halkTV "Köşebaşı" - 1 Nisan 2026 -


AK Partili Bayramoğlu, izinsiz şekilde kaldıraçlı alım satımdan tutuklandı -İsmail Saymaz- 

AK Parti’nin Rize eski Milletvekili ve MÜSİAD eski Başkanı Bayram Ali Bayramoğlu, ‘izinsiz sermaye piyasası faaliyeti’ iddiasıyla tutuklandı.

Bu soruşturma, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 16 Ocak 2026 tarihli raporuna istinaden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayetle başladı.

Bayramoğlu’nun ortağı olduğu, Dubai merkezli Final General Trading L.L.C. ile Türkiye’deki Neta Menkul Değerler adlı şirketlerin, SPK’dan verilmiş izinleri bulunmadığı halde kaldıraçlı alım satım (KAS) işlemlerine aracılık ettiği saptandı.

MÜSİAD kurucusu

Bayramoğlu, MÜSİAD’ın dört kurucusundan biri, 1999 - 2004 yılları arasında genel başkanı.

2007’de AK Parti’den Rize Milletvekili seçildi.

Bir dönem görev yaptıktan sonra iş hayatına döndü.

2009’da iki ortağıyla Dubai’de Final General Trading L.L.C. adlı şirketi kurdu. Şirkette yüzde 29 oranında hisse sahibi görünüyor ancak karın yüzde 70’ini alıyor.

Bayramoğlu, 25 Mart’ta İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi’nde alınan ifadesinde, bu şirket için ortağı Halit Fuat Alacahanlı’ya vekaletname verdiğini belirterek, şöyle diyor:

“Hiçbir evrakı imzalamadım, hiçbir transferden haberdar olmadım. Kar anlamında şahsıma bir tek lira transfer edilmemiştir.”

2013’te Neta Menkul Değerler’i satın aldılar.

Bayramoğlu, ifadesinde, yüzde 50 ortak olduğu şirketi lisanslı hisse alım satımı ve halka arz işlemleri için aldıklarını söylüyor. Diğer aracı kurumlar gibi kredi verip işlem yapmayı benimsemediklerini söylüyor. Şirket faaliyetlerini 2019’da dar kapsamlı lisansa dönüştürdüklerini, 2020’de iki yıllık dondurma ve men yetkisi aldıklarını kaydediyor. 2024-2026 arasında faaliyetleri tekrar durdurduklarını belirtiyor.

İşlemlerden haberi yokmuş

Bayramoğlu’na ‘hotforex’, ‘hfm-trade’ ve ‘hftrade’ uzantılı siteler soruldu.

Bayramoğlu, şöyle dedi: “Sitelerin kime ait olduğunu bilmiyorum. Hiçbir bağım, sitelerde hesabım yoktur. Dünya görüşüm münasebetiyle bu işlemlerden elde edilecek gelire karşı çıktım. Forex (Bir ülkenin para birimi karşılığında başka bir ülke parasının alım ya da satımı) ve benzeri faaliyetlerden uzak durulmasını söyledim. Neta bünyesinde Final General üzerinden yapıldığı iddia edilen forex işlemlerinden haberim yoktur. Toplamı 86.000 TL olan işlem için itibarımı ve iş hayatımı zedeleyecek bir iş yapmam, yapılmasına müsade etmem.”

SPK, Bayramoğlu’nu yalanlıyor

SPK’nın raporunda Hotforex’in KAS işlemlerine aracılık etmek üzere SPK tarafından yetkilendirilen yatırım kuruluşları arasında yer almadığı belirtiliyor.

Böyle olduğu halde, hftrade22.com adlı internet sitesinin KAS işlemleri yaptığı, SPK’nın talebiyle engellenmesine rağmen adres bilgisini ve IP numarasını değiştirip devam ettiği kaydediliyor.

Neta’nın 2019-2021 yılları arasında hesapları üzerinde yapılan incelemede para transfer eden beş kişinin toplam 81.234 TL tutarında ‘hotforex, fx’ açıklamalı işlem yaptığı saptandı.

Neta’ya para transfer eden 62 kişiden 21’i ile görüşme yapıldı. Bu kişiler banka hesaplarının ‘hotforex’ tarafından gönderildiğini açıkladı. İletilen hesaplara KAS işlemi için para transfer ettiklerini, tutara karşılık ‘hotforex’ sistemindeki kendi hesaplarında para tanımlandığını söylediler. Sistemden ayrılmak istediklerinde ise sahip oldukları bakiyenin Final General’in hesabından gönderildiğini belirttiler.

Bu bilgi üzerine Final General’in hesapları incelendi.

Neta’ya para gönderip Final’den transfer alan 20 kişi ile temas kuruldu.

Bu kişiler hotforex sisteminde KAS işlemi yaptıklarını söyledi. Ayrıca 41 yatırımcının KAS ilemi için ‘hotforex’ sistemi üzerinden Neta’ya para gönderdikleri sonucuna ulaşıldı. Bu kişilerin toplam 1.381.821,10 TL gönderip 507.014,45 TL geri aldığı belirlendi.

Neta’nın KAS işlemleri üzerine yetkisi bulunmamasına rağmen Alpha Forex Limited hesabına 2019’da 24.542,55 Euro transfer ettiği saptandı.

Yalancılıkla suçladı

Bayramoğlu, kendisini şu şekilde savundu: “Neta, menkul kıymet aracılık hizmeti veren bir şirket olup her müşteri adına bir hesap açarak, o hesaplardan menkul kıymet hizmeti yapılmasına aracılık eder. Bu hesaplara müdahale yetkisi olmadığı gibi, sözlü beyan ya da yazılı talep olmadıkça para transferi yapamaz.”

Bayramoğlu, Final General hesabına yollanan paraların ortağı tarafından bankalardan çekilip sahiplerine elden teslim edildiğini ileri sürdü.

Neta ya da Final General’den bir forex firmasına direkt havale yapılmayacağını iddia eden Bayramoğlu, şunları söyledi: “Bazı kişilerin Neta ile forex işlemi yapmak üzere para alışverişi yaptığına dair beyanları külliyen yalandır. Aracı kurumlarla kaybettikleri paraları belki geri alabilirim ümidiyle uydurdukları yalandan başka bir şey değildir.”

Final General’dan Neta’ya 55.935.220,43 TL, Neta’dan Final General’e 87.836.915,24 TL gönderildiği hatırlatıldı.

Bayramoğlu, şöyle karşılık verdi: “Transferlerin Neta’ya gelmesi söz konusu değildir. Ancak alt hesap adına para gönderilebilir veya tahsil edilebilir. Neta hesaplarına transfer edilmesi mümkün değildir. Alt hesaplar müşterilere aittir. Müşterilerin gönderdiği paralar alt hesaplarına geçer.”

Hesaba bir TL gelince...

Bayramoğlu, 26 Mart’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi.

Hotforex ve diğer uzantılı internet sitelerinin kime ait olduğunu bilmediğini, forex sistemiyle ilgisinin olmadığını anlatarak, şöyle dedi: “Hotforex ve fx’ açıklamalı transferlerin yapıldığını şu şekilde tespit ettim: Neta’nın çalışanlarından birisi bir gün alt hesaplardan Final General'in hesabına 1 TL geldiğini belirtince aynı gün parayı iade ettik. Yaptığımız incelemede 81.000 TL’lik para transferleri yapıldığını gördük. Paraları çektirip sahiplerine nakit olarak iade ettik ve Neta Menkul'ü dondurduk. ‘Hotforex ve fx’ açıklamasıyla para gönderilmesi, tespit edemediğim birileri aracılığıyla olmuştur. Birileri bu şahıslara ‘Yarın yatırım amacıyla gönderdiğiniz paraları alamazsanız veya paranızı kaybederseniz açıklamaya Hotforex veya fx yazarak dava hakkınız olabilir dediyse bu sebeple yazmış olabilirler. 41 yatırımcının gönderdiği paralar kesinlikle KAS için değildir, olamaz da. Hisse alım satımı veya yatırım amaçlı gönderilen paralardır. Neta’nın Alpha Forex’e 24.542,55 Euro transfer ettiğine ilişkin tespit hatalıdır. Kuvvetle muhtemel Neta’da alt hesabı bulunan bir yatırımcının talebi üzerine bu havale yapılmıştır. Velev ki para kabul etmiş olalım, rapora konu miktarlar kendimizi riske atacağımız, itibarımızı zedeleyeceğimiz miktarlar değildir. Neta’da bir tane kredili işlem bulamazsınız. Faiz konusunu tefecilik olarak gördüğüm için bu işlemlere karşıyım.”

Bayramoğlu, SPK Kanunu’nun 109/2. maddesine göre ‘izinsiz sermaye piyasası faaliyeti’ suçlamasıyla tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Bu suçun cezası, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar para cezası.

Tarikat derneğini hareme çevirdi -İsmail Saymaz- 

Ne ‘sır odaları’ bitmek biliyor…

Ne de müritlerine ‘bade’ veren şeyh efendiler.

Bursa’da, Kırklari tarikatının lideri Uğur Korunmaz, 16 yıl kadın-erkek, karı-koca, anne-oğul demeden bütün müritleriyle dergahındaki sır odasında birlikte olup cinsel organından ‘bade’ içirdi.

Korunmaz, şu an cezaevinde.

Kırklariler dağıldı.

Gel gör ki, aynı şehirde bu kez Ticaniler tezgah açtı.

Şeyh Ahmet Şahin Uçar, yakayı ele verdiğinde, “Sana hakikate dair sırlar öğreteceğim. Soyun gel. Çırılçıplak olmazsan sevişemeyiz” diyerek, ‘irşad’ faaliyeti yürütüyordu.

Uçar, tutuklansa da…

Arifane İlim Derneği kapansa da…

Sır odalarında müridine bade içiren şeyh efendiler hiç eksilmiyor.

Son olarak, İzmir Karşıyaka’da 2006 yılında kurulan Yardım ve Hizmet Gönüllüleri Derneği, başkanı A.Ç. tarafından hareme çevrildi.

Bir çocuk ve yedi kadın şikayetçi

Süleymancılara ait olduğu iddia edilen dernekte biri 18 yaşından küçük, sekiz kadın mürit, geçen ay 71 yaşındaki A.Ç.’den şikayetçi oldu. A.Ç., 5 Şubat’ta tutuklanarak, cezaevine gönderildi.

A., 17 yaşındayken, nişan töreninde A.Ç.’nin kendisine sarılıp göğüslerini ellediğini iddia ediyor.

K., 29 yaşında.

A.Ç. ile dernekteki özel odasında birden çok kez yalnız kalmış. A.Ç., kadına sarılıp temasta bulunmuş, ardından da cinsel organına dokundurtmuş. İlerleyen günlerde birliktelik yaşamışlar. K. cinsel saldırının tekrarlandığını savunuyor. A.Ç. ise bir kez ilişki yaşadıklarını iddia ediyor.

A., 25 yaşında.

A.Ç., kadının elini tutup dudağını öpmüş. Elini cinsel bölgesine dokundurtmuş. Kuran kursunda ilişki yaşamışlar.

S., 48 yaşında.

A.Ç., kadına sarılıp cinsel temasta bulunmuş. Birden çok kez ilişki yaşamışlar.

G., 39 yaşında.

Birden çok kez ilişki yaşamışlar.

V., 44 yaşında.

A.Ç., eliyle kadının kalçalarına dokunmuş.

Y., 38 yaşında.

A.Ç., kadına sarılmaya çalışmış.

68 görüntüyle kanıtlandı

A.Ç., savunmasında, yalnızca K. ile bir kez rızaya dayalı ilişki yaşadıklarını ileri sürdü. A.Ç., kronik rahatsızlıklarının bulunduğunu ve iktidarsız olduğunu iddia etti.

Ancak dijital cihazlarda ele geçirilen 68 görüntüde, A.Ç.’nin müritlerini cinsel organına yönlendirdiği ve onlara fiziksel temasta bulunduğu görülüyor. Yaşlı adamın “Bu sır iç çamaşırımız olsun” diyerek, gizliliğe vurgu yaptığı belirlendi.

‘İki ilim var, biri sır’

A.Ç.’nin “İki ilim var, biri zahiri-görünen, diğeri de sır” demek suretiyle kadınların dini duygularını suiistimal ederek, iradelerini fesada uğratıp onlardan cinsel olarak faydalandığı vurgulanıyor.

İddianamede şöyle devam ediliyor: “Sır vurgusunun eylemlerin meşru ve açık bir ilişki niteliğinde olmadığını, aksine üçüncü kişilerden saklanması gereken cinsel içerikli davranışlar olduğunu ortaya koyduğu, şüphelinin manevi ve hiyerarşik konumu dikkate alındığında rıza savunmasının delillerle örtüşmediği…”

A.Ç.’ye beş kadına karşı cinsel saldırı, iki kadına ve bir çocuğa sarkıntılık iddiası ve 75 yıla kadar hapis cezası istemiyle Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Duruşma 16 Haziran’da görülecek.

Kuşkulu intihar

Dernek yönetiminin istismarı gizleyip örtbas ettiği öne sürülüyor. Bu meseleyi sorgulayanların münafık ilan edildiği belirtiliyor.

Bana ulaşan bir vatandaş, İzmir’de geçen yıl intihar eden polis Ö.Y.’nin “bu yapının iç yüzünü bildiği ve susmak istemediği için baskıya maruz kalmış olabileceği” kuşkusunu dile getiriyor.

Doğru mu, değil mi, kesin bir söz söylemek güç.

Fakat bu ihtimalin araştırılması gerekiyor.

Çocuklar okula gönderilmiyor mu?

Adı bende saklı olan vatandaş, bu tarikata bağlı Ankara Yardım ve Hizmet Gönüllüleri Derneği’nin Altındağ’daki binasında barındırılan erkek çocukların dini eğitim gerekçesiyle ilkokuldan koparıldığını iddia ediyor. Çocukların ikametgâhlarının İzmir veya Şanlıurfa’da gösterildiğini savunuyor. Şanlıurfa’ya kayıtlı olanların tarlada tarım işçisi gibi yansıtıldığını ileri sürüyor. Çocukların Ankara’da olmalarına rağmen Şanlıurfa’da derste gösterilerek, sahte yoklamalarla sınıf geçirildiğini öne sürüyor. Sistemin mimarının polis memuru A.A. olduğunu ve bu kişinin “Şikayet etsinler, bir şey olmaz” dediğini ileri sürüyor.

Gerçekten, öyle mi?

Kanun tanımazlığın sorumlusu bir polis mi?

İnsan inanmakta zorlanıyor.

Bilgi sahibi vatandaş bana anlattıklarını CİMER’e bildirdiğini söylüyor.

“Bu şahısların bağlantılarını kullanarak dosyayı kapatmalarından korkuyorum” diyor.

Washington yalnız mı kalıyor? -Serra Karaçam- 

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e, ABD'nin hâlâ NATO’nun kolektif savunmasına bağlı olup olmadığı soruldu Salı günü.

Hegseth "bunun Trump’a bağlı olduğunu" söyledi.

“İhtiyacınız olduğunda yanınızda durmaya istekli olmayan ülkeler varsa, pek bir ittifakınız yok demektir.” diye ekledi.

Avrupa’dan gelen son adımlar da gelgitli.

İtalya ABD bombardıman uçaklarının Orta Doğu’ya hareket etmeden önce Sigonella Üssü’nü kullanmasına izin vermedi.

İtalyan basınına göre "Washington gerekli diplomatik koordinasyonu sağlamadığı için" izin verilmedi.

Ancak Beyaz Saray daha sonra “İtalya şu anda ABD güçlerine erişim, üs kullanımı ve hava sahası geçişi konusunda destekleyici konumda.” açıklamasını yaptı.

***

Başkan Donald Trump Paris’i de hedef aldı ve İsrail’e giden uçakların hava sahasından geçmesine izin verilmediği için eleştirdi.

Paris tutumunun savaşın başından beri değişmediğini açıkladı.

NATO içinde İran dosyasında ortak bir askeri çizgi bulunup bulunmadığı net değil.

***

Öte yandan İran Devrim Muhafızları, ABD saldırılarının hedeflerinin planlama ve takip sürecine katkı sağladığını iddia ettiği aralarında Meta, Nvidia, Intel ve IBM’in de bulunduğu 18 şirketi hedef alabileceğini açıkladı.

Bu hamle, teknoloji şirketlerini de savaşın içine çekebilecek bir alana dikkat çekiyor.

Savaşın başladığı tarihten bu yana ilk kez B‑52 bombardıman uçaklarının İran toprakları üzerinde uçtuğu duyuruldu.

***

Washington’un saha hedefleri üç başlıkta toplanıyor.

Hürmüz Boğazı’nın açılması, zenginleştirilmiş uranyuma erişim ve Kharg Adası’nın kontrole alınarak İran'ın petrol gelirlerinin sınırlandırılması.

Bu hedeflerin her biri ciddi askeri risk içeriyor.

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri arasında dahi görüş ayrılığı var.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun özellikle sadece İran’ın füze kapasitesinin hedef alınmasına vurgu yapması, Washington’da öncelik tartışmalarının sürdüğüne işaret ediyor.

Beyaz Saray operasyon için hâlâ 4–6 haftalık pencerenin geçerli olduğunu belirtiyor.

Kongre onayı için 60 gün süre sınırına yaklaşılacak. Girilirse hızlı çıkış olmama ihtimaline dikkat çekilmekte.

***

Diplomasi cephesinde ise Pakistan ön planda.

Dışişleri Bakanı İshak Dar, ABD-İran görüşmelerine zemin hazırlamak amacıyla Çin’in desteğini almak üzere Pekin’e gidiyor.

Aynı süreçte Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır da bölgesel temaslarını arttırmış durumda.

Washington savaş maliyetlerinin paylaşılması için KuveytSuud ve BAE gibi Körfez ülkelerinden destek isteyebilir.

Bu yaklaşım, 1991 Körfez Savaşı dönemindeki finansman modelini yeniden gündeme getiriyor.

***

ABD siyasetinde “Önce İsrail” tartışmaları da sürüyor.

Demokrat Parti yönetimi AIPAC’ı ve İsrail'i kınayan bir önergeyi oylamayı tartışıyor.

Kıdemli gazeteci ve yorumcu Glenn Greenwald, bu hafta Danny Jones’un programına katıldı ve 2028’deki 2028 ABD başkanlık yarışında, Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde, Tucker Carlson benzeri bir ismin aday olacağını ifade etti.

Ve özellikle İsrail’e karşı duruş üzerinden önemli destek bulacağını öngördü.

***

Bu hafta yayınlanan Yahudi seçmenlere yönelik iki yeni anket, Iran’a karşı ABD’nin askeri operasyonuna geniş çaplı bir muhalefet olduğunu gösterdi.

Mellman Group tarafından Jewish Electoral Institute adına yapılan ankete göre:

Yahudi seçmenlerin sadece yüzde 32’si İran’a yönelik mevcut askeri operasyonu destekliyor, yüzde 55’i karşı çıkıyor…

Yüzde 13’ü ise kararsız…

***

Bu arada 700 bin varil Rus petrolü Küba’ya ulaştı…

Avrupa ise ABD’nin Rusya’ya ne zaman daha sert bir tutum takınacağını sorgulamakta.

Irak'ta kaçırılan Amerikan vatandaşı gazetecinin durumu da Washington’da dikkatle izleniyor.

***

ABD iç gündeminde ise, çeşitli başlıklar dikkat çekmekte.

Washington’da bir federal yargıç, Trump’ın kamu yayıncıları NPR ve PBS’e yönelik fonları hedef alan başkanlık kararnamesinin bir bölümünü iptal etti.

Yargıç, kararın anayasaya aykırı bir misilleme niteliği taşıdığına hükmetti.

Başka bir federal yargıç da 400 milyonluk Beyaz Saray balo salonu inşaatının da Kongre onayı olmadan yapılamayacağını söyledi.

Trump’ın doğumla vatandaşlık kazanılmasına sınırlama getiren düzenlemesi de Anayasa Mahkemesi’nin önünde bu hafta.

Trump, göreve döndüğü ilk gün imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, ebeveynlerinden en az biri ABD vatandaşı ya da kalıcı oturum sahibi olmayan çocuklar için doğuştan vatandaşlık hakkını kısıtlamayı amaçlamıştı.

Sandıksız ve muhalefetsiz bir rejimle ayakta kalacak (BİRGÜN) + Bozbey’in örgütü Saray’ın bitmeyecek savaşı (Bülent Falakaoğlu/Evrensel)

Sandıksız ve muhalefetsiz bir rejimle ayakta kalacak -BİRGÜN-

CHP’li belediyeleri kuşatma hamlesinin son durağı Bursa Büyükşehir Belediyesi oldu. Belediye Başkanı Bozbey, eşi, kızı ve iki kardeşi dahil olmak üzere 59 kişi gözaltına alındı. Bozbey, “verecemeyecek hesabımız yok” dedi. İktidar bu operasyonlarla seçimsiz ve muhalefetsiz bir Türkiye inşa etmek istiyor. Kazanın önceden belli olduğu, sandığın göstermelik kurulduğu, muhalefetin tümüyle susturulduğu bir rejimle ayakta kalacağını düşünüyor.

Türkiye, AKP’nin ilk kez ikinci parti konumuna gerilediği 31 Mart 2024 seçimlerinin yıl dönümüne yine operasyonlarla uyandı. Dün sabah Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik gerçekleşen operasyonda Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile Bozbey'in eşi, kızı ve iki kardeşi dahil olmak üzere 59 kişi gözaltına alındı. Soruşturmanın Mustafa Bozbey'in Nilüfer Belediye Başkanlığı yaptığı döneme (1999-2019) ve tutuklu eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'e yönelik olduğu ifade edildi. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "suç örgütü lideri" olarak tanımladığı seçilmiş belediye başkanı Bozbey'in evinde ve belediyede arama yapılırken telefonuna el konuldu.

Bursa Büyükşehir Beledisi ile birlikte CHP'nin kazandığı 35 il belediyesinden 7’sine operasyon düzenlendi, belediye başkanları gözaltına alındı veya tutuklandı. İstanbul’da CHP'li 26 belediyenin 11’inde belediye başkanı tutuklandı, 2’sine kayyum atandı. CHP’li üç belediye başkanı ise AKP’ye geçti. Toplam 25 belediye başkanı tutuklandı, 1’i ise dün itibariyle gözaltına alındı. CHP ve DEM Parti’nin elinden alınan belediyelere bakılınca toplamda 15 milyondan fazla yurttaşın iradesine doğrudan darbe vurulmuş oldu.

Rejimi tahkim etme çabası: Tüm bu operasyonların arka planında yatan temel amaç seçimsiz ve muhalefetsiz bir rejim inşa etme çabası. İktidar sandığın formaliteden kurulacağı, iktidarın yarışacağı rakibi bizzat kendisinin belirleyeceği, oy sayım ve sandık güvenliğinin büsbütün ortadan kalktığı, yerel yönetimlerin yetkilerinin tümüyle budandığı, kazananın önceden belli olduğu bir sistem yaratmak istiyor. Bu sayede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir kez daha iktidar koltuğuna oturtmayı planlayan Saray yönetimi rejimi tahkim etmek istiyor.

Seçmede umutsuzluk yaratmak: İktidar aynı zamanda ardı arkası kesilmeyen operasyonlarla seçmende kayıtsızlık duygusu yaratmaya çalışıyor. Oy verdiği partinin belediye başkanı görevden alınan milyonların sandığa olan inancının kırılması amaçlanıyor. “Sandığa gidip oy versem de bir şey değişmez nasılsa seçtiğim kişiler görevden alınıyor” duygusuna kapılan yurttaşın sandıkla bağı koparılmak isteniyor.

Adayları yarış dışına itme çabası: Bu operasyonlarla Erdoğan’ı sandıkta yenme olasılığı yüksek tüm potansiyel adaylara mesaj veriliyor. Kurulan ön seçim sandığında 15 milyondan fazla oy alarak muhalefetin Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu 1 yılı aşkın süredir cezaevinde. Konser soruşturmaları başta olmak üzere bakanlık tarafından verilen soruşturma izinleriyle adaylık yarışında ismi geçen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da hedef tahtasında. Dün gözaltına alınan Mustafa Bozbey’in de bu isimlerden biri olabileceği konuşuluyordu.

Muhalefeti yıpratma düşüncesi: Yerel yönetimlere yönelik ardı arkası kesilmeyen operasyonların amaçlarından biri de şüphesiz önümüzdeki seçimlere giderken muhalefeti tamamen yıpratma düşüncesi. Muhalefetin yereldeki lojistik ve moral üstünlüğünü kırılmak isteniyor. Aynı zamanda CHP’li belediyeleri yurttaş nezdinde karalamak da aynı planın bir parçası olarak görülüyor. İktidarın CHP’nin elinden aldığı belediyelerdeki rantı ele geçirme çabası da operasyonların bir başka nedeni olarak değerlendirilebilir.

Yukarıda sıraladığımız tüm bu noktalar birbiriyle iç içe geçen gelişmeler. 19 Mart yargı darbesiyle zirveye çıkan bu hukuksuzlukların ardı arkası kesilmedi. Ancak rejimin önündeki en büyük engel 19 Mart’ta milyonların sokağa taşan öfkesi. Saraçhane’den Maltepe’ye, üniversite kampüslerinden Anadolu’daki kentlere dek uzanan itiraz dalgası farklı biçimlerde devam ediyor. İktidarın hukuksuzluklarına karşı ortak ve birleşik bir toplumsal muhalefet inşa etmek ise hala acil bir ihtiyaç olarak ortada duruyor.

***

Bozbey’in örgütü Saray’ın bitmeyecek savaşı
-Bülent Falakaoğlu-EVRENSEL-


Artık her güne siyaset ve yerel yönetim eksenli adli operasyonla uyanmak sıradan bir vaka haline geldi.


Son ‘havadis’ Bursa’dan.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey gözaltına alındı. Yanı sıra eşi, kızı, gelini, kardeşi de…

Bozbey örgüt lideri imiş; gözaltılara bakılırsa, tüm aileyi de örgüte dahil etmiş(!)

***

Yolsuzluk gerekçesi ile operasyonlar silsilesi 2025 martında başladı; İBB Başkanı İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla.

Bu operasyonlar zincirine yeni halkalar da eklenecek; seçim ne zaman yapılacaksa o zamana dek.

Bilinmeli ki sürecin seçim kazanmanın da ötesinde hedefleri var! Ama iktidar bunun hâlâ ‘hukuki’ bir süreç olduğuna ikna etmeye çalışıyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, 591 AKP’li belediyeye ‘Soruşturma izni verdik’ çıkışı da bundan.

Tam bir muhalefete yönelik tutumu perdeleme çıkışı!

Öyle ya… 2024 seçimlerinde kazandığı toplam belediye sayısı 505 olan AKP’ye yönelik, 591 soruşturma olsaydı, soruşturma fırtınası eserdi.

Peki böyle bir fırtına esintisi hisseden, gören var mı?

AKP’li belediye başkan ve yöneticilerinin herhangi birine ilişkin şafak operasyonu, kelepçe ve anında tutuklama hatırlayan var mı?

Geçtim bunları (Yahşihan belediye başkanı dışında o da tahliye edildi) 1 tane tutuklanmış AKP’li belediye başkanı bilen var mı?

Soruşturma izni var ama soruşturma kovuşturma yok; “Ama AKP’ye de yapıyoruz” deyip perdeleme var!

***

Uygulamalara bakınca gayet ‘siyasi’ gözüken operasyonların, daha önce de vurguladığımız gibi ilk etapta üç hedefi var.*

Özetleyelim!

Birincisi: CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu seçim yarışında devre dışı bırakmak.

İkincisi: Muhalefeti ‘yolsuzluk’ ile etiketleyip öte yandan da yerel yönetim imkanlarını cebren ele geçirmek; belediye imkanlarına kayyım ya da belediye meclis çoğunluğu yoluyla çökmek ve de olabildiğince çok şehir ve ilçede muhalefeti bu imkanlardan mahrum bırakarak, toplumla temasını azaltmak.

Burada yeri gelmişken bir parantez açıp, sıcak konuya dikkat çekelim.

Bursa Büyükşehir Belediyesine yönelik yapılan operasyon da belediyenin muhalefetin elinden alınmasının önünü açtı. Başkan Bozbey tutuklanırsa (Ki aksi olmuyor), belediye meclisinde başkanlık için yapılacak seçimlerde, MHP ve AKP birlikte meclis çoğunluğuna sahip olduklarından başkanlık el değiştirecek (tersi örneği yok).

Muhalefetten istifa edip Cumhur İttifakına geçen hedeften çıkıyor. Mustafa Bozbey’in üzerinde de ‘istifa baskısı’ olduğu yönünde bilgiler kamuoyuna yansımıştı, ‘Hayır yerimdeyim’ demesinin üzerinden üç ay geçmeden gözaltına alındı.

Şimdi de sıradaki operasyonun hedefinde belediyeye dair tahmin yürütülüyor. (Biz çağırmayalım ama) hakkında ‘iktidar yanlısı’ yerel gazetelerde AKP’ye geçeceği iddiaları çıktıktan sonra, ‘Durdurduğumuz yer belli’ diyen Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın tahminlerin en önünde.

Parantezi kapatıp operasyonların üçüncü hedefini vurgulayalım: Yıpratıp, seçmenlerin yöneleceği alternatif bir odak olmaktan çıkarmak üzere CHP’nin kurumsal yapısına saldırmak!

Üç maddenin ötesindeki hedefler

Hukukun, siyasal muhalefetin yok edilmesine yönelik silah olarak kullanılmasının, yukarıda sıraladığımız üç maddenin dışında, daha geniş hedefleri var.

Bir tanesi… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ara ara konuşmalarında yer alan “Allah ömür verdikçe’ ve ‘son nefesimize kadar hizmet’ cümlelerinde karşılığını bulan ebediyete kadar hedefi!

İkinci ise ilk hedefin kaldıracı olarak ‘seçimsizlik’!

Mesele seçimlerin olmaması değil, göstermelik olması. Adayların olduğu, sandığın kurulduğu ama sonucun değişmediği, ‘sürpriz’in olmadığı içi boşaltılmış bir seçim hedefi!

İlmek ilmek örülmek isteniyor süreç.

‘Terörist, ajan, dış mihrak’ ifadeleri ile muhalefeti söylemle devre dışı bırakmaktan kayyımlara... Seçimi iptal ettirecek kadar Yüksek Seçim Kurulunda hakimiyet kurmaktan yargı başta olmak üzere tüm kamu kurumlarını iktidarın aracına dönüştürmeye... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını ülkenin dört bir yanındaki soruşturmalarda yetkili kılmaktan hukuki aracılığıyla siyasi rakip elemeye… Adım adım alınan tüm bu yollar ‘seçimsizlik’ menziline yaklaşmak için.

Bu uğurda, felaket tellallığı gibi duracak ama aday engellenme sürecinin ‘mutlak butlana’ varması şaşırtıcı olmaz.

İktidarın her cephede farklı yürüttüğü savaşın, ortak paydası var: Tüm kaynakları ebediyete kadar kontrol etmeyi engelleyecek ne varsa bertaraf etmek.

Bundandır ki… Maden şirketlerinin karış karış ülke topraklarını işgaline tanık olurken dün gelen tutuklama haberi tesadüf değil: Akbelen’de holdinglerin talanına karşı toprağını savunan İkizköylü Esra Işık, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Öte yandan 4 günde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Kocaeli büyüklüğündeki alanı madenlere tahsis etti. Henüz üçüncü harf ‘ç’de (Çanakkale) olan ihale süreci alfabetik sırayla tam gaz devam edecek.

Toprağa çökenlere serbesti, toprağını savunan köylüye tutuklama! Mücadeleci sendikacının tutuklamasından köylünün direncinin kırılmasına ne yaşıyorsak hepsi ortak paydanın elemanı.

İktidarın önü tamamen açık mı?

Soru(n) şu: İktidar tam gaz ilerliyor da istediği sonuçları alarak mı ilerliyor?

İktidar bunca zorlamasına rağmen, ülkenin yüzde 60’dan fazlası, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere CHP’li belediye başkanlarına yapılan operasyonu ‘suçla değil siyasi rekabetle ilgili bir şey” olarak yorumluyor.

Meselenin yolsuzluk olduğunu anlatmaya çalışması ümitsiz bir çaba!

Bu durum karşısında iktidar sürdürdüğü savaşın dozunu artırırken diğer taraftan da ‘savaşı’ fırsat olarak görüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu sözleri etmesi boşuna değil: “Partimize veya ittifakımıza oy versin vermesin, milletimiz bu fırtınalı dönemde ‘İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor” diyor.

Belli ki Erdoğan, savaş ortamının yaratacağı güvensizlikte seçmenlerin bir bölümünü kendi öncülüğünde, ‘iç cephe’ dedikleri safta toplamayı hesap ediyor.

‘Ulusal’ veya ‘uluslararası kriz’ dönemlerinde ‘güçlü lider’ etrafında saflaşma yaratmak güçlü olasılık. 2015 yılında tek başına iktidarı kaybettiği seçimler sonrasında kasımda tekrarlanan seçimlerde bu görülmüştü. ‘İstikrarsızlık ve korku’ iklimi fırsata çevrilmiş, AKP’ye yüzde 50 oy olarak dönmüştü.

Şimdi de ülkenin etrafındaki yangın aynı işlevi görsün isteniyor. Lakin iktidarın süresini ve etkilerini belirleyemediği savaşın ‘ekmeğini yemesi’ garanti değil! Bir yerde başarılan saflaşmanın diğer taraftan dağılması yüksek olasılık.

‘Rıza’ üretmeyi başaramadığı için amansız bir savaş yürüten iktidarın kendisi de biliyor ki bu koşullarda başardığı saflaşmanın raf ömrü uzun olmaz. Bu vazgeçeceği değil, savaşını büyüterek sürdüreceği anlamına gelir.

Uzun uzun tartışılması gereken bu durumu, yazıyı uzatmamak için burada şu özetle bitirelim: Türkiye’de rejim, seçimleri sürdürüp iktidar değişimini imkansızlaştırmak istiyor; panzehri, iktidarın siyasetsizlik hayaline karşı her yerde siyasettir!

*Konuya dair Genel Yayın Yönetmenimiz Hakkı Özdal’ın yazısı: 19 Mart siyasal operasyonlarının birinci yılı geride kalırken: Muhalefetin liderleri hapiste iktidar meşruiyet sancısında

https://www.evrensel.net/yazi/98897/19-mart-siyasal-operasyonlarinin-birinci-yili-geride-kalirken-muhalefetin-liderleri-hapiste-iktidar-mesruiyet-sancisinda

/././

Öne Çıkan Yayın

halkTV "Köşebaşı" - 1 Nisan 2026 -

AK Partili Bayramoğlu, izinsiz şekilde kaldıraçlı alım satımdan tutuklandı -İsmail Saymaz-  AK Parti’nin Rize eski Milletvekili ve MÜSİAD es...