Cumhuriyet "Köşebaşı + Gündem" -27 Haziran 2026-


Belediyelere operasyonların içeriğini biliyor musunuz?-Murat Ağırel- 

Adalar Belediyesi’ne, Seferihisar Belediyesi’ne, Bornova Belediyesi’ne ve Şile Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonları görmüşsünüzdür.

30 gözaltı, 50 gözaltı, 100 gözaltı...

İyi de kim bu insanlar, ne yaptılar da bu durumu yaşamayı hak ettiler?

Mesela Adalar Belediyesi...

İddiaya göre belediye başkanı Ali Ercan Akpolat örgüt kurmuş ve iş insanlarından çeşitli bahanelerle rüşvet alıyormuş. Ses kayıtları, kamera görüntüleri, MASAK raporları, HTS kaydı yok yok... Ben bu belgelere ulaşamadım.

Sabah gazetesi de “Kasım” isimli bir kişinin ifadesinden ve teslim edilen hard diskten bahsediyordu. Kimdir bu Kasım, ne ifade vermiş diye düştüm peşine.

Belediyenin destek hizmetlerinde görevli. 2025 yılında belediyeye ait temizlik malzemeleri, maske, çay, zımba, peçete vs. gibi ürünleri şahsi adresinde sakladığı tespit edilmiş ve hakkında tutanak tutulmuş.

‘SON VAPURA MI?’

Kim tutmuş tutanağı?

Belediye başkan yardımcısı Fırat Durak. Ekipler gelmiş, tüm eşyaları kamyona yüklemiş.

Fırat Durak bir olay nedeniyle belediyedeki kamera görüntülerini istiyor bu kişiden. Kameraların çalışmadığını belirtiyor. Bu sefer şifresini istiyor. “Kasım”, “Tamam” diyor ama vermiyor.

Belediye başkan yardımcısı şüpheleniyor. “Mesai saati dışında bu kişi belediyeye girerse haber verin” diyor güvenliğe. Bu kişi gerçekten de yanında kimliği belirsiz bir kişi ile birlikte mesai saati dışında belediyeye geliyor. Güvenlikler, kendilerinin amiri konumunda olan bu kişiye yanındaki kişinin kimlik bilgilerini soruyor. “Ben cuma günü sizlere vereceğim” diyor ve binaya giriyor. Durum başkan yardımcısına bildiriliyor. Belediyeye gidiliyor ancak Kasım ve yanındaki kişiler belediyeden çıkmışlar. Akıllarına “Son vapura mı gidiyorlar?” diye geliyor. Bir belediye personeli vapur iskelesine gidiyor; gerçekten de Kasım isimli kişi orada ancak yanındaki kişi vapura binmiş.

Kasım belediye binasına çağırılıyor ve soruluyor: “Bu kişi kimdi? Hangi yetki ve amaç ile kamera kayıt odasına girebiliyor ve hard diskleri söküyor?”

Kasım, “Sözleşmesini yarın bildirecektim, belediye başkan yardımcısı Hüseyin Bey’in bilgisi var” cevabını veriyor. Hüseyin isimli kişi aranıyor ve soruluyor; alınan cevap “Hayır, benim bilgim yok” oluyor.

Ortaya çıkıyor ki Kasım isimli kişi ve yanındaki kişi belediyenin kamera kayıtlarının olduğu hard diskleri sökmüşler. Hard diskleri meçhul kişi almış. Belediye başkan yardımcısı Fırat Durak bunun üzerine güvenlikler ve belediye personelinin ortak imzası ile tutanak tutuyor ve Adalar Savcılığı’na, Emniyet’e durumu “Hard disklerimiz çalındı” diye bildiriyor.

Bu olaydan üç ay sonra “Kasım” isimli kişi Anadolu Başsavcılığı’na gidip yolsuzluk ile ilgili iddialar ile ilgili ifade veriyor.

Hard diskleri, anlattıklarının doğru olduğunu ispatlamak amacı ile aldığını itiraf ediyor ve savcılığa teslim ediyor. Sonra da belediyeye operasyon yapılıyor. Kasım isimli kişinin ifadesinde tarih, isimler tutarsız olduğu için farklı tarihlerde üç defa ifade vermiş. Fırat Durak ismi ifadede sadece bir yerde “Duydum” diye geçiyor.

Peki, Fırat Durak neden tutuklu? Savcılık Fırat Durak için “örgüt yöneticisi” nitelemesi yapıyor; fakat sevk yazısında onun adına ayrılan bölümde somut para miktarı, banka hareketi veya para teslimine ilişkin ayrıntı yok.

Suçlamalar ne biliyor musunuz?

Gülperi isimli bir hanımefendi var. Metruk bir evi var. Cumhurbaşkanı kararına istinaden evini yaptırıyor. Çevre Şehircilik’ten alıyor izinleri. İnşaat devam ederken kaldırıma demir koyuyor ustalar. Zabıta gezerken görüyor, “Kaldırın yoksa ceza keseriz” diyor. Gülperi Hanım da belediye başkanına mesaj yazıyor, sonra arayıp durumu anlatıyor, “Beni bir gün idare edin” diyor.

Belediye başkanı da “Fırat yanımda, söylüyorum, tamam” diyor. Gülperi Hanım aynı zamanda Fırat Durak’a SMS gönderiyor ve “Zabıtalar bana ceza/işgaliye kesmesin, cuma günü kaldırılıyor” diyor.

Çevre Şehircilik Bakanlığı denetliyor yapılan yapıyı ve rapor hazırlıyor. Yapı projeye uygun. Gülperi Hanım 10 bin TL ceza yememek için bunu yapıyor ki aslında ceza yazılsa 3 bin 700 TL ceza yazılacak. Savcılık sorgusunda ise bu işlem için 300 bin TL rüşvet verildiği iddia edilmiş.

“Hadi canım” demeyin, Gülperi Hanım da tutuklu, Fırat Durak da.

Bakın tutuklanan bir kişi daha var: Mehmet Şirin Elmas, garson.

Telefon konuşması dökümleri var. Konuştuğu kişi yeğenine okul çantası vermiş. Yine konuşmada bot, mont vereceğinden bahsediyor. Garson Mehmet de kendisine ve çocuklara yapılan iyiliği karşılıksız bırakmamak için çalıştığı lokantadan bir şişe içki alıyor ve hediye etmek istiyor.

‘EMANET VAR!’ 

Telefonda “Abi neredesin, bir emanet var bende vermeliyim” diyor. Buradaki emanet yine rüşvet ve rüşvete aracılık diye nitelendiriliyor, bu garson tutuklanıyor. İfadesinde söylüyor ama nafile. İfadesinde ne rüşvet verecek parasının olduğunu ne de böyle bir durumunun olduğunu beyan ediyor ancak cezaevine gönderiliyor.

Bir şey daha anlatayım; Fırat Durak hakkındaki diğer rüşvet iddiası ise Ada’daki su sporları müdürü ile ilgili. Emekli asker olan ve su sporları müdürü olan Armağan Bey, belediye başkanı ve yardımcılarına hayırlı olsun ziyaretine gitmek istiyor. Adadaki bir kahveciden iki kutu çikolata yaptırıyor. Belediyeye gidiyor ama bir başkan yardımcısı meşgul, diğeri Fırat Bey görevde.

Telefon açıyor, “Geldim yoksun, kısmet olmadı sana emanet bırakıyorum” diyor. Fırat Bey de teşekkür ediyor. İşte emanet diye bırakılan çikolata rüşvet olarak değerlendiriliyor.

Emekli asker Armağan Bey kahveciden alınan çikolataların fişini ve kamera görüntülerini sunacağını söylüyor; Fırat Bey de “Hard diskleri siz de açın bakın, göreceksiniz zaten” diyor ama nafile, tutuklama gerekçesi oluyor.

Rüşvete sebep olan para ve görüntüleri nerede, ilgili banka kayıtları nerede? Onlar yok!

İşte sadece “sayı” olarak belirtilen kişilerin hikâyeleri bunlar dostlar.

Umarım bir an önce bu durum düzeltilir ve kişiler özgürlüklerine kavuşur.

/././

Trump’ın hediyesinin karşılığı ne?-Mehmet Ali Güller- 

CNN Türk’ün Washington temsilcisi Yunus Paksoy, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump’a sormuş: “Sayın başkan, Türkiye F-110 jet motorlarını ve F-35 savaş uçaklarını istiyor. Türkiye’ye büyük bir hediye çantasıyla mı gidiyorsunuz?” Trump da “Evet, muhtemelen onu (Erdoğan’ı) çok mutlu edecek bir şey yapacağım” demiş.

İlk akla gelen, 80 motorun, Türkiye’ye NATO’da verilen yeni iki görevin, yani Adana’daki yeni NATO kolordu karargâhının ve İstanbul Boğazı’ndaki Deniz Unsur Komutanlığı’nın karşılığı olduğudur.

Ancak Adana’daki ve boğazdaki yapılar kesinleşti, 80 motor ise kesin değil. Hem Dışişleri Bakanı Hakan Fidan hem de Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler aylar önce açıklamıştı. Türkiye’nin KAAN için istediği 80 motor talebi ABD Kongresi’nde bekletiliyordu. Yani Trump’ın hediye olarak belirttiği konu yeni değil. Üstelik Kongre’nin itirazları da sürüyor.

TRUMP ERDOĞAN’DAN ‘NE YAPMAMASINI’ İSTEDİ? 

Trump’ın Beyaz Saray’daki basın toplantısında dikkat çeken başka sözleri de vardı: “O (Erdoğan) benim bir dostum ve savaşın dışında kaldı. Biliyorsunuz, İran’la yaşanan savaşa dahil olabilecek en güçlü adaylardan biriydi. Hatta belki de İran’ın tarafında yer alabilirdi. Çünkü bildiğiniz gibi İsrail’in büyük bir hayranı değil. Ben de ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı.”

Trump’ın bu sözlerinin ilk kısmı elbette palavra. İktidarın İsrail karşıtlığı üzerinden ABD-İsrail’e karşı İran’ın yanında savaşa girebilmesi, bir olasılık problemi bile değil!

Trump’ın sözlerinin devamı ise başka bir şeyi örtüyor: “Ben ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı.” Oysa Ankara’dan savaşın dışında kalmasını istemiş değiller, tersine İran’ın Türkiye’ye 4 kere füze attığını iddia ederek Ankara’yı İran’a karşı pozisyon almaya zorlayan kışkırtma eylemi düzenlediler.

Bu örtülü açıklamayı anlayabilmek için Trump’ın bu konudaki bir başka sözünü anımsamamız gerekiyor. Trump, 27 Mart 2026’da, İran’la süren savaş konusunda yaptığı konuşmada şöyle demişti: “Bence Türkiye harikaydı, gerçekten harikaydı; onlardan uzak durmalarını istediğimiz konuların dışında kaldılar.”

Evet, mesele “ne yapılmasını istediler de yapıldı” konusu değildir, “ne yapılmasını istemediler de yapılmadı” konusudur.

HAZAR-AKDENİZ HATTI 

Trump bir işadamı. Ülkesini şirket, kendisini de CEO gibi görüyor. Dolayısıyla “karşılıksız hediye” vermesi olası değil.

Anımsayın, Trump’ın yakın arkadaşı ABD Büyükelçisi Tom Barrack, hem de bir kaç kez söyledi: “Göreceksiniz, yakında Türkiye ve İsrail Hazar’dan Akdeniz’e işbirliği yapacak.”

Hazar bölgesinde, Güney Kafkasya’da ABD için kritik konu Çin’in Kuşak ve Yol’unu düğümleyebilmek. Trump’ın Azerbaycan ve Ermenistan’la anlaşarak Zengezur Koridoru’nu Trump Koridoru’na çevirmesi bu açıdan önemli. Yine ABD’nin Ermenistan’a askeri destek içeren açılımları önemli. Gürcistan üzerinden Doğu Karadeniz’de bir liman/üs edinme amacı da önemli.

Doğu Akdeniz’de ise kritik konu Kıbrıs. Daha doğrusu KKTC’nin AB tarafından “yutulması” üzerinden İsrail-Kıbrıs-Yunanistan (Avrupa) ekseni inşa edilmesi. İşte tam da bu süreçte BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in Kıbrıs planı ortaya çıktı: “Maraş ve Güzelyurt Rumlara bırakılacak. Karşılığında Türk tarafına, ülke yönetiminde dönüşümlü başkanlık ve federal konsey, AB’ye katılım, ambargoların kaldırılması, doğrudan ticaret, temas ve uçuş vaat ediliyor. Akdeniz gazı da KKTC kullanımına açılıyor.” (Sözcü, 25.6.2026)

Sonuç olarak Trump yönetimi NATO’yu dönüştürürken HazarAkdeniz ekseni üzerindeki hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Trump’ın Ankara’dan yapmasını değil, yapmamasını istediği şeyler, işte bu eksendeki gelişmelerle ilgili.

/././

‘Su’ molası mı ‘para’ molası mı?-Tuğrul Akşar- 

Dünya Kupası’nda izlediğimiz “yeni nesil” su molaları, yüzeyde oyuncu sağlığını gözeten masum bir düzenleme gibi görünse de oyunun ruhuna temas ettiği noktada ince bir çatlak açıyor. Çünkü futbolun özü; kesintisiz akışında, ritminde ve duygusal yoğunluğunda saklıdır. Her duraksama, bu akışı yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel ve duygusal düzeyde de böler. Oyun, kendi doğal temposunu yitirir; seyirci, maçın içine çekildiği o süreklilik hissinden kopar. Özellikle bu molalar, doğal bir oyunsal zorunluluğun değil de planlanmış ve tekrarlanan kesintilerin parçasına dönüştüğünde, futbolun spontane doğası zayıflar; oyun, giderek segmentlere ayrılmış bir gösteriye, akışı parçalanmış bir sahnelemeye yaklaşır.

Bu nedenle sorun molanın varlığı değil, hangi anlam ve amaçla kurulduğudur. Eğer gerçekten oyunun sağlığına hizmet eden bir nefes alanıysa meşrudur; ancak ticari mantığın görünmez bir uzantısına dönüşüyorsa, o zaman futbolun ruhunda açılmış küçük ama derin bir yaradan söz etmek gerekir. Eleştirel açıdan bakıldığında tablo daha da belirginleşir. Oyuncu sağlığını koruma iddiası, oyunun bütünlüğünü parçalayarak yeni bir ticarileşme katmanı üretmektedir. Bir yanda susuzluk giderilirken, diğer yanda oyunun kendisi giderek daha fazla “susuz” bırakılır; akışkanlık, süreklilik ve ritim aşınır.

Oysa bu müdahale başka türlü kurgulanabilirdi. Su molası, sponsor logolarının gölgesinde büyüyen bir reklam aralığı değil; bütünüyle oyunun iç mantığına sadık bir “sporcu koruma protokolü” olabilirdi. Karar mekanizması ticari takvimlere değil, bağımsız bir iklim ve sağlık kuruluna bırakılabilir; süre sabit bir standarda değil, sıcaklık ve nem gibi değişkenlere dayalı bilimsel bir endekse göre belirlenebilirdi. Daha da önemlisi, bu molalar oyunun ritmini kesen bir televizyon arası değil, oyunun içine gömülü bir bakım anı olarak tasarlanabilirdi. Oyuncunun oyundan kopmadığı, izleyicinin ise akıştan dışlanmadığı; verinin görünür olduğu ama markaların görünmez kaldığı şeffaf bir ara...

Bugün geldiğimiz noktada su molaları, futbolun ritmi üzerinden kurulan yeni ekonomik düzenin bir parçasına dönüşmüş durumda. Bu haliyle “su molası” giderek oyunu koruyan bir araç olmaktan çıkıp, oyunun zamanını paraya çeviren bir “para molası” işlevi kazanıyor. Su molaları uygulamasıyla oyun soğutulurken, FIFA’nın kasası doluyor.

/././

Niğde'de havai fişek fabrikasında patlama: 1 ölü, 1 yaralı (SON DAKİKA) 

Niğde'nin Bor ilçesinde özel bir havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Patlamada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

Niğde'nin Bor ilçesindeki bir havai fişek fabrikasında patlama meydana geldi. Yaralıların olduğu bildirilirken, itfaiye ekipleri patlama sonrası çıkan yangına müdahale ediyor. Kemerhisar beldesindeki özel bir firmaya ait havai fişek fabrikasında, saat 16.45 sıralarında, henüz bilinmeyen nedenle patlama oldu. Patlamada bazı işçiler yaralandı. EKİPLER SEVK EDİLDİ İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar ambulanslarla Bor Devlet ve Niğde Eğitim ve Araştırma hastanelerine götürüldü. Patlamanın ardından çıkan yangına ise itfaiye ekipleri müdahale ediyor. YANGIN BÜYÜMEDEN SÖNDÜRÜLDÜ; 1 ÖLÜ, 1 YARALI Niğde'nin Bor ilçesinde bir havai fişek fabrikasının yer altı deposunda meydana gelen patlamanın ardından çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle büyümeden söndürüldü. Hastaneye kaldırılan 2 yaralıdan Nuri Özkan doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Yaralı Yasin Demirbaş'ın ise tedavisinin devam ettiği belirtildi.

***

AKP’nin 2015 yılında özelleştirdiği santral devlete pahalıya patladı: ‘Fatura halka kesilmesin!’-Mustafa Çakır- 


İktidarın özelleştirme politikaları kapsamında 2015 yılında 685.5 milyon dolara Konya Şeker’e satılan Soma B Termik Santrali şimdi de icradan satılarak Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’nun (TKİ) 20 milyar liranın üzerindeki alacağı kapatılmaya çalışılıyor. Satıştan elde edilen kaynak, borcu kapatmaya yetmezse hukuki süreç devam ettirilecek. İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, “Özel sektörün yönetim zafiyetlerinin faturasının halka kesilmemesi ve tesisin ‘adil geçiş’ ilkeleri çerçevesinde yeniden ayağa kaldırılması için kamulaştırma dahil somut adımların atılması elzemdir” dedi. Sunat, “tesisin bilerek verimsizleştirildiği” iddialarına da dikkat çekti. 
https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/akp-nin-2015-yilinda-ozellestirdigi-santral-devlete-pahaliya-patladi-fatura-halka-kesilmesin-2515773

***

Anadolu’da en fazla kapanan işletmenin yer aldığı sektörler belli oldu: ‘Gıda, ulaştırma, giyim’-Mustafa Çakır-


Ekonomide yaşanan sıkıntıların Anadolu’da en fazla etkilediği sektörler belli oldu. Denizli, Isparta, Burdur, Kütahya ve Uşak’ta kapanan işletmelerin yer aldığı sektörler içerisinde ilk sıralarda, “gıda, tarım”, “ulaştırma hizmetleri” ile “giyim, deri ürün, ev tekstili, dokuma” geliyor. Gıda, tarım ile ulaştırma sektörlerinin, hem kapanan, hem de açılan işletmeler içerisinde ilk sıralarda yer alması ise dikkat çekti.  https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/anadolu-da-en-fazla-kapanan-isletmenin-yer-aldigi-sektorler-belli-oldu-gida-ulastirma-giyim-2515775

***

Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisine sansür! X'teki paylaşımlara erişim engeli 


Komedyen Deniz Göktaş'ın YouTube'da yayımlanan "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisinden alınan kesitlerin yer aldığı X paylaşımları, "millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişime engellendi.  https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/deniz-goktas-in-stand-up-gosterisine-sansur-x-teki-paylasimlara-erisim-engeli-2515771

***

Cumhuriyet



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Cumhuriyet "Köşebaşı + Gündem" -27 Haziran 2026-

Belediyelere operasyonların içeriğini biliyor musunuz?-Murat Ağırel-  Adalar Belediyesi’ne, Seferihisar Belediyesi’ne, Bornova Belediyesi’ne...