T-24 "Köşebaşı " -12 Kasım 2025 -

 Dilovası’nda kadın işçilerin yanarak öldüğü iş yeri için yıkım kararı dört yıl önce verilmiş!-Candan Yıldız-

“Çalışma Bakanlığı parfüm üreten 100 iş yerini denetlese 98’i kapatılır”

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi kayıtlarına göre bu yılın ilk on ayında 1737 işçi hayatını kaybetti.

İşçi ölümlerinin sıradanlaşmasının bir nedeni olmalı. Dilovası’nda Ravive Cosmetics’e ait yüksek risk içeren parfüm atölyesinde çıkan yangında üçü 18 yaş altı 6 kadın işçinin ölümüyle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluğunun altını bir kez daha çizmek gerekiyor.

Çünkü iş yeri ruhsatının olup olmaması, kullanılan fiziki binanın kaçak olup olmaması iş cinayetlerinde daha ikincil bir konu. Asıl sorumluluk Çalışma Bakanlığı’nda…

İşçilerin kaçamadığı yangınla ilgili parfüm atölyesinin bulunduğu binayla ilgili yıkım kararı olup olmadığı gündeme gelmişti. Dün ulaşamadığım Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu’na ulaştım. Belediye Başkanı Ömeroğlu binanın kaçak olduğunu doğruladı ve “Yıkılacaktı, ihaleye çıktık ama ihaleye giren firma olmadığı için binayı yıkamadık” dedi.

Ancak yazışmalardan anlıyoruz ki, 2021’de verilen yıkım kararı 4 yıl boyunca uygulanamamış. İşçilere mezar olan iş yeri de 2024 yılında yıkım kararı bulunan binaya taşınmış. Yapılamayan ihalenin, yıkılmayan binanın bedeli ortada: Yanarak ölmek!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda patlamaya ilişkin kapsamlı bir soruşturma başlatıldığını duyursa da iş cinayetlerinin neden önüne geçilemediği sorusunun yanıtı verilemiyor.

Çalışma Bakanlığı açıklamalı mesela, bu fason üretim yapan bu parfüm dolum atölyesini denetlemiş mi? Sonuç ne olmuş?

Denetimlerle ilgili sorularımı yanıtlayan emekli Çalışma Bakanlığı Müfettişi Şeref Özcan’ın anlattıkları önemli:

“İş güvenliği yetkisi Çalışma Bakanlığı’nda… Parfüm imalathanesi, en tehlikeli işyerlerinden… Daha önce de Tuzla OSB'de üç kadın yanmıştı. Yangın sistemi iyi olduğu için ölmemişlerdi ancak ağır yaralanmışlardı. Hadımköy'de bir erkek işçi yanmıştı. Geçmişte Çerkezköy'de Hunca'da 3 kadın yine yanmıştı. Çünkü kimyasal madde olduğu için en küçük kıvılcım patlamaya, yangına neden olabiliyor. Çalışma Bakanlığı ağırlıklı olarak belirli sektörleri denetliyor. Eskiden il bazında grup başkanlıkları tarafından müfettişler görevlendiriliyordu. Şimdi ise Ankara’dan yapılıyor. Çünkü Ankara’da bir filtre var. Her müfettiş gönderilmiyor. Türkiye’de parfüm üreten 100 atölyeye gitseniz 98’i kapatılır. Boya fabrikaları için de durum bu. Çünkü buralar vahim durumda ve kapatılmaması için denetlenmiyor."

/././

Çocuk ve kadınlara mezar olan parfüm atölyesi: “Mülteci kampı gibiydi, canlı bir bombayı mahallenin içine attılar”-Candan Yıldız- 

“Patron olan kişi de beter olsun. Cumhurbaşkanıma da çıksam bunu söyleyeceğim. Ablam her şeyimdi, ışığımı söndürdüler”

Yanarak ölmek… Yangından çıkan dumanın etkisiyle boğularak ölmek… Artık işçiler, işçi olmayanlar böyle ölüyor Türkiye’de. Bolu Kartalkaya’da Grand Kartal Otel’den, İstanbul-Gayrettepe’de Masquerade Club'dan yükselen yangın dumanlarının mesajı bir yerlere ulaşmamış olmalı ki Gebze-Dilovası'ndaki parfüm atölyesinin sahipleri, denetlemeyenleri çocuk ve kadınları kurban edebiliyor.

Merdiven altı ahlakın insanları öldürmesi yeni değil. Bunu 2008’de 20 işçinin öldüğü Davutpaşa’da kaçak maytap atölyesinde çıkan yangından biliyoruz.

İnsanların yoksulluğunu istismar eden Ravive Cosmetics’in patron ve yöneticileri çocuk çalıştırabiliyor, sigortasız çalıştırabiliyor, çalışanların tanıklığına göre yangın tüpü bile olmadan, çıkış kapıları yetersiz bir binayı işçilere reva görebiliyor.

Çünkü onlar yoksul, o işe mecburlar…

Gebze Dilovası'ndaki parfüm deposu yangınında hayatını kaybeden işçiler

Dilovası Mimar Sinan Mahallesi’ndeki parfüm dolum, etiketleme, paketleme atölyesinin (firmalara fason üretim yapıyor) üst katının kaçak olduğu, hatta yıkım kararı olduğu iddia edildi.

Dilovası Belediyesi’ni aradım, ‘soruşturma nedeniyle bilgi veremiyoruz’ yanıtını aldım. Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu’na da ulaşamadım.

Olay yerine giden ve Kartalkaya yangınının avukatlarından Onur Fırat Kaynun’un verdiği bilgiler çok önemli:

“Mahalleliyle konuştuk, ısrarla ve devamlı olarak hem CİMER'e hem Dilovası hem de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne şikâyet ettiklerini söylüyorlar. Zabıta birden çok defa denetlemeye geldi ve çıktıklarında ellerinde koliler gördük diyorlar.”

Geçen yıl gerçekten de CİMER’e başvuru yapılmış, ki insanların en güvendiği şikâyet mercii…

Mahalle yoksul, borçlar, hacizler nedeniyle kadınlar sigortasız çalışma zorunda kalmış.

Avukat Onur Fırat Kaynun ilk tespitleri şu şekilde:

“Üst kat için kolon yerine geçecek çelik direkler yerleştirilmiş, bu mevzuatın arkasından dolanmak için yapılmış olabilir. Mahalleliye üst katı depo olarak kullanıyoruz diyormuş patronlar. Binanın çevresi, çatısı sac perdelerle örülmüş. Bütün yan saçlar erimiş yangında. Sokağın karşı tarafı aslında ticari imar alanında, o kısımda faaliyet göstertebilecekken bu yanan binada devam etmişler. Olay Kartalkaya’dan beter!”

Yangında ölen Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut’la da konuştum. Kendisi de merdiven altı atölyede 1 ay çalışmış. O da şunları anlattı:

Ölen işçi Şengül Yılmaz-kız kardeşi Emine Bulut

“Ablam üç yıldır çalışıyordu orada. Sigortası yoktu. 1200 günü kalmıştı emekli olması için. Ama sigortasını yapmadılar. Yevmiye usulü çalışıyordu. Yemek de yoktu, kadın işçiler evden getirdikleri peynir zeytinle karınlarını doyuruyordu. Patron Kurtuluş Oransal millete içtikleri çayın dibini veriyordu. Cumartesi-Pazar çalışmayı zorunlu tutuyordu. O gün ablamı mesaiye çağırmış. Ne yangın tüpü ne yangın merdiveni ne de çıkış kapısı vardı. Patron olan kişi de beter olsun. Cumhurbaşkanıma da çıksam bunu söyleyeceğim. Ablam her şeyimdi. Işığımı söndürdüler.”

Hilal Yılmaz da işçilere mezar olan bu atölyede 1,5 ay çalışmış. 5 ay önce de ayrılmış.

“Sigorta yoktu, yemek yoktu. Okullar kapandığında 14 yaşında,15 yaşında çocuklar geliyordu çalışmaya. Bu çocuklar fakirler, ölüyorlar. Kadınlar da çaresizlikten burada çalışıyordu. Ezilen, yanan hep kadınlar. Bir gün patronla tartıştım, bu kadar çalışan var, neden biz ekmeğimizi çayımızı kendimiz getiriyoruz diye. ‘Mecbur değilim, giden gider, bana elaman mı yok’ dedi. Geç gelsen yevmiyenden kesinti yapardı. Bir parfüm şişesi kırılsaydı onu da bizden kesiyordu. Mülteci kampı gibiydi. Canlı bir bombayı mahallenin içine attılar. Olaydan sonra 9 yaşındaki çocuğum bana sarılıp ‘Anne sen sakın ölme’ diyor.”

Aileler şu an yasta… Hukuki süreçle ilgili pek bir bilgileri yok. Konuştuğum Kocaeli Barosu Başkanı Kadir Caner Karakadılar ailelerle görüşüp dava sürecinde müdahil olacaklarını söyledi. Benzer davalardan Kartalkaya gibi kararlar çıkmazsa, başka kadınlar, başka çocuklar ölmeye devam edecek, bu net. Çünkü işçinin canı çok ucuz!

Gaziantep Milletvekili Mesut Bozatlı

Diğer yandan Dilovası bir kez daha gösterdiği ki çocuk işçiliği normalleşiyor. MESEM’lerin çocuk işçiliğini yasallaştırdığı ortada. MESEM öğrencisi çocuklar arasında ölenler de oldu. Siyasetçiler nezdinde de çocuk işçiliği sorgulanmıyor. Örneğin, Gaziantep Milletvekili Mesut Bozatlı’nın paylaşımı…

Bozatlı paylaşımında “Kebapçı dükkânında çalışan minik Ahmet… Ocak ateşinin sıcaklığını, sokakların telaşını, esnafın samimiyetini yüzünde taşıyor. Bir zamanlar ben de onun gibiydim…” demiş.

Oysa dünün çocuklarının maruz kaldıklarına bugünün çocukları maruz kalmasın diye siyaset yapılmıyor mu? 

T-24


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Ergin Yıldızoğlu + Mehmet Ali Güller -Cumhuriyet-

‘Muktedir yapar, zayıf çaresiz katlanır’-Ergin Yıldızoğlu-  Trump’ ın başdanışmanı  Stephen Miller , CNN’de,  Goebbels  taklidi yaparken  “A...