasyonu yürütüyor.
Washington, bu ilişkiyi artık “stratejik ortaklık” olarak değil, “çalışan güvenlik düzenlemesi” olarak tanımlıyor.
ABD yetkilileri, SDF’nin devlet yapısına koşullu entegrasyonu ve izleme modelini tercih etmekte.
Bu sayede Amerikan operasyonel erişimi ve istihbarat varlığı korunurken SDF-Şam düzenlemeleri teşvik ediliyor.
Yaptırım hafifletme ile ilerleyen diplomatik sürecin sonucunda, Washington’un Suriye politikasının gerçekten bir değişimi mi yoksa uzun ve karmaşık bir çatışmada geçici bir ara mı olacağını göreceğiz.
/././
Yasadışı bahis soruşturması şikeye döndü -İsmail Saymaz-
Futbol dünyasını sarsan yasadışı bahis skandalı Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun 27 Ekim’de yaptığı açıklamayla gün yüzüne çıktı. Hacıosmanoğlu, 371 hakemin bahis hesabının olduğunu, 152’sinin aktif şekilde bahis oynadığını söyledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün Antalya’da başlatılan yasadışı bahis soruşturması ile elindeki dosyayı birleştirdi.
İlk operasyon 7 Kasım’da gerçekleştirildi.
Eyüpspor Başkanı Murat Özkaya, Kasımpaşaspor eski Başkanı Mehmet Fatih Saraç, bu klübün eski başkanı Turgay Ciner ile 17 hakem ve bir gazeteci hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
Saraç, Emniyet’te ifadesi alınıp bırakıldı.
Ciner, İngiltere’de ve firari.
Özkaya ile altı hakem 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un ‘Şike ve teşvik primi’ başlıklı 11. maddesine göre müsabaka sonucunu etkilemek suçundan, gazeteci Umut Eken ise manipülatif paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle yanıltıcı bilgiyi yaymaktan tutuklandı. 11 hakem ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
Kim bu Gençlerbirliği kalecisi?
İlk dalgada tutuklanan en kritik isim, Eyüpspor Başkanı Murat Özkaya oldu.
Özkaya, dün çıkarıldığı İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliği’ndeki sorgusunda, “Bu insanları ben şikayet ettim, federasyona bildirdim” diyerek kendisini savundu.
Avukatı Muhammed Baki Özkara, Özkaya hakkındaki soruşturmanın hakemlerden ayrı olduğuna dikkat çekti.
Avukatı Hasan Arslan da “Müvekkilin kendisi ihbarcı olmuştur ve mağdur olan kendisidir. Bahsi geçen hakemlerle iletişimi yoktur. Bir tweet konu edilmiştir. İtibar suikasti söz konusudur” dedi.
Avukat Muhammet Ömer Tunç ise gazeteci Murat Ağırel’in haberi üzerine Özkaya’ya soru yöneltildiğini iddia etti. Özkaya’nın hangi müsabakada sonucu etkilediğinin belli olmadığını ileri sürdü. 2023 yılındaki bir haberde Gençlerbirliği kalecisinin Özkaya ile iletişime geçme girişiminden söz edildiğini belirterek, şöyle dedi:
Gençlerbirliği kalecisinin şike teklif ettiğine dair itham vardır. Ancak hangi maçla ilgili olduğu bile belli değildir. Para transferi veya HTS kaydından bahsedilmemektedir.
Özkaya’nın açık kaynak araştırması raporuna göre müsabaka sonucunu etkilemek adına teklif aldığının anlaşıldığı iddia ediliyor. Yakalandığında telefon şifresini vermemesi, müsabaka sonucunu etkilemeye yönelik eylemlerde bulunmak diye değerlendiriliyor.
Üç hakeme yasadışı bahis suçlaması
Hakem Erkan Arslan, yasal bahis oynadığını anlatarak, “Kendi maçıma bahis almadım” dedi.
Arslan’ın 2021-2025 yılları arasında toplam 35.179.061,78 TL işlem hacmi olduğu kaydediliyor. Yasal bahis sitelerinde 2021-2025 yılları arasında 6380 işlemde 10.548.837,48 TL’lik işlem hacminin bulunduğu, firmalara 6.544.087,53 TL para çıkışı, firmalardan 4.004.749,95 TL para girişi olduğu anlaşıldı. Mali profiliyle örtüşmeyen bankacılık işlemi yaptığı anlatılıyor.
Hakem Yakup Yapıcı, “Hiçbir şekilde kendi maçımda oynamadım” dedi.
Yapıcı’nın da 2021-2025 yılları arasında toplam 8.501.293,83 TL işlem hacminin olduğu anlatıldı. Yasal bahis sitelerinde 1125 işlemde 1.688.222,30 TL’lik işlem hacminin bulunduğu belirtildi. 1.022.057 TL para çıkışı, 666.165,30 TL para girişi olduğu ifade edildi. Ve ‘Grandpashabet’ adlı yasadışı sitede bir yıldır bahis oynadığı anlaşıldı.
Nevzat Okat ise 10 yıldır hakemlik yaptığını ve yalnızca yasal bahis oynadığını savunarak, “Hakemlik hayatımız bitti. Biz eğlence amaçlı yaptık ve sonucunda ceza aldık. Ben öğretmenim, çok üzgünüm” dedi.
Avukatı Kamile Almaz, Okan’ın profesyonel hakem olmadan önce oynadığını ve kaybettiğini söyledi. Bundan dolayı ilk evliliğinin bittiğini, hakemlikten ihraç edilerek cezasını çektiğini söyledi.
Okat’ın ise 2021-2025 yılları arasında toplam 50.267.645,22 TL’lik işlem hacmi olduğu anlaşıldı. Yasal bahis sitelerinde 104 işlemde 1.643.093,60 TL’lik işlem hacminin bulunduğu, 1.006.913,61 TL’lik para çıkışı, 636.179,99 TL’lik para girişi olduğu saptandı. Cep telefonunun notlar bölümünde yasadışı bahis sitesi üyelik ve şifre bilgileri çıktı.
Kararda, hakemler için şu değerlendirme yapılıyor:
Futbol Disiplin Kurulu talimatına aykırı olarak futbol müsabakaları üzerine bahis oynadığı, futbolun dürüstlüğüne zarar verecek eylemle bulunduğu, tarafsızlık yükümlülüğünü ihlal ettiği, kamu güvenini ve adalet görünümünü zedelediği, yasadışı bahis sitelerine giriş yaptığını tespit edildiği, müsabaka sonucunu etkilemeye yönelik eylemde bulunduğu…
Hobi amaçlı!
Adli kontroller serbest bırakılan hakemlerden Cihad Buyurgan, iki sene önce hobi amaçlı bahis yaptığını iddia etti.
Miraç Yıldırım, amatör ligler için bahis oynadığını söyledi.
Yasin Şen, “Kazanç elde etmedim” dedi.
Mustafa Özel ise “Çıktığım müsabakalardan beş profesyonel maça hiçbir müdahalem yoktur” diye ifade verdi.
1024 futbolcu disipline
Yasadışı bahis soruşturmasının işaret fişeğini yakan Hacıosmanoğlu, dün yeniden sahneye çıktı.
TFF’den yapılan açıklamada, 1024 futbolcunun yasadışı bahis oynadıkları gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edildiği duyuruldu. Süper Lig’de oynayanların da yer aldığı futbolcuların listesi isim isim duyuruldu.
Galatasaraylı Eren Elmalı, bahis oynadığını kabul edenlerden… Elmalı, “Bu dosyada adımın yer almasının nedeni, yaklaşık beş yıl önce kendi takımım dışında bir bahis işlemidir. O günden bu yana ne bahis oynamış ne de bu konuyla en ufak bir bağlantım olmuştur” dedi.
Beşiktaşlı Necip Uysal ise bahis oynadığı suçlamasını reddediyor. Uysal, “Hayatım boyunca bahisle ilişkim olmadı. Oynamadım, bahis hesabım olmadı” diyor.
Uysal’ın itirazı, TFF’nin Hakem Zorbay Küçük örneğinde olduğu gibi hata etmiş olabileceğini düşündürüyor. Küçük’ün suç duyurusunda bulunması üzerine TFF geri adım atarak, idari tedbiri kaldırmıştı.
Şimdi Necip Uysal’ın çıkışı TFF’nin hata yapmış olabileceğini akla getiriyor. Suçları ispat edilmeden futbolcuların liste halinde yayınlanması, lekelenmeme hakkının ihlali demek.
Öte yandan, futbolcuları vuracağı belli olan ikinci dalga, şike tartışmasını beraberinde getirecek.
/././
Unutmamıza güveniyorlar -Ayşenur Arslan-
Bugün 11 Kasım. Yani 11.11.. Yani (nedense) alışveriş günü!
Dışarı çıkıp AVM gezecek hale gelmiş olsam gider bir bakardım. Kredi kartları cayır cayır neler için işliyor!
Olacak o kadar tabii. Yılın bir günü.. Kapitalizmin yaşaması için sunağını dolarlar, eurolar, yenler, liralarla donatmalıyız.
Bir çantaya en mütevazisinden 40-50 bin TL vermişiz çok mu!
TL demişken.. Dolar 42 TL sınırını da aşıp 42.23 oldu ama bakıyorum haber bile olmuyor!
Alıştık artık. Yıllardır söylenen yalanlara alıştığımız gibi! Bakın; Orta Vadeli Programlarda iktidarın bize söylediği ile gerçekleşen oranlar nasıl fıkra gibi:
“■ 2021’de yapılan 2023’ün ilk tahmini yüzde 5, gerçekleşme yüzde 64,8.”
“■ 2022’de yapılan 2024’ün ilk tahmini yüzde 5, gerçekleşme yüzde 44,4.”
“■ 2023’te yapılan 2025’in ilk tahmini yüzde 5, gerçekleşme tahmini yüzde 31-32 arası.”
“■ 2024’te yapılan 2026’nın ilk tahmini yüzde 9, gerçekleşme tahmini yüzde 13-19 arası”
Sizce de komik değil mi!
Arada bir eş dost sohbetinde fiyatlardan yakınıyoruz.. Sonra konuşmayıveriyoruz.. Unutuyoruz..
Sadece fiyatlar mı? Daha 20 yıl önce Türkiye nasıl bir ülkeydi.. Televizyonlarda neler tartışılırdı.. Avrupa hayali nasıl canlıydı.. Eurovision yarışmasıyla nasıl heyecanlanırdık..
Unuttuk gitti. O yıllardan öncesi, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yılları hakkında ise hiçbir fikrimiz yok.
Edebiyatla tarihi harmanlayan şahane kitapların yazarı Ayşe Kulin anlattı geçenlerde. Komşusunun kızına “VEDA” romanını hediye etmiş.
“Oku bak, işgal yıllarında neler yaşandı..” demiş.
Genç kız şaşırmış “ne işgali”!
Ayşe Kulin “anladım ki” diyor, “Türkiye’nin, İstanbul’un işgal edildiğinden habersiz. Kıza sormuş, ‘Sence mavi gözlü bir adam padişaha gelip, kalk oradan ben oturacağım’ mı dedi.”
İstanbul’da oturan.. Ayşe Kulin’le tanışma şansına sahip modern bir genç kız.. Meğer gerçekten de öyle zannediyormuş.
Karartılan zihinlere bir örnek de dün yaşandı. Bir üniversitenin amfisinde, saat 9’u 5 gece öğrenciler saygı duruşu için ayağa kalkmışken bir erkek öğrenci amfi sahnesine çıkıyor. Saygı duruşu boyunca sahnede gidip gelerek telefonda konuşuyor.
Cehaletin en tehlikeli hali! Bilmediğini bilmemek. Bilmeyi reddetmek.
Türkiye’yi küresel standartların dibine çeken, itaat etmekten başka yol bilmeyen bir nesil istiyorlardı ya! Belli ki hasat etmeye başlamışlar.
Halk TV’de gençlere fırsat vermek amacıyla açtığımız kursta ben de birebir tanık olmuştum.
Neyse ki sayıları azdı. Ancak kendi ülkelerine ve tarihe dair CEHALETLERİ ve asıl üzücü yanıyla MERAKSIZLIKLARI çok ağırdı.
Sokak röportajları da zaten sayısız örnekle dolu.
Mevcut tablo sebep mi sonuç mu, tartışılır.
Ama şurası açık: Her otokrat iktidar gibi bizimki de cehalete ve unutmaya güveniyor.
***
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş için verdiği kararın üzerinden bir hafta geçti. Bu bir haftada, başta DEM’liler, Demirtaş’ın tahliyesi için “ha göründü ha görünecek” diye kapıda bekledi.
Bahçeli İttifak ortağına “tahliyesi hayırlı olur” diye haber saldı.
Sonuç?
Adalet Bakanı açıkladı:
“AİHM kararı şu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından değerlendirilecek. Mahkeme ne karar verecek hep beraber bekleyeceğiz."
Bunu söyleyen Adalet Bakanı! O da bizler gibi merakla bekliyormuş: “Bakalım yerel mahkeme ne diyecek!!”
Demirtaş şunun şurasında yaklaşık on yıldır cezaevinde. Ne acelesi var.. Bir yere mi yetişecek.. Değil mi!
İnsan utanır.. İnsan ise tabii.. Sevdiklerinden yüzlerce kilometre uzakta, yıllarca gün yüzü görmeyen.. Üstelik adil yargılanmadığı açık birine “yerel mahkemenin kararını bekliyoruz” denir mi?
Bekleyelim bakalım. Mahkeme dosyanın kapağını açsın hele. Sonra araya tatildi, bayramdı falan girince kapak bir süre daha kapansın. Bu arada belki heyet değişsin ya da hastalansın.. Demirtaş da hücresinde beklemeye devam etsin.
Ya Tayfun Kahraman..
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi davası hükümlüsü Tayfun Kahraman’ın yeniden yargılanması yönündeki Anayasa Mahkemesi kararını görmezden gelerek, tahliyesi ve yeniden yargılanma talebini reddetti.
Aklınıza gelebilecek, Ahmet Hakan, Şamil Tayyar, Cem Küçük ve Erdoğan’ın eski hukuk danışmanı dahil herkes tarafından isyanla karşılanan bu tutum kimilerine göre “ANAYASA’YA KARŞI FİİLİ DİRENİŞ” anlamına geliyordu. Ama ne Saray umursamıştı durumu ne de mahkeme.
Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç ise aslında hepimizin savrulduğu çaresizliği şöyle dile getirmişti:
“Bugün sabah Silivri'de Tayfun ile görüştük, karardan habersiz, umutla birbirimize sarıldık. Şu an gerçekten çok üzgünüm. Vera'yı okuldan alacağım ve ona ne diyeceğimi bilmiyorum... Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadığında ne yapılır bilmiyorum.
Biz kimseye zarar vermedik, biz hayatımız boyunca kimseye kötülük etmedik, şimdi bize bunları neden yaşatıyorlar anlamıyorum. Hayatım boyunca hayal dahi edemeyeceğim bir zulmün hedefi olmanın ağırlığını kelimeye dökemiyorum.
Göz göre göre, masum olduğumuz halde ailemize çile çektirilirken ne denir, ne yapılır cidden bilmiyorum. Kimsenin buna engel olamamasının çaresizliğini tarif edemiyorum. “
***
Atanamayan kadın öğretmenin gözyaşları içinde anlattıklarına, buz gibi bir kayıtsızlıkla “YALAN SÖYLÜYORSUN” diyen bir cumhurbaşkanı sizce Tayfun Kahraman’ı, kızı Vera’yı dert eder mi?
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek için cezaevlerine doldurulan.. Sadece özgürlükleri değil emekli maaşları bile elinden alınan onca insanın sesini duyar mı?
Oysa.. Bilmiyorlar ki devran dönüyor. Atatürk hala yolumuzu aydınlatarak umut oluyor!
/././
halkTV

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder