Refik Eryılmaz, Kılıçdaroğlu'nun 'MİT' uyarısının perde arkasını anlattı: Bir emniyet mensubu 'sen çarpı yemişsin' dedi + 'Kılıçdaroğlu istihbaratın kontrolünde hareket ediyordu': Eski CHP vekili iki olaya işaret etti Eski CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, Kemal Kılıçdaroğlu'nun MİT'in kontrolünde hareket ettiğini ve CHP'nin bu temel üzerinde yeniden dizayn edildiğini söyledi. Aygün'ün aktardığına göre Kılıçdaroğlu, MiT'in rahatsız olduğu milletvekiline gözdağı verdi, "devlet" tarafından verilen karar doğrultusunda "üstü çizilen vekiller listesi" oluşturdu. (soL)

Refik Eryılmaz, Kılıçdaroğlu'nun 'MİT' uyarısının perde arkasını anlattı: Bir emniyet mensubu 'sen çarpı yemişsin' dedi -Özkan Öztaş- 

Hüseyin Aygün'ün "İstihbarat istedi, Kılıçdaroğlu milletvekilini uyardı" çıkışının ardından gözlerin çevrildiği Refik Eryılmaz, parti içinde yaşanan tasfiye ve kriz süreçlerine dair soL'a konuştu. Kılıçdaroğlu’nun "MİT uyarısından" Suriye politikasındaki mesafeli tutumuna, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylık dayatmasından ABD ziyareti sırasında Fethullahçıların davetine kadar pek çok perde arkası gelişmeyi aktaran Eryılmaz, gördüğü yanlışlara itiraz ettiği için hedef alındığını vurguladı.

CHP'ye yönelik mutlak butlan kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme tarafından genel başkan ilan edilmesi, parti içinde yeni tartışmaların kapısını araladı. 

CHP eski milletvekili Hüseyin Aygün'ün, Kılıçdaroğlu'nun MİT kontrolünde hareket ettiği yönündeki açıklamaları gündem olmuştu. Aygün, devlet tarafından üstü çizilecek vekiller listesinin hazırlandığını, bu doğrultuda Kılıçdaroğlu'nun istihbarat uyarısıyla CHP eski Hatay milletvekili Refik Eryılmaz'a gözdağı verdiğini söylemişti.

Bu açıklamaların odağındaki Refik Eryılmaz, soL'a konuştu.

'Miting düzenlemek için yalvardım ama kabul etmedi'

Hüseyin Aygün, Suriye'ye emperyalist müdahalenin başladığı 2011 yılında, Refik Eryılmaz'ın, iktidarın cihatçılara verdiği desteği ifşa ettiğini ve bunun üzerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun Eryılmaz'ı makamına çağırarak uyardığını, "MİT seni izliyor, hareketlerine dikkat et" dediğini aktarmıştı.

Eryılmaz, Kılıçdaroğlu'nun Suriye meselesine dair hep mesafeli durduğunu belirterek şu detayları paylaştı: Suriye süreci biliyorsunuz hem uzun sürdü hem de bu bölgede çok ciddi bir sıkıntı yaşandı. O süreci de tabii bölge milletvekili olduğumuz için yakından takip ediyorduk. Suriye'ye birkaç defa gittik geldik. Hatta o dönem Suriye'de gözaltına alınan Türk gazeteci Cüneyt Ünal'ı Suriye'den getirdik, bu sürece aracı olduk. Suriye sınırında yaptığımız konuşmalar, açıklamalar oldu. Genel başkan bizim bu bölgede insanların beklediği bir tavrı göstermedi, hep mesafeli durdu. Hatta ben bir ara kendisine burada bir miting yapılması noktasında ısrarlı bir talep olduğunu, üç yüz, beş yüz bin kişiyi toplayabileceğimizi söyledim. Yeter ki ben geleceğim deyin, miting yapın sizden rica ediyorum diye gidip yalvarmama rağmen kabul etmedi. Ben mitinge gelmem ama siz yapmak istiyorsanız yapın dedi."

Kılıçdaroğlu'nun toplumdan yükselen tepkiler sonucu göstermelik birkaç adım attığını aktaran Refik Eryılmaz, o dönem yaşananları şu sözlerle aktardı: Dikkat edin, geldi bir defa bir otelde kapalı, birkaç kişiyle toplantı yaptı gitti, manzarayı kurtarmak adına. Çünkü çok baskı oldu. Bu gündem o zamanlar çok önemliydi. Türkiye'yi bu kadar yakından ilgilendiren, 3-5 milyon insanın Türkiye'ye geldiği, Türkiye'nin o gündemde 45 milyar dolar para harcamak zorunda kaldığı, sınırlarımızın kevgire döndüğü, bütün dünyanın dikkatini çeken bir konuda neden miting yapmak istemedi mesela? Bu ciddi bir soru işareti benim için."

Refik Eryılmaz

'Suriye'ye gitmek için 6 ay bekletildim'

Eryılmaz'ın anlattıkları miting kriziyle sınırlı değildi. 

Suriye'de gözaltına alınan eski TRT muhabiri Cüneyt Ünal'ın Türkiye'ye getirilmesi süreci de parti içinde ayrı bir gerilime sahne olmuş. Suriye'ye gitmek için aylarca bekletildiğini ifade eden Eryılmaz, süreci şöyle anlattı: 

"Sonuçta ülke dışına çıkıyorsanız ciddi bir iş. O zamanlar Suriye'ye gitmek daha da ciddi bir iş. Ben de o dönem genel başkandan izin almak istedim bu seyahat için. Ne olursa olsun normal bir yere gitmiyorsunuz, savaşın olduğu bir yere gidiyorsunuz sonuçta.  

Bekle dedi, sıkıntı var, bizim üzerimize geliyorlar diye beni bekletti. Tam altı ay bekledim. Sonra milletvekilleriyle bir toplantı vardı, çıkışında 'Sayın genel başkanım ben size bunu söylemek istemezdim ama gitmem lazım ve artık anayasadan doğan seyahat etme hakkımı kullanmak istiyorum' dedim. 

Durdu, hiç unutmadım. Döndü bana. 'Benim haberim yok, gitmek istiyorsan git' dedi."

Buna karşın ABD ziyaretine hızla onay çıktığını aktaran Eryılmaz, Kılıçdaroğlu'nun tavrındaki değişimi şu ifadelerle paylaştı: "Bu da ciddi bir soru işareti. Neden? Kimden çekiniyorsunuz? Ama Amerika'ya seçim gözlemcisi olarak davet ettiklerinde, genel başkana usulen sormak zorundaydım yine. Rota Amerika olunca hiç tereddüt etmeden anında 'tabii gidebilirsin' dedi. Amerika'ya gitmek için hemen gidebilirsin ama Suriye'ye gazeteciyi getireceğim, barışı kovalıyoruz, orada olup bitenlerle ilgili bilgi almaya çalışıyoruz, cihatçılar, bombalar var... Oraya gidemezsin, buraya gidebilirsin deniyor. Bunlar çelişkili yaklaşımlar bana göre."

Aylar süren çabanın ardından TRT muhabirinin Türkiye'ye getirilmesinin Kılıçdaroğlu tarafından takdir görmediğini belirten Eryılmaz, bu duruma verilen tepkileri o dönem garipsediğini anlattı. " Suriye'de gözaltına alınan Türk gazetecinin yanında Filistinli bir gazeteci daha vardı. Ama o çatışmada ölmüştü. Onu kurtaramadık. Dönemin Başbakanının, Dışişleri Bakanlığı'nın ki aileleri başvurdu iyi biliyorum, MİT'in getiremediği gazeteciyi biz gittik getirdik. Bu aslında siyaseten bir başarıydı. Kalkıp bunun üzerine en azından iki çift laf söylemesini isterdim Kılıçdaroğlu'nun. O dönem sayın genel başkanın çıkıp iktidara 'Bakın sizin getiremediğiniz gazeteciyi bizim milletvekillerimiz gitti getirdi, milletvekillerime bu kritik süreçte savaş ortamında gidip bu vatandaşımızı getirdikleri için teşekkür ediyorum' demesi gerekirdi. Ama demedi. Garibime gitti tabii."

''Tuzak kurabilirler' dedi, bilginin MİT'ten geldiğini söyledi'

Peki Hüseyin Aygün'ün yazısında geçen MİT uyarısı ve gözdağı meselesinin aslı neydi? 

Eryılmaz, Aygün'ün gündeme getirdiği MİT ayrıntısına dairse şunları aktardı: "Bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman sanırım bazı şeyler daha iyi anlaşılıyor. Kılıçdaroğlu ile görüştüğümde beni korumaya çalışan bir tavırla, 'Bana böyle bir istihbari bilgi geldi, dikkat et sana Suriye sürecinden dolayı bir suçlama yapabilirler, tuzak kurabilirler' minvalinde bir şey söyledi. Hüseyin Aygün bu yorumu bu şekilde değerlendirmiş. Kim bana tuzak kuracak diye sormadım, konuşmadım tabii, ama istihbarattan böyle bir bilgi geldiğini bana da söyledi Kılıçdaroğlu"

'Sen genel başkansın, milletvekillerinle alay mı ediyorsun?'

Eryılmaz, o dönem alınan parti kararlarının da rahatsızlık verici olduğunu belirterek, "Bunun dışında AKP'nin politikalarına çanak tutan o kadar çok karar alındı ki bizim yaptığımız hiçbir itiraz dikkate alınmadı, kabul edilmedi" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığını benzer bir biçimde dayattığını söyleyen Eryılmaz, yaşananları şöyle aktardı: "Bizi kapalı grup toplantısına davet etti Kılıçdaroğlu. O zaman gündem olmuştu hatta. 'Her bir milletvekili üç tane isim yazsın, kimi cumhurbaşkanı görmek istiyorsunuz' falan dendi. Ben İstanbul Üniversitesi'nden hocamı, anayasa hukukçumuz ve milletvekili arkadaşımız Süheyl Batum'u ve birkaç kişiyi yazdım. Herkes bir şeyler yazdı, aradan bir hafta geçti. Bir baktık televizyondan altyazı geçiyor: Kemal Kılıçdaroğlu, Bahçeli ile görüştü, çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu."

Grubun dayatma adaya verdiği tepkiyi ise şu sözlerle dillendirdi: "Şöyle döndük birbirimize baktık, bu nereden çıktı? Sen yazdın mı, yok. Sen yazdın mı, yok. O grubun içinde bir kişi dahi o ismi yazmamış. Sen genel başkansın, milletvekillerinle alay mı ediyorsun? Bizi toplayıp isim yazın diyeceksin, kimse o ismi yazmayacak ve sen gidip başkalarının sana dayattığı ismi getirip bizim önümüze koyacaksın. Bu meselede ciddi tartışmalar ve kırılmalar yaşadık."

'Ben bunlarla aynı masaya oturmam'

CHP'li Refik Eryılmaz'ın unutmadığı anlardan biri de 4 milletvekili ile gittikleri ABD ziyareti. Çünkü bu ziyarette Fethullahçılarla karşı karşıya gelmiş.

New York'ta yaşananları ileride yazacağı kitabına da not aldığını belirten Eryılmaz, o geceyi şöyle anlattı: "Geldiğimiz noktada parti içerisinde Fethullah Gülen'e yakın bazı durumlar gördük. Amerika'ya davet ettiler beni, seçim gözlemcisi olarak resmi sıfatla gittim. New York'ta oteldeyiz. İki tane uzun boylu, badem bıyıklı, kravatsız, takım elbiseli kişi çok kibar bir şekilde geldiler. Ben odamdayım, aşağıdan resepsiyondan diğer milletvekili arkadaşlar aradılar, misafirimiz var inebilir misin dediler. İndim selamlaştık, hoş beş işte sizi Amerika'da görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz falan dediler. Neyse, en son bunlar bizi akşam yemeğine davet ettiler. New York'ta nehirde bir gemi var, lüks bir yer, bizi oraya davet ettiler."

Eryılmaz bu resmi olmayan daveti ve süreci şöyle detaylandırdı: "Onlar gittikten sonra arkadaşlara döndüm, kim bunlar dedim. Bunlar FETÖ'nün, Fethullah'ın adamlarına benziyor dedim. Ben bunlarla yemeğe katılmam dedim. Niye böyle diyorsun, otele kadar geldiler yemeğe davet ettiler diyenler oldu. Ben bunlarla aynı masada oturmam arkadaş dedim. Giden gitti. Ben kaldım."

Peki kendi açısından çizdiği doğrularda ısrar eden Eryılmaz'ın bu tavrının siyasi faturası ne olmuştu? 

Eryılmaz, tasfiye sürecinin perde arkasını bir emniyet mensubunun uyarılarını şu sözlerle anlattı:  "Zaman geçti bizim adaylık süreci geldi. Beni aday göstermediler. Aradan geçen yıllardan sonra emniyetten bir tanıdık 'Artık geçti gitti ama sana bir şey söyleyeyim, sen partide iki tane çarpı yemişsin' dedi. Neymiş dedim.  'Bir, Suriye'ye gidip Esad'la görüşmen. İki, Amerika'ya gittiğinde o Fethullahçılar seni yemeğe davet etmiş, sen onlarla yemeğe gitmemişsin, tavır almışsın' dedi. Evet, doğru dedim. Eğer bunlar için beni aday yapmıyorlarsa ben bununla övünürüm yani, ancak gurur duyarım dedim."

Suriye'de gözaltına alınan Türk gazeteciyi getirmek için temaslarda bulunan CHP heyetince yer alan Eryılmaz Esad ile görüşmüş, bu görüşme Türkiye'de gündem olmuştu.

'O süreçte partiden istifa edip tavır koyan tek milletvekili bendim'

Eryılmaz'ın itirazları sadece dış politika veya Fethullahçılarla sınırlı kalmamış, yerel aktörlerin parti içindeki pozisyonlarına da yönelmişti. Parti içi tahammülsüzlüğe değinen Eryılmaz, benzer tartışmaları ve çekişmeleri parti içindeki kimi örneklerde de yaşadığını ifade etti. 

Benzer krizlerin Gürsel Tekin ya da Lütfü Savaş gibi isimlerle de yaşandığını aktaran Eryılmaz, o dönemdeki tepkisini de şöyle dile getirdi:  "İstifa etmek zorunda kaldım, partiden istifa ettim. O süreçte partiden istifa edip tavır koyan tek milletvekili bendim. Hani bazen diyorlar ya niye zamanında konuşmadınız? Zamanında itiraz ettik, istifa ettik, alanlara indik.  Ne oldu? Bizi parti düşmanı ilan ettiler. CHP'ye milletvekili kaybettirdi, Samandağ Belediyesi'ni kaybettirdi dediler. Kardeşim bak ülkeyi kaybediyoruz, partiyi tamamen kaybediyoruz. Bir milletvekili gördüğü yanlışlıkları dile getirmeyecekse kusura bakmasın görevini yapmıyor demektir. Bizi cezalandırdılar, bir dönem vekillik yaptırıp gönderdiler. Çok önemli değil, yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim ama maalesef bunları yaşadık. Aslında bunlar şimdiden bakınca ibretlik şeyler.   Kamuoyunun da bunları bilmesi lazım. Beni kendi partim linç etmeye çalıştı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun uygulamalarına, yanlışlarına itiraz edip istifa edince bizi partiye hain ilan ettiler. Lütfü Savaş'ın yanlışlarına karşı çıktık, kavgacı dediler.  İşte o günlerden sonra geldiğimiz hal bu. Yazık oldu."

                                          ***

'Kılıçdaroğlu istihbaratın kontrolünde hareket ediyordu': Eski CHP vekili iki olaya işaret etti -soL- 

Eski CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, Kemal Kılıçdaroğlu'nun MİT'in kontrolünde hareket ettiğini ve CHP'nin bu temel üzerinde yeniden dizayn edildiğini söyledi. Aygün'ün aktardığına göre Kılıçdaroğlu, MiT'in rahatsız olduğu milletvekiline gözdağı verdi, "devlet" tarafından verilen karar doğrultusunda "üstü çizilen vekiller listesi" oluşturdu.

CHP'ye yönelik mutlak butlan kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme tarafından "CHP Genel Başkanı" ilan edilmesine dair tartışmalar devam ederken, eski CHP Milletvekili Hüseyin Aygün'den dikkat çekici bir açıklama geldi.

"CHP eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun 'istihbaratın kontrolünde hareket ettiğini' gösteren olaylar bunlar. CHP, bu ağlar temelinde dizayn edilmiştir" iddiasında bulunan Aygün, yaşanan iki olaya değindi.

Aygün'ün aktardığına göre bu olaylardan ilki, AKP ve özellikle MİT'in rahatsız olduğu Suriye gündemiyle alakalı. Aygün, dönemin CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz'ın Suriye'ye yönelik çalışmalarından rahatsız olan MİT'in Kılıçdaroğlu'nu uyardığını, Kılıçdaroğlu'nun da Eryılmaz'a gözdağı verdiğini aktardı. 

Aygün'ün aktardığı bir diğer olay ise "üstü çizilen milletvekillerine" dair liste oldu. Aygün, "Bazı milletvekillerinin 'CHP'de bir dahaki dönem olmaması gerektiği'ne 'devlet' tarafından karar verilmişti (Bu 'devlet'in, 'hangi devlet' olduğunu tahmin edersiniz)" ifadelerini kullandı.

'MİT uyardı, Kılıçdaroğlu gözdağı verdi'

Sosyal medya üzerinden "CHP'de 2015 tasfiyeleri ve MİT'in rolü" başlıklı bir açıklama yapan Aygün, "Cumhuriyeti, CHP'nin bir 'eski genel başkanı'nın eliyle yıktılar. Bunu da not ediyoruz. Ama Türkiye halkının bilmesi gereken başka 'notlar' var" ifadelerini kullandı.

Aygün, bugüne nasıl gelindiğinin ipuçlarının 2015 ve 2028 seçimlerinde saklı olduğunu ifade etti ve "İki olay anlatacağım. CHP eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun 'istihbaratın kontrolünde hareket ettiğini' gösteren olaylar bunlar. CHP, bu ağlar temelinde dizayn edilmiştir" iddiasında bulundu.

Aygün, 2011 sonrası AKP ve özellikle MİT'in belli "hassas konular"ın tartışılmasından rahatsız olduğunu ve bu "hassas konuların" başında da Suriye'nin geldiğini söyledi.

2011 ile 2015 yılları arasında CHP Hatay Milletvekili olarak görev yapan Refik Eryılmaz'a işaret eden Aygün, şu ifadeleri kullandı: "Refik Eryılmaz, Hatay milletvekili olarak cihatçı yamyamların Suriye'de yaptıkları katliamları güçlü bir şekilde teşhir eden bölge milletvekiliydi. Türkiye-Suriye sınırına kadar giderek cinayetleri belgeliyor, cihatçıların Hatay'da tedavi edilmesini teşhir ediyor, Şam'a giderek Türk gazeteciyi bizzat Beşar Esad'dan teslim alıyor, tek bir gün boş durmuyordu. Refik öylesine etkiliydi ki, TBMM grubu ile 'Suriye konusu' ile ilgili Amerika'ya davet edildi. Gitti ABD'de, cihatçılara desteğin Ortadoğu'daki muhtemel sonuçlarını bugünün faillerine, yani Amerikalılara da anlattı."

Bunun üzerine dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Eryılmaz'ı makamına çağırarak uyardığını ve "MİT seni izliyor, hareketlerine dikkat et" dediğini aktaran Aygün, "Refik'e sormuştum: 'Sen Kemal Bey'e ne cevap verdin?' Refik sessiz kalmış, sanırım bir parça endişelenmiş. Normal, herkes korkabilir. Hele ki karşında devletin istihbarat örgütü varsa" ifadelerini kullandı.

Aygün, "Ama burada en önemli nokta, MİT'in CHP gibi bir partinin genel başkanını 'uyarması', genel başkan olacak zatın -MİT'e 'hangi hadle benim milletvekilimi izlersiniz' demek yerine- kendi milletvekiline adeta gözdağı vermesiydi" dedi.

'CHP'de üstü çizilen vekillerin listesine devlet karar verdi'

Açıklamasına "Refik kadar olmasa da- 2011 sonrası Suriye meselesiyle ilgilenen milletvekillerinden biriydim. Cezaevleri, Çarkın'ın itiraf ettiği faili meçhul cinayetler, toprak altındaki kimliksiz ölüler, TBMM'de cemevi, Dersim '38 meselesi. Bunlar çalışma alanlarımdı" ifadeleriyle devam eden Aygün, "Hiç kimse bu görevleri bana vermemişti. Yerimde otursaydım, el kaldırıp indirseydim, CHP de, Kılıçdaroğlu da çok memnun olurdu. Yapmadım. Elbette bunun bir 'bedeli' olacaktı. Biliyordum" dedi.

Aygün, Kılıçdaroğlu'na yakın bir ismin, kendisine "üstü çizilen milletvekilleri listesi"nden bahsettiğini aktardı ve "Bazı milletvekillerinin 'CHP'de bir dahaki dönem olmaması gerektiği'ne 'devlet' tarafından karar verilmişti (Bu 'devlet'in, 'hangi devlet' olduğunu tahmin edersiniz)" ifadelerini kullandı.

O dönemde Kılıçdaroğlu'nun kendisinden istifasını istediğini ve "Partiye zarar vermemek için istifa ediyorum" cümlesine yer verdiği istifa dilekçesini imzaladığını aktaran Aygün, devamında yaşadıklarını şöyle anlattı: "Birkaç gün sonra danışmanı TBMM'de odama geldi, 'patron dilekçeyi işleme koymayacak, istifaya zorladılar derler' dedi. Sonra seçimlere bir yıl kala, resmen disipline verdiler ('Beykoz Konakları' eleştirilerim), yine güçleri yetmedi, yine atamadılar. 2015'in öncesinde, Kemal Bey'e yakın isimler -hararetle ve memnuniyetle- yine bir 'MİT listesi'nden bahsediyorlardı. 'Milletvekili olmayacaklar' listesi. Tahmin ettiğiniz gibi, Refik de ben de listede başlardaydık -Ne tuhaf bu 'sayfa'lardan hep onur duymuşumdur-. Refik yeniden milletvekili olmak istedi, yapmadılar -Sonra belediye başkanı oldu ama-. Ben zaten en az altı ay evvelden, 'aday olmayacağım' diye açıklama yapmıştım. Meşum 'liste'den değil ama, CHP'lilerden her gün 'dayak yemek'ten bıkmıştım, bir gün bir milletvekili (Şu an Erdoğan'ın gadrini tadan Tanju Özcan onların başında gelir), ertesi gün Balıkesir'de bir ilçe (mesela Sındırgı) belediye başkanı -basın önünde- hakaret ediyordu, cevap veremiyordum. İnsan bir kavgaya girerse, 'arkadaşı' ile kavga edemez ki -Sonra 'arkadaşlar'la da kavga edilebileceğini öğrendim ama-..  Listeye alınmamız 'yeni' değildir ve sebepleri de uzundur: Kısaca -ben ve Refik'ten kaynaklanmayan en az beş yüz yıllık geçmişi- ve dört yıllık aktif meclis faaliyetlerine dayanır."

'2018 seçimlerinde bu defa 'partinin sol kanadı'nı kırıp attı'

"Hep 'devletlü' olan Kılıçdaroğlu, 2015'te biz 'ufak lokmaları' yedikten sonra, 2018 seçimlerinde bu defa 'partinin sol kanadı'nı kırıp attı" diyen Aygün, açıklamasını şöyle noktaladı: "Altılı Masa, Meral hanım ve arkasındaki -derindeki güçler-, CHP'de 'solcu' istemiyordu. -Bugünlerde adı sıkça basında yer alan Veli Ağbaba'yla konuşmuştum, bizzat o bana söylemişti: 'Bu, CHP sol kanadın tasfiyesidir!'- Kılıçdaroğlu'nun 'kayyum' olarak CHP'ye atanması ve 'CHP'nin işgali' sonrası, tarihte kalmış bu 'sayfalar'ın herkes tarafından bilinmesi gerektiğini düşündüm."


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder