T-24 "Köşebaşı + Gündem" -23 Eylül 2025-

CHP’den Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne operasyona ilk tepki: Bu soruşturmanın ahlaki boyutu, sınırı, çerçevesi Melih Gökçek’tir!

Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik konser soruşturmasına 13 kişinin gözaltına alınmasına CHP'den ilk tepki Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’dan geldi. Başarır, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in söz konusu operasyonu önceden sosyal medya hesabından haber vermesine tepki gösteren CHP’li Başarır, “Bu soruşturmanın ahlaki boyutu, sınırı, çerçevesi Melih Gökçek’tir!” dedi.

Başarır, “Oturmayın yahu, böyle bir soruşturma yapılıyor, en şaibeli belediye başkanı bunu bir müjde gibi haberini veriyor Twitter’da. Ben Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum; bu durumdan hiç sıkılmıyor musunuz? Bir Melih Gökçek’in ve oğlunun yaşantısını gördükçe ya biz neyi soruşturuyoruz şunlara bak’ demiyor musun ya! Bizim anlımız açık. Sıra Ankara’ya geldi. Ülkeyi bambaşka bir boyuta getiriyorlar, sakın, sakın. Yeter artık!” ifadelerini kullandı.

Ali Mahir Başarır’ın Halk TV’ye yaptığı açıklamaları şöyle:

“İktidar bir plan çerçevesinde bir planlama yapmışlar seçilmiş belediye başkanlarımıza karşı bir soruşturma bir algı ile ele geçirme iradeyi gasp etme durumunda. Bunu uzun süredir biliyoruz. Bir sefer bu artık toplumda karşılık bulmuyor. Bunun kendilerine de zararı var. Uzun süreden beri konserlere takmış durumdalar. İki şey söylüyorlar, bugün bu ülkede yaşayan milyonlarca yurttaşımız bir yere gidip kendi parasıyla müzik dinleyemiyor, bu konser yaptığımız sanatçılar da halkın isteği doğrultusunda seçiliyor ve yüz binlerce insan en azından 4 saat eğleniyor. Ve Türkiye’nin en seçkin, tanınan, vergisini ödeyen sanatçılar bunlar. Bir soruşturma algısı kapsamında o sanatçıları da herkesi de töhmet altında bırakıyorlar. O kadar net ki. Aldıkları para da belli gösterdikleri vergi de belli. Bir sanatçı Ankara’da aldığı parayla, o sanatçının başka bir AK Partili MHP’li belediyeden aldığı para da aynı zaten. Bu tamamen kirli bir algı.

Önemli bir konuya gelelim. Gece saat 2. 20 yıl Ankara’yı yöneten, Ankara’yı parsel parsel bölüştürüp dağıtan, her türlü kirliliği iddiaya yanıt vermeyen Melih Gökçek soruşturma haberini veriyor, 7 saat önce veriyor. Utanmadan sıkılmadan! Biz Ankara Belediyesi’ne yapılan soruşturmayı şu adamdan, şu tweet’ten öğreniyoruz. Bu olacak şey mi!

Şimdi de sıra Ankara’ya geldi. İkisi aktif, diğerleri eski çalışan 13 kişi gözaltında. Bu soruşturmanın ahlaki boyutu, sınırı, çerçevesi Melih Gökçek’tir! Bir Melih Gökçek’in yaşantısına, mal varlığına baksınlar bir Mansur Yavaş’ınkine baksınlar, halk karar verir. Oturmayın yahu, böyle bir soruşturma yapılıyor, en şaibeli belediye başkanı bunu bir müjde gibi haberini veriyor Twitter’da. Ben Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum; bu durumdan hiç sıkılmıyor musunuz? Bir Melih Gökçek’in ve oğlunun yaşantısını gördükçe ya biz neyi soruşturuyoruz şunlara bak’ demiyor musun ya! Bizim anlımız açık. Sıra Ankara’ya geldi. Ülkeyi bambaşka bir boyuta getiriyorlar, sakın, sakın. Yeter artık!”

                                                           ***

Hacker grubu üyesinin savcılık ifadesi: Cumhurbaşkanı ve MİT Başkanı dâhil 101 milyon kişinin kişisel verisi grubun elinde

Antalya'da yüzde 60 zihinsel engelli 24 yaşındaki Umut Can Islak, aralarında 3 başsavcının da olduğu 9 hâkim ve savcıyı telefonla tehdit ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada 31 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Savcılık ifadesinde hâkim ve savcılara ait bilgileri Discord platformunda üye olduğu bir hacker grubundan aldığını anlatan Islak, 101 milyon kişinin kişisel verisinin bu grubun elinde olduğunu iddia ederek, "Cumhurbaşkanı ve MİT Başkanı'nın kimlik bilgilerine dâhi bu şahıslar tarafından rahatlıkla ulaşılabilmektedir. Aslında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u da arayacaktık. Ancak eski numarası kayıtlı olduğu için eski numara sahibini aradılar" dedi. 

Halk TV'de yer alan habere göre; Antalya'da 9 yargı mensubu ile yüzde 60 engelli Umut Can Islak’ın karşı karşıya geldiği dava dosyası, Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Dava dosyasında yer alan bilgilere göre, Umut Can Islak, kullanıcılara sesli, yazılı ve görüntülü sohbet imkânı sağlayan Discord platformuna katıldı. Milyonlarca kişinin kişisel verilerini çalan hackerların olduğu bir gruba dâhil olan Islak, iddiaya göre, başka kişilerin yönlendirmesi ile bir dizi hâkim ve savcıyı arayarak tehdit etti.

Dava dosyasına göre, arama işlemleri 24-25 Mart 2024 günü yapıldı. Dosyada, hâkim ve savcılara yönelik gerçekleştirilen aramaların detaylarına yer verildi.

Bir gün sonra yakalandı

Tehdit edilen hâkim ve savcıların şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı. 26 Mart günü Umut Can Islak, gözaltına alındı. Islak’ın evinde bir dizi dijital materyale el konuldu. Söz konusu materyaller arasında çok sayıda kişinin kişisel verisi de yer aldı.

"101 milyon kişinin kişisel verisi grubun elinde"

Savcılık ifadesinde, 101 milyon kişinin kişisel verisinin, kendisinin de içinde grubun elinde olduğunu öne süren Umut Can Islak, “Cumhurbaşkanı ve MİT Başkanı'nın kimlik bilgilerine dâhi bu şahıslar tarafından rahatlıkla ulaşılabilmektedir” dedi.

Islak, ifadesinin devamında “Aslında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u da arayacaktık. Ancak eski numarası kayıtlı olduğu için eski numara sahibini aradılar” şeklinde konuştu.

Islak, grubun bir diğer üyesi S. Ü. Ş.’nin ise emekliye ayrılan birçok generali aradığını söyledi. Islak, şikâyetçi olan 9 hâkim savcıdan 3’ünü kendisinin aradığını, kalan 6 kişiyi ise başka grup üyelerinin aradığını öne sürdü.

31 yıl hapis cezası verildi

Hâkim ve savcıların aranma sebebinin eğlenmek ve gövde gösterisi yapmak olduğunu savunan Islak, 29 Mart 2024 günü tutuklandı. 1 yıl kadar tutuklu yargılanan Islak, geçen 11 Mart günü tahliye edildi. Islak’a ilişkin yargılamada karar ise geçen 11 Eylül günü çıktı. Islak’a, “tehdit” ve “kişisel verileri ele geçirme” suçlarından 31 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Islak, mahkemede ise şikâyetçilerden hiçbirini aramadığını öne sürdü. Oğlunun yüzde 60 engelli olduğunu ve ceza ehliyetinin olmadığını savunan Baba Abdurrahman Islak ise “Oğlum kişisel bakımını dâhi tek başına yapamıyor. Eğer verilen ceza kesinleşirse, yaşından fazla bir ceza almış olacak” dedi. Oğlunun kişisel bilgilerinin ele geçirildiğini kaydeden Islak, “Bu kişilerin tehditleri yüzünden oğlum bugün bu durumda” dedi.

                                                           ***

Savunma sanayisi şirketlerinin verilerini Telegram'da satışa çıkarmışlar; ASELSAN'ın ürünleri de sızdırılmış!

Türkiye'deki savunma sanayisi şirketlerine ait ticari sır niteliğindeki ithalat ve ihracat verilerinin, sosyal medya ve Telegram grupları üzerinden 3'üncü kişilere ücret veya üyelik karşılığında satıldığı öğrenildi. ASELSAN'ın geliştirdiği ürünlerin de bilgilerini sızdırdığı ortaya çıkan, aralarında gümrük görevlilerinin de bulunduğu 10 şüpheliden 7'si tutuklandı.

Sabah'ta yer alan habere göre; Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin radarına takılan ticari ve askeri casusluk şebekesine yönelik haziran ayında yapılan operasyonun ayrıntılarına ulaşıldı. Askeri ve ticari casusluk faaliyeti, savunma sanayisi firmalarının, kendilerine ait verilerin yurt dışındaki internet sitelerinde yer aldığını fark etmesi ve Ticaret Bakanlığı'na bildirmesiyle gün yüzüne çıktı. Aralarında TOBB ve Türkiye İhracatçılar Meclisi üyesi şirketler ile ASELSAN gibi savunma sanayisinin gözde şirketlerinin de yer aldığı firma ve kuruluşlar, verilerin yurt dışına sızdırılmasında rol oynayan kişilerden şikâyetçi oldu.

Verileri çeken çalışanlar tespit edildi

Ticaret Bakanlığı sunucularında tutulan ve Türkiye'deki firmalara ait ithalat ve ihracat verilerin, ücretli üyelik karşılığında yurt dışına sızdırılması üzerine Ticaret Bakanlığı hemen harekete geçti.

Ticari casusluk ağıyla ilgili bilgi ve belgelere göre, gümrük müdürlüklerinde görevli, söz konusu ticari verilere ulaşabilen çok sayıda bakanlık personeli bulunuyordu. Müfettişler, Ticaret Bakanlığı'nın bünyesinde bulunan "Karar Destek Sistemi" (KDS) ve "Bilge" isimli sisteme ait verilerin paylaşıldığını saptadı. Verileri çeken gümrük çalışanları tek tek tespit edildi.

Bakanlık ekipleri Telegram grubuna sızdı

Satılan yerler arasında bulunan "Disticaretistihbarati" isimli Telegram grubunu ise bakanlığa bağlı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü personellerinin istihbarat amaçlı sızma girişimi yaparak tespit ettiği ortaya çıktı. Gümrük Muhafaza ve Kaçakçılık İstihbarat birimleri, gerçekleştirdikleri sızma eylemiyle 2023-2025 yılları arasında gerçekleştirilen ticari casusluk faaliyetlerini deşifre etti.

ASELSAN'ın geliştirdiği Tamburlu bombaatar, otomatik bombaatar, makinalı piyade tüfeği gibi çok sayıda ürünün ticari ve askeri sır kapsamında kalması gereken verilere ait bilgileri Uzakdoğu'da bulunan büyük datalara sahip şirketlerde pazarlandığı saptandı.

10 şüpheliye gözaltı

Gümrük çalışanı Necmettin G. ve İhsan S. isimli şüphelilerin, gümrük datalarında yaptığı sorgulara ilişkin verilerin, yurt dışında bulunan sitelerde yayınlandığı belirlendi.

Geçtiğimiz haziran ayında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu'ndan sorumlu Başsavcı Vekili Can Tuncay'ın koordinesiyle, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, veri sızıntısına sebebiyet verdiği saptanan 4'ü gümrük çalışanı, 1'i danışmanlık firması sahibi olmak üzere toplam 10 şüpheli yapılan operasyonla gözaltına alındı.

Casusluktan tutuklandılar

Şüpheliler ifadelerinde üzerlerine atılı "devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama" suçlamasını reddetti.

Savcılıkta ifadeleri alınan ve İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen aralarında gümrük çalışanları Ali Asıl, Aslan Korkmaz ve ihracat ve ithalatçı firmalara danışmanlık veren DAC Danışmanlık firması sahibi iş adamı Çağatay Ekinci'nin de olduğu 7 şüpheli "devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama" suçundan tutuklandı. 3 şüpheli ise adli kontrolle serbest kaldı. Soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

                                                         ***

Rüşvet soruşturmasında gözaltına alınan AKP'li Belediye Başkanı tutuklandı

Kırıkkale’de Yahşihan Belediyesi'ne yönelik yürütülen "icbar yoluyla irtikap" soruşturmasında gözaltına alınan AKP'li Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur'un da aralarında olduğu 5 kişi tutuklandı, 3 şüpheli ise serbest bırakıldı.

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19 Eylül'de Yahşihan Belediyesi'ne yönelik başlatılan "icbar yoluyla irtikap" soruşturması kapsamında, Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur ile birlikte Belediye Başkan Yardımcısı Celal Yıldırım, eski Belediye Başkan Yardımcısı Osman Uluyurt, İmar Müdürü Semih Aksakal, eski İmar Müdürü ve iş insanı Ulaş Biçer, belediye çalışanları Y.N.Y. ve M.S. ile S.G.Ç. gözaltına alınmıştı. 8 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından dün adliyeye sevk edildi. Savcılıktaki ifadeleri tamamlanan şüphelilerden M.S. ve S.G.Ç. serbest bırakılırken, 6 kişi tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Başkan Sungur ile 4 kişi tutuklandı

Şüphelilerden Y.N.S. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur, Belediye Başkan Yardımcısı Celal Yıldırım, eski Belediye Başkan Yardımcısı Osman Uluyurt, İmar Müdürü Semih Aksakal, eski İmar Müdürü ve iş insanı Ulaş Biçer tutuklandı.27 Mayıs ile 19 Ağustos tarihlerinde yapılan operasyonlarda da eski Yahşihan Belediye Başkanı Osman Türkyılmaz ile 4 şüpheli tutuklanmıştı. 

                                                             ***

Melih Gökçek ABB operasyonunu 8 saat önceden haber vermiş -T24-

 Eski Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Melih Gökçek, bu sabah saatlerinde ABB'ye yönelik düzenlenen operasyonu 8 saat önceden haber verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından "2021–2024 yılları arasında düzenlenen konserlere ilişkin harcamalarda kamu zararına yol açıldığı" iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, "İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen tevdii raporu, MASAK incelemesi, Sayıştay incelemesi, bilirkişi raporlarına göre 32 adet konser hizmet alımında idarenin 154.453.221,60 TL zarara uğratıldığı tespit edilmiştir" denildi.

Gökçek operasyonu 8 saat önce duyurdu

Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Şube ekipleri tarafından ABB'ye yönelik düzenlenen operasyonda 13 kişi gözaltına alınırken, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in, operasyonu 8 saat önceden duyurduğu öğrenildi. 

Melih Gökçek, dün gece X hesabından yaptığı paylaşımda "Hazır mısın Ankara? Hazır mısın Türkiye? Ankara'da milyarlık vurgun patlıyor" ifadelerini kullandı. 

T-24

Halkın yoksulluğunu, Beyaz Saray’la kapatmak mümkün değil / Siyaset Bilimci M. Görkem Doğan (-Dilan Temiz / Evrensel-)

Dr. M. Görkem Doğan, Erdoğan’ın gerçekleşecek Beyaz Saray temasını içeriye güç gösterisi olarak yorumladı; ekonomik krizde ise sembolik siyasetin halkın yoksulluğunu gizleyemeyeceğini vurguladı.

Eğitim Sen 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Başkanı Görkem Doğan | Fotoğraf: Evrensel

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD temasları, yalnızca diplomatik bir gündem olarak değil, iç politikada güç gösterisi olarak da okunuyor. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Dr. Öğretim Görevlisi M. Görkem Doğan, Beyaz Saray ile kurulan ilişkilerin arka planını, Trump döneminde öne çıkan “tüccar kafası” yaklaşımını ve bunun iç siyasete yansımalarını değerlendirdi. Doğan, sembolik siyasetin her ne kadar iktidarın elinde bir araç olsa da ekonomik kriz koşullarında halkın yaşadığı yoksulluğun üzerini kapatmaya yetmediğine dikkat çekti. Doğan, Erdoğan’ın “Amerikalılar arkamda” mesajını vermeye çalıştığını dile getirerek “Trump’tan randevu alındı fakat Trump Beyaz Saray’ının tüccar kafası işleyişi var. Dolayısıyla bazı hediyeler vermek gerekiyor ki destek görüntüsünü alabilesin. Örneğin Trump’ın istediği ülkelere gümrük vergisi uygulansın ama kimse Amerikan mallarına gümrük vergisi uygulamasın gibi” dedi.

Türkiye’de siyasetçilerin Amerikan desteğini arkasında olduğunu göstermeye çalışmasının alışılmadık bir şey olmadığını söyleyen Doğan, “Türkiye'de siyasetçiler her zaman Beyaz Saray'ın desteğinin arkasında olduğunu göstermek ister. Hem partilerinin içindeki hem iktidar ortaklarına hem ana muhalefet hem de sermaye çevrelerine, bürokrasideki etkin güçlere karşı bu önemli bir kozdur. Daha başbakan olmadan Beyaz Saray ziyareti yapmış bir siyasi lider, bunu uzun süre kullanmış, Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanıyım gibi vurguları özellikle yaparken hep “Amerikalılar arkamda” mesajını vermek istiyor. Erdoğan açısından da bu zaten bir normdur. Joe Biden'la da çok görüşmek istiyordu, Erdoğan'a randevu vermemişti. Trump'tan randevu alındı fakat Trump Beyaz Saray'ının şöyle bir özelliği var; bir tüccar kafası işleyişi var” dedi.

"Politikasında hoşuna gidecek bazı hediyeler"

“Dolayısıyla Trump’a bazı hediyeler vermen gerekiyor ki istediğin destek görüntüsünü alabil” diyen Doğan, “Trump’ın önemli bir gündemi olan ticaret savaşları konusunda; Amerika istediği ülkelere gümrük vergisi uygulasın ama kimse Amerikan mallarına gümrük vergisi uygulamasın şeklindeki politikasına hoşuna gidecek bazı hediyeler veriyor ki Trump, Beyaz Saray’da “Sayın Erdoğan çok güçlü bir liderdir” gibi konuşmalar yapsın” şeklinde konuştu.

Bu yöntemin bu devirde ne kadar etki edeceğini bilemediğini söyleyen Doğan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan’a dikkat çekti. Doğan, “Bu yöntemleri kullanıyorlar, bol bol Amerikan savunma sanayisinin ürünlerini alıyorlar ihtiyaçları olsun olmasın. Ama en son Katar’ın İsrail tarafından bombalanmasında gördüğümüz gibi bu işlerin çok bir karşılığı yok” dedi.

"İçeride bir kavga olduğunu gösterir"

Doğan, görüşmenin aynı zamanda içeriye karşı bir kuvvet gösterisi olduğunu hatırlatırken, burada karizmayı çizen zaten birilerinin olduğunu belirtti: Trump’ın oğluyla yaptığı görüşmeyi Özgür Özel’e sızdırmasıyla ortaya çıkıyor. Bu bakımdan yapılacak olan destek şovunun anlamı bir ölçüde ortadan kalkmış oldu. Birileri ön aldı anlaşıldığı kadarıyla devlet içinde. Bu da içeride bir kavga olduğunu gösterir. Zaten o kavga Beyaz Saray’da destek gösterisi ihtiyacını doğurmuştur.”

Sembolik siyasete çok önem vermemek gerektiğini ifade eden Doğan, “Özellikle iktisadi kriz durgunluk anlarında sembolik siyaset anlamsızlaşır çünkü halkın yoksulluğunun, satın alma gücünün düşmesinin çok gerçek sonuçları var. Bunları sembolik siyasetle, Beyaz Saray havalı ofis fotoğraflarıyla kapatmak çok mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

"İşlerin kontrolünün hafifçe elden kaçtığını gösteren bir mevzu"

Erdoğan’ın, Bahçeli’nin “Türkiye-Rusya-Çin ittifakı”na “Takip edemedim, hayırlısı olsun” yanıtını değerlendiren Doğan, şunları söyledi: “Devlet Bahçeli aklına gelen bir şey söylemiş, altında stratejik yönelim gibi bir şey olduğunu zannetmiyorum. Orada esas ilginç olan o sorunun Erdoğan’a sorulması. Gene kim sızdırdıysa bu işleri Amerika’yla yapılanları kim sızdırdıysa aynı çevreler Bahçeli’ye de böyle bir replik söyletiyor. Erdoğan’ın hazır cevabı yok. Erdoğan’ın hazır cevabı olsa bunu bir tane muhabire sordururlar günümüz Türkiye’sinde. O da hazır cevabı verir. Türkiye’de bu Saray rejimi falan demeyi seviyor çeşitli meslektaşlar. Bu işlerin kontrolünün hafifçe elden kaçtığını gösteren bir mevzu bu açıkçası.”

Dilan Temiz / Evrensel


Kreşte skandal olay! Oyun oynayan küçük çocuklara kötü muamele -Sözcü-

Diyarbakır'da özel bir kreşte görevli öğretmenlerin çocuklara kötü muamelede bulunduğu iddia edildi. Velilerin suç duyurusu üzerine soruşturma başlatılırken kreşte yaşananlar güvenlik kamerasına yansıdı.(https://www.dailymotion.com/video/x9qzrzk)

Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesinde kreşte yaşanan olay tepki çekti. İlçedeki özel bir kreşte eğitim gören çocukların davranışlarında değişiklik fark eden aileler, onlara sorular yöneltti. Aldıkları cevapların ardından öğretmenlerin çocuklara kötü muamelede bulunduğunu öne süren veliler, kurumdan güvenlik kamerası görüntülerini aldı. Aileler, görüntülerle birlikte öğretmenler ve kreş yetkilileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında incelenen güvenlik kamerası görüntülerinde, uykudaki çocukların sert şekilde uyandırıldığı, öğretmenlerin başlarında bulunması gerekirken uyudukları belirlendi.  Görüntülerde bir çocuğun arkadaşının boğazını sıktığı, öğretmenin buna müdahale etmediği anlar yer aldı. Kameralara yansıyan diğer görüntülerde çocukların ağlarken alay edildiği, ‘düşünme köşesi’ adı verilen alana zorla gönderildiği, bir diğerine ise bağırarak şiddet uygulandığı kaydedildi.

KREŞ YETKİLİLERİ İDDİALARI REDDETTİ

Kreş yetkilisi, herhangi bir kötü muamele veya ihmalin olmadığını, çocukların itilip kakıldığı iddialarının asılsız olduğunu ve görüntülerin küçük yaş çocuk grubunun oyun oynadığı anlara ait olduğunu söyledi. Yetkili ayrıca hukuki sürecin devam ettiğini belirtti.

AİLELER OKULUN ÖNÜNDE TOPLANIP, TEPKİ GÖSTERDİ

Diyarbakır’da özel bir kreşte görevli öğretmenlerin çocuklara kötü muamelede bulunduğunu öne süren veliler, kreş önünde toplanarak tepki gösterdi. Velilerden Şiyar Göktimur (35), kreş yetkililerinin çocuğuna da kötü muamele yaptığını ileri sürerek, “Çocuğum 1-1,5 yıl önce bu kreşe başladı. Bu süreçte çocuğumun gelişimi daha geriye gitti. Bunu fark edemiyorduk. 3 yetişkin insan evladı, şeytandan beter insanlar, burada bütün 2-3 yaşındaki çocukları yerlerde sürüklüyorlar, şiddet uyguluyorlar, hakaret ediyorlar. Bu resmi denetlenen bir kurum. Kreş bu durumu 6 aydır gizliyor, 6 aydır çocuklarımıza burada şiddet uygulamaya devam ediyorlar. Bugün geldik buraya, bir tane yetkili yok. Hepsi kaçıp gitmişler. Bunun muhatabı kim? Kamera kayıtları neden 6 aydır kamuoyuyla paylaşılmıyor? Bunun hesabını hukuk önünde tek tek soracağız. Bu işin peşini bırakmayacağız. Kamera kayıtları yeni ortaya çıktı, çocuğuma her gün şiddet uyguluyorlarmış. Çocuğumda konuşma güçlüğü vardı, buraya kaydetmemi önerdiler. Biz de getirip kaydettik. Burada dil terapisi görsün, konuşabilsin, gündüz zaman geçirsin diye. Ama daha da geriye atmışlar çocuğu. Her gün çocuğa bağırıp çağırıyor, hakaret ediyorlarmış” dedi.

‘BİR ÇOCUĞUN GÖZÜNÜ MORARTMIŞLAR’

Çocuğunun, kötü muamele gördüğünü güvenlik kamerası görüntülerinden sonra gördüğünü söyleyen Göktimur, “İlk kamera kayıtlarının ortaya çıkması da bir polis arkadaşın çocuğuna şiddet uygulanması sonucu ortaya çıkıyor. Çocuğunun gözü çıkıyor, kendisi şikayetçi oluyor. Okul yönetimi ile kavga ediyor. Savcılıktan sonra bu görüntüler ortaya çıkıyor. Biz de bu şekilde olaydan haberdar olduk. Yoksa çocuklarımız her gün şiddet görmeye devam edecekti. 2-3 yaşında çocuklar, kıyamadığımız çocuklarımız ama kendileri insan diye, hoca diye geziyorlar. Kimse bizimle muhatap olmadı. 3-4 saattir buradayız, kimse yok. Video kamuoyuna yansıdıktan sonra kaçmışlar hepsi, burada değiller. Okul kapanana kadar burada olacağız” diye konuştu.

BAKANLIKTAN AÇIKLAMA GELDİ

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Diyarbakır'daki özel bir kreşte çocuklara yönelik şiddet görüntülerine ilişkin yapılan açıklamada, "Şiddet uyguladığı iddia edilen öğretmenler kreş yönetimi tarafından olayın akabinde görevden alınmıştır. Bakanlık olarak devam eden dava sürecine müdahil olduğumuzu ve konuyu titizlikle takip ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız." ifadeleri kullanıldı. Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı'na gelen şikayetin ardından il müdürlüğünce ilgili özel kreş hakkında ivedilikle inceleme başlatıldığı belirtildi. Şiddet iddialarının çok yönlü bir şekilde araştırılması için Bakanlık tarafından muhakkik görevlendirildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Şiddet uyguladığı iddia edilen öğretmenler kreş yönetimi tarafından olayın akabinde görevden alınmıştır. Bakanlık olarak devam eden dava sürecine müdahil olduğumuzu ve konuyu titizlikle takip ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız."

Sözcü

 


GÜNDEM "22 Eylül 2025"

 

Erdoğan'ın ziyareti esnasında ABD için dikkat çeken vergi kararı -Sözcü-

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi öncesinde ABD menşeli bazı ürünlere 2018'de getirilen ek vergiler kaldırıldı.(https://www.sozcu.com.tr/turkiye-abd-menseli-bazi-urunlerde-ek-vergileri-kaldirdi-p229919)

Trump, Beylikova’daki rezervi isteyecek -Serdar Cebe/Sözcü-

Washington’daki zirvede maden diplomasisi de yürütülecek. Çin’e bağımlılıktan kurtulmak isteyen Trump’ın, Erdoğan ile yapacağı görüşmede Eskişehir’deki rezervleri gündeme getireceği öğrenildi.(https://www.sozcu.com.tr/trump-beylikova-daki-rezervi-isteyecek-p229926)

Krizi aşma umudu 'Trump'a bağlandı: Kritik görüşme öncesi masada neler var?-soL-

AKP iktidarı Suriye’yi içine alan büyük bir tıkanmanın içine yuvarlanırken Trump görüşmesine bu tıkanmayı aşmak için büyük önem atfediliyor. Masada olan, gündeme gelen ve gelmeyen her şey bu tıkanmayı aşmak için verileceklerle ilgili. Masada pazarlık konusu olacak her şey halkın geleceğini yakından ilgileniyor.(https://haber.sol.org.tr/haber/krizi-asma-umudu-trumpa-baglandi-kritik-gorusme-oncesi-masada-neler-var-401456)

Erdoğan’a New York’ta sürpriz: Times Meydanı’nda İmamoğlu ve Özel pankartı!-Cumhuriyet-
                                        https://www.dailymotion.com/video/x9qyoa0

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu için gittiği New York’ta, dikkat çekici bir pankart Times Meydanı’nda dev ekrana yansıtıldı.(https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/erdogan-a-new-york-ta-surpriz-times-meydani-nda-imamoglu-ve-ozel-pankarti-2437187)

BİRGÜN "Köşebaşı + Gündem" -22 Eylül 2025-

Yaşam standartları en dibi gördü

Küresel Emeklilik Raporu, ülkenin kötüleşen koşullarını bir kez daha gözler önüne serdi. Genel sıralamada 44 ülkeden 33’üncü olan Türkiye, Hayat Kalitesi Endeksi’nde 28’inci, Güvenlik Endeksi’nde ise sonuncu oldu.Yaşam standartları en dibi gördüFotoğraf: Depo Photos

Ülkede ekonomiden güvenliğe kötüleşen koşullar, başta emekliler olmak üzere toplumsal kesimlere iyi bir yaşam standardı sunmuyor.

Araştırma şirketi Global Intelligence Unit’in emekliler için en yüksek toplumsal refah vadeden ülkeleri sıraladığı Küresel Emeklilik Raporu’nda Türkiye, 44 ülke arasında 33’üncü sırada yer aldı.

Hayat kalitesi, vergi sistemi, toplumsal güvenlik gibi alt parametreler aracılığıyla oluşturulan listede zirve Portekiz’in oldu. Portekiz’i sırasıyla Mauritius, İspanya, Uruguay, Avusturya ve İtalya takip etti. Yunanistan 12’nci, Arjantin 18’inci, Fransa 21’inci sırada yer aldı. Ekvador, Sri Lanka, El Salvador, Seyşeller ve Nikaragua gibi ülkeler Türkiye’yi geride bıraktı.

Bugünün BirGün'ü

Listeyi oluşturan alt endekslerde ülkenin konumu ise dikkat çekti.

Türkiye, sosyal hayatın içindeki güvenliği ifade eden “Güvenlik ve Entegrasyon Endeksi”nde en son sırada yer aldı. Avusturya’nın 1’inci olduğu endekste Portekiz 2’nci, Slovenya ise 3’üncü sırada yer aldı. Sıklıkla kartel şiddeti ve mafya yapılanmasıyla anılan Meksika ve Kolombiya gibi ülkeler dahi listede Türkiye’nin önüne geçti.

Öte yandan Türkiye; Ekvador, Guatemala, Nikaragua, Namibya ve Zambiya gibi ülkelerin de gerisinde kaldı.

HAYAT KALİTESİNDE NAMİBYA’DAN GERİYE

“Hayat Kalitesi Endeksi”nde ise Türkiye 28’inci sırada yer aldı. Endekse göre hayat kalitesinin en yüksek olduğu beş ülke sırasıyla İspanya, Portekiz, Fransa, Avusturya ve Arjantin oldu. Kolombiya, Fas, Paraguay, Meksika, Seyşeller, Namibya, Şili, Tayland gibi ülkeler yine listede Türkiye’nin önünde yer aldı. Endekse göre hayat kalitesi en düşük 5 ülke ise kötüden iyiye şöyle gerçekleşti: Kamboçya, Laos, Zambiya, Guatemala, Endonezya.

Endeksler arasında Türkiye’nin üst sıralarda olduğu tek parametre ise “Ekonomi Endeksi” oldu. Para biriminin küresel borsalarında değersizliği sebebiyle daha yüksek bir alım gücü vadeden ülkelerin sıralandığı endekste Türkiye, 5’inci sırada yer aldı. Zirvede Kuzey Makedonya’nın olduğu endekste ikinci Nikaragua, üçüncü Filipinler, dördüncü ise Panama oldu. Endeksin en son sıralarını ise en değerli dövizlerden biri olan Euro kullanan ülkeler doldurdu. Avusturya 41’inci, Fransa 40’ıncı, İtalya 39’uncu, İspanya 38’inci oldu. Benzer şekilde Euro bölgesinde yer alan Yunanistan da 34’üncü sırada yer aldı.

***

Tüm felaketlerin günah keçisi: İklim değişikliği -Özer Akdemir / Evrensel-

Bu haftaki yazıyı yazmak için bilgisayarın başına geçtiğimde Karadeniz’de birçok il için sel uyarısı devam ediyordu. Cuma akşamından itibaren yağmaya başlayan şiddetli yağmur Rize’de dereleri taşırdı. Ardeşen’de, Fındıklı’da taşkınlara, heyelanlara ve yol çökmelerine yol açtı. Önemli turizm duraklarından Ayder Yaylasının yolu heyelan nedeniyle kapandı. Ardeşen-Çamlıhemşin kara yolundaki Şenyamaç köyü köprüsü sel sularının altında kalarak çöktü.

Fotoğraf: Merve Özkaynak

Üst üste aynı ‘sel felaketi’ni yaşayan ilçe

Geçen haftaki yazımızda, iklim değişikliğinin Akdeniz Havzasındaki iki farklı yüzünü, kuraklık ve selleri ele alan bir araştırmaya yer vermiştik. Bu haftaki yazımızda da “iklim felaketleri” karşısında iklim değişikliğinin nasıl günah keçisi ilan edildiğine dair ilginç bir araştırmayı ele alacağız. Amasya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Merve Özkaynak ve Dr. Zeynep Özdemir’in ortaklaşa yaptıkları araştırmaya göre iklim değişikliği, Batı Karadeniz’de sel ve taşkın riskini artırıyor. Ancak ‘felaket’lere yol açan şey bu durum değil, bilimin yıllardır ortaya koyduğu bu gerçekliğe karşı biç bir önlemin alınmaması, hatta yapılan hataların aynen tekrarlanması...

Fotoğraf: Zeynep Özdemir

İki akademisyen araştırmaları için Kastamonu’nun İnebolu ilçesine gidiyorlar. İnebolu, 2021’den itiraben üç yıl üst üste sel felaketinin yaşandığı bir ilçe. “Nasıl böyle bir şey olabilir? Üç yıl üst üste aynı şekilde nasıl bir sel olayı felakete dönüşebilir?​” sorusunun peşine düşen akademisyenler, selin felaket haline gelmesinin aşırı yağışlar değil yanlış şehir planlaması ve yetersiz altyapılarla ilgili olduğunu görüyorlar. Öyle ki ilk sel felaketinden sonra alınması gereken dersler alınsa ve yanlışlıklar düzeltilse, ikincisi, üçüncüsü yaşanmayacaktı!

Hâlâ aynı hatalara devam ediliyor

Oysa üç yıl üst üste sel suları altında kalan ilçede bırakın hatalardan ders almayı, araştırmaya göre aynı hatalar tekrarlanmaya devam ediyor: “Kıyı kanununa aykırı biçimde riskli bölgelerde yapılaşmalar sürüyor. Dere yataklarına kamusal binalar inşa ediliyor. Köprüler hem dayanıksız hem de suyun doğal akışını engelleyecek şekilde yapılıyor”.

Ee haliyle tüm bu yanlış uygulamalar ilçeyi iklim değişikliği karşısında daha da kırılgan hale getiriyor. Sonra da “felaket” haberleri...

Doğa olaylarının felakete dönüşmesinin kaçınılmaz bir şey olmadığına dikkat çeken Akademisyenler; “Yeni iklim gerçekliğine uygun, bilim temelli şehir planlama projeleriyle, dirençli ve güvenli kentler inşa etmek mümkün” diyorlar. Diyorlar da dinleyen kim?!

İnebolu’da üç yıl da neler yaşandı?

2021, 2022 ve 2023 yılında Kastamonu İnebolu’da meydana gelen selleri inceleyen akademisyenler, 2021 yılında Söke Çayının taşarak pazar yeri, köprüler, otopark gibi kamusal alanlar su altında kaldığını, 2022 yılında yıkılan köprüler nedeniyle ulaşımın felç olduğunu, pazar alanının dere yatağına inşa edilmiş olmasının afetin etkilerini daha da artırdığını, 2023’te aynı yerde, aynı hikayenin tekrarlandığını görüyorlar:

“Yeni yapılan otogar köprüsünün yeterince yüksek olmaması, taşkın anında suyun rahat geçişini engelledi. Rögarlar taştı, ticaret alanı sular altında kaldı. Belediye ekipleri gece-gündüz çalıştıysa da müdahaleleri, köklü planlama eksikliklerinin yarattığı sorunları çözmeye yetmedi.”

Fotoğraf: Evrensel

Neredeyse tüm kamu yapıları kıyı şeridinin içinde!

Bölgedeki yapılaşma, kıyı kanununa aykırı biçimde ilerlerliyor. “Özellikle hastane, adliye, okul, otogar ve spor alanı gibi kamu yapıları, 100 metrelik kıyı şeridinin içinde kalıyor. Yani bu kamu binaları olası bir ‘sel felaketi’nde taşkın riski altındalar!

İklim değişikliği nedeniyle aşırı ve kısa sürede düşen yağış sonrası yaşanan sellerin bir felaket haline gelmesinin tek nedeninin yağışlar olmadığı yazıyor araştırmada: “Toprağın su tutma kapasitesinin azalması, ormanlık alanların tahrip edilmesi, dere yataklarının daraltılması ve yapılaşmanın bu alanlara kadar genişlemesi, selin yıkıcılığını artırıyor. Bozkurt örneğinde de görüldüğü gibi, selin taşıdığı malzemelerin köprüleri tıkaması ve suyun yön değiştirmesine neden olması, ciddi hasara yol açıyor” diyorlar. 

İklim değişikliği ile birlikte bu tür afetlerin daha sık yaşanacağının bilindiğine dikkat çeken akademisyenler, tam da buu nedenle artık sadece küresel ısınmayı suçlamak değil, bu yeni gerçekliğe uyum sağlayacak mimari ve şehir planlama projeleri geliştirmek gerektiğinin altını çiziyorlar.

Fotoğraf: Evrensel

Atılması gereken somut adımlar

Akademisyenlerin çalışmasında iklim değişikliği ve Batı Karadeniz özelinde sel riskine karşı dirençli kentler yaratmak için acilen atılması gereken somut adımlar şu şekilde sıralanıyor:

  • Dere yatakları boşaltılmalı,
  • Kamuya ait alanlar acilen dere yataklarından taşınmalı ve bu alanlar kesinlikle yapılaşmaya açılmamalı, 
  • Zemin sıvılaşması olan bölgelerde de inşaatlara izin verilmemeli.
  • Yerleşimler için ovadan ziyade yamaç ve dağlık alanlar tercih edilmeli.
  • Akarsu yatakları, herhangi bir taşkın anında yapısal zarara uğramayacak şekilde düzenlenebilir.
  • Köprüler ve akarsu yatakları yeniden planlanmalı.
  • Sahil şeridinde yapılaşmaya izin verilmemeli.
  • Taşkın haritaları dikkate alınmalı: Yerleşim alanları, 50, 100 ve 500 yıllık taşkın senaryoları dikkate alınarak planlanmalı. Yakın zamanda bir sel felaketi yaşanmamış olması, gelecekte yaşanmayacağı anlamına gelmez.
  • Ekolojik yaklaşım şart. Yerleşim yerlerinin doğayla uyumlu şekilde geliştirilmesi ve yeşil alanların korunması gerekiyor. 

Bu kafayla devam edilirse çok daha büyük felaketlere hazır olun!

Sellerin, yalnızca doğa olaylarının değil, insan eliyle yapılan hataların bir sonucu olarak felaket haline geldiğinin altını çizen akademisyenler; “Eğer plansız yapılaşma devam ederse, gelecekte çok daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalabiliriz” uyarısında bulunuyorlar.

Bilimi kulak ardı eden kentleşme politikalarını, doğanın yıkımına, ormanların yok olmasına yol açan enerji ve maden projelerini yıllardır pervasızca uygulayan siyasi iktidarın, her sel, yangın, don, kuraklık gibi iklim olayı karşısında iklim değişikliğini adres göstermesinin ne kadar boş bir yaklaşım olduğu bu son araştırmanın da ortaya koyduğu bulgulardan birisi.

Felaket denilen şey, iklimi değiştiren, yanı sıra bu değişikliğe karşı uyumlu kentler, tarım alanları, doğayla barışık bir yaşam kurmak yerine doğanın talanında hız kesmeyen kapitalizmin ta kendisidir!

Özer Akdemir / Evrensel

Marmaris bitti, sıra orada! Şimdi de 8 bin kişilik ‘kasaba’ kuruyor -Bahadır Özgür /halkTV-

 

Sinpaş, büyük tartışmalara sebep olan ve Marmaris Milli Parkı’nı ve koyu tahrip eden Kızılbük’teki otelden sonra şimdi de Manyas Gölü’nün 10 km yakınına, Susurluk sınırları içine, dev bir yerleşim yeri kurmayı planlıyor. Adı da Sinpaş Kasaba!

Sinpaş’a bağlı Kızılbük Kuşgölü Gayrimenkul Yatırımları AŞ, Balıkesir’in Susurluk ilçesinde yer alan 35 hektarlık alana ‘termal tesis’ adı altında kuracağı kasabada devre mülk ön satışlarına başladı. ÇED başvurusu da yapıldı.

İŞTE PROJENİN DETAYLARI

sinpas-kasaba.jpg

Bu proje de tıpkı Marmaris’teki gibi gerçekten ürkütücü. Sadece projedeki rakamlara bakınca bile bunu anlıyoruz:

* 35 hektarlık alana yayılıyor. 3 etaptan oluşuyor.

* 1. etapta bodrum ve zemin dahil 6 katlı. Her katta 1+0, 1+1, 2+1 ve 3+1 olacak şekilde toplam 247 otel odası var.

* 2. etapta 11 adet blok bulunuyor. Her blok 5 katlı olacak. Toplam 850 otel odası inşa edilecek.

* 3. etapta ise 4+1, 30 adet villa yapılacak.

* SPA merkezi, Wellness, aquapark, alışveriş alanı, çocuk oyun alanları, yeme içme alanları, balo salonu, çok amaçlı toplantı salonları, fitness, teknik servis, otopark ve ortak hizmet alanları inşa edilecek.

* Toplam 7 bin 400 kişi kalacak. Çalışanlarla beraber sayı 8 bini bulacak.

Sinpaş’ın kasabası verimli tarım arazilerinin tam ortasına inşa edilecek. Susurluk’un 37 bin nüfusuna yüzde 20’ye yakın bir ek nüfus daha geliyor. Bu nüfus ve bölgenin özellikleri düşünüldüğünde asıl tehlike su kaynaklarında.

sinpas-kasaba-2.jpg

Tesis termal olduğu için Sinpaş sondajlara başladı. Böylesine büyük bir tesisin termal kaynaklara zarar vereceğini tahmin etmek zor değil. Diğer yandan tarımsal sulama da etkilenecek. Türkiye’nin daha az kaynak kullanan, verimli çevreci projelere ihtiyacı ortadayken Sinpaş her seferinde ekosisteme daha fazla tahrip edecek projelere imza atıyor.

MANYAS KUŞ CENNET’NE 10 KM

Bir başka önemli konu ise Manyas Kuş Cenneti’ne olan yakınlık. 10 km bir mesafe olsa da yüzlerce kişinin yaratacağı kirlilik, gürültü, atıklar ve su kullanımının bu doğa harikasına da etkisi olacağı muhakkak.

Sinpaş’ın, Marmaris’te yaptığı ortadayken, şimdi de Kaz Dağları’nın çeperindeki, verimli tarım arazilerine sahip, su kaynaklarının özellikle korunması gereken bir alana 8 bin kişilik adeta yeni bir şehir inşa etmesine göz yumulmamalı.

Mamaris’teki ‘ucube’ için, “Yıllar önce başladı. Geç kalındı” vb. türü bahanelere sığınanlara şimdiden uyarı. Sinpaş’ın Kasabası, yeni bir felakete dönüşebilir.

Henüz çivi çakılmamışken engellenmeli!

Bahadır Özgür /halkTV

Öne Çıkan Yayın

halkTV "Köşebaşı" -14 Ocak 2026-

Gençlerde ‘TEMU isyanı’ 1500 liraya bile göz diktiler!-Bahadır Özgür-  Şu berbat ekonomik koşullarda halkın 1500 liralık harcaması bile, bir...