halkTV "Köşebaşı" -5 Mart 2026-




Siyanür faciasına yol açan madeni 1.5 milyar dolara Cengiz alıyor -Bahadır Özgür-

Erzincan İliç’te 13 Şubat 2024'te meydana gelen ve 9 işçinin hayatını kaybettiği, en büyük çevre felaketlerinden birisine de sebep olan altın madenini Cengiz Holding satın alıyor.

Madenin yüzde 80 hissesine sahip Kanadalı SSR Mining payını Cengiz Holding’e 1.5 milyar dolara satacak. Kalan yüzde 20 hisse ise Çalık Holding’in madencilik şirketine ait.

SSR Mining’in borsaya yaptığı açıklamada Türkiye'deki Çöpler madeninin Cengiz Holding tarafından satın alındığı resmen duyuruldu.

SSR Madencilik İcra Kurulu Başkanı Rod Antal açıklamada şöyle dedi: “Son iki yılda, operasyonların güvenli ve sorumlu bir şekilde yeniden başlatılmasını sağlamak için Çöpler madenini ilerletmek için özenle çalıştık. Ayrıca, operasyonların yeniden başlatılması için gerekli onayların alınmasına yönelik her gereksinimi karşılamak amacıyla eş zamanlı olarak Türkiye hükümet yetkilileriyle yakın işbirliği içinde çalıştık. Bu kapsamlı çabaların bir parçası olarak, hissedar değerini en üst düzeye çıkarmak için Çöpler'de ileriye dönük en uygun yolun stratejik bir incelemesini sürdürdük. Bugün Cengiz Holding ile anlaşmayı duyurmaktan mutluluk duyuyoruz.”

FELAKET RESMEN AKLANDI!

İliç’te meydana gelen felaket hem 9 işçinin binlerce ton İliç yığını altında kalarak yaşamını yitirmesine hem de büyük bir çevre yıkımına sebep olmuştu. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nın madende 10 milyon tın kapasite artırımı yapması büyük tartışmalara sebep olmuştu.

Nitekim faciadan 102 gün sonra hazırlanan bilirkişi raporunda Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu kararı veren yetkilileri asli kusurlu saymıştı. Ancak soruşturmayı yürüten Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı raporu yetersiz bulup, yeniden bilirkişi raporu hazırlanmasını istemişti.

22 Kasım 2024’te savcılığa sunulan raporda ise bu sefer ÇED raporu ile yaşanan olayın ilişkilendirilemeyeceği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yetkililerinin kusursuz olduğu ileri sürülmüştü. Sonuçta da ÇED raporunu hazırlayan ve onay verenler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.

https://halktv.com.tr/siyaset/ilic-faciasinda-murat-kurumun-imzasini-hatirlatti-deniz-yavuzyilmaz-belgeleri-1008986h

/././

Anne kızın ve dünyanın tecavüzcüleri -Ayşenur Arslan-

lenguler-001.png

Bu fotoğrafa iyi bakın.
Adı Ayhan Ş.
Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi imiş.

Yılllar yıllar önce Fatmanur adlı bir kız çocuğunu istismar etmiş. Aile “namus” adına, “elalem ne der” falan diye herhalde tecavüzcüsü ile evlendirmiş. O korkunç beraberlikten bir kız çocuğu dünyaya gelmiş. Ve Fatmanur’un iddiası o ki, Ayhan Ş. denilen cisim, öz kızına da üç yaşından itibaren tecavüz etmiş.

Fatmanur, yargıya sığınmış. Ancak her türlü delile rağmen tecavüzcünün tutuklanmasını sağlayamayınca eyleme başlamış. Sesini duyurmaya çalışmış. Duyuramamış.

Anne kız neredeyse göz göre göre ölüme sürüklenmiş.

Hele küçük kız, adeta ölüm orucuyla, ona bunları reva gören dünyadan çekip gitmek istemiş.

Önce çocuklar ve Kadınlar Derneği üyesi avukat Buse Naz Güneş’in anlattıklarını okuyunca avaz avaz ağlamak istiyorsunuz:

“Hifa yaşadıklarının etkisiyle ve yetkili kurumların ihmali nedeniyle aylardır yemek yemiyor su bile içmiyordu. Annesinin şırınga yardımıyla birkaç damla su içirerek hayatta tutmaya çalıştığı bir çocuk haline gelmişti.”

Eylemiyle birkaç yayın organının dikkatini çekmeyi başaran anne, “ölürsem intihar etti demeyin” diye uyarmıştı. Ölüm tehdidi aldığını söylemişti. Kızına sahip çıkılmasını istemişti.

“Aile aile” diye ortalarda dolaşanlar ne yaptı peki?

Minik kızı, İstanbul’da psikiyatrik tedavi mümkün değilmiş gibi Ankara’ya götürmeye çalıştı.

Anne, çocuğu elinden alınıp dosya kapatılacak korkusuyla mı kim bilir, karşı çıktı.

Ve…

Anne kızın cansız bedenleri İstanbul Kazlıçeşme sahilinde bulundu.

Ayhan Ş. için bir şey yapamayan yargımız, eksik olmasın bu sefer elini çabuk tuttu. Habere yayın yasağı getirdi.

***

Ensar Vakfı’ndaki tecavüz iddiaları Meclis’e taşınınca o zamanki bakana sahip çıkan iktidar milletvekilleri şimdi ne yapar sizce?

Ev ev dolaşır, iftar sofralarında poz ve siyasi mesaj verir ama bu korkunç dosyaya dair tek bir söz etmez, değil mi!

Sapıklar, adında Kuran ya da dini terim geçen bir vakfın yöneticisi olunca dokunulmazlık kazanıyor herhalde..

Fatmanur ile kızının ölümü kayıtlara “intihar” diye geçerse şaşırmayacağım.
Haberin birkaç gün içinde unutulup gitmesine de..

Bu ülkenin de dünyanın hemen her köşesindeki toplumların da insanı yaşatmak gibi bir derdi yok.
Son savaşta iyice net biçimde gördük.
Ölenlere “karşı taraftan” ise acımıyoruz.
Mesela, ABD nefretiyle tanıdığımız Doğu Perinçek’in gazetesi Aydınlık dün şu manşetle çıktı: “CONİLER TABUTTA”

O tabuttakiler, evet Amerikalı. Ama Doğu Perinçek de biliyor olmalı, çoğu, yoksul beyazların ve Amerikan vatandaşı olabilmek için askere yazılan göçmenlerin, Güney Amerika ülkelerinin çocukları. Haritada yerini gösteremeyecekleri İran’la savaşmak için gönderilmiş ve ölmüşler.

Savaş niye çıkmış peki?

Erdoğan’dan Selman’a Sisi’den Şara’ya aşkla bağlandıkları Trump meğer Netanyahu tarafından kandırılmış!!

Saray’ın Sesi Sabah gazetesine göre “ABD, Yahudi lobisinin tahrikiyle savaşın içine çekilmiş..”

Yine de Trump halinden memnun görünüyor. Kafasında savaş modası yaratan kasketle pozlar veriyor. Gençlerin ölümleri üzerinden politika yapıyor.

İki hayatın katili, Ayhan Ş. denilen cisim de elini kolunu sallayarak aramızda dolaşıp Ramazan pozları veriyor.

Ve bizler ne yazık ki bu canavarları durduramıyoruz.

***

Adını koymaya gerek var mı bilmiyorum.

Üçüncü Dünya Savaşı geliyor gelecek derken geldi!

Çünkü; Trump dünyayı istiyor.

Erdoğan ve bölgedeki mevkidaşları da koltuklarını korumak.

Ölenler için iki dua, bir hisli bakış.. O kadar!

Doğu Perinçek buna bile gerek görmemiş anlaşılan. Tabuttan siyasi / ideolojik mesaj çıkartmış.

Savaş “yaşlılar istedi” diye gençlerin ölümü demektir.
Evlerinde güven içinde oturduklarını zannedenler içinse -özellikle bu son savaşta- petrol fiyatları, lojistiğin iflası gibi nedenlerle yoksulluk yerine açlığın deneyimlenmesi olacaktır.

