Medyanın dilsiz şeytanları! + Huzurevi müdürü yaşlıları dolandırdı + Trump ile İran’ın zaferi! BAE bırakıyor OPEC çatırdıyor -halkTV-

Medyanın dilsiz şeytanları!-Ayşenur Arslan- 

Pazara gideceksiniz.. Eşiniz evin acil ihtiyaçlarını söylüyor. Bir kâğıda not ediyorsunuz:

  • 1 kilo domates
  • 1 kilo salatalık
  • 3-4 kilo patates
  • 4-5 tane limon
  • 1 demet maydanoz
  • 1 kilo soğan

Aslında not etmeseniz de olur. Her evin mutfağında rastlayacağınız ürünler neticede.. Pazara çıktığınızda filenize ilk koyacağınız şeyler.

Ama.. Alamıyorsunuz. Eve fileniz boş, sanki sizin suçunuzmuş gibi başınız önde dönüyorsunuz. O hafta da hiçbir şey değişmeyecek: Bakkalın borç defterine yazılan ekmek, makarna ve salça..

Çocuklarınıza sınıfı geçerlerse almaya söz verdiğiniz çikolata ya da meyvenin adı bile edilmiyor.

Zira evlatlarınız farkında; maaşınız belki yılda bir kez bir yeterdi onları almaya.. Oysa aylardır maaşınızı alamıyorsunuz.

ekran-goruntusu-2026-04-27-133234.webp

Cebinizdeki o küçük not kâğıdı.. Halk TV ekranlarından memleketin her köşesine bomba gibi düşüyor.

Ama karşınızda “iktidarın ete kemiğe bürünmüş” haliyle yüzlerce polis duruyor.

Sesinizi duyurmak için gittiğiniz “BAŞKENT” Ankara’da sizi iki üç katınız polis ve hiç çekinmeden yüzünüze sıktıkları biber gazı bekliyor.

Neresinden baksanız insanı yıkacak bir trajedi.

Hadi duygusal yaklaşmayalım! Neresinden baksanız HABER!

Öyle mi!!!

***

Açıyorsunuz interneti, taramaya başlıyorsunuz:

Sabah, Hürriyet, aHaber, Milliyet, Türkiye, Akit..

Madencilerin durumunu dair tek bir satır yok. Aslında biliyorsunuz olmayacağını. Yine de gözlerinizle görmek ve madenciler yerine hangi önemli haberi verdiklerini anlamak istiyorsunuz.

Anlıyorsunuz da!

Başkan Erdoğan Trump’la telefonda konuştu.

Türkiye NATO’da ABD’nin boşluğunu doldurabilir mi?

İstanbul Dubai’nin yerini alabilir mi?

Bu masalları sağlık haberleri izliyor:

Sivilceyi sıkmak tehlikeli mi?

Güneş kremi işe yarıyor mu?

***

Muhalefet, CHP, entelektüel düşmanlığı vs.. Alıştık. Ne de olsa “doktor dövebilmekle övünenlerle” aynı havayı soluyoruz artık.

Ama iktidarın “yoksullara yardım” kapsamında kapınıza çuvallarla bıraktığı kömür nasıl çıkarılır? Bir gün bile yapamayacağınız o işi yapanlar nasıl açlığa mahkum edilir? Ve buna nasıl duyarsız kalınır? Sıradan insan bunları düşünmeyi bırakalı epey oldu.

Ya medya!!!

Onları da..

Medyanın dilsiz şeytanlarını da tanıdık, biliyoruz.

Hepsinin nasıl güvenli koşullarda yaşadığını.. Başkan’ın uçağında nasıl dünyayı gezip 5-6 yıldızlı otellerde kaldığını.. Ballı maaşlarını biliyoruz. O irtifalardan aşağıdaki işsizin, madencinin görünmediğini de..

Ancak haberleri olsun. Yolun sonuna geldiler.

Madenciler, siz görseniz de görmeseniz de Türkiye’ye bir gerçeği anlattı.

“Zalimin zulmünü” sosyal medyadan ve gerçek haber kanallarından akan görüntülerle somutlaştırdı.

Bunu saklayamaz, zulmü silemezsiniz.

/././

Huzurevi müdürü yaşlıları dolandırdı -İsmail Saymaz- 

İlhan Dülkar geçirdiği trafik kazasından sonra felç ve yüzde 94 engelli kalınca ve evde bakımı zorlaşınca ailesi tarafından Ankara’daki Elmadağ Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne yerleştirildi.

Dülkar, başlarda çok memnundu.

Eş Sultan’ı arayıp “Keşke daha önce gelseydim. Müdürle aram çok iyi. Banka kartım onda. Her şeyimi alıyorlar, odama yolluyorlar” diyerek mutluluğunu dile getirdi. Bir ara “Dört Ata altını biriktirdim, gelin alın” dedi eşine.

Ölümünden bir-iki gün önceydi.

Eve telefon açtı.

“Sultan, beni dolandırdılar. Telefon faturamı yatırabilir misin” dedi.

Dülkar, 2 Kasım 2024’te hayatını kaybetti.

Birkaç hafta sonra Sultan Dülkar, eşinin maaşını sormak üzere bankaya gittiğinde şoka uğradı. Yetkililer Dülkar’ın dört bankadan kredi çektiğini söyleyerek, “100 bin TL borcunuz var” diye ekledi.

Krediler elektronik bankacılık yöntemiyle çekilmişti.

Oysa İlhan Dülkar, tuşlu telefon kullanıyordu.

Dolandırıcılar Dülkar’ın parasıyla ilk önce akıllı telefon almış, ardından hesaplarını boşaltmıştı.

Sultan, borcu kapatmak için 5500 Euro ve 150 bin TL ödemek zorunda kaldı.

saymaz.jpg

Eşi AK Parti’de belediye meclis üyesi

Dülkar, yaptığı incelemede eşinin hesabından Osman Kaya’nın hesabına 41.600 TL, yurt görevlisi A.Ö.’nün hesabına 4.000 TL aktarıldığını tespit etti. Ayrıca 76.000 TL’lik altın alındığını gördü.

Gel gör ki…

Eşinin ölümünden sonra huzurevinde kendisine hiçbir kıymetli eşya teslim edilmemişti. Hatta kızları Ata altınlarını sorduğunda “İlhan ağabey ölmeden önce bozdurdu” dediler.

Bu yanıtı veren, Osman Kaya idi.

Kaya, kim?

Elmadağ Huzurevinde sosyal çalışmacı olarak görev yaparken, iddiaya göre, AK Parti Altındağ Belediye Meclis Üyesi ve Kadın Kolları Başkanı olan eşi Gülizar Kaya’nın ‘torpili’ ile kuruma vekaleten müdür olarak atandı.

Atanmasından sonra bazı şayialar ortaya atıldı.

İddialara bakılırsa…

Yaşlılara mobbing yapılıyor.

Satın alma işleminde cebe para atılıyor.

Ölenlerin paraları, piyasadan fatura toplanarak, harcanmış gibi gösteriliyor.

Ailelerinin ilgilenmediği yaşlıların vasisi olup paraları alınıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bu iddiaları ciddiye alarak, 13 Aralık 2024’te muhakkik atadı.

Araştırmada dekontlara ulaşıldı.

Dülkar’ın banka hesabından Kaya’ya para gönderildiğine dair kayıtlar ortaya çıktı.

En az altı yaşlı dolandırıldı

Sultan Dülkar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, şikayetçi oldu.

Dilekçesinde şöyle diyor:

“Vefatından sonra pek çok kişi beni arayarak, eşimin kandırılarak, parasının yurt görevlileri tarafından alındığını ve dolandırıldığını söyledi. Eşimin hesaplarında yüzeysel olarak yaptığım kontrollerde yurt görevlisi Osman Kaya’nın hesabına 41.600 TL, A.Ö.’nün hesabına 4.000 TL para aktarıldığını, eşimin kartı ile kuyumcudan 76.000 TL civarında altın alındığını tespit ettim. Huzurevinde eşim öldükten sonra bana kıymetli eşya teslimi yapılmadı. CİMER’e de eşimin ve huzurevindeki yaşlı ve bakıma muhtaç insanların dolandırıldığına dair çok sayıda müracaat olduğunu öğrendim. Eşimin yurt görevlilerine bu miktarda para vermesi için sebep bulunmamaktadır. Yaşlı ve bakıma muhtaç insanların görevliler tarafından kandırılarak hesaplarının boşaltıldığı kanaatindeyim. Görevlilerin hesapları incelendiğinde çok sayıda yaşlının dolandırıldığının tespit edileceğini düşünüyorum.”

Dülkar Ailesi tek örnek değil.

Örneğin, İki yıl önce vefat eden 78 yaşındaki Ömer Şengül’ün de dört altını kayboldu!

En az altı aile yurttan şikayette bulundu.

Müdürlükten alındı fakat hala kurumda

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan aldığım bilgiye göre Elmadağ Huzurevi’ne 13 Aralık 2024’te muhakkik görevlendirildi.

Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından inceleme başlatılarak, disiplin soruşturması yapıldı. Bu rapor sonucunda Kaya, Kasım 2025’te görevinden alındı.

Ancak ihraç edilmedi.

Halen Ankara Pursaklar’daki Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne sosyal çalışmacı olarak görev yapıyor.

Kaya’ya henüz dava açılmadı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki dosya yeni şikayetlerle şiştikçe şişiyor.

/././

Trump ile İran’ın zaferi! BAE bırakıyor OPEC çatırdıyor -Mustafa K.Erdemol- 

Bünyesinde dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 80’inin bulunduğu ülkeleri barındıran Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nde (OPEC) yıllardır süren BAE-Suudi Arabistan gerginliği, BAE’nin ayrılma kararına yol açtı sonuçta. Başka nedenler de var elbette.

Eğer, BAE 1 Mayıs’ta resmi olarak ayrılma kararından caymazsa petrol üretimini koordine eden kartel büyük darbe almış olacak. Kararın İran’ın Hürmüz Boğazı'ndaki ABD/İsrail müttefiki ülkelere ait gemilere yönelik saldırıları sonucu BAE'nin petrol ihracatını ciddi şekilde kısıtlamasının ardından gelmesi de dikkat çekici.

Örgütün Suudi Arabistan ile Irak’ın ardından üçüncü büyük petrol üreticisi üyesi olan BAE, 1967’de girdiği OPEC’in kararlarında yaklaşık altmış yıldır etkiliydi. (Bu arada BAE adıyla değil Abu Dabi Emirliği aracılığıyla OPEC’e katıldığını, 1971’de BAE kurulduğunda da örgütte kalmaya devam ettiğini hatırlatalım).

Ayrılma kararına ilişkin Enerji Bakanlığı’nca yapılan resmi açıklamada ülkenin üretim politikası ile kapasitesinin kapsamlı bir biçimde gözden geçirildikten sonra ayrılma kararı aldığı belirtiliyor. Nedenlerden birinin de 2027 yılına kadar günlük 5 milyon varil üretim kapasitesine ulaşmayı hedefleyen BAE’nin daha fazla “hareket özgürlüğü” istemesi olduğu kaydediliyor aynı açıklamada. Ayrıma kararında BAE’nin düşük karbonlu enerjiye geçmesi de etkili olmuş olabilir elbette.

Gerçek neden kuşkusuz bunlar değil. BAE, yıllardır Suudi Arabistan’ın başını çektiği üretim kesintisi kararlarından ötürü huzursuzdu. Suudi Arabistan üç yıl üst üste yıllık zarar eden petrol piyasasını canlandırmak için ittifakın petrol üretimini kısıtlamıştı. İki ülke arasında yaşanan gerginlikler, örgütün birliği hakkında soru işaretleri yaratmıştı uzun süredir.

Üye ülkeler arasında devam eden bir rekabet bulunduğunu, üye ülkelerin farklı hedefleri olduğunu bunun iç çatışmaları tırmandırdığını da ekleyelim. İkinci, asıl neden ise İran etkisi; BAE Emiri’nin diplomatik danışmanı Anwar Gargas önceki gün Gulf influencers Forumu’nda İran saldırılarından ülkesini korumak için yeterince çaba göstermedikleri gerekçesiyle hem Arap Arap hem de Körfez ülkelerini eleştirmişti. Aynı eleştiri OPEC için de geçerli kuşkusuz. Yani, İran karşısında “yalnız bırakıldığına” inanıyor BAE.

OPEC’in iç olduğu kadar dış sorunlarla da karşı karşıya olduğu biliniyor. OPEC üyesi olmayan ABD gibi ülkelerin yükselişi, örgütün küresel petrol piyasasındaki konumunu daha da karmaşıklaştırmıştı. Üye olmayan ülkelerin üretimi arttıkça OPEC’in fiyatlar üzerinde etkili olma gücü azalmakta doğal olarak. Bunun sonucu arz fazlası durumuyla karşılaşılabilir. Böyle bir halde de piyasa kontrolü ile ekonomik istikrar zorlanmış olacak.

Hem iç hem de dış sorunların bir araya geldiği görülüyor. Bu OPEC’in petrol piyasası üzerindeki egemenliğinin zayıfladığının işareti. Üye ülkelerin çıkarlarını uyumlu hale getirememesi durumunda ya da değişen koşullara uyum sağlayamaması halinde OPEC’in fazla ömrü yok gibi.

BAE’nin ayrılması neden önemli? Öncelikle gruba büyük bir moral darbe vurmuş oldu. Yıllardır toplu petrol üretimi aracılığıyla küresel petrol piyasası fiyatlarını etkilemek için işbirliği içinde olan grup zayıfladı. Ancak kimi uzmanlar BAE’nin ayrılma kararının küresel enerji piyasası üzerinde hemen bir etki yaratmayacağını belirterek, bu durumun Hürmüz Boğazı yeniden açıldığında küresel arzın normalde olacağından daha yüksek olacağını gösterdiğini vurguluyor. Haklı olup olmadıklarını yakında anlayacağız.

Bu gelişmede asıl zafer kazanan ABD Başkanı Donald Trump oldu kuşku yok ki. OPEC’i üretimi kısıtlayıp petrol fiyatlarını arttırdığı için “dünyayı dolandırmakla” suçladığını biliyoruz Trump’ın. Bu arada geçen hafta Trump, mali bir destek paketi sunmak için BAE ile görüştüklerini açıklamıştı. Bu paket kapsamında İran’la savaşın yol açtığı kriz derinleşirse iki ülkenin merkez bankaları birbirlerinin para birimlerini eşdeğer miktarlarda takas etmeyi kabul edecek. BAE’nin OPEC’ten kopma kararında ABD ile yeni bir ittifak kurmasının da etkisi olduğu açık.

Sonuçta; OPEC’in parçalanma olasılığı göz ardı edilemez. Dağılırsa ne olur? Önemli ölçüde yeniden yapılandırılır. Ama bu haliyle sürmesi zor görünüyor.

Trump’dan sonra ikinci kazananın İran olduğu da ortada. OPEC’de kendisine haksız yere üretim kotası uygulanan bir ülke İran. Başına bu işleri açan ülkelerden biri olan BAE’nin OPEC dışına çıkmasından memnun olması anlaşılabilir.

Bakalım AB-İran savaşı başka nelere yol açacak?

/././

halkTV

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Medyanın dilsiz şeytanları! + Huzurevi müdürü yaşlıları dolandırdı + Trump ile İran’ın zaferi! BAE bırakıyor OPEC çatırdıyor -halkTV-

Medyanın dilsiz şeytanları!-Ayşenur Arslan-  Pazara gideceksiniz.. Eşiniz evin acil ihtiyaçlarını söylüyor. Bir kâğıda not ediyorsunuz: 1 ki...