Ankara’nın kapısına kilit vurma hazırlığı: AKP’nin NATO korkusunun kaynağında ne var?
AKP iktidarı, 7-8 Temmuz’daki NATO zirvesi öncesi kentin kapısına kilit vurmaya hazırlanıyor. Kentte OHAL ilan etmeye hazırlanan AKP’nin korkusunun arka planına gelin hep birlikte bakalım.
Pek çok Avrupa ülkesi, toplantının Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde Türkiye'de yapılacak olmasının Başkan Trump'ın zirveye katılmasını mümkün kılan en önemli faktör olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanımız olmasa, Türkiye olmasa, Trump gelmeyecekti.
Avrupa Birliği'nin, başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO'yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği'ni bu yaklaşımının Avrupa'nın güvenliği ve dayanıklılığına ABD'nin Avrupa'da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz. Gerçek şu ki, Türkiye güçlü savunma yetenekleri ve sanayisiyle Avrupa'nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir. Avrupalı pek çok dostumuzun bunun farkında olduğunu biliyor diğerlerinin de bunu çok iyi analiz edeceğini ve makul bir yaklaşım sergileyeceklerini düşünüyoruz.
Bu sözlerden ilki Hakan Fidan’a, ikincisi ise Yaşar Güler’e ait.
AKP’nin iki kritik koltuğunu işgal eden iki bakan da NATO Zirvesi’nin kendileri için önemini “kavramış” durumda. Öyle ki Milli Savunma Bakanı Güler, “Türkiye'nin, Soğuk Savaş dönemindeki kanat ülkesi rolünden Avrupa coğrafyasının tamamında güvenlik sağlayabilen merkezi bir müttefik olarak konumlandığı role geçiş yaptığını” söyleyecek noktaya gelmiş durumda.
Haberin başlığındaki sorumuzun yanıtı, aslında tam da bu açıklamalarla veriliyor.
Uzun süre ciddi bir kriz ve yönetme sorunu yaşayan AKP iktidarı, bu sorunu Atlantik ittifakına ve NATO’ya tam boy teslimiyetle aşma kararlılığında.
AKP, kendi krizini, düzenin krizini aşmak adına NATO Zirvesi’ne büyük ihtiyaç duyuyor.
Ek olarak NATO’ya, ABD’ye ve hatta diğer Batı ülkelerine “sunacak” çok fazla şeyi olduğuna vurgu yapıyor.
Atlantik ittifakına “kazan kazan” önerisi yapan AKP, tam da bu nedenle büyük bir korku da duyuyor.
Kentin kapısına kilit vurmak
Bu korku dolayısıyla Ankara’yı iki hafta boyunca kapatma, kuş uçurtmama kararı almış durumdalar.
Birtakım pazarlıklar yapıp ellerini kollarını sallayıp gidemezler. Bu ülke sahipsiz değil, bunun gösterilmesi lazım. Bu ülkede bu onursuzluğa isyan eden herkes mitinge gelmelidir.
Bu sözlerse TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a ait.
Okuyan, AKP’nin NATO zirvesi öncesi attığı adımlar ve stratejisine işaret ettiği konuşmasını bu sözlerle, 5 Temmuz’da Tandoğan’da yapılacak mitinge çağrıyla sonlandırıyordu.
Bu sözlerin söylendiği yayının hemen ardından, Ankara Valiliği bir genelge daha yayımlayarak kentte adeta “çıt çıkarmayı” yasaklandığını duyurdu.
13 gün boyunca Ankara’da en ufak bir protesto gösterisine izin vermeyeceğini ilan eden AKP, batılı müttefiklerine “ülkeye tam anlamıyla hakim olduğunu” göstermeyi planlıyor.
Bunun için mitingleri yasaklamaya çalışıyor, eylem yapabilirler diye insanları zirve öncesi gözaltına alıyor.
Sadece bunlar da değil.
Trump’ın uçağı daha “güzel” bir piste insin diye 10 milyar liranın üzerinde bir para harcanarak yeni pist ve VIP salonu yapılıyor, bunun için de Şeker Fabrikası’nın lojmanı boşaltılarak yıkılıyor.
Bu da yetmiyor, Fransa Cumhurbaşkanı “Ben her sabah koşarım” dediği için kentin az sayıda yeşil alanından hangisini ona tahsis edip, yurttaşları almayacaklarını planlamaya çalışıyorlar.
Sadece bunlar da değil…
Ankara’da milyonlarca kişinin yaşadığı kritik birçok ilçede adeta hayatı durduracak kararlar alıyorlar. Memurlara bir hafta idari izin verip, sokağa çıkmayı, araç kullanmayı, birçok cadde ve meydana inmeyi polis zoruyla engelleyeceklerini şimdiden ilan ediyorlar.
NATO zirvesi sırasında düğün yapmak, eğlenmek dahi yasak Ankaralılar için.
* Kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarınca 6 Temmuz Pazartesi ile 12 Temmuz Pazar tarihleri arasında, sınav, sempozyum, panel, mezuniyet töreni, şenlik, konser, eğlence, kutlama ve benzeri kamuya açık etkinlikler yapılamayacak.
* Zirvenin yapılacağı alanlar, delegasyonun konaklayacağı yerler ve geçiş yapacağı güzergahlar başta olmak üzere belirlenen hassas bölgelere yetkisiz araç ve şahısların girişine kapatılacak,
*Söz konusu tarihler arasında hava sahasında (Valilik izni haricinde) her türlü insansız hava aracı (drone vb.) uçuşu yasaklanacak.
* Açık ve kapalı alanda yapılacak toplanma, toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, açlık grevi, oturma eylemi, protesto eylemi, miting, stant açma, çadır kurma, el ilanı/bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma vb. eylem/etkinliklerin 28 Haziran 2026 günü saat 00.00’dan 10 Temmuz 2026 günü saat 23.59’a kadar (13 gün) süre ile yasaklanacak.
Tüm bunların amacı ne sorusunun yanıtı yukardaki paragrafta gizli.
AKP, temsil ettiği düzenin amiral gemisi ABD ve NATO’ya “bu ülkenin sahibi biziz” mesajı vermek istiyor.
Mesele bu.
Tam da bu nedenle Kemal Okuyan’ın yukarıda işaret ettiğimiz sözleri daha da büyük bir önem kazanıyor:
“Bu ülke sahipsiz değil, bunun gösterilmesi lazım.”
***
AKP’den NATO OHAL’i: Halka yasak, esnafa kepenk, kente makyaj
AKP iktidarı, 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Zirvesi için başkentte olağanüstü güvenlik önlemlerini devreye soktu. Zirve öncesi kentteki tüm eylem ve etkinlikler yasaklanırken, havalimanı güzergahındaki esnaf fiili olarak kepenk kapatmaya zorlanıyor. NATO temsilcilerini ağırlamaya hazırlanan iktidar, bir yandan da kentte "makyaj" çalışması yürütmeye devam ediyor.
AKP iktidarı, 7-8 Temmuz’daki NATO zirvesi öncesi kentin kapısına kilit vurmaya hazırlanıyor. Ankara Valiliği, 7-8 Temmuz’da yapılacak NATO zirvesi öncesi kentte OHAL ilan etti. Valilik açıklamasında 28 Haziran’dan 10 Temmuz’a kadar tüm eylemlerin ve yürüyüşlerin yasaklandığı duyuruldu.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Ankara Valiliği'nin "oluru" ile 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında, Esenboğa Havalimanı güzergahındaki işletmelere yönelik bir yazı gönderdi.
Buna göre, 4-9 Temmuz tarihleri arasında yola cephesi olan ikametlerin ve iş merkezlerinin müştemilatları önünde ve bahçeleri içerisinde, ayrıca taksi durakları önünde, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, AVM'ler, umuma açık yerler ve marketlerin otoparklarında, araç tamir servisleri önlerinde bulunan araç, karavan ve taşıtlar ile konteynerlerin park etmeleri yasaklandı.
‘Dört beş gün boyunca muhtemelen burada hayat duracak, açmanın bir anlamı yok’
Güvenlik çemberine alınan havalimanı yolundaki esnaf, uygulamaya tepkili. Çalışmalarının tamamen durdurulmasına yönelik resmi bir yazı almasalar da getirilen fiili yasakların iş yapmalarını imkansız kıldığını belirtiyorlar.
Havalimanı yoluna bakan yerlerde yani Özal Bulvarı'nda dükkanı bulunan bir esnaf, "Bu tarihler arasında yola cephesi olan işyerimizin önünde herhangi bir araç trafiği olmayacağı bildirildi” dedi. ANKA'ya yaptığı açıklamada esnaflar durumu şu sözlerle özetledi:
“Araba park edilmeyecek. Kapının önüne bir şey koymayacak. Kapanmayacak ama beş gün boyunca da kimse olmayacak burada. Burada da bir mağduriyet olacak. Muhtemelen biz beş gün kapatacağız. Açmanın da bir anlamı yok. Çünkü dediğim gibi burada hiçbir şekilde araç girişine izin verilmeyeceği söyleniyor ki kağıtta da o şekilde yazıyor. Kapının önüne bir şey konmayacak. Dört beş gün boyunca muhtemelen burada hayat duracak”
Esnaf, çalışmalarının tamamen durdurulması yönünde bir yazının ulaşmadığını ifade etse konulan yasak zaten fiili bir kepenk kapatmayı zorunlu kılıyor.
Emekçinin isyanı: ‘Benim o günkü zararımı NATO mu karşılayacak?’
Bölgedeki bir akaryakıt istasyonunun içinde restoran işleten bir başka emekçi ise duruma daha sert tepki gösteriyor. Müşterilerinin transit geçen araçlardan oluştuğunu hatırlatan çalışan, küçük esnafın kaderine terk edildiğini vurguladı:
"Burada araçlar olmazsa müşteri nasıl girecek içeri? Nereye park edecek? Benim o günkü zararımı kim karşılayacak? Biz burada küçük esnaflarız. Burada reklamla işimiz dönüyor, afişle. Burada sabah bir kuyruk oluyor, tek tek müşteriye içeride ne sattığımı, onun tanıtımını mı yapacağım mesela? Ama dışarıda afişimi görüyor, giriyor içeri. Ona göre o da ne alacağını biliyor. Sabah trafiği yoğun oluyor burada. Ama dediğim gibi, burada araç durmazsa, burası bir benzinlik içerisi, burada araç durmazsa transit giderse, burada ben kime satış yapacağım? Tabii ki doğru olmaz. Doğru bulmuyorum."
Ankara’ya ‘makyaj’ sürüyor: 'Görüntü kirliliği' panoları
Zirve için kente gelen liderler ve heyetlerin geçeceği güzergâhlarda hummalı bir "makyaj" çalışması da yürütülüyor.
Haberde “bölgede görüntü kirliliği yaratacak” yerler de gözden ırak tutulmaya çalışılıyor. Bu bölgelerin önü, üzerlerinde Ankara'nın simge mekanlarının bulunduğu dev panolar ve afişlerle kapatılıyor. Güzergah boyunca yürütülen peyzaj çalışmalarıyla, NATO heyetlerine "pürüzsüz" bir başkent silüeti sunulması hedefleniyor.
***
AKP'nin Ankara'daki NATO OHAL'i: Yollar kapatılacak, ‘kırmızı alan’ uygulaması uygulanacak…
Ankara Valiliği, Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi gerekçesiyle kent genelinde adeta olağanüstü hal ilan etti. 13 gün boyunca her türlü eylem, etkinlik ve protestoyu yasaklayan Valilik, ana arterleri kapsayan "Kırmızı Alan" uygulamasıyla başkentin ulaşımını durma noktasına getirmeye hazırlanıyor. CNN’in haberine göre, kapatılacak yollar kentin en kritik bulvar ve caddelerini kapsıyor.
Ankara, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, sivil yaşamı ve kent içi hareketliliği tamamen askıya alacak.
Kentin kapısına kilit vuracak plan Ankara Valiliği tarafından açıklandı. Başkenti trafiğe ve demokratik hak uygulamalarına kapatılmış bir "açık hava hapishanesine" dönüştürecekler.
