İstanbul'un Gizi : Eminönü Hanları (V +VI) -Aslı Atasoy /T24-

Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan: Profesyonel çalışmam, ustalarla çay içerim, sohbet ederim; amacım insanların görünmesini sağlamak 

Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan, "İstanbul'un Hanları" projesinde Eminönü Hanlar Bölgesi’ni ve orada çalışan ustaları 10 yıla yayılan bir süreçte belgeledi. Gümüş kakmacılardan cilacılara uzanan bu görünmez emek zinciri, Onan’ın siyah-beyaz karelerinde kayıt altına alındı. “İnsanların görünmesini istedim” diyen Onan’ın fotoğrafları, İstanbul’un son ustalarının bir envanteri.

Eminönü’nde bazı hanlar hâlâ ses verir. Yüzlerce yıllık taş duvarların arasından yükselen o ritmik çekiç sesi, oradan geçenler için bir gürültü belki. Oysa o seslerin değerini bilenler için hayatın akışının nabzı. İçeride, ışığın dar aralıklardan süzülerek vurduğu tozlu tezgâhlarda ustalar çalışır. Metal eğilir, parlatılır, sabırla yeniden doğar. Dışarıda ise şehir çoktan hızlanmıştır.

Timurtaş Onan, yaklaşık on yıl boyunca bu hanlarda dolaştı. Kapı kapı gezdi, çay içti, bekledi, gitti ve geri döndü. Fotoğraf çekmeden önce insanları ve mekanları gözledi. Sevdiği hikayeleri fark ettiğinde ölümsüzleştirmek için deklanşörüne bastı. Onun kadrajına mekânlar ve o mekânları ayakta tutan son ustalar girdi. Bugün o ustaların bazıları artık yok. Evet, hanlar duruyor, ama sesleri azalıyor.

Profesyonel fotoğrafçılığın ticari kaygılarından yıllar önce sıyrılan ve kendini İstanbul’un görsel arşivine adayan Timurtaş Onan ile hanları konuştuk.

Timurtaş Onan

- “Tarihi Yarımada / Yansımalar” isimli projenizi hazırlamaya nasıl karar verdiniz? 

Ben 80’li yıllardan beri Tarihi Yarımada’da çalışıyorum. Bu bölge üzerine hazırladığım kitaplarım var. Tarihi Yarımada’nın içini, Çakmakçı Yokuşu'nu, Mahmutpaşa'yı, Kurşunlu Han'ı ve ticaret hanlarını çok severim. Aslında önceleri hanları, Tarihi Yarımada’nın bir parçası gibi çekmeye başlamıştım. Sonra oradaki ustalar, özellikle Ermeni ustalar dikkatimi çekti.

- Uzun soluklu olan bu projenin ilk çekimleri ne zaman başladı?

İlk olarak 2012-2013 gibiydi sanırım çekmeye başladım. Oraya tam olarak uyum sağladım. Bölgede hanları hanlara gezerek ustaları tanıdım. Gümüş kakmacı, sıvacı, cilacı gibi birçok farklı iş kollarında çalışan ustalarla tanıştım. Bir ürünün tüm ustaların elinden sırayla geçip, size gelene kadar olan süreçte şekil almasını gözlemledim. Bir çekiçle vura vura metali incelikle işleyen ya da başka alanlarda çalışan değerli ustalar var. İşlerini yapan çok iyi ustalar var, hepsi kitapta yer alıyor.

- İlk neler gözlemlediniz?

Gezdikçe oradaki farklı kollarda çalışan mesela gümüş kakmacı, sıvamacı, cilacı ustalarını çektim. Bir gümüş obje size gelene kadar bir işleyişi var. Örneğin düz gümüş plaka önce sıvamacıya gider, o şekil verir.  Bu ustaların hepsi isimleri ve meslekleri ile kitapta var. Sonra öğrencilerimle bir sosyal sorumluluk projesi yaptım. Bu üç projelerden birini öğrencilerime diğerini İFSAK ile yaptım. 

Kakmacı ve rölyef ustası Aydın Karaman

- Projelerinizi hazırlarken heyecanınız neydi?

O insanların görünmesini sağlamak. Evet, insanların görünmesini sağlamak istiyorum. Projelerimde insan ağırlıklı çalışıyorum elbette mekânı da kullanıyorum. Profesyonel olarak bana hanları çekin diye bir iş gelse, bir haftada işi size teslim ederim. Ama burada öyle değil. Hepsi hesaplanarak çalışılmış fotoğraflar. Siyah beyaz, sanatsal ve tonlar açısından çalışılmış. Her fotoğrafın bir özelliği var. Böyle çalışıyorum. Zamanında dergiler için de çektim. Şirince ilk açıldığı zaman bir dergi için çekmiştim. Orada gidiyorsun bir genel görünüm, birkaç kişi mesela bir teyze tığ örüyor onu çekiyorsun. Bu kitap ise dergi çekimi gibi yapılmadı. Tamamen işi ruhunu vermek için çektim.

- Aslında geze geze çektiniz değil mi? Bir yerde bir şey keşfettiniz sonra oradan aldığınız bilgiyle başka bir yere gidip oralara defalarca çektiniz sanırım?

Evet. Çok gezdim. Tarihi dokuyu ve insanları iyice tanıdım. Mesela usta 10 yaşında gelmiş ve hala orada. Emekli olmuş ama hala her gün hana gider. Onun için tutkudur kendi mesleği. Bunu gördüm.

- Çalışma biçiminizi öğrenebilir miyim?

Profesyonel gibi çalışmam. Gidiyorum iletişim kuruyorum. Onlarla oturuyorum çay, kahve içiyorum. Mesela kahvelere, sokaklara defalarca giderim. Belki bir günde sadece bir tane fotoğraf için “oldu” diyebilirim. Ama bir fotoğrafın iyi olması için bütün elemanların birbirini desteklemesi lazım. Ön arka planın birbiri ile olan ilişkisi sonra hikâyeyi anlarım. Hikâye çok önemlidir. İyi bir fotoğrafın çıkması zor. O insanlar anlamaya çalışırım. Orada ne oluyor diye bakarım. Bazen fotoğraf grupları gidiyor bir tane teyze buluyorlar. Kadının suratını bin kare çekiyorlar. Ne o? Portre çektim, portre o değil. 

Kayıkçı sıvamacı Kevork

- Olmayan nedir peki?

Çeken kişi orada ne olduğunu bile bilmiyor. Oraya o kişiyi av gibi alıyor, çekiyor sonra da o fotoğrafı bir yarışmaya yolluyor. O insanı hiç anlamadan öyle küçük burjuva hayatlarımızda yapılan bir iş oluyor. 

- Siz nasıl yapıyorsunuz? Çektiğiniz insanlar konuşup iletişim mi kuruyorsunuz?

Çektiğim her fotoğraf da oraya defalarca gitmişimdir.  Sokaktaki insanları tanırım. Mesela sokakta dilenciyi de tanırım. Yıllardır konuşuruz, selamlaşırız. Anlayarak çekerim. 

- Çekim öncesi hangi hanlara gideceğinizi kafanızda tasarladınız mı?

Hayır. Öyle olduğu zaman bu iş gazetecilik oluyor. Jurnalist değilim. Mesela ustayla tanıştım onları çektim, onun tanıdığı başka ustayı çektim. Diyelim ki Büyük Yeni Han’dan birini tanıyorum, başka bir yerde amcası çalışıyor.  Bir şekilde o kadar öyle kanallara girdim ki artık birçok insanı tanıyorum. O hikâyeler beni besliyor.  

- Kaç hanla çalıştınız?

Sayısını bilmiyorum ama burada önemli olan bütün hanlar var. Bir tanesini çekemedim çünkü sahibi ticari bir iş yaptığımı düşünerek para istedi. Bu çalışmanın sanat için yapıldığını anlatamadım. 

Polisajcı Murat Gur

- O kişi sanayide çalışsa başka birisi olacakken o tarihi dokuda başka birisi ve başka türlü üretimler yapıyor. Siz ne gördünüz ve bu durumun sizde hissettirdiği duygular ne oldu?

Saygı. Handaki dostluklar, birbirleriyle olan arkadaşlıkları çok anlamlı. Anadolu'nun her yerinden gelmiş ustalar var. Özellikle hani Bitlis, Sason civarından gelenler çok. Onlar gümüş ustasıdır. Kimisi gümüş, altın ve mücevher üzerine çalışır. Tüm tanışıklıklarım doğal şekilde gelişti. 

- Teknik olarak nasıl çalışıyorsunuz?

Tamamen ortam ışığı kullanıyorum. Işığı ve kompozisyonu çok iyi bilirim. Doğal ışıkla çalışıyorum. Her ışığın özelliği var. Işık, güneşin doğuşun batışına dek bir hanın farklı yerlerine vura vura geçer. Kapalı havaların da ayrı bir özelliği olur. 

- Fotoğraflarda çektiğiniz kişileri yönlendiriyor musunuz yoksa spontane mi gelişiyor?

Tamamen spontane ama mesela bazı fotoğraflarda şöyle dur diyorum. Portre çekiyorum ve özellikle portre çekerken iletişim lazım. Biraz müdahale oluyor tabii. Çektiğim ustalar bana teslim oluyor.

- Hiç kadın usta yok galiba değil mi?

Bir kişiye rastladım. Giritli Mustafa Paşa Han’da Necla Hanım

- Buradaki fotoğrafları neye göre seçtiniz?

Kitapta yer alan yaklaşık 10 sene süren bu çalışmada çektiğim ustaların en iyi portresini seçtim. Mekân olarak gösterenleri seçtim. 

Kum döküm ustası Zare Benlioğlu

- Ustaların tepkileri nasıl oldu?

Bazı ustalar bizim farkımıza vardılar, diye sevindiler. Çok hoşlarına gitti. Sergiye çağırıyorum, geliyorlar. Hepsine kitaplarını veriyorum.

- Bu fotoğrafların sergisi olacak mı?

Çok yakın zamanda Büyük Yeni Han’da orada çalışan gümüş ustalarının fotoğraflarını duvarlara asacağız. Fotoğraflar sürekli kalacak. Proje Gümüş Eşya El Sanatkarları Derneği Başkanı Şahin Karaman’ın aklına geldi. Kendisi de aynı zamanda gümüş ustasıdır. Zorlanıyor musunuz?

Sanatçı fotoğrafa kendini adar. Baştan ne kadar kazanacağım diye başlamaz. Ben çok iyi paralar kazanırken profesyonel fotoğraf işini 20 sene önce bırakıp kalıcı eserler bırakmak için çekmeye başladım.

Timurtaş Onan kimdir?

Timurtaş Onan İstanbul’da doğdu. Fotoğraf çalışmalarına 1980 yılında başladı. Bu süre zarfında yurt içinde ve yurt dışında birçok fotoğraf etkinliğine katıldı, sergiler açtı, fotoğraf projeleri gerçekleştirdi. Ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarında jüri üyeliği yaptı. Sosyal açıdan önemli konular üzerine belgesel filmler çekti. Özellikle İstanbul üzerine yaptığı özgün projeler ile tanınan Onan’ın eserleri, yurtiçinde ve yurtdışında kamuya ait ve özel birçok koleksiyona dahil edildi. Bir yandan fotoğraf atölyeleri gerçekleştiren ve çeşitli sergilerin küratörlüğünü üstlenen Onan, bir yandan da kentin farklı yüzlerine odaklanan, beş kitaptan oluşacak “İstanbul Antolojisi”ne yeni halkalar eklemeye devam ediyor.

Filmografisi:

Sokak Çocukları - 2007 (Beylikdüzü Kısa Film Festivali - en iyi belgesel, Akbank Kısa Film Festivali - mansiyon ve PAM Kısa Film Festivali-en iyi 2. belgesel ödüllerini kazanmıştır),

Tarlabaşı’nda Neler Oluyor? - 2008

Hayali Tacettin Diker - 2009

Kramp - 2010

Tarihi Yarımada/Yansımalar – 2010 (İFSAK Kısa Film Yarışması Mansiyon ödülü)

Geziyi hatırlamak -2014 –VIII. İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali" birincilik Ödülü

İstanbul Antolojisi:

İstanbul'un Hanları, 20242 

İstanbul Zamansız, 2022 

İstanbul Bir Garip Şehir, 2021 

İstanbul Her Şeye Rağmen, 2018 

Kitapları

Tarihi Yarımada/Yansımalar, 2010 

İstanbul Blues, 2009 

Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi No: 30, 2006 

Beyoğlu Geceleri, 2005

                                                              /././

Eminönü’nde 40 yıldır gümüşe hayat veren Şahin Karaman: Sanatkârları buradan çıkarmaya kalkarlarsa esnaf surlara varmadan telef olur

Eminönü’nün tarihi hanlarında yüzyıllardır icra edilen pek çok el sanatı var. Gümüş el sanatları bunlardan sadece biri. Bu sanatlar hanların dönüşüm projeleriyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 40 yıldır gümüş işleyen usta Şahin Karaman, “Buradan çıkarsak bu meslek biter” diyor.

Hanlar dosyası için Sirkeci’ye gelip, yürümeye başlıyorum. Tren istasyonun köşesindeki kahveciden havaya karışan kavrulmuş kahve kokusunu geride bırakıp, ara sokaklardan yukarı doğru kalabalığa bırakıyorum kendimi. Eminönü’nün en meşhur sokaklarından Çakmakçılar Yokuşu onu kesen sokaklar ve alışveriş telaşındaki insanlarla dolu. Bu dar yokuşta etrafı görmek için başınızı kaldırmak zorundasınız. 

Biraz ilerleyip solumda Büyük Yeni Han belirince karşısında durup nefesleniyorum. Giriş kapısının yanındaki dükkânın astığı şallar rüzgârda uçuşuyor. Geçmiş zamanın seslerinin o rüzgâra karıştığını hissetmek zor değil. Yüzyıllardır her gün binlerce insanı ağırlayan bu yokuşun; Büyük Yeni Han, Büyük Valide Han, Yeni Han, Sünbüllü Han, Muradyan Hanı, Çakmakçılar Hanı, Sabri Safâ Hanı, Nâsır Hanı ve Birlik Hanı da barındırdığını düşününce heyecanlanıyorum. Yüzlerce yıla yayılmış İstanbul hikayeleri.

Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nde Çakmakçılar Yokuşu üzerinde 3 havlucu- çarşafçı, 10 hazır esvabcı, 12 kasketçi, 4 gömlekçi, 6 yazmacı, 2 basmacı, 7 manifaturacı, 4 tuhafiyeci, 1 çantacı, 1 çuvalcı, 1 kunduracı, 1 yazma manifaturacı, 1 büfe, 1 aşçı, 1 kahvehane ve 15 göz kapalı dükkân yer aldığını yazar. Gerçi, Koçu’nun 1963’te tek tek saydığı yazmacılarda bugün dijital baskılı çakma eşarplar olsa da yokuşun o telaşlı ticari genetiği hâlâ yerli yerinde. 

Hana girince birden sakin ve serin bir dünyanın içinde buluyorum kendimi. Geniş bir avluya bakan sarı taş duvarlar üç katlı yapının ihtişamını hala hissettiriyor. Üçüncü kata çıkıp Şahin Karaman’ın atölyesini buluyorum. 

Bugün bu hanlar, turizm baskısıyla otele dönüşme projeleri ile sur dışına sürülme korkusu yaşayan son sanatkârların hikayelerini barındırıyor. Peki bu hanlar otel ya da lüks mekanlara dönüşürse gerçekten ne olur? 

Eminönü’nde 40 yıldır gümüşe hayat veren Şahin Karaman oradaki esnaftan birisi. Ermeni gümüş el sanatının en özel temsilcilerinden olan Karaman ile Büyük Yeni Han’ı ve mesleğin kaderini konuştuk.

- Gümüş el sanatları alanında usta olarak çalışıyorsunuz. Nasıl başladınız mesleğe?

1984'te Kapalıçarşı’ya gelip gümüş el sanatları alanında kakma ve kakma kabartma tekniği eğitimi almak üzere atölyede çalışmaya başladım. Çıraklık ve kalfalık dönemim yedi sene sürdü. Akabinde 1991'de abilerimle beraber kendi sanat atölyemizi kurduk. Kapalıçarşı'da 2000 yılına kadar faaliyetleri sürdükten sonra atölyemi Büyük Yeni Han’a taşıdım. 2000'den bu yana burada faaliyete devam ediyorum. 

- Hangi alanlarda üretim veriyorsunuz?

Yapmış olduğum meslek sadece kakma kabartma tekniği değil hikâyesi olan projeler de yapıyorum. Son üç senedir kızım üniversiteden mezun oldu. Hobi olarak başladığım metal baskı bastonları “nasıl geliştirebiliriz” diye bir anda beyin fırtınası yaptık. “Hikâyeli Bastonlar” projesini başlattık diğer adı “Destan Yazan Adımlar”. 2000 yılından bu yana 26 yıldır Çakmakçılar Yokuşu’ndaki Büyük Yeni Han’da sanat atölyemizde çalışıyoruz. Ben başta olmak üzere bütün gümüş el eşyacılarının %80'i buraya taşındık. Başkanı olduğum Gümüş Eşya El Sanatkarları Derneği (GESAD) bünyesinde hepimiz birbirimize bir zincir halkası olduğumuz için toplanma merkezimiz burası oldu. Zaten 1453'ten beri gümüş el sanatları Topkapı Sarayı’ndan başlayıp, çoğaldıktan sonra Kapalıçarşı meydanındaki Hanlar Bölgesi’ne yayıldılar. 

Şahin Kahraman'ın kendi elleriyle yaptığı Osmanlı Padişahları eseri

- Neden bu hana taşındınız?

Buraya gelmemizin sebebi bu hanın odaları geniş ve ferah olması. Tarih kokan bir yer burası, geçmişi olan bir han, koridorları geniş sanatımızla özdeşleşiyor. O günden bu yana da bu handa sanatsal anlamda faaliyet gösteriyoruz. Daha önceki han da olan atölyeler bunun bir yarısı kadardı. Faaliyeti göstermekte güçlük çekiyorduk. 

- Bu hanın ticari girdisi hakkında bilginiz var mı?

Tam bir bilgim yok ama vergi, stopaj ödüyoruz. Bu handa olmasa bile bu alanda ihracat yapan ve katma değeri yüksek olan firmalarımız var. Değerli maden ve gümüş el sanatlarına giriyorlar ve katma değer olarak devletimize büyük bir katkı sunup, istihdam yaratıyoruz. 

- Bu bölgede bazı hanlar otele dönüştürüldü. Burası için böyle bir proje var mı?

Bizim hanımızla ilgili de bir çalışma var ama otel olacak mı bilmiyoruz. Büyük Yeni Han, restorasyon kapsamına alındı. 6 ay sonra koridorlar ve çatı restorasyonu yapılma kararı alındı. Akabinde nasıl bir süreç izlenecek bilmiyoruz. Ama otellere dönüşü olduğunu biliyoruz. Bu Kadir Topbaş döneminde imzalandı. 

“Sanatkârlar surlara varmandan telef olur”

- Burası otel olursa ve sizler buradan çıkarsanız ne olur?

Şayet eğer sanatkarları buradan çıkartmaya kalkarlarsa bu meslek tamamen yok olur gider. Çünkü dediğim gibi tarihçesi belli, Fatih Sultan Mehmet Han’a dayanıyor. O sanatkarları getiriyor, Topkapı Sarayı’na yerleştiriyor. Daha sonra çoğalarak Kapalıçarşı’ya etrafındaki tarih kokan hanlarda sanatlarını o günden bu yana icra etmekteler. Sanayi bölgesine gitmeye kalkarsak bu meslek daha sanatkârlar surlara varmadan telef olur. Çünkü sanayi bölgesinin getireceği maddi yükler bu sanatkarların kaldırabileceği yük değildir. Dolayısıyla bizim de tarihimiz ve sanatımızın doğduğu yer burasıdır. Burada kalmakla yükümlüyüz. Olmaması durumunda dediğim gibi bu mesleğin de sonu gelir.

- Sanayi bölgesindeki dükkanlar daha mı pahalı? 

Bizim burada ödediğimiz kira oranın güvenlik parasını bile karşılamaz. O denli, burada biz 15 bin lira kira veriyorsak oran aidatı 30 bin liradır. Kirayı saymıyorum. Kira 100 bin mi, 150 bin mi olur. Dolayısıyla bizim böyle bir kira yükünün altına girme şansımız yok.

- Siz burada ne kadar kira veriyorsunuz? 

18 bin lira ödüyorum. Buranın yüzde 95'i şahsa ait, biraz da vakıf yerleri var. Ben kiracıyım.

- Büyük Yeni Han’da kaç gümüş esnafı var? 

Aşağı yukarı gümüş el sanatları alanında 70'in üzerinde esnaf var. 

Şahin Kahraman'ın kendi elleriyle yaptığı Osmanlı Tuğrası eseri

- Handa çalışan kadınlar var mı?

Bu handa kızım var bir de satışta kadınlar var ama sanatkâr olarak yok. Yalan konuşmayalım bizim mesleğimiz fiziki güç isteyen bir teknikle yapılıyor. Şurada envaı ağırlıkta çekiçlerimiz var.  Bayanlar bu ağırlıkta çekici kullanamaz, fiziki gücü olmadığından dolayı ama yüzeysel çalışabilir. Yani bu çekiçle sanatı icra edebilir ama zorlar kendini. İsrail’de kakmacılık yapan hanımefendiler var. Bizde de olsun isteriz.

- Gümüş el işçiliği farklı alanlardan oluşuyor. Siz tam olarak ne ustasısınız?

Ben kakmacılık yapıyorum. Kakma ve kakma kabartma teknikte yüzeysel çalışma var bir de kabartma tekniği var. Bu da fiziki güç isteyen bir şey. Ağır çekiçlerle envaı ağırlıkta çekişler kullanıyorsunuz ve güç istiyor.

- Kısa bir süre sonra burada koridorlar, merdivenler ve çatı restore edilecek. Sizin buradan tahliye gibi bir durumunuz var mı?

Şu an öyle bir şey yok gündemde ama olmayacağı anlamına gelmez. Biz karşı mıyız değiliz. Biz bizim buradan kopmamız gerekiyor çünkü bu sanat burada doğdu. Otele dönüştürebilirler saygı duyarız ama bize de bir çözüm üretilirse.

- Otele dönüşen diğer hanlardaki esnafın akıbetiyle ilgili bilginiz var mı?

Yok çünkü bizim meslekten orada olan arkadaşlar yok. Meslektaşlarımız derneğe üye olduğu için bir sorun olduğundan direkt derneğe koşuyor. Derneğe de kim sahip çıkıyor? İstanbul Kuyumcular Odası, İstanbul Mücevheratçılar Birliği gibi kurumlarımız var onlar bize destek veriyor. Maddi manevi her şeyine, hukuki işe avukat tayin ediyorlar bize. Onun dışında işte başka hanlarda yok mu var. Birkaç atölyemiz daha var ama her geçen gün azalıyor. 

- Sizin dernek başkanı olarak önerileriniz neler?

Altyapıdan çırak yetişmiyor. Bir çırağın kalfaya dönüşmesi 6-7 yılı buluyor. Bizim devlet sanatkâr kimliğiyle ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bir başvurumuz oldu. Bu ay mülakatımız var. Bakanlık bize o kimliği verdiği zaman biz meslek liselerinden öğrenci alıp bu atölyelere yerleştirip, mesleği öğretip ölmemesini sağlayıp gelecek kuşaklara aktarmış olacağız. Gümüş el sanatları olarak zaten her geçen gün usta ve çırak olmadığından dolayı yok olmayla karşı karşıyayız. Bununla ilgili dernek olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz gerek Kültür Bakanlığı gerekse bu mesleğin daha iyi tanıtılması için bizler, var olan gücümüzle mücadele ediyoruz.

- Şahin Bey, buraya 2000 yılında taşındınız, o zaman bu han nasıldı? Hem fiziksel olarak soruyorum hem de kaç usta vardı? 

Büyük Yeni Han’ın evveliyatında dokumacılar vardı. Burada gümüş el sanatları üzerinde sadece Bedros adında ustamız 1985’lerde atölyesini buraya taşıdı. Buranın ferah ve geniş olmasından kaynaklı. Ondan sonra 1988-89'da bir iki arkadaşımız daha gelince biz de yavaş yavaş gümüş el sanatkârları olarak tahminen bu mesleğin %80’ini olarak bu hanın 2. ve 3. Katına taşındık. Aşağı yukarı 6-7 atölyemiz var. 2000'de de ben geldim. Toplamda gümüş el sanatları olarak 6 ayrı branştan oluşan meslek dalımızın ustaları ile burada dernekle beraber buraya toplanmış bulunmaktayız. Birbirine işi düşen birbirine koşar. Kültürümüz zaten geçmişi buna dayandığından dolayı bu şekilde faaliyetlere devam ediyoruz. 

- Şu anda gümüş işçiliği yapan hangi ustalar var?

Bizim mesleğin kendi içinde 6 branş var; kakmacılar, kum döküm, kaynak tesviye, acur, sıvama ve döver. Kendi içinde bir döngüdür. Her bir atölye ayrı branşı temsil eder. 

- Siz Büyük Yeni Han’a siz geldiğinizde fiziksel olarak nasıldı daha mı yeniydi yoksa yıprandı mı?

Daha yıpraktı, biz biraz daha temizlemeye bakıyoruz. Daha kötü durumdaydı. 

- Aranızda da sıcak bir ortam var sanırım?

Tabii sıcak arkadaşlar. Zaten her birimiz 10 -11 yaşında birbirimize arkadaşlık kurarak işe başladık. Çünkü bizim birbirimizin atölyesine girme ihtiyacımız var. Birbirimize bağlıyız. Sıvamacının işi bana düşüyor benim işim sıvamacı ustasına, dövücüye, acur ustasına düşer. Her biri birbirine bağlı arkadaşlar olmakla yükümlüsünüz. Yani bu döngüyü döndürmek istiyorsan bu halkanın içinde yer almak zorundasın. Tabii ki işsizlik ve moral bozukluğu var. Bu mesleği icra eden arkadaşlar çocukluğumdan beri arkadaşlarımdır. Samimidirler ve birbirine yardım etmeyi severler. 

- Sizin için en anlamlı alet hangisi?

Bak burada çok sevgilimiz var (sıralanmış çelik kalemleri gösteriyor). Her biri birbirinin tamamlayıcısıdır. Her birinin bir görevi var. Motifte kullandığımız bu çelik kalemler yani. 

YARIN: Müze bilimci Yeşim Kartaler ile hanların duygusal karmaşasını bozmadan, sakinlerini tahliye etmeden nasıl "müzeleşebileceğini" konuştuk...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

İstanbul'un Gizi : Eminönü Hanları (V +VI) -Aslı Atasoy /T24-

Fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan: Profesyonel çalışmam, ustalarla çay içerim, sohbet ederim; amacım insanların görünmesini sağlamak  Fotoğra...