Ama ne gam!

Tanju Özcan tutuklandı..

Gazeteci arkadaşlarımız Merdan Yanardağ, Alican Uludağ çoktan hücreye kondu..

Başta İmamoğlu, yüzlerce kişinin mahpusluğu yılını doldurdu ya!

Saray, iktidarını kontrol altında tuttuğunu düşünüyor olmalı.
Aslında kontrolün çoktan elinden çıktığını anlamaya az kalsa da!

/././

Neden patriotlara ihtiyaç var?-Serra Karaçam- 

Washington Post’un online manşetinde bir süre kalan habere göre "NATO, Türkiye’ye yönelen bir İran füzesini düşürdü".

Wall Street Journal ise, ABD donanma muhribinin, Türkiye'de Amerikan askerlerinin konuşlu olduğu bir üsse doğru ilerleyen İran füzesini imha ettiğini yazdı.

“Hızla genişleyen çatışmada bir başka sınır daha geçildi”.

CNN ise Türkiye’nin açıklamasına yer veriyor.

Türk Savunma Bakanlığı’nın "NATO’nun İran füzesini düşürdüğünü belirttiği" açıklama aktarıldı...

***

İran, Çarşamba gününe kadar Türkiye’ye saldırmaktan kaçınıyordu.

Türkiye Savunma Bakanlığı, füzenin Türkiye’ye ilerlerken Irak ve Suriye hava sahasından geçtikten sonra imha edildiğini belirtti.

Yani NATO hava sahasına ilerlerken…

Yani hali hazırda oraya girmiş, oraya ilerlerken değil.

Hatay'ın güneyinde açık bir alana düştü.

Akdeniz’de bulunan ABD Donanma gemisi, füzeyi bir SM-3 ile vurdu.

Yani NATO hava savunma sistemi dedikleri ABD donanma gemisinin, Aegis balistik füze savunma kapasitesine sahip olması.

Pentagon beni ve sorularımı NATO SHAPE denilen Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargahı birimlerine yönlendirdi.

Kürecik erken uyarı sistemi devreye girdi mi net değil.

Otomatik mi, neredeki bir sensör ağı ile komuta bu kararı verdi tam açıklama yok.

Neyse ki Bakan Hakan Fidan Meclisi bilgilendirecek.

Bu arada WSJ “Türk Savunma Bakanı Hakan Fidan’ın yanıt olarak İranlı mevkidaşıyla görüştüğü ve Tahran’ın çatışmayı genişletecek eylemlerden kaçınması gerektiğini söylediği” bilgisini verdi.

Bakanın titrini yanlış yazdılar.

Olur böyle şeyler.

Gelelim Kürecik Radar Üssü'ne

Burası aktif ve NATO’nun balistik füze erken uyarı ağına bağlı.

  • Sadece fırlatmaları tespit ve takip edebiliyor, füze düşüremez.

  • Türkiye'deki son durumda S-400'ler pasif.

  • 1 adet İspanya'ya ait Patriot duruyor ancak o da gitti mi net bilgi yok

  • Ayrıca İspanyol kuralları (ROE) daha kısıtlayıcı olarak biliniyor.

  • Dolayısıyla İran füzesini ABD gemisi ve oradan kalkan füze durdurdu.

NATO ÜSSÜ VE GÖZALTILAR

Bugünkü füze olayına bakarken yakın geçmişe gidelim.

Ocak sonunda Türkiye'de bir İran vatandaşı da dahil olmak üzere altı kişi, İran için siyasi ve askeri casusluk yapmakla suçlanarak tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Türkiye’nin istihbarat teşkilatı MİT ortak soruşturma yaptı…

Şüphelilerin, İncirlik Hava Üssü gibi askeri üsler ve diğer NATO hassas noktaları hakkında bilgi topladıkları ve bu bilgileri İran Devrim Muhafızları’nın istihbarat birimine ilettikleri iddia edildi.

Ayrıca Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere drone sevkiyatında bağlantıları olduğu ileri sürüldü.

Daha geçen hafta Adana’da yerel kanal Koza TV’nin genel müdürü ve bir muhabiri, İncirlik Hava Üssü’nden yapılan canlı yayın nedeniyle gözaltına alındı.

ANKA Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener de aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakıldı.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasında, “Askeri tesis ve üslerin konumu, güvenlik düzenlemeleri ve fiziki yapısına ilişkin görüntülerin kamuoyuyla paylaşılması ulusal güvenlik açısından risk teşkil etmektedir” denildi.

***

Gelelim ABD’de basına

CNN muhabiri, Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt’e, “Trump’ın hedeflerine ulaşıldığında İran rejimi hâlâ ayakta olursa bu kabul edilebilir mi?” sorusunu yöneltti.

Leavitt, soruya yanıt vermekten kaçındı.

Kürt liderlerin silahlandırılması iddiaları sorulduğunda ise Leavitt, Başkan Trump’ın yalnızca Irak’taki ABD üsleriyle ilgili konuştuğunu belirtti ve Kürtlerin silahlandırılmasıyla ilgili iddiaları yalanladı.

***

Beyaz Saray: Başkan onurlu nakil törenine katılacak. Bunu da haber yapın!

Öte yandan Başkan Trump, ölen ABD askerlerinin onurlu nakil törenine katılacağını açıkladı.

Soru: CNN muhabiri Kaitlan Collins, Savunma Bakanı’nın bu sabah söylediklerine atıfta bulunarak sordu:

“Bu yönetim, basının ABD’li askerlerin ölümlerini öne çıkarmaması gerektiğini mi düşünüyor?”

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt yanıtladı:

“Hayır. Bu yönetim, basının ‘Operation Epic Fury’nin başarısını ve İran rejiminin yol açtığı tehdidi doğru şekilde haberleştirmesini istiyor.

Eğer İran rejiminin tercihi olsaydı, buradaki herkesin hayatına son verirlerdi."

Leavitt ayrıca şunları ekledi:

“ABD Başkanı da askerlerin onurlu nakil törenine katılacak. Lütfen bunu görmezden gelmeyin ve olması gerektiği gibi haber yapın.”

Türkiye’de CNN, ABD yanlısı olmakla suçlanıyor.

Bu doğru mu değil mi tartışması bir yana, izleyiciler hassas konularda bazen haksız yorumlar yapabiliyor.

Olanları anlattığınızda, bazıları bundan hoşlandığınızı düşünebiliyor.

ABD’de ise CNN, haber yapmak için yönetimle sürekli çatışıyor, soruyor ve yeterince vatansever olmamakla suçlanıyor.

İran dünyayı şaşırttı: Mozaik savunma işe yaradı -Mustafa K.Erdemol-

Başta Tel Aviv olmak üzere bazı İsrail kentleri İran füzeleriyle büyük tahribata uğradı dünden beri. Batı haber kanallarının ya hiç vermedikleri ya da şöyle bir geçiştirdikleri bu büyük askeri operasyon İran’ın bugüne kadar muhataplarına yaptığı uyarılarda ne kadar haklı olduğunu da gösteriyor. Sosyal medyadaki alternatif haber sitelerinde paylaşılan binlerce görüntü durumu açıkça ortaya koydu. Pek saklanılacak gibi değil yani.

ABD Başkanı Donald Trump’ın önceleri “az sayıda asker kaybettik” dedikten bir gün sonra “bu sayı artabilir” de dediğini anımsayarak belirtelim ki İran’ın vurduğu Körfez ülkelerindeki ABD üslerinde azımsanmayacak sayıda ABD askeri muhtemelen hayatını kaybetti.

İsrail’in geçen Haziran’daki 12 günlük savaşta da aşılmış olan meşhur Demir Kubbesi, iki gündür iyice delik deşik olmuş durumda. Bu sonuca İran’ın asimetrik taktiklerinin yol açtığını söylüyor askeri uzmanlar. Bunlardan biri olan eski İsveç Silahlı Kuvvetleri hava savunma subayı Mikael Valtersson “Yoğun düşman bombardımanına dayanabilecek bir komuta yapısı ile silah kapasitesine sahip olmalısınız” diyerek İran’da bunların olduğunu ileri sürüyor. Valtersson’a göre İran liderliği ile silahlı kuvvetleri operasyonel olmaya devam ediyor, üstelik büyük çaplı misilleme yapma kapasitesine de sahip. Söyledikleri ilginç:

“İran'ın iç istikrarı daha da sağlamlaştı. Ayrıca İran, Amerikan-İsrail'in yıldırım savaşı girişimini, uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüştürmeyi başarmış görünüyor”.

Öyle midir anlarız zamanla ama İran’ın beklenmedik bir savunma yaptığı gerçek. Bu savunma amaçlı saldırıda uzun zamandır planladığı “Mozaik Starteji”nin etkisi büyük. Bu strateji, ABD-İsrail'in kesin sonuç alıcı stratejilerine karşı tasarlanmış, insansız hava aracı/füze saldırıları düzenleyebilen, merkezi olmayan, hücre tabanlı askeri birimlerden oluşuyor. Ayrıca, düşman hava savunmasını alt etmek için tasarlanmış toplu insansız hava aracı saldırıları, koordineli insansız hava aracı/füze saldırılarının yanısıra ABD ile müttefiklerinin füze stoklarını sürekli olarak tüketmeye odaklı.

Mozaik Strateji “eyalet komutanlıklarına, üslere, diğer kademelere azami yetki devretmek, onlara savaş operasyonlarını özerk olarak yürütme yeteneği sağlamak” ilkesine dayanıyor.

Başarıya ulaştığını İsrail’e yağan füzelerden anlayabiliyoruz. Rus askeri uzman Yury Lyamin Mozaik Strateji’nin 2000'li yıllarda ABD'nin Afganistan ile Irak'ı işgali, daha sonra da İran'ın nükleer programına yönelik saldırılarla benimsenen bir strateji olduğunu vurguluyor. İsrail’e yollanan füzeler “sahada test” sayılabilir” diyor Lyamin.

***

Valtersson’a göre de İran, Körfez'deki ABD üslerine zarar vermeyi kesinlikle başardı. Nedenlerini şöyle açıklıyor: İran'a yakınlık, minimum uyarı, çok kısa tepki süresi anlamına geliyor. ABD güçleri ile yerel ortaklar arasındaki zayıf koordinasyon, üs savunmasını zayıflattı. ABD'nin önemli hava savunma varlıkları, İsrail'i korumakla meşgul oldu. İran'ın ABD'nin AN/FPS-132 uzun menzilli radarını erken yok etmesi, ABD'nin gelen füze fırlatmalarını tespit etme kabiliyetini kısıtladı.

Rejiminin canı cehenneme, ama dünyaya “canavar” gibi gösterilen İran’ın, tavizler de vererek “anlaşma” isteğini belli ettiği müzakerelerle meşgul edilirken ABD/İsrail terör devletleri tarafından “kalleşçe” vurulma ihtimaline karşı hazırlıklı olduğu anlaşılıyor.

Demek ki, içeriği ne olursa olsun “stratejiniz” her neyse, uzun vadeli olmak zorunda.

İran bunu da kanıtlamış oldu.

PKK yine çark edebilir!-Mehmet Tezkan- 


ABD kaynaklı haberler iç açıcı değil. CIA Devrim Muhafızlarıyla çarpışsın onları meşgul etsin, enerjilerini tüketsin, güçlerini bölsün, özerk bölge oluştursun diye İran’ın PKK’sı diye bilinen PJAK’ a destek verecekmiş.

Yani ağır silahlar verecekler. SİHA (silahlı insansız hava aracı) verecekler. Dron saldırısını düzenlemeleri için gerekenleri sağlayacaklar…

PJAK’ın hakimiyet kurduğu alana ABD’li askerler de yerleşerek İran ordusuna yönelik saldırılara katkı sağlayacak.

Amerika Suriye’de ne yaptıysa İran’da da aynısını yapmaya niyet etmiş.

ABD, Suriye’deki PYD/YPG yapılanmasına sahip çıkmıştı. Halk Savunma Birlikleri adını taşıyan YPG militanlarını eğitti, ağır silahlarla donattı, 10 yıl boyunca büyük bir bölgeyi kontrol etmelerini sağladı…

Aynı senaryo İran’da sahneye konulmak isteniyor. Trump, Barzani’yi arayarak Kuzey Irak Kürt yönetiminden yardım istedi…

Soru şu; böyle bir gelişme olursa Kandil’deki PKK militanları ne yapar? PKK diye bir örgüt yok ama KCK denen yapı duruyor. KCK; PKK/PJAK/YPG’ nin tepe örgütü…

PKK kendini lağvetti ama militanları ellerinde uzun namlulu silahlarla Kandil’de, Kandil’in çevresindeki mağaralarda oturuyor.

Silahlarını yakacakları günü bekliyorlar!...

PJAK’ a ABD/İsrail ikilisinin desteğiyle güç kazanırsa, palazlanırsa Kandil’deki militanlar silahlarıyla İran’a geçip PJAK saflarına katılır mı?

Yani PKK çark edebilir mi?

Edebilir!..

Çünkü daha önce çark ettiler. 2013 yılının Nevruz ayında Öcalan’ın mektubu Diyarbakır meydanında Türkçe ve Kürtçe okundu. Öcalan Silahlı mücadelenin sona erdiğini söyledi. Silahlı unsurların Türkiye sınırlarının dışına çekilmesini istedi. Demokratik Siyaset döneminin başladığını ilan etti…
Kandil ilk başta dinledi veya dinliyormuş gibi yaptı. PKK militanlarının bir grubu kameralar eşliğinde medya ordusuyla birlikte Türkiye’den ayrıldı. Terörist saldırılar durdu. Çatışmasız ortama girildi.

2014 yılının eylül ayında IŞİD Kobani’ye saldırıncaya kadar. Ankara bir süre sessiz kaldı. Suriyeli Kürtlere yardım etmedi. O tarihte Başbakan Davutoğlu’ydu; insani yardıma dahi geçit vermem diye direndi ama Irak ile saldırı altındaki Kobani arasında Türkiye üzerinden koridor açmak zorunda kaldı…

Peşmergeler Türkiye üzerinden Suriye’ye geçerek Kürtleri IŞİD’ in elinden kurtardı…

Ne olduysa bundan sonra oldu. ABD önce Suriyeli Kürtler kendilerini savunsunlar diye helikopterden silah attı, mühimmat attı sonra askerlerini ve TIR’lar dolusu malzeme, zırhlı araç, havan topu gibi malzeme gönderdi. Suriye’nin kuzey doğusuna petrol bölgesine yerleşti.

Bu gelişmeyle birlikte PKK da silahlı mücadeleye son vermekten vazgeçti. Öcalan’ın çağrısı çöpe atıldı. Çözüm sürecine nokta konuldu. Binlerce PKK’lı Suriye’ye geçerek özerk Kürt bölgesi oluşturmak için harekete geçti…

PKK çark etti…

Benzer bir durum İran’da da yaşanırsa, resmen bitse de fiilen varlığını sürdüren PKK yine çark edebilir.

(Acil ve çok önemli kaydıyla bir parantez açıyorum. İran’dan atılan balistik füze Hatay semalarında Doğu Akdeniz NATO hava ve füze savunma sitemi tarafından etkisiz hale getirilmiş. Havada imha edilmiş. Parçalar Hatay’ın Dört yol ilçesine düşmüş…

Soruyorum bizim S/400 savunma sistemimiz neden devreye girmedi?

Savunma Bakanlığı envanterimizde dediği S/400 hala neden depoda tutuyor?

“Hava savunma sistemimiz yok çok acil lazım” diye aldığımız S/400’ler neden altı yıldır depoda?

S/400’leri 2,5 milyar dolar nakit vererek bugünler için almadık mı?

İran her an bize de saldırabilir. Saldırdı da… S/400’leri depodan çıkarıp aktif hale getirmenin zamanı değil mi?

NATO devreye girip İran’ın füzesi Hatay’ı vursaydı Savunma Bakanlığı ne yanıt verecekti?

Savunma Bakanı’ndan acele yanıt bekliyoruz diyeceğim ama vermez/veremez. Çünkü verecek cevabı yok.

Oysa soru açık ve net? Füzeler havada uçuşurken hava savunma silahımız S/400’ler neden depoda. Yanıt alana kadar parantez kapatmayacağım…

Bir ‘Kara Maskeliler’ eksikti!-İsmail Saymaz- 

İ.B., geçen yıl 15 Şubat günü saat 00.15’te İstanbul Beylikdüzü’ndeki dükkanını açarken, kapıda dört kurşun deliği gördü.

Saldırganlar kapıya ateş etmişti.

Fakat niçin?

İ.B., saldırıya hiçbir anlam veremedi.

Çünkü ne kimseden tehdit almıştı ne de birilerinden şüpheleniyordu.

Kuşkulanmakta haklıydı.

Çünkü asıl hedef kendisi değil, komşu dükkandı.

Komşusu A.Ç., 13 Şubat 2025’te yabancı bir telefon numarasından aranarak, “Sen nasıl iş yapıyorsun, eksik iş yapıyorsun, bana 10 milyon borcun var, ödeyeceksin” şeklinde tehdit edilmişti.

A.Ç.’ye oğlu D.’nin fotoğrafını gönderen saldırganlar “Oğlunu seviyorsan bizlere ulaş, ondan ayrı kalma” diye mesaj da yollamışlardı.

A.Ç., şikayetçi oldu.

Bir gün sonra dükkanı taradılar.

Yüzleri maskeli iki saldırgan motosikletle gelip ateş etmişti.

Merkezi Esenyurt

Failleri tespit etmek zor olmadı.

A.Ç.’ye mesaj gönderen örgüt yöneticisi İ.Ş.’ye ait WhatsApp hesabının profilinde, yüzleri maskeli bir grubun görseli bulunuyordu. Görselin üzerinde ‘Kara Maskeliler’ yazıyordu.

Liderliğini ‘Murat Doğan’ adıyla bilinen Murat Küçükyavuz’un yaptığı suç örgütü uyuşturucu ve silah ticareti, tehdit, yağma ve kurşunlama eylemleriyle adını duyurdu. Merkezi Esenyurt olan örgüt Bağcılar, Bakırköy, Esenler ve Beylikdüzü’nde suçlara karıştı.

Bakırköy Adliyesinde haklarında açılan üç dava devam ediyor.

Geçen yıl dört şüpheliye yağma ve tehditten…

Bu yıl toplam 16 şüpheliye dört eylemden ötürü iki iddianame düzenlendi.

‘Reis’ Yunanistan’da

‘Reis’ diye hitap ettikleri 29 yaşındaki liderleri Küçükyavuz’un kurşunlama olaylarına karıştığı için yasadışı yollarla Yunanistan’a kaçtığı ve halen bu ülkede olduğu tahmin ediliyor.

Küçükyavuz, örgütünü komşudan yönetiyor.

Beylikdüzü’ndeki dükkanı kurşunlama olayının Küçükyavuz’un talimatıyla gerçekleştiği ileri sürülüyor.

Nasıl mı?

Yine Bakırköy Adliyesi’nde Kara Maskeliler’e açılan dördüncü davanın iddianamesine göre saldırıda kullanılan motosikletin eylem öncesinde Esenyurt’ta otoparka çekildiği anlaşıldı. Otopark işletmecisi, mahalle arkadaşları M.T. ve N.D.’nin motosikleti getirdiğini iddia ediyor. Aynı gece Y. ve N.D.’nin gelip motoru teslim aldığı, saldırıdan 15 dakika sonra da parka bıraktıklarını iddia ediyor.

Silah ve uyuşturucu deposu gibi

Polis evli ve bir çocuk babası M.T.’nin evine baskın düzenledi.

Aramada 11 kalaşnikof silah, yedi şarjör ve 581 fişek ile 18.710 gram esrar ve 1905 gram kokain ele geçirildi.

26 yaşındaki M.T., ifadesinde, mahalleden tanıdığı Küçükyavuz’un “kendisine illegal işler pasladığını” savunuyor.

İfadesine göre Küçükyavuz, M.T.’yi yakın adamı İ.Ş ile tanıştırdı.

Yurt dışında bulunan 25 yaşındaki İ.Ş., bir gün M.T.’ye telefon açarak, “Çalıntı bir motosikleti çocuklar sana getirecek, güvenli bir otoparka koy, senden geri alacaklar” dedi.

M.T., motosikleti Esenyurt’ta otoparka bıraktı.

Aynı gün iki kişi gelip aracı teslim aldı.

İki kişiden birisi ‘Suri Mami’ lakaplı 21 yaşındaki M.N.E.’ydi.

M.N.E., dükkana saldırıda motosiklette arkada oturan şüpheliydi.

M.T., motosikletin saldırıda kullanılacağından haberdar olmadığını iddia ediyor. İ.Ş.’nin yönlendirmesiyle bu zamana kadar üç motosikleti, çalıntı olduklarını bilmeden otoparka çektiğini söylüyor.

Evindeki esrarı Küçükyavuz’un 26 yaşındaki adamı M.D.E.’nin kilitli valizde getirdiğini, “İçinde ne olduğunu boşver, sakın açma, valizin başına bir şey gelirse senin de başına nelerin gelebileceğini biliyorsun” diye tehdit ettiğini savunuyor.

Kokain ve silahların Küçükyavuz’un İstanbul’da işlerini takip eden K.A.’ya ait olduğunu ileri sürerek, “Uyuşturucu ve silahları saklamam için beni ve ailemi ölümle tehdit ettiler. Bir aydır üzerlerinde polis baskısı olduğunu bahane ederek beni ve ailemi ölümle tehdit ederek, uyuşturucuları ve silahları muhafaza etmeye başladılar” diyor.

K.A.’nın kokain sattığını…

“Mallar Küçükyavuz’a ait. Para direkt Küçükyavuz’a gidiyor” dediğini savunuyor.

“Küçükyavuz’u çocukluğumdan beri tanırım. Tereddüt etmeden birini öldüreceğini yada öldürtebileceğini biliyorum. Çok korktuğum için uyuşturucuların evimde muhafaza edilmesine göz yumdum” diyor.

Toplam 21 silah getirildiğini, dördünü M.D.E.’nin, ikisini ise K.A.’nın alıp gittiğini, elde 11 adet kaldığını anlatıyor.

M.D.E.’nin dört silahın satışından elde edilen 380.000 TL’yi K.A.’ya verdiğini anlatıyor.

Eylemlerine devam ediyor

M.T., ek ifadesinde şu bilgileri veriyor:

“Küçükyavuz, Kara Maskeliler’in lideridir. İ.Ş., Küçükyavuz’un emrinde çalışır. K.A. ve M.D.E. de Küçükyavuz’un talimatıyla hareket eder. Küçükyavuz ve diğer kişiler İstanbul'da eylemlerine devam etmektedir.”

Otelde kalan 22 yaşındaki K.A., son anda polisin elinden kurtuldu.

Odasında bir silah, bir fişek ve bir şarjör bulundu.

Küçükyavuz ve İ.Ş., yurt dışında oldukları için yakalanamadı.

Suriyeli M.N.E. aranıyor.

Gözaltına alınan M.D.E. ve N.D. ise tüm iddiaları reddediyor.

Kara Maskeliler’e açılan dördüncü davanın iddianamesinde kişisel verileri ele geçirmek ve yaymak, uyuşturucu ve ruhsatsız silah ticareti, mala zarar, yağma ve suç örgütü üyesi olma iddiaları yöneltiliyor.

/././

halkTV


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Vatansever cücükçü + CIA destekli 1953 darbesiyle gelen diktatörlük -EVRENSEL-

Vatansever cücükçü -Arif Nacaroğlu- Bütün kötü haberleri vermekle görevli AKP grup başkanı son müjdesini verdi; emeklinin bayram ikramiyesin...