Milyarlık otoyollar çöküyor -Sibel Bahçetepe / Birgün-
İktidar yol yapmakla övünürken, milyonlarca liralık projeler birer birer göçüyor. Uzmanlar denetimsizlik ile bilimin dışlanması nedeniyle bu durumların yaşandığını belirterek “Bilimi değil rantı esas alarak yapılan yollar çökmeye mahkûm" dedi.
Son dönemde birçok kentte yoğun yağış, zemin bozulmaları ve altyapı yetersizlikleri nedeniyle yollar çöküyor. Göçüklerin yaşandığı birçok olayda facianın eşiğinden dönülürken, Hatay, Artvin, Rize, Aydın, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere pek çok kentte meydana gelen yol çökmeleri, kamu yatırımlarında mühendislik ilkelerinin ne kadar dikkate alındığı sorusunu da beraberinde getirdi. Meslek örgütlerinin tüm uyarılarına rağmen hayata geçirilen Karadeniz Sahil Yolu gibi projeler ile eksik ve hatalı inşa edilen, denetimleri yeterince yapılmayan yollar; hem kamu kaynaklarının boşa akmasına hem de onarım süreçlerinde maliyetlerin katlanmasına yol açıyor.
BİLİM DİKKATE ALINMALI
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nusret Suna, BirGün’e yaptığı değerlendirmede, otoyolların birer mühendislik eseri olduğuna dikkat çekerek güzergâh seçiminin hayati önemde olduğunu vurguladı. Suna, “Öncelikle yolların geçtiği güzergâhların doğru seçilmesi gerekir. Altyapı sorununun en az olacağı alanlar tercih edilmeli. Zorunlu geçilmesi gereken bölgelerde ise altyapı çalışmaları eksiksiz ve bilimsel yöntemlerle yapılmalıdır” dedi. Karayolları tarafından projelendirilen otoyollarda yalnızca proje çizmenin yeterli olmadığına dikkat çeken Suna, uygulama ve denetimin de en az proje kadar önemli olduğunu ifade etti. Suna “Arazinin jeolojik yapısı, zeminin oturma ve heyelan riski ayrıntılı biçimde incelenmelidir. Ancak proje hazırlanmasıyla iş bitmez. İmalatın doğru yapılması ve yapılan işin doğru biçimde denetlenmesi gerekir” diye konuştu. Zemin sıkılaştırması ve altyapı denetimindeki eksikliklerin yol çökmelerinin temel nedenlerinden biri olduğunu kaydeden Suna, “Zeminin yeterince güçlendirilmemesi halinde bugün yaşadığımız sorunlar kaçınılmaz oluyor. En ufak yağmurda yol çökmeleri meydana geliyor. Çorlu tren faciasında olduğu gibi, altyapı ve menfez yetersizlikleri ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Karayollarında da durum farklı değil" dedi. Bazı zeminlerin yol yapımı öncesinde mutlaka ıslah edilmesi gerektiğini vurgulayan Suna, “Heyelan riski olan alanlarda yeni yapılan yolların kayması şaşırtıcı değil. Yol yapmak basit bir iş değil. Çok ince bir projelendirme, doğru yer seçimi ve etkin denetim gerektirir” ifadelerini kullandı.
YOLLAR HAYATİ ÖNEMDE
Yolların afet anlarındaki kritik rolüne de değinen Suna, 6 Şubat depremlerini anımsatarak şunları söyledi: “Ulaşım, afetlerde en hayati mühendislik hizmetlerinden biridir. Deprem, yangın ya da başka bir afette yollarınız açık değilse yardıma ulaşamazsınız. Köprüler ve viyadükler çöktüğünde kentler tamamen izole olur. Depremlerde ilk 72 saat altın saatlerdir. Bu sürede yollar açık olmalı ki can kurtarılabilsin. Şehir içi ve şehir dışı yollar bu bilinçle yapılmalıdır."
FATURA VATANDAŞA
CHP İstanbul Milletvekili ve Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurulu Başkanı Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ise çöken karayollarının hem projelendirme hem de yapımı esnasında ortaya çıkan mühendislik ve imalat hataları ile ihmalleri bulunduğunu söyledi. Yanıkömeroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Projelendirme aşamasında gerekli zemin etütlerinin eksik ve yetersiz yapılmasından kaynaklı olarak yapım aşamasında standart dışı dolgu malzemesi kullanımı, yol dolgusunun yetersiz sıkıştırılması, drenaj eksiklikleri ve yolu yapan şirketlerin karayollarınca bazı nedenlerle yeterli ve etkili şekilde denetlenmemesi sonucu yolların çökmesi kaçınılmaz oluyor. İktidarın davet usulüyle adrese teslim yaptığı ihalelerde işleri alan yandaş şirketlerin gerekli mühendislik ve yapım standartlarına uymadan sadece kar etme hedefi ile çalışma yaptıkları ortada. Aslında yolu yapan firma tarafından yıllarca yapım garantisi altında olması gereken yollarda, bu tür çökmeler oluştuğunda yolu yapan firmaya herhangi bir yaptırım uygulanmadan sadece hasar gören bölüm için yeniden ihale yapılarak başka bir firmaya tekrar kamu bütçesinden ödeme yapılıyor ve yol onarılıyor. Milletten toplanan vergileri duble yol yapmakla övünen bu iktidarın denetimsizliğinin bedelini maalesef yine vatandaş ödedi, ödemeye de devam ediyor."
***
KARADENİZ SAHİL YOLU UYARISI
Özellikle milyonlarca lira harcanarak inşa edilen ve tartışmalara yol açan Karadeniz Sahil Yolu’na da dikkat çeken Nusret Suna, bu güzergâha ilişkin itirazların proje aşamasında dile getirildiğini anımsattı. Suna “Meslektaşlarımız ve bilim insanları yıllar önce bu yolun problemli bir güzergâh olduğunu söyledi. ‘Buraya yapılmamalı’ denildi. Bilime inanılmalı, başka türlü olmuyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen aynı sorunlar karşımıza çıkıyor" diye konuştu.
***
YOL YAPTIK MASALI ASFALTA GÖMÜLDÜ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz şu değerlendirmeyi yaptı: "Antalya Kemer-Kumluca otoyolunda meydana gelen bu çökme, iktidarın 'yol yaptık' masalının asfalta gömüldüğünün kanıtıdır. 2021'de Düzce-Zonguldak otoyolunda meteor düşmüşçesine oluşan o devasa yarığın bir benzerini bugün Antalya’da görüyoruz; çünkü zihniyet aynı, ihmal aynı. Yandaş şirketlerin elinden çıkan devlet yolları ilk heyelanda çöküyor. Antalya Valisi devletin valisi olmak yerine AKP’nin valisi olarak söz alıyor ve bu çökmeyi bölgenin çok yağış almasına bağlıyor. Aynı zihniyet Çorlu’daki tren faciasını da yağışlara bağlamıştı. AKP rant uğruna vatandaşlarımızın canına kastediyor, ama hiç sorumluluk almıyor! Kamu yararı yerine şirket kârını merkeze koyan, mühendisliği hiçe sayan bu 'çürük düzen' yüzünden yollar dökülüyor. Düzce-Zonguldak yolundaki ihmalin hesabı sorulmadı. Antalya’daki bu felaket fragmanı, daha büyük felaketler için bir ikazdır. AKP buna kulaklarını tıkamaya devam ettikçe bedelini vatandaşlarımız hem canıyla hem cebiyle ödemek zorunda bırakılıyor. AKP zihniyeti canımıza kast etmeye devam ediyor. Türkiye’nin, acilen bu zihniyetten kurtulması gerekiyor. "
***
ÇÖKEN YOLLARDAN BAZILARI
- İzmir (2026): Şiddetli sağanak sonrası Selçuk–Aydın karayolunda çökme meydana geldi, yol trafiğe kapatıldı.
- Antalya (2026): Kemer–Kumluca karayolunda göçük ve heyelan oluştu. Yaklaşık 10 metrelik çukur nedeniyle ulaşım tek şeritten sağlandı.
- Aydın (2025): Aydın–Kuşadası karayolu Yaylaköy mevkiinde zemin çökmesi nedeniyle kapatıldı, trafik alternatif güzergâha verildi.
- Karadeniz Sahil Yolu (2025): Artvin Arhavi–Hopa arasında yol heyelan nedeniyle ulaşıma kapandı. Yoğun yağışlar birçok noktada çökmelere yol açtı.
- Ankara / Polatlı (2025): Yağmur sonrası kazı yapılan bölgede yol çöktü, bir araç göçüğe düştü.
- Zonguldak (2021): Düzce–Zonguldak karayolunda heyelan sonrası yol tamamen çöktü.
GENELGE TERS TEPTİ
2025 yılına yönelik bütçe giderlerinin yer aldığı merkezi yönetim bütçe istatistikleri ise Mayıs 2024’te yürürlüğe giren ve Mayıs 2027’ye kadar geçerli olacağı belirtilen genelgenin kağıt üzerinde kaldığını ortaya koydu. Kamunun kırtasiye harcaması, Tasarruf Genelgesi’nin yürürlüğe girdiği yıla göre azalmak yerine arttı. Kamu kurumları 2024 yılında toplam 6 milyar 233 milyon 77 bin TL’lik kırtasiye alımı yaptı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, “İsraf kalemleri” arasında gördüğü kırtasiye alımlarının 2025 yılında azaltılması için kurumlar uyarıldı. Ancak yürürlükteki Tasarruf Genelgesi ve uyarılara karşın kamunun kırtasiye alımlarının 2024 yılına göre 2025 yılında 1 milyar TL’ye yakın arttığı belirlendi. Kamu kurumları 2025 yılında toplam 7 milyar 47 milyon 938 bin TL’lik kırtasiye alımı harcamasına imza attı. 2025 yılının yalnızca Aralık ayında 2 milyar 250 milyon 963 bin TL’lik kırtasiye alımı yapılması dikkati çekti. Kamu adına gerçekleştirilen kırtasiye harcamaları, bazı aylara göre şöyle sıralandı:
- Ocak-Şubat: 254,5 milyon TL
- Mart-Nisan: 594,9 milyon TL
- Mayıs-Haziran: 701,1 milyon TL
- Temmuz-Ağustos: 973,4 milyon TL
- Eylül-Ekim: 1,5 milyar TL
- Kasım-Aralık: 2,9 milyar TL
Başsavcılık, Muzaffer Yıldırım'ın, malvarlığını suçtan elde ettiğine ve söz konusu geliri aklandığına dair "ciddi emarelerin bulunması" gerekçesiyle mal varlığına el konulmasını talep etti.
Başsavcılığın açıklamasında kullanılan ifadeler ışığında, Muzaffer Yıldırım hakkında "kara para aklama" suçundan da soruşturma başlatıldığı anlaşıldı.
İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, başsavcılığın talebini değerlendirerek, Yıldırım'ın mal varlığına el konulması kararı verdi.
Konuya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklama yapıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen 2026/13211 sayılı soruşturma kapsamında, Şüpheli Muzaffer Yıldırım’ın malvarlığı değerlerinin suçtan elde edildiğine ve söz konusu gelirin aklandığına dair ciddi emarelerin bulunması nedeniyle, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında kanun kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığımızca 09.02.2026 tarihinde verilen Resen el koyma kararının, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.02.2026 tarih ve 2026/885 değişik iş sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir. Soruşturma çok yönlü ve titizlikle devam etmektedir. Kamuoyunun bilgisine saygıyla duyurulur."
OLAYIN GEÇMİŞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 18 Aralık 2025’te çok sayıda ünlü ismin adresine eş zamanlı baskınlar yapıldı.
İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipler tarafından düzenlenen operasyonda şarkıcı Aleyna Tilki, oyuncu İrem Sak, sosyal medya fenomeni Danla Bilic ve Mümine Senna Yıldız gözaltına alındı. Uyuşturucu testi için kan ve saç örnekleri alınan dört isim daha sonra serbest bırakıldı.
Soruşturma kapsamında ayrıca oyuncu Melisa Döngel, şarkıcı Yusuf Güney ve sosyal medya fenomeni Cihan Şensözlü için de gözaltı kararı çıkarıldı; ancak bu kişiler operasyon sırasında adreslerinde bulunamadı. Yine soruşturma kapsamında yurt dışında olduğu tespit edilen Şeyma Subaşı, Şevval Şahin ve Mert Vidinli hakkında yakalama kararı verildi.
30 Aralık 2025’te İstanbul’a dönen Şeyma Subaşı gözaltına alındı, savcılıktaki ifade işlemleri tamamlanan Subaşı hakkında yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.
28 Aralık’ta sabah saatlerinde yine İstanbul’daki çeşitli adreslere baskınlar düzenlendi ve rapçi Ege Karataşlı, model Buse İskenderoğlu, eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Veyis Ateş ile sosyal medya fenomeni Taner Çağlı’nın da aralarında olduğu 23 kişi gözaltına alındı.
Bunlardan Veyis Ateş, Ege Karataşlı ve Taner çağlı tutuklanırken, diğer isimler serbest bırakıldı.
Soruşturmanın dördüncü dalgası kapsamında 5 Ocak’ta gözaltına alınan 26 kişi, 6 Ocak sabah saatlerinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.
BEBEK OTEL'İN SAHİBİ MUZAFFER YILDIRIM TUTUKLANDI
Savcılıkta alınan ifadelerin ardından 19 kişi tutuklama, 3 kişi ev hapsi şeklinde adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. 4 kişi ise doğrudan serbest bırakıldı. Hakimlik, 19 şüphelinin tutuklanamsına karar verdi.
Tutuklananlar arasında Bebek Otel’in sahibi Muzaffer Yıldırım, otelin Genel Müdürü Arif Altınbulak, sosyal medya fenomeni Burak Altındağ ile kamuoyunda “Ciciş kardeşler” olarak bilinen isimlerden Ceyda Ersoy’un da yer alması dikkat çekmişti.
Öte yandan Habertürk’te çalışan gazeteci ve spikerler hakkında da uyuşturucu soruşturması sürüyor. Bu soruşturma kapsamında eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy ve spiker Ela Rümeysa Cebeci tutuklandı.
***





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder