Utanmaz üçlüden açıklama: Saldıranı değil yanıt vereni kınayıp 'müzakereye dön' dediler
ABD-İsrail’in İran’a başlattığı saldırılara dair "Cumartesi günkü saldırılara" katılmadıklarını söylemekle yetinen Almanya, İngiltere ve Fransa’nın ortak açıklamasında, haydutluğa misillemeyle yanıt veren İran "güçlü şekilde" kınandı, büyük bir pişkinlikle İran'a "müzakereye dön" denildi.
Almanya, Fransa ve İngiltere, ABD-İsrail saldırılarını değil, İran'ın saldırılara verdiği karşılığı “kınadı”.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer ortak açıklama yaptı.
Açıklamada halen ABD ile "nükleer müzakereler" devam ederken ABD-İsrail'in saldırısına uğrayan İran "müzakereleri yeniden başlatmaya" çağrıldı.
“İran liderliğini müzakereleri yeniden başlamaya çağırıyor ve müzakere edilmiş bir çözüm aramaya teşvik ediyoruz. Nihayetinde İran halkının kendi geleceğini belirlemesine izin verilmelidir” denildi.
İran’a “nükleer programını sona erdirmesi, balistik füze programını sınırlaması, bölgede istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerden kaçınması ve kendi halkına yönelik korkunç şiddet ve baskıya son vermesi” çağrısında sürekli bulunduklarını söyleyen Macron, Starmer, Merz üçlüsü, ABD-İsrail saldırılarına ise kendi ülkelerinin katılmadığını söylemekle yetindi.
Üçlünün açıklamasında “ABD, İsrail ve bölgedeki ortaklar da dahil olmak üzere uluslararası ortaklarla” yakın temas halinde oldukları kaydedildi, “Bölgesel istikrara ve sivillerin korunmasına olan bağlılığımızı yineliyoruz” iddiasında bulunuldu.
***
Cihatçı Şara’yı Suriye’nin başına bu yüzden getirdiler: İsrail ve ABD’yi değil, İran’ı kınadı!
Suriye’de emperyalist projeyle iktidara taşınan HTŞ lideri Şara, iktidarını borçlu olduğu İsrail ve ABD saldırganlığını hoş gördü, İran’ı kınadı.
Soykırımcı İsrail’in ABD desteğiyle İran’a başlattığı saldırı sürerken, İran da bölgedeki ABD üslerini ve İsrail’i hedef aldı.
Suriye’de emperyalistlerin desteğiyle iktidara taşınan cihatçı HTŞ’nin lideri Şara, bu saldırıların ardından İsrail ve ABD’ye tek bir itirazda bulunmazken, İran’ı kınamayı başardı.
Yapılan açıklamada, İran’ın saldırılarını şiddetle kınadığını duyuran HTŞ iktidarı, “Suriye Arap Cumhuriyeti, bu acımasız saldırılara maruz kalan kardeş ülkelerle tam dayanışma içinde olduğunu ifade ederken, bu ülkelerin güvenliğine ve istikrarına yönelik her türlü tehdidi kesin olarak reddettiğini vurgulamakta ve egemenliklerine ile toprak bütünlüklerine saygı gösterilmesi çağrısında bulunmaktadır” ifadesini kullandı.
***
ABD ve İsrail İran’ı bombalayıp çocukları katletti, Zelenskiy yönetiminden sevinç mesajı geldi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında onlarca çocuğun yaşamını yitirdiği bir ortamda Ukrayna yönetimi Tahran’ı hedef alan açıklama yaptı. Kiev, İran'ı suçlayarak saldırıların sorumluluğunu Tahran’a yükledi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik haydutça saldırılarının ve ülkedeki bir ilkokulda onlarca kız çocuğunu öldürmesinin ardından, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan saldırıları destekleyen bir açıklama geldi. Açıklamada, İran yönetimi hedef alınırken, mevcut gelişmelerin sorumlusu olarak “Tahran’daki rejim” gösterildi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, ülkesinin “İran halkının güvenlik, özgürlük ve refah içinde yaşama arzusunu desteklediğini” iddia etti.
'Şahid' vurgusu ve Rusya bağlantısı
Kiev yönetimi, İran’ın Rusya’ya verdiği askeri desteği de yeniden gündeme taşıdı. Açıklamada, İran yapımı “Şahid” tipi insansız hava araçlarının Ukrayna’daki “barışçıl şehirleri” hedef aldığı iddia edilerek, Moskova ile Tahran arasındaki işbirliğinin uluslararası hukukun “ağır ihlali” olduğu öne sürüldü.
Ukrayna tarafı, Rusya’nın “provokasyonsuz saldırgan savaşı”nda İran’ın doğrudan askeri destek sunduğunu ifade etti ve bu işbirliğinin küresel barış ve istikrar çabalarını baltaladığını ileri sürdü.
'Rejim şiddet ve kaos için kaynak harcadı'
Açıklamada İran yönetiminin, ülke kaynaklarını halkın refahı yerine “şiddet, cinayet ve kaos” için kullandığı öne sürüldü. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in daha önce de İran yönetiminin değişmesi gerektiğini savunduğu söylenen açıklamada, son gelişmelerin temel nedeninin “rejimin şiddet ve keyfi uygulamaları” olduğu iddia edildi.
'Diplomasi fırsatı vardı' iddiası
Kiev yönetimi, Tahran’ın diplomasi ve çözüm arayışları için fırsatlara sahip olduğunu ancak bunları değerlendirmediğini iddia etti. İran yönetiminin uluslararası toplumu “yanıltmak için zaman kazanmaya çalıştığı” öne sürüldü. Açıklamanın sonunda Ukrayna, İran halkına “güvenlik, özgürlük ve refah”, Ortadoğu’ya ise “istikrar ve barış” dilediğini ileri sürdü.
***
Venezuela hükümeti açıklamasında İran’ın karşı saldırılarını kınadı, ABD ve İsrail’in adını anmadı.
Maduro’nun kaçırılmasının ardından Rodriguez liderliğindeki hükümet, İran’a yönelik saldırının ardından Amerikancı çizgiye geçişte yeni bir eşiği daha atladı.
Venezuela hükümeti, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonrası, henüz iki ay önce kendisi ABD saldırısına uğrayıp başkanı kaçırılmış bir ülke olmasının aksine, beklenmedik derecede Amerikancı bir içeriğe sahip bir açıklama yaptı.
Açıklamada ABD ve İsrail’in isimleri dahi anılmadı, fakat İran’ın karşı saldırıları kınanan unsurlar arasında özellikle sayıldı.
Açıklamada şöyle denildi: “Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti, diplomatik çabaların ve müzakerelerin yürütüldüğü bir ortamda, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılar yoluyla askeri seçeneğin tercih edilmesini ve son saatlerde İran tarafından bölgenin çeşitli ülkelerindeki hedeflere yönelik yersiz ve kınanması gereken askeri misillemeler de dahil olmak üzere tehlikeli ve öngörülemez bir olaylar tırmanışının tetiklenmesini kınamakta ve bundan derin bir üzüntü duymaktadır. Diplomasinin ilkelerinin, anlaşmazlıkların barışçıl çözümünün ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın göz ardı edilmesinin bir ürünü olan bu durum, bölgeyi ve dünyayı son derece ciddi bir istikrarsızlık senaryosuyla karşı karşıya bırakmaktadır.
İran toprakları içindeki sivil tesislere yönelik saldırılara dair haberler ile görüntüler ve bunların söz konusu ülkedeki bir ilkokulun reşit olmayan öğrencileri de dahil olmak üzere masum sivil kayıplara yol açması derin bir dehşet ve üzüntü yaratmaktadır.
Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti; barışa, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümüne, egemenliğe ve uluslararası hukuka saygıya olan sarsılmaz bağlılığını yineler; uluslararası topluma ve ilgili Devletlere müzakere yoluna dönmeleri ve çatışmanın daha fazla yayılmasını önlemeleri için acil bir çağrıda bulunur.”
***




