Ugandalı generalin 1 milyar dolarlık tehdidi, Somali’deki nüfuz rekabeti ve İsrail eksenli bölgesel dengelerle patlak verdi. 30 günlük kriz, Türkiye-Afrika ilişkilerinde kırılma mı yoksa pazarlık mı?Bir sosyal medya paylaşımı ve ardından gelen milyar dolarlık bir talep. Türkiye ile Uganda arasında son yıllarda hızla gelişen ilişkiler, nasıl oldu da bir askeri figürün sert tehditleriyle sarsıldı? Somali’den İsrail’e uzanan karmaşık denklemde, görünenden daha fazlası olduğu açık. Şimdi asıl soru şu: Bu kriz anlık bir fırtına mı, yoksa daha büyük bir kırılmanın habercisi mi?
1) Krizi başlatan açıklama neydi?
-------------------------------------
Uganda’da iktidarın en güçlü askeri figürlerinden biri olan Muhoozi Kainerugaba, sosyal medya üzerinden yaptığı sert açıklamalarla Türkiye’yi hedef aldı. Ankara’ya 30 gün süre vererek 1 milyar dolar talep etmesi ve aksi halde diplomatik ilişkileri kesme tehdidinde bulunması, iki ülke arasında şimdiye dek görülmemiş bir gerilim yarabilir. Bu çıkışın resmi bir devlet politikası mı yoksa bireysel bir güç gösterisi mi olduğu henüz net değil. Ancak Kainerugaba’nın konumu, sözlerinin sıradan bir çıkıştan öte algılanmasına neden oluyor. Özellikle askeri gücü ve babası Yoweri Museveni üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, bu açıklamalar Uganda’nın iç dengeleriyle de doğrudan bağlantılı görünüyor.
2) Türkiye ile Uganda arasında aslında nasıl bir ilişki vardı?
----------------------------------------------------------------
Gerilimden önce Türkiye ile Uganda arasında oldukça olumlu bir tablo bulunuyordu. Türkiye, son yıllarda Afrika açılımı kapsamında Uganda’da altyapı, ticaret ve savunma alanlarında önemli adımlar attı. Demiryolu projeleri, askeri iş birliği görüşmeleri ve ticari ortaklıklar, ilişkilerin stratejik boyuta taşındığını gösteriyordu. Ayrıca TİKA’nın sosyal projeleri ve sağlık yardımları, Türkiye’nin “yumuşak güç” unsurlarını da devreye soktuğunu ortaya koyuyordu. Tüm bu gelişmeler, iki ülkenin karşılıklı kazanım temelinde ilerlediğini gösterirken, Kainerugaba’nın çıkışı bu pozitif tabloyla ciddi bir tezat oluşturdu.
3) Somali faktörü neden bu kadar önemli?
------------------------------------------------
Gerilimin merkezinde büyük ölçüde Somali yer alıyor. Uganda, Afrika Birliği misyonu kapsamında Somali’de uzun yıllardır askeri varlık bulundururken, Türkiye son dönemde Mogadişu’da askeri eğitim, liman işletmeciliği ve altyapı yatırımlarıyla etkisini artırdı. Bu durum, Kampala yönetimi tarafından bir nüfuz kaybı olarak algılanmış olabilir. Türkiye’nin Somali hükümetiyle geliştirdiği yakın ilişkiler, Uganda’nın bölgesel rolünü gölgede bırakıyor. Kainerugaba’nın paylaşımlarında “Türkiye o kritik dönemde yoktu” vurgusu yapması da bu rekabetin açık bir yansıması. Dolayısıyla kriz, yalnızca ikili ilişkiler değil, Doğu Afrika’daki güç dengeleriyle ilgili daha geniş bir mücadeleyi işaret ediyor.
4) İsrail ve bölgesel rekabet bu krizde rol oynuyor mu?
------------------------------------------------------------
Krizin arka planında sadece Afrika içi rekabet değil, küresel ve bölgesel aktörlerin etkisi de bulunuyor. Uganda yönetimi, son dönemde İsrail ile yakın ilişkiler kurarken, Kainerugaba’nın İsrail’e açık destek veren açıklamaları ve hatta asker gönderme teklifleri, Uganda’nın bu eksende konumlandığını gösteriyor. Ayrıca Somaliland meselesi ve Aden Körfezi çevresindeki stratejik rekabet de bu tabloyu karmaşıklaştırıyor. Türkiye, Somali’nin toprak bütünlüğünü savunurken, bazı aktörlerin ayrılıkçı yapıları desteklemesi bölgedeki fay hatlarını derinleştiriyor. Somaliland meselesi, 1991'de Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ancak uluslararası alanda tanınmayan Somaliland'ın, Somali'nin toprak bütünlüğü ile yaşadığı çatışmayı ve bu bölgedeki jeopolitik güç mücadelesini ifade ediyor. Kızıldeniz'e kıyısı olması nedeniyle stratejik öneme sahip bölge, Etiyopya'nın denize erişim arayışları ve İsrail'in tanımasıyla küresel bir kriz halinde. 11 Aralık'ta Ankara'da gerçekleştirilen görüşmelerde varılan mutabakata göre, Somali'nin toprak bütünlüğü teyit edilirken, Etiyopya'nın denize erişim taleplerinin her iki tarafın da kazançlı çıkacağı işbirliği sürecine dönüştürülmesi benimsenmişti.
5) Önümüzdeki süreçte ne olabilir?
----------------------------------------
Şu ana kadar ne Ankara’dan ne de Kampala’dan resmi ve sert bir karşılık gelmemesi, tarafların krizi büyütmeden yönetmek istediğini düşündürüyor. Türkiye’nin şimdilik temkinli sessizliği, diplomasi kanallarının açık tutulduğunu gösteriyor. Öte yandan Kainerugaba’nın geçmişte de benzer çıkışlar yapıp geri adım attığı biliniyor; bu da mevcut krizin bir pazarlık stratejisi olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ancak tehditlerin somut adımlara dönüşmesi halinde, kimi ekonomik dengeler bozulabilir. Önümüzdeki 30 gün, bu gerilimin geçici bir kriz mi yoksa kalıcı bir kırılma mı olacağını belirleyecek kritik bir dönem olacak.
Fırat Turgut / Evrensel






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder