Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Mayıs Ayı Ekonomik Analiz Raporu’nda, "Yanlış para politikası kararları, beklentileri daha da bozmaya devam ediyor. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,3’lük bir ekonomik büyüme gerçekleştiğini fakat vatandaşlarımızın alım gücündeki azalmanın orta sınıfı yok eder biçimde gerçekleştiğini izliyoruz” uyarısı yapıldı. Raporda "Dış borçlardaki artış ile birlikte bu duruma baktığımızda ise uygulanan yanlış politikalardan kaynaklı hem enflasyondaki yükseliş, hem işsizlikteki artış, hem de kurdaki artış bu ekonomik büyümenin topluma yansımadığını belirtir niteliktedir. Söz konusu olumsuzlukların daha da artarak devam edeceğini tahmin ediyoruz'' ifadelerine yer verildi. ('Fakirleştiren büyümenin en net fotoğrafı') Ayrıca ''Dış ticaretteki gelişmelere baktığımızda ticaret açığında yıllık bazda yüzde 157’lik bir artış olduğunu görüyoruz. Üretimde dış ticarete bağımlılığın ortaya çıkardığı bir net fotoğraf var: Ucuza satıp yerine pahalıya koyuyoruz ve ürettiğimiz de vatandaşların ihtiyacını tam anlamıyla karşılayamıyor (fakirleştiren büyümenin en net fotoğrafıdır bu aynı zamanda). Nitekim ithalattaki artışın 29,7 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye çıktığını ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yüzde 64 seviyesine gerilediğinden zaten bunu görebilmekteyiz. Bu durumun yansımalarını da CDS risk primindeki 700 baz puanın aşağısına düşmeyen seyir ile de teyit etmekteyiz. Temerrüt risk sınırı (ülke iflası) olarak geçen puanlara her geçen gün daha fazla yakınsandığını da belirtmek isteriz'' denildi.
5- Atıkları Kars Çayı'na ve baraja dökmüşler: 'Tarlalar o barajdan sulanıyor' (SOL)ANKA'nın haberine göre Kars Organize Sanayi Bölgesi’ndeki süt işleme tesislerinin atıklarının döküldüğü bölgede konuşan Alp, şunları söyledi: "Kars Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan onlarca süt işleme tesisinin, iki kilometre öteden borularla Kars Çayı’na peynir altı sularını döktüğü noktadayız. Peynir altı suları buradan Kars Çayı’na, 14 kilometre devamında da Çamçavuş Barajı’na dökülmektedir. Çevre haftasını kutluyoruz. Sayın Valimiz, Çevre İl Müdürümüz; Çevre Haftası’nda ilkokul sergi salonlarında çevre fotoğraflarını boy boy yayınladı. Kars’ın şu andaki yaşadığı çevresel felaketlerin birine tanıklık ediyorsunuz. Biz Çevre ve Kent Hukuku Derneği olarak tüm Kars kamuoyunun ve Türkiye kamuoyunun dikkatini bir noktaya çekmek istiyoruz. Şu anda Kars’ın bütün kanalizasyonu, kentsel ve endüstriyel atıkları Kars Çayı'na dökülmekte, hiçbir arıtmaya maruz kalmadan doğrudan Çamçavuş Barajı’na deşarj edilmektedir. Şehrin tüm kanalizasyonu, şehri 14 kilometre boyunca kat eden Kars Çayı'ndan suların azaldığı noktalarda son derece tahammül edilmez bir koku yayarak baraja dökülmektedir." ('Suç duyurusunda bulunacağız') Baraj suları ile sulanan tarlalarda yetişen buğdaydan elde edilen ekmeği tüketiyoruz. Aslında önemli bir endüstriyel hammadde olan peynir altı suları; sporcu proteinlerinden hayvan yemlerine, gıdadan kimyaya kadar birçok sektörde değerlendirilmesi gerekirken Kars Çayı'na akıtılmaktadır. Büyük bir ekolojik yıkıma da sebebiyet vererek doğrudan tarımsal sulamada baraja deşarj edilmektedir. Kars halkı adına acilen atık su arıtma tesisinin kurulmasını talep ediyoruz. Buradan Çevre ve Şehircilik Bakanı’na da çağrı yapıyoruz. Sayın Bakanım, bakıyorsunuz ama görmüyorsunuz. Çevre haftasında tüm yetkililer, vali, Çevre ve Şehircilik il Müdürü, Tarım ve Orman İl Müdürü ilkokul koridorlarında çevre fotoğrafları yayınladılar ve fidelere birer bardak su döktüler. Gerçek çevre fotoğrafı buradadır. Yerel basınımız defalarca konuyu gündem getirmesine rağmen görmezden gelindi. Bu konuda gerekli işlemler yapılmadı. Biz Çevre ve Kent Hukuku Derneği olarak 3 gün içerisinde bu konuda eğer bir girişimde bulunulmazsa başta Kars Valisi ve Çevre İl Müdürü olmak üzere, Tarım İl Müdürü tüm yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacağız ve bu konunun takipçisi olacağız. Bütün bu tabloyu bakıp da görmeyenler görevinin gereğini yapmayanlar hakkında gerekli hukuki ve cezai soruşturmanın başlaması için girişimler başlatacağız."
6- Atatürk'ü ağırlayan tarihi bina bakanlığa verildi(Muhammed Özmen-Cumhuriyet)İzmir’de restorasyonu sırasında tarihi eserler ve Atatürk tablolarının kaybolduğu Karşıyaka Öğretmenler Lokali, öğretmenlerin kullanımından alınarak İzmir Olgunlaşma Enstitüsü’ne devredildi. İzmir’de restorasyonu sırasında tarihi eserler ve Atatürk tablolarının kaybolduğu Karşıyaka Öğretmenler Lokali, öğretmenlerin kullanımından alındı.1892 yılında yapılan ve Mustafa Kemal Atatürk’ü defalarca ağırlayan tarihi bina, İzmir Olgunlaşma Enstitüsü’ne devredildi. Merkezin açılışını önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer yaptı. Tarihi binada sergilenen dört kristal ayna, Kurtuluş Savaşı döneminde çekilmiş 11 orijinal fotoğraf ve iki Atatürk tablosu restorasyon çalışmalarının ardından kayıplara karıştı. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün raporunda, aynaların restorasyon sırasında kırıldığı, tabloların ise nerede olduğunun bilinmediği belirtildi.
7 - Müftülük personeline sunum yapan avukata 'etek boyu' nedeniyle saldırmıştı: Masanın arkasına geç (Sefa Uyar-Cumhuriyet)
Şanlıurfa’da, müftülük personeline sunum yapan avukat Didem Karaboğa, giydiği etek nedeniyle “Masanın arkasından anlatır mısınız?” tepkisiyle karşılaştı. Karaboğa, “Ben din ya da ahlak görevlisi değilim, hukukçuyum” yanıtını verip salonu terk etti. Avukat Karaboğa, yaşananları Cumhuriyet'e anlattı.Şanlıurfa Barosu’na kayıtlı avukat Cemile Didem Karaboğa, baro tarafından “çocuk yaşta erken ve zorla evliliklerle mücadele eğitimleri” kapsamında il müftülüğünün erkek personeline sunum yapmak üzere görevlendirildi. Ancak Karaboğa, sunum sırasında hem kıyafeti hem de anlattıklarıyla ilgili sözlü saldırıya uğradı.Olayı Cumhuriyet’e anlatan Karaboğa, “Slaytı kendim değiştirdiğim için kürsüden çok ayrılamıyordum. Kürsüden çıkmamla sataşma gibi bir tepki geldi. Katılımcılardan biri seslenerek, ‘Masanın arkasından anlatır mısınız? Biz din görevlisiyiz’ dedi. İlk aşamada gerginlik çıkmaması adına sunumu devam ettirmeye çalıştım. Bu sefer yan taraftaki görevlilere ‘Baro neden bir erkek avukat görevlendirmemiş? Görevlendirildiyse niye böyle giyinip gelmiş’ gibi tepkiler olunca sunumu sonlandırmak zorunda kaldım” dedi. (‘KİŞİSEL ALANA MÜDAHALE’) “Bunun kişisel alana müdahale olduğunu, bir hukukçu olduğumu, bu şekilde bir müdahaleyi hem kendi adıma hem de kadınlar adına kabul edemeyeceğimi söyledim. Sunumu bitirip salondan ayrılmak zorunda kaldım” ifadelerini kullanan Karaboğa, sunumun içeriğine yönelik de “18 yaşından önce evliliği konuşacağınıza, evlenmeden cinselliği engelleyin” tepkisiyle karşılaştığını, bunun üzerine de “Ben din ya da ahlak görevlisi değilim, hukukçuyum. Hukuku anlatmak için görevlendirildim” tepkisini gösterdiğini kaydetti. Karaboğa, “Bir insan olarak, kadın olarak üzücü bir durum. Çocuk yaşta evliliklerin hukuki boyutunu, yanlış olduğunu anlatmak, beraber mücadele edebilmek için gidiyoruz ama böyle bir tepkiyle karşılaşıyoruz. Tüm kadınlar adına çok üzüldüm. Eteğimizin boyu değil, anlattıklarımızın dikkat çekmesi gerekirdi” diye konuştu. (‘DİNEN MÜMKÜN’ İDDİASI) Öte yandan, tepkiyle karşılaşan tek ismin Karaboğa olmadığı kaydedildi. Karaboğa’dan önce sunum yapanlara da bazı müdahalelerde bulunulduğu, çocuk yaşta evliliklerin hukuka aykırı olduğunun belirtilmesi üzerine bazı katılımcıların “bu durumun dinen mümkün olduğu” yönünde ifadeler kullandığı iddia edildi.
8 - İstanbul’da özelleştirilen değerli Hazine arazisi tanıdığın oldu, muhalefet tepkili (Sarp Sağkan-Cumhuriyet)
İstanbul'da Hazine arazisi özelleştirildi. 14 bin 17 metrekare alan, AKP'li Vahit Kiler’in kurucusu olduğu Kiler Gayrimenkul Yatırım Şirketi’ne 390 milyon liraya satıldı.
Hazine arazisinin özelleştirilmesine CHP'li Karabat, "Erdoğan, önüne Türkiye haritasını koyup kamunun hangi arazisinin kime satılacağına karar veriyor. Tek tek hesabını soracağız" diye tepki gösterdi. İstanbul Küçükçekmece Halkalı’daki Hazine arazisi özelleştirildi. Resmi Gazete’de 3 Haziran’da yayımlanan kararla 14 bin 17 metrekare alan, AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in kurucusu olduğu Kiler Gayrimenkul Yatırım Şirketi’ne 390 milyon liraya satıldı.Resmi Gazete’de son dönemde çok fazla özelleştirme kararları yayımlandığına dikkat çeken CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, “Ne hikmetse, değerli arazilerin alıcıları hep AKP’liler. Kiler’e satılan arazi çok değerli. Metronun dibinde. Eğitim, yurt veya sanayi sitesi olabilecek arazi Kiler’in iştahını kabartmış” dedi. Karabat, “AKP, 20 yılda 63 milyar dolarlık özelleştirme yaptı. Ne kadar fabrika kaldıysa hemen hemen hepsini sattı. Şimdi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, her hafta arazi satışına çıkıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin itiraf ettiği gibi: ‘Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyor.’ Hem enflasyonla servet transferi yapıyorlar hem de değerli arazileri peşkeş çekiyorlar” tepkisini gösterdi. AKP’lilerin arsaları almak için birbirleri arasında tartışmaya girdiklerini de söyleyen Karabat, “Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) adına kayıtlı 17 ilde toplam 243 arazi de satış kapsamına alındı. Bunların çoğu Akdeniz ve Ege sahillerinde yer alıyor. Şimdi de bu arazileri kapmak için AKP içinde yarış başlamış” diye konuştu. (‘YARIŞ YAPIYORLAR’) Karabat, “AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önüne Türkiye haritasını koyup kamunun hangi arazisinin kime satılacağına karar veriyor. Hem araziler yandaşlara peşkeş çekiliyor hem de tam takır Hazine kasasına 3-5 para giriyor. Tek tek hesabını soracağız” ifadelerini kullandı.
9- Aydos Ormanı’nda talana karşı mücadele sürüyor(BİRGÜN)
Aydos Ormanı’nda yapımı süren ‘millet bahçesi’ projesi adı altındaki doğa katliamına karşı bölge halkının mücadelesi sürüyor. Neredeyse her gün iş makinalarını durduran bölge halkı, kolluk kuvvetleri ve zabıtalarla karşı karşıya geliyor. Aydos Ormanı Savunması’ndan yurttaşlar yürütmeyi durdurma davası sonuçlanana kadar direnmeye devam edeceklerini belirtti.Aydos Ormanı Savunması’dan Gönül Gümüşoğlu Özer, önceki gün iş makinalarının önüne geçerek durdurdukları alandan sonra dün iş makinalarının proje kapsamında kreş yapılması planlanan noktada çalışmaya başladıklarını belirterek “Kreş yapılacak yerin etrafındaki bütün bitki örtüsünü kesiyorlar. Firmayla konuştuğumuzu, çalışmaları durdurmalarını söyledik ancak birçok farklı noktada çalışma yapıyorlar. Oraya da gidip müdahale ettik, ardından ‘ücretsiz’ dedikleri giriş kısmına kapı yapmaya başladılar. Vatandaşlar, komşularımız geldi, birlikte orayı da durdurduk” dedi. Gümüşoğlu Özer, projeyi gerçekleştiren firmaların duruma çok agresif yaklaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Bu agresiflik yüzünden sıkıntılı ancak istikrarlı bir şekilde devam edeceğiz. Yürütmeyi durdurma davamızın bir an önce sonuçlanması tek ümidimiz. Gücümüz yettiğince direneceğiz.”
10- İhaleyle iki kişiye verildi: Halk plajı halka kısıtlanacak! (Berkay Sağol-BİRGÜN)İzmir’in Menderes ilçesindeki halk plajı önce su üstü sportif faaliyet alanı ilan edildi sonra ihaleyle iki şahsa 5 yıllığına verildi. Bölgede yaşayan yurttaşlar ise duruma tepki göstererek imza kampanyası başlattı.
İzmir’in Menderes ilçesinde bulunan Özdere Orta Mahallesi Gençlik Parkı ve önündeki kumsal alan olan halk plajı, İzmir Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından turizm amaçlı su üstü sportif faaliyet alanı ilan edildi. Bu alanda faaliyet yapmak için müdürlüğe başvuran Halil İncetürk ve Mehmet Özkapu isimli kişiler, kapalı zarf usulü verdikleri teklif sonrasında 101 bin 555 TL bedelle alanda 5 yıllık faaliyet izni aldı. (DAVA AÇACAKLAR) Bölge halkı ise faaliyetlerin başlamasıyla birlikte halk plajının ve parkın işgal edileceğini ve kendi kullanımlarını kısıtlayacağını belirterek, faaliyet izninin iptal edilmesini istedi. Yurttaşlar, Anayasa ve kıyı kanununa göre koyların ve plajların halkın kullanımına açık olması gerektiğini belirterek, iznin iptal edilmesi için Menderes Kaymakamlığı’na dilekçe yazarak imza topladı. Bölgede yaşayan yurttaşlardan olan Hüseyin Güzey BirGün’e yaptığı açıklamada, “Biz bu bölgede yaz kış yaşayan kişileriz. Hem parkı kullanıyoruz hem de yaz aylarında kumsaldan faydalanarak denize giriyoruz. Halk plajı olduğu için hafta sonları buraya daha fazla insan geliyor ve kumsal plajdan yararlanıyor. Bu faaliyet izniyle beraber kullanım alanımız hem kumsal alanda hem de denize doğru kısıtlanacak. Sahile kulübeler ve şemsiyeler getirecekler, denize doğru ise dubalar koyacaklar. Jet ski, muz ve bunlara benzer bir sürü araç kiralayacaklar. Hâlbuki bu faaliyeti gösterebilecekleri çok daha uygun ve müsait alanlar var. Biz bölge halkı olarak endişeliyiz” dedi. Bölge sakinlerinden Ali Ekber Alkoç da şunları söyledi: “Burası özellikle hafta sonları Menderes’ten ve İzmir’den insanların akın akın geldiği bir halk plajı. Böyle bir faaliyet yapılması demek sahildeki ve denizdeki kullanım alanının kısıtlanması demek. İlk başta sahilde küçük bir alanı kiraladıklarını söylüyorlar ama biz özellikle kalabalık günlerde burada şemsiye, sandalye gibi ürünleri kiralayabileceklerini düşünüyoruz. Burada gösterecekleri faaliyetler sebebiyle insanların can güvenlikleri tehdit altında olacak. İnsanlar denizde açılıyor rahat rahat yüzüyor. Yanlarından gelecek bir jet skiyi görmeme veya jet skinin onları görmeme ihtimali çok yüksek. Ölümlü kazalar meydana gelebilir. Biz bu izni iptal ettirmek için bölgedeki insanlarla beraber imzalar topladık, şimdi İSE yürütmeyi durdurma davası açmaya hazırlanıyoruz. Kıyılar halkındır ve öyle kalmalı.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder