HSK, acele kamulaştırma, özelleştirme, turizm ve ÇED kararları gibi çevre davaları için ‘özel mahkemeler’ belirledi. Avukat Arif Ali Cangı, "Artık çevre davalarında yatırımcılara dikensiz gül bahçesi sunmak için özel mahkemeler kurmak üzereler" dedi.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, acele kamulaştırma, özelleştirme kararları, turizm yatırımları ve çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kararlarından doğan davalara bakacak ihtisas idare mahkemelerini belirledi. Karar, 5 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Avukat Arif Ali Cangı, şu anda var olan sistemin oldukça sorunlu olduğunu ancak yeni yürürlüğe giren kararla ÇED için yatırımcılara dikensiz gül bahçesi sunulabileceğini söyledi.
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, acele kamulaştırma, özelleştirme kararları, turizm yatırımları ve çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kararlarından doğan davalara bakacak ihtisas idare mahkemelerini belirledi. Karar, 5 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Hakimler ve Savcılar Kurulunun bağlı olduğu Adalet Bakanlığına getirilen İstanbul Eski Başsavcısı Akın Gürlek’in ilk icraatleri mahkemelerde değişikliğe gitmek oldu. 18 Şubat’ta Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerini kaldırarak İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri çatısı altında birleştirilmesine karar veren Gürlek, şimdi de ÇED kararlarının “tek elde” toplanmasını uygun gördü.
HSK’nin 3 Mart 2026 tarihli ve 346 sayılı kararına göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesinde düzenlenen “ivedi yargılama usulü” kapsamındaki davalar belirli idare mahkemelerinde toplanacak. Bu kapsamda, acele kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri ile Çevre Kanunu uyarınca verilen ÇED kararlarına ilişkin davalar belirlenen mahkemelerde görülecek.
"Artık çevre davalarında hiçbir pürüz kalmasın istiyorlar"
Avukat Arif Ali Cangı; çevre davalarında ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkların çözümünün hızlı yürütülmesi gereken işler olduğunu ancak yapılan bu yeni görevlendirmelerde özel olarak seçilmiş hakimlerden oluşan mahkeme heyetlerinin kurulacağı kaygısı yaşadıklarını söyledi. Cangı “Bu endişe verici. Sonuçta zaten çevre ile ilgili yürüyen davalarda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Çevre hakkının yargısal yoldan korunması çok zor hale gelmiş durumda. Üstelik iktidarın yargıya olan müdahalesi ve baskıları da ortada. Ancak anlaşılan bu da yetmemiş, artık çevre davalarında hiçbir pürüz kalmadan, yatırımcılara dikensiz gül bahçesi sunmak için özel mahkemeler kurmak üzereler. Bu düzenleme ile sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ve yaşamın korunması mümkün değil” dedi.
Yargının yavaş işleyişinin genel ve sistematik bir sorun olduğunu ve bu sistemsel sorunun çözülmesi gerektiğini belirten Cangı “Ancak şimdi ‘Yargının hızlı işlemesi’ gerekçesi gösterilerek özel mahkeme oluşturma çabası var. Özel mahkemeler ancak ve ancak yasa ile kurulabilir. HSK’nin özel mahkeme kurma yetkisi yok” ifadelerini kullandı.
Cangı ayrıca bu karara hakimlerin de itiraz etmesi gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti: “Şimdi çevre davaları aynı mahkemelere düşmeye başladığı zaman, ister istemez Anayasa’ya aykırılık tartışması yapılacak. ‘İzmir 5. İdare Mahkemesi ÇED davalarında iktidarın lehine olumlu karar veriyor’ gibi bir algı oluşacak. Bu aynı zamanda o mahkemelerde gerçekten hukuka uygun davranacak hakimler için de bir ön yargı oluşturacak. Bu nedenle o mahkemelerin hakimlerinin de karşı çıkmasını tavsiye ederim.”
"Yargılama hızlı sürecek" denildi
HSK kararında, söz konusu davaların teknik ve uzmanlık gerektiren alanları kapsadığı, özellikle çevre, kamulaştırma ve turizm yatırımlarına ilişkin uyuşmazlıklarda farklı mahkemelerde açılan davaların uygulamada içtihat farklılıklarına yol açabildiği belirtildi. Bu nedenle davaların belirli mahkemelerde toplanmasının yargılamaların daha hızlı ve etkin yürütülmesini sağlayacağı ifade edildi.
Karara göre, bölge idare mahkemesi merkezlerinin bulunduğu illerde belirlenen idare mahkemeleri bu davalara bakacak. Buna göre Adana’da 1, Ankara’da 9, Antalya’da 1, Bursa’da 4, Diyarbakır’da 1, Erzurum’da 2, Gaziantep’te 5, İstanbul’da 4, İzmir’de 5, Kayseri’de 1, Konya’da 3 ve Samsun’da 1 numaralı idare mahkemeleri ihtisas mahkemesi olarak görevlendirildi. Halihazırda görülmekte olan ve bu kapsama giren davaların da iş bölümü gerekçesiyle söz konusu mahkemelere gönderileceği belirtildi. Kararda, düzenlemenin yargılamalarda gecikmelerin önlenmesi, uygulama birliğinin sağlanması ve yargı kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla yapıldığı ifade edildi.
Ticaret mahkemeleri tek çatıda birleştirilmişti
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Kurulu 18 Şubat’ta Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevreleri, kendi ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresinden çıkarmıştı. Birleştirme işleminin ardından İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresi, “İstanbul ilinin mülki sınırları” olarak yeniden belirlendi.
Söz konusu birleştirme kararı, kapatılan mahkemelerin faaliyetlerinin fiilen durdurulacağı tarih itibarıyla uygulamaya konuldu. Faaliyeti durdurulan Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerindeki mevcut dosyalar ise İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine devredildi.
AKP’nin doğa tahribatı
- 2024 yılında TBMM’ye getirilen 15 maddelik kanun teklifi ile Maden Kanunu, Kıyı Kanunu, Doğal Gaz Piyasası Kanunu, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, Enerji Verimliliği Kanunu, Elektrik Piyasası Kanunu ve Nükleer Düzenleme Kanunu hedef alındı. Torba yasada yer alan düzenleme ile tarım arazileri, ormanlar, meralar, zeytinlikler gibi birçok alanın maden rezervi olarak tespit edilerek ruhsatlandırılması kolaylaştırıldı.
- Yine 2024’te “rezerv yapı alanı” (kentsel dönüşüm alanları), “6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”daki değişiklikler çerçevesinde, İstanbul başta olmak üzere kentsel dönüşümü hızlandırmak amacıyla rezerv alan ilan yetkisi değişti. Yasa ile şehir merkezlerindeki yerleşik alanlar rezerv alan ilan edildi.
- 19 Temmuz 2025’te ise “madencilik faaliyetlerini düzenleyen” yasada kapsamlı bir değişiklik yapıldı ve zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını da içeren torba kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda kabul edildi. Ve orman, zeytinlik ve mera alanları çevre savunucularının “süper talan” ya da “talan yasası” dediği yasa ile maden patronlarına açıldı.
- AKP milletvekilleri tarafından hazırlanan Milli Parklar Kanunu ve bazı kanunlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin görüşmeleri TBMM Genel Kurulunda devam ediyor. Milli parkların işletmeye açılması için planlanan yasa kapsamında ortalama 930 bin hektarlık 50 milli park, 100 bin hektarlık 274 tabiat parkı, 8 bin 389 hektarlık, 111 tabiat anıtı, 56 bin 397 hektarlık 32 tabiatı koruma alanı, 1 milyon 491 bin 936 hektar olan 136 sulak alan ve 1.2 milyon hektarlık, 85 yaban hayatı geliştirme sahası patronlara tahsis edilecek.
- Yalnızca 2026 yılının ocak ve şubat ayları içerisinde MAPEG kararlarıyla 667 yeni maden sahası işletmeye açıldı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder