'Milli Müdafaa' maskesiyle İsrail'in finansörüne kıyak -Uğur Zengin / Evrensel-


1939 yılının savaş gölgesindeki “Milli Müdafaa” Kanunu, nasıl oldu da 2000’li yıllarda Kanadalı bir maden şirketinin toprağa el koyma aracına dönüştü? Efemçukuru köylüsünün üzüm bağlarından süzülen kâr, dünyanın en büyük fonu ve İsrail’in katliam ortaklarından olan BlackRock’ın kasasına nasıl akıyor?

Türkiye’nin maden sahaları, uzun süredir sadece doğa talanıyla değil, hukukun “arka kapılarından” dolaşılarak uluslararası sermayeye peşkeş çekilmesiyle de gündemde. Bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri, İzmir’in su havzası Efemçukuru’da yaşananlardır. Olayın merkezinde ise birkaç aktör var: Kanadalı Eldorado Gold’un Türkiye kolu Tüprag ve onun en büyük hissedarı, küresel sermayenin devasa ahtapotu BlackRock ile AKP hükümeti.

Savaş kanunuyla maden talanı

Hikaye 7 Haziran 1939’a dayanıyor. İkinci Dünya Savaşı kapıdayken çıkarılan 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu, “Vatan savunması için askeri ihtiyaçların karşılanamadığı durumlarda” halkın malına el konulabilmesini öngörüyordu. Ancak 2008 yılına gelindiğinde, Bakanlar Kurulu bu kanunu, Eldorado Gold’un altın hırsı için tozlu raflardan indirdi.

Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi aracılığıyla bu savaş kanununa eklemlenen “acele kamulaştırma” kararı, Efemçukuru köylüsünün satmadığı 35 parsel araziye bir gecede el konulmasının önünü açtı.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği kabinede kimler vardı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanları Cemil Çiçek, Hayati Yazıcı, Nazım Ekren, M. Aydın, Murat Başesgioğlu, Kürşat Tüzmen, Nimet Çubukçu, Mehmet Şimşek, Mustafa Sait Yazıcıoğlu; Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafız Özak, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu…

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kararı onadı.

Kanunun ilgili hükmü; yurt savunmasının gerektirdiği durumlarda, Bakanlar Kurulunca aciliyetine karar verilen hallerde ya da yasada belirtilen olağanüstü şartlarda taşınmaza el konulmasını mümkün kılıyor.

Şirketin yarısı Türkiye’den besleniyor

Tüprag’ın Türkiye topraklarından çıkardığı toplam altın miktarı 2025 yılı sonu itibarıyla 5.5 milyon onsa ulaştı.

Sormak gerekiyor: Efemçukuru’da altın çıkarmak hangi ara “milli müdafaa” meselesi ya da olağanüstü durum oldu? Yoksa “vatan” dedikleri, çok uluslu şirketlerin bilanço tabloları mı?

Şirketin 2025-2026 projeksiyonları, bu “aceleci” tavrı berraklaştırıyor. Bugün itibarıyla Eldorado Gold’un toplam altın üretiminin yaklaşık yüzde 49.4’ü sadece Türkiye’deki iki madenden (Kışladağ ve Efemçukuru) geliyor. Türkiye’de 2026 yılı için toplam altın üretimi tahmini ise 175-210 bin ons altın.

Tüprag Altın Üretim Miktarı

Maden / Proje

2025 Gerçekleşen (Bin Ons)

2026 Tahmini (Bin Ons)

Kışladağ

169

105 – 130

Efemçukuru

72

70 – 80

Türkiye Toplamı

241

175 – 210

Danıştayın yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen talan durmadı. Şirketin dünya genelindeki üretiminin yarısını Türkiye sırtlıyor. 2026 yılında altının ons fiyatının 2 bin 900 dolar seviyelerinde seyredeceği öngörüldüğünde, Türkiye topraklarından süzülen servetin büyüklüğü dudak uçuklatıyor. Bugüne kadar bu topraklardan yaklaşık 190 ton altın çıkarıldı ve bunun piyasa değeri milyarlarca dolarla ölçülüyor.

Kara gölge: BlackRock ve küresel arbitraj
Peki, bu altınlar kime gidiyor? Eldorado Gold’un en büyük kurumsal hissedarı, yaklaşık yüzde 15.80 pay ile dünya finans piyasalarının hakimi BlackRock. İsrail’e verdiği devasa destekle ve küresel silah sanayisindeki yatırımlarıyla bilinen bu sermaye devi, Efemçukuru’daki köylünün direnişini, Ankara’daki “acele” kararlarla aştı.

Efemçukuru’nun toprağı, New York’taki bir bilgisayar ekranında sadece bir ‘varlık’ olarak görülüyor. Köylünün bağı, bahçesi, suyu; BlackRock’ın algoritmasında ‘Sıyırma işlemi artırılması gereken bir maliyet kalemi’nden ibaret.

Bağımlılık planı işliyor
Thornburg raporlarından Marshall yardımlarına, 1954’teki yabancıya endeksli Petrol Kanunu’ndan bugünün acele kamulaştırmalarına kadar süreç hep aynı işledi: Yerli sermayeyi küresel tekellere eklemlemek ve ulusal yasaları bu şirketlerin operasyon rehberine dönüştürmek.

Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan ve Tüprag’ın (Eldorado Gold) en büyük hissedarları arasında başı çeken BlackRock’ın CEO’su Larry Fink, İsrail’e olan sarsılmaz desteğiyle tanınan bir figür. Fink, her fırsatta İsrail ekonomisinin ve savunma sanayisinin arkasında durduklarını beyan ederken, BlackRock’ın milyarlarca doları İsrail’in askeri mekanizmasını besleyen şirketlere akıyor.

Ankara’dan İsrail’e karşı boykot çağrıları, diplomatik restleşmeler ve meydanlarda yükselen antisiyonist söylemler yükselirken; İran’a saldıran Filistin’de soykıranların en büyük finansörlerinden biri olan BlackRock’ın ortağı olduğu maden şirketine, Efemçukuru’daki köylünün arazisini 1939 model bir “savaş kanunuyla” (3634 sayılı Kanun) altın tepside sunuldu.

Bu durum, hükümetin İsrail politikasının sadece “iç piyasaya yönelik bir retorik” olduğunu, işin içine altın, döviz ve küresel tekel kârları girdiğinde Filistin’in zeytin ağaçları gibi Efemçukuru’nun üzüm bağlarının da feda edilebildiğini gösteriyor. Aslında hükümetin “İsrail karşıtı” söylemlerinin altının ne kadar boş olduğunu da tescillemiş oluyor.

Efemçukuru’dan çıkan her ons altın, BlackRock üzerinden İsrail’in finansal çarklarına bir dişli daha ekliyor. Ve ne acıdır ki, bu dişlinin yağlanmasına “milli müdafaa” denilerek bizzat yerli iktidar eliyle onay veriliyor.

Uğur Zengin / Evrensel


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

'Milli Müdafaa' maskesiyle İsrail'in finansörüne kıyak -Uğur Zengin / Evrensel-

1939 yılının savaş gölgesindeki “Milli Müdafaa” Kanunu, nasıl oldu da 2000’li yıllarda Kanadalı bir maden şirketinin toprağa el koyma aracın...