18 Ağustos 2026 Salı

Diplomasiye iade-i itibar idealizm değil, stratejik bir gereklilik + "Süleymancılar" soruşturması - Avukat Bekiroğlu: Glooper uygulamasının yazılımı Alihan Kuriş tarafından Hindistan’da özel olarak yaptırıldı.-T24-

Diplomasiye iade-i itibar idealizm değil, stratejik bir gereklilik - Barçın Yinanç-T24 -


Günümüzde, askeri güç ön plana çıkarken, diplomasi ve diyalog geri plana itiliyor. Ancak diplomatların yer almadığı odalarda alınan kararlar dünyayı daha güvenli yapmadı. Diplomatik kapasitenin köreldiği, askerî kapasitenin ise genişlediği bir dünya, çatışmaları başlatma konusunda giderek daha yetkinleşirken, onları sona erdirme konusunda giderek daha yetersiz hâle gelen bir dünya. Global İlişkiler Forumu ile Sınır Tanımayan Diplomatlar’ın birlikte kaleme aldığı rapora göre diplomasiye yeniden alan açılması idealist bir tercih değil, stratejik bir gereklilik...

ABD Başkanı Donald Trump ikinci dönemine başladığı sıralarda uluslararası bir toplantıda karşılaştığım Ortadoğulu bir uzman, İranlı diplomatların Trump’ın ekibini parmaklarında fırfır oynatacağını söylemişti.
ABD’yi uzak diyarlardaki biteviye savaşlardan uzak tutacağı vaadiyle iktidara gelen Trump’ın İran’a saldırıp sonra içinden çıkamadığı savaş haline baktığımda yukarıdaki anekdot aklıma geliyor. Bu debelenmenin biraz da Amerikan diplomasisinin uğratıldığı zafiyetten kaynaklandığını düşünmeden edemiyorum.
Trump’ın ikinci döneminde iki bin diplomat Dışişleri’nden ayrıldı ya da ayrılmak zorunda bırakıldı. Halen ABD’nin 195 diplomatik misyonunun 107’sine yani yarısından fazlasına büyükelçi ataması yapılmadı. Yapılan atamalar da genelde kariyer diplomatlardan seçilmedi. Trump’ın Yunanistan’a oğlunun eski nişanlısını, İsrail ve Türkiye’ye ise yakın iş arkadaşlarını atadığını hatırlatmaya gerek yok sanırım.
Trump’ın kritik konularda sorumluluk verdiği müzakere ekibine baktığımızda da kariyerlerini emlak pazarlığı üzerine kurmuş damadını ve iş insanlarını görüyoruz.
Sonuçta Trump’ın ikinci dönem performansına baktığımızda ise ABD’nin başarıdan başarıya koştuğunu söylemek zor. Ukrayna - Rusya savaşını bir günde bitiririm dedi; güncel durumda savaş daha da şiddetlendi. “Bitmeyen savaşlara girmeyeceğim” dedi; İran’la savaş hâli şubat ayından beri devam ediyor. Gazze’de savaş bitmiş görünse de İsrail kafasına göre Gazze’ye ve Lübnan’a saldırılarına devam ediyor.
Trump, o çok küçümsediği diplomatların katkısını arkasına alsa, belki Gazze’de kalıcı bir sükûnet sağlama, İran sarmalından çıkma, Rusya’nın savaşını bitirme yönünde daha iyi yol kat edebilirdi.
“Diplomatlar kararların alındığı odada bulunmadığında, kısa vadeli bir kazanım yerine kalıcı bir sonucu önceleyen bakış açısı da ortadan kalkar. Bunun yerini, süreçleri başlatabilen ancak çoğu zaman sürdüremeyen al-verci (transactional) bir mantık alır. Anlaşmalar ilan edilir; uygulama aşamasında aksaklıklar yaşanır; altta yatan temel nedenler varlığını sürdürür ve bunun sonucunda çatışma yeniden ortaya çıkar.”
Bu paragrafı okuyunca Jared Kushner, Steve Witcoff gibi isimlerin Ortadoğu’da mekik dokumaları canlandı gözümde. Trump’ın birinci döneminde ortaya çıkan İbrahim anlaşmaları Trump’ın ikinci dönemine gelindiğinde bölgeye istikrar getirmemişti. Türkiye’nin de katılımıyla büyüt şatafatla ilan edilen Trump’ın Barış Kurulu da Gazze’ye barış getirmedi.
Yukarıdaki görüş, merkezi İstanbul’da bulunan Global İlişkiler Forumu ile 2022 yılında kurulan Sınır Tanımayan Diplomatlar’ın birlikte hazırladığı raporda yer alıyor.
Yine rapordan şu bölüm dikkat çekici:
“Askerî ve zorlayıcı eylemler, nasıl sonuçlanacağına dair bir strateji olmaksızın, yani “ertesi gün ne olacak?” sorusuna cevap verilmeden giderek daha fazla başlatılıyor. Diplomasi, bu boşluğu sonradan geriye dönük olarak dolduramaz. Sonuçta ulaşılmak istenen hedef, daha en başından planlamanın bir parçası olmalıdır. Bunun için de diplomatik düşüncenin eylem başlamadan önce karar alma sürecinin içinde yer alması, sonrasında ise ortaya çıkan sonuçları yönetmek üzere devreye sokulmaması gerekir.”
Bu bölümü okuyunca da İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Trump’ı, İran’a saldırmaya ikna ettiği kapalı toplantı gözümün önüne geldi. O kozmik odada kaç diplomat vardı acaba? Ak Parti iktidarının askeri güç kullanma ya da kullanma tehdidinde bulunma ya da ilişkilerin gerilmesine neden olan çıkışların kararının alındığı odalarda kaç diplomat vardı? Arap baharında bozulan ilişkilerin tamiri için 10 yıldan fazla süre geçmesi gerekti. Üstelik ilişkiler de tam tamir oldu mu, o da tartışmalı.
Sert güç ön plana çıkarken, diplomasi geri plana itiliyor
Bu yazıyı kaleme almama sebep olan rapordan biraz daha bahsetmek isterim.
Diplomasi Marifetiyle Barış ve Güvenlik başlıklı rapor, öncelikle içinde bulunduğumuz uluslararası ortamın bir fotoğrafını çekiyor ve temel bir tespitte bulunuyor:
“Sert güç kullanımı ön plana çıkarken, diplomasi geri plana itiliyor.
-------------------------------------------------------------------------
Yaptırımlar, baskı araçları ve kuvvet kullanma tehdidi giderek devletlerin başlıca dış politika araçları hâline gelirken, diyalog rafa kaldırılıyor.”
Peki bu durumda diplomasi işlevini yitirdi mi?
Dokuz ülkeden 18 katılımcı bu yılın ilk yarısında bir nevi bu soruya yanıt aradılar. Üç ayrı çalışma grubunda bir araya gelen emekli diplomat ve akademisyenler, aslında tam tersine diplomasiye tam da bu ortamda, yani sert gücün öne çıktığı ortamda daha fazla ihtiyaç olduğu sonucuna vardılar.
Aralarında Avrupa’dan emekli diplomatların da bulunduğu bu grubun öz saygıları ve mesleklerine olan inançları gereği başka bir sonuca varamayacaklarını söyleyebilirsiniz. Ancak rapora göz atarsanız, pek çok inandırıcı argümanla karşılaşabilirsiniz.
Uluslararası düzen çökmedi, sorun siyasî iradede
-------------------------------------------------------
Birbirinden bağımsız çalışan üç grubun vardığı ortak değerlendirmeye göre öncelikle uluslararası düzen bütünüyle çökmüş değil; kurallara dayalı düzen ve çok taraflı kurumlar varlığını sürdürüyor.
Yıpranmakta olan bu yapıların etkin biçimde işlemesini sağlayacak siyasi irade, karşılıklı güven ve uzlaşma zemini.
Yani sorun, düzenin çökmüş olması ya da kuralların ortadan kalkması değil. Sorun, öncelikle siyasi iradenin düzene ve kurallara uymakta yan çizmesi, ya da işine geldiği gibi yorumlaması. Üstüne, uluslararası aktörlerin küresel kuralların hilafına yaptıklarının yanında kalması sorunu katmerli hale getiriyor.
Buna dair pek çok örnek verebiliriz. ABD’nin bir gece yarısı operasyonu ile Venezuela devlet başkanını sarayından kaçırması. Kimse itiraz edebildi mi? Ya da itiraz bir sonuç getirdi mi? Israil’in Lübnan’daki BM gücünü hedef alan saldırılarına sert tepki geldi mi? 2008’de Rusya önce Gürcistan’a ait özerk bölgeleri aldı, ardından 2014’te Kırım’ı işgal ve ilhak etti. Rusya’dan ucuz gaz almaya devam etmek isteyen Almanya ve komşuları Kuzey Akım iki projesine hiçbir şey olmamış gibi devam ettiler. 2021’de biten proje, an itibariyle Ukrayna savaşı nedeniyle ölü yatırıma döndü.
Baş aktörler kurallara uymayınca yaptıkları yanlarına kalınca başkaları da yan çizmeye başlıyor. Kuralları yorumlama biçimi laçkalaşınca, herkes her kuralı kafasına göre yorumlayınca, diplomasinin etkinlik alanı daralıyor. Hal böyle olunca, karşılıklı güven de erozyona uğruyor; diplomasi ve diyalog devletlerarası ilişkilerde geri plana atılan bir enstrüman haline geliyor.
Askeri güce abanma bizi daha güvenli yapmıyor
------------------------------------------------------
Öte yandan raporun temel savı, ülkelerin askeri güce abanmasının ve diplomasiye tu kaka muamelesi yapılmasının dünyayı daha güvenli hale getirmediği. Askeri gücün ön plana çıkmasının, tersine, risklerin daha da yükseldiği tehlikeli ve tekinsiz bir döneme girilmesine yol açtığını yaşayarak görüyoruz.
Bu nedenle de “Diplomasinin yeniden canlandırılması ve kapasitesinin genişletilmesi, idealist bir tercih değil, stratejik bir gerekliliktir” diyor rapor.
Raporun “savaşma seviş” şeklinde naif bir mesajı yok. Tersine, “mesele, diplomasi ile askerî güç gösterisi arasında tercih yapmak değildir,” deniyor ve şöyle devam ediyor:
“Her ikisi de aynı stratejik yelpazenin içinde işlev görür ve uluslararası ilişkilerin yürütülmesinin ayrılmaz unsurlarını oluşturur. Asıl mesele, diplomasinin diğer araçlarla birlikte, sonuçları etkilemek amacıyla zamanında, tutarlı ve etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadığıdır; yoksa yalnızca diğer seçenekler başarısız olduktan sonra devreye sokulması değil.”
Yani savaş kararı almadan önce diplomatları karar odasından çıkartıp, sonra işler sapa sardığında diplomatları çağırıp “gel de çık işin içinden” demenin faydası yok deniyor.
Diplomasi nedir, günümüz şartlarında diplomasiyi devreye sokma konusunda yaşanan açmazı da şu bölüm çok iyi açıklıyor:
“Diplomasinin kendine özgü niteliği, ulusal çıkarları sıfır toplamlı yaklaşımlara teslim olmaksızın müzakere yoluyla ifade etmesidir. Diplomasi, barış içinde bir arada yaşamaya elverişli ortak bir zemin bulmayı amaçlar. Buradaki temel mesele, diplomasinin sunduğu imkânlardan en iyi şekilde yararlanmaktır. Daha sıkıştırılmış, kişiselleşmiş ve güvenlikleştirilmiş bir karar alma ortamında diplomatik angajman çoğu zaman gecikmeli olarak, seçeneklerin daraldığı ve risklerin tırmandığı bir aşamada devreye sokulmaktadır. Bu durum, diplomasi yoluyla sonuçları şekillendirme potansiyelini azaltmakta ve ortaya çıkan sonuçların yönetilmesindeki etkinliğini sınırlamaktadır. Bu, ele alınması gereken önemli bir açmazdır.”
Rapor diplomasi ve diplomatlara bir methiye sayılamaz. Diplomasi, uluslararası kurumlar ve diplomatlara dönük kısmi eleştiriler de var. Zaten, eskiye dönülmesini de savunulmuyor.
“Buradaki mesele, artık var olmayan bir sistemi yeniden tesis etmek değildir. Mesele; işleyen unsurları korumak, yeniden işler hâle getirmek ve ölçeklendirmek; işlemeyenlerden vazgeçmek; zarar görenleri daha iyi bir şekilde yeniden inşa etmek ve büyük ölçüde değişmiş bir dünyaya hızla uyum sağlamaktır” deniyor.
Üç ayrı çalışma grubu da oturup durumun daha da kötüleşmesini seyretmek yerine neler yapılabileceğine dair somut ve detaylı öneriler getirmişler.
En önemli tavsiyelerden biri “diplomatik silahlanma yarışı!” Bu öneri şöyle formüle edilmiş:
“Diplomatik kapasitenin köreldiği, askerî kapasitenin ise genişlediği bir dünya, çatışmaları başlatma konusunda giderek daha yetkinleşirken, onları sona erdirme konusunda giderek daha yetersiz hâle gelen bir dünyadır. Askerî kapasiteyi diplomatik kapasiteyle birlikte güçlendirin. Mevcut askerî yeniden silahlanma eğilimi, diplomatik hizmetlere yapılacak eşdeğer bir yatırımla el ele gitmelidir. Bu, diplomatik kapasitenin aşınmasını tersine çevirecek, dışişleri bakanlıkları bünyesindeki yenilikçiliği finanse edecek ve diplomatik uzmanlığın kararların alındığı masalarda yeniden hak ettiği yeri bulmasını sağlayacak bir ‘diplomatik silahlanma yarışı’ anlamına gelir.”
Diplomasi ve diplomatlardan hazzetmeyen AK Parti iktidarının karar vericileri, 25 yıllık performansının ardından bu rapora bir göz atarlar mı; bilemiyorum.

/././

"Süleymancılar" soruşturması - Avukat Bekiroğlu: Glooper uygulamasının yazılımı Alihan Kuriş tarafından Hindistan’da özel olarak yaptırıldı. -T24 -

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 'Süleymancılar' cemaatinin lideri Alihan Kuriş'in tutuklandığı "çıkar amaçlı suç örgütü operasyonuna ilişkin olarak yaptığı açıklamada FETÖ'nün ByLock uygulamasına benzer şekilde Glooper adlı bir uygulama kullandıklarını söyledi. Alihan Kuriş yapılanmasını yakından takip eden Avukat Burak Bekiroğlu, uygulamaya ilişkin olarak yaptığı açıklamada Glooper'ın dünya nüfusunun kullanımına açık olmadığını ve telefonunuza indiremeyeceğinizi belirterek; "Programın yazılımı Alihan Kuriş tarafından Hindistan’da özel olarak yaptırıldı, kendisi, kurmayları ve 3.300 civarı yönetim kadrosu tarafından kullanılıyor. Öncelikle bu şekilde çok gizli bir programın kullanım amacını anlamak hiç zor değil" dedi. 17 Mayıs 2025’te İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na Kuriş örgütlenmesiyle ilgili 17 sayfalık şikayet dilekçesi veren Erdal Arıkan da uygulamanın kullanıldığını doğrulayarak; "O zaman idareciydim. O zaman bize söylediler, cemaatin havuzunda, merkez sekretarya kararıyla Hindistan’dan özel program alacağız, mesajlaşma programı. Alihan Kuriş’in mektuplarının dağılımı, özel-acil haberleşme yapılacak. Herhangi bir siber saldırı olmasın diye bu program alındığını biliyorum" ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 'Süleymancılar' cemaatinin lideri Alihan Kuriş'in tutuklandığı "çıkar amaçlı suç örgütü operasyonuna ilişkin olarak, Bakan Çiftçi, “Alihan Kuriş 2016 yılında örgütün başına geçiyor. Geçmesiyle beraber büyük para hareketleri var, mal varlığı hareketleri var. Bir dini cemaat gizli bir yazılım kullanır mı? Önceden FETÖ'cüler Bylock uygulamasını kullanıyorlardı. Bu akımın da şu anda kullandığı, örgüt üst yönetiminin kullandığı Glooper diye bir uygulama var. Üst kademe üç kademeli doğrulamayla uygulamaya girilebiliyor” dedi.

Kuriş yapılanmasını yakından takip eden avukat Bekiroğlu, Glooper adlı uygulamaya ilişkin sosyal medya paylaşımında şunları söyledi:

“Glooper’ı Apple Store ya da Android marketlerden indiremezsiniz. Zira dünya nüfusunun kullanımına açık değil. Programın yazılımı Alihan Kuriş tarafından Hindistan’da özel olarak yaptırıldı, kendisi, kurmayları ve 3.300 civarı yönetim kadrosu tarafından kullanılıyor. Öncelikle bu şekilde çok gizli bir programın kullanım amacını anlamak hiç zor değil. Diğer yandan AİHM kararlarının yanlı olduğunu ve özellikle Türkiye karşıtı her türlü karara imza attıklarını tartışmaya dahi gerek yok. Özellikle devamlı AİHM’nin fiziken kapısını aşındıran ve hükümeti karalayıp sanki siyasi bir yaklaşımda bulunuluyormuş izlenimi veren Avrupa’daki firari örgüt unsurları cabası.

ByLock konusunda hata yapılmadı, suç konusu eylemlerini gizlilik içerisinde icraya koyabilmek ve neticede arkalarında delil bırakmamak için ve yargılanma durumunda muhtemel bir cezadan kurtulabilmek amacıyla kullanılan bir haberleşme programını yok saymakta kabul edilemez. Ancak kendinizi kandırmak olur. Kaldı ki ByLock içeriklerini hepimiz dosyalarda ve basında ayrı ayrı gördük, doğrudan örgüte içeriği suç olan veya kumpas yargılamalarla bağlantılı talimatlar verilmiş.

"Ankara onca insan hiçbir ilan olmadan nasıl koordine toplandı?"
-----------------------------------------------------------------------
Glooper’a gelince, iddia olunan Alihan Kuriş Silahlı Suç Örgütü(aramalarda ele geçen çok sayıda ruhsatsız silah söz konusu) tarafından kullanılan bu programın ne amaç için kullanıldığını anlamamış olmak garip. Anlamamak değil işine gelmemek demek lazım. Zira herkes kimin neyi ne için yaptığını gayet iyi biliyor ve/fakat bir diğerinin işine gelmiyor. Diğer yandan birkaç gün önce Ankara’da onca insan nasıl toplandı? Nasıl 24 saat içinde hiçbir ilan yapmadan koordine olarak toplandılar?”

"Siber saldırı olmasın diye alındı"
--------------------------------------
17 Mayıs 2025’te İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na Kuriş örgütlenmesiyle ilgili 17 sayfalık şikayet dilekçesi veren Erdal Arıkan da Nefes yazarı Aytunç Erkin'e yaptığı açıklamada uygulamanın kullanıldığını doğruladı. Arıkan şunları söyledi:

“Bu hesaplar tek düzen hesap diye bilanço hesapları excel üzerinde tutuluyor. Mavi defterler vardı, yurtlarda gizleniyordu. Daha sonra her yurdun ağabeyi mavi defterleri evlerine götürüyordu. O süreçte o zaman idareciydim. O zaman bize söylediler, cemaatin havuzunda, merkez sekretarya kararıyla Hindistan’dan özel program alacağız, mesajlaşma programı. Alihan Kuriş’in mektuplarının dağılımı, özel-acil haberleşme yapılacak. Herhangi bir siber saldırı olmasın diye bu program alındığını biliyorum.”

***
T-24

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Diplomasiye iade-i itibar idealizm değil, stratejik bir gereklilik + "Süleymancılar" soruşturması - Avukat Bekiroğlu: Glooper uygulamasının yazılımı Alihan Kuriş tarafından Hindistan’da özel olarak yaptırıldı.-T24-

Diplomasiye iade-i itibar idealizm değil, stratejik bir gereklilik - Barçın Yinanç-T24 - Günümüzde, askeri güç ön plana çıkarken, diplomasi ...