soL "Köşebaşı + Gündem" -1 Temmuz 2025-

Halkın derdine sırt çevirip, Erdoğan'a yüzünü dönenler: Kim bu Leman saldırganları?

İBDA-C bağlantılı BDA, dün akşam Leman'ı hedef aldı. İstiklal'deki ofise saldırdı, etraftaki kafe ve barlara zarar verdi. Ölüm tehditleri savurdu, şeriat çağrısı yaptı, hatta polise bile saldırdı. Saldırılarla ilgili hiçbir gözaltı kararı yok. İktidarın adım attırmamak için uğraştığı, kırmızı çizgisine dönüşen İstiklal'de polis denetiminde saldırı yapan bu BDA'cılar kim?

Örgütlüler.

"Devrim" çağrısı yapıyorlar, "iktidara geleceğiz" diyorlar.

İktidara gelmek istedikleri ülkenin hiçbir gerçek derdine çözüm aramıyorlar.

Halk yoksulluktan kırılıyor, maaşlar yerlerde, onların umrunda değil.

Sözde Filistin dostular, ama Türkiye İsrail'le vızır vızır ticaret yaparken ağızlarını açmazlar.

Lafa gelince "Amerika'ya" düşmanlar, ama 1960'larda kendi hareketlerinin de kurulmasına önayak olan NATO'ya tek kelime etmezler.

Kim bu Leman'ı basan, Beyoğlu'nda saatlerce halka saldıran, polisin kolladığı, Vali'nin gıkını çıkarmadığı, Erdoğan'ın, Hulusi Akar'ın çok hoşlaştığı cihatçılar?

Onlar Beyoğlu'nu şeriat sloganlarıyla inletti, polis seyretti

Karikatür dergisi Leman’ı 26 Haziran’daki bir karikatür sebebiyle hedef gösteren Büyük Doğu Akıncıları Fikir, Sanat ve Dayanışma Derneği dün akşam derginin İstiklal Cadde’sindeki ofislerine çağrı yaptı. 

Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından “terör örgütü” listesine alınan İslami Büyük Doğu Akıncıları Cephesi yani İBDA/C’liler ofis önünden şeriat çağrısı yaptı, kafe ve barlara saldırdı. “Kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat” sloganları atıldı, İstiklal Caddesi’ndeki binaya “tevhid” bayrağı asıldı. Tüm bunlar olurken saatlerce müdahale etmeyen polis, etraftaki insanlara da kendilerine de saldıran kalabalığa karşı hiçbir şekilde harekete geçmedi.

Yine aynı saatlerde Bakırköy’de derginin adını taşıyan Leman Kültür isimli kafeye de saldırı düzenlendi. Mekana taşlarla saldırıldı, arbede çıktı, polis havaya ateş açtı.

Tüm bu saldırılarla ilgili hiçbir gözaltı veya soruşturma yok.

Soruşturmanın muhatabı yalnızca karikatürü sebebiyle Leman Dergisi ve çalışanları. İslam peygamberi Muhammed'in tasvir edildiğine dair iddialar sebebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dergi hakkında "dini değerleri alenen aşağılama" suçlamasıyla soruşturma başlattı. Karikatür çizeri, yazı işleri müdürü, grafiker ve müessese müdürü bu sebeple gözaltına alındı.

Karikatür, Leman dergisinin açıkladığı ve bakıldığı anda görüldüğü üzere, peygamberi değil, Musa isimli bir yahudiyle Muhammed isimli bir müslümanı resmediyor.

Charlie Hebdo saldırısı ve Madımak Katliamı'na atıfla ölüm tehditlerinde bulunanlar, hem ofise hem de mekanlara saldırı düzenleyenlerle ilgili hiçbir işlem yapılmadığının bir kez daha altını çizerken, “kim bunlar” sorusuna yanıt arayalım.

Kışlalı’nın, Madımak’ın faili İBDA-C: Liderleri çıkar çıkmaz Erdoğan’la görüşmüştü

İBDA-C'nin eski lideri olan Salih İzzet Erdiş müstear adıyla Salih Mirzabeyoğlu, Ahmet Taner Kışlalı suikastını üstlenen isim. 

İBDA’cılar Madımak Katliamı için "şanlı Sivas kıyamı" diyor.

Mirzabeyoğlu'nun 2014 yılında 16 yıl kaldığı cezaevinden çıktığı gibi Tayyip Erdoğan’la görüştüğünü Yeni Akit’in haberi sayesinde öğreniyoruz. Haberde, “'Adalet Mutlak'a' başlıklı konferans başlamadan önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Haliç Kongre Merkezi'ne gelerek Mirzabeyoğlu ile görüştü. Basından gizli gerçekleşen görüşmede Erdoğan ile Mirzabeyoğlu'nun ne konuştuğu ise henüz bilinmiyor” ifadeleri yer alıyor.

Yine aynı yıl yayın organları Adımlar dergisinde “IŞİD sen oradan, biz buradan” diye manşet atmışlar, bu açık ilanla IŞİD’e desteklerini duyurmuşlardı.

15 Temmuz 2016’da Fethullahçılara karşı AKP’nin sokak çağrısında sokağa çıkan, Çengelköy'de Emniyet Müdürlüğü'nü bastıktan sonra Boğaziçi Köprüsü'nde teslim olan askerlere linç girişiminde bulunanlar da İBDA’cılar oldu. Hürriyet gazetesi, köprüde 6 askerin linç edildiğini yazdı.

AKP iktidarına bitmeyen destek

Mirzabeyoğlu öldükten sonra ailesi 2018 seçimleri için Star gazetesinde duyuru yayımladı “24 Haziran seçimlerinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı destekliyorum ve bunun hem gönüldaşlarım hem de kamuoyu tarafından bilinmesini istiyorum” diyerek AKP'ye desteği sürdürdü.

2020 yılında eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Mirzabeyoğlu'nun mezarını ziyaret etmesiyle gündeme gelmiş, haber mahkeme kararıyla yayından kaldırılmıştı. Odatv kaynaklı kaldırılan haberde Akar’ın Ayasofya’da cuma namazını kılmasının ardından soluğu Necip Fazıl Kısakürek ve Salih Mirzabeyoğlu’nun mezarı başında aldığı iddia edilmiş, İBDA’cılara yakın bir sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Biz Kumandan’ın kabrinin başındayken Savunma Bakanı Hulusi Akar Paşa ve eski bakan Taner Yıldız, Üstad ve Kumandan’ın kabirlerini ziyaret edip Fatiha okudular” ifadelerinin yer aldığı yazılmıştı.

Kara Harp Okulu’nun 30 Ağustos’ta düzenlenen mezuniyet töreninde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan ve protokolde resmi yemini okuduktan sonra kılıçlarını çatarak geleneksel yemini okuyan teğmenlere karşı Erdoğan'a destek verdikleri paylaşım.

EGM’nin ‘terör örgütü’ listesindeki örgüt dernek oldu

2023 yılında İBDA-C, Büyük Doğu Akıncıları (BDA) adıyla dernekleşti ve “eğitim faaliyetleri ve yardım organizasyonları düzenleyeceğiz” dediler. Büyük Doğu Akıncıları Fikir, Sanat ve Dayanışma Derneği yani BDA’nın başkanı Mehmet Ali Bayram oldu.

Dernekleştiklerinden beri ne yaptıklarına yakından bakalım.

Halkın işsizlik, enflasyon, yolsuzluk, yangınlar ve depremler içerisinde boğulduğu süreçte yeni ismiyle BDA yani İBDA-C’ciler sessizliğe gömülürken her gerici gündemde isimlerini en başta duymak mümkün; Boğaziçi Üniversitesi’ne gelen gerici Nureddin Yıldız savunurken ya da İstiklal Caddesi’nde “tevhid” bayrağıyla şeriat çağrısı yaparken.

23 Kasım 2023’te İBDA-C örgütü davasında ceza alan ve örgütün yöneticileri arasında bulunan, aynı zamanda İsmailağa Cemaati’nin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yeğeni Sadettin Ustaosmanoğlu, “Hamas’ın yaptığını biz de Türkiye’de yapmalıyız” ifadelerini kullandı. Büyük Doğu Akıncıları Derneği etkinliğinde yaptığı konuşmada “Biz şu an itibarıyla eğer vakti zamanı iyi değerlendirebilirsek Türkiye’de bir devrimin olmaması için hiçbir sebep yok. Vallahi de, billahi de, tallahi de zafere az kaldı” sözlerini sarf etti.

İkiyüzlülük: İsrail’le ticarete gık çıkarmadılar

Daha önce IŞİD savunan İBDA-C’nin dernek versiyonu BDA’nın Burger King’in girişine İsrail boykotu kapsamında gübre döktüğünü ama AKP’nin İsrail’le ticareti sürmesiyle ilgili hiçbir şey yapmadığını görüyoruz. Ki AKP iktidarı, uzun zamandır süren kamuoyu tepkilerine karşın çeşitli yalanlarla inkar ettiği İsrail'le ticarette Nisan 2024’te geri adım attı. Ticaret Bakanlığı'nın kısıtlama kararı, 54 ürün grubunu kapsıyordu.

İslamcı örgütlerin düzenlediği Gazze eylemlerinin neredeyse hepsine katılan dernek, sık sık Gazze’ye mali yardım gönderdiklerini bildiren paylaşımlar yapıyor.

AKP iktidarının İsrail’le kurduğu ilişkiye, ticari anlaşmalara ses çıkarmaktan geri durmaya devam ediyorlar.

Saraçhane protestolarında da meydana çıkmışlardı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından süren Saraçhane Meydanı protestolarında polisin biber gazı, tazyikli su ve copla müdahalesi sırasında kitlenin bir kısmının Şehzadebaşı Camii’ne sıkıştırılmasıyla caminin avlusundaki bazı mezar taşları zarar gördü. İstanbul Valisi Davut Gül "cami ve hazirelere zarar verildiğini" öne sürdü. AKP'li Furkan Bölükbaşı Şehzadebaşı Camii avlusunda ve duvarının üstünde bira içildiğini iddia edip "Sonuçlarına katlanırsınız" diyerek tehdit etti.

İftar saatinde Şehzadebaşı Camii’ne gelen bir grup İBDA-C’li genç tekbir getirerek "Cenk, cihat, şehadet!" sloganı attı.

Eylemlerden bir süre sonra derneğin sayfasında Erdoğan'la bir araya geldiklerini duyuran bir paylaşım göze çarpıyor.

https://haber.sol.org.tr/sites/default/files/2025-07/signal-2025-07-01-151544_002.mp4

İstanbul Valisi Gül’ün, İmamoğlu protestoları sırasında eylemcilerin zarar verdiğini söylediği  Şehzadebaşı Camii'nde polislerin top oynadığı görüntüler ortaya çıkmıştı.

Sitelerinde ne yazıyor?

BDA Derneği sitesine girdiğinizde önce sizi “kurban reklamı” karşılıyor. 4 bin liraya kurbanları Afrika Çad’da kestiklerini anlatan reklamda derneğin logosu, bir telefon numarası ve kesim videosu gönderdiklerine dair bilgi var.

Siteyi açınca çıkan reklam.

Sitede döviz kuru bilgilerinin yer aldığı bir butonun yanı sıra özlü sözler, hava durumu, yararlı linkler (e-devlet linki), reklam ve duyurular kısmı var. Duyurular kısmında “erkek kardeşlerine” yönelik toplanma ve sohbet adresleri yer alıyor. Reklam kısmında yine kurban bağışı var. Adak, Şükür, Akika seçeneğinin dışında bir de dernek bağış kısmı yer alıyor.

Sitede dernek üyelerine ilişkin kapsamlı bilgi yok ancak başkanın mesajları ve bazı haberler yer alıyor.

Şeriatçı olan ama ülkenin ekonomisi umrunda olmayan derneği sitesindeki döviz kuru bilgileri.

Bakan Yerlikaya, valilik ve emniyet olanı biteni izledi: Ölüm tehditlerine, şeriat çağrılarına göz yumdular

Şeyh Said’in ölüm yıldönümü ve 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın tam ortasında yaşanan bu gerici eylem İçişleri Bakanlığı, emniyet ve valiliğin sessiz kalışıyla sürdü. Bakanlar Leman’ı kınayan açıklamalar yapıp, karikatüristlerin ve dergi emekçilerinin ters kelepçeli gözaltı videoları servis edilirken şeriat çağrısı yapan, “Ya onlar ölecekler, ya biz öleceğiz” diye tehditler savuran kitleye hiçbir müdahale gerçekleştirilmedi.

Çağrı yapıldığı saatler öncesinden bilinmesine rağmen artık iktidarın refleksi haline gelen eylem yasağı ve ulaşım yollarını kapama kararı uygulanmadı.

İstiklal Caddesi’ni yıllardır emekçilere kapatan iktidar, bir avuç gericinin Leman binasına, çevredeki mekanlara saatlerce saldırmasına müsaade etti.

Dünkü saldırının ardından İslami Dayanışma Platformu, bugün için Beyoğlu’nda bulunan Ağa Camii önüne çağrı yapması üzerine Beyoğlu Kaymakamlığı, gösteri ve yürüyüş yasağı getirdi.

İstanbul Valiliği de iki metro istasyonunun geçici olarak kapatılmasına karar verdi. İstanbul Valiliği'nin kararı doğrultusunda ikinci bir duyuruya kadar M2 Yenikapı-Hacıosman metro hattının Şişhane ve Taksim istasyonları kapatıldı. Öte yandan F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattı da işletmeye kapalı olacak.

Buna rağmen öğle saatlerinden itibaren Taksim meydanındaki camide yine toplanıldı.

Yerlikaya, dün geceki saldırıların ardından konuyu değiştirmek istercesine, bu sabah “FETÖ” operasyonlarıyla ilgili bilgi notu içeren bir bilgi notu paylaşmakla yetindi. Ancak paylaştığı bilgilerin hiçbirisi yeni değildi, son haftalardaki operasyonların tekrar edilmesiydi.

                                                            ***

AKP'liler göz yumdu, saldırıyı meşrulaştırdı: Leman'a saldıran gericiler yine toplandı

Kaymakamlığın eylem yasağına rağmen Taksim Camii'nde toplanan gericiler Leman dergisini hedef aldı. Polis gerici güruha yine müdahale etmedi.

Karikatür dergisi Leman'ın son sayısında, İslam peygamberi Muhammed'in tasvir edildiği iddiasıyla derginin İstanbul Beyoğlu İstiklal Caddesi'ndeki ofisine dün akşam gericiler saldırdı.

Sosyal medyadan saatler önce İBDA-C bağlantılı Büyük Doğu Akıncıları Fikir, Sanat ve Dayanışma Derneği'nin yaptığı çağrıyla Leman'ın ofisi önünde toplanan güruh, "Kahrolsun laiklik, yaşasın şeriat" ve "Kemalist köpekler hesap verecek" gibi sloganlar attı.

Polis kitleye herhangi bir müdahalede bulunmazken, saldırganlar sokaktaki kafe ve barlarda bulunan yurttaşlara da saldırı girişiminde bulundu. Gece saatlerinde Bakırköy ilçesindeki Leman Kültür'e de saldırı gerçekleştirildi.

Leman dergisine soruşturma başlatıldı, 4 kişi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Derginin söz konusu sayısı hakkında toplatma kararı çıktı.

Gerici güruh camide toplandı

Beyoğlu Kaymakamlığı saldırının ardından "kamu düzeni" gerekçesiyle ilçede tüm etkinlikleri 24 saatliğine yasakladığını duyurmuştu. Kaymakamlığın açıklamasının ardından Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi polis bariyerleriyle yaya ve araç trafiğine kapatıldı.