Valilik, zirve gerekçesiyle 28 Haziran saat 00.00’dan 10 Temmuz saat 23.59’a kadar tam 13 gün süreyle kent genelinde her türlü açık ve kapalı alan toplantısını, gösteri yürüyüşünü, basın açıklamasını, açlık grevini, oturma eylemini, protestoyu ve mitingi yasakladı.
Yasak kapsamında stant açmak, çadır kurmak, hatta el ilanı, bildiri veya broşür dağıtmak ile afiş/pankart asmak dahi suç kapsamına alındı. Kent semalarında Valilik izni dışındaki tüm dron uçuşları da menedildi.
Kent trafiği ‘kırmızı alan' ile felç olacak
Zirve kapsamında delegasyonların ve liderlerin güvenliği bahane edilerek devreye alınacak olan "Kırmızı Alan" uygulaması, Ankara'nın can damarlarını sivil halka kapatıyor.
CNN'in ulaştığı "36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Kullanılacak Güzergahlar" başlıklı resmi evraka göre, araç ve yaya girişlerinin tamamen kontrollü sağlanacağı ya da trafiğe kapatılacağı kilit bölgeler, bulvarlar ve caddeler sokak sokak listelendi.
Kapatma ve kısıtlamalardan etkilenecek kilit bölgeler ve arterler şu şekilde:
Kırmızı alan ilan edilen kilit bölgeler:
- Esenboğa Havalimanı ve çevresi,
- Etimesgut Havalimanı güzergahları,
- Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin bulunduğu Söğütözü Mahallesi
- Katılımcı delegasyonların konaklayacağı 15 otelin çevresi.
- Kapatılacak başlıca bulvarlar:
- Özal Bulvarı ve Çevre Yolu varyantları,
- Şehit Ömer Halisdemir Bulvarı,
- Turgut Özal 2 Bulvarı,
- Fatih Sultan Mehmet Bulvarı,
- Mevlana Bulvarı,
- İnönü Bulvarı,
- Ankara Bulvarı,
- Atatürk Bulvarı,
- Anadolu Bulvarı,
- Dumlupınar Bulvarı,
- 1071 Malazgirt Bulvarı,
- Cumhurbaşkanlığı Bulvarı,
- Sakıp Sabancı Bulvarı,
- İhsan Doğramacı Bulvarı. Etkilenecek önemli cadde ve sokaklar:
- Çankaya'da kilitlenecek caddeler: Cinnah Caddesi, İran Caddesi, Arjantin Caddesi, Simon Bolivar Caddesi, Rabindranath Tagore Caddesi, John F. Kennedy Caddesi, Kişinev Caddesi, Jose Marti Caddesi, Tahran Caddesi, Polonya Caddesi.
- Yenimahalle ve Söğütözü'nde kilitlenecek caddeler: Cumhurbaşkanlığı Caddesi, Beştepe Caddesi, Söğütözü Caddesi, Alparslan Türkeş Caddesi, Yaşam Caddesi.
- Diğer önemli arterler: Türk Kızılayı Caddesi, Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın Caddesi, Nizami Gencevi Caddesi, Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi'nin Çetin Emeç ve İnönü Bulvarı arası ile Bilkent Kampüsü içindeki tüm yollar.
Kentin doğu-batı ve kuzey-güney aksındaki bu ana arterlerin kapatılması, Ankara'da günlük yaşamı, işe gidiş-gelişleri ve ticari hayatı tamamen kilitleyecek.
TKP yasaklara karşı iptal davası açtı
Miting için ülke genelinde yoğun bir çalışma sürerken, açıklanan Valilik kararı ise Ankara halkının NATO Zirvesi dolayısıyla evlere hapsedilmesinin amaçlandığı anlamına geliyor.
TKP, Valilik kararının yürütmesinin bir an önce durdurulması ve iptali talebiyle dava açarak gerekli hukuki adımları attı. TKP tarafından açılan davada 26 maddeyle Valilik kararının baştan aşağı hukuksuz olduğuna işaret edildi.
Açıklamada, "Bu ülkenin sahibi ne NATO temsilcileri ne de onların işbirlikçileridir. Bu vesileyle bir kez daha ülkemizin tüm yurtseverlerini, cumhuriyetçilerini, onurlu halkını emperyalizme karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz" denildi.
***







