Gerici karanlığa birlikte direnelim. -BİRGÜN-
Gerici kuşatmaya karşı “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” kampanyası hızla büyürken Cumhurbaşkanı Erdoğan, kampanyayı hedef aldı. İmzacılar “Karanlığa teslim olmayacağız, laikliği birlikte savunacağız” dedi.
Eğitimden toplumsal yaşama dek gerici baskılar gün geçtikçe artarken ülkenin aydınlık yüzleri ve ilerici birikimi laikliğe sahip çıktı. Korkut Boratav, Taner Timur, Alaeddin Şenel, Oğuzhan Müftüoğlu, Hayri Kozanoğlu, İlhan Cihaner, Müjde Ar, Ayşe Kulin, Ahmet Telli, Melike Demirağ, Rutkay Aziz, İlkay Akkaya, Şükrü Erbaş, Onur Akın gibi isimlerin aralarında bulunduğu 168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve meslek odası temsilcisinin imzasıyla “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir metin kaleme alındı.
Metinde, son dönemde laikliğe dönük saldırılara tepki gösterilerek, “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!” vurgusu yapıldı. Kısa sürede 10 bini geçen imza kampanyası sosyal medyada da yoğun ilgi gördü. Yurttaşların “laikligisavunuyoruz.org” adresinden imza atabileceği ifade edildi.
ÜLKE KUŞATMA ALTINDA
Metinde, “Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte ‘Talibanlaştırma’ baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür. Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump’ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir. Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır. Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- “suçlu” gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir. Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız! İfadeleri kullanıldı.
BİZ CEZALANDIRILDIK
Öte yandan şeriata karşı laiklik pankartı açtığı için gericilerin hedef gösterdiği 6 SOL Parti üyesinin ev hapsi kararı sürüyor. Bildirinin imzacılarından SOL Parti MYK Üyesi Avukat Deniz Demirdöğen, ortak metnin ne ifade ettiğini ve parti üyelerinin ev hapsi kararını değerlendirdi.
“Ülkemiz gerici - faşist bir kuşatma altındadır. ABD destekli olarak Ortadoğu’da yaratılan Talibancı ve El Kaideci rejimlerin yarattığı dalga, bugün ülkemizi de şeriatçı bir düzen kurma girişimi ile karşı karşıya bırakmaktadır” diyen Demirdöğen, “AKP iktidarı yıllardır laikliğe ve Cumhuriyet’in tarihsel kazanımlarına sistemli biçimde saldırmaktadır. Gelinen aşamada ise yaratılan otoriter ve dinci rejim aracılığıyla laik ve demokratik düzen bütünüyle ortadan kaldırılmak istenmektedir. Devrimci, Demokratik Cumhuriyet programımızın temel mücadele başlıklarından biri olan laikliği savunmayı bir an olsun bırakmadık. Gerici odakların şeriat ve hilafet çağrılarına karşı ülkenin dört bir yanında ‘Laiklik Yürüyüşleri’ düzenledik. SOL Parti olarak laik, demokratik ve bağımsız bir ülke mücadelesini kararlılıkla sürdürdük” ifadelerini kullandı.
“Bugün ise cumhuriyete ve laikliğe sahip çıkan iradeyi bastırmak amacıyla yeni bir adım atılmaktadır” vurgusu yapan Demirdöğen sözlerini şöyle sürdürdü: “Şeriata, Faşizme, Karanlığa karşı; Devrimci, Demokratik, Laik Cumhuriyet’ sözleri nedeniyle 6 parti üyemize ev hapsi cezası verilmiştir. Bu karar, yalnızca arkadaşlarımıza değil, anayasal güvence altındaki laiklik ilkesine yönelmiş açık bir tehdittir.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez laikliği savunanlar cezalandırılmaktadır. Laik ve demokratik düzene sahip çıkan yurttaşlar üzerinde bir yargı baskısı yaratılmak istenmektedir. Şeriat çağrıları yapanlar, laiklik pankartlarına ve parti binalarına saldıranlar cezasız kalırken; laik, demokratik düzeni savunanlar ev hapsiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Ancak bilinmelidir ki toplumda laikliğe yönelik güçlü bir sahiplenme vardır. Bunun en somut göstergesi, başlattığımız ‘Laikliği Birlikte Savunuyoruz’ kampanyasına kısa sürede binlerce kişinin destek vermesidir.”
TESLİM OLMAYIZ
Hakkında ev hapsi kararı verilen SOL Genç Üyesi Hüseyin Aktaş da şöyle konuştu: “Şeriata karşı laikliği savunduğumuz için önce hakkımda gözaltı kararı çıkarıldı ardından ev hapsiyle cezalandırıldım. Bu ceza nedeniyle günlerdir ev hapsindeyim. Aynı günlerde şeriat çağrıları yapanlar, pankartlar asanlar, yaşasın şeriat yazılarıyla laikliği hedef alanlar ise özgürce dolaşıyor. Haklarında tek bir işlem dahi yapılmadı. Bu açık çifte standardı kabul etmiyoruz. Biz gençler geleceği kuşatma altına alınmış bir ülkede yaşamaya zorlanıyoruz. Baskılar artıyor, konserler iptal ediliyor, düşüncesini ifade gençler cezalandırılıyor. Laikliği savunmak suç değil; laiklik hem gençler hem kadınlar için özgürlük alanıdır. Memleketin dört bir yanından laiklik mücadelemize sahip çıkacağız. Çünkü laiklik sadece bugünün meselesi değil, aynı zamanda yarınlarımızdır. Karanlığa teslim olmayacağız.”
DEVRİMCİ GÖREV
Ev hapsinde bulunan bir başka isim SOL Parti İstanbul İl Örgütü Yöneticisi Enis Çiçek ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Laikliği savunmak suç değildir. Eğitimden hukuka, hukuktan çalışma yaşamına ve tüm kamusal alana kadar şeriatçı, gerici düşüncelerin hızla yayılmasına karşı partimizin ortak mücadelesi olarak ilçemizde de pankart asarken şeriatçı, gerici bir kişinin ortalığı germesiyle göz altına alındık. Cumhurbaşkanı danışmanının da şeriatçıları desteklemesiyle mahkeme hakkımızda ev hapsi kararı verdi. Ama Şeriatçılar serbest dolaşıyorlar. Bu ülkenin geldiği son durum bu. Bunun için Laiklik bir sınıfsal durumdur. Dolayısıyla ülkede yeni rejimi inşa etmeye kalkışanlara karşı laikliği savunmak bir İnsani ve devrimci görevdir.”
∗∗∗
ERDOĞAN BİLDİRİYİ HEDEF ALDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saray’da düzenlenen "Valiler Buluşması" programında “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisini hedef aldı. Erdoğan, “Yayınladıkları bildirilerle Ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin milletimizin arasına nifak sokmasına eyvallah etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “Türkiye'de laiklik tartışması yokken, özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı hâlde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra konuya ilişkin sosyal medya hesabından da aynı ifadelerin yer aldığı bir paylaşım yaptı.

∗∗∗
LAİKLİK İÇİN YÜRÜYECEKLER
İzmir’de cumartesi günü saat 17.30’da Alsancak Penguen Kitabevi önünde toplanacak yurttaşlar, laiklik vurgusuyla yürüyüş gerçekleştirecek. “Özgür ve demokratik Türkiye’yi kuracağız” sloganıyla duyurulan yürüyüş için yurttaşlara katılım çağrısı yapıldı. Afişte “Laikliği Savunuyoruz” ve “Eşit ve özgür gelecek yolunda Hep beraber” ifadeleri yer alırken, etkinliğin tüm yurttaşlara açık olduğu belirtildi.
***
Erdoğan 'Laikliği savunuyoruz' diyenleri hedef aldı: Azgın güruh -halkTV-
AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Laikliği savunuyoruz" diyenleri hedef aldı. Erdoğan, 'Laiklik' bildirisinde imzası bulunan 168 yazar, akademisyen, sanatçı ve gazeteciyi "Azgın güruh" diyerek hedef gösterdi.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Valiler buluşması etkinliğinde yaptığı konuşmada aralarında sanatçı, akademisyen ve gazetecilerin bulunduğu 168 ismin imzasıyla "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı metni ve metne imza atan isimleri hedef aldı.
"LAİKLİĞİ SAVUNMAK SUÇ DEĞİL" VURGUSU
"Laikliği savunuyoruz" başlıklı metinde son dönemde laikliğe yönelik saldırılara tepki gösterilmiş ve "Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump'ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir. Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!" vurgusu yapılmıştı. Metne imza atanlar arasında Rutkay Aziz, Merdan Yanardağ, Korkut Boratav, Oğuzhan Müftüoğlu, Hayri Kozanoğlu, İlhan Cihaner, Melike Demirağ, Ayşe Kulin, Müjde Ar, Şükrü Erbaş ve Canan Güllü de yer alıyor.
ERDOĞAN "LAİKLİĞİ SAVUNUYORUZ" DİYENLERİ HEDEF ALDI
Erdoğan, 81 ilin valileri ile Cumhurbaşkanlığı’nda bir araya geldiği etkinlikteki konuşmasında bildiriyi hedef aldı.
Etkinlikte konuşan Erdoğan, söz konusu bildiriye tepki göstererek şunları söyledi: "Özellikle istikbalimizin teminatı olan yavrularımızın bu mübarek günlerin farkında olmalarını sağlayacak, okullarımızda düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle bu bereket ikliminden faydalanmalarını temin edeceğiz. Kendi hayat tarzlarına 23 yıldır hiçbir müdahale olmadığı, Türkiye'de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayımladıkları bildirilerle 86 milyonun ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin, milletimizin arasına nifak sokmasına, birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif'te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz."
***
Laikliği savunuyoruz -Feray Aytekin Aydoğan / Birgün-
“Yasaklanan saçlarımız şimdi kardeşlerimizin boynunda idam ipi.”
İran’da “rejimin istediği gibi örtünmediği için” Mahsa Amini’nin katledilmesi sonrası gericiliğe, baskılara, yoksulluğa karşı yapılan eylemler sonrası eylemlere katılıp tutuklanan gençlerin art arda idam kararları açıklanmıştı. İranlı kadınlar gericiliğin tüm toplumu eşitsizlikle, baskıyla, yoksullukla nasıl kuşattığını sokaklara astığı bu pankartla haykırmıştı.
Afganistan’da kız çocuklarının eğitim hakkının ilkokul sonrası tamamen yasaklanması ile eş zamanlı kölelik te resmileştirildi. 4 Ocak 2026 ile birlikte Afganistan’da insanlar artık “özgür” ve “köle” olarak gruplara ayrılıyor.
Gericiliği yaygınlaştıran, kadınları, kız çocuklarını hedef alan rejimlerin nasıl tüm toplum için eşitsizliğe, yoksulluğa, siyasal şiddete dönüştüğüne ilişkin Afganistan’dan, İran’a, Hindistan’dan, Macaristan’a çok sayıda örnek sayabiliriz.
Dünya’da ve ülkemizde sermayenin, iktidarların gerici dayatmaları, kadınlara, kız çocuklarına yönelik şiddetin, ayrımcılığın sınırsız ve uluslararası boyutları zamansız ve evrensel bir ataerkilliğin sonucu sınırı ile değerlendirildi. Kültürel boyutlar sınırında yaklaşımlar bu olgunun siyasal boyutlarının göz ardı edilmesine ve kültür tanımlarının muktedir siyasal aktörlerin elinde olduğunun unutulmasına yol açtı. Bu sapma muktedirler ve kimlikçi ideolojiler tarafından güçlendirildi ve desteklendi.
Gericiliğin ana hedefi kadınlar ve çocuklar oldu. Devletler, siyasal aktörler kadınların, çocukların -toplumsal muhalefetin mücadelesi sonucu- yaşamını ve güvenliğini korumaya yönelik kısmi mevzuat değişiklikleri yapsa bile ailelerin ve tarikat gibi yapıların işleyişlerine asla müdahale etmedi. Tam aksine namus cinayetleri denilip hafif cezalar öngörüldü. Tecavüzcüler mağdurlarıyla evlenirse denilip çocuk yaşta evliliklerin önü açıldı. Çocuğun rızası diyerek kadınlar ve kız çocukları üzerindeki denetimi, eril imtiyazlarını devam ettirdiler.
DİN ARAÇSALLAŞTIRILDI
Bu politik hat dünya genelinde yalnızca kadınlar ile kız çocuklarını değil, ırk, kast, din, etnisite veya diğer aidiyetler temelinde seçilen toplulukları da bir bütün olarak hedef aldı.
Afganistan örneği amaçlananı en açık biçimde anlatan örneklerden oldu. Kadınların recmedildiği, kırbaçlandığı, çalışma, eğitim hatta sokağa çıkma hakkının dahi yasaklandığı uygulamalar kamuya ait her alanın dini, şeri hükümlere göre dizaynı, hem toplumsal denetim aracı olarak hem de yöneticilerin iktidar ve meşruiyetinin bir teyidi olarak kullanıldı.
Yine ele geçirilen IŞİD belgeleri arasında, gayrimüslim bir kadın köleye kimin tecavüz edip edemeyeceği konusunda İslami kuralları açıkladığı iddia edilen fetvalar yayımlandı. Hindistan’da alt kasttan kadınlara yönelik tecavüzlerde, mülteci kamplarındaki çocuk evlilikler ile genç kızların organize biçimde ticareti benzer örneklerden oldu. Dini, şeri hükümler; çocuk yaşta evliliklerin, tecavüzün, şiddetin gerekçesi ilan edildi. Tüm eşitsizliklerin, ayrımcılıkların, baskıların yaşama geçirilmesi için din araçsallaştırıldı.
Emperyalizmin, kapitalizmin ve siyasal aktörlerinin emeğin, derelerin, dağların, toprakların, madenlerin sonsuz sömürüsü için temel hattı laiklik, eşitlik karşıtı politikaların hayata geçirilmesi oldu.
Son birkaç hafta içinde “Şeriata ve faşizme karşı Devrimci Demokratik Cumhuriyet” pankartı astıkları için altı SOL Parti üyesine ev hapsi cezası verildi. 2012’de başlatılan 2021 Şura sonrası yaygınlaştırılan 4-6 yas Kuran kurslarının her köyde, her mahallede, okullarda, hastanelerde her yerde daha da yaygınlaştırılması için yönetmelik yayımlandı. 4-6 yaş çocuklarının camilere götürülmesi, okullarda çetelelerin tutulması gibi içeriklerle Ramazan Genelgesi yayımlandı.
TARİHİ SORUMLULUK
Laikliğin kaybedildiği her ülkede kaybeden çocuklar, kadınlar, emekçiler oldu.
Laikliği kaybettiğimiz her gün hep birlikte kaybettik.
Korkut Boratav, Taner Timur, Müjde Ar, Ayşe Kulin, Timur Soykan gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 168 yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci, demokratik kitle örgütü temsilcileri “Laikliği Savunuyoruz” imza metni ile hep birlikte laikliğe sahip çıkma çağrısı yaptı.
Laikliği Savunuyoruz metnine atılan her imza memleketimizin geleceği için bir umuttur. Aydınlanma mücadelesi damarının, direncinin bu topraklarda ne denli güçlü olduğunun kanıtıdır. Karanlık kuşatmaya karşı birleşik mücadele için yan yana gelmenin tarihi sorumluluğudur.
/././






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder