halkTV "Köşebaşı" - 1 Nisan 2026 -


AK Partili Bayramoğlu, izinsiz şekilde kaldıraçlı alım satımdan tutuklandı -İsmail Saymaz- 

AK Parti’nin Rize eski Milletvekili ve MÜSİAD eski Başkanı Bayram Ali Bayramoğlu, ‘izinsiz sermaye piyasası faaliyeti’ iddiasıyla tutuklandı.

Bu soruşturma, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 16 Ocak 2026 tarihli raporuna istinaden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayetle başladı.

Bayramoğlu’nun ortağı olduğu, Dubai merkezli Final General Trading L.L.C. ile Türkiye’deki Neta Menkul Değerler adlı şirketlerin, SPK’dan verilmiş izinleri bulunmadığı halde kaldıraçlı alım satım (KAS) işlemlerine aracılık ettiği saptandı.

MÜSİAD kurucusu

Bayramoğlu, MÜSİAD’ın dört kurucusundan biri, 1999 - 2004 yılları arasında genel başkanı.

2007’de AK Parti’den Rize Milletvekili seçildi.

Bir dönem görev yaptıktan sonra iş hayatına döndü.

2009’da iki ortağıyla Dubai’de Final General Trading L.L.C. adlı şirketi kurdu. Şirkette yüzde 29 oranında hisse sahibi görünüyor ancak karın yüzde 70’ini alıyor.

Bayramoğlu, 25 Mart’ta İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi’nde alınan ifadesinde, bu şirket için ortağı Halit Fuat Alacahanlı’ya vekaletname verdiğini belirterek, şöyle diyor:

“Hiçbir evrakı imzalamadım, hiçbir transferden haberdar olmadım. Kar anlamında şahsıma bir tek lira transfer edilmemiştir.”

2013’te Neta Menkul Değerler’i satın aldılar.

Bayramoğlu, ifadesinde, yüzde 50 ortak olduğu şirketi lisanslı hisse alım satımı ve halka arz işlemleri için aldıklarını söylüyor. Diğer aracı kurumlar gibi kredi verip işlem yapmayı benimsemediklerini söylüyor. Şirket faaliyetlerini 2019’da dar kapsamlı lisansa dönüştürdüklerini, 2020’de iki yıllık dondurma ve men yetkisi aldıklarını kaydediyor. 2024-2026 arasında faaliyetleri tekrar durdurduklarını belirtiyor.

İşlemlerden haberi yokmuş

Bayramoğlu’na ‘hotforex’, ‘hfm-trade’ ve ‘hftrade’ uzantılı siteler soruldu.

Bayramoğlu, şöyle dedi: “Sitelerin kime ait olduğunu bilmiyorum. Hiçbir bağım, sitelerde hesabım yoktur. Dünya görüşüm münasebetiyle bu işlemlerden elde edilecek gelire karşı çıktım. Forex (Bir ülkenin para birimi karşılığında başka bir ülke parasının alım ya da satımı) ve benzeri faaliyetlerden uzak durulmasını söyledim. Neta bünyesinde Final General üzerinden yapıldığı iddia edilen forex işlemlerinden haberim yoktur. Toplamı 86.000 TL olan işlem için itibarımı ve iş hayatımı zedeleyecek bir iş yapmam, yapılmasına müsade etmem.”

SPK, Bayramoğlu’nu yalanlıyor

SPK’nın raporunda Hotforex’in KAS işlemlerine aracılık etmek üzere SPK tarafından yetkilendirilen yatırım kuruluşları arasında yer almadığı belirtiliyor.

Böyle olduğu halde, hftrade22.com adlı internet sitesinin KAS işlemleri yaptığı, SPK’nın talebiyle engellenmesine rağmen adres bilgisini ve IP numarasını değiştirip devam ettiği kaydediliyor.

Neta’nın 2019-2021 yılları arasında hesapları üzerinde yapılan incelemede para transfer eden beş kişinin toplam 81.234 TL tutarında ‘hotforex, fx’ açıklamalı işlem yaptığı saptandı.

Neta’ya para transfer eden 62 kişiden 21’i ile görüşme yapıldı. Bu kişiler banka hesaplarının ‘hotforex’ tarafından gönderildiğini açıkladı. İletilen hesaplara KAS işlemi için para transfer ettiklerini, tutara karşılık ‘hotforex’ sistemindeki kendi hesaplarında para tanımlandığını söylediler. Sistemden ayrılmak istediklerinde ise sahip oldukları bakiyenin Final General’in hesabından gönderildiğini belirttiler.

Bu bilgi üzerine Final General’in hesapları incelendi.

Neta’ya para gönderip Final’den transfer alan 20 kişi ile temas kuruldu.

Bu kişiler hotforex sisteminde KAS işlemi yaptıklarını söyledi. Ayrıca 41 yatırımcının KAS ilemi için ‘hotforex’ sistemi üzerinden Neta’ya para gönderdikleri sonucuna ulaşıldı. Bu kişilerin toplam 1.381.821,10 TL gönderip 507.014,45 TL geri aldığı belirlendi.

Neta’nın KAS işlemleri üzerine yetkisi bulunmamasına rağmen Alpha Forex Limited hesabına 2019’da 24.542,55 Euro transfer ettiği saptandı.

Yalancılıkla suçladı

Bayramoğlu, kendisini şu şekilde savundu: “Neta, menkul kıymet aracılık hizmeti veren bir şirket olup her müşteri adına bir hesap açarak, o hesaplardan menkul kıymet hizmeti yapılmasına aracılık eder. Bu hesaplara müdahale yetkisi olmadığı gibi, sözlü beyan ya da yazılı talep olmadıkça para transferi yapamaz.”

Bayramoğlu, Final General hesabına yollanan paraların ortağı tarafından bankalardan çekilip sahiplerine elden teslim edildiğini ileri sürdü.

Neta ya da Final General’den bir forex firmasına direkt havale yapılmayacağını iddia eden Bayramoğlu, şunları söyledi: “Bazı kişilerin Neta ile forex işlemi yapmak üzere para alışverişi yaptığına dair beyanları külliyen yalandır. Aracı kurumlarla kaybettikleri paraları belki geri alabilirim ümidiyle uydurdukları yalandan başka bir şey değildir.”

Final General’dan Neta’ya 55.935.220,43 TL, Neta’dan Final General’e 87.836.915,24 TL gönderildiği hatırlatıldı.

Bayramoğlu, şöyle karşılık verdi: “Transferlerin Neta’ya gelmesi söz konusu değildir. Ancak alt hesap adına para gönderilebilir veya tahsil edilebilir. Neta hesaplarına transfer edilmesi mümkün değildir. Alt hesaplar müşterilere aittir. Müşterilerin gönderdiği paralar alt hesaplarına geçer.”

Hesaba bir TL gelince...

Bayramoğlu, 26 Mart’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi.

Hotforex ve diğer uzantılı internet sitelerinin kime ait olduğunu bilmediğini, forex sistemiyle ilgisinin olmadığını anlatarak, şöyle dedi: “Hotforex ve fx’ açıklamalı transferlerin yapıldığını şu şekilde tespit ettim: Neta’nın çalışanlarından birisi bir gün alt hesaplardan Final General'in hesabına 1 TL geldiğini belirtince aynı gün parayı iade ettik. Yaptığımız incelemede 81.000 TL’lik para transferleri yapıldığını gördük. Paraları çektirip sahiplerine nakit olarak iade ettik ve Neta Menkul'ü dondurduk. ‘Hotforex ve fx’ açıklamasıyla para gönderilmesi, tespit edemediğim birileri aracılığıyla olmuştur. Birileri bu şahıslara ‘Yarın yatırım amacıyla gönderdiğiniz paraları alamazsanız veya paranızı kaybederseniz açıklamaya Hotforex veya fx yazarak dava hakkınız olabilir dediyse bu sebeple yazmış olabilirler. 41 yatırımcının gönderdiği paralar kesinlikle KAS için değildir, olamaz da. Hisse alım satımı veya yatırım amaçlı gönderilen paralardır. Neta’nın Alpha Forex’e 24.542,55 Euro transfer ettiğine ilişkin tespit hatalıdır. Kuvvetle muhtemel Neta’da alt hesabı bulunan bir yatırımcının talebi üzerine bu havale yapılmıştır. Velev ki para kabul etmiş olalım, rapora konu miktarlar kendimizi riske atacağımız, itibarımızı zedeleyeceğimiz miktarlar değildir. Neta’da bir tane kredili işlem bulamazsınız. Faiz konusunu tefecilik olarak gördüğüm için bu işlemlere karşıyım.”

Bayramoğlu, SPK Kanunu’nun 109/2. maddesine göre ‘izinsiz sermaye piyasası faaliyeti’ suçlamasıyla tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Bu suçun cezası, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar para cezası.

Tarikat derneğini hareme çevirdi -İsmail Saymaz- 

Ne ‘sır odaları’ bitmek biliyor…

Ne de müritlerine ‘bade’ veren şeyh efendiler.

Bursa’da, Kırklari tarikatının lideri Uğur Korunmaz, 16 yıl kadın-erkek, karı-koca, anne-oğul demeden bütün müritleriyle dergahındaki sır odasında birlikte olup cinsel organından ‘bade’ içirdi.

Korunmaz, şu an cezaevinde.

Kırklariler dağıldı.

Gel gör ki, aynı şehirde bu kez Ticaniler tezgah açtı.

Şeyh Ahmet Şahin Uçar, yakayı ele verdiğinde, “Sana hakikate dair sırlar öğreteceğim. Soyun gel. Çırılçıplak olmazsan sevişemeyiz” diyerek, ‘irşad’ faaliyeti yürütüyordu.

Uçar, tutuklansa da…

Arifane İlim Derneği kapansa da…

Sır odalarında müridine bade içiren şeyh efendiler hiç eksilmiyor.

Son olarak, İzmir Karşıyaka’da 2006 yılında kurulan Yardım ve Hizmet Gönüllüleri Derneği, başkanı A.Ç. tarafından hareme çevrildi.

Bir çocuk ve yedi kadın şikayetçi

Süleymancılara ait olduğu iddia edilen dernekte biri 18 yaşından küçük, sekiz kadın mürit, geçen ay 71 yaşındaki A.Ç.’den şikayetçi oldu. A.Ç., 5 Şubat’ta tutuklanarak, cezaevine gönderildi.

A., 17 yaşındayken, nişan töreninde A.Ç.’nin kendisine sarılıp göğüslerini ellediğini iddia ediyor.

K., 29 yaşında.

A.Ç. ile dernekteki özel odasında birden çok kez yalnız kalmış. A.Ç., kadına sarılıp temasta bulunmuş, ardından da cinsel organına dokundurtmuş. İlerleyen günlerde birliktelik yaşamışlar. K. cinsel saldırının tekrarlandığını savunuyor. A.Ç. ise bir kez ilişki yaşadıklarını iddia ediyor.

A., 25 yaşında.

A.Ç., kadının elini tutup dudağını öpmüş. Elini cinsel bölgesine dokundurtmuş. Kuran kursunda ilişki yaşamışlar.

S., 48 yaşında.

A.Ç., kadına sarılıp cinsel temasta bulunmuş. Birden çok kez ilişki yaşamışlar.

G., 39 yaşında.

Birden çok kez ilişki yaşamışlar.

V., 44 yaşında.

A.Ç., eliyle kadının kalçalarına dokunmuş.

Y., 38 yaşında.

A.Ç., kadına sarılmaya çalışmış.

68 görüntüyle kanıtlandı

A.Ç., savunmasında, yalnızca K. ile bir kez rızaya dayalı ilişki yaşadıklarını ileri sürdü. A.Ç., kronik rahatsızlıklarının bulunduğunu ve iktidarsız olduğunu iddia etti.

Ancak dijital cihazlarda ele geçirilen 68 görüntüde, A.Ç.’nin müritlerini cinsel organına yönlendirdiği ve onlara fiziksel temasta bulunduğu görülüyor. Yaşlı adamın “Bu sır iç çamaşırımız olsun” diyerek, gizliliğe vurgu yaptığı belirlendi.

‘İki ilim var, biri sır’

A.Ç.’nin “İki ilim var, biri zahiri-görünen, diğeri de sır” demek suretiyle kadınların dini duygularını suiistimal ederek, iradelerini fesada uğratıp onlardan cinsel olarak faydalandığı vurgulanıyor.

İddianamede şöyle devam ediliyor: “Sır vurgusunun eylemlerin meşru ve açık bir ilişki niteliğinde olmadığını, aksine üçüncü kişilerden saklanması gereken cinsel içerikli davranışlar olduğunu ortaya koyduğu, şüphelinin manevi ve hiyerarşik konumu dikkate alındığında rıza savunmasının delillerle örtüşmediği…”

A.Ç.’ye beş kadına karşı cinsel saldırı, iki kadına ve bir çocuğa sarkıntılık iddiası ve 75 yıla kadar hapis cezası istemiyle Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Duruşma 16 Haziran’da görülecek.

Kuşkulu intihar

Dernek yönetiminin istismarı gizleyip örtbas ettiği öne sürülüyor. Bu meseleyi sorgulayanların münafık ilan edildiği belirtiliyor.

Bana ulaşan bir vatandaş, İzmir’de geçen yıl intihar eden polis Ö.Y.’nin “bu yapının iç yüzünü bildiği ve susmak istemediği için baskıya maruz kalmış olabileceği” kuşkusunu dile getiriyor.

Doğru mu, değil mi, kesin bir söz söylemek güç.

Fakat bu ihtimalin araştırılması gerekiyor.

Çocuklar okula gönderilmiyor mu?

Adı bende saklı olan vatandaş, bu tarikata bağlı Ankara Yardım ve Hizmet Gönüllüleri Derneği’nin Altındağ’daki binasında barındırılan erkek çocukların dini eğitim gerekçesiyle ilkokuldan koparıldığını iddia ediyor. Çocukların ikametgâhlarının İzmir veya Şanlıurfa’da gösterildiğini savunuyor. Şanlıurfa’ya kayıtlı olanların tarlada tarım işçisi gibi yansıtıldığını ileri sürüyor. Çocukların Ankara’da olmalarına rağmen Şanlıurfa’da derste gösterilerek, sahte yoklamalarla sınıf geçirildiğini öne sürüyor. Sistemin mimarının polis memuru A.A. olduğunu ve bu kişinin “Şikayet etsinler, bir şey olmaz” dediğini ileri sürüyor.

Gerçekten, öyle mi?

Kanun tanımazlığın sorumlusu bir polis mi?

İnsan inanmakta zorlanıyor.

Bilgi sahibi vatandaş bana anlattıklarını CİMER’e bildirdiğini söylüyor.

“Bu şahısların bağlantılarını kullanarak dosyayı kapatmalarından korkuyorum” diyor.

Washington yalnız mı kalıyor? -Serra Karaçam- 

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e, ABD'nin hâlâ NATO’nun kolektif savunmasına bağlı olup olmadığı soruldu Salı günü.

Hegseth "bunun Trump’a bağlı olduğunu" söyledi.

“İhtiyacınız olduğunda yanınızda durmaya istekli olmayan ülkeler varsa, pek bir ittifakınız yok demektir.” diye ekledi.

Avrupa’dan gelen son adımlar da gelgitli.

İtalya ABD bombardıman uçaklarının Orta Doğu’ya hareket etmeden önce Sigonella Üssü’nü kullanmasına izin vermedi.

İtalyan basınına göre "Washington gerekli diplomatik koordinasyonu sağlamadığı için" izin verilmedi.

Ancak Beyaz Saray daha sonra “İtalya şu anda ABD güçlerine erişim, üs kullanımı ve hava sahası geçişi konusunda destekleyici konumda.” açıklamasını yaptı.

***

Başkan Donald Trump Paris’i de hedef aldı ve İsrail’e giden uçakların hava sahasından geçmesine izin verilmediği için eleştirdi.

Paris tutumunun savaşın başından beri değişmediğini açıkladı.

NATO içinde İran dosyasında ortak bir askeri çizgi bulunup bulunmadığı net değil.

***

Öte yandan İran Devrim Muhafızları, ABD saldırılarının hedeflerinin planlama ve takip sürecine katkı sağladığını iddia ettiği aralarında Meta, Nvidia, Intel ve IBM’in de bulunduğu 18 şirketi hedef alabileceğini açıkladı.

Bu hamle, teknoloji şirketlerini de savaşın içine çekebilecek bir alana dikkat çekiyor.

Savaşın başladığı tarihten bu yana ilk kez B‑52 bombardıman uçaklarının İran toprakları üzerinde uçtuğu duyuruldu.

***

Washington’un saha hedefleri üç başlıkta toplanıyor.

Hürmüz Boğazı’nın açılması, zenginleştirilmiş uranyuma erişim ve Kharg Adası’nın kontrole alınarak İran'ın petrol gelirlerinin sınırlandırılması.

Bu hedeflerin her biri ciddi askeri risk içeriyor.

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri arasında dahi görüş ayrılığı var.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun özellikle sadece İran’ın füze kapasitesinin hedef alınmasına vurgu yapması, Washington’da öncelik tartışmalarının sürdüğüne işaret ediyor.

Beyaz Saray operasyon için hâlâ 4–6 haftalık pencerenin geçerli olduğunu belirtiyor.

Kongre onayı için 60 gün süre sınırına yaklaşılacak. Girilirse hızlı çıkış olmama ihtimaline dikkat çekilmekte.

***

Diplomasi cephesinde ise Pakistan ön planda.

Dışişleri Bakanı İshak Dar, ABD-İran görüşmelerine zemin hazırlamak amacıyla Çin’in desteğini almak üzere Pekin’e gidiyor.

Aynı süreçte Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır da bölgesel temaslarını arttırmış durumda.

Washington savaş maliyetlerinin paylaşılması için KuveytSuud ve BAE gibi Körfez ülkelerinden destek isteyebilir.

Bu yaklaşım, 1991 Körfez Savaşı dönemindeki finansman modelini yeniden gündeme getiriyor.

***

ABD siyasetinde “Önce İsrail” tartışmaları da sürüyor.

Demokrat Parti yönetimi AIPAC’ı ve İsrail'i kınayan bir önergeyi oylamayı tartışıyor.

Kıdemli gazeteci ve yorumcu Glenn Greenwald, bu hafta Danny Jones’un programına katıldı ve 2028’deki 2028 ABD başkanlık yarışında, Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde, Tucker Carlson benzeri bir ismin aday olacağını ifade etti.

Ve özellikle İsrail’e karşı duruş üzerinden önemli destek bulacağını öngördü.

***

Bu hafta yayınlanan Yahudi seçmenlere yönelik iki yeni anket, Iran’a karşı ABD’nin askeri operasyonuna geniş çaplı bir muhalefet olduğunu gösterdi.

Mellman Group tarafından Jewish Electoral Institute adına yapılan ankete göre:

Yahudi seçmenlerin sadece yüzde 32’si İran’a yönelik mevcut askeri operasyonu destekliyor, yüzde 55’i karşı çıkıyor…

Yüzde 13’ü ise kararsız…

***

Bu arada 700 bin varil Rus petrolü Küba’ya ulaştı…

Avrupa ise ABD’nin Rusya’ya ne zaman daha sert bir tutum takınacağını sorgulamakta.

Irak'ta kaçırılan Amerikan vatandaşı gazetecinin durumu da Washington’da dikkatle izleniyor.

***

ABD iç gündeminde ise, çeşitli başlıklar dikkat çekmekte.

Washington’da bir federal yargıç, Trump’ın kamu yayıncıları NPR ve PBS’e yönelik fonları hedef alan başkanlık kararnamesinin bir bölümünü iptal etti.

Yargıç, kararın anayasaya aykırı bir misilleme niteliği taşıdığına hükmetti.

Başka bir federal yargıç da 400 milyonluk Beyaz Saray balo salonu inşaatının da Kongre onayı olmadan yapılamayacağını söyledi.

Trump’ın doğumla vatandaşlık kazanılmasına sınırlama getiren düzenlemesi de Anayasa Mahkemesi’nin önünde bu hafta.

Trump, göreve döndüğü ilk gün imzaladığı başkanlık kararnamesiyle, ebeveynlerinden en az biri ABD vatandaşı ya da kalıcı oturum sahibi olmayan çocuklar için doğuştan vatandaşlık hakkını kısıtlamayı amaçlamıştı.

İşte yalanın kuyruklusu...Yeni moda: Slopaganda -Mustafa K.Erdemol- 

Her gün binlercesiyle karşılaşıyoruz. Ülkemizde özellikle medyada yandaş  “gazetecinin”, sosyal paylaşım sitelerinde paralı iktidar trollerinin neredeyse her saniye gözümüze soktuğu yalan “bilgiler”i, gerçek bilgiden ayırmak her geçen gün zorlaşıyor. Yapay zekanın da varlığıyla bu alanda inanılmaz bir olanağa kavuştu yalan yayma merkezleri. İnandırıcılığı yüksek, sahte belgelerle, görüntülerle desteklenmiş bu kirlilikle baş etmek zor gerçekten de.

Mevcut kavramlarla anlatılması kolay olmayan günümüz icadı bu büyük yalancılık türünün kendine özgü bir adı var: Slopaganda. “Genellikle yapay zeka tarafından üretilen, siyasi ya da ideolojik amaçlarla inançları/görüşleri manipüle etmek üzere tasarlanmış düşük kaliteli propaganda” demek bu.

“Slop” malum, yapay zeka tarafından üretilen kötü veya yanıltıcı içerik anlamına geliyor. Propaganda’nın anlamı da belirli bir amacı, doktrini veya bakış açısını desteklemek için kullanılan bilgi. Yabancımız değil yani. Kamuoyunu manipüle etmek, komplo teorilerini yaymak veya meşru bilgileri gölgede bırakmak amacıyla ucuz, yüksek hacimli, yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin kullanılması bu iki sözcükten türetilen Slopaganda ile ifade ediliyor. Yani yapay zeka da geleneksel bilgi kirliliği batağına çekilmiş meğer.

Deniyor ki, “doğruluk, incelik veya özgünlüğe pek önem vermeden belirli bir gündemi dayatan, kaba, son derece tekrarlayıcı mesajlardan oluşur”  Slopaganda. 2020’lerin başında ortaya çıkan bu belayı başımıza açanlar da Donald Trump ile Elon Musk. Bu sevimsiz ikilinin sık başvurduğu bir karalama, yanıltma yöntemi bu.

2024 ABD başkanlık seçim kampanyası sırasında Donald Trump, Taylor Swift’in kendisini desteklediğini ima eden yapay zeka üretimi sahte bir haber paylaşmıştı örneğin. Ama o kadar yüzsüz biri ki Trump, kendisi yaptığı halde rakibini yapay zeka üretimi görseller paylaşmakla suçlamıştı. Elon Musk ise Demokrat Parti’nin başkan adayı Kamala Harris’in sesini taklit eden, son derece utanç verici yapay zeka deepfake videosu yaymıştı sosyal medya hesaplarından.

Ciddi bir sorun olduğuna kuşku yok. Slopagandanın bireylerin karar verme süreçlerini etkileme özelliği var her şeyden önce. Yanlışlığı ortaya çıkıncaya kadar kurumsal politikaları şekillendirebilir de.

Yeni bir kavram olduğu için henüz tam anlamıyla keşfedilmiş sayılmaz. Dolayısıyla “gerçek yüzünü” fark etmek zaman alıyor. Grup etkisi bilinen yalan biçimlerinden farklıdır da. Çünkü kişiselleştirme yoluyla kitleleri hedefliyor.

Başka ülkelerde tam olarak nasıldır bilemem ama bizim memlekette kimleri gayet başarılı bu yalan biçimini kullanma konusunda. Yapay zekadan çok kendi “zekasına” güvenip de “ülkede jelibon rezervi bulundu” diye yüzyılın potunu kıran da var gerçi. “Lozan’ın gizli maddeleri olduğunu” ileri süren de tabii. Bu tiplerin Trump ile Musk’tan farkları kendi yalanlarına inanıyor olmaları. Zat nasıl da emindi “jelibon rezervi bulundu” derken. İnanılır gibi değil.

Ama haklarını teslim etmek lazım. Yandaş troller kaptı bu işi, Gobbels’i kıskandıracak kadar hem de.

Aslına ulaşılacağının kolay olduğunu hesaplamadan üzerinde oynanmış fotoğraflar yayınlamalar, sahte belgeler üretmeler ne ararsanız var. Yüzlerine gerçek vurulduğunda ise en az Trump kadar, hatta ondan da pişkin davranmayı içlerine sindirebiliyorlar. “Montaj ya da değil ne fark eder” denmişti bir zamanlar, bilinir.

Kendilerine benzettikleri yapay zekayı, kendi zekaları nispetinde kullanabildikleri kadarıyla büyük bir yalan ağı örmeyi başardılar.

Zekaları yapay, ahlaksızlıkları “natural” olanlar için gayet kullanışlı bir kirli silahtır Slopaganda.

Yandaşı da muhalif görüneni de kullanıyor ayrıca.

Trump neden geri adım attı? -Mustafa K.Erdemol- 

Belli etmemeye çalışıyor ama ciddi bir panik yaşadığı açık ABD Başkanı Donald Trump’ın. İsrail’le birlikte İran’a saldırının bekledikleri “zaferi” getirmediğini davranışlarına, sözlerine bakarak anlamak mümkün. Üste üste yalanlanan açıklamalar yapıyor, savaşın bittiğinden söz ediyor, ama bitti dediği halde “savaşı durdurmaması halinde” İran’ın enerji alt yapısını vuracağından söz ediyor, “öldürülmesini istemediği için” adını açıklamadığını söylediği bir İranlı yetkiliyle müzakereler yürüttüklerini iddia ederek vurma kararını ertelediğini açıklıyor vs.

Yalanı hemen yüzüne vurulan biri durumunda Trump. İran “böyle bir görüşme hiç olmadı” diye açıklama yaptı bir kez daha. Etik değilse de savaşta “aldatma stratejisi”ne de başvurulabilir. Ancak görüldüğü üzere Trump suyunu çıkardı yalan söylemenin.

Başkan, en son, ABD yönetiminin, JD Vance ile beraber en sevimsiz, en tehlikeli üyesi Pete Hegseth’i de İran’a yönelik savaşı çıkarmakla suçladı bilindiği gibi. Adı artık Savaş Bakanlığı olan birimin başındaki yetkilinin tek başına savaş çıkarma yetkisi yok tabii ki, olsaydı bile bu Trump’ı sorumluluktan kurtarmayacaktı kuşkusuz. Buna rağmen Trump’ın “ben yapmadım, o yaptı” türü çocuksulukları suçluluğundan kaynaklanıyor belli ki. (Bu arada Pete Hegseth’in son derece tehlikeli biri olduğunu bir başka yazıda anlatmak gerekecek).

Sadece suçluluğundan değil, toplumda ciddi bir itiraz dalgasının gelişiyor olmasından ötürü de tutarsız kelamlar ediyor Trump. Siyasi geleceğini de riske edebilecek bir dalga hem de gelmekte olan. MAGA hareketinin ilkelerine ters düşmekle suçlanması bir yana, ne yapmak istediğinin anlaşılamaması da durumu Trump açısından karmaşıklaştırıyor.

Birkaç gün önce, 22 Mart’ta yapılan bir CBS News/YouGov anketine göre Amerikalıların kafası İran savaşının başladığı 28 Şubat'takinden daha fazla karışıkmış. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 68’i Trump yönetiminin İran’a saldırma nedenlerini net bir şekilde açıklamadığını düşünüyormuş. Böyle düşünenlerin sayısı Mart başında yapılan ankete göre daha yüksek çıkmış üstelik. Yani Trump’ın kendi tabanını bile gerekçeleri konusunda ikna edemediği bir savaşı sürdürmesi zor.

Ne kadar büyük bir güç olursa olsun uluslararası hukukla yüzleşme olasılığı var Trump’ın da yönetiminin de. Ülkesi adına çok bağlayıcı bir figür olmamakla beraber Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’ın ABD/İsrail’in İran saldırılarını hukuka aykırı bulduğunu söylemesi hayli önemli yine de. Ayrıca, Trump’ın 23 Mart'a kadar Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaması halinde İran’ın elektrik santrallerini “yok etme” tehdidinin, yapacak gücü olmasına rağmen, boş bir tehdit olduğunu gördük. Bir ülkenin temel altyapısına yönelik kasıtlı saldırılar “savaş suçu” olarak kabul ediliyor, malum. Bunu ABD’de de bilenler vardır herhalde.

Geçen Haziran’da İran’a yine İsrail’le yapılan saldırı da, Venezuela Devlet Başkanı Nikolas Maduro’yu kaçırma haydutluğu da hızlı gelişti, kabul. Son İran saldırısının da öyle olacağını düşünmekle yanıldığı görülüyor Trump’ın. Teksas’ta benzin 3,62 dolar bu arada. Kasım ayında ara seçimler geliyor, ciddi oy kaybı olasılığı olduğunu da görebilecek kadar zekası var Trump’ın.

İsrail’in “mutluluğu” için başlatılmış İran savaşının ABD’lileri de etkilediğini söylemeye gerek yok. New York Times’da Nicholas Kristof, savaşın dakikada 1.3 milyon dolardan fazla bir maliyete yol açtığını yazdı geçenlerde. (Bir göz atın: https://www.nytimes.com/2026/03/21/opinion/iran-war-cost.html) Kristof, “Pentagon, savaşı finanse etmek için 200 milyar dolar (her Amerikan hanesi başına 1.400 dolardan fazla) talep etti, ancak bu rakam bile toplam maliyeti tam olarak yansıtmıyor” diyor yazısında.

Bir başka maliyet yükünden daha söz ediyor Kristof, ki, hayli ilginç. Kendi adıma hiç öyle bakmak gelmezdi aklıma. Bir uzmanla, Harvard Üniversitesi’nden savaş finansmanı uzmanı Linda Bilmes ile konuşmuş. Masrafların çoğunun daha sonra ortaya çıkacağını söylemiş Bilmes. Bakın ne demiş: “Örneğin, herhangi bir sağlık sorunu yaşayan veya mevcut bir rahatsızlığı ağırlaşan her asker, ömür boyu yardım, tıbbi bakım alacak. Bugün askerler bu yardımları 1990-91 Körfez Savaşı'na katılanlarla aynı oranda talep ederse, bunun tek başına maliyeti en az 600 milyar dolara ulaşacak”.

Çocuk oyuncağı değil savaş. İnsan kaybı başta olmak üzere, saldıran da saldırdığı hedef kadar birçok kalemde zararlı çıkıyor artık. Günümüzde savaşlar böyle.

Ülkesinin savaş makinesinin çok övündüğü uçak gemisi cayır cayır yanan Trump, İran’a saldırı sonucu uçak gemileri efsanesinin de söndüğünü görmüş oldu.

Geri adım atması daha nelerin sönebileceğini fark etmesindendir.

O kadar olsun kesiyor aklı.

Ankara’da bir şeyler ısıtılıyor…-Mehmet Tezkan- 

Bugün yazıya soru ile başlayayım…

Sizce CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara yenilerinin eklenmesiyle Özgür Özel’e yönelik linç kampanyasının at başı gitmesi tesadüf mü?

Tesadüf deyince AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın bir sözünü hatırladım…

Şöyle demişti; Ortadoğu’da bütün tesadüfler planlıdır…

Belediyeleri iş yapamaz duruma getirmek Özgür Özel’i de tutuklamalarla meşgul etmek birbirinden bağımsız olamaz. Kamuoyundaki algı şu: belediyelere yönelik operasyonlar artarak sürecek. Seçime doğru sıra CHP’ye gelecek…

Nasıl gelecek?

Oturup yazıyorlar, ekranlara çıkıp söylüyorlar… İktidara yakın yazarların anlattığına göre, AKP’liler dokunulmazlığını kaldırarak Özel’i saf dışı bırakmayı ciddi ciddi düşünmüş. Aralarında uzun uzun tartışmışlar. CHP’ye yarar diye vazgeçmişler…

Haklılar…

Özel gider başka biri gelir. Çünkü CHP lider partisi değil kadro partisi. Demirel gitti DYP bitti, Özal gitti, ANAP bitti Erdoğan’dan sonra AKP’nin ayakta kalacağı küçük ihtimal.

DYP Demirel partisiyse… ANAP Özal partisiyse… AKP’de Erdoğan partisi... Erdoğan’ın partisi…

Türk siyasi hayatını bilenler Özel’in hapse atılmasını sağlayarak CHP’yi tuş edemeyeceklerini bilmeyenlere anlatmış olmalı ki ‘dokunulmazlık’ meselesi şimdilik rafa kaldırılmış…

Yerine mutlak butlan meselesini yeniden ısıtmak konulmuş… Üç yıl önceki, Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultay… Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi mutlak butlan kararı vermedi. Kongreyi iptal davasını reddetti…

Dosya istinafta… Seçime beş kala seçime on kala istinaftan mutlak butlan kararı çıkar mı?

Şaşırmam!..

İktidara yakın duranlar bu olasılığı yavaş yavaş ısıtmaya başladı. Zaten bekleniyordu dedirtmek için kolları sıvadılar… Kalem oynatmaya başladılar. Galiba AKP’nin en büyük kozu demeyeyim ama en büyük beklentisi bu…

CHP’siz meydanlarla seçimi halletmek…

İran : Dört koldan!-Ayşenur Arslan- 

ABD’nin İran saldırısına yıllardır hazırlandığı ortaya çıktı ya..

Meğer İran da yıllardır hazırlanıyormuş!

Lafın gelişi değil.

İran her ayrıntısıyla savaşa hazırlanmış.. Şimdi, ABD ve İsrail’e karşı dört koldan karşılık veriyor.

1) Dünyanın en büyük ve etkili iki istihbarat örgütü, CIA ve MOSSAD resmen faka bastı. İran’ın savunma ve savaş kapasitesini öğrenemedi. 2 bin kilometre menzilli balistik füzeler… İsrail’in ve bölgedeki ABD üslerini tespit edip nokta atışı vurmalar.. Tel Aviv’i harabeye çeviren bombardımanlar.. Durduramadı.

2) Evet, CIA ve MOSSAD, başta Hamaney olmak üzere “dijital izler” ile çok sayıda İranlı üst düzey yetkiliyi buldu ve öldürdü. Ama ölenlerin yeri anında dolduruldu. Yas ertelendi, savaş devam etti.

3) İran Hamaney’in ölümündeki eksikliği çok çabuk fark edip giderdi. Hamaney, sürekli yer ve telefon değiştiriyordu. Yine de yeri keşfedilmişti. Bu da, kendisi dikkat etse de, onu korumakla görevli personelin arkalarında bıraktıkları dijital izler sayesinde olmuştu. İran, sonrasında dijital savaşı hem suikastler hem de ilginç başlıklarla gündemine aldı. Örneğin FBI direktörünün verilerini hackleyerek oryantal kıvamında dans ettiği görüntüleri yayınladı.

4) Hem kendi hem de dünya kamuoyunu kendi yanına çekmeyi başardı. İsrail’e ve ABD’nin bölgedeki üslerine gönderilen füzelere, yüzlerce ilkokul çocuğunun katledildiği okulun adı yazıldı. Belki izlemişsinizdir, “ALİ ALİ..” adıyla çekilen klip belki milyonlarca kez izlenerek küresel çapta viral oldu. İranlı muhalifler de hesaplaşmayı savaş sonrasına bırakarak şarkıyı paylaştı, ülkesine sahip çıktı..

*. *. *

“Demir Kubbe” ile övünen Netanyahu, İsrail’in, Gazze’ye benzemesiyle siyasi kariyerinin sonuna gelmiş görünüyor.

Trump ise gerçekten sonunda!

Hollywood ünlülerinin de katıldığı muazzam mitinglerle “KRALA HAYIR” sloganları gezegenimizin her köşesine ulaştı.

Kral belki farkında değil ya da farkında değilmiş gibi davranıyor ama çoktan “çırılçıplak” kaldı.

Şimdi tek umudu, kara harekatı.. Ve “US MARİNES” yani deniz piyadeleri..

Netfilx’deki “Amerikan Deniz Piyadeleri” dizisini izlerseniz bunun ne anlama geldiğini anlarsınız.

Vahşi, öldürmeye talimli, hatta öldürmekten keyif alan.. Ve bunu kamera karşısında söylemekten çekinmeyen genç irisi Amerikalılar..

Pek çoğu, “yıllardır savaş için eğitildiklerini, ama bir türlü gerçek savaşa tanık olmadıklarını” söylüyor.

İşte şimdi beklediklerine kavuşacaklar.

Gerçek savaşın.. Hele yıllardır buna hazırlanan İran’la savaşın ne olduğunu görecekler.. Belki yüzlercesi bayraklı tabutla evlerine dönecekler.

Trump onlarla İran’ı yeneceğini düşünüyor.

Oysa Beyaz Saray’da durum çok farklı.

Danışmanları ve partisinin kurmayları panikte.. Savaştan uygun bir dönüş projesi için çalışıyorlar.

Umarım, bu tablo, Trump’ın Grönland ve daha önemlisi Küba hayallerini sona erdirir.

Küba için “daha önemlisi” diyorum.

Zira Grönland Batı Avrupa’nın kanatları altında gibi.

Oysa Küba, çok uzun süredir yapayalnız. Ambargolara rağmen ayakta kalmayı.. Başta tıp olmak üzere kendisine farklı alanlar açmayı başardı.. Ne var ki Amerikan saldırganlığına karşı koyabilecek gücü yok sanki!

İran için sesini yükselten küresel kamuoyu Küba’ya sahip çıkar mı! Umarım!

Bu konuda en büyük güvence, Nobel komitesine hiç gerek yok, barış ödülünü sonuna kadar hakkeden ve daha şimdiden dünyanın elinden alan İspanya Başbakanı Sanchez.

O ve kısa süre önce yanına gelen, başta Kanada gibi ülkelerin yöneticileri savaş sonrasında da “İran’da özgürlük” için seslerini yükselteceklerdir, eminim.

Bize gelince..

Yok yok gelmeyelim.

Erdoğan’ın suskunluk politikasını büyük liderlik.. Diplomatik zafer zanneden AKP’liler..

Mücadeleyi Özgür Özel, hapisteki İmamoğlu ve bir avuç gazeteciye bırakanlar..

Bize galiba ne lazım , biliyor musunuz?

Ekrem İmamoğlu’nun, duruşmada sesi yükselerek söylediği şu cümle:

“Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!”

Saray'ın yol haritası!-Ayşenur Arslan- 

Kritik CHP davası arifesinde CHP’li belediyelere yönelik şafak operasyonları tam gaz.

Listeye en son Bursa Büyükşehir belediye başkanı Mustafa Bozbey eklendi. Gözaltına alındı.

Hem de eşi, kızı ve kardeşleriyle birlikte!

Operasyon takvimi manidar mıydı? Sanki….

“• AKP’YE GEÇECEK DENİRKEN”

Zira daha geçenlerde AKP’ye geçeceği söylentisi yayıldı.

Bozbey söylentilere Atatürk mesajıyla yanıt verdi. Yetinmedi. Silivri’ye İmamoğlu’nu ziyarete gitti.

Hemen ardından da gözaltı kararı geldi.

“•7 YIL ÖNCESİ SORULACAK”

“• Gözaltı gerekçesi, Nilüfer Belediye başkanı olduğu döneme.. 7 yıl öncesine dayanıyor.

Savcılığın tezkeresine göre çok sayıda iş adamından rüşvet alınmış. Dahası üşenmedim saydım, 25 kişi de rüşvet alışverişinde “aracılık” yapmış. Ama bakın şu işe, bazıları AKP’li iş adamları ya da bürokratlarla aracılar, 7 yıl boyunca susmuşlar. Ankara’dan gelen müfettişlere bile sır vermemişler. Ne zaman ki operasyon ihtiyacı hasıl olunca, hepsinin adı, yeri yurdu hemen tespit edilmiş. “Buyurun gelin, anlatın, itiraf edin” denmiş..

“• SIRADA CHP’YE KAYYUM MU VAR?”

Cezaevindeki CHP’li başkanların sayısı 20’yi bulurken, Ankara’da bugün sadece 12 Eylül darbecilerinin kapatmaya cesaret edebildiği CHP için son derece kritik bir dava var: Mutlak butlan ile de bağlantılı olan kurultay ceza davası… Kılıçdaroğlu ve ekibi heyecan içinde duruşmayı ve mahkemenin vereceği kararı bekliyor. Özgür Özel’in hem partiyi hem de eski genel başkanı düşünerek yaptığı “vazgeçin” çağrıları karşılıksız kaldı. Kılıçdaroğlu siyaset ve hayat perdesini böyle bir rolle kapatmakta kararlı görünüyor. Belki de şöyle düşünüyor: “Ben kabul etmesem kabul edecek birini bulurlar..” Nitekim, İstanbul İl başkanlığına “ATANAN” Gürsel Tekin geçenlerde “ben olmasam kayyum gelirdi” dedi de sosyal medyada “zaten sen kayyumsun” paylaşımları patladı!

“• ERDOĞAN’IN PLANI ADIM ADIM..”

Kılıçdaroğlu genel başkanlığa dönüş için böyle bir yolu tercih etmeseydi de bir şey değişmezdi belki. Yine de Saray’ın planı çizik alır ve uygulamada sorun yaşanırdı. Oysa şimdi meselenin suçu, günahı CHP’lilerin omuzlarında. Onlar bu yükü taşırken, Erdoğan’ın seçime yönelik planı adım adım uygulanmaya başlayacak. CHP şu ya da bu biçimde tasfiye edilmiş olacak. Yedek planlar devreye giremesin diye belki de Özgür Özel’in yargılanıp siyasetten men edilmesi sağlanacak.. Medyanın yüzde 90 küsuru ile seçmene masallar anlatılacak. Seçime üç beş gün kala bir yerlerden alınacak borçla yoksullara üç beş lira para dağıtılacak. Ama emin olabilirsiniz, Erdoğan’ı aday yapıp seçilmesini garanti etmek için her yol, her ihtimal değerlendirilecek.

“• İSRAİL’İN ADAMI NEDEN GELDİ.”

Geçenlerde Erdoğan’ın önemli bir konuğu vardı: Küresel çapta 14 trilyon doları kontrol eden Blackrock şirketinin CEO’su Larry Fink. İşi “varlık yönetimi”. Fink, başta portföyündeki şirketler, dünyanın önemli yatırımcılarıyla Türkiye’nin varlıklarını tanıtacak, yatırımcı bulacak, yeni kazanç imkanları sunacak. Tabii bunlar bize anlatılanlar. Anlatılmayanları ise hayal gücümüzü de kullanarak bizler tahmin edeceğiz. Mesela; üniversitelerin özelleştirilmesi anlamına gelen yasa hazırlığını bu çerçevede mi okumalıyız? Yoksa özellikle İstanbul’da dudak uçuklatan rakamlara karşılık gelecek arazilerini mi anlamalıyız? Başlıktaki “İsrail’in adamı” nitelemesine gelince; Fink’in özellikle silah temini konusunda İsrail’in arkasındaki en büyük güç olduğunu, bizim Saray sevdalısı gazeteciler dışında bilmeyen yok. Savaş sürerken ve Erdoğan her fırsatta İsrail’le Netanyahu’ya verip veriştirirken gerçekleşen buluşma, bize iki şeyi gösteriyor: Medyanın sessizliğine duyulan güveni ve belki bir baskın seçim ihtimaline karşı hazırlık yapma ihtiyacını!

“• İSRAİL’DE FİLİSTİNLİLERE İDAM YASASI..

Türkiye, bölgedeki gücünü çoktan kaybetti. Sadece NATO ve ABD’ye güveniyor. İran savaşında arabuluculuk rolü mesela, artık Pakistan’da.. Gazze’yi unutalı da epey oldu. Erdoğan ile Fink’in elele fotoğrafları tam da en korkunç haberle birlikte geldi. İsrail parlamentosu, Filistinlilere, İsraillilere yönelik ölümcül saldırılarda suçlu bulunmaları halinde idam cezası verilmesini öngören yasayı onayladı. Parlamentodaki tartışma sırasında, muhalefet milletvekili ve eski Mossad Başkan Yardımcısı Ram Ben Barak, yasaya tepki gösterenler arasında yer aldı. Barak, Batı Şeria'dakiler için bir yasa, İsrail Devleti'nin sorumlu olduğu genel halk için ise farklı bir yasa olmasını eleştirdi ve "Bu, Hamas'ın bizi yendiği anlamına geliyor. Bizi yendi çünkü tüm değerlerimizi kaybettik" dedi. İktidar milletvekilleri ise yasayı alkışlarla karşıladı. Dahası, Ulusal Güvenlik Bakanı bir de şampanya patlattı.

531e5760-2c71-11f1-b9ce-87cd7deab432-png.webp

/././

halkTV

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

halkTV "Köşebaşı" - 1 Nisan 2026 -

AK Partili Bayramoğlu, izinsiz şekilde kaldıraçlı alım satımdan tutuklandı -İsmail Saymaz-  AK Parti’nin Rize eski Milletvekili ve MÜSİAD es...