İstiklal Caddesi girişlerinde ve cadde boyunca çevik kuvvet ve polis bariyerleriyle güvenlik önlemleri alındı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya başta olmak üzere çok sayıda hükümet yetkilisi ve AKP'liden, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den güç alan gerici güruh bugün de Taksim Camii ve çevresinde toplandı.

ic
Taksim Camii

Cumhuriyet'in haberine göre, ellerinde "tevhid" bayraklarıyla pankart açan grup dergiyi hedef alan sloganlar atarak cami girişinde bekleyişini sürdürüyor.  

gg
Fotoğraf: Cumhuriyet

Leman dergisinin internet sitesi ve X hesabı hakkında erişim engeli kararı

Linç kampanyasının ardından soruşturma başlatılan Leman dergisinin internet sitesi ve X hesabı hakkında da erişim engeli kararı verildi.

Derginin web sitesi ve X hesabı, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 1 Temmuz 2025 tarihli ve 2025/6609 sayılı kararıyla, "millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişime engellendi.

                                                     ***

GÜNDEM - 1 Temmuz 2025 -

 Manisa'daki orman yangınları 4. gününde: 3 ilçede alevlerle mücadele devam ediyor.

Manisa'nın Akhisar ilçesi Karaköy Mahallesi'ndeki orman yangını 4. gününe girerken, dün Kula ve Ahmetli ilçelerinde de yangın çıktı. Kent genelindeki 3 ayrı noktada alevlerle mücadele sürüyor.

Akhisar ilçesine bağlı Karaköy Mahallesi'nde 28 Haziran'da saat 11.30 sıralarında orman yangını çıktı. İhbarla bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'ne ait 4 uçak, 11 helikopter, 43 arazöz, 16 itfaiye aracı, 42 su tankeri, 31 iş makinesi ve 879 personel sevk edildi. Karadan ve havadan müdahale süren yangında 12 mahalle tedbir amaçlı tahliye edildi. Dün akşam havanın kararması ile hava unsurları çalışmalarını sonlandırırken, gece görüşlü 2 helikopter sabaha kadar yangına müdahale etti.

1 şüpheli tutuklandı

Gündoğumu ile birlikte yangına 2 uçak ve 8 helikopter, 43 arazöz ile müdahale sürüyor. Yangının çıkış noktasında inceleme yapan jandarma ise şüpheli olarak 50 yaşındaki Doğan Barca'yı gözaltına aldı. Bölgede arıcılık yapan Barca, işlemleri sonrası tutuklandı.

Ahmetli'de orman yangını

Diğer yandan dün saat 17.30 sıralarında Ahmetli ilçesi Dereköy Mahallesi yakınındaki çöplük alanda çıkıp, ormana sıçrayan yangına mücadele sürüyor. Matdere Mahallesi tahliye edilirken, alevler kuvvetli rüzgarın etkisiyle Salihli ilçesi sınırlarına ulaştı. Bunun üzerine Salihli ilçesine bağlı Çaypınar ve Mersindere mahalleleri tedbir amaçlı tahliye edildi. Vatandaşlar güvenli bölgelere nakledilirken, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar kamyonlarla Salihli Hayvan Pazarı'na taşındı. Yangına 5 uçak, 7 helikopter, 35 arazöz, 10 su ikmal aracı, 4 dozer ve çok sayıda personel müdahale ediyor.

Kula'da alevler yükseldi

Kula ilçesi Encekler Mahallesi'ndeki ormanda da dün saat 16.00 sıralarında yangın çıktı. İhbarla bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri ile Kula Belediyesi'ne ait iş makineleri ve su tankerleri sevk edildi. Havanın kararması ile hava müdahalesi sona ererken, çalışmalar karadan yoğun şekilde devam etti. Encekler Mahallesi yakınındaki 30 haneli Çomaklı Mahallesi'nde vatandaşlar tedbir amaçlı tahliye edildi. Bu sabahsa Orman Genel Müdürlüğü'ne ait 7 helikopter, 35 arazöz, 10 su ikmal aracı ve 2 dozer, bölgede çalışma yürüyor.

                                                     ***

Hatay’da yangının 2. günü: Mahalleler boşaltıldı, bin 800 kişi tahliye edildi, alevlerle mücadele devam ediyor

Hatay'da dün başlayan ve büyüyerek 3 mahallede etkili olan yangında  bin 800 kişi evlerinden tahliye edildi. Gece boyu karadan devam eden söndürme çalışmalarına günün aydınlanmasıyla birlikte havadan da müdahale edilmeye başlandı.

https://www.dailymotion.com/video/x9m57re

Yangın dün saat 11.30 sıralarında merkez Antakya ilçesi Karaali Mahallesi'ndeki ormanda henüz bilinmeyen bir nedenle çıktı. Yangın, rüzgârın da etkisiyle hızla büyüyerek Oğlakören ve Üçgedik mahallelerine sıçradı. Sahada 450’den fazla araç ve  bin 250’den fazla personel müdahale edilmeye başlanan yangında 3 mahallede 200 ev boşaltıldı. Tahliye edilen 1800 kişi yurtlarda misafir edilirken, vatandaşlara ait hayvanlar ise güvenli bölgelerdeki ahırlarda koruma altına alındı. Havanın kararması nedeniyle havadan müdahaleye ara verilirken, gece boyu söndürme çalışmalarına karadan 590 araç ve bin 668 personel ile devam edildi.

Öte yandan günün aydınlanmasıyla havadan müdahaleye yeniden başlandı. Ekiplerin bölgedeki çalışması sürüyor. 

                                                          ***

Orman yangınlarında 3. gün: İzmir’de alevlerle mücadele devam ediyor!

"Şiddetli rüzgar maalesef çalışmalarımızda, bizi zorlamaya devam ediyor"

İzmir'in Menderes ve Seferihisar ilçeleri arasında çıkan orman yangınına müdahale 3. gününde sürüyor.

Menderes'in Kuyucak ile Seferihisar'ın Orhanlı mahalleleri arasındaki ormanda, pazar günü saat 13.00 sıralarında yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Yangına havadan ve karadan müdahale başlatılırken, rüzgarın saatteki hızı zaman zaman 110 kilometreye kadar ulaştı. Olumsuz hava koşulları nedeniyle ilk etapta kalkış yapamayan helikopterlerden 2'sinin rüzgarın etkisinin hafiflemesiyle havalanıp, alevlere müdahale etmeye başladı.

Alevler yerleşim yerlerine ulaştı

Yangında Atatürk ve Cumhuriyet mahalleleri ile 4 köy tahliye edildi. Dumandan etkilenen 21 kişi hastanelerde ayakta tedavi edildikten sonra taburcu edilirken, alevlerin arasında kalan bir kişi ise ekipler tarafından kurtarıldı. Diğer yandan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dün İzmir'e gelerek incelemede bulundu.

https://www.dailymotion.com/video/x9m57ig

Şiddetli rüzgâr çalışmaları engelliyor

İzmir'deki yangınlarla ilgili bilgi veren Bakan Yumaklı, "Hali hazırda İzmir Seferihisar ve Menderes'te süren yangınlarımız var. Dün gün içerisinde 4 uçak, 14 helikopter, 106 arazöz, sayıları yüzlerle ifade edebileceğim iş makinesi, sahil kurumlarının araçları hep birlikte bu mücadeleyi yapmaya devam ettik. Gece olduğu için artık kara unsurları daha çok devreye girmiş oldu. 5 Köy ve 2 mahalle tahliye edildi. Buralarda sağlık problemi yaşayan vatandaşımız yok. Şiddetli rüzgar maalesef çalışmalarımızda, bizi zorlamaya devam ediyor. Gün içerisinde zaman dilimini göze alırsak, 100 kilometrenin üzerinde seyretti rüzgar. Ayrıca rüzgarın kararsız olması nedeniyle kurduğumuz cepheleri, farklı yönlere tekrar kurmamıza neden oldu. Bu da mücadeleyi uzatıyor. 8 farklı noktada şu anda, arkadaşlarımız alevlerle mücadele ediyor. İzmir Menderes ve Seferihisar'da bu 8 noktaya konsantre olmuş durumdalar" dedi.

Yanan alanlar havadan görüntülendi

Yaklaşık 3 gündür devam eden yangınlarda birçok ev kullanılamaz hale geldi. Bazı evlerin çatılarında hasar oluşurken, yangın sonrası bölge dron ile havadan görüntülendi. 

                                                    ***

Isparta'da da orman yangını çıktı... Bölge, yerleşim yerleri yakınında!-Cumhuriyet-

Sütçüler ilçesine bağlı Aşağıyaylabel köyü mevkiinde orman yangını çıktı. Yerleşim yerlerine yakın bölgede çıkan yangına, ekiplerin müdahalesi sürüyor.(https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/isparta-da-da-orman-yangini-cikti-bolge-yerlesim-yerleri-yakininda-2414204)

                                                         ***

Zeynep Altıok'tan LeMan önündeki gruba ilişkin açıklama: Bu sloganları, saldırganlığı ve müdahalesizliği 2 Temmuz 1993’ten tanıyoruz!-T24


Madımak Katliamında öldürülen şair Metin Altıok'un kızı siyasetçi Zeynep Altıok Akatlı, LeMan dergisinin İstanbul Bürosunun protestocular tarafından basılma görüntülerine ilişkin olarak, "Leman dergisine yönelik saldırı ülkemizin yakın tarihinin en büyük acılarını bize yaşatanların orta çağ karanlığını hissettiriyor. Bu sloganları, bu saldırganlığı, bu tehditleri ve bu müdahalesizliği 2 Temmuz 1993’ten tanıyoruz" dedi.

Hazreti Muhammed'i bombalanan bir kentin semalarındaselamlaşırken tasvir edildiği yorumlarına neden olan karikatür hakkında LeMan dergisine "dini değerleri alenen aşağılama" iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Protesto çağrıları üzerine bazı gruplar derginin Beyoğlu'ndaki bürosuna baskın yaparken, çok sayıda LeMan çizeri sosyal medyada hedef gösterildi.

Zeynep Altıok'tan LeMan önündeki gruba ilişkin açıklama: Bu sloganları, saldırganlığı ve müdahalesizliği 2 Temmuz 1993’ten tanıyoruz!

Zeynep Altıok, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, LeMan'daki protesto görüntülerini Madımak Katliamında yaşananlara benzetti.

Zeynep Altıok Akatlı'nın paylaşımı şu şekilde:

"Aradan geçen 32 yılda adaleti bulamayan katliamın katillerini salıverip ödüllendirenler daima teşvik ettikleri nefret kültürüyle her yanlış anladığını, her beğenmediğini, her istemediğini öldürmeyi kendine hak gören bu korkunç güruhun yanında.

Leman dergisi gerekli açıklamayı yapmış. Ne duyan var, ne dinleyen!
Velev ki ortada bir ayrımcılık var, hakaret var, istismar var buna karar verme yetkisi, cezalandırma iradesi bu linç kültürünün gözü dönmüşlerine mi düşer?!

İstiklalde kadın eyleminde, onur yürüyüşünde, hak arayışında, adalet talebinde yoldan geçene bile uygulanan müdahale neden bu güruhu dağıtmak için kullanılmıyor?

İki gün sonra 2 Temmuz!!!
Görüntüler kan donduruyor.
Yaşananların bir adım sonrasını biz biliyoruz, hala yaşıyoruz.

Vebalinden kaçamazsınız. “O bina yanacak” diyorlar! Nasıl dağıtmaz, nasıl bu tehditlerin hesabını sormazsınız?!"

T-24

T-24 "Köşebaşı + Gündem" -30 Haziran 2025-

Depremde annesi ve kardeşini kaybeden Dicle, piyano yarışmasında bestesiyle birinci oldu.

Dicle Hayat Dağdeviren

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminde Adıyaman'da annesi ve kardeşini kaybeden Dicle Hayat Dağdeviren (16), Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde düzenlenen 10. Uluslararası Little Mozart's Piyano, Keman Festivali ve Yarışması'nda, deprem konulu eserleriyle "Piyano Bestecilik" kategorisinde birinci oldu.

Adıyaman'da yaşayan Dicle Hayat Dağdeviren, 6 Şubat'ta Kahramanmaraş merkezli depremlerde annesi ve kardeşini kaybetti. Yaklaşık 11 yıldır piyano çalan Dağdeviren, 10. Uluslararası Little Mozart's Piyano, Keman Festivali ve Yarışması'na katılmaya karar verdi. Deprem konulu eserleriyle Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde düzenlenen yarışmaya katılan Dağdeviren, piyanoda çaldığı eserleriyle birinci oldu.

Ürgüp ilçesindeki Yunak Evleri'nde düzenlenen festival ve yarışma sonrasında konuşan Dicle Hayat Dağdeviren, "16 yaşındayım, küçüklüğümden beri müzik ile ilerlemek istedim. Ben 5-6 yıldan beri piyano çalıyorum. Bu sene piyanoda 11'inci senem. Depremden sonra annem ve kardeşimin de ölümünden esinlenerek besteledim. Aynı zamanda bu bestem Adıyaman Belediyesi tarafından hazırlanan deprem belgeselinde film müziği olarak kullanıldı. Eminim ki onlar da benim bestelerimi duyuyorlardır. Hayat müzikle güzel. Bu amaçla burada olmak benim için çok özel bir önem taşıyor. Bugüne kadar 2 beste yaptım. Üzerinde çalıştığım eserlerim var. Umarım onları da yakında duyarsınız" diye konuştu.

Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde düzenlenen 10. Uluslararası Little Mozart's Piyano Keman Festivali ve Yarışması'nda dereceye girenlere ödülleri, Vali yardımcısı Mücahit Öztürk, Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bul ve diğer katılımcılar tarafından takdim edildi. 

                                                            ***

Vesayetçi müdahale tam böyle olur -Mehmet Y. Yılmaz-

TİP’in Kadıköy’deki toplantısı “açık propaganda” hakkına karşılık geliyor. Ancak polisin siyasi parti faaliyetlerini engelleyebilmesine demokratik hukuk devletlerinde değil, diktatörlüklerde rastlanır. Türkiye bir diktatörlük müdür ki polis bu işlere burnunu sokuyor?

Vesayetçi müdahale tam böyle olur

Türkiye İşçi Partisi’nin Kadıköy’de düzenlediği etkinlik çevik kuvvet polisleri tarafından engellendi.

TİP Parti Meclisi Üyeleri İrfan Değirmenci, Ilgaz Özer, TİP İstanbul İl Yöneticisi Ali Çoban, gazeteci Ertuğrul Albayrak’ın da aralarında bulunduğu 43 kişi ters kelepçe ile gözaltına alındı.

Anayasa’ya göre siyasi partiler, demokratik hayatımızın “vazgeçilemez unsurları”dır. (Madde 68)

Siyasi Partiler Kanunu’nun 3. Maddesi de siyasi partilere “açık propaganda hakkı” veriyor. “Tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayacaklarını” vurguluyor.

TİP’in, Kadıköy’deki toplantısı da tam olarak bu “açık propaganda” hakkına karşılık geliyor.

Toplantının güvenliğini sağlamak üzere toplantı alanında bulunan polis, böyle bir toplantıyı engelleyip dağıtmakla kalmıyor bir de parti üyelerini ters kelepçe yapıp kodese götürüyorsa “serbest siyasi faaliyet” nerede kalıyor?

İktidarın ya da o an orada bulunan polis müdürünün hoşuna gitmiyor diye, bir partinin propaganda faaliyetlerini engellemek, Türkiye’de bile hukuk dışı bir uygulamadır.

Polisin böyle bir yetkisi yoktur.

Siyasi partilerin suç oluşturan faaliyetleri varsa bu durum polisi, savcıyı, sulh ceza hâkimini değil, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı ilgilendirir. Böyle keyfi uygulamalar demokratik hakların kullanılmasını engellemek amacını taşır.

Adalet Bakanı, Türkiye’nin bir diktatörlük olmadığını söylüyor.

Kusura bakmasın ama polisin siyasi parti faaliyetlerini engelleyebilmesine demokratik hukuk devletlerinde değil, diktatörlüklerde rastlanır.

Anayasa ve kanunun teminat altına aldığı hakları kullanan bir siyasi partiye böyle müdahale ediliyorsa orada artık bir hukuk devletinden söz edemeyiz. Siyasi parti faaliyetlerinin, polis marifetiyle engellendiği bir ülkede “vesayetçi olmayan sivil Anayasa” yapacakları iddiası da olsa olsa Karagöz – Hacivat şakası olabilir.

Siyasi parti faaliyetlerinin polis marifetiyle kontrol edilmek istenmesi ancak vesayetçi rejimlerde olur.

Siyasi parti faaliyetleri üzerindeki bu tür baskılar, halkın iradesine ipotek koyma ihtiyacından kaynaklanır.

TİP yetkilileri, parti meclisi üyesi İrfan Değirmenci’nin “eşcinsel bir gazeteci ve siyasetçi olarak konuştuğunu” söylemesi üzerine polisin müdahale ettiğini söylüyor.

Böylece polisin bu müdahalesi bir siyasi partinin faaliyetini engellemenin de ötesine geçiyor, bireysel hakların özüne dokunmaya yöneliyor.

Belli ki vatandaşların bireysel iradeleri üzerinde de vesayet kurma peşindeler, kendilerini vasi olarak görüyorlar.

Vatandaşların kendi özel hayatlarını ilgilendiren tercihlerine, yönelimlerine karışılan bir düzen, demokratik bir düzen olarak nitelenemez.

Adalet Bakanı da eminim bu konuda benim gibi düşünüyordur: Türkiye bir diktatörlük müdür ki polis bu işlere burnunu sokuyor?

AKP yargısından “hukuk” bekliyor!

Kılıçdaroğlu’nun sözlerinden anlıyorum ki AKP yargısına çok güveniyor! İmamoğlu ve CHP’li ilçe belediye başkanları ve İBB yöneticilerinin “hukuki anlaşmazlık” nedeniyle mi şu anda tutuklu olduklarını düşünüyor? Belli ki genel başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldığından beri başka bir alemde yaşamış.

AKP yargısının ittirmesiyle CHP Genel Başkanı olmaya çabalamak gibi tuhaf bir ruh durumuna girmiş Kemal Kılıçdaroğlu, “İmamoğlu mitinglerini yanlış buluyorum, konu onunla hukuk arasında” demiş.

Bu sözleri, CHP Kurultayı’nı geçersiz kılmak için açılan davayı görüşmek üzere kendisine gelen üç kişilik heyete söylediğini okudum.

Bu tür kulis bilgileri üzerine konuşmak için bir – iki gün beklemek gibi bir kuralım var. Taraflardan biri konuşmaları kendi işine geldiği gibi aktarıyor olabilir diye.

Kılıçdaroğlu ya da takım arkadaşlarından bu sözlerle ilgili bir açıklama vs. gelmediğine göre artık üzerinde konuşabiliriz.

Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinden anlıyorum ki AKP yargısına çok güveniyor!

Bu güvenini ilk ifade edişi de değil zaten.

Daha önce de dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili Anayasa’nın eşitlik ilkesine açıkça aykırı değişikliğe destek çıkmıştı.

24 Mart 2016’da şöyle diyordu: Bazı çevrelerde endişe var. Deniyor ki 'yargı bağımsız değil.' Dolayısıyla bunlar hemen alıp sizi hapse atacaklar. Biz de diyoruz ki, eğer birisi hapse girecekse önce siyasetçi girsin.”

Nitekim Selahattin Demirtaş bu nedenle hâlâ hapiste. Kendisi de aynı yargıya güvenip genel başkan olmaya hevesleniyor.

Bundan ders almamış gibi hâlâ diyor ki “konu İmamoğlu ile hukuk arasında!”

Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve CHP’li ilçe belediye başkanları ve İBB yöneticilerinin “hukuki anlaşmazlık” nedeniyle mi şu anda tutuklu olduklarını düşünüyor?

Kılıçdaroğlu belli ki genel başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldığından beri başka bir alemde yaşamış.

Ayşe Barım’ın “oyuncuları Gezi Parkı’na göndererek hükümeti devirmeye teşebbüs ettiği” suçlamasıyla hapiste yattığını duymamış.

Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu’nun “savcının istediği gibi ifade vermedikleri için” hapse mahkûm edildiklerinden de habersiz.

Anayasa’ya göre kararları kesin olan YSK’nın milletvekili mazbatasını verdiği Can Atalay’ın, Anayasa’ya göre kararları herkesi bağlayan Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâlâ hapiste olmasını da “alın yazısı” ile açıklıyor olmalı.

Osman Kavala hakkındaki AİHM kararlarının uygulanmadığını, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden’in hapiste öldürülmek istendiğini de duymamış.

“İftiracı” olmayı kabul etmeyen İBB çalışanlarının sırf eziyet çeksinler diye İstanbul dışındaki cezaevlerine gönderildiğini, yakınlarına ziyaretlerde engeller çıkarıldığından da haberdar değil.

Onlarca üniversite öğrencisinin Anayasa ve kanuna aykırı olarak tutuklandıklarını, öğrenim hayatlarının bitirilmeye çalışıldığına da öfkelenmemiş.

Belli ki bunu da “hukuki bir mesele” olarak görüyor, çocuklarla hâkim amcaları arasında!

Bütün bu dava tezgâhının arkasında Erdoğan’ın seçime kadar önüne çıkabilecek rakipleri temizleme isteğinin olduğunun bile farkında değil.

Kim bilir, belki de farkında ve zaten tam olarak da bu amaçla o göreve getirilmek için heyecanla bekliyor.

                                                        /././

Üç Virgül Kulübü’nden Bezos ve düğünü: Kim bu santimilyarderler?-Füsun Sarp Nebil-

Dünyadaki 8,5 milyar kişinin sadece 15 tanesinin varlığı 100 milyar doların üstünde. Bunlara "Santimilyarderler" denililiyor. Bir fikir vermesi için şunu söyleyelim; Forbes’a göre, bu ultra elit tabaka sekiz yıl önce yoktu.

Gelinliğinin yapımı 900 saat sürdü: İşte Lauren Sanchez ile Jeff Bezos'un düğününden kareler

"Üç Virgül Kulübü"nün en popüler üyelerinden, Amazon'un kurucusu Jeff Bezos, 26-27 haziran arasında,  ikinci evliliğini eski TV spikeri Lauren Sánchez ile Venedik'te gerçekleştirdi. Silikon Vadisi jargonu olan ve Forbes dergisi tarafından popüler hale getirilen "Üç Virgül Kulübü" adı, 1 milyar dolardan fazla parası olanları (bir milyarda üç virgül var) anlatıyor. Gerçi kendisini, şimdilik yalnızca 15 kişinin yer aldığı "CentiBillionaire" grubu içinde değerlendirmek daha doğru olacak.

Bezos'un çıplak resimleri

Jeff Bezos'un bu hafta sonu evlendiği Sánchez ile ilişkisi, ilk kez 2019'da Amerikan magazin dergisi National Inquirer'da yazılmış, cevaben Bezos'un sahibi olduğu Washington Post, derginin Trump ile ilişkili olduğunu belirtmişti. Bir sonraki olay ise, bu haberin kaldırılmaması durumunda, dergide çıplak resimlerinin basılmasıyla tehdit edilen Bezos'un "National Inquirer" dergisine yazdığı "No Thank You Mr.Pecker" başlıklı açık mektubu olmuştu.

Bezos açık mektubunda çıplak resimlerini kendisi tarif ederek meydan okumuş, tehditlere boyun eğmeyeceğini yazmıştı. Çünkü çok zengindi, çıplak resimleri basılsa bile kimin göreceği umurunda değildi.

Bir yandan da, Bezos’un resimlerinin derginin eline nasıl geçtiği konusu başlı başına muamma oldu. O günlerde devamlı kavga içinde olduğu zamanın ABD Başkanı Trump'ın yönlendirmesiyle, Suudilerin gazeteci Kaşıkçı'yı da takip etmek için kullandığı ünlü casus yazılım Pegasus'u kullandırdığı ve telefonunun hacklendiği iddia edilmişti.

Bu olayların sonucunda, Bezos 25 yıllık eşi McKenzie Scott'dan boşandı ve biri evlatlık olmak üzere 4 çocukları olan eski karısına 35 milyar dolar verdi.

Venedik'teki törenle ilgili detaylar 

Jeff Bezos ve Lauren Sánchez'in 56 milyon dolara mâl olduğu duyulan evlilik töreni İtalya'da yasal olarak tanınmadı, bu da ABD'de daha erken yasal bir evlilik yaptıklarını gösteriyor. Çift, 26 Haziran'da başlayıp 27 Haziran 2025'te MatteoBocelli (Andrea Bocelli'nin oğlu) tarafından gerçekleştirilen smokinli bir törenle sona eren, SanGiorgioMaggiore adasında ve çevresinde çeşitli etkinliklere sahne olan ve yıldızlarla dolu bir kutlama düzenledi.

Lauren, Sophia Loren'in Houseboat (1958) filmindeki görünümünden esinlenerek dantel, yüksek yaka ve balık kuyruğu silüeti içeren özel bir Dolce & Gabbana elbisesi giydi. Hafta sonu boyunca, pijama temalı parti için Oscar de la Renta kokteyl elbisesi ve Atelier Versace dahil olmak üzere birden fazla kıyafet değiştirdi.

Bezos, etkinlikler sırasında klasik smokinlerle göründü. Yaklaşık 200-250 konuk arasında Oprah Winfrey, Leonardo DiCaprio, Tom Brady, Kim ve Khloé Kardashian, Ivanka Trump ve Jared Kushner, Bill Gates ve diğerleri vardı.

Törenin ardından, Matteo Bocelli'nin performansları, Gatsby temalı bir parti, köpük partisi ve Arsenale'de sabahın erken saatlerine kadar süren pijama temalı bir geceyle kutlama yaptılar. Pijama partisinde konuklar tasarımcı pijamaları giydi ve çiftten özel terlikler hediye aldı.

Anlayacağınız tam bir sosyete etkinliği yaşandı.  

“Bezos'a Yer Yok” pankartı

Ancak düğün yerel muhalefeti harekete geçirdi. Malum son zamanlarda, Avrupa'nın Venedik, Barcelona gibi çeşitli şehirleri turist istemediğini söylüyor. Bu nedenle Venedik de bir ayak bastı parası almaya başladı. Çiftin, davetiyelerinde belirtildiği üzere, hediyeler yerine Venedik'in kültürel ve çevresel amaçlarına bağışta bulunuldu (yaklaşık 2-3 milyon avro).

Venedik sakinleri, kalabalıktan rahatsız oldukları ve ticarileşme ile ilgili endişelerini dile getirerek "Bezos'a Yer Yok" pankartı altında protesto düzenledi.  Venedik halihazırda kitle turizmi ve elit etkinliklerle boğuşuyor ve bu da şunlara yol açıyor:

Yerel sakinlerin yerinden edilmesi

Soylulaştırma 

Artan emlak ve kira fiyatları 

Tarihi şehrin kültürel erozyonu

Sakinler, Bezos'un düğününü "Venedik'i yaşayan bir şehir" olarak göstermek yerine "ultra zenginler için bir platform" olarak göstermenin bir başka örneği olarak gördüler.  Güvenlik yoğundu. Yollar kapalıydı, çevik kuvvet polisi ve hatta Ivanka Trump gibi yüksek profilli konuklarla ilgili endişeler nedeniyle keskin nişancılar konuşlandırıldı.

İnsanlarda, Teknoloji milyarderlerinin özel gösteriler için kültürel ve ekonomik alanları "sörgeleştirdiği" hissi giderek artıyor.  Protestocular Bezos'u şunlarla suçladı:

* Vergi kaçırma (Amazon'un Avrupa dahil birçok yargı bölgesinde çok az veya hiç kurum vergisi ödemediği konusu)

* Ekonomik eşitsizliğe katkıda bulunma

* Amazon ve uzay turizmi gibi kaynak yoğun endüstrilerden kar elde ederken iklim hayırseverliği yoluyla yeşil aklama

Venedik iklim değişikliğine ve yükselen deniz seviyelerine karşı oldukça savunmasız durumda. Eleştirmenler, özel jetler uçuran ve uzay turizmini finanse eden Bezos gibi bir milyarderin tehdit altındaki kırılgan bir şehirde milyonlarca dolarlık bir düğün yapmasını ikiyüzlülük olarak değerlendirdiler.

Protestolara, “Coalizione Civica” ve “Fridays for Future Venice” gibi gruplardan aktivistler katıldı. Pankartlarda şunlar yer aldı: "Venedik sizin oyun alanınız değil", "Boğuluyoruz, kutlamıyoruz" ve "Zenginlere vergi koyun, şehri kurtarın". Başka deyişle Venedikliler, erken "teknofeodalism protesto"larından birini gerçekleştirdiler.

Venedik belediye başkanı ise etkinliği savundu ve yerel ekonomiye prestij ve para kazandırdığını söyledi. Ancak yerel halk, "kültür turizminin" sakinlere ya da küçük işletmelere değil, öncelikli olarak lüks otellere ve küresel firmalara fayda sağladığını savunuyor.

Teknofeodalism

Tabii ki bu bir magazin haberi değil. Artık ayak seslerini daha fazla duyduğumuz "Teknofeodalizm"in bir örneği olarak verdik. Yeni güç sahiplerinin yaklaşımını gösteren bir etkinlikti çünkü.

Teknofeodalism, gücün geleneksel toprak ağalarında veya devletlerde değil, teknoloji şirketlerinde ve platform imparatorluklarında yoğunlaştığı yeni bir ekonomik ve politik egemenlik biçimini tanımlamak için kullanılan bir kavram. Bu varlıkların, kontrolün ve değer yaratmanın nasıl organize edildiğine dair derin bir değişim ve içinde bulunduğumuz çağın ilk çeyreği bunun hazırlık evresi olarak geçti. Eleştirmenlerde, erken evrelerini yaşadığımızı, geçiş aşamasında olduğumuzu belirtiyorlar.

Feodalizm Orta Çağ'daydı ve güç sahipleri toprağa sahipti. Teknofeodalizmde ise güç sahipleri dijital altyapıya (bulutlar, platformlar) sahip.

İlkinde köylüler kira ödüyor veya çalışıyorlardı. Şimdi kullanıcılar ve yaratıcılar ücretsiz veri ve içerik üretiyor. İkisinde de parayı kazananlar üretenler değil, kontrol edenler yani güç sahipleri oluyor. İlkinde soylular güçlüydü, hükümetler zayıftı. Değişen bir şey yok, günümüzde de hükümetler teknoloji tekelini düzenlemeye çalışıyor ama başaramıyor.

Özellikle yapay zeka konusunda bu çok tartışılan ve endişe duyulan bir konu. Geçen sene  İsrail Gazze'deki hedefleri tek tek seçmek için yapay zeka kullandığını yazmıştık. Bu sene aynı yapay zekanın ABD’de sınır dışı edilecekleri tespit ettiği ortaya çıktı. Kendi elinizle oraya buraya verdiğiniz kişisel veriler, giderek boynunuza geçirilen boyunduruklar haline geliyor gibi gözüküyor.

Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, bu terimi 2023 tarihli Teknofeodalizm: Kapitalizmi Ne Öldürdü? adlı kitabı ile ortaya koydu.  Kapitalizmin, yani piyasaların hüküm sürdüğü yerin ötesinde, platformların dijital toprak sahipleri gibi egemen olduğu ve rant elde ettiği bir sisteme geçtiğimizi savunuyor. Evgeny Morozov ve Shoshana Zuboff da bu fikre, platform kapitalizmi ve gözetim kapitalizmi gibi fikirlerle katkıda bulundu.

Centibillionaires (Santimilyarderler)

Durumu göstermek için başka yönden bakalım. Bu hikâyenin bizi ilgilendiren esas yö, "Bezos"un şahsında, "big tech" dediğimiz, sınırlar ötesi çalışan, tüm parayı ve verileri toplayan ama vergi ödemeyen firmaların sahiplerinin geldiği durum. Dünyadaki 8,5 milyar kişinin sadece 15 tanesinin varlığı 100 milyar $'ın üstünde. Bunlara "Santimilyarderler" deniliyor.

Bir fikir vermesi için şunu söyleyelim; Forbes'ın nisan başında yayınladığı makalesine göre, bu ultra elit tabaka sekiz yıl önce yoktu.

Toplamda, bu 15 "centibillionaire" 2,4 trilyon dolar değerinde, bir yıl öncesine göre yaklaşık 400 milyar dolar daha fazla ve gezegenin 1500 "en fakir" milyarderinin toplamından daha fazla. Başka bir deyişle, dünyanın 3 bin 28 milyarderinin sadece yüzde 0,5'inden oluşan bu grup, tüm milyarder servetinin inanılmaz bir yüzde 15'ini elinde tutuyor.

Bunlar kim ve servetlerinin temelinin ne olduğuna yakından bakalım;  (Forbes'ın 7 Mart 2025 değerlendirmesine göre)

  1. Elon Musk - Net değer: 342 milyar dolar | Servet kaynağı: Tesla, SpaceX | Vatandaşlık: ABD
  2. Mark Zuckerberg - Net değer: 216 milyar dolar | Servet kaynağı: Facebook | Vatandaşlık: ABD
  3. Jeff Bezos - Net değer: 215 milyar dolar | Servet kaynağı: Amazon | Vatandaşlık: ABD
  4. Larry Ellison - Net değer: 192 milyar dolar | Servet kaynağı: Oracle | Vatandaşlık: ABD
  5. Bernard Arnault - Net değer: 178 milyar dolar | Servet kaynağı: LVMH | Vatandaşlık: Fransa
  6. Warren Buffett - Net değer: 154 milyar dolar | Servet kaynağı: Berkshire Hathaway | Vatandaşlık: ABD
  7. Larry Page - Net değer: 144 milyar dolar | Servet kaynağı: Google | Vatandaşlık: ABD
  8. Sergey Brin - Net değer: 138 milyar dolar | Servet kaynağı: Google | Vatandaşlık: ABD
  9. Amancio Ortega - Net değer: 124 milyar dolar | Servet kaynağı: Zara | Vatandaşlık: İspanya
  10. Steve Ballmer - Net değer: 118 milyar dolar | Servet kaynağı: Microsoft | Vatandaşlık: ABD
  11. Rob Walton ve Ailesi - Net değer: 110 milyar dolar | Servet kaynağı: Walmart | Vatandaşlık: ABD
  12. Jim Walton ve Ailesi - Net değer: 109 milyar dolar | Servet kaynağı: Walmart | Vatandaşlık: ABD
  13. Bill Gates - Net değer: 108 milyar dolar | Servet kaynağı: Microsoft | Vatandaşlık: ABD
  14. Michael Bloomberg - Net değer: 105 milyar dolar | Servet kaynağı: Bloomberg LP | Vatandaşlık: ABD
  15. Alice Walton - Net değer: 101 milyar dolar | Servet kaynağı: Walmart | Vatandaşlık: ABD

Bu arada, Nvidia'nın Jensen Huang'ı (98,7 milyar dolar), teknoloji kralı Michael Dell (97,7 milyar dolar) de sıralamaya neredeyse girmek üzereler.

                                                           /././

Emekliye yok faize ve NATO’ya var! -Aziz Çelik / BİRGÜN-

 

Emekliye zam yapmamak için “kaynak yok, emekliler bütçeye yük” yalanı yine devrede. Oysa mesele kaynak değil, tercih. Kaynak var. Yoksa da devlet yaratır! Sorun emeklilere ayrılan kaynakların giderek azaltılması ve emeklilerin pastadaki payının düşmesidir.

Haziran 2025’te Lahey’de toplanan NATO zirvesi sonuç bildirgesine göre, NATO ülkeleri savunma bütçelerini 2035 yılına kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 5’ine çıkaracak. Hâlen bu oran yüzde 2. Bu 2,5 katlık bu artış ABD Başkanı Donald Trump’ın talebi doğrultusunda yapılmış.

Bu askeri harcama artışına tek itiraz İspanya’dan geldi. İspanya’nın sosyalist Başbakanı Pedro Sanchez yüzde 5 hedefine bağlı kalmayacağını açıkladı. Sanchez askeri harcamaları artırmanın devletin emekli maaşları gibi sosyal harcamalarda kesintiye gitmesine yol açacağını savundu. Kısaca Sanchez, ‘emekliden kısıp NATO için harcayamam’ dedi. NATO tahminlerine göre İspanya, 2024 yılında GSYH’sinin yüzde 1,24’ünü, yani yaklaşık 17,2 milyar avro (19,8 milyar dolar) savunmaya harcadı ve böylece NATO içinde en düşük askeri harcama yapan ülke oldu.

Türkiye’nin savunma harcamaları halen NATO kriteri olan GSYH’nin yüzde 2’sinin üzerinde. Türkiye’nin 2025 yılı savunma harcamaları (iç güvenlik harcamaları hariç) 25 Milyar dolar (yaklaşık 1 trilyon lira) düzeyinde. Türkiye’den bu yeni artışa karşı bir itiraz gelmedi. Türkiye’nin yeni NATO hedefine uygun hareket etmesi durumunda GSYH’deki reel artışlar da dikkate alınacak olursa 2035 yılında savunma harcamasının 60-70 milyar dolara yükselmesi muhtemel.

Dahası 2024 bütçesinin yüzde 11,8’i ve GSYH’nin ise yüzde 2,9’u faiz ödemelerine gitti. 2024 yılının faiz ödemeleri tutarı 1 trilyon 270 milyar TL. Yıl ortası kur ile yaklaşık 39 milyar dolar. 2025 yılında Türkiye bütçesinden yaklaşık 75 milyar dolar askeri harcamalara ve faiz ödemelerine gitti.

NATO’nun askeri harcamaları GSYH’nin yüzde 5’ine yükseltme kararı Türkiye’de manidar bir zamana denk geldi. Kamu işçilerin, emeklilerin, memurların ve asgari ücretle çalışanların zam talebine karşı “kaynak yok”, “bütçe açık verir”, “ekonomiye yük olur” safsatalarının yeniden dillendirilmeye başlandığı günlerde NATO artışı gündeme geldi. Bir kez daha meselenin kaynak değil tercih olduğu ortaya çıktı. Trump’ın talebiyle askeri harcamaları GSYH’nin yüzde 5’ine yükseltilmesine itiraz etmeyenler ve cömert davrananlar sıra emekli aylıklarına ve memur maaşlarına ve kamu işçilerinin ücretlerine gelince pek cimriler.

“KAYNAK YOK” SAFSATASI

Temmuz geldi, “kaynak yok” safsatası mevsimi geldi! Temmuz ayında emeklilerin, işçilerin ve memurların zam taleplerine karşı “kaynak yok” safsataları ileri sürülmeye başlanacak. Hatta daha ileri gidilecek ve emeklilerin bütçeye yük oldukları iddia edilecek.  Bunların tümü gerçek dışı ve safsata! Kaynak var. Yoksa da devlet kaynak yaratır! Dahası emeklilere ayrılan kaynak azalıyor. Emeklilerin pastadaki payı küçülüyor. Emeklilere yeterince kaynak aktarılmadığı için, emekliler için yeterli kamu harcaması yapılmadığı için emeklilerin alım gücü düşüyor.

Faizin ve askeri harcamaların pastadaki payı bir kenarda dursun biz emeklilerin pastadaki payına bakalım. Hâlen (2025 yılı ilk 6 ayında) en düşük aylığı Hazine katkısıyla 14 bin 469 lira, ortalama aylığı yaklaşık 18 bin lira olan 16 milyon civarındaki emeklinin pastadaki payına bakalım. Kaynak mı yok yoksa emekliye ayrılan kaynaklar giderek azaltılıyor mu? Tek tek gidelim. Özellikle EYT düzenlemesi sonrasında AKP çevreleri tarafından ileri sürülen iddia sosyal güvenlik ve emekliler için bütçeden yapılan transferlerin giderek arttığı ve bunun bütçeye önemli bir yük getirdiği yönündeydi. Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçe verileri bu iddianın gerçek dışı olduğunu ortaya koyuyor. 2009 yılında SGK’ye konsolide bütçe transferlerinin bütçe harcamaları içindeki payı 19,8’di. Bu oran 2021’de yüzde 16,4’e geriledi. EYT yılı olan 2023’te 13,4 ve 2024’te 13,9 oldu.

Üstelik konsolide transferlerin tümü emekliler için yapılmıyor. Bunların yaklaşık yarısı görevlendirme giderleri. İçlerinde işveren teşvikleri bile var. Bu nedenle konsolide SGK transferlerine değil, SGK’ye yapılan Hazine yardımlarına bakmak lazım. SGK’ye yapılan Hazine yardımlarının bütçedeki payı 2009’da yüzde 15,1 iken 2024’te yüzde 6,7’ye geriledi. Benzer şekilde konsolide bütçe transferlerinin GSYH’ye oranı yüzde 5,3’ten yüzde 3,5’e, Hazine yardımlarının oranı ise yüzde 4’ten yüzde 1,7’ye geriledi. Konsolide bütçe transferlerinin tümü sosyal güvenlik için yapılmıyor. Bunlar içinde görevlendirme giderleri de söz konusu. Dolayısıyla aslolan SGK’ye yapılan Hazine yardımlarıdır.

2024 yılı itibarıyla faize ve askeri harcamalara bütçenin yüzde 19,5’i ve GSYH’nin yüzde 4,9’u harcanıyor. Görüldüğü gibi SGK’ye yapılan Hazine yardımları tek tek hem faiz ödemelerinden hem de askeri harcamalardan düşüktür. Askeri harcamaların 2,5 kat artırılması gelecekte emekliler ve sosyal güvenlik için ayrılacak kaynakları daha da düşürme riski taşıyor.

EMEKLİLERİN PASTADAKİ PAYI AZALDI

Öte yandan emeklileri pasatadaki payı da hızla geriliyor. Bugün emekli aylıklarının çok düşük olmasının sebebi emeklilerin GSYH (pasta) içindeki payının giderek azalmasıdır. Emeklilerin sayısı artarken pastadaki paylarının düşmesi durumun vahametini ortaya koymaktadır. Emeklilere yapılan toplam aylık ödemelerinin GSYH içindeki payı 2010 yılında yüzde 6,8’di. O dönem emeklilerin sayısı 8,8 milyondu ve nüfus içindeki payları yüzde 12 idi. 2010’da yüzde 12’lik emekli nüfus GSYH’den yüzde 6,8 pay alıyordu.

2024 yılında emeklilerin sayısı 15,9 milyona ve emeklilerin nüfus içindeki payı yüzde 18,5’a yükseldi ancak GSYH içindeki payları yüzde 6,1’e geriledi.  İşte emeklilerin sefaletinin asıl sebebi budur. Eğer emeklilerin sayısındaki artışa paralel GSYH içindeki payı artsaydı, bir diğer ifadeyle 2020 yılındaki emekli başına GSYH ödemesi korunsaydı emekli aylıklarının GSYH içindeki payının yüzde 10,5’e yükselmesi gerekirdi. Emekli aylıklarının pastadaki payı emeklilerin nüfusa oranına paralel artmak bir yana azaldı. Bir diğer ifadeyle 2010 yılında 8,8 milyon emekliye bölünen kaynaktan çok daha azı 2024 yılında 16 milyon emekliye bölündü.

Emeklilerin sayısına paralel pastadaki payları artsaydı ve böylece 2010 yılındaki durumları korunmuş olsaydı bugün ortalama emekli aylığının 30 bin liranın üzerinde olması gerekiyordu.  Oysa 2025 Mart ayı itibariyle ortalama emekli aylığı 18 bin biranın altındadır.

SEYYANEN ZAM ŞART!

Görüldüğü gibi emekli aylıklarının artış talebine karşı ileri sürülen “kaynak yok” iddiası gerçek dışıdır ve emeklinin gerek bütçedeki gerekse GSYH (pastadaki payı) düşmektedir. Üstelik bu pay artan emekli sayısına rağmen azalmaktadır. Bu “mucize” emekli aylıklarının alım gücünün düşmesiyle ortalama emekli aylıklarının en düşük emekli aylığına yakınsamasıyla olmaktadır. Artan emekli sayısına rağmen emeklilere daha az kaynak ayrılması emeklilerin giderek yoksullaşması demektir.

Emekli yoksulluğuna karşı emekli aylıklarına seyyanen zam yapılması şarttır. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli ve diğer emeklilere de buna paralel seyyanen artış yapılmalıdır. Emekli aylıklarının artışında sadece enflasyon değil büyüme de dikkate alınmalıdır.

Aksi halde emekli aylıklarında dibe doğru yarış sürecek ve emeklilerin ezici çoğunluğu dipte eşitlenecektir. Temmuz ayında sadece resmi enflasyon oranında artış yetmez. Emeklilere ciddi miktarda bir seyyanen zam yapılmalı ve pastadaki payları artırılmalıdır.

Temmuz ayında memur emeklilerinin iki yıldır yaşadığı “ilave ödeme” haksızlığı da giderilmelidir.  Bilindiği gibi Temmuz 2023’te memur maaşlarına yapılan ilave ödeme Cumhurbaşkanının bu yöndeki yazılı vaadine rağmen memur emekli aylıklarına eklenmedi. Bu nedenle memur emeklileri Haziran ayı itibarıyla 16 bin 195 TL eksik emekli aylığı alıyor. Bu miktar Temmuz 2025’te 18 bin 750 TL’yi bulacak.

Memur emeklilerin iki yıldır yaşadığı bu haksızlık giderilmeli ve maaşlara yapılan seyyanen zam (375 sayılı KHK 40. Madde) memur emeklilere de aynı miktarda yansıtılmalıdır.

Emekliler en düşüğü 14 bin 469 liraya ve ortalaması 18.000 lira olan aylıkla bir ay boyunca yaşamaya çalışıyor. Attila İlhan’ın İhtiyarlar Baladı şiirindeki gibi emekliler “yaşayıp durmaktan gizlice utanır” haldeler. Ama asıl utanması gerekenler her zam döneminde “kaynak yok” yalanına sarılanlardır. Faiz için, NATO için kaynak bulanlar emekliler için “kaynak yok” diyor. Asıl utanç budur!

Aziz Çelik / BİRGÜN

Öne Çıkan Yayın

Adnan Menderes’in İnönü, Bayar ve Saraçoğlu’ndan devraldığı büyük korku: 141-142’nin Menderesli öyküsü… -Ali Ufuk Arikan /soL-

  "Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim ürküntüsüyle tir tir titresinler. Proleterlerin, zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri ...